![]() |
Ne zaman seni düşünsem Hayretler içinde kalırım Anlarım ki, nefret kadar kararsızdır sevda da Birinden diğerine gider gelir gönlüm Gönlüm sarkaç hızında Yalnızca bir izleyiciyim ben İki salınım arasında Yıpranır direnç kıyılarım Vurup kaçan dalgalarında Karşı koymayı bilmez yüreğim Yüreğim Üstünkörü yapılmış Dalgakıran kadar dayansa Ne zaman yokluğunda öpsem seni Hayretler içinde kalırım Anlarım ki, nefret kadar kararsızdır sevda da Koymam ağırlığımı, ne ondan ne bundan yana Tam bir Tanrı tarafsızlığında Birinden birinin kazanacağı günü Bekliyorum sabırla Koymam ağırlığımı |
Git Gidebilirsen Susadığında denizleri dudaklarına getirmişken Bedenim bir günahına Cehennem ateşinde küllenmişken Derdini güneşe asıp kederlerini rıhtımlara dökmüşken Yeminleri unutup git gidebilirsen Acılarına baharlarımı feda etmişken Kalbine hedeflenmiş kurşunlara gögsümü siper etmişken Kışın ellerin üşümesin diye umutlarımı ateşe atmışken Güzel yarınlarını unutup git gidebilirsen Geçmişimde ıstırapla gözyaşlarım sevişirken Nefesimle rüzgara karışıp saçlarına eserken Hayallerimi döşek yapıp seninle hulyalara dalmışken Yaşanan herseyi unutup git gidebilirsen İhanetin koynunda gözbebeklerine ağlarken Sevdana yanmış küllerimi kamburumda saklarken Adını kalbime ölümüne yazmışken Ayrılık defterini elime verip git gidebilirsen Yarınlarına sevda yüklü gemileri zincirlemişken Kanayan yaralarını mülteci yüreğimde iyileştirmişken Cennetin Reyyan bahcelerinde seninle yaşamak varken Gözlerimi anılara gömüp git gidebilirsen Çivit mavisi mürekkebimi gözlerine feda etmişken Tek bir gülüşünle acılarım kuytularda intihar etmişken Çorak toprağımda laleler tek tek filizlenirken Baharlarımı alıp git gidebilirsen Sevdana bu canımı feda etmişken Sinsi fırtınalarda koynuna sığınmışken Bu canımı gidişinle Azraile teslim edip git gidebilirsen |
Bir 14 Şubat Şiiri Ne yaptım ki sana gözümün feri, Döktürdün Şubatta bana bu teri, Yanlış söz dedim de sözümü geri Almam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Diyorlar ki bana bir hiç yerine, Hayır demez hatun kişi erine!.. Sırrı çözmek için daha derine Dalmam mı gerekir, niyetin bu mu?... Sabrımı sınadın, denedin lafta, Yıl on iki aydır, ay da dört hafta, Gönlünde yerim yok, sürekli rafta Kalmam mı gerekir, niyetin bu mu?... Yeminime güven sözüme inan, Yalnız sensin benim derdime derman, İkna olman için aleme ferman Salmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Haydi göster artık elden farkını, Meramın yormak mı adı saklını, Gayret edip bir kez daha aklını Çelmem mi gerekir, niyetin bu mu?.. Bilirsin yorulmam hatta acıkmam, Yanlış ise yola en başta çıkmam!.. Doğrusunu söyle, usanıp, bıkmam Yılmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Susuyorsun hâlâ nedir nedeni, Yeni mi tanıdın sanki sen beni, Vurduğun yer olan kalbimden seni Silmem mi gerekir, niyetin bu mu?.. Gösterdi mi takvim on dört Şubatı, Asıyorsun birden gülen suratı, İllâki her sefer geçip sıratı Gelmem mi gerekir, niyetin bu mu?.. Anla beni lütfen ey gözü karam, Hem sırası değil, hem de yok param, Düşüp ardın sıra seni aramam Bulmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Tamam, ruhum kölen, emrinde tenim, Farzet ki sen bensin, ya da ben senim, Bu seferde yine kapıyı benim Çalmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. İşin yoktu güya kinle nefretle, Ezim ezim ezdin türlü külfetle, Üç günlük dünyada her gün hasretle Dolmam mı gerekir, niyetin bu mu? Gül gibi gönlümü daldan koparıp, Saklarsın sanmıştım özenle sarıp, Her geçen gün biraz daha sararıp Solmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Bu ayrılığa ben olsam da sebep, Bu mudur büyüklük, bu mudur edep, Saçımı başımı tutam edip hep Yolmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Kalmadı vallahi ağzımda hiç tat, Ne keyfim var şimdi ne gönlüm rahat, Zaten Mecnunundum, şimdi de Ferhat Olmam mı gerekir, niyetin bu mu?.. Sordum ululara, nice âlime, Rastlanmamış senin gibi zâlime, Yoksa ağlanacak garip halime Gülmem mi gerekir, niyetin bu mu?.. “Teşekkür” diyorsun bir de giderken, Demek ki aslında bu vedâ erken!.. Uzun yıllar mutlu yaşamak varken Ölmem mi gerekir, niyetin bu mu?.. |
Adresi Yalnızlık En çok senin ölüşüne üzüldüm ben En çok gözlerimden asılışına ağladım Ben diliyle yazdım tüm mektupları Ben olan yanlarımla seslendim sana Ama sen yoktun Hüznümün adını sen koydum Bir suçlu aradım yıllar boyu Bulamadım... Şimdi öfkemin rengisin desem inanır mısın? En çok senin ölüşüne üzüldüm ben Kefensiz yürüyüşünün adını “ihanet” koydum Bir yanım hep felç kaldı senden sonra Bir yanım hiç tutmadı Mantıklı açıklamaların avuntusunda Ucu yanık mektuplara andırdı suskunluğum Kendimden çok, uzaklara düştüm En çok senin ölüşüne üzüldüm ben Toprak parçalarının üstünde diz çöktüm Yağmur diye kimse çıkmadı sokağa Şemsiyesiz yaralarımı tuz bastı birden Denizi gözlerimde topladım Sana benzedim ağlarken Kırgın, duygulu ve unutkan Yüzümü sildim aynalardan Zihnimdeki resmini yırttım Sevgini de kovdum kalbimden Bir yokluğuna alışamadım En çok senin ölüşünü gizledim ben İlkbahar yaz, sonbahar kış dedim Bekledim, bekledim Gelmedin... Yalnızlığımın tek adresi var şimdi: Sen En çok senin ölüşüne üzüldüm ben |
On Ayrılık Şiiri 4 Başka biri olacaksın istemesen de Tenine başka bir ten dokunduğunda Gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle Başka bir nefesle karıştğında nefesin Başka biri olacaksın istemesen de Gece uykunda ya da gün ortasında İrkileceksin apansız bir duyguyla Bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi Başka biri olacaksın istemesen de Bakışlarımın izini taşıyan giysilerin Tüketecek ömürlerini birer birer Değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin Başka biri olacaksın istemesen de Dudaklarında benden sonraki bir çizgi Tanımadığım bir ton gülüşünde Ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin Sonra,sonra başka birisin . Ataol BEHRAMOĞLU |
(F) SEVGI(F) Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular, rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın, senin etinden, tırnağından ayrı, senin kokundan uzak. Şu anda hiç bir şey mümkün değil. Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak ve her şeyden mahrumum ben. Şu anda sadece yalnızlık ve kahır. Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın, Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan İşte öyle imkansız birşey seni unutmak. Zannetme ki herşey bitti sevdiğim; Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar. Ve bundan sonra kim severse dünyada; Seni ve beni hatırlayacaklar İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi Paramparça, kırık dökük aşkımız Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü Büyük aşkımız Unut benden kalan ne varsa Unutmak tesellidir yalnızlığın Güneşi bir kadeh şarap gibi içip Delicesine sarhoş olmak En güzel tarafı imkansızlığın Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin... Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al, diyebilseydim Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim. Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri En karanlıklarda bile uzanır bir el Kendiliğinden açar sabaha perdeleri Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü Her zaman en güzel, her yerde eşsiz Sen yaprak, sen köpük, sen kuş tüyü Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne. Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar... Bir daha dünyaya gelsem Yine seni severdim Beni üzesin diye Beni deli divane edesin diye Seni görmediğim günler Karanlıktayım, katran gecelerdeyim Cehennem misali bir yerdeyim Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse İşte öyleyim... Gözleri namuslu namuslu parlar insanların Gökyüzü inadına mavi Yaşamak inadına güzel Bu şehirde sen varsan... Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin Senin yüzünden bu delicesine içmeler Dayanmak zor yalnızlığına akşamların Unutmak mümkün değil seni bir şarkı gibi Ağır ağır ilerleyen bu zaman içinde Her an bir sarhoşluktur sensizliğin verdiği Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın. Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum Beni çağırdığını bir defa duyabilsem Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı Bugünden güzel değil bulacağın yarında Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı demek o beni sevmiyor demek o beni anlamıyor bana içkimi verin bana kadehimi verin bir daha ölmek istiyorum Bir yerlere varmadan, nasıl böyle Hiç durmadan akıp gidiyor günler Yaşam diye verdiğin bu mu söyle O mu sırtıma sapladığın hançer Sevdimse; verdiğin yürekle sevdim Sen açtın bu ufku karşımda sonsuz Yürüdüm bir yolun sonuna geldim Yıkık, üzgün ve paramparça onsuz Zamanlar kalleş şimdi, herşey artık bir oyun Manzaralar hüzünlü insanlar ağlamaklı Bir akşam getir bana, gizlice ve en saklı Saatleri birer birer dudaklarında sun Duymak nedir bilir misin? Duymak, ama anlatamamak Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek 'Seviyorum' diyememek Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin? Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Akıtır taşa, toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı seni arıyorum kalabalık caddelerde, tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun.. perişan hayallerimin başladığı yerde, sana sesleniyorum, duyuyor musun? beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin.. ya o karanfil , baygın kokulu çiçek. gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, anladımki bu ömür sensiz geçmeyecek. yalnız sen varsın beyaz gülüm, evde bahçede ve sokakta, bir eylül akşamı gördüğüm , o beyaz hayalsin uzakta.. yeter.. gel artık yeter.. karanfiller açtı gel kış bahçesinde , güller beyaz güller açtı gel Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun? Özleme bir diyeceğim yok. O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. O tek güzel yönü bekleyişlerimizin. Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; Seni özlediğim içindir. Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; Seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa, Yine seni özlediğim içindir. Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın. Kucağımda bir yığın Meyvası ayrılığın, Ben yine geleceğim Benim küçük meleğim. Bırakma beni sevdiğim Gidişine dayanamam Hasret gözyaşlarımla Kendimi avutamam Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Ne güzel ellerin var incecik Ne güzel saçların var sapsarı Anlasana o yalansız gözleri Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum Bu engeller bana göre değil oysa Ben bu dağları aşarım Geçerim bu denizleri, korkma İşte düştüm yollara Dur, bekle beni, geliyorum Bütün sevgililer, dostlar gitti Bir sen kaldın kadınım beni terketmeyen Batan gemilerin kaptanları gibi Denizlerin ortasında ölümü bekleyen. Özledim sesini ne olur konuş Bir gül açtır zamanların ötesinden Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel Gök mavisinden, deniz mavisinden Bana bir şarkı söyle İste ayrılık bu; hiç beklemediğimiz... O ikiz kardeşi ölümün. Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana İnsan ayrılırken bile büyük olmalı. Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni |
KENDİMİ BİLMİYORUM UYKULARA REST ÇEKTİM UYUMUYORUM KOLTUĞUMDA OTURMUŞ SENİ DÜŞÜNÜYORUM KALBİM BEYNİME İNAT İÇİN İÇİN YANIYORUM DİNLEDİĞİM ŞARKILAR DERİN HÜZÜN DOLUYORUM YARIM KALACAK BİR SEVGİYİ DÜŞÜNMÜYORUM O AŞKI TAMAMLAMAK ÖLÜM OLUR DİYORUM BEN KENDİ İPİMİ ÇEKTİM KİMSEDEN KORKMUYORUM ÖLÜM HARİCİNDE İNSANLARDAN HERŞEYİ BEKLİYORUM MUTLULUK BENİ HİÇ BULMAYACAK BİLİYORUM AŞKIN EN ACISINI HEP BEN YAŞIYORUM BU EVLİLİK BU OYUN NE ZAMAN BİTER BİLMİYORUM YAŞAM ÖLÜM YAŞAMAMAK HARAM DİYORUM ARTIK HAYATTAN ZEVK ALMIYORUM BUNALTAN BU HAYATTAN KURTULMAK İSTİYORUM KENDİMİ BİR MAGARAYA KAPATIP YAŞAMAK İSTİYORUM KİMSEYİ GÖRMEMEK KENDİMİ YAŞAMAK İSTİYORUM (L) SÜRMELİN(L) ...saatleri geri alıyorum..birazdan yeniden sevişmeye başlayacak gözlerimiz..dudaklarımıza tastikli imzalar atacağız..rüzgar okşayacak tenini..söylemeyi unuttum, rüzgar gerçekte benim ellerim.. yaşlandı yaş(lar)ım saçlarına ak düşmüş bir gülüşü öptüm boynundan doğdum ve doğurdum al üstümden yorganını gece, üşüdüğüm zamanlarda susuyordum açıldı kahkaha tene düştü kalbi çarpan dokunuş soyundu huzur, içine aldı özlemleri nasibim olsun, bu son vuru(lu)ş ..gökyüzüne düştüm..çıplaklığımı örttü mavi..mavilerin içine gir sevgilim, aşk'ı üşütmeden sevişelim..acıtma yüreğimi..farkında olmadan irkilelim ve sevinelim.. uykusu kaçan bir gecenin bedenine dokundu sevi usulca soydu üzerinde ağırlık yapan kaygıları okşadı ve titretti, yüreği aydınlatan mumun alevini parmaklarını doladı saçlarına karanlığa yapıştı ıslak kavuşmaların sesi aşk'ın dudakları kulağın altında alev aldı özlemler yakalandı hüzün, tutuştu utancın çırası çıkarken doruklara sarıldı dil yarası ...devam et konuşmaya..kelimelerini yutup, cümleler doğurmak için yaklaştım nefesine..kabul ediyorum, bendeki bu delilik, hayatın içinden akan tescilli acılardan içti ve öyle sarıldı umudun bacaklarına..gülüşlerinde Akdeniz'in sıcaklığı var, yasla dudaklarını Ege'nin kıyılarına... beni benden alıyor yüzündeki şehvet sende kalmaya geldim, perdeleri artık ört... Sensiz Benim Ne Anlamım Var Ki? Sen nesirsin, ben şiirSen ve ben o kadar ayrıyız ki aslında Sen kendi aleminde bulutsun, Ben yağmurun... Sen beni benden alan gözlerin sahibi, Ben sana bakmaya doyamayan Sen düşüncesin, ben dile gelen Bensiz yine düşüncesin sen Sensiz ancak küser çocuklar gibi, Sus olurum. Sen denizsin, ben en kudretli dalgan Dalga olmadan deniz yine deniz Ama deniz olmadan Ne eser kalır kudretten Sen eksiksin, yarımsın bensiz Öyle demişsin ya! Ben tamamlayanın Sen olmadan, neyi tamamlarım? Şimdi soyle bana Sensiz benim ne anlamım var ki? |
Ben ağladım Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü, Kavim göçlerinden bu yana ağlayan Ve durmadan Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler Çalan, çaldıran, yakalatan Adı bende gizli bir kadındı İstanbul Şehre bir yağmur yağdı Ben ağladım Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden Bir şehre yağmur yağdı Ben ağladım Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında Hangisi talandı demli öpücüklerin Ve buğularda yitirilen kimin adıydı Bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu Soyulur muydu kabuğu hayatın Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı? Yağmur şehre bir yağdı Ben ağladım Ben ençok seni götürdüm giderken Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı Ben... Yağmur... Ağladım... |
ÇİRKİN OLAN, FENA OLAN NE VARSA UNUT GÖZLERİMİN SÖYLEDİĞİ ŞARKIYI DİNLE ELLERİMİZDE SEVGİ İÇİMİZDE UMUT BÜTÜN İYİLİKLERİ PAYLAŞALIM SENLE (L) (L) (L) AŞKTI O.DEĞİŞTİREN TÜM GECELERİMİ AŞKTI O. BENİ DURUP YENİLEYEN OYDU, DUYGULU YAPAN HOYRAT ELLERİMİ OYDU, DOLU DİZGİN GİDİŞİME DUR DİYEN... |
Seni Seviyorum Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. Mustafa Şekerci |
| Saat: 00:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık