![]() |
Seni Özledim Oğlum Bilirmisin? Bir umuttur özlem Beklediğine sarılmak için Zamanı durdurmak Akreple yelkovana rest çekmektir özlem Bir umuttur özlem Uzak yürekleri Bir birine tutturmak Sıkı sıkı sarılmak Kopmadan kalbe yapışmak Bir umuttur anlık zamanda Sevdiğini elini tutmaya çalışmaktır özlem Özlem yürekten üşümüş Dudakların çarpışması Özlem, terminal hatlarında Kaybolan duyguları bağlamktır yürekten Uzatıp elini yüreğine Bırakmaksızın sarılmak Yıkılmadan kopmadan Trenin raylara sarılması gibi Benim seni yüreğime Hapsetmemdir özlem Özlem hiç kopmaksızın Benim yanımda olmandır Tükenmeden ayaz gecelerde Senin geleceğini bilerek Beklemektir sabahı Gün doğana kadar Ve seni yanımda olduğunu görmektir özlem Ve seni içime çekmektiğim andır özlem Sevgili oğlum.. Özlem sensindir... 14/01/2006 02:24 Orhan Eren Uncu |
!..Üstüme gelme hayat..! Alıp başını gitmek istersin. Bilmediğin, bilinmediğin, Çözmediğin, çözülmediğin bir denkleme. Biraz ürkek düşünürsün. Biraz kekeme.... ' Üstüme gelme hayat! Bundan sana ne...? ! ' Kekemeliğin korkularındandır. Giderken bile; gidene değil de Geride kalana aklın takılır. Bir yanına yatarsın ' git.. ' der bir yanın ' kalmalısın... ' Geceleri hep uykusuz kalırsın... Ayağına pranga olur tüm düşündüklerin. Gitmeden daha Sen; gider gider gelirsin... ' Üstüme gelme hayat.... beni bilirsin....' Kaldığın bu yerde Harcadığın yılların gelir aklına Bir bir sayarsın, Toplarsın, çarparsın, Böler, çıkarırsın. Bakkal defteri kadar kalın Bakkal defteri kadar karmaşa... Farkedersin ki hayatı Arka sokaklarda dolanarak yaşarsın. Kabarmış hesabından kaçarsın. Üstüme gelme hayat...! Daha neyi alacaksın..? ! ' Hep sevmişsindir aslında. Hep ama hep sevmişsindir. Birini sevmişsindir sonra. Sonra birini daha... Birini daha... Daha....! ? Her gelip geçen gemiye aşık olmuşsundur Gemiler gitmiş Sen yorulmuşsundur. ' Üstüme gelme hayat....! Gemi olmuşmusundur..? ' Kocaman bir mahalleden Daracık bir sokağa. Sokaktan ufacık bir eve Evden odaya.... kurtulmak ister gibi kapatmışsındır kalabalıklara kendini. Gitgide yanlız kalmışsındır. Yalın yaşanan gecelerde Gitmekle kalmak arasında dolanırken Beynine bir silah gibi dayamışsındır korkularını. Yalnız...Korkak...Kekeme.... !..Üstüme gelme hayat..! !..Kıyarım kendime..! |
Seni Seviyordum Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi... Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte... Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı... Ne güzeldiler sen bilmiyordun... BEN SENİ SEVİYORDUM... Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalıyordu Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller... Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun... Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına Derken bir gün uzaktan gördüm seni... Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zaman ki gibi... Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi... İclal Aydın |
Bu Gurbet Kader kısmet diye düştükçe yola Durmadan karşıma çıkar bu gurbet Bırak son nefeste verelim mola Garibim boynumu büker bu gurbet Anamdan babamdan ayırdı beni Hasretle çileye doyurdu beni Yalandan dolandan kayırdı beni Durmadan alnıma sıkar bu gurbet Bir lokma ekmeği zehirle yedir Feleğin çarkında öğütte bitir Üzmeden sözünü yerine getir Dedikçe yaşımı döker bu gurbet Bağrıma sevdamı gömdükçe azdı Acep bir saraya köle mi yazdı Sıra dağları hep yoluma dizdi Hasretle bağrımı yakar bu gurbet Ne gün yüzü gördüm nede bir vefa Sunduğu ilaçtan bulmadım şifa Ahımı alıpta bilmem kaç defa Dünyayı başıma yıkar bu gurbet Dizgin vuramadım hep kahır ettim Derdimi anlattım azar işittim Ömrümü uğrunda çölde tükettim Başımı kumlara sokar bu gurbet Candan bıktım artık soldum elinde Mahsende esirdir tadım dilinde Ağlasam dört duvar dile gelirde Hücreden yüzüme bakar bu gurbet Hidayet Erdem |
yaşamımdan kesitler güzel bir mayıs gecesi doğmuşum havanın nasıl olduğunu sormadım anneme öyle bir duygu var ki içimde pırıl pırıldı o gece ondandır yıldızları sevmem besbelli . . . masallarla büyüdüm toprak az gökyüzü boldu doğduğum yerde topraktan gerçeği gökyüzünden düşlemeyi öğrendim . . . Gecikmiş Şiirler (Kum Yayınları, 1999) |
Barış Olsun Dinsin kanayan yara Kurşun sıkın silahlara Dokunmayın çocuklara Barış olsun barış olsun Eden Allahından bulsun Hakkı sever hakkı bulan Sevgiden gayrısı yalan Cana kıymaz insan olan Barış olsun barış olsun Eden Allahından bulsun Uğur Işılak |
Yağmur Buldum sende o tadı, Hani yağmur düştüğünde yenice, Toprağın neşesi gib... Hissettim; İçim çekilir gibi... Özledim; Ferahlatan yüreğimi damla gibi... Sevdim; Yağmuru sevdiği gibi toprağın... Yağmur, gizleme artık kendni. Boşalt neyin varsa üstüme. Bir senin, bir sevdiğimin, Çekerim hem nazını, hem kahrını... Reşide Sarıkavak |
Gece vakti sıkıldım,yürüdüm uzaklara Ellerim ellerini, arıyordu yollarda Belki gelirsin diye,bekledim umutluca Şafağın doğuşunu,izledim yokluğunda Düşlerimle denizi,seyrettim loş ışıkta Herşey güzel sevgilim,bir sen yoktun yanımda Habersizce çaldığım,o resmine bakıpta Şafağın doğuşunu,izledim yokluğunda Hasretinle savaştım,yenildim duygulara Gözyaşlarım süzüldü,hıncımdan yanağıma Sokulupta sarılmak,isterken kucağına Şafağın doğuşunu,izledim yokluğunda yıldırım uzun |
GÖZLERİN YAĞIYOR, BEN AĞLIYORUM... Yağmur, yağmur, Bulut, bulut çoğalıyor , Gökyüzünde gözlerin... Gözlerin çoğaldıkça, Eksiliyor gözlerim Korkuyorum... Yağıyorsun, Gecelerce, günlerce, Topraklar çatlıyor, Ben, çağlıyorum... Yağıyorsun durmaksızın Sevdamızın üstüne. Yalanlara karışıp, gölleniyorsun... Damlalarca akıyorsun gönlümden, Gözlerin yağıyor, Ben, ağlıyorum... Sarıyor gözlerin, Şehirleri, evleri. Her kapıdan sanki, Sen çıkıyorsun... Saksıda karanfil, Sularda akşam, Gözlerin söylüyor, Ben, dinliyorum... Yağıyorsun, Gecelerce, günlerce, Gözlerin dinmiyor, Ben ağlıyorum.... Ceyda Görk |
Serüven Solgun bir yüz seninkisi, Neşesi bitmiş, hayata küsmüş, ümidi kesmiş… Tek gayesi tekrar barışmak olmuş her şeyle, Ve her yaprak düştüğünde, Hissetmişsin rüzgarın savurmasını. Sen de savrulmuştun bir zamanlar. Kimi zaman yalnızdın bu diyarda, Kimi zaman yanında sevdiklerin. Ama hep sen vardın senin yanında, O sessizliğin, çaresizliğin ortasında. Güneş doğarken gözlerinde, Anlıyordun hayatın güzelliğini. Hayatın gizemi de vardı senin için, Hiçbir zaman keşfedemediğin. Sinsice gelip geçen günler, Seni hep yordu sandın. Oysa ki ucu bucağı olmayan dünyada, Seni üzecek bir tek sen vardın. Göz yaşların yağmurla karıştığında, İstedin ki hayat sona ersin. Ama her doğan güneşle birlikte, Sevgi dolu gözler olduğunu fark ettin. Ve zincirlerini her kırdığında, Yaşamın bir serüven olduğunu öğrendin… İlknur Karanfil |
| Saat: 10:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık