![]() |
Öğretilenlerden Her yüzüstü bırakıp giden Birşeyler öğretti Kimi Ayrılık acısını öğretti Kimi Yanlızlığın keskin bıçaksı yüzünü Ama; Sen sevmeyi öğrettin Tekrar tekrar Kaldırması zor sevdaları hep benim omuzlarıma Yükledin Giderken bile bana sevecek bir şeyler bıraktın Yanlızlığı Gözyaşını Bilinmeyen herşeyi Bana bıraktın Sen sür sefasını sessizliğin Ufukta fırtına var oysa Bilinmeyen herşey bilinene doğru yavaş yavaş akıp giderken bir kumsaatinin canalıcı sessizliğinde Bana bırakacağın her şeyin birer eşi Sende saklı, unutma Ömer Seydi Ekinci . |
Beyaz Şehir Yıllardan beri İlk kez bu kadar beyazlar giydi İstanbul. Doğa ile barış imzaladı galiba. Anlaşmanın ilk maddesi temizlikti. Dün sabah önce bütün kötülükleri Çirkinlikleri temizlendi İstanbul'un, yağmurla. Ve bugün ikinci madde devreye girdi. Tüm çatılar, ağaçlar beyaz; Arabalar, köprüler beyazdı. Camilerin kubbeleri; Toprak beyazdı. İki tarafta sözünde duruyordu. Doğa gri şehri temizlemiş Yavaş yavaş beyaza boyuyor; İnsanlarda birbirine gülümsüyor, Yardım ediyordu. Son maddenin yerine getirilmemesi için hiçbir sebep kalmamıştı. İnsanların saçları beyaz, Ve sonunda yürekleri beyazdı. 10.12.1998/ İstanbul Fidan Aykut |
Koltuk Değneklerim hayatın hep acı yanlarıyla yaşamak sadece ağlamak yani kardeş olmak koltuk değnekleriyle... biz bilmem kaç milyon kardeşiz hepimiz, aslında daha şanslıyız sevgiyi ellerin ya da ayakların değeri görenlerden en azından yüreğimiz var en azından gerçek sevgiler yaşıyoruz gerçekçi olmak gözlerimizi kollarımızı, ellerimizi alsa da yüreğimiz bizlere kalıyor koltuk değneklerim umudu yaşamak ayaksız, elsiz de olsa umutlu olmak.. gerçek sevgi, gerçek aşk gerçek inanışlar gerçeğe inanışlar.. evet aynı göğün altında ve eğer binebilmeyi başarabildiysek aynı belediye otobüsü içinde yanyana, kanadı kırık bir hayat özürsüzlerle.. allah aşkına bırakın kendi özrünüze bakın belki yürüyebiliyor, konuşabiliyorsunuz ama sevemiyorsunuz hep lekeli aşklara kurban giden bir toprak dolusu özürsüz kendi özrünüz yetmez mi sizin bıkmadınız mı? tekerlekli sandalyeme, koltuk değneklerime bakarak hüküm giydirmelerden aynı kışın soğuğu ve aynı sıcağı temmuzun aynı toprak aynı toplum aynı güneş aynı yıldızlar ama ayrı insanlar ikiye bölünmüş özürlüler özürsüzler.. ama hangimiz özürlü? Ömer Seydi Ekinci |
Bildiğim Bir Şarkı Var Merhametsiz karanlık içindeyim Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum Mavi denizlere mor dağlara karşı Bildiğim bir şarki var onu söylüyorum Bildiğim bir şarki var onu söylüyorum Butun şarkılar gibi kederli Ümit Yaşar Oğuzcan |
PİŞMANIM Lanet olsun doğduğum güne Mutlu olmak hakkım olsa Bir zalim düşürdü beni bu hale Pişmanım anam bırakmıyorlar İstemiyorum soğukta donup kalmayı Anaların yüreğine kurşun sıkmayı Veren utansın bu silahı elime Pişmanım anam bırakmıyorlar Bir zalim başımda unut diyor Ne kadar pişman olsam da anam Bu dağlardan sağ inen olmuyor Pişmanım anam bırakmıyorlar Dost bildiklerim pusuda yatıyor Kaçmaya kalksam sırtımdan vuruyor Her gece bir zalim benimle yatıyor Pişmanım anam bırakmıyorlar Her gün biraz daha azalıyorlar Çoğu zaman pişmanım diyorlar Ölüm soğuktur kaçamıyorlar Pişmanım anam bırakmıyorlar Bir gün duyarsan öldüğümü Etrafa saçılsın kanlar bedenimden İbret olsun benim bedenim genç kızlara Pişmanım anam bırakmıyorlar NOT: BU ŞİİR TOKAT IN REŞADİYE İLÇESİNİN ÜÇ YOL KÖYÜNDE ÖLDÜRÜLEN TERÖRİST GENÇ KIZIN CEBİNDEN ÇIKMIŞTIR |
SON HIÇKIRIK... İlk mektup tadında yazılmalıydı Bir aşkın son satırları da Sana ilk mektubum say bunu Belki seni çok özleyeceğim Ama bil ki seni hep çok sevdim Ve her zaman seveceğim Seni çok seviyorum Her zaman seveceğim Bin kalbim olsa sana Hepsini vereceğim Bir gün kaparsak gözlerimizi Son hıçkırık göklerde Buluşturacak bizi Sana bu kez okeyden çaldığımız taşları değil Yüzünün kıblesine okuyamadığım duaları yazdım Ne ezberleyip unuttuğumuz hicaz şarkıları Ne de zula da söndürdüğümüz sigaraları Beyaz yalanlarımızın ince hesaplarını da değil Yıllardır içimden sayıkladıklarımı yazdım sana İdamımın son dileğine taşıyamadığım itiraflarımı Çaldığın yıllarımı yazdım bu kez sana İçimin en iç yanığı Sakın ağlama sen Yokluğumu da at pencereden şimdi Ve okuduğun her satırda yırt beni Duvarlara astığın her asi sitemini Tak peşime de gönder hadi İçimin acıyan yüzü Sakın ağlama sen Ağzımdan her kaçanı Ezberle sadece Ve söyleyemediğim diğer yalanları da Bu mektup Allah'ın emriyle Bu mektup Sana tüm hasretimle Seni çok seviyorum Her zaman seveceğim Bin kalbim olsa sana Hepsini vereceğim Bir gün kaparsak gözlerimizi Son hıçkırık göklerde Buluşturacak bizi Tıpkı gözlerinin renginde mürekkebim Satırlarım bahtının karanlığında Kaybedilmiş bütün savaşlarım adına Yenilmişliğimin mahçup cesaretine sığınıp da Sensizliğe ve hep sessizliğe biriktirdiklerimi İçimde dağları deviren gizleri yazdım sana Bir gün bu hikayenin biteceği de Aslında hep aklımda Sana veremediğim bütün sözler Artık son satırlarımda İçimin en iç yanığı Bendeki bir enkaz yığını Seni terketmenin bile Başkaydı tadı Sana hasretlenmek Zaten bana mübahtı Baksana bu ayrılık İkimize de çok yakıştı İçimin acıyan yüzü Sakın ağlama sen Bendeki bir ayrılığın hüznü Sende kaybetmişliğin acı telaşı İnan seninki çabuk geçer Ama benim ayrılığım Kim bilir kaç ömür sürer Bir gün kaparsak gözlerimizi Son hıçkırık göklerde Buluşturacak bizi |
Paylaşamadıklarımız Yan yana otururken ırmak kıyısında Öpücüklerin ıslaklığı kalmıştı dudaklarımda Acımızı paylaşmıştı ağaçlar İki sevgili gelip Aşkı sormuştu bize Gözlerimizle anlatmıştık aşkı Aşk anılarını anlatıyordu Deniz Bizi dinliyordu can Ruhi sazıyla eşlik ediyordu Hasretle Anladım ki hepimiz devrime âşıktık. Behzat Mansuroğlu |
Ben Kandan Elbise Giydim Hiç Değiştirsinler İstemezdim Kendinden birşeyler kattın Güzelleştirdin ölümü de Ellerinin içiyle aydınlattın Ölüm ne demektir anladım Yer değiştiren ben değildim Farklılaşan sendin Sendin bana gelen aynalarla Sendin bana gelen sendin Artık ölebilirdim Bütün İstanbul şahidim Ben kandan elbiseler giydim Bundan senin haberin var mı Sezai Karakoç |
Sahipsiz Kelimeler... Bembeyaz bir sayfa üzerinde kelimeler sahipsiz kaldı, neden,niçin ve kime yazıldıklarını bilmeden, fırtınayla başlayan gece sessizliğe bürünmüştü, hayallere yenik düşmüştü yaşanan nefes alıp vermeler ve işte hayat buydu; renklere bürünmüş bir bukalemun misali... zamansız kalp atışlarımın hızlanmasını özlüyordu bedenim, yüzümdeki tebessüme imza atıyordu,hızla geçip giden zaman, tüm dokunuşlar,hissedişler buz tutmuştu ellerimde, gözlerimin gözbebeklerime bakışı küsmüştü aynalarda, somut soyut düşsel bir karmaşada kayboluyorduk aslında, oysa güneş yine tüm parlaklığıyla ışık saçarken dünyaya şiirlerinde mateme bürünüyordu siyah gözlüklü kadın, ne gidenler kazanıyordu,nede geride kalanlar bu aşk savaşında, tüm yaşanmışlıklar,hatıralar,anılar kalplerdeki mabette gizli kalıyor, sevmek tanrı ile eş değer tutuluyordu..... alıntı... |
Yangın Yangın bakışların saçların rüzgar rüzgar Savur alevini yansın gözlerine konan turnalar Savur alevini yansın gözlerine düşen damlalar Sen hiçmi bahar görmedin Yüreğini aşka sermedin Beni kovsan gitmem derdi. Yaban kokusuz yalancı Şehirde eskimiz yandı gittin. Deva bulmam gözlerime degdi Şimdi kupkuru çöl gibi sözlerin Yaban kokusuz yalancı... SANA GELDİM SONA SENDE YERYÜZÜDÜR GÖLDE VURAN EY SULARININ SONSUZLUĞU BAKIŞLARIM DEMİR ALSIN GÖZLERİNİN LİMANINA FIRTINALAR YORGUNU YÜREĞİM SANA BÜTÜN SABAHLARIM SESİNDE AĞARSIN KEDER TIRMANMASIN YÜZÜME BİR DAHA SARMAŞIK GİBİ ÖPÜŞLERİN DAMLASIN ÇÖL DUDAKLARIMA BİLİYORUM YÜREĞİM DURGUN SUDUR DİNDİĞİM KORKU KIYILARIMI SİLDİĞİM SANA GELDİM SUSTUM VE YUMDUM İKİ DAMLA ATEŞ DÜŞÜRDÜN GÖZLERİME AL USLANDIR KORSAN BEDENİMİ GECE KANAT ÇIRPSIN PARMAKLARIMDA BİRBİRİMİZDEN KAÇIRACAK YERİMİZ KALMASIN BİRLEŞSİN YAĞMUR SUYUNDA ELLERİMİZ BIRAK ÖPÜŞLERİM AĞZINI KAPASIN UZUN UZADIYA SUSARAK KALALIM BİRBİRİMİZDE SABAHA SÖYLEYECEK SÖZ BIRAKMAYALIM KÖPEKLER GİBİ HAYLAYAN ACILARIMIZ SUSSUN SEVDA ÇÖZMESİN KENDİNİ BİZDEN SULARCA GÜLÜŞELİM YÜREĞİM ALI KOYSUN GİTMELERİNİ SANA GELDİM SANA... En kaynar su bile olsan ateşini söndürürdün Yüreğine bir sorabilseydin bu zulümü bitirirdin Yangınına el olanın umutları fot olur Bir ömür yangınsızda yanar yanar kül olur Sen hiç mi bahar görmedin beni kovsan gitmem derdin Yaban kokusuz yalancı Şehirde eskimiz yandı gitti. Deva bulmam gözlerine değdi Şimdi kupkuru çöl gibi sözlerin Yaban kokusuz yalancı |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık