![]() |
Kirpikler ve Kadın Rüzgar bir gece takıldı Gözbebeklerinin derinliklerine Ve derin uykuya dalan kirpiklerine Gece eğlence düşkününe benziyor Dışarda delicesine yağmur Sana sarılan beden Titriyor soğuktan Belli belirsiz sınırları aşarak Denize ulaşıyor yaz sürgünleri Titrek ve tutsak Tüm duyguların evreninde Sarhoşu seninle olmanın Gecenin bir saatinde Rüzgarlı bozkırlarda Yasak karanlıklardasın İçeri dışarı gibi Kapkara ve ürpertici Yağmur sonrası Renksiz bulutları kovalarken Değdi değecek yeryüzüne Buğday saçakları gibi Doplolu gözbebekleri Gecenin... Arslan Bayır |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Acep Nerdedir Yalan dolan ile geçen ömrümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bir tatlı kelâmdır tüten gözümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bilirim, garibin kimsesi olmaz Evvel dost diyenler, arayıp sormaz Hatırın sormaya kapıyı çalmaz Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Yürekte kanayan derttir, hasrettir Gönlü bir virane, Engin gariptir Bir gelse, bir gülse, ol ki cennettir Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Engin Tunca |
Masal Aşklar * Aslı - Leyla - Şiirin ne gübresi bol gülde aşk kaldı ne çatıda bülbül menfaat aldı bakışan gözlerde parasız dürbünle denize bakılmıyor güneş batarken sakın geri gelmeyin * Kerem-Mecnun-Ferhat gözlerle seven bakışları sindirdiler kapı eşiklerine yaya kaldı sevgiler sadece parası olan dağları deliyor sakın geri gelmeyin * aynaların önünde kimse hazırlanmıyor sen olmasan ben yoktum provalarına parası olan konuşuyor aynasız sırıtarak aşk sapık rotasına saptı kendinden çok genç ve evli sevgililerle günlük aşklar aldı sohbet masalarını övünçler günlüklerin gayri safi milli hasılasında bari siz sakın geri gelmeyin ben neler yaşayıp görüp duyarken ............ * Serdar San - İzmir , 16.05.2006 |
http://www.siirbul.com/image/kose2.gif Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi, Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi. Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil. Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine Ve böylece Azrail Istırabı mıhladı küçücük benliğine. Ecelin kucağında erirken çocukluğun, Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun. Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan. Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür, Söndürmekle oyalan, Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür, Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür. Cahit Sitki Taranci | |
Kalbim Unut Bu Şiiri Uğuldayan ve hep uğuldayan Bir orman kadar üşüyorum şimdi Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor Kanımda kocaman gözleriyle bir cığlık Su ve ses kadar beklediğim Ne kaldı geride,bilmiyorum Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme Yine sarılmak o kocaman gozlerin Uğuldayan rüzgarlarına Bir acıyı yaşarım bi zehirden Çicekler üretirim kömür karası Uçurum kadar bir yalnızlık Yaratırım kendime,atlarım Anısı yoktur küçük rüzgarların Yapraklarım yok artık kuşlarım yok Büsbütün viran oldu dağlarım Ezberimdeki türküler de savrulup gitti Ömrümün karşılığı kalmadı sesimde Sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu,biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri Ahmet Telli |
Sessiz Bekleyiş Ne adımız büyüktü Ne de sesimiz Yaşadık Bir sunulmuş yaşamı Sakin Uslu Ve itirazsız Yaşadık yaşamak neyse Ama doğru ama yalan Belki gerçek belki masaldı Ölümün ardında kalan Öylesine gizliydi ki Yaşamın içindeki anlam İnandık Katlandık Kendi küçük dünyamızın Dağlarını aştık Çöllerine düştük Umutlarımız Rüyalarımız Hayallerimiz oldu -gene küçük- Ve yanıbaşımızda kocaman gerçeklerimiz Özlemlerimiz Hasretlerimiz Gözyaşlarımız oldu -hepsi bize ait- Ve kısa kavuşmalarımızda Biraz buruk biraz çocuksu sevinçlerimiz Yağmurlarımız Mevsimlerimiz Sevdalarımız oldu -güç bulup kolay kaybettiğimiz- Ve gün batımında Bir güneş misali yarınlarımız Şimdi Zamanın durduğu Yaşamın sustuğu yerde Ayrı Unutulmuş köşelerde Bir sonsuzluğu Sessizce Bekler gibiyiz Ne adımız duyuldu bizim Ne de sesimiz Levent Ümit Temiz |
Lisan Güzel dil,Türkçe bize Baska dil, gece bize İstanbul konusması En saf, en ince bize Lisan sayılır öz Herkesin bildiği söz Manası anlasılan Lügata atmadan göz Uydurma söz yapmayız Yapma yola sapmayız; Türkcelesmis, Türkcedir; Eski köke tapmayız Acık sözle kalmalı Fikre ısık salmalı Müteradif sözlerden Türkcesini almalı Yeni sözler gerekse Bunda da uy herkese; Halkın söz yaratmada Yollarını benimse Yap yasayan Türkceden, Türkceyi inciltmeden İstanbul-un Türkcesi Zevkini, olsun yeden Arapcaya mayletme İran-a da hic gitme Tavcih-i halktan ögren Fasihlerden isitme Gayn-lı sözler emmeyiz Cocuk degil memeyiz Bir kac dil yok Turanda Tek dilli bir kümeyiz. Turanın bir ili var Ve yanlız bir dili var Baska bir dili var... diyenin Baska bir emeli var Türklügün vicdanı bir Dini bir, vatanı bir Fakat hepsi ayrılır Olmazsa lisanı bir Ziya Gökalp |
ALTI SANİYENİN GETİRDİKLERİ Tam 6 saniyede yarattığın bir dünyanın Kalbine gönderiyorsun cesedimi Sonra sonra çekip gidiyorsun evrenin merkezine Bir bariyerin arkasında saklanan İlahinin peşinden koşuyorsun Farkında değilsin halbuki, O, cehenneminde hapsolmuş bir zalim Ve kurtulmak için seni fayda ediyor Ben tabutumdan çıkmış Yeniden doğmanın mücadelesindeyken Sen hala ona tapıyorsun Beni unuttukça Yaşlanıyorum. Geriye dönüp aniden yarattığın 6 saniyelik bir dünyanın ufkunda Ardışık ikiz yumurtaları benliğinden Nasıl çıkıyorsa, Beni de öyle sarıp kovalayan Bir kabusun içinden utanç duvarını Bulutlardan ören bir yeşil yaprağın Gölgesinde buluyor karanlığın bakışları. Bu bakışlar uzayıp giden bir kuyruklu Yıldızın ardındaki derinliğin kuklası olup Şeker meleklerinin farklı yorumlarıyla Ortaya çıkmıştır... Bakışlarından gömdüm Gözlerimin yanılgısını Yine de açılmıyor ağaçların yaprakları. Arkanı her kolladığında Bir uzay boşluğuna kapılan Yari insan, yari çiçek Bir saflığın kendisinden doğan Bebek ağlaması Bana her bağırışı Bir yıldırım hızında çarpan Kamçılayan, kovalayan Fakat yine de seven Saatin gerisinde kalan bir çizginin İnceliğinde yaşanan yüz bin yılın Taşlarına varan bir noktadan Bana bir kuvasar kadar uzakta Duruyorsun... Başlangıç ve bitiş noktası arasındaki fark Bazen fark, bazen fark etmez Bir nefes kadar kısa Bir yıldız kadar uzak Fark eşit değildir zaman Her zaman Hız eşittir zaman Zaman zaman. |
Ruhumda Fırtınalar Ruhumda fırtınalar delirmiş eser, Limana hasret beklerim. Umutsuzluk daglarca yolumu keser, Yola hasret beklerim. Dil söylemek,el yazmak ister, Kelama hasret beklerim. Kır zincirleri sevgini göster, Sevgiye hasret beklerim. Alıcı kuşları başımda döner, Dermana hasret beklerim. Yüregimin feri söndü söner, Sevgiliye hasret beklerim. Sisler sarmış dörtbir yanımı, Rüzgara hasret beklerim. Yorgun,düne hasret canımı, Azraile hasret beklerim. İshak Özlü |
İSYANIN SİLKELENİŞİ Hayat akıyor yokuşlarımızdan artıklarını bırakarak neye dokunacak olsam bir kül tufanıdır başlıyor birden yaralı güvercinler kaçışıyor ne zaman seyre koyulsam ne zaman göğe baksam gözlerimin yamaçlarından gökyüzü tavanlaşıyor. Yabancı frekanslar karışmaktadır gözlerime kimdir böyle bakışımın ayarıyla oynayan çehreme buzlu bir ölüm soluğu savuran kimdir kimdir? 'kim' kimdir? cevaplar ilişmiyor soruların hizasına kullardan borsadan yasalardan onaylardan süzülüp de geçmeden. Hayat koyu renklerin altına düşüyor benim adımı karşılıksız mektuplar yazmaktayım kendime yine öfkeyle kalkacağım zararla oturmaya işte isyan zırhını kuşanıyor artık ne yapsam faydasız işte tekmil alıyorum önümden geçen anılar taburundan bir tutam öfke, bir tutam utanç ve bir tutam saydam yürek kırıntısıyla vandal bir tarih cildinde yerimi almaya gidiyorum tekmilimi vermeye. Hayat tafrasını atarak aklın varoşlarında celladına elpençe köleler yardımıyla karşımıza dikiliyor. 'Sıraya geçin! ' diyor birileri birileriyse sağlamlaştırıyor ceketinin düğmelerini ihanetin kulak zarında kurşun okşayışında sesler yankılanıyor baskın yiyor en gizli aşk ayinleri birileri gözlerinin arka odalarına olağanüstü bir halle kuruluyor ve birileri gedik açmayı başarıyor zırhlarımızda birileri...birileri... çoğaltmaktalar 'bir'liği... Mustafa evci |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık