![]() |
İçimde Senin Hislerin Orhan ELLİSEKİZ Bir eylül yağmurunun, Delice yeryüzüne koşan, Damlalarında buldum , Islak dudaklarının nemini... Seni nasıl öptüysem, Yağmuru öyle kucakladım ! Ve beni kaybettiğinde, Neler hissettiğini. Yağmur dinince anladım... |
Kurtulmuşum Hak nurunu gerçeklerde Gördün demek kurtulmuşum Güzelliği çiçeklerde Gördün demek kurtulmuşum Sevda alevinde sinsin Oyna ki bire gidesin Hak gerçeklerde bilesin Sordun demek kurtulmuşum Sevda ateşi yandıkça Gönül o yare kandıkça Gerçek sana inandıkça Vardın demek kurtulmuşum Gözler konuşur sevişir Seven bu sırra erişir Aşka yananlar bilişir Verdin demek kurtulmuşum Gahi sessiz gahi azgın Böyle sanma yarın yazgın Sevenlerde olmaz bozgun Erdin demek kurtulmuşum Sevda türküsü söylensin Yanık gönlümüz eğlensin İnce de hakka bağlansın yerdin demek kurtulmuşum Sabit İnce |
kerevet sedirin örtüsü ten terinde uyur hande dokunsam eline kırılır sedef gözlerin kavanozda akide her ayrılık biraz nihavent şekerin tadı tuzdan benden ötesi sende esaret düş döktüm yanağına aynalar çıplak aşk düze çıktı nihayet... Ferhat Gülsün |
geceyi gündüzü unuttum gitti. rüyam da sen, hülyam da sen... biri işledi damarlarıma kan diye seni, beynim kapkaça kurban gitti, bir diğeri kokunu getirdi... gurbetten gelen mektup gibi koklar dururum şimdi, nefes de sen, nabzım da sen... artık hayalini görmek için kapatmıyorum gözlerimi. afyon çekmiş gibi yürürken sağımda sen, solumda sen... saat taşımıyorum artık kolumda. sorduklarında ' saat kaç..? ' geçen de sen, kalan da sen... kışın, üşümüyorum rutubetli teras katında. romaztizmalarım azmıyor yağmur yağdığında. ilacım da sen, suyum da sen... çoktan dalmışımdır senin uykuna sokulmuşumdur üşmüşsem yanına. yastık da sen, yorgan da sen... sevmenin en harbisini tattım sende. kavuşmakla kaybetmek arasında ince çizgide hayat da sen, ölüm de sen... gözlerin; bir insan yarattı.bilmezsin... hani, boğulacaksa insan 'böylesi olsun.' dediğin. bir bakışınla kurşuna dizildiğim, bile bile ipe gittiğim... ferman da sen... son arzu da sen... cafer yılmaz |
Ne bu, ilk batışıdır güneşin bahçemizde, Ne bu, ilk doğuşudur ayın sinemizde. Ne bu, kopan fırtınaların garip beldede, Nede bu, ilk titremesidir bedenin, ürpermeyle. Sanmayın ki şimşekler çaktılar birden bire. Bu kara bulutlar yavaş yavaş kümelendi tepemizde. Ya bu gidişimiz, kapılıp ta köpüklü sellere. Yavaş yavaş çiseleyen yağmurun, etkisidir yerde. Ne bu, son damla yaştır akan gözlerimizden. Ne bu, son kelimelerdir dökülen dilimizden. Ne bu, son hıçkırıktır boğazımızda düğümlenen. Ne bu, son feryattır yükselen derinden derinden necdet cemal ocak |
Mavi Yol Küsme, sendeki sevmelerim kırılır Bırak kelebeğin bakışlarında dönsün dünya Tutsam ellerini, avuçlarına cennet yazılır Su gibi ol yalansız, uzat saçlarını bahara Bırak gözlerinde uyansın, zeytin yeşili sabahlar Gülüşündeki her kareyi resimlesin dilimdeki ilk hece Tutma, masallar yüzünü senden alsın Konuş rüyalarınla Kıskansın mum sarısı papatyalar seni Giyinme sakın yalnızlığı bir daha Gün doğsun neşene , hep gülümse ölüme Alıştım seninle hızlı yürümelere Ne olur! deyişlerin geliyor aklıma ara-sıra Çektiğin mesajların ritimsiz ayarları Eli cebinde yüzme hayalleri kuran deniz kızı tavırları Yaz çiçeği kokulu, bırakma sakın kollarını gün batımına Bak kağıttan gökyüzü yaptım sana Düğmele dudaklarını, önce güneş eriyecek yanaklarında Oktay ŞAFAK |
ALTI SANİYENİN GETİRDİKLERİ Tam 6 saniyede yarattığın bir dünyanın Kalbine gönderiyorsun cesedimi Sonra sonra çekip gidiyorsun evrenin merkezine Bir bariyerin arkasında saklanan İlahinin peşinden koşuyorsun Farkında değilsin halbuki, O, cehenneminde hapsolmuş bir zalim Ve kurtulmak için seni fayda ediyor Ben tabutumdan çıkmış Yeniden doğmanın mücadelesindeyken Sen hala ona tapıyorsun Beni unuttukça Yaşlanıyorum. Geriye dönüp aniden yarattığın 6 saniyelik bir dünyanın ufkunda Ardışık ikiz yumurtaları benliğinden Nasıl çıkıyorsa, Beni de öyle sarıp kovalayan Bir kabusun içinden utanç duvarını Bulutlardan ören bir yeşil yaprağın Gölgesinde buluyor karanlığın bakışları. Bu bakışlar uzayıp giden bir kuyruklu Yıldızın ardındaki derinliğin kuklası olup Şeker meleklerinin farklı yorumlarıyla Ortaya çıkmıştır... Bakışlarından gömdüm Gözlerimin yanılgısını Yine de açılmıyor ağaçların yaprakları. Arkanı her kolladığında Bir uzay boşluğuna kapılan Yari insan, yari çiçek Bir saflığın kendisinden doğan Bebek ağlaması Bana her bağırışı Bir yıldırım hızında çarpan Kamçılayan, kovalayan Fakat yine de seven Saatin gerisinde kalan bir çizginin İnceliğinde yaşanan yüz bin yılın Taşlarına varan bir noktadan Bana bir kuvasar kadar uzakta Duruyorsun... Başlangıç ve bitiş noktası arasındaki fark Bazen fark, bazen fark etmez Bir nefes kadar kısa Bir yıldız kadar uzak Fark eşit değildir zaman Her zaman Hız eşittir zaman Zaman zaman. Fikret Çalışlar ALTI SANİYENİN GETİRDİKLERİ Tam 6 saniyede yarattığın bir dünyanın Kalbine gönderiyorsun cesedimi Sonra sonra çekip gidiyorsun evrenin merkezine Bir bariyerin arkasında saklanan İlahinin peşinden koşuyorsun Farkında değilsin halbuki, O, cehenneminde hapsolmuş bir zalim Ve kurtulmak için seni fayda ediyor Ben tabutumdan çıkmış Yeniden doğmanın mücadelesindeyken Sen hala ona tapıyorsun Beni unuttukça Yaşlanıyorum. Geriye dönüp aniden yarattığın 6 saniyelik bir dünyanın ufkunda Ardışık ikiz yumurtaları benliğinden Nasıl çıkıyorsa, Beni de öyle sarıp kovalayan Bir kabusun içinden utanç duvarını Bulutlardan ören bir yeşil yaprağın Gölgesinde buluyor karanlığın bakışları. Bu bakışlar uzayıp giden bir kuyruklu Yıldızın ardındaki derinliğin kuklası olup Şeker meleklerinin farklı yorumlarıyla Ortaya çıkmıştır... Bakışlarından gömdüm Gözlerimin yanılgısını Yine de açılmıyor ağaçların yaprakları. Arkanı her kolladığında Bir uzay boşluğuna kapılan Yari insan, yari çiçek Bir saflığın kendisinden doğan Bebek ağlaması Bana her bağırışı Bir yıldırım hızında çarpan Kamçılayan, kovalayan Fakat yine de seven Saatin gerisinde kalan bir çizginin İnceliğinde yaşanan yüz bin yılın Taşlarına varan bir noktadan Bana bir kuvasar kadar uzakta Duruyorsun... Başlangıç ve bitiş noktası arasındaki fark Bazen fark, bazen fark etmez Bir nefes kadar kısa Bir yıldız kadar uzak Fark eşit değildir zaman Her zaman Hız eşittir zaman Zaman zaman. |
MEKTUP Yeni mektup aldim gul yuzlu yardan Gozetme yollari, gel deyi yazmis. Sivrialan koyunden, bizim diyardan Daglar mor menevse gul deyi yazmis. Beserek@te lale sumbul yurudu Guldede@yi cayir cimen burudu Karatas@ta kar kalmadi eridi Akar gozum yasi sel deyi yazmis. Eglenme gurbette yayla zamani Mevlanayi seversen aglatma beni Benek benek mektuptadir nisani Gozyasim mektuptsa pul deyi yazmis. Kokuyor burnuma Sivr(i)alan koyu Serindir daglari, soguktur suyu Yar mendil gondermis yadigar deyi Gozunun yasini sil deyi yazmis. Veysel bu gurbetlik kar etti cana Karistir gocunu ulu kervana Gun gecirip firsat verme zamana Sakin uzamasin yol deyi yazmis. Aşık Veysel |
ABIHAYAT VE GONCA GÜL Bir yanda Mavi okyanusun kucağında Yemyeşil bir ada Abıhayat pınarı çağlıyor ortasında Nefsim beni çağırıyor Çıkmaya hazır yola Tek kişilik sandalında Öbür yanda Yanan ormanların bağrında Kan kırmızı kalbim Sen bir gonca gülsün ortasında Gözlerin beni çağırıyor Ölümsüz gerçek aşka Arzulu ıslak dudaklarında Düşünmeden ikisinin arasında Narin bir kelebeğin kanatlarında Uçuyorum gönül çiçeğime Ne de olsa Sensiz ölümü de özlerim Seni gördükten sonra Kapansa da olur gözlerim |
AŞKIMA Seviyorum seni, kabul edemesen de Evet diyeceksin birgün, şimdi naz etsende Mahkum olmuşum aşkına, karşılık vermesende Razıyım beni kırsanda, yinede seni sevmeye Aşığınım, dönüşüm yok, sonu ölümüm olsa bile Özlüyorum seni, yanında iken bile Zormuş aşk dedikleri, karşılık görmeyince Tek sevdiğim sen oldun, tek sen olacaksın gönlümde Üzme, yeter artık, aç gönlünü, bu büyük sevgime Mutlaka benim olacaksın, yar etmem, yar etmem seni kimseye, Aydın Güdeloğlu |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık