![]() |
Diril-Ten DİRİL TEN O' için... - bilirim açmasını gülün! Ey gözleri yas-emen çocuk Bırak harcasın ömrünü yar üstüne yar koklayan Gök Turgut’un ve şairlerindir Fasl-ı Şems dokun yanan yerlerime Kara gözlü yârin gülü bu bahçede narin büyür Kalbimiz aşkın tenidir Yelda Karataş |
düşlerimdin sıcak bi çay misali, geleceklerin ve gideceklerin hatrına, unutmam seni, unutmam sana son sarılışımı... yalan değildi tüm söylediklerim, ne kadar yalan olsada, bize öğretilenler... sevdalar... inan, yalan değildi sana dediklerim... şimdi, iki yabancı misalide olsa, unutmam seni... serhat gültekin |
HER GECE YARISI BİR NEFES GİBİ... her gece yarısı bir nefes gibi hüzün dolu bir iç çekiş gibi... efkar gibiyim... filitresiz bir eski zaman sigarasıyım parmaklarında şimdi götür dudaklarına yak beni bu saatlerde ben hep o tütündeyim... bir kibrit alevinde kor olmaya hazır yüreğim... içine çek yavaş yavaş zehir tadımı hisset kokumu duy acımı duy savur sonra beni o yasakların griliğiyle duman duman yaşadığın evde gezinmeliyim ve odaların duvarlarına gönlümce kendimi resm'etmeliyim... önce gözlerimi sonra dudaklarımı saçlarımı en sonra saclarını okşayan ellerimi cizmeliyim dudaklarını öptüğümü hissetmelisin beni düşündüğünü hissettiğini çok uzaklardan hissetmeliyim... tam gece yarısını vururken saatler her şeye ve her şeye rağmen özlemelisin özlendiğin gibi... "özledim teninin kokusunu özledim" dediğimi bilmelisin... şu anda ne yaptığımı merak etmelisin lanet olsun demeli kıskanmalı ve hatta küfretmelisin... parmaklarını yakan izmaritle bir sigara daha yakıp bir dilek tutar gibi içinden "seni seviyorum" demelisin... bunu söylediğini bilmeliyim ve aynı anda ben de sana sevdiğimi söylemeliyim... beni hissettiğini hissetmeliyim sevdiceğim kor olan tütün gibi ateş kesmeli avuçların sıcaklığını tenimde hissetmeliyim... her gece yarısını vururken saatler sadece bir sigara içimi olsa da her şeye ve her şeye rağmen sende olduğumu bende olduğunu yürek sancısı iç sızısı gibi adı her neyse aramızdaki bilmecenin çözüldüğünü hissetmelisin ve ben bunu bildiğini hissetmeliyim... Ceyda Görk... |
Bugün hayallerimin başında sen varsın yine Bugün sigaramın ilk nefesinde seni çektim içime Ne hayallerimde ne düşlerimde Koyamadım kimseyi yerine Oysa unutmak unutulmak istiyordum Çıktığım yalnızlık seferinde Yazıp yazıp yırttığım kağıtlarda Seni aramaktan usandım artık Ama seni unutmak da imkansız Her şeyde sen varsın Huzur aradığım kırlarda yeşil gözlerin Masmavi denizlerde ise Sana varmadan yarım kalan düşlerim Ne yapsam olmuyor Ve ben sana tutsak sana esir Bu yüreğimle… Yalancı bir rüzgarın sürüklediği Sonunun nereye varacağını bilmediğim Bir aşkta seni arıyorum Neden mi? Kendimi kaybettim çünkü Sende bulurum ümidiyle başladığım bu savaşta.. Hayata karşı aldığım yenilgilerde Benden geriye hiçbir şey kalmadı (Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.) bülent ışıkçı |
Bugün her ölümle biraz daha ölürken Seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden Dünyada Kaç iklim Kaç zulüm Kaç ölüm var Bir, seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin …. (Bu şiir, şair arkadaşım Fırat Sırtlan'a aittir.) bülent ışıkçı |
Türkü Gözlüm Kar yağıyor türkü gözlüm Kar yağıyor buralara. Uzun hava ağıt gibi, Dökülüyor bulvarlara. Sen de gittin buralardan, Böyle bir karlı havada. Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında, Gelmiş özlemiştin beni, Sarılmıştın hıçkırıkla, Kar yağarken dilek tutmuş, Kar yemiştin avucumda. Nasıl gittin türkü gözlüm, Mahzun kaldım buralarda. Gülüşlerimiz geliyor, Ağlıyorum buralarda. Sen bir öğretmensin şimdi, 657 devlet memuru. Kıt kanaat geçinirsin, Seni beklediğim gibi, Beklersin ay sonunu. Belki de evlisin şimdi, Bunca yıl geçti aradan. Sen beni unuttun belli, Türkü gözlüm çık hatrımdan. Oralara da kar yağar mı, Güneş çıkar mı ardından? Saçaklardan su damlar mı, Su girer mi papucundan? Yokluk kötü türkü gözlüm, Yokluğun çıkmaz aklımdan. Varlık güzel türkü gözlüm, Varlığın yitti yanımdan. Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya. Belki yazarsın diye, Bir kalem almıştım sana. O kalemle mektup yazmış, O kalemle ağlamıştın. Ama o son mektubunda, Sen ne kadar değişmiştin... Sözlerin de değişmişti... Değiştiğin belliydi ki, Kalemin de değişmişti... Ah benim türkü gözlüm Ne oldu birden sana? And içmiştik gündüz gece, And içmiştik kopmamaya. Hacı Bayram'da dua ettik, Ayırmasın Allah diye... Bir fakire para verdik, Belki dua eder diye... Fakir mi dua etmedi, Sen mi yalancı çıktın? O fakiri göremedim, Gelmedi namaz vakti. Çok oturdum musallada, Her tabutta kendim vardım, Dua ettim ardım sıra... Şimdi en arabesk duygularla Dudağımda o türkü, Yürüyorum bulvarlarda... Ellerim üşürken hep Ellerin gelir aklıma. Yüreğim ağlıyor şimdi, Yanıyorum buralarda... Kar yağarken hazin hazin, Ölüyorum türkü gözlüm, Ölüyorum buralarda... Bedirhan Gökçe |
teşhir-i primadonna çıplak dudaklı üç kara kadın ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!.. leş gibi tunca uzanmışlar gözlerinde vefa tüfenkleri.. ten değil etten zehir buhurdanı hükmediyor cân ile cânân ile bu kokuda var bir nasihat elbette var bir müneccim kurana ek sure olmuş gülüşmeleri ah o gümüşten memeleri, ah o gümüşten memeleri! altı ay ile şakırlar yüzüme -bu davete tenezzül et ey rezil şair! babanın da, senin de sokaklarda köpekler gibi öldürüldüğü pek vâkidir!- ayak bileklerine bağlanmış kedi kuyrukları ve küçük ve sade, alelade mor modigliani çanları kafesine dar ediyorlar göğsümü ve kalbim, ve vah benim şu serseri kalbim bir şahmerdan olmuş da dövüyor cılız kanımı kanıma şahitlik ededursun hele şu mendebur tarih artık tavına geldi güz ve o mevsim ki sırça bir hatıra kadar yüzsüz! ne çıkar, girer aralarına ben de uyurum ben de tararım uzun saçlarımı uzun gecelerle tırnaklarıma oje yerine su sürerim ne çıkar ben de ağlarım, ama ben de ağlarım ne çıkar çıplak dudaklı üç kara kadın ateş gibi!.. mermi gibi!.. at gibi!.. leş gibi uzanmışlar tunca kasıklarına saplı kalakalmış ayyaş çocuklukları ve bir de abdülaziz hançeri! k. iskender |
Görmediğim bir bambaşka durum var Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayın izlerinde savcı bey. Abdurrahim Karakoç |
Beni Tanıdığında* ___________'mesafelerdi belki de bizi yıldıran ___________ yaşanacak onca şey varken...' beni tanıdığında acıların baharındaydım o yüzden tadım acıdır b e n i m.. beni tanıdığında dağınıktı belleğim firardaydı düşüncelerim ve en büyük ibadetti belki de gittiğini unutup, yolunu beklerdim o yüzden kederim büyüktür b e n i m.. beni tanıdığında gözlerim gözlerine nasıl değmişti yalancı bir bahar mıydı beklediğim imkânsızlığını bile bile belki de bu son seferdi son aşkım olduğunu nereden bilebilirdim o yüzden yüreğim buruktur b e n i m.. bakma sen benim durgun olduğuma bebeğim beni tanıdığında ben ben değildim ve sadece yıkık duvarları olan ben bembeyaz düşleri maviye çalınan bir mevsimdim sadece; y a ş a d ı ğ ı m.. evet, sen beni tanıdığında acıların baharındaydım o yüzden tadım acıdır b e n i m... Ali Hakan DÜZ |
Mektup alir, efkarlanirim; Raki icer, efkarlanirim; Yola cikar, efkarlanirim. Ne olacak bunun sonu, bilmem. "Kazim'in" turkusunu soylerler, Uskudar'da; Efkarlanirim. Orhan Veli |
| Saat: 10:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık