MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

MaKaLeLe 3 Mart 2007 04:04

Vay Kurban

Dağlarının, dağlarının ardı,
Nazlıdır.
Uçurum kıyısında incecik bir yol
Gider dolan-dolana,
Bir hastan vardır, umutsuz,
Belki ayşe, belki Elif
Endamı kuytuda başak,
Memesinin, memesinin altında,
Bir sancı,
Bir hayın bıçak...

Ölüm bu,
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hayreti uykularda,
Hayreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda...

Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
Hiç akıl edip de düşünen var mı?
Gün kimin hesabına tutar akşamı,
Rahmetinden kim demlenir bulutun,
Hayırlı evlat makina
Nasıl canavar kesilir.
Kurdun, karıncanın rızkını veren
Toprak nasıl ayartılır,
Yüz vermez topal öküze,
Ve almaz koynuna kara sabanı.

Sepetçioğlu'm bir kömür işçişidir,
Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif
Mal, haraç-mezattır,
Can, pazar-pazar.
Kırmızı, ak ve esmer,
Yumuşak ve sert buğdayları
Yaratan ellerin sahibidir bu,
Kör boğaz, nafaka uğruna,
Haldan düşmüş, tebdil gezer...

Dağlarının, dağlarının ardı,
Nasıl anlatsam...
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban...
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu'dur ol hikayet,
Ol kara sevda.

Seni sevmek,
Felsefedir, kusursuz.
İmandır, konkunç sabırlı.
İp'in, kurşun'un rağmına,
Yürür, pervasız ve güzel.
Sıradağları devirir,
Akan suları çevirir,
Alır yetimin hakkını,
Buyurur, kitabınca...

Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarından karanlık,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin ışığında yeraltı.

Her mevsim daha genç, daha verimli,
Sunar, pırıl-pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
Elimizin hünerinde yeryüzü.
Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
Olm kitapta böylece yazılıdır,
Ol sevda, böyledir çünkü...

Ahmed Arif |


arwen 3 Mart 2007 04:12

Susup da bir kere
Dinlemeden,karar verdin.
Sensiz haklı olmayı,
Hiç arzu etmedim.
Yanlışlarını doğru sayarım,
Hep bu yüzden
Dönüşün için,
Haksızlığa haykıracağım.

Düşünüp de bir kere
Anlamadan,karar verdin.
Sensiz mutluluğu,
Hiç arzu etmedim.
Tebessüm bile edemem,
Hep bu yüzden
Dönüşün için,
Mutluluğa bağıracağım

Düşlerimi yanlış yorumlayıp,
Karar verdin.
Korku dolu kâbuslarımı,
Hiç arzu etmedim
Ümitsiz hayallerim bu yüzden
Dönüşün için,
Hayallerimi unutacağım.

Duygularımı yanlış anlayıp,
Karar verdin.
Tez canlı olmayı,
Hiç arzu etmedim
Yüreğimin sancısı bu yüzden
Dönüşün için,
Kalbimi kanatacağım

Gözlerimdeki ışığı,
Görmeden karar verdin
Sensiz aydınlığı,
Hiç arzu etmedim
Gözlerimi kapatırım bu yüzden
Dönüşün için,
Ruhumu;
Bedenimden uçuracağım.


cengiz güzar


tikkymelike 3 Mart 2007 10:25

BIRAKMA BENİ

Bırakma beni sevdiğim
Gidişine dayanamam
Hasret gözyaşlarımla
Kendimi avutamam
Dönerim dersin ama
Kadere inanmam
Bıraktığın anılarınla
Ben sensiz yaşayamam.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 3 Mart 2007 10:34

Uyandığında burada olmayacağım,
elinle yoklayacaksın yalnızlığını, mahmur gözlerini açamadan
bedenimden kalan boşluk yargılayacak parmaklarını
beni rüyalarına soramayacaksın

bir şüphe uzayacak saçlarında
bu sabah okşanmamışlık, acıyacak
yaklaştıkça uzaklaşacak kokum odalarında
bütün kapıları açık bırakacaksın

her şeyden bir tane koyacaksın masalarına
yalnızlık,
kaybolmaz kalabalıkta
buğu bakacaksın artık dünyaya
aynadaki yüzün ben olmayacağım

yarısı yenmiş bir elman olmayacak hiç
dolunayın bir yüzü hep asık
bitirmediğin kitapların sonunu merak edeceksin
kuramadığın cümlelerinde olacağım

uyandığında burada olmayacağım
sarışın bir umut hiç gülümsemeyecek yarınlara
kızamayacaksın öpemeyeceksin yalnızlığını
şiirsizlik yapışacak yakana

uyandığında burada olmayacağım
bir daha hiç uyumayacaksın

Bülent Kara


blood_lovee 3 Mart 2007 12:53

Senin İçin Islandım

geldi gelir diyerek yollarına bakarken
ayak üstü beklerken bir ağaca yaslandım
ne birazcık yakındım ne yağmurdan sakındım
gelişini düşleyip senin için ıslandım

bilmem neden sonraydı iliştim masaya
zaman çok zor geçse de kapılmadım tasaya
heyecanım yansırken düşen bir damlaya
gelişini düşleyip senin için ıslandım

sırıl sıklam oldumda sel götürdü demedim
bir bardak çay içmedim simit bile yemedim
bir titreme hissettim fakat önemsemedim
gelişini düşleyip senin için ıslandım

hiç farkında olmadım sağanak mıydı çise mi
bardaktan mı boşaldı yanağımdan buse mi
umudun denizinde yol alırken bir gemi
gelişini düşleyip senin için ıslandım

en sonunda göründün o güzel endamınla
bir meleğe büründün şirin tatlı dilinle
kıyasladım sultanla prensesle gelinle
gelişini düşleyip senin için ısladım


Tuncay Demir


kambis 3 Mart 2007 13:25

BEN SENİ SENSİZ SEVDİM
Ben seni severken
Sen yanımda yoktun ki!
Ben seni özlerken
Sen bilmiyordun ki!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen yokken bakışların vardı
Beynime kazınmış
Nereye baksam oradaydılar,
Ben seni sensiz sevdim..
Göremesem de, rüyamdaydın,
Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin
Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.
Sen bile!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da, hayalin vardı,
Sen olmasan da, şarkılar vardı;
Seni hatırlatan...
Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da,yıldızlar vardı,
Sen olmasan da,bulutlar vardı,
Sen olmasan da,günbatımları vardı,
Sen olmasan da,denizler vardı...
Ben seni sensiz sevdim...
Aslında sen hep vardın,
Aynı şehirde,aynı sokakta,
"Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum"ama;
Ben seni sensiz sevdim...
Ne olurdu sende beni sevseydin?

Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?
Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,
Hani kıyamet koptuğunda...
Ben seni sensiz sevdim...
Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!

demir


Misafir 3 Mart 2007 14:00

Naylon Günler

Mevsimlerin hızlı ve renksiz yaşandığı naylon çağda,
renksiz hayatın dayanılmazlığı ve yaşanmazlığı!

Gül fidanı diktim,
dondurucu soğuktan, yakıcı sıcaklardan korudum onu!
Bataklığın ve kokuşmuşluğun ortasında naylon gönüllere,
gülün kokusunu koklatmak istedim.

Cesaretimi ve gönlümü gübre yaptım!
Tırnaklarımla çapaladım!
Alınterimle suladım!
Büyüdü, yaprak açtı umutlandım!
Açacak tomurcuğu bekledim sabahlara kadar!

Yeni bir günün şafağında kaybettim doğacak umutlarımı!
Dostlar, dostlar yalancı bahara kurban etti gülümü!
Unuttum, unuttum mevsimlerin hızlı ve renksiz olduğunu!
Bilemedim, bilemedim sevdaların, naylon güllerle yaşandığını!
Bilemedim, bilemedim sevdaların, naylon güllerle yaşandığını!


Ahmet Yenilmez


tikkymelike 3 Mart 2007 14:41

EĞLENCELİ EZİYET

Ey!
Sesime kulağını tıkayan
Sana çok kolay gelmedi ki bu yürek
Sen istersen uçuruma it beni
Umurumda mı...
Yıkılıyorum her aklıma gelişinde
Gitdiğinde harebeyim ben.
Sen yokken de çekiyorum derdi
Sen varken de umurumda mı...
Umut diye ektim seni sineye
Sen ise
Başak başak dert oldun bende
Çivisi çıkmış dünyanın
Rüzgar tersinden esiyor
Seven kul boynunu bükmüş
Şerefsizse kol geziyor

Selahattin Su


arwen 3 Mart 2007 19:30

Bu gece İstanbul'dayım
Ve sensiz çok yanlızım
Ah hala dinmedi hala şu acım
Ama İstanbul'dayım ve yanlızım

Aşk şarkıları söyler dilim
Kalbimi kapladı sadece hüzün
Seni görmek ister di şu iki gözüm
Ama İstanbul'dayım ve yanlızım

Taksim e gidiyorum metrodayım
Bir an o senin kokunla bayıldım
Sanki Seni yanımda sandım
Ama İstanbul'dayım ve yanlızım

Geziyorum Taksim de delice
Gönlüm adını sayıklar hece hece
Ah bilsen nasıl geçti böyle kaç gece
Ama İstanbul'dayım ve yanlızım

Ne olur sevgilim kızma bana
Biliyorum yazmayacaktım artık sana
Aşk acısı tak etti şu canıma
Ama İstanbul'dayım ve yanlızım

Bilirsin derdimi anlatamam kimselere
Dökemem şu an halimi kelimlere
Murat ne de güzel yaşamıştı aşkı seninle
Ama şimdi İstanbul'dayım ve yanlızım...



murat gençosman


Misafir 3 Mart 2007 19:52

Sahipsiz gönlümü almak istemezmisin.
Hissetmek istemez misin sevgimi
Yazmisim seni her parçama
Sigaramin her nefesinde
Aldigim her nefeste
Kokladigim her çiçekte
Bütün hayalimde sen varsin
Sanki her zaman benimlesin
Ne olur hep yanimda olsan
Sevginden birazcik tatsam
Rüzgar getiriyordu kokunu bana
Kuslardan aliyordum haberini
Uzak kalma benden
Diz çökmüs bekliyorum seni
Zamanin içinde kaybolmus gibisin sanki
Yildizlara sordum, agaçlara sordum
Taslara sordum ve kuslara sordum
Dediler ki o gelmez sana
Sormaz olaydim.
Bütün umutlarim yikildi bir anda
Gecelerin karanliginda kayboldum.
Artik aydinlatmiyordu yildizlar yolumu
Bulamiyordum kaybettigim umutlarimi

Sevginle büyüttügüm çiçekler
Soldular birer birer.
Susamislardi onlar da sana
En az benim susadigim kadar.
.
Abdullah Yildiz


arwen 3 Mart 2007 19:55

Ay şahit yıldızlar da
Attığım her adım da
Yakalandığım her sağanak ta
Cisel cisel ıslanan ben, sen sen.

Biz var bizden öte,
Biz siz'likler de
Biz gibi yaşamak,
Yaşamsız bi çare eller de...

Gün ışığı aydınlığı,
Gözlerin de.
Gözlerinse
Bakışlarımın derinliğinde..

‘’Sen yağmur ben hazan’’

Dönüşün;
Mevsimlerin gizemin de.
Bir biri ardında art sız,
Şekil yok şimalsiz
Güneşin doğuşun da
Hep beklentilerim de,
Sen
Sen
Sen! .....


emel can


blood_lovee 3 Mart 2007 20:13

Asla Solmayacaksın

Sonuna geldik demek güzel günlerin
Benim için sen asla dünde kalmayacaksın
Yeşermişti seninle bildiğim tüm ümitler
Sen bir çiçek ellerimde asla solmayacaksın.

Kitaplarda saklı olan hecelerde sen varsın
Gerek yok fazlasına tekrar yazılmayacaksın
Günleri kıştan çalıp bahara eklemek varken
Yine de soğuk gecelerde asla solmayacaksın.

Olur ya zaman gelip yaprak da dökeceksin
Her bir yaprak ardından yeniden açaçaksın
Ben çiçek açışını umutla beklerken gülüm
Bil ki benim gönlümde asla solmayacaksın...

Hakan Şengün


arwen 3 Mart 2007 20:16

Sır saklı gözyaşlarımın dudağıyla
Avuçlarımı öptüm, izleri yad ettim
Yaramazlığın diyeti dayak faslında
Bir çocuğun sarı başını okşadım
Saçlarında merhametin kokusu vardı
Ellerine baktım, aynı izler
Onun da avuçlarını öptüm, muhtaçtı
Köy çeşmesinde ellerimi yıkadım
Güzel gözlü bir kıza yangın baktım
Acıları yıkasam silinir mi?
_____________________dedim,
Avuçlarına bak izler silindi mi?
_____________________dedi
Kaç kere yıkadım sayısını unuttum
Avuçlarıma menekşeler de koydum
Silinmedi,
Gözüme rüzgar mı girdi, yoksa…
Dur, söyleme gönlüm verme beni ele
Hapsolurum bir nazlı gözün içinde
Sus nolur anlatma, düşürme
Çeşme başında gözlerimi yıkarım
Söyle o kıza izlere bakmasın
Avuçlarımda tenha yola çıkmasın
Toprak tutarım acı ekerim yeşerir
Bir çılgın renkte avuçlarım delirir
Gelsin arkamdan güzel gözlüm
Önce öpsün avuçlarımdan
__________________kimdir bileyim.


şahin türk


Mystic@L 3 Mart 2007 20:48

Taze Bir Bahar

Bu şiir büyük sanatkâr Emel Sayın'a ithaf edilmiştir.

Taze bir bahar yeli gibi esip girdin gönlümüze
Nice güzellikler kattın dünümüze bugünümüze
Hep neşe ve mutluluk getirdin sazımıza sözümüze
Yeni bir gelin misali süzülüp girdin yüreğimize

Sana hep gıpta ile bakar sevgi dolu gözler
Yüreğinden akıpta gider duygu dolu sözler
Sevginle dolup dolup taşar nice yüce özler
Şiir dolu bu yürek her zaman seni özler

Sedefinde saklı duran bir incidir Emel Sayın
Gönlümüzde hep birincidir o zarif ve tatlı kadın
Nurlu güzelliğine sahiptir gece doğan dolunayın
Dilindeki en güzel şiirdir daima Timur İlikan'ın

Timur İlikan


CaNaRY 3 Mart 2007 20:59

Resmine bakıyorum suspus.
Boğazım düğümleniyor ama yine de ağlayamıyorum.
Göz yaşım bile tıkanıyor seni gördüğü zaman.
Özledim. Özledim..
Hemde çok özledim.
Umudum yok.,
Biliyorum dönmeyeceksin.
Sevmeyeceksin bir daha.
Gülüşünde kaybolamayacağım mesela.
Alamayacağım koynuma.
Ağlayamayacağız bakışırken, sevişirken.
Duymayacağım dudaklarından canımsını.
Canım çıktı. Can mı kaldı.
Özledim. Hemde çok..
Hala Adını her duyduğumda uçar yüreğim .
Uçar gider.
İster bir kez daha bakabilsin gözlerine.
Öpebilsin, koklayabilsin doyasıya.
Çekebilsin içine.
Düğümlensin kelimeler.
Dursun zaman.
Ben bir şair, sen benim en güzel şiirim.
Gözlerinle çaldın hayallerimi.
Ama kızmıyorum sana.
Dünyaya bir kez daha gelsem,
Yine seni severim.
Hadi be gülüm, çık gel.
Özledim, hemde çok özledim.

ERDEN EKİN


blood_lovee 3 Mart 2007 21:41

Ellerimde Soluk Bir Harta

Sert adımlarla biri yürüyor yüreğimde,
Geçiyor eski zaman evlerinin,
Demir parmaklıklı pencere
Önlerinde,
Güneş pörsüyor,
Bir çiçek soluyor elde,
Ya da kızıl saçlı bir genç kız bedeni,
Tiril tiril yaşayacağı çağda,
Veriliyor killi toprağa.

Bir ruh gibi uçuyor şimdi düşler,
Göz önünden kayarak geçiyor, nazlı hayaller,
Ardında salkım saçak anılar,
Ders zili çalmadan önce ki heyecanlar,
Tatlı çileler, körpe ışıltılar!

Sonra bir şeyler olur ve tren,
Yeşil, kahverengi ağaçların arasından,
Utanmadan sıkılmadan bir şarkı mırıldanıp,
Islık öttürerek geçer gider önümüzden,
Rayların üzerinden ufuk çizgisine doğru,
Ufuk çizgisinde durup, paslanmaya yatar!

İçinde şimdi bir süt bebe uyuyor mışıl mışıl,
Ne dağdaki gerilla babasından,
Ne okul baskınında genc ölen ablasından haberdar,
Ne de uzak soğuk bir ülkede,
Bitimsiz süre giden dans partilerinden!

O daha uzunca bir süre duymayacak,
Gizli ve karanlık saraylarda,
Onun için alınan kararları,
O daha uzunca bir süre bilmeyecek,
Annesinin memesinin sarhoş bir asker tarafından kesildiğini!

Rüzgar efil efil esiyor ve her esişte çayırları esnetiyor,
O çayırlar ki gümrah ve azgın,
Sürgün çadırları çevresinde, çadırlarla yatıp kalkıyorlar,
Yine o çadırlarda yaşam süregeliyor,
Bizler azaldığımız gibi çocuklarımız çoğalıyor,
Çocuklar çoğalıyor ve bizler azalıyoruz!

Şimdi kesik kesik soluk alışverişleri,
Ellerimde soluk bir hartanın,
Ta ortasında toprağın, yedi yıldızlı,
Açmaz her aç diyene bağrını,
Sesteki ılık tınıyı almadan,
Açılmaz “Yüksek memleketler ülkesi”nin,
En derin koyakları, en yüksek dağları!

Kalpak öyle kolay eğilmez,
Eğilmez onurlu başlar öne,
Yüzyılların içine kök salmış,
Ülkesinden almış ruhunda ki besicliği!

Orda işte orda bekliyor bizi,
Düşlerde biriken gri bulutlar,
Kararsızlık almayın bunları,
Bir bilinmezci tavırdır bu sergilenir,
Erişilemeyen sahip olunamayandır!

Hamur çıkabilir un yoğrulmalı,
Hem pişmanlık duymamalı insan yaptıklarından,
Hem gerçekten doğrudan şaşmamalı.

Şimdi ürpermeli beden!
Açmalı koca bir gonca,
Katmerle ve ısırıklarla dolu bu,
Bir kızıl laledir dilim!

Elden ele dolaşan o harta nedir?
Kimin eli kimin böğründe,
Milyonlarca çiçek soluyor bir yerlerde!

En verimli çağında bir beyni kaybetmek ne demektir?
Tam sevilme çağında yakalanmak ansızın ölüme,
Daha acısını unutmadan çocukların, anaların,
Mezar mezar kabardık Tanrım!

Ürperir ten ve kan,
Birilerinin atardamarından kopup fışkırır,
Bu benim, bu senin, bu hepimizin kanı,
Düşmanlarımıza sunmak için değil,
Düşmanlarımıza rağmen varolmak için!

Ve ürperir ten,
Bu kayıplar hep bir şeyler için,
Çok eskiden beri yapıldığı gibi,
Hayır! Kurban edilmek hoşnutluğundan değil,
Yinelenmesinden utanılabilsin diye!

Biraz daha biraz daha yakınız artık,
Ölüme!…

Ellerde soluk bir harta,
İki elden getirildi bu hale,
Biri soğuktan ve votkadan zalim,
Diğeri kutsal bildiklerimizden!

Biraz daha biraz daha yakınız artık,
Ölüme!…
Sararmış çayırları toprağın altına serme zamanı geldi,
Gelecek yeni bir çayır mı yine yetiştirmeli?

Harta; halı gibi yerler ve ayaklar altında,
Bu coğrafyayı yüreğiyle eskisi,
Anlayış ve akılda yenisiyle diriltmeli!

Semih Seyyid


Misafir 3 Mart 2007 21:49

Sahipsiz Bir Uçuruma Düştü Gözlerim

Sahipsiz bir uçuruma düştü gözlerim
Aşkın yalnızlığına vurdum gecemi
Yine havada kan kokusu var.
Yine hüzün firarında yüreğim...
Uçurumlar özgürü bir failin günlüğünden düşüyorum.
Ve sayfa sayfa ölüyorum,
Sana yazılmış tozlu bir romanda
Beni ihbar ediyorsun ayrılığa,
Ayrılıksa kan kusturuyor,kelepçeli yalnızlığıma...


Kinim yeşeriyor sarı sayfalarda
Sisli bir kabus oluyorum.
Çatlayan bileklerim seni arıyor, dilim susuyor yine.
Olumsuz bir kent düşüyor yastığıma
Sen ölüm oluyorsun beynimin labirentlerinde.
Alnımda bir kavga duruyor ,kaşlarım ayrılığa çatılı,
Ben seni tüketiyorum ateş çemberi yaşamalarımda.
Ve tükenmişlik oluyorum ömrümün geri kalanında.
İçimde ölüyor bu şehrin insanları,
Ben yalın ayak kor taşıyorum kara kışlara.
Soğuğum sen ,gecem sen, yangınım sen ...
Bir avuç kül savruluyor uzaklara,
Gözlerimde kan sonbahar kokularında.
Her hücremde bin intihar büyüyor.
Ve sen can çekişiyorsun kuytularımda.
Bense kayboluyorum...


Yine havada kan kokusu var.
Seni çekilmiş bir yürekte senden geriye
Kocaman bir ayrılık var....


Şimdi her adımda düşüyorum,
Tuzağına takılıyor yüreğimin kenarı,uzaklara göçüyorum.
Yollara vuruyor zaman , uzadıkça uzuyor.
Mevsim tükeniyor içimde,yağmurlar ıslatıyor gözlerimi.
Hayır hayır ağlamıyorum,
Ayrılık kaçtı gözüme , belki ondan bu yaşlar...




Kahraman Tazeoğlu



NiliM 3 Mart 2007 23:05

HASRET

Yine gözüm doldu hasretim sebep,
Memleketi yurdu özledim yine
Anam babam yarim uzaktalar hep,
Dün gece düşündüm sızladım yine...

Düşünmem desem de aklımdan çıkmaz,
Bu ateş banadır elleri yakmaz,
Karışmasam belki kanı da akmaz,
Kanayan yarayı tuzladım yine...

Hayat mahkum etti karışamadım,
O benden güçlüydü yarışamadım,
Ne kadar uğraştım erişemedim,
Bir şey diyemedim izledim yine...

Aşık Kemal derdin anlatır size,
Zalim hasret beni getirdi dize,
Genciz ya ağlamak yakışmaz bize,
Gözyaşım döküldü gizledim yine...

Kemal Yılmazoğlu


Misafir 4 Mart 2007 00:06

Yalnizlik

Iste gun batiyor...
Gozlerim coktan daldi uzaklara
Kor kirmizi bir gunes aydinlatiyor denizin ustunu
Kucuk kucuk tekneler gorunuyor uzakta
Bulutlar kaplamis Sultanahmet’in ustunu
Yavastan hava karariyor
Ve huzunlu bir muzik
Ama kivrak
Yavas yavas isliyor icimize...

Kimbilir kac ayrilik yasaniyor su anda
Kimbilir daha niceleri yasanacak
Kirgin miyim, yoksa kirgin misiniz
Bosverin olmayin
Hayat guzel
Yasamak gerek her seyi acisiyla tatlisiyla...

Yalnizlik dusmanimiz
Tum guzellikler yoldasimiz
Kanmadim daha sana
Ordasin biliyorum
Ama icimizdeki bu kipirti oldukca
Kanmayiz sana…

Rabia Cinar Yuksel


arwen 4 Mart 2007 00:22

İmkânsızsın Ey Sevgili!
İmkânsız seni sevmek
Sana sarılmak, seni öpmek
Ve hatta bunları hayal bile etmek! …
Git gömül ebediyete
Yeter ki imkânsız sevgine izin verme…


ayşe tarhanlı


tikkymelike 4 Mart 2007 00:25

ELİNİ RUHUNA KOYMADAN GELME

Elini ruhuna koymadan gelme.
Yoksa
Çocukların
Acı sesi kalır üstünde,
Gözlerin buğusu düşer
Almaz yanakların,
Hüznün karesine döner bakışlar.
Çevrili evlerin
Yalnızlığıyla bulur isimler
Hayat akışlarını...
Yaptıklarını al,
Giydiklerin kalsın...
Duyduklarını unutmadan
Adımlarına kat.
Yenile iç çekişlerini
Taze nefesler ekle umuduna.
Bir çocuğun elinden tut...
Gökyüzüne uçan güvercinleri düşün.
Ve inan...
Yapılacak çok iş var daha.
Yakmak için yazılacak kitap var,
Kimi yüreğini ısıtacak insanın
Kimi,
Acıtacak
Tutuşan harflerin çığlığında
Ve düşün...
Elini ruhuna koymadan gelme,
Tanımam....

Mustafa Ünver


arwen 4 Mart 2007 00:38

Sen gelince...
geçer susuzluğum
sen gelince
biter kara kışım
sen gelince
açar güllerim
sen gelince
doğar güneşim
sen gelince
biter acılarım
sen gelince
ben yeniden ben olurum


yıldız bayır


Misafir 4 Mart 2007 00:57

teyemmüm


Küfül küfül zamanlardan kalma
Buhran
Yürek hızması
Umuma açık yerlerde gizlenen yüzüm
Nerelere saklayayım seni?
Ah sızım sızım yarıklarım
Nasıl dayanır bu işkenceye
İki dağ arasından akan kan


Hangi küfürde zırhlanır bir öç?


Bir adamın yüzü oyuluyor ,özenle
Kadın papatya bezeniyor
Aşk bulanıyor ellerine
Toprak ,diyor kadın
Toprak;sudur

Ayben ÇEVİK


arwen 4 Mart 2007 01:05

Bırak yıldızları parlasın dursun
Gözlerinden daha güzel olamaz
Bırak güneşi de dünya ya vursun
Beni senden fazla sıcak tutamaz

O güller çiçekler dalında kalsın
Senin dokunduğun hissi vermez ki
Bütün güzellikler seni kıskansın
Seni benzettiğim şeyler yetmez ki

Kaşlarına hilal değmiş diyorlar
Kaşların; kaşların kadar güzelmiş
Gözlerine yıldız yıldız diyorlar
Gözlerin; gözlerin kadar güzelmiş

Yüzünü güneşe benzetiyorlar
Bırak ta yüzüne güneş özensin
Sen var ya güzelim; Sen aşkım kadar
Sen benim aşklarım kadar güzelsin.


fikri özkan


arwen 4 Mart 2007 03:15

Seni yolda görmüştüm
seviyorum demiştin
hani nerde,
aşkım yerde
sen havalardasın.
Elini ver sevgilim*
geçelim yalnızlığı
aşk hasrete dönmesin.
Kanun çıkar demiştin
aşkı özgür kılacak
hani nerde,
sevdam serde
sen havalardasın.
Düşmana bel bağlanmaz*
kuşlar bile uçamaz
barut kokar gökyüzü.

Umut ol efkârıma
sevgide buluşalım
hani nerde,
gönlüm zarda
sen havalardasın.
Özgürlüğe uçarken*
yanımda ol sevgilim
bulutlarda gezelim.


tekin özdemir


tikkymelike 4 Mart 2007 07:32

ADI HAYAT

İzin verme
Ruhunu zincirlere vurmalarına
Ağlamanı görmelerine
İzin verme
Bırak en yakın dostun
Dilsiz duvarlar olsun
Sen yine palyaço maskeni takıp çık sahneye
Her zamanki rolünü oyna
Şu herkesin oynadığını
Sonra sende hüznü yaşa
Herkes gibi

Elvan Elmas


kambis 4 Mart 2007 11:37



DOKUNAMADIĞIM SEVDAYA

Yavaş yavaş yürüyorum,
yağan karın ritminde.
Bastığım her arnavut kaldırımında
izim siliniyor.
Ardımda kalan kalabalık sokakta
tüketiyorum bir şeyleri.
Kara çalıyor caddeler.
Işıklar yanmaya başladıkça evlerde,
kasvetim artıyor.
Ayak sesleri çekildikçe,
ıssızlaştıkça ortalık,
daha da yükseliyor
çaresizliğimin sesi..

Köşe başını dönüp,
baktığımda oturduğum binaya
benim pencerem
tek ışığı yanmayan…

İşte yine aynı tokat,
Yalnızlığımı vuran anahtar sesi.
Ölüm sessizliği ve soğuk.

Akşam ne kadar dağılmış buralar.
Yastıklar yerde,
orda burda ıslatılan kağıt mendiller,
yan duran bir resim duvarda.
Masada devrik şişe,
kadehte birkaç damla kırmızı kalmış öfkemden.
Vazo kim bilir kaç gündür kırık
duruyor kapının dibinde.
İn cinle top oynamışım
belli ki kendimi kaybettiğimde.

Şarap kokuyor her taraf,
çürümüş yaramı andırıyor mayhoşluğu.
Meze yapmak isteyip de,
beceremediğim mektuplar
kırışmış başucumda.
Şiirler hep yarım.
Şarkılar bitmiş,
son boşlukta ki cızırtılar
inletiyor akşamın bu saatlerini.

Gece çöküyor,
sensizliğim aydınlandıkça.

Uykunun en dayanılmaz saatlerine
kafa tutarken isyanlarla,
içli bir ney çalıyor
yıldızları savuran rüzgar.
Eşlik edemiyor ritmi bozuk yüreğim.
Alabildiğine vuruyor
sesini gönül duvarıma.
Depremler büyüyor dolunayın gölgesinde,
çatlıyor yatağımın boş yarısı.
Sessizce kucak açıyor yıldızlar gözlerine.
Bakışın takıldı aklıma,
içimden geçeni bilmeden hani…
Bilmiyorum kaçıncı uykundasın,
ben ise kaçıncı yalnızlığımda.

Geceyi toplayıp eteğime,
nasıl çıkıyorum bilmiyorum
berduş sabahlara.
Soğuk bir yastık hala başımın altında,
hayallerimi tavana asmışım,
ha bire erteliyorum.
Ateşten geceliğimi çıkarıyorum
ayaz kesmiş bedenimden.
Güneş yıldızları saklarken
bir perde çekiyor
karabasanlarıma.

Yüzüme çarptığım bir avuç su
arıtıyor karanlıklardan.
Oysa ki ıslattıkça gözlerimi,
dudaklarım biraz daha kanıyor.
Ne kadar serin olsa da bu şehir,
kızgın kumlar var ya tenime yapışan,
kavuruyor.
Yeşil gözlerindeki soğukluk
titretiyor ateşimi.

Yalpalıyor güneş şehrin üstünde.
Kayan yıldızların gümüş tozları
ışıl ışıl Marmara’nın çalkantılarında.
İstanbul, türkülerini söylüyor yeditepeden...
yanık yanık martı çığlıklarıyla.

Sen karşı kıyıdaki ukde sevdam,
dokunamadığım,
uzanamadığım…
Mart gülüşünle duruyorsun karşımda,
parlayan güneşin,
dondurucu soğukluğuyla
karşılıyorsun günaydınımı.

Ardımda kalan caddelere,
kilitlediğim dört duvara hapsettim
görünmeyen yanımı.
Karanlıklar zaten
yalnızlığımın en büyük dostu.
Haykırışlarımı yutan birer girdap
doldurulamayan şu boş kağıtlar.
Kalemim sözcüsü olmuş
sensiz yarımın.
Kafiyeleri dizmek için,
şişeleri biriktiriyorum günlerdir,
kızıl sevişleri içerek damla damla.

Ah bu geceler olmasa,
yosun gözlerini nasıl çalarım
yağmur ormanlarıma.
Adını nasıl dökerim?

Kalabalığına dalıyorum şehrin.
Gürültüsü o kadar suskun ki
aslında isyanımın yanında.

Ben seni satırlara gömüyorum,
sen bilmediğim dünyanı
buğulu gözlerine.

Şarkılarını söylerken
bakıyorum sana.
Yumduğun gözlerinde,
içli sesinde bilinmeyen yanını,
yitik sevdalarını
ve sendeki beni düşünüyorum..

Bilmiyorum var mıyım
dudağından dökülen diyezli nağmelerde.

Kendime soruşlarım başlıyor,
nedenleri,
niçinleri.
Sorguluyorum hayatı,
dünyanın dengesizliğini sonra.
Tabuları yıkıyorum bir yandan,
diğer taraftan olmazları beyaza buluyorum.
Gerçekler ayaklarımdan tutuyor,
adım atamıyorum korkularımdan.

Karşına geçip
açamıyorum küçük dünyamı sana.
Ne sesim düşüyor gecene,
ne de karanlıklarına gözlerim.

Neden diyorum
dünyaya gelmek için bu aceleciliğim
ya da sen neden geç kaldın sevdama.

Bakışlarında filizler,
dudağında çatlaklarla İstanbul gibi
doğruldukça karşımda,
canım yanıyor bebek yüzlüm…
içim gidiyor,
yanımda olup uzak durmana…

Yalnızlığımı yüzüme vuran
anahtar sesini unuttururcasına,
şarkılarını söyle……..

Onlar da olmasa
katlanılmaz bu sevdaya….

Arzu Altınçiçek


MaKaLeLe 4 Mart 2007 12:33

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu |


nazlisu 4 Mart 2007 13:28

Arka BahçeEvin gölgesidir arka bahçe
Bir yatak odasının
Usulca taşan sıcağı

Çocuğun dokunuşu
Annenin durgunluğudur arka bahçe
Dudakta öpücük izi
Bir yaradır kuşun kanadında
Elmaya düşen ala
Çatlayan yüreği narın

Seksek için yollara
Çizilen şekillerdir arka bahçe
Bir gelinin ilk gecede
Yere düşen duvağı

Dul bir kadının
En tenha yeridir arka bahçe
İşveli ve içli sözleri
Ya da yanlış yorumlanan
Pembe gülüşü

Asker mektuplarının
Okunduğu yerdir arka bahçe
Ve üzgün bir sevdanın
O solgun haresi

Şairin haremidir arka bahçe

Musa Öz


ispermecet 4 Mart 2007 13:38

Yukarıda yazdığım gerçekten bir şiirdi. :*(

Avusturya deneysel şiir, Viyana grubundan Gerhard Rühm Emmi'nin şiiri. Şair 2006 Eylül ayında İstanbula Deneysel şiir seçkisi nedeniyle geldi, CNR fuar merkezinde ve Avusturya elçiliğinde konferans verdi.

Yasak meyve dergisi Eylül Sayısında ek olarak verdiği II. Dünya savaşı sonrası Deneysel şiir ekinde yazdığım, şiir vardır.
Bu ekteki en ilginç şiir de nefes şiiriydi. Seçkide görev alan arkadaşım ile Açık radyoda bir saat sohbet vardı, orada nefes şiirini okuduğunda araba kullanıyordum. Gülmekten az daha kaza yapacaktım. Ramazan bayramı 2. günüydü, şimdi hatırladım. :D :D

NEFES ŞİİRİ

h (nefes alış)
h (nefes veriş)
h (nefes alış)
h (nefes veriş)

h (nefes alış)
h (nefes veriş)

h (nefes alış)
h (nefes veriş)
h (nefes alış ve nefesi gergince tutuş)



h (rahatlayarak nefes veriş)


Çeviri: Erhan Altan, “Avusturya II. Dünya Savaşı Sonrası Deneysel Şiiri Seçkisi”


Misafir 4 Mart 2007 21:31

^^Puslu Aşk^^

Uzaklarda Güneş'le uyanan bir martıya sevgimle...



gözler pus,
sabâ savurup sürükledi seni,
uçuşturdu yasemini küçük asyanın bozyeli...

sözler sus,
bir martının kanadına takılı kalan,
bozkırda elveda bakışındı devran...

aşk, cama yasladığında yanağını, adam kadına dedi gözleriyle:
"kal, ne olur gitme."

rüzgar avcunu kapadığında, kadın adamın gözlerine dedi gözleriyle:
“bırakma beni, al götür nereye olursa gözlerinle...”


Ali KUMAK




Misafir 4 Mart 2007 23:02


İzdüşüm

Kayboldu düş
Yaşamı esir aldı hüzün
Düş müydü yitirdiğimiz
Yarınlar mıydı yavaş yavaş uzaklaşan
Yakamozlarda

Eskidi umut
Sağanaklara hükmetti ihanet
Hain miydi olmayacak yarınları vadeden zamana
İzdüşümlerde
/ Tenler miydi ak döşeklerde kirletilen

Kalp ağrısı değil miyiz artık
Sararmış takvim yapraklarında…
Özgür Deniz


Misafir 4 Mart 2007 23:12

UNUTULMAYAN



Ah! Unutulmuş bir heceyim ben
Nice demlerden, nice tenlerden
Dünya bilmiyor gerçeği
Acının gerçeğini
Sabahı özleyen en uzun gece kadar

Dönmez o suyun yüzü tersine
Ne yalvarmalar, ne şarkılar
Ölçemez hayat akan kanını
Yeryüzü konuşur gönlüm ağlar

Susarsa sözün sözüm kalır
Dönülmez gülün akşamına dönerim
Kaç şiirin yalnızlığı benim terim
Konuşur gerçek o zaman geçmiş ağlar

Ben dururum kalbimle hayatın karşında
Toprağa, göğe ve ölüme karşı
Yitirilmiş bütün aşkların namusuyla
Ne kalır unutulmayan insan kadar.

Yelda Karataş


Mystic@L 4 Mart 2007 23:16

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu


Misafir 4 Mart 2007 23:21

Yüreğim Sırça Saray

Güneş değdiği an ufka
Yüreğim incecik,
Yufka mı yufka!
Dokunsan yıkılacak!
Sırça bir saray.
Etrafa saçılacak.
Eski defterler açılacak.
İşte o zaman sen
Bir nebzecik
Hüznümü say ha say!
Gurbetimin dalına
Konmuş bir serçe.
Onmaz özlem
En büyük gerekçe.
Ne sen vur nalına,
Ne de ben mıhına!
Yine topal çıkar
Sırça sarayın kralı
Yarın gurbet sabahına!




Necmi Ünsal


Mystic@L 4 Mart 2007 23:32

Pencereler ve Gece

bir gül düştü pencereden
akşamdı yağmur sonrasıydı
kırılmıştı...
iki adım önüme düştü
koştu ardımdan bir çocuk...
yalnızdı gül kadar
kaptı yerden kaldırdı
öptü ıslak dudaklarıyla gülü çocuk...
gül kırılmıştı bir kere öpülse de
ve bir yıldız güle inat
düştü gökyüzünden geceden
bir şair geldi
avuçlayıp yıldızı çıkardı küllerden
parmakları yandı şiirleri yandı
öptü bilmeden yıldızı
dudakları değildi bu sefer yanan
yüreği yandı...
ve bir gül...
ve bir yıldız düştü
biri penceremden biri gecemden...

1998
Orhan Karahan



Misafir 4 Mart 2007 23:58

BUZ KÖPRÜ

Çevikti, zarifti kadın
kardaki çıplak ayaktan
irkilerek kaydı yana

Çevikti, zarifti kadın

Yırtılan bakıştı adam
rakının buharından
ıslak Ankara taşına

Yırtılan bakıştı adam

Biliyorum dedi çocuk
doğurmadığını sokakların

Biliyorum dedi çocuk

İnsanlar
yaşayarak oynarken uyurgezeri
süzüldü tiner esrikliğinden
bir doyumluk umudun ezgileri:

-Al yanıyo al yanıyo
yeni geldi fırından

İnsanlar oynarken uyurgezeri

Donduramamıştı şubat ayazı
hançer gibi sivrilen açlığı
simitlere uzanan gözler
iştahın sıcaklığına
buzdan köprüler kurdu

Donduramamıştı şubat ayazı

Ali Rıza KARS


Misafir 5 Mart 2007 00:23

Unut Beni Can


Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım
Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla?
Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
Bosnalı kadınlar duydu feryadımı.
Sen, sen duymadın mı can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak?
Benden uzak o iklimlerin,
Benden uzak o şehrin,
Kahrolası o kalabalıkların
Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana,
Benim kadar hasret çekti mi
Kahrolası o şehrin semaları,
Benim kadar yandı mı?
Ne vardı can?
Ne vardı uzak iklimlerde açacak?
Ne vardı kendimizi bu kadar kahredecek?
Kara trenler umut olmamalıydı,
Uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar.
Dünya, bir tek nokta olmalıydı can…
Bir tek noktada doğmalıydık.
Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar,
Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim,
Sen, hep hasret şiirleri okumamalı.
Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda
Geceler boyu her gün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
Boğuyor karanlıklar can…
Mesafeler kurşun oldu amansız,
Feryadıma şahit oldu yıldızlar
Can… Can…
Hasretin ağır bir yük omuzlarımda.
Ben çekmekten usandım, sen usanmadın mı?
Bildim, bitmeyecek bu hasret!
Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz.
Hangimiz gelsek diğerinin yanına,
Kuruyup, kaybolacağız.
Ben, kıraç topraklara döndüm can,
Ben, kurumuş dereler gibiyim.
Issız mağaralarda kaldı umudum.
Belli bu sevda kahredecek bizi,
Unut be can… Unut bu sonu gelmez sevdamızı…
Bırak yeni güneşler doğsun
Semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını
Yeniden başlasın her şey
Yeniden doğ bensiz şafaklarda.
Unut can, unut senin için yazdığım sevda şiirlerini.
De ki; bir rüya idi bitti.
De ki; bir hayaldi,solgun aynalarda yansıyan.
De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten.
Unut beni can,Unut vakit varken…
Bırak hasretin bana kalsın.
Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm.
Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda.
Gözlerimde takılı kalsın hayalin.
Sen unut can, sen unut!
Kahredersem,
Milyon kere kahrolayım

MehmetTaş


arwen 5 Mart 2007 00:30

sensiz geçen bir günü
kendi yüreğime gömüyorum

kayıp bir şehrin ortasında
sonu olmayan yollarda
yüreğimin sesini dinliyorum

elini ver uzat hadi
tut ellerimden
bırakma beni bu kayıp
bu karanlık, sessiz dünyada

sesi ol sessizliğimin
izin verme
sessiz çığlıkların
yüreğimi dağlamasına
sensizliği yarınlara bırakma
hadi uzat elini
bırakma yar
beni sensiz koyma


fulya erçakar


Misafir 5 Mart 2007 00:46

AsKı...



Bir sürü
çiçek biriktirdim
hepsinde ayrı renk
ayrı bir anı

Birer düşünce iliştirdim kenarlarına.
ufak,ufak nefes
küçük, küçük hatıralar
yıllar ne çabuk geçti.

Seviyorum seni
kuşun ağzında buğday tanesi
gecenin karanlığında
yıldızlar gibi

Elimden tutan çocuk
saçlarımdaki beyazlar gibi
mehtaba durmuş aşıklar gibi
seviyorum seni.




Zeki Arlan



Nephthys 5 Mart 2007 00:54

..Seni Düsündüm

Yavas yavas düsündüm seni
Tohum meyveye durasiya
Her ayrintinin girdabina aletsiz daldim
Kucagimda midyeler ölü bulundum düslerin kiyisinda

Kisa kisa düsündüm seni
Göz açip kapayasiya
Bazi anlarda takilip anlam aradim
Bazi anlari hiç yasamadim aklim kaldi

Uzun uzun düsündüm seni
Saç sakal karisasiya
Kaç kereler uzattim hatirlamam
Çelik bileklerim jilet bakislarina emanet

Kara kara düsündüm seni
Karadeniz bulanip daralasiya
Baliklara yuva kurdum
Kilavuz kaptansiz bogazimdan geçemeyen silepler dolusu

Sakin sakin düsündüm seni
Paradokslara anlam sigdirasiya
Pasif korucuydum canimin çektigine
Bir faydam da dokunmadi insanliga ama

Deli deli düsündüm seni
Kafami duvarlara vurasiya
Deri kemerlerle bagladim bakislarimi tavana
Beyaz önlük bendeyse doktor kim?

Dolu dolu düsündüm seni
Damla bardagi tasirasiya
Ekinleri yatirdim müebbete isyandan
Ne güzel sariyi ve oragi bilmeyecekler hiç

Avaz avaz düsündüm seni
Karlar altinda kalasiya
Ses tellerimi kopardim sessiz sakin
Firlatip attim bilmem hangi dag basinda

Sessiz sessiz düsündüm seni.
Kanli pusulari yarasiya
Safak vakti vuruldu sol yanim
Yine de suya inen ceylani kaçirmadim

Dura dura düsündüm seni
Paraladim kendimi kiyasiya
Ayni sabaha uyanamadim
Dur durak bilmez sana filiz sürgünüm

Sora sora düsündüm seni
Bagdat toz duman savrulasiya
Ne sorulacak birileri kaldi etrafta
Ne de bulunacak bir yer bu köhne zindanda

Sira sira düsündüm seni
Devrilip raydan çikasiya
Her vagona bir duble sigdirdim
Yük trenleri ve yalniz makinistleri serefine

Ince ince düsündüm seni
Kokun odaya dolasiya
Yagmurun ilik sesinde sabahladim
Vurdum duymaz siyatigimle bacak bacak üstüne

Kalin kalin düsündüm seni
Agiz dolusu savurasiya
Ayrintidaki seytani bulup bogdum
Eski yazi tozlu ciltler arasinda bir sabah ezaninda

Santim santim düsündüm seni
Kilometrelere varasiya
Yürüdüm datçadan hopaya yalinayak
Hangi sinirsiz gezgin düstü ki benimle yola

Nefes nefes düsündüm seni
Cigerlerimi dumana bogasiya
Soluk soluga kaldim çikmaz yokuslarinda
Kaç kibrit çakimi yakinsin son sigarama

Doya doya düsündüm seni
Sofradan aç kalkasiya,
Bölüstüm ekmegimi de her seyim gibi
Bir yürek kaldi geride yangin yeri
Bilsem ki bana ait...

(15.12.2006 – 22:35 IZMIR) .Arsen Altan .


arwen 5 Mart 2007 00:58

Gözlerimde dolaşan hayal bulutlarında,
Kederli günlerimde dolaştım yollarında.
Vefasızca gönlüde düşen her damlada.
Islandıkça,ardından ağladım gidenlerin.

Gül goncalarında öttü,zavallı bülbül gibi.
Göz yaşları susuz yazın özlemidir sanki.
Acılarla tüttü gönül,duman karası misali.
Hasreti olup çöktü gönülden sevenlerin.



kadir karakulakküçük


Misafir 5 Mart 2007 01:02

istanbul

ah ki ciğerin kaç paredir istanbul
bu rezil ismin değil mi bizi böyle rüsvay eden

ah istanbul ah
ah ki ciğerin kaç paredir
işte gün doğuyor, yine sabahın altısı
uykusuz bir gecenin sonu, yine uykusuz
yine gönül kerbela ahalisi kadar susuz
işte sabahın altısı, gözler yine iki kan pıhtısı
gönül en kırık mızrabıyla hasrettedir
bu hasret küllenmez bir haredir
ah istanbul ciğerin kaç paredir

istanbul ciğerin kaç paredir
işte bütün evrende en yalnız adamdır
serseriler evladı bu serserin
cennet-i alaya gitse dolmayacak yerin
yolunun tozu
alazının közü
denizinin tuzu
vuslatın hülyası hasrete tek çaredir
ah istanbul ciğerin kaç paredir

işte sabahın altısı
yine sana çağıran
ve acılı bir siren gibi bütün sesleri boğan
deli uğultusu
yine vahşi, yine zıkkımın dibi, yine derin
yine sımsıcak, zemherinin kökü, yine senin
tanyerinin çıldırtan kederi.
gelmez mi şimdi sana bu serseri

marmara aynasında suret-i kız kulesi yanıyor,
ıtri bu ihtimal, kesif bir ney taksim ağlıyor.
galata’da güvercin kanatlarının sesi,
gün şavkında ağlayan bir b****** nefesi,
haliç’te demirli vapura aynı anda vuruyor.

ah istanbul ciğerin kaç paredir
feleğin çarkını iğne deliğinden geçirdim istanbul
seni gördüm, gün gördüm, gün geçirdim istanbul
aklımda hep rezil ismin, rüsvay ettin beni istanbul
serden geçtim istanbul
candan geçtim
senden geçemiyorum.

bir yaprak düşecek bir gün sonbaharından
bir avaz geçecek yırtarak göklerini
kimseler ağlamasın bu fakirin ardından
omuzlarda arşınlayacak bedenim yollarını

yok, naçar yok, bu derdimize çare
senin ismin bu dilde hep yaredir
yanmaz mı ki ciğerinden bir pare
ah istanbul ah,
ah ki ciğerin kaç paredir

Doğu BARAN


arwen 5 Mart 2007 01:04

GİT

Bir gün terkedeceksen beni
Gözlerime bakmadan git
Bırakıp gideceksen beni
Gönlümü bir daha yakmadan git

Bir gün yolda görürsem seni
Bakarsam gözlerinin içine
Acıma sakın garip halime
Yüzüme tükürde öyle git

Bir gün seversen benden başkasını
Benim seni sevdiğim kadar
Yaktıysan kalbini bir başkasının
Gelinlik tuvağınla evlende git



mehmet kumcu


Misafir 5 Mart 2007 01:14

MeVSiMSiZ KaR

Mevsimsiz kardın benim için,
Yağdın sessizliğin mesai saatlerinde
Ürkek ürkek düştün aklımın tepelerine
Gönlümde çığ oldun,
Kaydın hayatımdan
Kaydırarak nice hayatları...
Eridin karıştın başka mevsimlere...

Oysa
Ufacık bir ilgiydi beklediğin,
Kristal kalitesinde

Sulara karıştın,
Kırmızı bir sıvı
Sızdı içinde.
Bir can sızdı.
Günler günleri kovaladı,
Kalpler saklambaç oynadı

Üşüdü eller,
Kelepçelenmek istedi
Minicik ellerin,
Pamuk ellerime...

Nice günler unutuldu,
Takvim yaprakları soldu
Kaydı hayallerim
Mevsimsiz bir karın erimesinde_
__Sensizliğin mesai saatlerinde...

Ali KUMAK


Nephthys 5 Mart 2007 01:22

AĞIR SAAT

Kim ağlarsa şimdi dünyada bir yerde,
nedensiz ağlarsa dünyada,
bana ağlar.

Kim gülerse şimdi bir yerde geceleyin,
nedensiz gülerse geceleyin,
bana güler.

Kim giderse şimdi dünyada bir yere,
nedensiz giderse dünyada,
bana gider.

Kim ölürse şimdi dünyada bir yerde,
nedensiz ölürse dünyada,
bana bakar.

R.M.Rilke


Nephthys 5 Mart 2007 01:59

Düşler Denizinde Karşılama Melodisi


Ay şavkımış
Düşmüş saçlarına
Buğusu gözlerinin
Mavi derinliğinde
Tane tane yaşlar
Süzülür omuzlarıma
Uzaklardan selamlar
Ilık ılık samyeli
Gögkuşağı renklerinde efsane
Yediveren gül
Kan kırmızı, ellerinde
Ellerin
Minik ürkek avuçlarımda
Doyumsuz bakışlarım
Düşmüş üzerine
Ve öylece
Sürse ebediyete
Senden kalan menekşe
Bekcisi penceremde
Buz kesmiş yatağımda
İki büklüm
Hasretin, mavi gözlerin
Nefes alamıyorum...

baran...


Misafir 5 Mart 2007 02:01

Fırtınamın Meltemi Ol

Gittin, arkandan bakakaldım.
Bir yıldız gibi kaydın sessiz.
Baharlara bir haber saldım.
Hiç yapabilir miyim sensiz?

Gel, fırtınamın meltemi ol!
Varlığın seda sessizliğe.
Bir ışık gibi dünyama dol.
Alışamadım sensizliğe.

Düşüncem sabit, daldı sana.
Düşümde bekçi her bir anı.
Yanıyorum ben anlasana!
Gönlüm sevginin öz vatanı.



Necmi Ünsal


Misafir 5 Mart 2007 02:12

GÖZLERİN

Gözler konuşurken,sözler susar.
Gözler gelince dile;
Ağızda söz nafile...


Bir değil bin ömüre
Değer senin gözlerin
Mehtap gibi gönlüme
Doğar senin gözlerin…

Kalbime kana kana
Akar senin gözlerin
Bendeki beni sana
Çeker senin gözlerin…

Sevdasıyla har gibi
Yakar senin gözlerin
Bir sevgili yar gibi
Bakar senin gözlerin...

Bakışı ruhum delip
İçime nurun dolup
Çölüme yağmur olup
Yağar senin gözlerin…

Bakışları derince
Gülüşü ince ince
Kalbim sonsuz sevince
Boğar senin gözlerin…

Bebeği sevda izli
Gâh işveli gâh nazlı
Bazen de gizli gizli
Ağlar senin gözlerin…

Abdullah Atay


arwen 5 Mart 2007 02:34

Sana bakmak
Güle bakmaktır
İçim acır
Ellerim kanar
Sana bakmak güle bakmaktır
Alır götürür bir yerlere
Adını koyamam
İçiimde bir yanardağ ağlar
Bir yerlerde solar rengi aşkın
Bir yerlerdde şiirler okunur
Aşka deair
Sana bakmak güle bakmaktır
Zaman durur an olur
Söyleyemem derdimi
An olur
Türküler dile gelir
Ölürüm sevdiğm sebebim sensin
Sana bakmak
Güle bakmaktır
Feryadım geceye sığmaz
Karanlıkta bir mum erir
Tükenirken benliğim
Sana bakmak
Güle bakmaktır
Gül
Hadi



fatih şahin ışık



Saat: 20:24

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık