![]() |
ADRESSİZ DUYGULARA ADANMIŞ DİZELER Sen okyanus oldun; Ben nehir oldum, kavuşmak için sana, çakıl taşları takıldı ayaklarıma. Sen yakamoz oldun; Ben yıkanan deniz kızı oldum, yakamoz aydınlığında... Sen bulut oldun; Ben damla oldum her seferinde buharlaşıp, döndüm tekrar sana. Sen ağaç oldun; Ben yaprak oldum, salındım rüzgarlarla, ayaz geceler şahit gözyaşlarıma... Sen toprak oldun; Ben tohum oldum serildim toprağa, güneş kavurdu kavurdukça. Sen sarp kayalık oldun; Ben nergis oldum, kokum dağ boylarında... Sen Zeus oldun; Ben Prometheus olamadım oysa... Yüreğim kadar yakın, düşlerim kadar uzak olan sevgiliye; Uçsuz bucaksız evrende bir yerlerde varsın biliyorum Bir gün ellerim dokunacak yüreğim kafesinden çıkarak karışacak çağlayanlara Biliyorum sen ve ben aynı düşün içindeyiz. Sen beni ben seni arıyoruz. Kelebeklere baktığında senin de gözlerin doluyor düşündükçe, güzelliklerini ve kısacık ömürlerini Dün gece yine aynı düşü paylaştık atlayıp bir gemiye dünyayı dolaştık sevgili yunusların çığlıklarıydı şarkımız ve yıldızlar ve ay parlıyordu üzerimizde sen iç çekiyordun sevgili çünkü bu düşün sonunda yine aynı dünyada düşlerin kadar uzak yüreğin kadar yakın olacaktım ben de acı çekiyorum sevgili Yaşadıkça bu acıyı seni daha çok seviyorum Biliyorum bir gün düşlerim kadar uzak yüreğim kadar yakın olmayacaksın. Yüreğimde ve elimi uzattığımda Dokunabileceğim kadar yakınımda olacaksın. ansızın çıkacaksın düşlerden kapkara gözlerin bir ışık olup sızacak geceme gecem yıldız olacak gökyüzüne okyanuslardan dağlardan gelen rüzgar, al beni götür o uzak diyarlara. kaldırmıyor yüreğim bu ağırlığı; kalbim, ellerim, kanıyor. kalbim ellerimde ellerim ise üşümekte. dinle rüzgarın şarkısını ağıtlar yakar gibi sevdaya ve yalnızlığa tanrım kelimelerim ne kadar da çaresiz nasıl da sessiz boğazım düğümleniyor sonra; gözlerim nehir oluyor, bulut oluyor, ve sonra uzun bir yolculuğa çıkıyor düşüncelerim parçalara ayrılıyorum her parçam ayrı bir ülkede sonra birden o ruhumu alıp götüren müziğin sesi ay ışığında dans ediyorum yıldızlarla... yakamozlar yanıyor dalgalar vurdukça gece alıyor beni kayboluyorum gölgeler korkutuyor beni ve infaz ediyorum düşlerimi |
Bir Gün Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum Gecelerden bir gece uyanırsan apansız Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse Bil ki seni seviyorum Ümit Yaşar Oğuzcan |
Eller Ne Bilir Ki Senin Kıymetini Gözlerin gelir aklıma,aklım gözlerindeyken, güllerden daha güzeldi teninin kokusu, koklamaya doyamazdı her bir hücrem, saçların, tel tel saçların dolanırdı ellerime, saçının bir tek teline zarar gelmesinden korkardım... rüzgar eserdi deli deli poyrazdan lodosa, keşişlemem şaşardı,aklım kaçardı, sen rüzgarın kızı savurma kendini hoyrat ellere, eller ne bilir ki senin kıymetini.... alıntı... |
HERKEZ GİBİ Gönlümle başbaşa düşündüm demin, Artık bir sihirsiz nefes gibisin. Şimdi ta içinde bomboş kalbimin Akisleri sönen bir ses gibisin Maziye karışıp sevda yeminim, Bir anda unuttum seni eminim, Kalbimde kalbine yok bile kinim, Bence artık sende herkes gibisin. Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor, Onlardan kalbime sevda geçmiyor, Ben yordum kalbimi birazda sen yor, Çünkü bence şimdi herkes gibisin. Yolunu beklerken daha dün gece, Kaçıyorum şimdi senden gizlice, Kalbime baktımda işte iyice, Anladım ki sende herkes gibisin. Büsbütün unuttum seni eminim, Maziye karıştı şimdi yeminim, Kalbimde senin için yok bile kinim, Bence sende şimdi herkes gibisin. Nazım Hikmet RAN |
GİTMEK İSTİYORDUN Gitmek istiyordun, hadi git bir daha bakma geri beni unut beni unut ki devleşsin aşkım karşıma çıkma bir daha ne olur dayanmaz kalbim buna katlanamaz tekrar sana bakmaya gözlerim bakmasın gözlerine unutamayacağım bir an daha yaşatma bana anıları tekrar yaşatma bana kaldırmaz yüreğim bir aşk çarpıntısını daha bir daha akmasın gözyaşım gerçek acılara saklasın kendini biraz da biraz da dünya ağlasın bana yeter benim ağladığım hadi durma git artık git ama şunu bil ki bir daha sevmeyeceğim bir başkasını seni sevdiğim gibi ama bir daha bir başkası da kanatamayacak kalbimi senin gibi git ama şunu bil ki unutmayacağım seni sen beni unuttukça ben daha iyi hatırlayacağım seni sen mutlu oldukça daha çok hüzün basacak beni olmayacaktı biliyordum zaten sevemeyecektin beni ben ona üzülüyordum be güzelim sana değil kaderimeydi isyanım sana değil hadi durma git git ama bil ki senin için çarpacak bu çılgın yürek yaşadıkça Muhammed Sarıkaya |
SENİ ARIYORUM... Anlaşılmaz anlarda Uçsuz bucaksız gibi Kör olduğum karanlığın Soğuk bir öpücükle Gururuma dokunduğunda Ve bomboş odalarda Yok olan bir ütopya gibi Beynime vuran gerçeğin Yaşattığı zelzelenin En alt katında Ve tıpki Kaybolmuş sokaklarda Gıldırtan bir uğultu gibi Sağır olduğum sessizliğin Çekip gitmişliğin En son kapısında SENİ ARIYORUM... Mediha ÖZER | |
Dünya arsızın,meydan yüzsüzün Servet hırsızın,hüküm soysuzun olunca Bebelere kurşun sıkmak mübah sayılır. Utanç duvarının adı değişir savunma olur Mazlum Çeçen haritadan silinir unutulur Gündeme getirmek haber yapmak günah sayılır Carpık düzenle,yamuk sistemle Rütbeli moda olur işkence Demokrasi adı verilince Cifte standart'a ikilem'e Zulumler refah sayılır İşgal demokrasi özgürlük donuna gireli Cüceler fil oldu yedibaşlı yedi memeli Nutku tutuldu İnsanlığın mazlumların vebali insanlığın yüz karası savaşlar itibar görür başımıza ilah sayılır Aşık Çağlari 31 05 2004 |
öyle yalnızlıklar gördümki senden önce hiç biri yaşatmadı böyle kendini acıtmadı gecelerce ağlatmadı ve ben böyle ıssızlığın çığlıklarını hç duymadım her sesi sana yordum her rengi sende buldum seni aradım duyduğum sesle avundum ama yıne yoktun ve sabahlar. gecenın teslimiydi belkide acısıydı tum tesellilerin belkide hesabıydı geçmiş koca ömrün rengim siyahtı hayat ise senin ödülün aklımdaydın yıne o sokaklarda gezerken evet belkıde sarhoş oldum gecelerce bir su damlası gibi koca denizlerde ya da bir kum tanesi yalnız kumsallarda dilimin ucunda hep sen ama yaşadığım hayalin sevda kocaman bir yalan dillere düşen bir ateş belkide yüreğimi koydum sana ben tüm benliğimle derinden öyle yırtarak öyle sırılsıklam çığlık çığlığa aşık oldum sana ben hayatımı sana verdim öylesine değil erkekçe doğmamış çocuğumuzun adını koyduk her yağmurda onu andık senınle sen sen öylece yatardın omuzuma tüm dünyaya küser ikimizde belki ölürdük o anda ama sen unuttun şimdi beni verdiğin sözleri,ne o yoksa ağladınmı ağlama ben sana hala vurgun hala aşık hala sana ait ve verdiğim sözdeyim hayata dair ölmicem ayrılmıcam hayattan sana söz verdim ama sorma sakın aslında o an öldüm o son bakışınla vurdun beni hayata bağlayan her şeyi kopardın mezarıma bakıyorum son kurşun silahımda boynumda vebalim göz yaşlarım hala yanaklarımda dönmezsin bilirim bedenin ağır kalır yaşamda belkide gitmeliyim şimdi bir daha dönmemek üzere tutamadığım sözümle bulamadığım kendimle ağlamadan yine erkekçe ölüyorum zaten ölü olan ruhum bedenimide çekiyor içine sus sakın ağlama çünki ben yine sana aşık yine sana vurgun yine seninim |
Acının omuzlanışı Kadını bir gürültüye sapladılar. Evler tıkırtıydı, tıkırtıydı, tıkırtı kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar fırtınalı bir geceydi çünkü bulamadılar bombalar, bö sesleri, savaş alaborası" Yaşamak bir tıkırtıydı aldırmadılar. Çocukların düşlerinde bir Markut bir kurbağa zıplıyor yaşamamızdan hergün zıplıyor, hergün eksiliyor, hergün Markuuuut Torbanı sarkıt. Her doğal güzelliğin bir ucunda aptallık öbür ucunda o kambersiz geçen düğün. Kadın. Kadını bir dilime katık ettiler Markuuuu! Torbanı sarkıt. Siz büyüyün kan kuşları siz büyüyün güzün gelişi bir öğürtüdür korkmayın korkmayın ölüm bir başka ağzıdır yarasaların. Aşınmış eşikler, aşınmış yaygaralar aslan gibi bir kocası var mıydı bu kadının? Gömleğimi zorlayan kuş sesleri İsmet Özel |
Dede dağı ile vermenin arası, Morcalı Köyünün yegane merası.. Medeniyet diyarı gönlümün aynası, Ah ne güzeldir benim o şirin köyüm... İki mescidi vardır birde camisi, İlkokulu,hanı,odası meclisi.. Dilde destan gözün suyu çeşmesi, Ah ne güzeldir benim o şirin köyüm... Fukara gönlümün sılai sevdası, Bir yanda boyalığı ve mandırası.. Görmeye değer ilginçtir manzarası, Ah ne güzeldir benim o şirin köyüm... Yaslanmış yatar iki yamaçta Köyüm! Özlemi var şu gönlümde düğüm,düğüm.. Kınalı kekliğim,ah güzel hüyüğüm, Ah ne güzeldir benim o şirin köyüm... Aşık Çağları (Muammer Çalar) |
| Saat: 10:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık