![]() |
İran'dan Türkiye'yi Şaşırtan Teklif İran'dan Türkiye'yi şaşırtan teklif İran, nükleer teknolojiyi Türkiye ile paylaşmak konusunda önemli bir adım attı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh5345.jpg İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte düzenlenen ortak basın toplantısında, batının nükleer teknolojiyi kendi tekelinde bulundurmak istediğini ancak İran'ın büyük yatırım yaptığı bu teknolojiyi, Türkiye ile paylaşmaya hazır olduğunu söyledi. TÜRKİYE İRAN'I SAVUNUYOR Tahran'daki Sadabad Sarayı'nda Başbakan Erdoğan ile birlikte düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Rahimi, İran'ın nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ifade ederek, "İslam dini gereği, nükleer teknoloji alanında barışçıl amaçlar dışında başka plan ve programımız bulunmamaktadır" ifadesini kullandı. Birleşmiş Milletler'in 5 daimi üyesi artı Almanya'dan oluşan 5+1 ülkeleri ile İran arasında yeni tur görüşmelerin Türkiye'de yapılmasına olumlu yaklaştıklarını belirten Rahimi, Türkiye'nin uluslar arası çeşitli alanlardaki İran'ın haklı tutumunu savunduğunu söyledi. Ortak basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran'la Batı arasındaki görüşmelerin İstanbul'da yapılması konusunu değinerek, "Sayın Salihi bu konuda zaten İstanbul'da yapılmasını daha önce de söylemişti. Şimdi karşı tarafta da bu konuda olumlu gelişmeler var. Öyle zannediyorum ki onların açıklamasını da beklemek durumundayız. Biz de bu sürece olumlu katkıda bulunmayı arzu ediyoruz. Çünkü baştan itibaren bu konuyu en yakın takip eden üçüncü ülke konumundayız" dedi. Erdoğan, nükleer enerji konusunda barışçıl amaçlı olduktan sonra kimseye herhangi bir dayatma yapma hakkı bulunmadığını söyledi. Kaynak: Ensonhaber |
KESK eyleminde gergin bekleyiş Ankara’da “4+4+4” eğitim sistemiyle ilgili teklifi protesto etmek için 24 satten fazla bir süredir eylem yapan KESK üyelerinin bekleyişi devam ediyor. Polis ekipleri, Meclis’e yürümek isteyen sendikacıları uyardı. http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120329-kesk-ankara2.hlarge.jpg ANKARA - “4+4+4” eğitim sistemiyle ilgili kanun teklifi ve Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısını protesto için Kızılay'da eylem yapan KESK üyelerinin bekleyişi sürüyor. Ankara Emniyeti, sabah saatlerinde dağılmaları için KESK üyelerine bir saat süre vermişti. Polis ekipleri, aksi takdirde eyleme müdahale edileceğini bildirmişti. Sürenin dolması üzerine güvenlik güçleri gruba dağılmaları yönünde bir kez daha uyarıda bulundu. Bu sırada eyleme katılan CHP İzmir Milletvekili Musa Çam ve beraberindekiler emniyet yetkilileriyle görüştü. Görüşmenin ardından açıklama yapan Çam, eylemi barışçıl şekilde tamamlama kararı aldıklarını, KESK yöneticilerinin de kendi aralarında görüşerek makul bir süre belirleyeceklerini dile getirdi. Çam, bir soru üzerine ''Bize göre eylem amacına ulaştı. Sadece Ankara'da değil İstanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok ilde eylemler vardı'' dedi. Görüşmenin ardından polisin, gruba müdahaleden vazgeçtiği bildirildi. MECLİS'E YÜRÜMEK İSTİYORLAR KESK üyeleri GMK Bulvarı'nda sloganlar atıp eylemi sürdürürken açıklama yapan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, teklifin görüşüleceği saatlerde TBMM önünde basın açıklaması yapmak istediklerini söyledi. Meclis önündeki açıklamanın ardından eylemi bitireceklerini kaydeden Özgen, bu konuda güvenlik güçlerinin anlayışını beklediklerini ifade etti. KESK Genel Başkanı Özgen, polis müdahalesinin yasalara aykırı olacağını savundu. Sendika yetkilileriyle görüşen emniyet yetkilileri, eylemin yasadışı olduğunu belirterek grubun dağılmasını istedi. CHP’Lİ VEKİLLER TEPKİLİ Bu arada, KESK’in eylemi devam ederken CHP Milletvekilileri Rıza Türmen, Süleyman Çelebi ve Musa Çam TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Türmen, “Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını zor kullanarak engelleyen, muhalefeti Komisyona sokmayan, sadece iktidar milletvekillerinin oylarıyla yasa teklifinin kabul edildiği bir rejimin adı demokrasi olamaz” diye konuştu. Türmen, ''Bildirim yapılmamış olsa bile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı engellenemez. Bu konuda AİHM kararı var'' görüşünü savundu. Süleyman Çelebi ise ''Emniyet, seyahat şirketlerini tek tek arayarak, 'giderseniz sizi terör örgütü kapsamına alırız' demiştir. Cop, gaz, tazyikli su kullanılarak hak arama özgürlüğü ihlal edilmektedir. AKP'nin faşizan anlayışı doğru değil'' dedi. KAR ALTINDA SABAHLADILAR Soğuk ve kar yağışına rağmen dün geceyi sokakta geçiren KESK üyelerine, CHP'li milletvekilleri destek verdi. Meclis’te zorunlu eğitim yasa teklifinin görüşüldüğü saatlerde, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve bazı CHP milletvekilleri Kızılay'a gitti. Eylemcilere seslenen Gürsel Tekin, "Mücadeleye devam" dedi. Ateş yakıp, halay çekerek ısınmaya çalışan eylemcilere CHP'li milletvekilleri de eşlik etti. Tandoğan Meydanı’nda dün toplanan gruba polis müdahale etmiş eylemcilerin Kızılay'da toplanan grupla bir araya gelmesi basınçlı su ve göz yaşartıcı gaz kullanılarak engellenmişti. |
Balyoz Davasında Sürpriz Çetin Doğan duruşmayı terk etti Balyoz davasında savcı, 920 sayfalık mütalaasını mahkemeye sundu. Mütalaa okunurken Çetin Doğan salonu terk etti. Savcı tüm sanıklar için ayrı ayrı darbeye eksik teşebbüsten 20 yıla kadar hapis cezası talep etti.. Dava kapsamında 365 sanık yargılanıyordu.. Balyoz davasında savcı, 920 sayfalık mütalaasını mahkemeye sundu. Savcı mütalaasını verirken emekli Orgeneral Çetin Doğan salonu terketti. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda yapılan duruşmada, mahkeme heyeti başkanı Ömer Diken, duruşma savcıları Savaş Kırbaş ve Hüseyin Kaplan'a, soruşturmayı genişletilmesi taleplerinin olup olmadığını sordu. Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş da, soruşturmanın genişletilmesi talebinin olmadığını ancak esas hakkında 920 sayfalık mütalaa hazırladıklarını ve bu mütalaayı heyete sunmak istediğini söyledi. MÜTALAA OKUNURKEN SALONU TERK ETTİ Savcı Savaş Kırbaş, esas hakkında hazırlanan 920 sayfalık mütalaayı, 30 CD ile birlikte mahkeme heyetine sundu. Daha sonra savcı Kırbaş'ın mütalaayı sözlü olarak okumaya başladığı sırada, tutuklu sanıklardan emekli Orgeneral Çetin Doğan, duruşma salonundan çıktı. Kaynak:Ensonhaber |
Üçüncü Yüz Nakli Hatice yeni yüzünü gülümseyerek karşıladı Türkiye'de 3. yüz nakli yapılan Hatice Nergis yeni yüzünü ilk kez gördü. Aynaya gülümseyerek bakan Nergis, yeni yüzünü çok beğendiği söyledi. http://media2.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120329-kad%C4%B1nnakil640.hmedium.jpg Türkiye'de üçüncü yüz nakli yapılan Hatice Nergis yeni yüzünü ilk kez gördü. Aynaya gülümseyerek bakan Nergis, yeni yüzünü çok beğendiği söyledi. Gazi Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada, 17 Mart’ta yüz nakli gerçekleştirilen Hatice Nergis'in, yoğun bakım ünitesinde takip edildiği belirtildi. Açıklamada, hastaya dün yoğun bakım ünitesinde yeni yüzünün Plastik Cerrahi ve Psikiyatri uzmanları eşliğinde gösterildiği ifade edildi. çıklamada şunlar kaydedildi: ''Kendisi yeni yüzünü uzun uzun inceleyip gülümsemiş ve çok beğendiğini, ekibe güvenmese böylesi bir ameliyata cesaret edemeyebileceğini ifade etmiştir. Psikiyatrik açıdan hastanın ilk tepkilerinin olumlu ve sağlıklı olduğu ifade edilmiştir. Hasta daha sonra yoğun bakımdan çıkarılarak babası refakatinde kalacağı normal odaya alınmıştır. Hasta yoğun bakımdan normal odaya geçmenin moralini daha da yükselttiğini ifade etmiştir. Hastanın da rızası ile hastanın hastanemize ilk başvurduğundaki ve dün çekilen fotoğraflarının basın ile paylaşılmasına karar verilmiştir.” Kaynak:Ntvmsnbc |
Sadece Pizzayla Besleniyor 8 yıldır sadece pizzayla besleniyor Galler’de bir çeşit yeme bozukluğuna sahip genç kız 8 senedir bütün öğünlerinde peynirli pizza yiyor. http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/Ya%C5%9Fam/120329-pizza.hmedium.jpg Galler’in Wrexham bölgesinde yaşayan Sophie Ray bazı gıdaların tüketimini engelleyen bir çeşit yeme bozukluğu olan “Selective Eating Disorder”a (Seçici yeme bozukluğu) sahip. 19 yaşındaki genç kız son 8 senedir sadece peynirli ve domatesli pizza yiyebiliyor. 2 yaşındayken yeme bozukluğu başlayan gençın yiyebildiği yemek sayısıyıllar ilerledikçe azaldı. Bir parça salamın bile midesinin bulandırmakta yeterli olduğunu söyleyen Ray şöyle konuştu: “Okulda pizza yiyemediğim günlerde bütün gün bir şey yiyemezdim. Senelerdir meyve ve sebzeye dokunmadım.” Kaynak:Ntvmsnbc |
Günün Öne Çıkan Başlıca Haber Başlıkları - 30 Mart 2012 Esenler'de patlama: 2 ölü İstanbul Esenler'de bir kafede meydana gelen patlamada 2 kişi hayatını kaybetti. http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120330-esenlers.hlarge.jpg İstanbul Esenler'de meydana gelen patlamada 2 kişi hayatını kaybetti. Patlamanın sebebi henüz kesinleşmedi. Patlama sabah saat 06.00 sırlarında Orhangazi Caddesi'ndeki bir kafede oldu. Patlamanın ardından yangın çıktı. Kısa sürede yangını söndüren itfaiye ekipleri kafe içerisinde iki kişinin cesedini buldu. Bir kişi ise yaralı halde hastaneye kaldırıldı. Patlamada kafenin önünde bulunan bir otomobil de kullanılamaz hale geldi. 30 Mart 2012 Amanos'ta operasyon Telsiz konuşmalarının tespit edilmesi üzerine Hatay’ın Amanos Dağları’nda PKK’lı teröristlere yönelik bir operasyon başlatıldı. Operasyona çok sayıda Jandarma Özel Harekat timi katıldı. http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/120330-amanos.hlarge.jpg Hatay'ın Amanos Dağları'nda bir grup PKK'lı tespit edilmesi üzerine jandarma operasyon başlattı. Çok sayıda Jandarma Özel Harekat timinin katıldığı Amanos Dağları'ndaki operasyon teröristlerin telsiz konuşmaları üzerine başlatıldı. Teröristlerin havanın ısınmasıyla eylemler yapmayı planladığı tahmin ediliyor. Teröristlerin geçiş noktaları olarak kabul edilen Kırıkhan ve Hassa Kırsalı’nda arama faaliyetlerinin sürdüğü bildirildi. Kaynak:Ntvmsnbc İşte Türkiye'nin Altın Külçeleri Kozmik Odalar'da saklanan 11.5 milyar dolarlık 206 ton külçe altın görüntülendi.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh2707.jpg Merkez Bankası, Türkiye'nin altın rezervlerini büyük bir güvenlik çemberi altında saklıyor. Güçlü bir teknoloji ile korunan kasalara ulaşmak için, her birinde ayrı anahtar ve şifre olan en az 10 personel şart. MB'NİN 'KOZMİK ODA'SI Merkez Bankası'nın, 'yastıkaltı'nı ekonomiye kazandırmak için attığı adımlar sürüyor. Bu durum, altınla ilgili konuların son dönemde daha çok tartışılmasına neden oluyor. Bugün gazetesi de, bankanın 'Kozmik Oda'sına girerek, Türkiye'nin altın zenginliğini gözler önüne serdi. HER PERSONELDE AYRI ŞİFRE, AYRI ANAHTAR Yangın ve bombaya karşı erimez çelikten depolarda bulunan 11,5 milyar dolarlık 206 ton külçe altına ulaşmak için en az 10 personel gerekiyor. Her personelde ayrı şifre ve ayrı anahtar bulunduğu için bir kişi eksik olursa altınların bulunduğu kata inilemiyor. Altınların olduğu kata indikten sonra ise direksiyona benzer kolların bulunduğu kasalara ulaşılıyor. İlk olarak bir personel çevirmeli şifreyi giriyor. Ardından sırasıyla ellerinde kale kapılarının anahtarlarını andıran uzun ve ince anahtarlarla her personel kendi kilidini açıyor. Son olarak gelen 3 kişi 1 metreye yakın kalınlığı bulunan kapıyı açıyor. Peşinden demir parmaklıklı kapıyı başka biri anahtarıyla açıyor. BİR KÜLÇENİN AĞIRLIĞI 13 KİLO Bir süre yürümenin ardından kafeslerdeki külçe altınların bulunduğu odalara ulaşılıyor. Oranın kilidini de farklı bir personel açıyor. Kafeslerden alınan altınlar hassas terazide tartılıp tekrar yerlerine koyuluyor. Bir külçe altının ağırlığı 13 kilo 102 gram geliyor. Bütün bu işlemler ise tutanakla kayda alınıyor. 30 Mart 2012 10 Türk uzay yolunda Türklere, kredi kartına 12 taksitle uzay yolu.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8073.jpg Türk'ün uzayla imtihanı gerçek oluyor... VIP Turizm, özel yapım balondan sonra şimdi de roketle Türkler'i uzaya taşıyacak. 65 bin euroyu veren 10 şanslı Türk, özel mekikle Karayipler'den havalanıp, 1 saatlik uzay yolcuğu yapacak. KİŞİ BAŞI 65 BİN EURO, 12 TAKSİT İMKANI Akşam gazetesinden Aylin Löle'nin haberine göre; X-Cor Lynx Uzay Roketi'yle uzay yolculuğu başlıyor. 2014'te başlayacak 'roketli deneyim' için 5 Nisan'da bir lansman yapacaklarını belirten VIP Turizm CEO'su Ceylan Pirinçcioğlu, 'Kişi başı fiyatı 65 bin euro olacak. 12 taksit olanağı sunacağız. Türkiye'den adrenalin seven, orta yaş grubundan ilgi bekliyoruz' dedi. VIP Turizm olarak uzay turizmine yönelik çalışmalarının olması sebebiyle yaklaşık 4 ay önce Fransa'da Space XC yetkilileri ile bir araya gelip X-Cor Lynx ile uzay seyaheti için anlaşma yaptıklarını anlatan Pirinçcioğlu, 'Space XC yetkilileri bu konuda Türkiye'de de bir Pazar olacağına inandıklarını söylediler. İlk lansman geçtiğimiz günlerde Berlin'de düzenlenen turizm fuarında yapıldı. Onları Türkiye'ye davet ettik, burada da bir lansman yapalım dedik. Uzay turizminin potansiyelinin büyüklüğünün yaklaşık 150 milyon dolar olduğunu ifade eden Pirinçcioğlu, 'Türkiye bu pazardan yüzde 4-5 pay alır' dedi. 10 ŞANSLI TÜRK ARANIYOR İlk yıl hedeflerinin Türkiye'den 10 kişiyi roketle uzaya göndermek olduğunu ifade eden Pirinçcioğlu, 'Bu rakamın yüzde 30-40'ını bayanlar oluşturur kanaatindeyim' dedi. 'Siz de öncesinde bunu deneyimleyecek misiniz?' sorusuna ise Pirinçcioğlu, 'Kısmet olursa, inşallah' yanıtını verdi. BİR DAKİKA İÇİNDE SES DUVARI AŞILACAK * UZAY Roketi, Karayipler'deki Curacao Hato havalimanındaki pistten kalkış yapacak. * X-COR Lynx'in pilot dahil yolcu kapasitesi iki kişi. Bunun anlamı şu; uzaya gidecek kişi, pilotun yanına oturacak. Bütün uçuş deneyimini birebir yaşayacak. * YÜKSELİRKEN Karayip Adaları ile başlayan görünüm Florida'dan Brezilya'ya kadar olan mesafeyi kapsayacak. * BİR dakika içinde ses duvarı aşılacak. * ARDINDAN 3 Mach hızına ulaşılacak. Bu hızı çoğu savaş uçağı pilotu bile yaşayamıyor! * SÜZÜLME uçuşundan yaklaşık 30-40 dakikadan sonra Lynx, Curacao roket alanına iniş yapacak. UZAY ÖNCESİ KARAYİPLERDE KAMP X-Cor Lynx Uzay Roketi ile gökyüzünde yaşanacak bir saatlik deneyim 4.5 şiddetinde G force'un yaşanacağı inişle sona eriyor. Bu nedenle katılımcılar seyahatten bir hafta önce Karayipler'de bir kampa alınacak. Uzay yolcuları, yetkililer tarafından hem mental hem de fiziksel olarak bu seyahate hazırlanacak. Bugüne kadar dünyada uzaya çıkan sadece 500 kişi bulunuyor. Bunların ilki Rus kozmonot Yuri Gagarin... Ay'a ilk adım atan astronot ise ABD'li Neil Armstrong. Armstrong'un, 'Bir insan için küçük ama insanlık için büyük bir adım' sözü hala akıllarda. BİR DAKİKA İÇİNDE SES DUVARI AŞILACAK * UZAY Roketi, Karayipler'deki Curacao Hato havalimanındaki pistten kalkış yapacak. * X-COR Lynx'in pilot dahil yolcu kapasitesi iki kişi. Bunun anlamı şu; uzaya gidecek kişi, pilotun yanına oturacak. Bütün uçuş deneyimini birebir yaşayacak. * YÜKSELİRKEN Karayip Adaları ile başlayan görünüm Florida'dan Brezilya'ya kadar olan mesafeyi kapsayacak. * BİR dakika içinde ses duvarı aşılacak. * ARDINDAN 3 Mach hızına ulaşılacak. Bu hızı çoğu savaş uçağı pilotu bile yaşayamıyor! * SÜZÜLME uçuşundan yaklaşık 30-40 dakikadan sonra Lynx, Curacao roket alanına iniş yapacak. UZAY ÖNCESİ KARAYİPLERDE KAMP X-Cor Lynx Uzay Roketi ile gökyüzünde yaşanacak bir saatlik deneyim 4.5 şiddetinde G force'un yaşanacağı inişle sona eriyor. Bu nedenle katılımcılar seyahatten bir hafta önce Karayipler'de bir kampa alınacak. Uzay yolcuları, yetkililer tarafından hem mental hem de fiziksel olarak bu seyahate hazırlanacak. Bugüne kadar dünyada uzaya çıkan sadece 500 kişi bulunuyor. Bunların ilki Rus kozmonot Yuri Gagarin... Ay'a ilk adım atan astronot ise ABD'li Neil Armstrong. Armstrong'un, 'Bir insan için küçük ama insanlık için büyük bir adım' sözü hala akıllarda. 30 Mart 2012 Lise sonların 45 gün izni 20 güne indi Ömer Dinçer, üniversite sınavı yaklaşırken lise son sınıf öğrencilerine verilen 25 günlük izni kaldırdı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_18116.jpg Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, üniversiteye giriş sınavı yaklaşırken lise son sınıf öğrencilerine veli onayıyla verilen 25 günlük izin uygulamasını kaldırdı. Hürriyet'te yer alan habere göre; 20 günü özürsüz ve veli izniyle 25 gün özürlü olmak üzere toplam 45 gün devamsızlık yapabilen son sınıf lise öğrencileri şimdi sadece 20 gün devamsızlık yapabilecekler. Eğitimi aksatan uygulama Dinçer, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik döneminde uygulanmaya başlanan ve Eski Bakan Nimet Çubukçu'nun da devam ettirdiği izin uygulamasına son verdi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, kararın gerekçesini, "Yönetmelik neyi gerektiriyorsa artık o şekilde bir uygulama yapacağız. Eğitimi aksatan uygulamalar kural haline getirilemez. İstisnai durumlar dışında artık öğrencilere fazladan izin verilmeyecek" dediler.Önceki yıllarda sınavlardan önce yayınlanan genelgelerde, 25 günlük ek iznin öğrencilere moral vereceğine dikkat çekiliyordu. 30 Mart 2012 CHP'liler Genel Kurul'u terk etti Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in kürsüye çıkması üzerine, CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurul Salonu'nu terk etti. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh109.jpg CHP'li vekiller Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in konuşması sırasında salondan ayrıldı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, zorunlu eğitimi kademelendirerek, 12 yıla çıkaran kanun teklifinin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sırasında, eleştirilere ve FATİH Projesi'ne ilişkin bilgi vermek üzere kürsüye çıktı. DİNÇER KÜRSÜYE ÇIKTI, CHP'LİLER GİTTİ Bu sırada CHP Grup Başkanvekilleri Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi dışındaki CHP milletvekilleri salonu terk etti. ALKIŞLA KARŞILIK CHP milletvekillerinin bu tavrına, AK Parti'li milletvekilleri alkışlayarak karşılık verdi. Bunun üzerine birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ''Bir parti grubunun dışarı çıkmasıyla niye ilgileniyorsunuz? Lütfen, Sayın Bakan konuşmaya devam ediyor'' diye uyardı. Bakan Dinçer, daha sonra konuşmasına devam etti. Kaynak:Ensonhaber SON DAKİKA - 30 Mart 2012 08:53 Erzurum'da yolcu otobüsü devrildi: 4 ölü Erzurum'da yolcu otobüsünün şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada en az 4 kişi öldü, çok sayıda yaralı var. Detaylar birazdan... |
Erzurum'da Yolcu Otobüsü Devrildi Erzurum'da yolcu otobüsü devrildi: 4 ölü Erzurum'da yolcu otobüsünün şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada en az 4 kişi öldü, 24 kişi de yaralandı. Yaralılar hastanelere sevkedildi. http://image.haber7.com/haber/haber7/bigmanset/193620120330095917878.jpg Erzurum'da İran plakalı yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu ilk belirlemelere göre 4 kişi öldü, 24 kişi yaralandı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, İstanbul'dan İran'a giden sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen İran plakalı yolcu otobüsü, Erzurum-Pasinler karayolunun Nenehatun kavşağında devrildi. Kazada ilk belirlemelere göre, 4 kişi öldü, 24 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Erzurum'daki hastanelere sevk ediliyor. Kaynak:AA |
Altı Yıl Boyunca Uğraştı! TV yarışmasından kazandığı evin parasını 6 yıl sonra aldı Erdal Bostancı, 6 yıl önce özel bir televizyon kanalında yayınlanan yarışma programında kazandığı daireyi alabilmek için verdiği hukuk mücadelesini kazandı. http://i.milliyet.com.tr/568x337/2012/03/30/tv-yarismasindan-kazandigi-evin-parasini-6-yil-sonra-aldi-2128217.Jpeg http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2012/03/30/tv-yarismasindan-kazandigi-evin-parasini-6-yil-sonra-aldi-2128080.Jpeg Yargıtay, teslim edilmeyen evin parasının talihliye ödenmesine hükmeden mahkeme kararını onadı. Yasal faiziyle birlikte kanaldan 165 bin lira tahsil eden Bostancı, bu parayla ailesine Sakarya'da dubleks bir ev satın aldı. Show TV'de 6 yıl önce yayınlanan yarışma programı Çarkıfelek'te kazandığı daireyi alamayan talihli, hukuk mücadelesini kazandı. Yargıtay, teslim edilmeyen evin parasının talihliye ödenmesi yönünde hüküm veren tüketici mahkemesinin kararını onadı. Davayı kazanan talihli, televizyon kanalından yasal faizi ile birlikte tahsil ettiği 165 bin lirayla dubleks bir ev satın aldı. Yargıtay, reyting uğruna büyük ödüller dağıtan yarışma programlarından ödüllerini alamayan talihliler için emsal teşkil edecek bir karara imza attı. Sakarya'nın Sapanca ilçesinde yaşayan 51 yaşındaki Erdal Bostancı, 2006 yılında bir televizyon kanalında canlı olarak yayınlanan yarışma programına katıldı. Noter huzurunda yapılan yarışmada tüm soruları doğru cevaplayan Bostancı, İstanbul Ümraniye'de süper lüks daire kazandı. Yıllarca kirada yaşayan emekli itfaiyeci ve ailesi, yarışmada ev kazandıklarına çok sevindi. Ancak televizyon kanalı ve yarışma programına sponsor olan inşaat şirketi, vaat edilen daireyi vermedi. Daireyi alamayan üstelik 10 bin TL'lik masraf yapan Bostancı, televizyon kanalını ve yarışma programına sponsor olan inşaat şirketini mahkemeye verdi. Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada mahkeme, talihliyi haklı bularak dairenin davalılarca teslim edilmesi gereken 2008 yılındaki değeri olan 100 bin liranın aynı tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte televizyon kanalı ve inşaat şirketi tarafından Bostancı'ya ödenmesine karar verdi. Televizyon kanalı, talihlinin evin bedelini sponsor firmadan talep etmesi gerektiği, olayın zamanaşımına uğradığı ve davanın İstanbul'daki Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini ileri sürerek kararı Yargıtay'a temyize götürdü. Temyize bakan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, televizyon kanalının itirazlarını reddederek tüketici mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmetti. Yüksek mahkemenin kararı onamasının ardından Bostancı, yarışmadan kazandığı evin bedeli olan 165 bin lirayı kanaldan aldı. Yıllardır kirada yaşayan emekli itfaiyeci, aldığı parayla Sapanca'dan bir dubleks daire satın aldı. Bostancı'nın avukatı Özgür Eray Taş, kararın yarışma programlarından kazandıkları ödülleri alamayanlar için emsal teşkil ettiğini söyledi. Taş, "Dava sonunda tüketicinin haklı olduğu ortaya çıktı. Yargıtay, tüketicinin sömürülmesine izin vermedi." dedi. Yarışmadan kazandığı evin parasını yargı yoluyla alan Bostancı ise mutlu olduğunu belirterek, "Evi almak için yıllarca mücadele verdim. Cebimden para ödedim. Sonunda evime kavuştum. İlk kez ev sahibi oldum." diye konuştu. Kaynak: Zaman |
Gün Ortası Haberlerinden Öne Çıkan Başlıklar Bakan Bayraktar'a ayakkabı fırlattılar Bakan Bayraktar'a, Okan Üniversitesi'nde katıldığı programda ayakkabı fırlattılar.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh5733.jpg Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'a, Okan Üniversitesi'nde katıldığı programda bir kız öğrenci ayakkabı fırlattı. Ayakkabı Bayraktar'ın uzağına düştü.. MÜDAHALE ETMEK İSTEYEN GÜVENLİK GÖREVLİLERİNE ENGEL OLDU Bakan Bayraktar, Okan Üniversitesi'nde "Kentsel Dönüşüm Alternatif Model Arayışları" konulu toplantıya katıldı. Konuşma yapmak için kürsüye gelen Bayraktar, 4 öğrencinin protestosuyla karşılaştı. Slogan atan öğrencilere güvenlikçiler müdahale etmek istedi. Ancak Bayraktar, güvenlik görevlilerini durdurarak, "Bırakın istediklerini söylesinler" dedi. AYAKKABISINI FIRLATTI Bakan Bayraktar'ın söz hakkı verdiği öğrenciler slogan atmayı sürdürdü. Bu sırada bir kız öğrenci ayakkabısını çıkartıp Bakan Bayraktar'a fırlattı. Öğrencinin fırlattığı ayakkabı sahneye düşerken, protestocu öğrenciler yaka paça gözaltına alındı. _____ YGS'ye geri sayım YGS, 1 Nisan Pazar günü yapılacak. Sınava, 1 milyon 837 bin aday girecek. Üniversiteye girişte uygulanan birinci aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), 1 Nisan Pazar günü yapılacak. Sınava, 1 milyon 837 bin aday girecek. YGS, Türkiye'de tüm il ve bazı ilçe merkezleri ile KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da, 160 sınav merkezinde gerçekleştirilecek. Sınav, saat 10.00'da başlayacak ve tek oturumda 160 dakika sürecek. Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınava girecekleri binanın kapısında en geç saat 09.00'da hazır bulunmaları gerekiyor. ADAYLARIN YAPMASI GEREKENLER Adayların sınava gelirken yanlarında mutlaka 2012-YGS Sınava Giriş Belgesi ile nüfus cüzdanı veya pasaport bulundurmaları zorunlu tutuluyor. Üzerinde fotoğraf ve TC Kimlik Numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile süresi geçersiz pasaport kabul edilmeyecek. Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun, 2012-YGS'ye alınmayacak. Bir aday bu belgeleri yanında olmadığı halde sınav merkezi yöneticilerinin, bina ve salon sorumlularının veya ÖSYM temsilcilerinin kararıyla herhangi bir salonda sınava alınmış olsa bile, bu adayın sınavı ÖSYM Yönetim Kurulunca geçersiz sayılacak. Adaylar, sınava gireceği yer bilgisini gösteren "Sınava Giriş Belgesini", TC Kimlik Numarası ve şifresi ile ÖSYM'nin ÖSYM:::T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi internet adresinden kendisi temin edecek. 1 SAAT ÖNCE SINAV BİNASI ÖNÜNDE OLUNMALI Sınav binalarında hiçbir eşya emanete alınmayacağından, adayların sınav binalarına bu belgeler dışında herhangi bir eşya getirmemeleri gerekiyor. Sınavın yapıldığı her bir salona en az bir duvar saati, adayların sınavda kullanacakları kalem, silgi, kalemtıraş gibi gereçler ile şeker, peçete ÖSYM tarafından sağlanacak. Adaylar sınava şeffaf pet şişe içinde su getirebilecekler. Sınavların yapıldığı binalara girişte adayların ve sınav görevlilerinin üstleri emniyet görevlileri tarafından elle ve dedektörle aranacak. Çanta, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth gibi cihazlar ile kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, metal para gibi metal içerikli eşyalar ve her türlü elektronik/mekanik cihaz, çağrı cihazı, telsiz, fotoğraf, makinesi, cep bilgisayarı, saat, sözlük işlevi olan elektronik aygıt, hesap makinesi gibi her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlar, silah ve benzeri teçhizatla, kalem, silgi, kalemtıraş, müsvedde kağıt, defter, kitap, sözlük, pergel, açıölçer, cetvel gibi araçlarla sınav binasına kesinlikle alınmayacak. Sınavın yapıldığı bina içerisinde sınav öncesinde, sınav sırasında ya da sınavdan sonra bu tür cihazları taşıdığı tespit edilen adayın sınavı geçersiz sayılacak. Bina girişinde yığılmaya yol açılmaması için adayların çanta ve benzeri eşyalarını sınava girecekleri binalara getirmemeleri, sınava metal aksesuar içermeyen sade bir kıyafetle gelmeleri, sınavdan en az 1 saat önce sınav yapılacak bina önünde bulunmaları, sınav salonlarına zamanında alınabilmeleri açısından son derece önem taşıyor. Sınava girecek adayın yüzünün, kimlik tespitini sağlayacak biçimde açık olması gerekiyor. Kaynak:Ensonhaber |
Ayakkabı fırlatılan Bakan'dan esprili yorum Üniversitede ayakkabı fırlatılan Bakan Bayraktar'dan esprili açıklama.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh4970.jpg İstanbul'da Okan Üniversitesi'nde konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar konuşma yaptığı sırada ayakkabı atılarak protesto edildi. 4 öğrenci gözaltına alındı. PROTESTOCULAR GÖZALTINA ALINDI Slogan atan öğrencilere güvenlikçiler müdahale etmek istedi. Bu sırada bir kız öğrenci ayakkabısını çıkartıp Bakan Bayraktar'a fırlattı. Öğrencinin fırlattığı ayakkabı sahneye düşerken, protestocu öğrenciler yaka paça gözaltına alındı. BAKAN'DAN İLK YORUM Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kendisine ayakkabı atılmasını değerlendirdi. Habercilerin sorularına yanıt veren Bayraktar, "Arkadaşımız ayakkabısını attı. Ben de 'öbürünü de at, biri sende biri bende olmaz' dedim. Sorabilir, protesto edebilir, 'ikisini de ver' dedim, 'birine verelim' dedim. Yeni ve güzel ayakkabıydı" dedi. Kaynak:Ensonhaber |
Türkiye'de boşanmaların en çok olduğu bölge TÜİK verilerine göre, 2011 yılının dördüncü döneminde 137 bin 386 çift evlendi, 28 bin 370 çift boşandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1464_1.jpg Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2011 Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan dördüncü çeyreğe ilişkin Evlenme ve Boşanma İstatistiklerini yayımladı. Yıllık veri ise üçer aylık istatistikler MERNİS'e göre güncellendikten sonra açıklanacak. 2011 yılı son çeyrek verilerine göre, söz konusu 3 aylık dönemde 137 bin 386 çift evlendi. Evlenenlerin sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalış meydana geldi. Evlenme sayısında en büyük azalış yüzde 8,9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde, en büyük artış ise yüzde 1,5 ile Doğu Marmara Bölgesinde görüldü. -İstanbullular geç evleniyor- Dördüncü çeyrekte, ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 26,5, kadınlarda 23,2 olarak belirlendi. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaşı farkı 3,3 oldu. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre en yüksek ortalama ilk evlenme yaşı, erkeklerde 27,5, kadınlarda 24,4 ile İstanbul'da görüldü. En düşük ortalama ilk evlenme yaşı ise erkeklerde 25,5, kadınlarda 21,8 ile Orta Anadolu Bölgesi'nde gerçekleşti. -Boşanmalar da azaldı- Söz konusu dönemde boşanma sayısında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,3 azalış meydana geldi. 2010 yılının dördüncü çeyreğinde 29 bin 326 çift boşanmıştı, rakam 2011 yılının aynı döneminde 28 bin 370'e geriledi. Boşanma sayısında en fazla düşüş, yüzde 23,6 ile Orta Anadolu Bölgesinde görüldü. Bu dönemde boşanmaların en fazla arttığı bölge ise yüzde 4,5 ile Akdeniz Bölgesi oldu. -Boşanmaların dörtte 1'i, 16 yıldan uzun evliliklerde görülüyor- 2011 yılının son çeyreğinde, boşanmaların yüzde 39,7'si, evliliğin ilk 5 yıllık döneminde gerçekleşti. Boşanmaların yüzde 20,5'i, 6-10 yıl arası süren evliliklerde, yüzde 14,6'sı 11-15 yıl arası evli çiftlerde meydana geldi. Boşanmaların 4'te 1'inin (yüzde 24,9) 16 yıl ve daha uzun süre evli kalan çiftlerde görülmesi dikkati çekti. Kaynak:Ensonhaber |
‘4+4+4’ Meclis’ten Geçti! ‘4+4+4’ Meclis’ten geçti Günlerdir tartışma ve kavgalara neden olan eğitimde “4+4+4” düzenlemesi TBMM’de kabul edildi. http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120330-tbmm640.hmedium.jpg Kamuoyunda ''4+4+4'' olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Teklif için 295 milletvekili “evet” oyu kullandı. Bugünkü görüşmelerde CHP'li milletvekilleri pankart açarak Genel Kurul'u terk etmişti. Teklif Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayı için Çankaya Köşkü'ne gönderilecek. Kaynak:Ntvmsnbc |
Gün Sonu Başlıca Haber Başlıkları 30 Mart 2012 Başbakan, Annan ile görüştü Annan, İstanbul'daki toplantıya kendi katılmasa da güçlü bir heyet göndereceğini söyledi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1381.jpg Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler-Arap Ligi Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan ile telefonda görüştü. Annan, görüşmede Suriye Halkının Dostları Grubu'nun 1 Nisan'da İstanbul'da yapacağı toplantıya şahsen katılamasa bile, kendisini temsilen güçlü bir heyet göndereceğini ifade etti. __________ Başbuğ'un tahliye talebine red Tutuklu bulunan İlker Başbuğ'un tahliye talebi reddedildi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh7238.jpeg İnternet Andıcı davasında eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un da aralarında bulunduğu 16 tutuklu sanığın tahliye talepleri reddedildi. ____________ İstanbul'da 860 kg'lik eroin operasyonu İstanbul'da son yılların en büyük eroin operasyonu gerçekleştirildi. Operasyonda 860 kg eroin ele geçirildi.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh930_1.jpg Bayrampaşa'da düzenlenen operasyonda 860 kilogram eroin ele geçirildi, 22 kişi gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Bayrampaşa'daki bir adrese operasyon düzenledi. Operasyonda 860 kilogram eroin ele geçirildi. 22 KİŞİ GÖZALTINDA Polis ekipleri, ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin çeşitli adreslerde 22 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki sorgularının sürdüğü öğrenildi. Emniyet yetkilileri, operasyonun devam ettiğini, detaylı açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirdi. UYUŞTURUCU GÜZERGAHI Öte yandan uyuşturucunun İran üzerinden Türkiye'ye getirildiği; Türkiye'de ise Hakkari üzerinden İstanbul'a aktarıldığı tespit edildi. Uyuşturucunun buradan yurt dışına götürülmek istendiği ifade ediliyor.. Kaynak:Ensonhaber |
31 Mart 2012 Cumartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri Haftada 4 ders Kuran Türkçe meali ve siyer Okullarda Kuran-ı Kerim derslerinin nasıl okutulacağı tartışma konusu oldu. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8091.jpg Kuran ve siyer (Hz. Muhammed'in hayatı) için müfredat hazırlanacak. İmam hatip liselerinin Kuran-ı Kerim dersi liseler için sadeleştirilecek, ortaokullar için basitleştirilecek. TALİM TERBİYE İNCELEME YAPACAK Kuran-ı Kerim ve siyer (Hz. Muhammed'in hayatı) derslerinin seçmeli olarak kabul edilmesinin ardından gözler hazırlanacak müfredata çevrildi. Vatan'da yer alan habere göre; seçmeli 2 dersin müfredatının Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacağı ve Talim Terbiye Kurulu'na sunulacağı öğrenildi. Talim Terbiye'nin yapacağı incelemenin ardından ders programı kabul edilerek yayımlanacak. Henüz yasa yürürlüğe girmediği için okullarda bu iki seçmeli dersin nasıl işleneceği de netleşmedi. Ancak sistemin ana hatlarının şöyle planlandığı öğrenildi: - İmam hatip liselerinde geniş bir programla verilen Kuran-ı Kerim dersinin "sadeleştirilmiş" hali yine liselerde seçmeli olarak, "basitleştirilmiş" hali de ortaokullarda seçmeli olarak öğretilecek. 2 SAAT KURAN, 2 SAAT SİYER - Kuran dersinin haftada 2 saat, siyer dersinin de yine haftada 2 saat olarak verilmesi planlanıyor. - İmam hatiplerde 1 yılda 180 saat olarak verilen ders seçmeli olması durumunda liselerde yılda 72, ortaokullarda ise yılda 48 veya 56 saat verilecek. - Öğrenciler ortaokul 1. sınıftan itibaren bu seçmeli dersleri alabileceği gibi, bu derslere ileriki sınıflarda da seçmeli olarak başlama hakkına sahip olacak. Buna göre öğrenci sadece 1 öğretim yılında seçebileceği gibi, 8 yıl boyunca da iki seçmeli dersi görebilecek. Bu durumda ilerleyen yıllarda dersler daha kapsamlı işlenecek. - Ortaokuldaki 5, 6, 7,8. sınıflarla ve liselerdeki 9, 10, 11, 12. sınıflar için her yıl ayrı ayrı müfredat programı hazırlanacak. - Kuran-ı Kerim dersi Arapça ve Türkçe mealiyle birlikte işlenecek. - İlk alındığı yılda ilk ünite "Kuran Okumaya Giriş" olacak. -Seçmeli dersi alan öğrencilere hemen Kuran verilip okutmaya başlatılmayacağı "Kuran'ı doğru okuma", "Kuran harflerinin isimleri", "harflerin kelime içindeki yazılış biçimleri" gibi konu başlıklarında öncelikle okunmasına yönelik üniteler işlenecek. Bakanlık yetkilileri, ortaokullarda okutulacak Kuran ve siyer derslerinin oldukça basitleştirileceği ve çocukların yaşlarına uygun şekilde verileceğini ifade etti. Hazırlanacak müfredat temel olarak "Okuma", "Anlama", "Ezberleme" temelinde oluşacak. "Kuran Okumaya Giriş", "Okunacak Sözler ve Dualar", "Kuran-ı Kerim'i Doğru ve Güzel Okuma: Tecvit" gibi üniteler işlenecek. ARAPÇA DERSİ 4'TEN BAŞLAYACAK Bakanlık 2012-2013 yılında uygulanmak üzere İlköğretim Arapça müfredatı ders programını hazırlamıştı. Bu programa göre 4. sınıfta öğrenciler bu seçmeli derse girip Arapça öğrenmeye başlayabilecek. Kuran ve Siyer dersleri de öğrencilere 5. sınıftan itibaren verileceğinden öğrenci temel Arapçayı öğrenerek de ortaokul bölümüne başlayabilecek. _________ Şamil Tayyar CHP'lileri yine kızdıracak Twitter'a yazdıkları ile CHP'lilerin tepkisini çeken Şamil Tayyar'dan bir "tweet" daha. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9032.jpg 4+4+4 görüşmeleri sırasında sosyal paylaşım sitesi twitter'da yazdıkları ile Meclis Genel Kurulu'nda gerginliğe neden olan AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar, CHP'lileri kızdıracak bir tweet daha paylaştı. 4+4+4 olarak bilinen ve kabul edilen kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından Şamil Tayyar sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan kanun teklifinin yasalaşmasını değerlendirdi. CHP'LİLER ÇOK KIZDIRACAK 4+4+4 düzenlemesinin TBMM'de görüşüldüğü sıralarda yazdığı, '4+4+4 okulları değil, meyhaneleri vurdu. CHP'li vekiller tam kadro mecliste 'tweeti Genel Kurulu'nda gergin anlar yaşanmasına sebep olmuştu.Tayyar'ın genel kurulda kavga çıkaran tweetinden sonra tartışma yaratacak bir tweet daha kanun teklifinin yasalaşmasından sonra geldi. Tayyar sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "4+4+4 geçti, meclis tarih yazdı; katsayı adaletsizliği kalktı, Kur'an seçmeli ders oldu, kederliler meyhanelere koştu" diye yazdı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9025.jpg __________ SGK yüz nakli için 46 bin lira ödeyecek SGK Başkanı Fatih Acar, Akdeniz Üniversitesi'nde yapılan yüz nakli operasyonuna 46 bin TL ödeme yapacaklarını açıkladı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh6457_1.jpg Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, geçtiğimiz günlerde Akdeniz Üniversitesi'nin yaptığı yüz nakli operasyonu ile ilgili 46 bin lira ödeme yapacaklarını açıkladı. Akdeniz Üniversitesi'nde Türkiye'nin yüz akı olabilecek bir yüz nakli ameliyatı gerçekleştirildiğinin altını çizen Acar, "Fiyatlandırma komisyonumuz yaptığı değerlendirmelerde ilk defa yüz ve kol nakli gibi işlemleri geri ödeme kapsamına aldı. Burada 15 günlük hizmetler içerisinde paket fiyat olarak 42 bin TL, üniversite hastanelerine ise yüz 10 ilave ile 46 bin 200 TL civarında bir fiyat belirledik." diye konuştu. Nakil yapılan hastaların 2 aylık tedavi süreçleri göz önüne alındığında üniversiteye 100 bin TL'ye yakın bir ödeme yapacaklarını belirtti. "Akdeniz Üniversitesi, yüz nakli için 53 bin lira talep etti. Komisyonda, bu rakama yakın bir rakamı kurum olarak ödemeyi kararlaştırdık." şeklinde konuştu. Operasyonu yapan hekimlerin hakkını ödemenin mümkün olmadığını dile getirdi. Acar, "Bizi dünyada gururla temsil ettiler. Her şeyi parayla ölçmek mümkün değil." dedi. SGK Başkanı, Hacettepe ve Gazi Üniversitesi hastanelerinin ise SGK'ya fiyat bildirimi için başvuruda bulunmadıklarını söyledi. Operasyonların Sağlık Uygulama Tebliği'ne (SUT) uygun olup olmadığının değerlendirilmesinin ardından ödeme konusunun inceleneceğini ifade etti. GÜNDE 300 REÇETE YAZAN DOKTORLAR VAR SGK Başkanı Fatih Acar, sağlık alanındaki suiistimallerin önlenmesi için bu yıl risk odaklı denetim modeli kapsamında, e-reçete ve avuç içi damar izi tarama yöntemiyle kimlik doğrulama uygulamalarının hayata geçirileceğini söyledi. Hastane ve eczanelerin denetimine birkaç gün içinde başlayacaklarını belirten Acar, "Yaptığımız çalışma sonucunda günlük ortalama 60 ile 300 arasında reçete yazan 861 hekim bulunduğu tespit edildi. Günlük 300 reçete yazan doktorlarımız var. Bunu bizim kurum olarak kabul etmemiz mümkün değil. Bu doktorla ilgili işlem yapmamız gerekir ve bu yapılacak." diye konuştu. 26 yaşında tüp bebek tedavisi gören kadın hastaya bir yılda 49 reçetede 120 değişik ilaç reçete edildiğini anlatan Acar, "Bir hastanın bir yıl içerisinde bu kadar farklı ilaç kullanması sonucunda ortaya çıkacak tıbbî zararları kamuoyunun takdirine bırakıyorum." dedi. ___________ Yatırımcı peşinde devr-i alem yapacak 2023'te 500 milyar dolar ihracat hedefi koyan hükümet, krizi fırsata çevirecek ciddi atak başlatıyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh4467.jpg Erdoğan, önümüzdeki 3 ay içerisinde Çin'den Meksika'ya Pakistan'dan Kazakistan'a kadar birçok ülkeye çıkarma yapacak. Ziyaret yapılacak olası ülkeler arasında Brezilya, Küba ve Şili de var... Akşam'da yer alan habere göre; Güney Kore ve İran seferlerini tamamlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni rotası 'ekonomik' ziyaretler... 2023'te 500 milyar dolarlık ihracat hedefi koyan hükümet, yeni stratejinin ilk adımlarını nisandan itibaren atmaya başlayacak. Başbakan, ekonomi kurmayları ve işdünyasıyla birlikte Çin'den Brezilya'ya, Meksika'dan Kazakistan'a kadar dünyanın dört bir yanına geziler düzenleyecek. Trilyonlarca dolarlık bütçeleri yöneten süper CEO'ların katılacağı İstanbul'daki zirveler de Başbakan'ın himayesinde gerçekleşecek. İLK SEFER ÇİN'E Erdoğan'ın nisandaki ilk seferi Çin'e olacak. 8-11 Nisan tarihlerinde kalabalık bir işadamı grubuyla gerçekleştirilmesi planlanan ziyarette, son 10 yılda 10'a katlanan ara malı ihracatının daha da artırılması hedefleniyor. Başta Devlet Başkanı Hu Jintao olmak üzere yapılacak üst düzey görüşmelerde 20 milyar dolarlık ticaretin 2015'e kadar ikiye katlanması hedefi konulacak. Gezinin, Suriye ve İran gündemleri nedeniyle siyasi açıdan da önemi büyük var. ASYA ÇIKARMALARI Erdoğan'ın, Çin'in ardından Asya çıkarmasını sürdürmesi öngörülüyor. Bu çerçevede Pakistan ve Kazakistan için de gezi gündemde. 21-23 Mayıs tarihlerinde gerçekleşme ihtimali bulunan iki ziyaret, yeni iş kapılarını aralayacak. Erdoğan, Kazakistan'a yapmayı planladığı geziyi, 24 şehidin verildiği terör saldırısı nedeniyle ertelemişti. Buna karşın, ABD Başkanı Obama'nın, 20-21 Mayıs tarihlerinde Chicago'da yapılacak NATO Zirvesi'ne Başbakan'ı davet etmesi nedeniyle Erdoğan'ın tercih yapması bekleniyor. Daha önce NATO Zirvesi'ne, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılabileceği belirtilmişti. EKONOMİNİN KALBİ İSTANBUL'DA Başbakan, haziran ayında ise İstanbul'da dev organizasyonların himayeliğini üstlenecek. Bunlardan biri 4-6 Haziran'daki Dünya Ekonomik Forumu olacak. Forumun, Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya zirvesinde dünya ekonomisine yön verilirken, iş dünyası, STK'lar ve siyasetten binin üzerinde temsilci hazır bulunacak. 7-8 Haziran'da ise bu kez Türk-Arap Forumu'nun 7'nci toplantısı İstanbul'da yapılacak. Maliye Bakanlığı ve Arap Birliği desteğinde DEİK ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı işbirliğiyle gerçekleşecek zirveye, Arap dünyasının zengin şeyhleri ve işadamları katılıyor. KENT'İN DAVETLİSİ Erdoğan'ın katılması beklenen zirvelerden biri de 20-22 Haziran'da İstanbul'da gerçekleştirilecek 'Tüketici Ürünleri Forumu' olacak. Coca-Cola CEO'su ve Başkanı Muhtar Kent, ocakta ziyaret ettiği Erdoğan'a bizzat davetiyeyi vermişti. Foruma katılacak CEO'ların yönettiği toplam ciro 2 trilyon doları buluyor. AMERİKA TURU GÜNDEMDE Başbakan'ın, mayıs ayında yapılması planlanan ve dünya ekonomisinin kalbinin atacağı Meksika'daki G-20 Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne de gitmesi bekleniyor. Gezinin, bölge turuna dönüştürülmesi gündemde. Bu çerçevede Başbakan'ın, aralarında Brezilya, Küba, Şili'nin de olduğu ülkelere geniş kapsamlı bir ziyaret yapabileceği kaydediliyor. Geziye, kalabalık işadamı grubunun eşlik etmesi öngörülüyor. ____________ PKK ile mücadelede kurt köpeği dönemi Askerle birlikte terör operasyonlarına başlayan özel harekat polisine köpek desteği geliyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1957_1.jpg Özel olarak yetiştirilen köpekler, asker ve polisle şehir ve kırsaldaki operasyonlara katılacak. Silahlı kişiye ve bombaya karşı eğitilen uzman köpeklerden PKK'lıların kurtuluşu olmayacak. SADECE POLİSLERİ TANIYOR Akşam gazetesinin haberine göre; Uzun yıllar sonra askerle operasyonlara giren polis özel harekat birimlerine köpekler de destek verecek. Polis ve askere, teröristlerle mücadeledeki bu önemli desteği Emniyet Genel Müdürlüğü Köpek Eğitim Merkezinde terör konusunda yetiştirilen uzman köpekler sağlayacak. Bu köpekler terörle mücadelede aktif rol almak için illere yollandı. Birçok ilde de bu köpeklerle ilgili eğitimler başladı. Alman kurdu olan saldırı köpekleri sadece Özel Harekat polislerini tanıyor. Terörle mücadelede kullanılacak olan Alman kurtları saldırı için eğitildi. Kırsalda, teröristlerin yuvalandıkları mağaralara ya da hücrelere girerken önce saldırı köpekleri kullanılacak. MAĞARALARA GİRECEK Silahlı bir kişiyi gördüğü anda hemen saldırıp etkisiz hale getirmek üzere eğitilen bu köpekler, talimat almadan saldırdığı kişiyi bırakmıyor. Silaha karşı duyarlı olan köpekler, silahlı ya da silahına davranır gibi yapan bir kişiyi kendine hedef olarak belirliyor. Bu köpekler, şehirlerde ise özel operasyonlarda kullanılacak. Aldıkları eğitimle kapısı kırılan eve giren köpek önce kapının arkasına bakıyor. Sonra evin içerisini dolaşan köpek hedef kişiyi bulunca darhal etkisiz hale getirebiliyor. BİR TEK ÖZEL HAREKATI TANIYOR Bir emniyet yetkilisi konuyla ilgili şunları söyledi; 'Bu köpekler, güvenlik güçlerinin en büyük yardımcıları olacak. Normalde eğitilerek hizmet veren bomba, narkotik, toplumsal olaylara müdahale köpekleri gibi değil. Silaha duyarlılar. Silah görmesi yeterli. Silah görmeyi bırakın, elinde silah tutuyormuş gibi durmak bile hata karşısında. Bu köpekler silahlı eli ya da silah tutar gibi davranan eli tamamen etkisiz hale getirmek için eğitildi. Başka hedefi de yok. Hedefe kilitlendi mi karşısındakinin kurtuluşu da yok. Antalya'da şehit olan emniyet müdürü örneğinde olduğu üzere güvenlik kuvvetlerindeki kaybı önlemek amacıyla eğitildi. Özel Harekat görevlileri dışındaki polisleri bile tanımıyorlar.' SİLAHLI EYLEMLERDE KULLANILACAK Özel eğitimli köpekler güvenlik kaybını en aza indirmek için eğitildiler. Sadece terör operasyonlarında değil silahlı eylemlerde de bu köpekler görev alacak. Polis, silahlı bir kişi eylem yapıyorsa hemen bu köpekleri olay yerine getirecek. Silahlı eylemciye önce bu köpekler müdahale edecek. ____________ PKK'da Bahoz ikinci sıradaymış "Sofi Nurettin" kod adlı Nurettin Halas El- Muhammed, önem sırasına göre PKK'da 1 numara. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8223.jpg Cudi'de öldürülen 9 PKK'lıdan ikisinin Suriye istihbarat servisine çalıştığı ortaya çıkınca, emniyet Suriye'deki PKK'lıları deşifre eden bir çalışma yaptı. Raporda liderliğini Sofi Nurettin'in yaptığı 222 Suriyeli'nin örgütü kontrol ettiği belirtildi. LİSTENİN BAŞINDA SOFİ NURETTİN VAR Sabah gazetesinin haberine göre; Cudi Dağı'ndaki operasyonda öldürülen 9 PKK'lıdan ikisinin Suriye istihbarat servisi El-Muhaberat casusu çıkması gözleri Suriyeli teröristlere çevirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yeni hazırlattığı bir istihbarat raporuna göre PKK'nın silahlı kanadında (HPG) komutan düzeyinde 222 Suriyeli olduğu tespit edildi. Önem sırasına göre hazırlanan listenin başında "Sofi Nurettin" kod adlı Nurettin Halas El- Muhammed geliyor. Sofi Nurettin'i, "Bahoz" kod adlı Fehman Hüseyin takip ediyor. Listede takım komutanları statüsünde Suriyeli kadın teröristler de var. Cudi'deki operasyonda öldürülen iki teröristten "Refik" kod adlı teröristin El Muhaberat üyesi olarak uzun yıllar önce örgüte katıldığı ve örgütün Cudi Dağı bölgesi sorumlusu olduğu, "Sadık" kod adlı teröristin ise Botan bölgesi sorumlusu olduğu tespit edildi. KANLI EYLEMLER DEŞİFRE EDİLDİ İki teröristin El-Muhaberat adına PKK terör örgütüne katıldıkları ve doğrudan PKK Özel Kuvvetler Komutanı Bahoz'dan talimat aldıkları belirlendi. PKK'nın ele geçirilen arşivinden, edinilen bilgiye göre HPG'nin bütün yöneticileri Suriyeli ve bu teröristler açık kimlik, fotoğraf ve Türkiye'de yaptıkları ve talimatını verdikleri kanlı eylemleri de deşifre edildi. Rapor, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Daire Başkanlıkları'nın fotoğraflı arşiv sisteminde de yer aldı. Bu rapora göre Suriye uyruklu PKK'lı sayısı ise 222. Ancak arşivlenememiş 1000'den fazla Suriye uyruklu PKK'lı olduğu belirtiliyor. ETKİN KANAT HPG KONTROLLERİNDE PKK içindeki Suriyeli teröristler arasında kadınların çokluğu da dikkat çekici. İstihbarat bilgi notunda teröristler arasında takım komutanı konumunda olan Torhildan, Zozan Kobanı, Nudem, Canda, Ayırhan, Dilbirin, Şehnaz, Elena, Faraşin, Fidan, Axin, Zaho, Hemrin, Jiyan Haseki, inarin Afrin, Leleşin, Ayten, Dilan kod adlı kadın teröristler Suriye'li PKK'lılardan sadece bazıları. PKK'nın en etkin kadanı HPG'nin kontrolünün Suriyeli PKK'lılarda olduğunu belirten rapora göre eylem karar ve hedeflerini belirleyen, bomba ve askeri eğitim verenler de yine Suriyeli teröristler. Kaynak:Ensonhaber |
31 Mart 2012 Cumartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri-2 Zeynep Erbakan'a şantaj Necmettin Erbakan'ın kızı Zeynep Erbakan'a şantaj... http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh6145.jpg Zeynep Erbakan'a 'aşırı para harcama hastalığı' nedeniyle tedavi gördüğü dönemde tanıştığı Murat Çankaya adlı kişinin şantaj yaptığı ortaya çıktı. Erbakan, Çankaya'ya daha sonra boşandığı eşini takip için 150 bin lira verdiğini ancak şantaja maruz kaldığını söyledi. Çankaya hakkında dava açıldı. AŞIRI PARA HARCAMA HASTALIĞI Milliyet'ten Türker Karapınar'ın haberine göre, Milli Görüş'ün lideri merhum Necmettin Erbakan'ın kızı Milli Görüş'ün lideri merhum Necmettin Erbakan'ın kızı Zeynep Erbakan'ın, babasının hasta olduğu dönemde Hacettepe ÜniversitesiPsikiyatri bölümünde "aşırı para harcama hastalığı" nedeniyle tedavi gördüğü dönemde aynı bölümde "öfke patlaması rahatsızlığı" tedavisi gören Murat Çankaya (35) isimli bir kişiyle tanıştı. Erbakan, daha sonra bu kişi hakkında kendisine şantaj yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Dilekçede, Murat Çankaya'nın Erbakan'a Haziran 2011-Ocak 2012 tarihleri arasında şantaj yaptığı belirtildi. Ankara Başsavcılığı, bu nedenle 10 Şubat 2012'de Çankaya hakkında "şantaj" ve "kişilerin huzur ve sükununu bozmak" suçlarından 7 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. 150 BİN LİRA VERMİŞ İddianamede yer alan bilgilere göre, Zeynep Erbakan, soruşturma sürerken 4 ve 13 Ocak 2012'de verdiği ifadesinde şunları söyledi: "Murat Çankaya ile babamın rahatsızlığı döneminde Kasım 2009-Ocak 2010 arasında Hacettepe Hastanesi'nde tedavi gördüğüm sırada tanıştım. Eşimden boşanma düşüncem vardı. Bir avukatın yanında çalıştığı, hukuki yardımda bulunacağı, eşimin mal varlığı ile ilgili araştırma yapacağı vaadinde bulunarak benden para istedi. Aralık 2010-Haziran 2011 arasında toplam 150 bin lira verdim. Evimizi sattık ve evin 3/2'sinin parasından verdim. Parayı vermediğim takdirde ismimden dolayı benimle ilgili eşime ve kamuoyuna açıklama yapacağı tehdidinde bulunmuştu. Ben de kendim ve ailemin ismine halel getirmemek için parayı verdim. Parayı vermemden sonra benden 100 bin lira daha istedi. Parayı vermediğim takirde şeref ve saygınlığıma zarar verecek isnatlarda bulunup bunu açıklayacağını belirterek şantaj yaptı. Aynı serviste bulunmamız sebebiyle bu kişiyle aramızda konuşmanın dışında herhangi bir hadise cereyan etmemiştir. Benden şantaj yoluyla menfaat temin eden, ayrıca telefonla sürekli aramak suretiyle huzur ve sükunumu bozan bu kişiden şikayetçiyim. Murat Çankaya'nın, kız kardeşimin eşi Mehmet Altınöz'e APS ile gönderdiği üç sayfadan ibaret şahsıma şantaj içeren belge ile Altınöz'ün kullandığı faksa muhtelif tarihlerde gönderdiği 8 adet yazıyı savcılığa sunuyorum." ESKİ SEVDİĞİ SERDAR'A ULAŞMAMI İSTEDİ Çankaya ise 19 Ocak 2012'de savcılıkta verdiği ifadesinde, şunları iddia etti: "Müşteki ile birlikte Hacettepe Hastanesi Psikiyatri Servisi bölüm 44'te farklı odalarda tedavi gördüm. Tedavi görürken soyismini bilmediğim eski sevdiği Serdar'a ulaşmamı istedi. Kendisi bu kişiye para yedirdi. Kendisiyle samimi olduk ve yaklaşık üç ay birliktelik yaşadık. Benden boşandığı eşi ve ablasının eşi Mehmet Altınöz'ün mal varlıklarını araştırmamı istedi. Annem adına İzmir Basmane PTTşubesine para gönderdi, ben de bu paraları onun istediği kişilere dağıttım. Bana yaptığım bütün bu işlerin karşılığında 100 bin lira ödeyecekti. Fazla para harcama rahatsızlığı varmış, bu sebeple tedavi görüyordu. Ailesi de para vermiyormuş. 6 bin lira kira geliri vardı. Zaman zaman altın benzeri takıları satıyordu. Bazen de döviz bozduruyordu. Ben kendisinden aylık 3 bin lira ve yaptığım masrafları alıyordum. Benden kocasını öldürtmemi, 250 bin lira ödeyeceğini söyledi. Aylık 3 bin lira dışında para almadım hatta para bile verdim. Bana ve aileme kredi çektirdi. Ben hem 35 bin liralık krediyi hem de yakın akrabalarımdan aldığım paralarla birlikte toplam 89 bin lira verdim. Bana ödemeyi sözlü vadettiği toplam 189 bin lirayı ödemedi. 'Ayrılıp paraları yiyecekti' Denizciler Caddesi'nde bulunan bir eczaneden benim adıma bin 462 liralık zayıflama ve kozmetikürünleri aldı. Müşteki tarafından soruşturma evrakı arasına sunulan el yazısıyla yazılmış metni ben yazıp Mehmet Altınöz'e gönderdim. Ben, müştekiden, boşandığı eşine ait iki fotoğrafı neden bana verdiğinin sorulmasını istiyorum. Zira bu kişiden ayrılıp çocukları yanında kalıp çocuklarına kalan parayı kendisi yiyecekti. Bana vadettiği parayı vermemesi nedeniyle kendisine partiye, basın ve medya önünde rezil edeceğime dair mesajlar çektiğim, posta iletileri gönderdiğim ve zaman zaman kendisini telefonla aradığım doğrudur. Ben de dürtü kontrol bozukluğunun alt grubu olan öfke patlaması rahatsızlığı vardır. Bu rahatsızlığım nüksettiğinde kendimi kontrol etmekte zorlanıyorum. Amacım suç işlemek değil bana vadettiği parayı ödemesidir. Müşteki evini sattığında bana 67 bin lira gönderdi. Bu parayı estetik ameliyatını yapan Prof. Dr. Tunç Şafak'a ben ödedim. Doktoruna 25 bin lira verdim. 10 Kasım 2011'de paramı ödeyeceğine söz vermesine rağmen bana para ödemedi." _________ Kadın PKK'lılar erkek PKK'lılarla dalga geçti 'Garzan'dan kaçan yoldaşlar, siz birer korkak mirîşksiniz (tavuk)...' http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3773.jpg 15 PKK'lı kadının öldürüldüğü operasyonda ilginç bir detay ortaya çıktı. İşte telsiz konuşmasına yansıyanlar... 15 PKK'lı kadının öldürüldüğü operasyonda, erkeklerin kaçtığı ortaya çıktı. Bunun üzerine dişi teröristlerin isyanı, telsiz konuşmalarına yansıdı: 'Siz korkak birer mirîşksiniz (tavuk)' Takvim'in haberine göre Siirt ile Bitlis sınırındaki Çeltikli köyü kırsalında, güvenlik güçlerinin 24 Mart'ta yaptığı operasyonda 15 kadın terörist öldürülmüştü. Bu teröristler arasında, kadın konsey üyesi Leyla Altan da vardı. ZILGITLARLA TEPKİ İşte bu çatışmada bir grup erkek teröristin kadınları bırakıp kaçtığı ortaya çıktı. Operasyondan 3 gün sonra kaydedilen telsiz konuşması ise Kandil'de kadın ve erkek teröristler arasında kavga çıktığını ortaya koydu. İşte kadınların yer aldığı Harun kampındaki konuşmalar: * Ez (Ben) Dicle... * Ez Zılar... Ez Berfin... * (Kandil'deki ana telsiz) Roj: İzinsiz konuşmayın... * Ez Nalin... Ez Helin... Ez Derya... * Roj: Sesim geliyor mu hevaller? İzinsiz konuşmayın... SİZLER BİRER KORKAK TAVUKSUNUZ * (Kadın teröristler bir arada): Garzan'dan kaçan yoldaşlar, siz birer korkak mirîşksiniz (tavuk)... * Zılgıt sesinden sonra... Erkeklerin komutanı Sofi Nurettin'in telsizi Rüstem: Koma Bejan cevap ver (kadınların komutanı Zozan Çevik'e sesleniyor). * Bir süre ses gelmiyor. * Rüstem: Şafak Malazgirt! (Kadınların genel komutanı) * Yine ses gelmiyor. * Rüstem: Duyduğunuzu biliyorum. Bunları benim karşıma getireceksiniz. * Kadınlar yine zılgıt çekiyor. CEVAP VERMEDİ Harun kampının komutanı olan Zozan Çevik, Kandil ana karargahtan gelen telsiz konuşmasına cevap vermeyerek tepkisini ortaya koydu. Mart'ta yapılan operasyonda öldürülen 15 teröristin de (üstte) kadın olması, şaşkınlık yaratmıştı. İşin aslı sonradan ortaya çıktı. Bölgedeki erkek teröristler kaçıp kadınları yalnız bırakmıştı... ______________ Türkiye'nin en güçlü 50 iş kadını Fortune Türkiye'nin hazırladığı 'Türkiye'nin En Güçlü 50 İş Kadını' listesinde Güler Sabancı ilk sırada yer aldı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3385_1.jpg Mutlu Dergi Grubu bünyesindeki Fortune Türkiye tarafından yapılan açıklamaya göre liste, vizyon, uygulama becerisi ve liderlik vasıflarıyla öne çıkan azimli, açık fikirli kişilerden oluştu. Liste hazırlanırken dört ana kritere göre değerlendirme yapıldı: Şirketin büyüklüğü ve global ekonomideki önemi, kurumun performansı ve yönü, yöneticinin kariyer çizgisinde nasıl ilerlediği ve sosyal-kültürel kalkınmaya etkisi. Ümran Beba ikinci sırada... Listenin birinci sırasında Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Güler Sabancı bulunuyor. Fortune'un yıllardır yayınladığı global listede her yıl yükseliş kaydeden Sabancı, Türkiye'nin başarılı kadınları arasında da başı çekiyor. Fortune Türkiye'nin ilk kez hazırladığı listenin ikincisi ise son dönemde başarılı çıkışı ve üstlendiği global görevler nedeniyle öne çıkan PepsiCo Asya Pasifik Bölge Başkanı Ümran Beba. Beba, PepsiCo'daki başarılı çalışmalarıyla Türkiye'nin yüzünü güldüren önemli kadınyöneticilerden biri. "Yükselen Asya'daki başarılı Türk" olarak anılan Beba, kendisine bağlı 19 ülkenin operasyonlarını yürütüyor. Dünyanın En Güçlü Kadınları listesinde bu yıl 23'üncü sırada yer alan Beba, güçlü Türk iş kadınlarının global yüzü. EN GÜÇLÜ İLK 10 KADIN 1- Güler Sabancı Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi 2- Ümran Beba PepsiCo Asya Pasifik Bölge Başkanı 3- Ümit Boyner Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜSİAD Başkanı 4- Suzan Sabancı Dinçer Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi 5- Yaşar Begümhan Doğan Faralyalı Doğan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı 6- Emine Sabancı Kamışlı Esas Holding Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı 7- İdil Yiğitbaşı Yaşar Holding Yönetim Kurulu Bşk. 8- Serpil Timuray Vodafone Türkiye İcra Kurulu Bşk. 9- Zeynep Bodur Okyay Kale Grubu Şirketleri Bşk. 10- Galya Frayman Molinas Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Bölge Bşk. ___________ Öğrencisiyle 300 kere birlikte oldu! ABD'de eski öğretmen 13 yaşındaki öğrencisiyle iki yılda 300 kere birlikte oldu. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1809.jpg ABD'de eski öğretmen 13 yaşındaki öğrencisiyle iki yılda 300 kere birlikte olduğu gerekçesiyle 29 ay hapis cezasına çarptırıldı. Virginia eyaletinde yaşayan Christine McCallum (29) tecavüz, çocuklara uyuşturucu vermek ve alkol sağlamak suçundan mahkemece cezalandırıldı. McCallum ayrıca 10 yıl çocuklara yaklaşmama cezası aldı. Savcının iddiasına göre McCallum 21 ay boyunca öğrencisiyle 300 kere cinsel ilişkiye girdi. 2009 yılında tutuklanan McCallum'un kocası da mahkemede hazır bulundu. Mahkemede ifade veren öğrenci ise öğretmeni ailesiyle arasına girmekle suçladı. McCallum tutuklandıktan sonra Abington'da bulunan okulundan ayrılmak zorunda kalmıştı. _______________ Başbakan Erdoğan TIME 100 listesinde! TIME okuyucuları, derginin sitesinde bulunan liste üzerinde oylama yapacak. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3496.jpg Dergi okuyucuları, internet sitesinde, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da yer aldığı liderler, sanatçılar, girişmciler, ikonlar ve kahramanlardan oluşan listedeki isimler arasında oylama yapacak 6 Nisan 'da sona erecek oylamada, oylamanın galibi TIME 100 listesinde yer alacak. TIME 100 listesinin son hali editörlerin yapacakları seçimler sonucunda 17 Nisan 'da açıklanacak. ERDOĞAN 91. SIRADA Dergi şu anda 91 'inci sırada yer alan Erdoğan 'ı şöyle tanıtıyor, "Değişen Ortadoğu 'da çok önemli stratejik bir oyuncu. Ilımlı İslamcı yeni güçlenen Arap halkı arasında en popüler bölgesel lider olarak ortaya çıktı ve belki de Suriye ve İran gibi Ortadoğu 'nun en zorlu sorunlarını çözebilecek anahtarı elinde tutuyor. Bağımsız çizgisine rağmen ABD 'nin kilit bir müttefiki olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda evinde medya denetiminde hoşgörüsüz olduğu eleştirileri ve artan Kürt isyanı gibi çok sayıda sorunla karşı karşıya". İşte listenin ilk 10 'u ve dünya liderlerinin listedeki yeri: 1. Erik Martin Reddit sitesi genel müdürü 2. Ron Paul Cumhuriyetçi Parti başkanlık aday adaylarından 3. Anonymous Hacker grubu 4. Asghar Farhadi İran 'ın Oscarlı yönetmeni 5. Benedict Cumberbatch Oyuncu 6. Alexei Navalny Muhalif Rus blogger 7. Imran han Pakistanlı siyasetçi 8. Adele Şarkıcı 9. Lady Gaga Şarkıcı 10. George R.R. Martin Yazar 13. Barack Obama ABD Başkanı 26. Angela Merkel Almanya Başbakanı 51. Nicolas Sarkozy Fransa Cumhur-başkanı 91. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Başbakanı ____________ Sapık Türk öğretmen Uganda'yı karıştırdı! Uganda’da en az 50 kız çocuğunu taciz eden Türk öğretmen Emin Baro para cezasıyla serbest kalınca ülke ayaklandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh618.jpg Doğu Afrika ülkesi Uganda, reşit olmayan çocuklara para karşılığında oral seks yaptıran bir Türk öğretmenin hafif cezayla serbest bırakılmasına isyan etti. Daha önce Kenya'da 15 yaşındaki bir kız çocuğu ile ilişkiye girdiği için yakalanan Emin Baro bu kez Uganda'da ortaya çıktı. ORAL SEKS YAPTIRDI Ülkede altı yıldır turist vizesiyle yaşayan Baro'nun bir internet kafede unuttuğu CD'nin içinden iki çocuğa oral seks yaptırırken çektiği görüntüler vardı. İnternet kafenin sahibi CD'yi bulup polise teslim edince korkunç gerçek ortaya çıktı. Soruşturmanın ardından Baro'nun çoğu 10 yaşın altında olmak üzere yaklaşık 50 kız çocuğunu cinsel açıdan istismar ettiği anlaşıldı. 4 BİN LİRA CEZAYLA KURTULUYORDU Savcılığın iddiasına göre Baro çocuklara 1 ila 4 TL'ye karşılık gelecek paralara oral seks yaptırıyordu. Çektiği görüntüleri sosyal medya sitelerindeki hesaplarında paylaşan Baro, CD'leri pedofil sitelerinde satışa çıkararak para da kazanıyordu. Uganda basınına göre Baro mahkemeye çıktığında suçunu kabul etti. Yargıcın "Baro mahkemenin vaktini almadığı için hoşgörülü davranmaya karar verdiğini" söyleyerek adama yalnızca 2 yıl hapis cezası veya 6 milyon Uganda şilini (4 bin 230 TL) ceza vermesi ise tartışma yarattı. Baro tazminatı ödeyemeyince bir geceliğine Luzira Hapishanesi'ne götürüldü. Ancak ertesi gün tazminatı ödemeyi başarıp serbest kaldı. YENİ DELİL VAR, ÖLÜM CEZASI ALABİLİR İki yıl cezayı az bulan muhalefet Baro serbest kalınca ayağa kalktı. Muhalefet, kanunlara göre Baro'nun 15 yıla kadar hapis cezası ile yargılanması gerektiğini söyledi. Olay halk arasında da büyük yankı buldu. Gazetelerin internet sitelerine, "Eski devlet başkanı İdi Amin zamanında olsa bu adam timsahlara yem olurdu", "Beyaz adamlara neden hep kıyak geçiliyor. ABD'de bir siyah adam aynısını yapsa tek başına hücreye tıkılırdı. Bu adam 50 kızın hayatını mahvetti" gibi yorumlar bırakıldı. Baskılar karşısında dosyayı yeniden açan polis Baro'yu tekrar gözaltına aldı. Şimdi yetkililer ellerinde yeni deliller bulunduğunu ve Baro'nun ölüm cezası bile alabileceğini söylüyor. Baro'nun Yeni Zelanda ve Makedonya pasaportları da bulunuyor. Kaynak:Ensonhaber |
31 Mart 2012 Cumartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri-3 O tokadın fotoğrafı Metiner, kürsüde eleştirilerde bulunan Veli Ağbaba'nın üzerine yürüyerek, boğazını sıktı, tokat attı.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3169.jpg Gergin atmosferde görüşülen eğitimde 4+4+4 teklifinin 3'üncü gününde yine kürsü müdahalesi yaşandı. CHP'Lİ VEKİLE TOKAT ATTI TBMM Genel Kurulu'nun, önceki gün 11 saat süren gergin oturumunda, sabaha karşı kavga çıktı. Ak Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, kürsüde eleştirilerde bulunan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın üzerine yürüyerek, boğazını sıktı, tokat attı. Muhalefetin tepkisine neden olan olay, yasanın son 4 maddesinin görüşülmesini engelledi. 'BUNUN ADI FAŞİZMDİR' O sakalı rahmani sanmıştım Tasarının 23'üncü maddesinde kürsüye çıkan Ağbaba, konuşmak isteyen öğretmenlere gaz bombası atıldığını, öğrencilerin dövüldüğünü söyledi. Ağbaba, "Bunun adı faşizmdir, bunu yapanlar da faşisttir. Geçtiğimiz günlerde, komisyonda ismini vermeyeceğim H.K. isminde sakallı bir milletvekili, daha önce o sakalı rahmani sanmıştım ama onun sakalı şeytaniymiş. Şeytani sakallı bir milletvekili CHP Manisa Vekili Özgür Özer'e hunharca saldırdı" dedi. 'SAYGILI OL LAN' Ağbaba'nın üzerine yürüdü Bunun üzerine Ak Parti'li Mehmet Metiner tepki gösterdi. Metiner, Ağbaba'nın konuşmasını yaptığı kürsüye yürüdü, boğazını sıktı ve tokat attı. Arbedeye Ak Parti'li ve CHP'li vekiller müdahale etti. Bu sırada Ağbaba, "Terbiyesiz sensin. Kimsin sen, kimsin sen, kim bu, kim bu" diye bağırdı. Metiner, "Saygılı ol lan! " deyince Ağbaba, "Lan sensin!" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Metiner, "Terbiyesiz herif" diye çıkıştı. Ağbaba ise "Terbiyesiz sensin! Gel... Gel... Sen kime saldırıyorsun ********!" karşılığını verdi. Tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi. Ak Parti'li Yakut, "Metiner'e İçtüzük uyarınca kınama cezası verilmesini teklif ediyorum" dedi. Metiner'e kınama cezası verilmesi, AK Partili vekillerin oylarıyla kabul edilmedi. BİRLEŞİME SÜREKLİ ARA VERİLDİ Sinir diye birşey kalmadı Yakut, daha sonra konuşması yarım kalan CHP'li Ağbaba'ya söz verdi. Ağbaba'nın kürsüye geldiği sırada, bir başka tartışma çıktı. CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ümit Özgümüş ve Şevki Kulkuloğlu, Ak Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'e doğru yürümek istedi, bazı milletvekilleri onları engelledi. Gerginliğin artması üzerine Yakut, birleşime yeniden ara verdi. Muhalefet, kavgalara rağmen Kurul'un çalıştırılmasına tepki gösterdi. CHP'li Hasan Ören, "Neye yetiştirmeye çalışıyorsunuz, günahtır, ayıptır. Sinirlerimiz bitti. Birimiz ölürse, mutlu mu olacaksınız?" diye bağırdı. Yakut, birleşimi kapattı. Metiner: Şamar oğlanı değiliz Mehmet Metiner, dün yaptığı yazılı açıklamada, "Ben kürsüye yürümedim, Veli Ağbaba oturduğum yere doğru geldi. Gelenin gidenin vuracağı şamar oğlanı değiliz, herkes haddini, yerini bilecek" dedi. __________ Kadıköy'de bugün bazı yollar trafiğe kapatılacak Kadıköy'de bugün yapılacak açık hava toplantısı nedeniyle bazı yollar trafiğe kapatılacak. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3635.jpg İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, bugün 12.00-18.30 saatleri arasında Kadıköy meydan otobüs duraklarında yapılacak miting dolayısıyla saat 09.30'dan itibaren bazı yollar kontrollü olarak trafiğe kapatılacak. İŞTE TRAFİĞE KAPATILACAK YOLLAR Bu kapsamda Rıhtım Caddesi, Boğa Meydanı'ndan Rıhtım Caddesi'ne kadar tüm yol, Kadıköy Belediyesi önünden Söğütlüçeşme Caddesi istikameti ve Söğütlüçeşme Caddesi'nden Rıhtım'a inen ara sokaklar trafiğe kapalı olacak. Taşköprü, Kışla, Orgeneral Şahap Gürler ve Albay F. Sözdener caddeleri de ihtiyaç duyulması durumunda trafiğe kapatılacak. ALTERNATİF YOLLAR Kapatılan yollara alternatif olarak, Tıbbiye Caddesi'nden gelen trafik akışı Burhan Felek Caddesi'nden E-5 yönü ile Behiçbey Sokak'tan İbrahimağa ışıklar istikametine yönlendirilecek. Söğütlüçeşme Caddesi'nden gelen trafik akışı, Altıyol Boğa Meydanı'ndan Rıhtım'a iniş engellenerek, Kuşdili Caddesi Salı Pazarı istikametine sevk edilecek, Moda'dan gelen akış Mühürdar Kavşak'tan geri yönlendirilecek, Kadıköy Belediyesi önünden gelen akış ise minibüs yolu istikametine verilecek. _______________ Erdoğan'ın TUSKON Genel Kurulu konuşması Bunlar kılıfın içerisindeki Kuran'dan korkmadılar bunlar o kılıfın içerisinden çıkartılıp okutulmasından korktular. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3700.jpg Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TUSKON'un 4. Olağan Genel Kurul toplantısında konuştu. CHP liderinin İzmir'deki 4+4+4 ve Kuran'ı Kerim'le ilgili sözlerini hatırlatan Erdoğan, 'Bunlar kılıfın içerisindeki Kuran'dan korkmadılar bunlar o kılıfın içerisinden çıkartılıp okutulmasından korktular. Tarihleri boyunca Kuran'ı kerimi bir süs olarak gördüler.' dedi. Erdoğan'ın bu sözleri Genel Kurul salonunda dakikalarca ayakta alkışlandı. TUSKON BAŞKANI'NDAN ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR Başbakan Erdoğan'dan önce konuşan TUSKON Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, yeni anayasa konusunda hükümetten beklentilerini aktarırken salonda bulunan Başbakan Erdoğan'a şöyle seslendi; 'Son 3 seçimde olduğu gibi taktir milletimizindir. 4+4+4 hususunda arkanızdayız. Vesayetçi 28 Şubat uygulamasının kaldırılmasından ötürü son derece mutluyuz' HİSARCIKLIOĞLU'NDAN 4+4+4 AÇIKLAMASI TUSKOn Başkanı'nın ardından bir konuşma yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise Türkiye'nin ekonomik alanda kaydettiği başarıya dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, 'Türkiye tarihin en hızlı büyüyen ülkesi olarak dünya şampiyonu oldu. Bu başarı hikayesindeki ana unsur 10 yıldaki güven ve istikrar oldu. Ben huzurlarınızda bu işin mimarı olan sayın Başbakan'a şukranlarımı sunuyorum' dedi. Yeni anayasanın şart olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, 'Bu elbise artık eskimiştir. Ve terzisi de millet olmalıdır' şeklinde konuştu. Hisarcıklıoğlu'nun, 4+4+4 eğitim yasasıyla ilgili olarak , 'Alman kolejine çocuğunu gönderene laf edilmeyecek ama din eksenli eğitim söz konusu olunca ayağa kalkılacak. Olmaz öyle şey, yok öyle şey!' sözleri salonda büyük alkış aldı. Başbakan Erdoğan ise konuşmasında TUSKON üyelerinin ekonomiye katkılarından ötürü teşekkür ederek konuşmasına başladı. İşte Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları: GÖNÜLLER FETH EDİLEREK UFUKLARIN EFENDİSİ OLUNUR TUSKON'un tüm mensuplarına Türkiye'nin adını dünyaya duyurdukları için, Türk bayrağını en uzak kentlere taşıdıkları için şükranlarımı sunuyorum. Tuskon sırtını çıkar odaklarına dayamadı. TUSKON gibi anadolu kaplanları halktan aldılar halkla paylaştılar birlikte büyüdüler.. Türkiye sizler gibi iş adamlarının gayreti sayesinde yeniden ufukların efendisi oluyor demiştim. Evet, silahla değil, baskıyla değil, dayatmayla değil, Türkiye artık gönüller feth ederek ufukların efendisi oluyor. Türkiye Yeni Zellanda'dan Kanada'ya kadar gönüller kazanıyor. Türkiye başarılı okullarıyla müteahhitleriyle gönüller kazanıyor. Türkiye dünya barışına katkılarıyla gönüllerde yer ediniyor. Türkiye güçlü dirençli ekonomisiyle alan el değil veren el olarak artık parmakla gösteriliyor. Türkiye'nin bugün oluştuğu seviye bizzat milletin belirlediği yerdir.. BİZE BAŞARININ SIRRINI SORUYORLAR Güney kore'deki nükleer zirvesinde devlet adamları bize bu işin sırrını sordular. Türkiye sırtını millete dayadı. Bütün bu adımın iki önemli kelimesi var. Aslında sır buradadır. Bir güvendir iki istikrardır. Bize yolsuzluk ithamlarını yapanlar bu ülkenin geçmişine bakmaktan kaçınıyorlar. Yav yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz kalkıpta Cumhuriyet tarihi boyunca 6 bin km yol yapacaksınız şurada 9 yılda 15 bin km yol yapacaksınız. Nasıl olacak bu? Özelleştirme konusunda adımlar atıyoruz. Müteşebbüs bu ülkenin iktidarına güveniyor. Bundan önce yarın sabah ne olur diye merak ediyorlardı. Hala bazı muhalif çevreler şunu soruyor; normal seçimler 2015'te mi olacak. ya tabii ki 2015'te olacak. ama dert başka, kafaları nasıl bulandırılacak. dünyanın hangi yerinde 16 ayda bir seçim yapılıyor? Biz geldiğ-imizden beri bunu yapıyoruz. Biz bir kere yaptık. Sadece bir Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde böyle bir adım attık. SİZ ARKANIZA ÇETELERİ MAFYAYI ALMADINIZ Siz, arkanıza karanlık güç odaklarını almadınız. Siz arkanıza mafyaları, çeteleri cuntaları almadınız. Siz arkanıza Galata Bankerlerini almadınız. Siz ideoloji ile yürümediniz. Siz dayatmalara boyun eğmediniz siz sadece arkanıza milleti alarak yola devam ettiniz. Bu ülke karanlık odaları, mafyaları, çeteleri cuntaları arkasına almadı. Tam tersine bunların üzerine gitti. Bu hükümet sermayeyi arkasına almadı. Hak sahipleri olanların hizmetkarı oldu. Bu hükümet yetimin garip gurebanının hakkını gözetti. kamu bankalarını zarara uğratan değil kara geçiren hükümet olduk. Vakıf'ın Ziraat'in Halk'ın ne halde olduğunu biliyordunuz. Merkez Bankası'nın kaynaklarını hortumlayan bir hükümet olmadık. Tam tersine bu hükümet Merkez Bankası'nın döviz rezervini 91 milyar dolara yükseltti. Şimdi Allah aşkına soruyorum ya nasıl yolsuzluk yapan bir hükümet oluyoruz. Finans yönetimi çok önemli. Şu anda ebedi alemde olan bir iş adamı bir gün ziyaretime geldi. Biz çok eza çektik dediler. İki şeyi çok iyi yöneteceksin dedi: 1 insanı iki finansı çok iyi yöneteceksin. Mesele gelip burada odaklanıyor. Mesele parayı yönetmek. Eğer sen onu yerli yerinde kullanamıyorsan meseleyi çözemezsin. Zaten muhassebat hak getire, yanlış adamların elinde kalmış. BİZE BEN DEMEK YAKIŞMAZ Sizin de bizim de başarımızın arkasında millet var. Aynı şekilde milletimizle yürümeye devam edeceğiz. Kardeşlerimizle ayrılığa düşmeden el ele yürümeye devam edeceğiz. Bugüne kadar arkadaşlarıma hep şunu söyledim; Bize Ben Demek Yakışmaz. Bizim kitabımızda ben yok biz var. Senlik benlik kavgasına fitne fesada asla prim vermeyeceğiz. Bugüne kadar beraber yürüdüğümüz yolda yine milletle yürümeye devam edeceğiz. İstanbul'daki yoksul çocukların umuduyuz. Biz Çankırı'daki Trabzon'un, Muş'un, Diyarbakır'ın umuduyuz. Az önce Rızanur kardeşimiz dedi bizler Somali'nin Afganistan'ın Somali'nin Hama'daki Humus'taki masum çocukların umuduyuz. Bu umudu köreltmeyeceğiz. Biz bir kabile devleti değiliz. Biz Devleti Aliyeyi Osmaniye'nin bakiyesi üzerine kurulmuş bir devletiz. Türkiye'yi bölgesinde güçlendirerek geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyük bir devlet olarak anılmaya devam edeceğiz. DÜN TBMM TARİH YAZDI Dün TBMM bir kez daha tarih yazdı. Egemenliğin millete ait olduğunu kalın çizgilerle teyit etti. 28 Şubat sürecinin en önemli izi TBMM'nin hür iradesiyle ortadan kaldırıldı. Dün faşijan baskı değil millet iradesi galip geldi. Ve millet iradesi bir kez daha galip geldi. Egemenlik kayıtsız şartsız ifadesi ilk defa yerini buldu: Çoğu kez o ifadeye rağmen çoğu şey yapılıyordu. Statikonun tüm provokasyonlarına rağmen dün tBMM'de millet iradesi hükmünü verdi. Dayatmacı zihniyet dün Ankara'da gereken cevabı aldı. Bir kez daha hür vicdanıyla karar veren milletvekillerini yürekten şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.. BU MİLLETLE AYNI YÖNE BAKMADILAR Ana muhalefet aylardır bu düzenlemeye karşı çıkıyorlar. Doğru konuşmuyorlar. Aylardır bu düzenlemeye neden karşı çıktılarını anlatamıyorlar. Komisyonlarda engellemenin dışında bir şey yapamadılar. Tutmuş 12 saat konuşuyor. Benim oğlum dua okur döner döner bina okur. Ah benim kardeşlerim.. Parti Grubu toplantısı Tandoğan Meydanı'nda yapacağım dediğin zaman buna kargalar da güler. Bir şey söyleyemediler. Bunlar hiç bir zaman milletle aynı yöne bakmadılar. Bunlar baş örtüsünün yasaklanmasının ne demek olduğunu bilirler ama üniversite önünde geri çevrilmenin ne demek olduğunu bilmezler. Bunlar ikna odalarının ne demek olduğunu çok iyi bilirler ama o ikna odaklardaki kızların halini bilmezler. Bunlar çocuğunu Kuran kursu'na gönderemeyen anne babanın yürek acısını bilmezler. 15 yaşına kadar çocuklarınızı mahalle camiine gönderemezsiniz dediler. Beni mahalle camiine babam Ali Hoca'ya teslim etti. Ama sen cebir ve şiddetle yasaklıyorsun. Kuran'ı Kerim hakkındaki sözlerini duydunuz mu? Kutsal Kitabımız hepimizin baş tacıdır. Besmeleyle elimize alırız diyor. Ama istiklal şairimizin tanımlaması çok güzel: AMAÇLARI KUR'AN SÜSLÜ KILIFINDAN ÇIKMASIN Ya açar bakarız Nazm-ı Celil'in yaprağına, Yü üfler geçeriz bir ölünün toprağına İnmemiştir hele Kuran, bunu hakkıyla bilin; Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için. Bunlar kılıfın içerisindeki Kuran'dan korkmadılar bunlar o kılıfın içerisinden çıkartılıp okutulmasından korktular. Tarihleri boyunca Kuran'ı kerimi bir süs olarak gördüler. 1950 yılında Ezan nasıl ki eski diline kavuşmuşsa bu millet de artık dinini öğrenme özgürlüğüne kavuşmuştur. Artık aileler yavrularını Kuran'ı Kerim'i öğrenebilecek. ZİHİNLERDEKİ PRANGALARI YIRTIP ATALIM Kesintisiz eğitimin en büyük bedeli siz iş adamları ödediniz. biz meslek liseleriyle ilgili çabamız sonrası bu oranı yüzde 48'e çıkarmış durumdayız. Yeni yasayla yüzde 65'e kadar yükseltmeyi hedefliyoruz. Büyüyen bir ekonominin artık çok daha kalifiyeli bir şekilde yetiştirilmesini sağlayacağız. Artık eğitimin önünde bir engel yok. Biz devlet olarak vatandaşın önünde tercihleri koyuyoruz. nereyi isterse orayı seçecekler. Artık zihinlerdeki prangaları kırıp atalım. Bırakın yavrularımız nereye isterse gitsin. Eğer kazanırsa gidecek. Kaynak:Ensonhaber |
Vahşetin Ardından Uygur Bölgesi'nde ilk Başbakan Başbakan Erdoğan'dan tarihi ziyaret Vahşetin ardından Uygur Bölgesi'nde ilk Başbakan: Erdoğan Urumçi'de Uygur Türklerini ziyaret edecek http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh98.jpg Başbakan Tayyip Erdoğan, 2009 yılında 150 Uygur Türk'ünün hayatının kaybettiği olayların ardından, "Vahşete varan olaylar, soykırım" değerlendirmesini yaptığı Çin'in Sincan Özerk Bölgesi'ni ziyaret edecek. Erdoğan'ın tarihi ziyaretinde kendisine işadamları ve kalabalık bir heyet eşlik edecek. BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, daha önce 150 Uygur Türk'ünün hayatının kaybettiği olayların ardından, "Vahşete varan olaylar" değerlendirmesini yaptığı Çin'in Sincan Özerk Bölgesi'ni ziyaret edecek. Erdoğan'ın tarihi ziyaretinde kendisine işadamları ve kalabalık bir heyet eşlik edecek. BAŞBAKAN SIFATIYLA İLK ZİYARET Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2009 yılında, "vahşet, soykırım" diyerek sert şekilde eleştirdiği olayların yaşandığı Uygur Türkleri'nin yaşadığı Sincan Özerk Bölgesi'ni ziyareti için Çin ile yoğun bir diplomasi trafiği başlatıldı. 8-11 Nisan tarihlerini kapsayan 3 ayaklı ziyarette Başbakan Erdoğan, Pekin, Shangay ve Urumçi'yi ziyaret edecek. Bu gezi, Başbakan Erdoğan'ın, Başbakan sıfatıyla Çin'e yapacağı ilk ziyaret olması özelliğinin yanı sıra; Uygur Türkleri'nin yaşadığı Sincan bölgesine de Türkiye'den Başbakan düzeyinde ilk ziyaret olacak. Ziyaretin, Uygur Türkleri'nin sorunlarının çözümü ve Çin ile ilişkilerde yeni bir sayfa açacağı yorumları yapılıyor. Başbakanı Wen Jiabao'nun davetlisi olarak Çin'e gidecek olan Erdoğan, Urumçi'de kurulması planlanan Türk Sanayi Bölgesi'ni ziyaret edecek. Başbakan Erdoğan, iki ülke işadamlarının bir araya geleceği Türkiye - Çin İş Forumu'na da katılacak. Başkent Pekin'de de iki ülke arasında çeşitli anlaşmalar imzalanacak. Kalabalık bir heyetle Çin'e gidecek Erdoğan'a Türk işadamları ve gazeteciler de eşlik edecek. Başbakan Erdoğan'ın ziyareti; iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği imkanlarının artırılması ve ihracatçı firmaların Çin pazarında daha etkin olmaları amacını da taşıyor. CUMHURBAŞKANI GÜL GİTTİ Son olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Doğu Türkistan'ı ziyaret etmiş ve birkaç gün sonra 5 Temmuz 2009'da çok sayıda Uygur Türk'ünün hayatını kaybettiği Urumçi olayları yaşanmıştı. Başbakan Erdoğan Doğu Türkistan'daki olayları vahşet olarak nitelendirmiş ve sorumlularının adalet karşısında hesap vermesi için konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdinde gündeme taşıyacaklarını söylemişti. Erdoğan, İtalya'daki bir toplantı sırasında da burada, "adeta bir soykırım yaşandığını" ifade etmişti. Dışişleri Bakanlığı ise kısa bir süre sonra, "Çin'in iç işlerine karışmak gibi bir niyetlerinin olmadığını" açıklamıştı. Urumçi'yi daha önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da ziyaret etmiş; Çağlayan'ın ziyaretinde de protokol gerginliği yaşanmıştı. Başbakan Erdoğan da 2003 yılında AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Çin'i ziyaret etmişti. ÇİN-TÜRKİYE STRATEJİK İŞBİRLİĞİ Tarihi ziyaret öncesinde Çin Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika İşleri Genel Müdürü Lu Jian, Çin ve Türkiye ekonomilerinin geliştiğini, dünya ekonomisindeki etkinliklerinin arttığını belirterek, "Bu yüzden Türkiye ve Çin'in IMF ve Dünya Bankası'nda daha fazla sesi olmalı. Buralarda ortak hareket edersek, daha etkili olabiliriz. Çin ve Türkiye arasındaki stratejik işbirliğinin bu tür alanları da kapsaması lazım" açıklamasını yaptı. Jian, iki ülke ticaret hacminin 20 milyar doları aştığını belirterek, her alanda ivme kazanan ilişkilerin bu miktarı daha da yukarılara çıkartacağına inandığını, Çin'in iki ülke arasındaki ticaret hacmini 40 milyar dolar olarak hedeflediğini söyledi. Çin firmalarının Türkiye'de büyük yatırımlar yaptıklarını, projeler üstlendiklerini anlatan Jian, Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren hattının 2. etabının bu projelerden biri olduğunu, Çinli firmaların takip ettiği baraj projelerinin sayısının her geçen gün arttığını ifade etti. Kaynak:Ensonhaber |
31 Mart 2012 Cumartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri-4 Bakan Kılıç hakkındaki gensoruya ret Spor Bakanı Suat Kılıç hakkındaki gensoru önergesi reddedildi.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_32023.jpg TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Genel Kurul'da, CHP'nin, Kılıç hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmaması konusunda, CHP, MHP, BDP ve AK Parti grupları adına yapılan konuşmaların ardından, Bakan Kılıç, hakkındaki iddialara yanıt verdi. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Genel Kurul'da yapılan oylamada, gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. ________ Spartacus dizisinde öyle bir türkü çaldı ki Dünyanın en çok izlenen dizilerinden Spartacus'te Asker Türküsü çalındı.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh4422_1.jpg Amerika'da yayınlanan ardından da büyük ilgi gören "Spatacus" adlı dizi, gösterildiği ülkelerde TV'lerde erotik ve kanlı sahneleri nedeniyle tartışma yaratıyor. Son olarak ''Spartacus: Kan ve Kum'' adlı televizyon dizisinin yıldızı Andy Whitfield, 39 yaşında hayata veda etmişti. Dizi de dikkat çeken bir diğer karakter de 90’lı yıllarda Zeyna dizisiyla hafızalarda yer eden Lucy Lawless'ti. Başrol oyuncusu Andy Whitfield'ın lenf kanseri tedavisi nedeniyle ilk sezonun sonunda ara veren 'Spartacus: Blood and the Sand' dizisinin yapımcıları bir süre sonra yeni başrol oyuncusu arayışına girerek Liam McIntyre ile anlaşmıştı. ASKER TÜRKÜSÜ SÖYLENDİ Spartacus Vengeance dizisinin 10. Bölümünde ise herkesi şaşkına çeviren bir sahne vardı. Daha önceki bölümlerde çocuğunu kaybeden Lukreşya’nın, doğurmak üzere olan Ilithyia karakterine canlandıran Viva Bianca'nın çocuğunu alıp intihar ettiği sahnede Asker Türküsü çaldı. Dizinin fanatikleri o sahnede çalan türkü karşısında adeta şaşkına döndü. __________ Alaattin Çakıcı'nın yeni kalacağı cezaevi Alaattin Çakıcı, bu sabaha karşı İzmir’deki Buca 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne nakledildi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1047.jpg Suç örgütü lideri olmaktan hükümlü Alaattin Çakıcı, cezasını çektiği Kocaeli F Tipi Cezaevi'nden, bu sabaha karşı İzmir'deki Buca 1 Nolu F Tipi Cezaevi'ne nakledildi. Alaattin Çakıcı için önceden kendisine bildirilmeden ve avukatına haber verilmeden nakil kararı alındı. Kandıra'daki Kocaeli F Tipi Cezaevi'nden sabaha karşı saat 04.00'te güvenlik önlemleri altında alınan Alaattin Çakıcı, İzmir'deki Buca 1 Nolu F Tipi Cezaevi'ne götürüldü. Nakil gerekçesiyle ilgili açıklama yapılmazken buna tepki gösteren Alaattin Çakıcı, avukatı Mehmet Barış Yahya aracılığı ile yaptığı açıklamada, "Bu nakil Alaattin Çakıcı'yı yok etmek için uygulanmışsa buna güçleri yetmez. Allah'ın ipine sarılanın, rabbine teslim olanın canını Allah'ın dışında kimse alamaz, ölüm sadece vesiledir" dedi. Kandıra F Tipi Cezaevi'nde geçen ay iş atölyesine gelen malzemeler arasına parçaları gizlenerek sokulan silah ve mermiler ele geçmiş, olayla ilgili aralarında infaz koruma memurlarının da bulunduğu bazı kişiler gözaltına alınmıştı. Alaattin Çakıcı da Adalet Bakanlığı'na yazdığı mektupta bu silahla kendisinin öldürülmek istendiğini ileri sürmüştü. Bununla ilgili Alaattin Çakıcı'nın ifadesi alınmış ve soruşturma açılmıştı. Kaynak:Ensonhaber |
2 Nisan 2012 Pazartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri Suriyeli doktor Davutoğlu'nu duygulandırdı Suriye Halkının Dostları toplantısında içinde bulundukları zor koşulları anlatan doktor, Davutoğlu'nu duygulandırdı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3562.jpeg Suriye'den kaçarak geldiği İstanbul'da Suriye Halkının Dostları Grubu toplantısında içinde bulundukları zor koşulları anlatan ve rejime bağlı güçler tarafından kardeşi öldürülen doktorun durumu, gerek katılımcıları gerekse Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu duygulandırdı. Edinilen bilgiye göre, İstanbul'da düzenlenen Suriye Halkının Dostları Grubu İkinci Konferansı'na Suriye'den kaçarak gelen doktor, ülkesinde çektikleri sıkıntıları aktardı ve kardeşinin rejime bağlı güçler tarafından öldürüldüğünü söyledi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bunun üzerine toplantı sonunda doktorun yanına giderek, başsağlığı dileklerini iletti. Bakan Davutoğlu, konferans sonundaki basın toplantısında doktorun anlattıklarının herkesi çok etkilediğini belirtmişti. _________ Demokrasi ve laiklikten sapmanın çıkışı olamaz Erdoğan'ın Harp Akademileri'nde neler söylediği ilk kez ortaya çıktı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh6915.jpg Erdoğan 23 Mart'ta Harp Akademileri'nde "Demokrasideki kesintilerin hiçbirinden ülkenin kazançlı çıktığını görmedik. Ülke on yıllarını heba etti. Demokrasiden, hukuktan, laiklikten ve sosyal devlet ilkesinden sapmış bir Türkiye'nin çıkışı olamaz" dedi. DEMOKRASİ VE HUKUK MESAJI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 23 Mart'ta İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansta, "Yakın tarihte, demokraside yaşanan kesintilere bakıldığında, hiçbirinden ülkenin kazançlı çıktığını görmedik. Her kesinti döneminde, ekonomi çok ciddi yaralar aldı, demokrasi sarsıldı, hukuk tartışılır hale geldi ve ülke on yıllarını heba etti" dediği öğrenildi. LAİKLİKTEN ÇIKIŞ OLMAZ Başbakan Erdoğan, Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansta, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da 'Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti' olarak tanımlandığına işaret ederek, "Demokrasiden, hukuktan, laiklikten ve sosyal devlet ilkesinden sapmış bir Türkiye'nin çıkışı olamaz" sözlerine yer verdiği kaydedildi. Başbakan Erdoğan'ın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terör karşısında sergilediği dirayet ve cesaretin takdire şayan olduğunu belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetler'imizi en güçlü şekilde desteklemeye, teşvik etmeye, tüm ihtiyaçlarını noksansız olarak karşılamaya devam edeceğiz" dediği vurgulandı. GÜVENLİK YETMEZ Terör sorununun salt güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan'ın, "Güvenlik tedbirleriyle eş zamanlı olarak, kalkınma ve demokratikleşme adımlarımızı da atmaya devam edecek, terörün beslendiği bataklığı da kurutacağız" ifadesini kullandığı öğrenildi. Erdoğan'ın konuşmasında, terörle mücadelenin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında barışın tesisi için üstlendiği misyonlara, Harp Akademileri Komutanlığı'nın eğitim faaliyetlerine de değindiği ifade edildi. DESTEĞE DEVAM Erdoğan'ın, hükümet olarak son 9 yılda başlattıkları kalkınma seferberliği çerçevesinde savunma sanayi alanında kaydedilen ilerleme ve başarılara da geniş yer ayırdığı konuşmasında, "Türk Silahlı Kuvvetleri'mizi, barışa hizmet eden, caydırıcı bir güç olarak, göz bebeğimiz bir kurum olarak desteklemeyi sürdüreceğiz" sözlerine yer verdi kaydedildi. Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye olma yolundaki hazırlıklarını kararlı biçimde sürdürdüğüne işaretle, "Yüzümüzün Avrupa'ya dönük olması, Doğu'ya, Güney'e, Kuzey'e sırtımızı dönmemiz anlamına gelmiyor" dediği öğrenildi. KOMUTANLAR DİNLEDİ Başbakan Erdoğan'ın, Harp Akademileri Komutanlığı'nda, Genelkurmay Başkanı Necdet Özer, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Arslan Güner, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hulusi Akan, öğretim elemanları, öğrenci subaylar ve misafir askeri personele hitaben yaptığı konuşma yaklaşık 40 dakika sürdü. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da basına kapalı olarak gerçekleştirilen konferansın dinleyicileri arasında yer almıştı. GENELKURMAY BAŞKANI DA DİNLEDİ Başbakan Erdoğan'ın, Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki konferansını Genelkurmay Başkanı Necdet Özer ile diğer komutanlar, öğretim üyeleri, öğrenci subaylar dinledi. Konuşma 40 dakika sürdü. __________ Kılıçdaroğlu: Halka daha fazla gideceğiz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sivrihisar'ı ziyaret etti. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_51088.jpg Kılıçdaroğlu, ''Halka daha fazla giderek, daha fazla oturup, konuşup, derdini dinleyerek, onların değerlerine saygı göstererek onlarla yolumuza devam edeceğiz'' dedi. Kılıçdaroğlu, İkinci İnönü Zaferi'nin 91. yıl dönümü dolayısıyla Bilecik ve Eskişehir'de düzenlenen törenlerin ardından Ankara'ya dönerken Eskişehir'in Sivrihisar ilçesini ziyaret etti. CHP'DEN BAŞKA PROJE ÜRETEN YOK Çay bahçesinde vatandaşlarla bir araya gelen Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, CHP'nin zamanında halkla çok buluşamadığını, projeler üretemediğini söyledi. Şimdi Türkiye'de proje üreten tek parti olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''Aile sigortasından tutun tarıma, askerliğe kadar, ne yapacağımızı anlattık. Emekliliğe intibak derken önce 'bunlar uygulanamaz' denildi. Şimdi 5 projemizi aldılar ve uyguladılar. Başbakan 'okullarda süt dağıtacağız' diyor. Günaydın, İzmir Büyükşehir Belediyesi onu 2005'ten beri yapıyor. Şimdi söz sizindir, milletindir. Siz nasıl karar verirseniz memleket öyle yönetilir. Dışardan adam getirtip, oy kullandırmadık. Bu oyların AKP tarafından alınmasında bizim de kabahatimiz var. Ama bunları kapatacağız. Halka daha fazla giderek, daha fazla oturup, konuşup, derdini dinleyerek, onların değerlerine saygı göstererek onlarla yolumuza devam edeceğiz. Bir dönem çok fazla halkla iç içe değildik. Ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Bizi şikayet eden vatandaşlar da var. Beni eleştiriyor demek ki benim bir kusurum var. Vatandaş haklı, benim görmediğim kusuru o görüyor. Bazen beni arıyor 'başkan saçın uzamış tıraş ol' diyor.'' -''Bu paketin içinde 20 milyar dolarlık ihale var''- Bir vatandaşın ''Siz Başbakan ile görüşseniz, belki o bizim buradaki sıkıntılarımızı bilmiyordur. Bize çözüm bulacak bir görüşme yapsanız'' demesi üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: ''Başbakanın annesi vefat ettiğinde başsağlığı için evine gittim. Kendisi ameliyat oldu, AKP Genel Merkezi'nde ziyaret ettim. Bu 4 4 4 konuşulurken 'Sayın Başbakan, bak konu çok önemli bir konudur, oturup konuşalım' dedim. 'Vay efendim ben seninle mi konuşacağım' diyor. Ben ne diyeyim şimdi? 'Her şeyi ben bilirim' diyor. Bu kanun hükümet programında, kalkınma planında, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı'nda yok. Hiçbir üniversitenin, öğretmen kuruluşunun haberi yok. 5 milletvekili götürdü, kanun teklifini verdi ve hiçbiri eğitimci değil. Bu paketin içinde 20 milyar dolarlık ihale var. 2030 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütün ihaleleri İhale Kanunu'nun dışına çıkarıldı. 'Kuran dersini seçmeli getirdik' diyorlar. Efendim, bunu kanuna yazmaya gerek yok. Milli Eğitim Komisyonu isterse zaten bunu koyar. Mesela Arapça dersi getirdiler, bunun için kanun mu çıkardılar? Milli Eğitim Bakanlığı 'ilköğretime Arapça dersi koyacağım' dedi, koydu. Hangi baba isterse çocuğunu göndersin.'' ____________ İşte 14 soruda 4+4+4 İşte 4+4+4 olarak adlandırılan yeni sistemle ilgili en merak edilen sorular ve cevapları... http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9050.jpg Büyük tartışmaların ardından yasalaşan ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran yeni eğitim sistemi 2012-2013 eğitim yılında uygulanmaya başlanacak. Ancak yeni sistemle ilgili vatandaşın kafasında birçok soru işareti var. İşte 4+4+4 olarak adlandırılan yeni sistemle ilgili en merak edilen sorular ve cevapları... Okula başlama yaşı kaç olacak? Kafaları en çok karıştıran konulardan biri de okula başlama yaşı oldu. Bu seneye kadar çocukların ilköğretime başlama yaşı 72-84 ay aralığındaydı. Ancak yeni sistemle okula başlama yaşı 60 ay ile 72 ay arasında olarak belirlendi. Buna göre, 6 yaşından gün alan çocuklarla 7 yaşından gün alan çocuklar, ay farkına bakılmadan okula alınacak. İlkokul bitince diploma alınacak mı? Yeni sisteme göre, ilk 4 yıl öğrenciye bilgi vermekten çok okuma, yazma, kavrama ve oyuna dayalı bir sistem olacak. Öğrencinin yeteneklerini keşfetmesi sağlanacak. Ortaokula geçerken yeteneklerine göre okul belirlenecek. Ortaokula geçişte sertifika verilecek. Sertifika diploma yerine geçmeyecek. 4'üncü sınıftan sonra meslek seçimi olacak mı? Yeni sistemin ilk kademesi olan 4 yıl bittikten sonra öğrenci ortaokula geçecek ve önüne 3 seçenek çıkacak: Genel ortaokul, mesleki / teknik ortaokul ve imam hatip ortaokulu. Ortaokulda hazırlık sınıfı olacak mı? Bütün ortaokullarda eğitim esnek olacak ve ilk yıl yabancı dil hazırlık okutulacak. Eski sistemde ortaokulda seçim hakkı yoktu ve yabancı dil hazırlık sınıfları yaygın değildi. Hazırlık sınıfı özel okullarda vardı. Kur'an seçmeli mi zorunlu mu olacak? Genel ortaokulda İngilizce ağırlıklı eğitim verilecek. Matematik, Türkçe ve fen gibi zorunlu derslerinin yanı sıra seçmeli dersler olacak. Yasada Kur'an-ı Kerim ve Hz Peygamber'in hayatı dersleri seçmeli ders olarak belirtildi. Ancak diğer seçmeli dersler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek. Öğrenciler ikinci bir yabancı dili de seçebilecek. Meslek liselerinin orta bölümü açılacak mı? Evet, 28 Şubat'la birlikte kapanan meslek ve teknik liselerinin orta kısımları yeniden açılıyor. Bu okullarda da eğitim modeli esnek bir yapıda olacak. Ortaokullarda öğrenci pratikten çok kitap üzerinde eğitim alacak. Öğrenci veya veli isteği doğrultusunda kısa programla fark derslerini vererek ortaokullar arası geçiş yapabilecek. Bu diğer ortaokullarda da geçerli olacak. İHL'lerin orta kısmı açılıyor mu? Yeni yasayla İmam hatip Liseleri'nin orta kısımları açılıyor. İmam hatip ortaokullarında da esnek eğitim modeli olacak ve diğer okullarda görülen dersleri seçmeli ders olarak alabilecek. Öğrenci zorunlu olarak Arapça ve İngilizce ders görecek ve isteği doğrultusunda seçmeli ders olarak diğer yabancı dilleri de seçebilecek. Bu okullarda Kur'an-ı Kerim dersleri basitleştirilerek gösterilecek. Orta kısımda staj ve çıraklık olacak mı? Hayır. Staj lisede başlayacak. Mesleki/teknik liselerde seçmeli ders ve yatay geçiş imkanı olacak. Öğrenci bölümüyle ilgili çıraklık eğitimi almak isterse 1 yıl okuduktan sonra staj eğitimi alabilecek. Öğrenci seçmeli ders olarak "Kur'an" ve "Peygamber'in Hayatı" derslerini alabilmesinin yanı sıra fen liselerinde gösterilen dersler veya yabancı dil seçenekleriyle eğitim alabilecek. 8'inci yıldan sonra ne olacak? İkinci 4 olan ortaokul bittikten sonra öğrenciye yine diploma yerine hangi alanda eğitimini bitirdi ise sertifika verilecek. Öğrencinin lisede karşısına 4 farklı lise seçeneği çıkacak. Ancak öğrenci ortaokuldaki devamı olan liseyi değil de diğer okulları tercih edebilecek. Genel liselerde eğitim nasıl olacak? Genel liseleri tercih eden öğrenci yabancı dil ağırlıklı dersler alacak. Benzer yetenekteki çocuklarla özel sınıflar açılacak. Ayrıca öğrenci, isterse, sosyal bilimler, güzel sanatlar ve imam hatiplerin derslerinin yanısıra Kur'an-Kerim ve Peygamber'in Hayatı derslerini alabilecek. İkinci 4'te açıköğretimi kimler seçebilecek? En büyük tartışmayı yaratan maddelerden biri de 4'üncü sınıftan sonra isteyenlerin açıköğretimi seçebilmesi konusundaydı. Ancak hükümet bu maddeyi geri çekti. Sadece özürlüler gibi dezavantajlı gruplar ile üstün zekalıların da içinde bulunduğu kişiler açık öğretimden yararlanabilecek. Kimlerin açıköğretime gidebileceğine Bakanlar Kurulu karar verecek. Bu öğrencilerin sayısı örgün eğitim alacak öğrencilerin sayısının yüzde 1'ini geçmeyecek. Diploma ne zaman alınacak? Öğrencilere diploma 12 yılın sonunda verilecek ve tek diploma olacak. Öte yandan öğrencinin 4 yıl veya 8 yıl okumasının bir anlamı olmayacak ve öğrenci okulu yarıda bıraktığı takdirde eğitimsiz sayılacak. Ancak ortaokulu tamamlayanlara ilköğretim sertifikası verilecek. Alevilik ve Hristiyanlık da seçmeli ders olacak mı? Yeni eğitim sistemiyle birlikte isteğe göre okullarda İngilizce, Almanca, Fransızca dillerinin yanı sıra Kürtçe eğitim de verilebilecek. Okullarda İslam dininin yanı sıra isteğe göre Hristiyanlık, Musevilik, Alevilik ve Süryanilik gibi din ve mezheplerde de eğitim verilebilecek. Meslek lisesini bitirenlerin katsayı farkı kalktı mı? Evet, meslek liselerine üniversite giriş sınavlarında uygulanan katsayı yeni yasayla kaldırıldı. Meslek lisesi kökenli adaylara kendi alanlarına ilişkin tercih yaptıkları durumunda eklenen artı puanın kat sayısı da kaldırıldı. Üniversiteye yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların orta öğretim başarıları da dikkate alınacak. ________ Suriyeli isyancılara maaş Suriye'nin Dostları Toplantısı'nda saf değiştiren Suriyeli askerlere de maaş ödeneceğini açıklandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh5977_1.jpg Suriye'de Beşşar Esad yönetimine karşı savaşan Özgür Suriye Ordusu mensuplarına maaş bağlanacak. İsyancılara ödenecek para ise Körfez ülkelerinden gelecek. DÜZENLİ MAAŞ BAĞLANACAK Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Burhan Galiyun, "Konsey, Özgür Suriye Ordusu mensubu tüm subay, asker ve diğer kişilere düzenli bir maaş bağlayacak" dedi. Suriye Ulusal Konseyi'nin bir temsilcisi de, daha fazla parasal kaynağın, dağınık haldeki Özgür Suriye Ordusu'nun kontrollü bir güce dönüşmesini sağlayabileceğini ve Suriye ordusundan kopmaları teşvik edebileceğini umduğunu söyledi. İstanbulda dün yapılan toplantıda, özellikle Suudi Arabistan gibi bazı ülkeler, Suriye'deki isyancıların silahlandırılması çağrısında bulundu. Ancak aralarında Türkiye ve ABD'nin de bulunduğu bazı ülkeler, topyekûn bir iç savaşa yol açabileceği kaygısıyla isyancıların silahlandırılmasına karşı çıkıyor. Kaynak: Ensonhaber |
2 Nisan 2012 Pazartesi - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri-2 Kışlada oral sekse zorladılar iddiası Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı'nda Er T.A'ya dört devredaşı zorla oral seks yaptırdı http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_25210.jpg Taraf'tan Remzi Budancir'in haberine göre, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı'nda askerlik yapan T.A. adlı eri zorla koğuşa sokup tehdit ve darpla oral seks yaptıran dört asker hakkında 15 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Korkunç saldırıya maruz kalan T.A. psikolojisi bozulduğu gerekçesiyle erken terhis edildi. İDDİANAME ŞÖYLE HAZIRLANDI.. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre olay 12 Temmuz 2009 tarihinde 7. Kolordu Komutanlığı'nda yaşandı. İddianamede olay şöyle anlatıldı: "Olay günü saat 13.00 sularında mağdur T.A'nın lavabodan çıkıp yemekhaneye doğru gittiği sırada şüphelilerden R.S. ve H.G'nin mağduru kollarından tutup sürükleyerek 1 no'lu koğuşa götürdükleri, mağduru burada yere yatırarak yüzüne çarşaf doladıkları ve iç çamaşırını indirdikleri kaydedildi. Mağduru soyan şüpheliler, kendilerine oral seks yapmasını istedikleri, T.A'nın buna direnmesi üzerine şüphelilerin T.A'yı tehdit ederek, "Seni öldürürüz, dişlerini sökeriz" diyerek tekmeledikleri belirtildi. Tehdit nedeniyle mağdurun korktuğu ve şüphelilerin istekleri doğrultusunda oral seks yaptıkları kaydedildi."Titreyerek ağlıyordu İddianamede olayın nasıl anlaşıldığı da anlatıldı: "Şüpheliler oral seks yaptığı sırada Ü.S. adlı er konuşmaları duyunca gizlice koğuştan çıkarak durumu görevli inzibatlara anlattı. İnzibatlar koğuşun kapısına geldiklerinde kapının açılmadığı, kapının arkasına ranza konulduğunu görünce bir inzibat pencereden içeri girdi. Girdiği sırada iki şüpheli T.A'yı ranzanın altına saklamaya çalışırken inzibatları gören T.A. bağırarak yardım istedi. İnzibatlar mağduru ranzanın altından çıkardıkları sırada mağdur titreyerek ağlıyordu." 15 YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ İddianamede mağdurun beyanları, olay tutanağı ve tanık anlatımlarına göre şüpheliler O.D, B.G, R.S ve H.G'nin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek mağdura cebir ve şiddet uyguladıkları kaydedilerek her biri hakkında 15 yıl hapis cezası istendi.İddianamenin kabulünün ardından Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmaya katılan sanıklar suçlamaları reddetti. Talimatla ifadesi alınan T.A. ise olayın iddianamede anlatıldığı gibi yaşandığını belirterek psikolojisi bozulduğu için erken terhis edildiğini söyledi. Mahkeme heyeti ifadesi alınmayan diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi. ______ Memurun gözü kulağı bugün TBMM'de Memur ve memur emeklilerinin toplu sözleşme için beklediği yasa tasarısı bugün Meclis'te.. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_16714.jpg Memurların ve memur emeklilerinin gözü kulağı Meclis'te. 2012 yılı zamlarının belirleneceği toplu sözleşmenin yapılması için gerekli yasanın çıkmasını bekleyen memurlar, Meclis'ten gelen haberlere kilitlenmiş durumdaKamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıyan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı bugün Meclis Genel Kurulu'nda ele alınacak. Tasarının yasalaşmasıyla birlikte hükümet memurların zammını 15 Mayıs 2012'ye yetiştirmeyi hedefliyor. Zam 1 Ocak'tan itibaren geçerli olacağı için 5.5 aylık fark birden ödenecek. 2B DE GENEL KURUL'DA Meclis Genel Kurulu'nun gündeminde bu hafta 2B olarak adlandırılan orman özelliğini yitirmiş arazilerinin satışını öngören Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Tasarısı ile Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı da yer alıyor. 3 tasarı da temel kanun olarak görüşülecek.Genel Kurul, bugün, yarın, 4 Nisan Çarşamba ve 5 Nisan Perşembe günleri saat 00.00'a kadar çalışacak. _________ Zeynep Erbakan: Davamı geri çekmiyorum 'Gazeteleri okumuyorum. Gelişmeleri takip etmiyorum. Davayı da çekmeyeceğim.' http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_37789.jpg Eski eşine "dayak ve boşanma", kardeşlerine "mal kaçırma" davaları açan eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan'ın kızı Zeynep Erbakan bu defa da şantaj davası ile gündeme geldi. Zeynep Erbakan bir gazeteye yaptığı açıklamada, dava açtığı Murat Çankaya'nın, "Onunla sevgiliydik, üç ay birlikte olduk" iddialarına gülerek, "Fotoğrafı gördüğünüz zaman olup olamayacağına siz karar verin" demişti. Vatan gazetesinin ulaştığı Zeynep Erbakan hâlâ teyzesinin vefatıyla ilgili işlerle ilgilendiğini, cenaze evinde olduğunu belirterek, soruların büyük bölümünü yanıtsız bıraktı. Kardeşlerinin kendisi hakkında "Vasi tayin etmek istediği" iddialarıyla ilgili konuşmayan Zeynep Erbakan, "Gelişmelerle ilgili bilgim yok" demekle yetindi. Zeynep Erbakan, gazeteleri ve televizyon haberlerini takip etmediğini de söyledi. "Açtığınız davayı geri çekmeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna ise Zeynep Erbakan, kararlı şekilde, "Hayır, davayı geri çekmeyeceğim" yanıtını verdi. GÖREVDEN ALINACAK MI? Zeynep Erbakan bu sözleriyle Genel Merkezin başlattığı 'Uzlaşma' turlarını da bir bakıma sonlandırmış oldu. Aralarında Necmettin Erbakan'a en yakın isimler olan eski Genel Başkan Recai Kutan, Fehim Adak, Şevket Kazan ve SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ın da bulunduğu çok sayıda isim Zeynep Erbakan'ı ikna etmek için uğraşmıştı. Kulislerde, "Zeynep Erbakan, SP Kadın Kolları Başkanlığı görevinden alınacak mı?" sorusu dolaşmaya başladı. Erbakan'ın psikolojik durumunun bu göreve uygun olmadığını savunan partililerin bu talebine karşılık Genel Merkez'den muhalif kanada, "Şu aşamada böyle bir şey söz konusu olamaz. Zeynep Hanım görevinin başında kalacak" mesajının gittiği öğrenildi. 3 MİLYON TL TARTIŞMA YARATTI Zeynep Erbakan'ın ilginç açıklamaları SP kulislerini sarsmaya devam ediyor. Erbakan'ın bir gazeteye yaptığı açıklamada, "Kardeşlerim davadan vazgeçmem için 1 milyon TL değil 3 milyon TL teklif ettiler. Başıma gelip imzala deyince ben de 'Hayır' dedim. Hatta avukatım bana 'Hocanın serveti 3 milyon değildir. Sakın böyle bir şey imzalama' dedi. Ben de imzamı atmadım" sözleri, tartışma konusu oldu. SAADET'TE ERBAKAN ÇATLAĞI SP'de muhalefet kazanı da kaynamaya başladı. SP kurucu üyesi Necmettin Aydın geçtiğimiz hafta bir basın açıklaması yaparak, Genel Başkan Mustafa Kamalak'ın istifasını istedi. Kamalak'tan "İstifa yok" sinyali gelirken, Zeynep Erbakan'ın dava süreciyle başlayan gerilimin bir yol ayrımıyla sonuçlanabileceği de belirtiliyor. Kurucu üye, psikolog Necmettin Aydın, Erbakan kardeşlerle ilgili de şu yorumu yapmıştı: "Durum bilinmesine rağmen Zeynep Hanımefendi'nin günlerce teşkilat teşkilat dolaştırılarak kardeşlerinin, Fatih Erbakan'ın aleyhine konuşturulduğu anlaşılmaktadır. Kamalak'ın 'Bu mesele kardeşler arası miras kavgasıdır, partiyi ilgilendirmez' sözü ile eşinden ve çocuklarından kopmuş bir kişinin kardeşlerine karşı da kışkırtıldığı çok açıktır. Böyle bir yaklaşım, aile bağlarından kopartılmış ve sağlık raporundan anlaşıldığı kadarıyla rahatsız bir kadının depresyonunu artıracağı kesindir. Söz konusu ruh haliyle Zeynep Hanımefendi'nin ciddi manada özellikle kendisine zarar verecek yanlış kararlar alması da kuvvetle muhtemeldir." __________ Harvardlı Prof'un ezber bozan Esad çıkışı Dünya Esad ile devam etmek durumunda olabilir. Kimse Suriye'de durumun Esad sonrası daha kötüye gitmesini istemiyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh4851.jpg Suriye'de yaşanan ayaklanmalar sonrasında Ortadoğu'daki siyasi dengelerin tümüyle değiştiğini belirten Harvard Üniversitesi ve Emmanuel College'dan Prof. Dr. Lenore Martin 'Artık çok kutuplu değil; ABD ve İran etrafında toplanan iki kutuplu bir Ortadoğu var. İran'ın etrafında Suriye, merkezi Irak yönetimi ve Hizbullah'ı sayabiliriz. ABD'nin etrafında ise İsrail, Ürdün ve Körfez ülkeleri var. Türkiye'nin bu iki kutup arasında yerini belirlemesi gerek' diyor.Akşam'dan Şenay Yıldız'a konuşan Prof. Dr. Lenore Martin, Beşar Esad konusunda ezber bozan şu ifadeleri kullandı.. ESAD KALABİLİR - Esad kalabilir mi yani? Aktörleri tanıdığım kadarıyla, bence böyle bir şans var. Eğer kalmazsa, bu ordudan çok üst düzey birinin tavır değiştirmesiyle sağlanabilir. Bu olmazsa, dünya Esad ile devam etmek durumunda olabilir. Kimse Suriye'de durumun Esad sonrası daha kötüye gitmesini istemiyor. - Bütün oyun planı Esad'ın gitmesi üzerine kurulu olan muhalefetin artık müzakereyi düşünmesi de gerekli mi? Evet, bence bunu yapmalılar. Elbette bu, müzakerelerle ne kazanacaklarını bilemedikleri halde Esad'a meşruiyet vermeleri ve kendi meşruiyetlerini kaybetme gibi riskler barındıran bir yol ama her şey uluslararası toplumun onlara ne mesaj vereceğiyle ilgili. Suriye'de çok karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. İki ayrı muhalif grup var ve ne kadar ortak hareket edebilecekleri şüpheli. Muhalefetten kişiler bile bana 'Ne yapmak istediklerinin belli olmadığını' anlattı. Kendilerin de ne yapacaklarıyla ilgili inanılmaz şüpheleri var. Bu nedenle, dış dünyada muhaliflere istedikleri askeri yardımı yapmak konusunda ciddi bir var. Çünkü bu bir iç savaşı desteklemekten başka bir anlama gelmiyor. ________ Dolmabahçe'de bomba paniği Bomba imha uzmanları tarafından etkisiz hale getirilen bombanın cinsi henüz öğrenilemedi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9058.jpg Dolmabahçe Caddesi üzerinde sabah saatlerinde temizlik görevlileri tarafından fark edilen şüpheli çanta, polise bildirildi. Olay yerini güvenlik çemberine alan polis caddeyi yaya ve araç trafiğine kapattı. Bomba imha uzmanları, olay yerinde bir süre inceleme yaptıktan sonra şüpheli çantayı fünye yerleştirerek patlattı. İncelemeler sonrası çantanın içinde bomba olduğu tespit edildi. Bombanın cinsine yönelik herhangi bir açıklama yapılmadı. Polisin çevrede araştırması sürüyor. PAKETTEKİ BOMBA FÜNYE İLE PATLATILDI Beşiktaş'taki Swissotel'in Dolmabahçe Caddesi tarafından girişinde duvar kenarına bırakılan paket nedeniyle polis çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Bir süre sonra gelen bomba uzmanı ekipler paketi fünye ile patladı. Büyük bir gürültü ile patlayan pakette bomba olduğu belirlendi. Polisin çevredeki önlemleri devam ediyor. Olaydan sonra Dolmabahçe Caddesi tek taraflı araç ve yaya trafiğine açıldı. _________ Hillary Clinton: Çok güçlü bir konuşmaydı Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde 2 saat görüştü http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh7955.jpg İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2. Suriye Halkının Dostları Grubu Konferansı, 82 ülkeden ve uluslararası örgütlerden temsilcileri bir araya getirdi. İlki 24 Şubat’ta Tunus’ta yapılan konferansa Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sert konuşması damga vurdu. Erdoğan, açılış oturumunda, "Kendi halkına zulmeden bu rejimin iktidarda kalmasını sağlayacak hiçbir planı desteklememiz söz konusu olamaz ve olmamalıdır. Üzerimize düşen esas sorumluluk, söylem birlikteliğinin gereği olan eylem birlikteliğini de sağlamaktır" dedi. ÇOK GÜÇLÜ BİR KONUŞMA YAPTINIZ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Dolmabahçe Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde 2 saat görüştü. Çalışma Ofisi’ne gelişinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik tarafından karşılanan Clinton, Erdoğan ile ofisin girişinde tokalaştı. Clinton, “Sizi tekrar gördüğüm için çok mutluyum. Çok iyi görünüyorsunuz. Bugün de çok güçlü bir konuşma yaptınız” dedi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1211.jpg ÇOK GÜZEL MANZARA Clinton, Erdoğan’a koltuğuna oturduktan sonra da İstanbul Boğazı’nı kastederek, “Çok güzel bir manzara” dedi. Görüşmede, Suriye konusundaki son gelişmeler ve P5+1 ülkeleri ile İran arasında 13-14 Nisan’da İstanbul’da yapılacak nükleer konusundaki görüşme ve diğer bölgesel konular ele alındı. Clinton toplantıda yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: “SUK’un dışında kalan gruplar için Washington’un umudu, ortak bir vizyon ile özgür demokratik ve çoğulcu bir Suriye için bir araya gelmeleridir.” Esad’a son bir tarih verilsin Suriye’nin Dostları toplantısı sonrası yayımlanan bildiride alınan başlıca kararlar şöyle: * Suriye Ulusal Konseyi tüm Suriyelilerin meşru bir temsilcisi olarak tanındı. * Suriye rejimi sözlerini tutsun. Annan zaman çizelgesi oluştursun. * Suriye’nin bağımsızlığı, egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğü korunmalı. * Suriye’ye yaptırımlar konusunda uluslararası çalışma grubu oluşturulacak ilk toplantı 15 gün sonra Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak. * Suriye’nin geleceğini halkı tayin etmeli. Grup, halkın meşru talepleri karşılanıncaya kadar onlarla birlikte oluncak. * Suriye rejimi uluslararası toplumu aldatmaya ve çabalarını manipüle etmeye çalışmaya devam ediyor. Şiddetin durması, uluslararası hukuka uyulması gerekir. * Arap Birliği’nin Suriye öncülüğünde sivil, demokratik, çoğulcu, bağımsız ve özgür bir ülkeye geçişi sağlamaya yönelik inisiyatifi destekleniyor. * Rejim, halkını kaybetti. Suriye rejiminin uyguladığı acımasızlık, BM Bağımsız Komisyonu’nun belirttiği gibi insanlığa karşı işlenen suçlar olarak kabul edilebilir. * Suriye halkının kendini korumaya yönelik aldığı meşru önlemler destekleniyor. Uluslararası toplum, rejimin halka baskı uygulamasını önlemelidir. Rejimin silahlara erişimine engel olunmalıdır. * Bazı ülkelerin diplomatik faaliyetleri askıya alındığı ve Şam’daki elçilerini geri çektiği göz önüne alınarak bu yönde daha fazla adım atılmasına karar verilmiştir. * İnsan hakları ihlalleri yapıldığına dair kanıtların belgelenmesi, analizi ve toplanması çabaları destekleniyor. * Yardımların planlanması için Ekonomik İyileştirme ve Kalkınma Çalışma Grubu kurulacak. * Yardım ulaşması için serbest erişime izin verilsin. Günde 2 saat ateşkes sağlansın. ____________ Ölmeden 1 gün önce çekilen fotoğraf 12 Eylül mağduru Şavşatlı öğretmen Cengiz Aksakal'ın ölümünden 1 gün önce çekilen fotoğraf yayınlandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8364.jpeg Gazeteci İsmail Saymaz'ın 12 Eylül'ü konu alan "Oğlumu Öldürdünüz, Arz Ederim" isimli dördüncü kitabı çıktı. Saymaz, Artvin'de 26 Ekim-3 Kasım 1980 arasında işkence görüp 12 Kasım'da yaşamını yitiren öğretmen Cengiz Aksakal'ın, bugüne kadar saklı tutulan son fotoğrafını ortaya çıkardı. Aksakal'ın, ölümünden bir gün önce, 11 Kasım 1980'de Trabzon Devlet Hastanesi'nde çekilen son fotoğrafı, 12 Eylül'ün vesikası niteliğinde. Kaynak:Ensonhaber |
Son Osmanlı Padişahı torunu hayatını kaybetti! Neslişah Sultan vefat etti Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in ve son halife Abdülmecit’in torunu “Neslişah Sultan” yaşamını yitirdi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh2712.jpg Neslişah Osmanoğlu, Osmanlı Hanedan Defteri'ne kaydı yapılan son kişiydi. Mısır kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim’in eşi olan Neslişah Sultan, Osmanlı ailesinin en yaşlı ferdi ünvanını taşıyordu. Neslişah Sultan, Ertuğrul Osman Osmanoğlu’nun 2009’daki ölümünden sonra Osmanoğulları ailesinin en yaşlı üyesi sıfatını almıştı. Neslişah Osmanoğlu 91 yaşındaydı. ANNESİNE ATATÜRK TALİP OLDU Ünlü tarihçi Murat Bardakçı, 'NESLİŞAH Cumhuriyet Devrinde Bir Osmanlı Prensesi' adlı kitabında Atatürk'ün Sabiha Sultan'a talip olduğunu yazmıştı. Sabiha Sultan, yani Neslişah Sultan'ın annesi, son Padişah Vahideddin'in kızı... O günlerin çok meşhur askeri, Mustafa Kemal Paşa'nın Sabiha Sultan'a talip olduğunu ancak evliliğin gerçekleşmediğini kitaptaki şu satırlardan, bizzat Sabiha Sultan'ın anlattıklarıyla takip ediyoruz: ' Kendilerini bir defa görmüş ve hoşlanmıştım. Gayet yakışıklıydı. Ateş gibi gözleri vardı, alev alev yanıyorlardı. Ama evlenemezdim zira Enver Paşa'nın neler yapabildiğine yakından tanık olmuştum. Mustafa Kemal Paşa daha fazlasını yapar diye korktum, alet olmak istemedim.' Okur, bu cümlelerden sonra 'Sabiha Sultan'la Atatürk evlenseydi, tarih nasıl yazılırdı?' diye düşünecektir. Bardakçı, soruya hanedanın düşüncesiyle yanıt vermiyor: 'Boşanırlardı ama sonuç değişmezdi' Kaynak:Ensonhaber |
Yeni Devir Hukukçular Derneği Basın Açıklaması 2 Nisan 2012 Bolu'da Basın Açıklaması 2 Nisan Pazartesi günü Yeni Devir Hukukçular Derneği Bolu F-Tipi Cezaevi önünde bir basın açıklaması düzenleyecektir... "FİKİR İDAM EDİLEMEZ!" Kamuoyuna; 1. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; fikir idam edilemez! 2. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; “fikir”i idam edeceklerini zannedenler büyük bir yanılgı içindedir! 3. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; fikre idam cezası verilen bir ülkede hukuk; maşa, idam cezası verenler de; emir alan bir emir kuludur! 4. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; “fikir”i idam etme bedbahtlığını gösteren ülkelerin başında Türkiye gelmektedir! 5. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; hukuk, “Fikir”i idam etmek uğruna Türkiye'de olduğu kadar, alenen çiğnenmemiştir! 6. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; idam edilmek istenen “Fikir”in Mimarı; Türkiye'deki kadar zulme ve işkenceye maruz kalmamıştır! 7. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; idam edilmek istenen “Fikir”in Mimarı; fikri için Türkiye'deki kadar mücadele vermemiştir! 8. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahittir ki; tarih, zulme rıza gösterenlerle, zulme rıza göstermeyenlerin mücadele alanıdır! 9. Dünya hukuk ve fikir tarihi şahit olacaktır ki; Türkiye'de tarih, tarihin gördüğü en büyük hukuksuzluklardan biri olan “Mirzabeyoğlu Davası'na destek olanlar ve olmayanlar” ayrımı üzerine yazılacaktır! 10.Mirzabeyoğlu Davası'nda hukuksuzluğun her türlü izah ve ispattan vareste bir durum arzettiğini, bu yüzden RE'SEN, yeniden ve ivedilikle ele alınıp, zulme son verilmesi gerektiğini düşünen bizler; “Fikri İdam Teşebbüsü”olan Mirzabeyoğlu Davası'nın yanında yer aldığımızı bildirmek ve ismimizi “zulme rıza göstermeyenler” arasında yazdırmak adına; “Fikir”e idam cezasının verildiği 2 Nisan 2001'in yıl dönümünde, 2 Nisan 2012'de, saat 14'te, Bolu F Tipi Cezaevi'nin önünde olacağız. Kaynak:Yeniakademya(31 Mart 2012,09:07) |
Erdoğan'dan Kıskandıracak Konuşma! Erdoğan'ın sosyologları kıskandıran konuşması 'Modern şehirler insanı ötelediği gibi aileyi de öteleyen hatta aileyi hedef alan bir anlayışla yükseliyor.' http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh976.jpg Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından düzenlenen 'Yerel Yönetimler ve Aile' sempozyumunda bir konuşma yaptı. Şehirleşme ve aile kavramları üzerinde dikkat çekici analizler yapan Erdoğan konuşmasının başında ekonomideki büyüme rakamlarına işaret etti. Erdoğan'ın konuşmasındaki kent sosyolojisi ile ilgili tespitleri, sosyologları kıskandıracak boyuttaydı. Tarih, mitoloji ve modernite kavramları ekseninde şekillendirdiği konuşmasındaki anektodlar ise oldukça dikkat çekiciydi. *Tarihte İstanbul'da öyle sokaklar vardı ki evlerin cumbalarındaki çiçeklerin bile bir anlamı vardı. Evinde hasta olanın cumbasında sarı çiçek vardır ki sokakta gürültü yapılmasın. *Eski çağlarda bazı savaşçı kabilelerin şehirlere girmemeyi tercih ettiklerini biliyoruz. Çünkü şehrin insan ruhunu değiştirdiğine inanıyorlardı. Onun için şehirleri yakıp yıkıyorlar kitapları kütüphaneleri yakıyorlardı. *Artık insanlar için değil arabalar için kentler inşaa ediliyor.. Yani insan şehre hükmetmiyor; modern şehirler insana hükmediyor hapsediyor. İşte Erdoğan'ın aile sempozyumundaki o sosyolojik tespitleri: ÇİN'DEN SONRA DÜNYA İKİNCİSİ OLDU Önemli bir müjdeyi sizinle paylaşmak istiyorum. TÜİK 2011 yılı büyüme rakamını açıkladı. Son çeyrekte yüzde 5.2 büyüme kaydettik. Ekonomimiz 2011'in tamamında yüzde 8.5 büyümüş oldu. Bu şu demektir; Çin'den sonra dünyada ikinci olduk.. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla oranında da Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamına ulaştırdık. Siyaset hizmet üretme sanatıdır laf üretme sanatı değil.. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla rakamını 2002 yılına göre 3 kat daha fazla artırdık. YİNE 3 ÇOCUK İSTEDİ Birileri 'Nüfusumuz azaldı' deyip 'Milli gelirim arttı' der. Ama bizim nüfusumuz da milli gelirimiz de artıyor. Başarı doğru orantılı olacak. Bizde nüfus da milli gelir de arttı. Şu anda nüfusumuz 75 milyona ulaştı. Daha da artacak. En az 3 çocuk sahibi olacağız. Hiç korkmayın kim ne derse desin doğan her çocuk rıskıyla beraber gelir. Diğerleri sadece muhasebat tutanaklarıyla kendilerini oyalarlar.. Avrupa'da ekonominin yaşadığı sorun had safhaya ulaşırken bu büyüme oranlarının ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. BAZI KABİLELER, ŞEHİRLERİN İNSAN RUHUNU ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIRDI Eski çağlarda bazı savaşçı kabilelerin şehirlere girmemeyi tercih ettiklerini biliyoruz. Çünkü şehrin insan ruhunu değiştirdiğine inanıyorlardı. Onun için şehirleri yakıp yıkıyorlar, kitapları kütüphaneleri yakıyorlardı. Biz insanın şehirleştirildiği bir medeniyetten değil insanın şehri insanlaştırdığı bir medeniyetten bahsediyoruz. İnsanı yutan değil insanı yücelten bir mimari tarzla karşılaşırsınız. Bunu Mekke'de Konya'da Bursa'da İstanbul'da gördüğümüz gibi eski Kiev'de de görürüz. Rastgele yapılaşma gerçekleştirilmemiştir. O CUMBAYA KONAN ÇİÇEKLERİN BİR ANLAMI VARDI Evlerin cumbaları hatta o cumbalara konulan çiçekler hep insanı merkeze alan bir anlayışla inşaa edilmiştir. Ne zaman ki kendi tarihimize sırt çevrilmiştir işte o zaman şehirler bozulmuş hem de şehirde insan yıpranmaya başlamıştır. Artık insanlar için değil arabalar için kentler inşaa edilmiştir. Pek çok hassasiyet kaybedilmiştir. Tarihte İstanbul'da öyle sokaklar vardı ki evlerin cumbalarındaki çiçeklerin bir anlamı vardı. Evinde hasta olanın cumbasında sarı çiçek vardır ki sokakta gürültü yapılmasın. Bugün ise sokaklara arabalar giriyor ve günün her saatinde kornalara basılıyor. Ben şehir tasavvurumuzun sadece nostalji olarak kalmasının kültürümüze ve medeniyetimize bir haksızlık olduğu inancındayım. İNSAN MERKEZLİ ŞEHİRLER YAPABİLMELİYİZ Oradaki felsefeyi unutmamak ve yeni inşaa edilen yapılarda bu noktalarda insan merkezli şehirler inşaa etmek zorundayız. En azından AK Partili belediyeler bunu başarmak zorundadır. Modern şehirler insanı ötelediği gibi aileyi de öteleyen hatta aileyi hedef alan bir anlayışla yükseliyor. Yani insan şehre hükmetmiyor; modern şehirler insana hükmediyor hapsediyor. İşte bunu tersine çevirecek bir tarzı hakim kılmak zorundayız. Aile toplumun da geleceğin de nüvesidir. Ailenin olmadığı bir toplumun istikbale umutla bakması asla ve asla mümkün değildir. Hoşgörünün kaynağı ailedir. Vatanseverliğin kaynağı ailedir. Demokrasinin kaynağı da ailedir. Toplumu bir arada tutan en büyük tuğladır. Aile AK Parti'nin siyaset anlayışının merkezinde yer alan bir kuruluştur. Her şeyden önce aile düşünülmüş ve gözetilmiştir. AİLEYİ DİKKATE ALAN BELEDİYECİLİK YAPMALIYIZ Sosyal belediyecilikte aileyi dikkate alan belediyecilik yapmalıyız. Biz belediyeciliği sadece çöp toplayan ve park yapan bir şey olarak görmüyoruz. Belediyeler sanatı, sporu destekleyecek. Benim belediye başkanım gidecek icabında kapı kapı kulağını kabartacak. Soruşturacak durumu nedir ne değildir? ŞİMDİ O BİNALARI YIKACAĞIZ Süleymaniye'nin penceresinden bakan çocukla gecekondu penceresinde bakan çocuğun gelecek tasavvuru aynı değildir. Bizler tarihi dokunun kuşatıldığı yeşilin katledildiği şehirler emanet aldık. Ustalık dönemine girerken çevre ve şehircilik bakanlığını sadece bunun için kurduk. Şimdi o binaları yıkacağız. Bizim işimizi kolaylaştırın. Biz sizi sokakta bırakmayız. Biz sizin yavrularınızın ayaklarının toprağa basacağı parklar yapalım. Biz çocukluğumuzu yaşadık ama şimdiki çocuklar yaşamadı. Yeri geldi toprağın içinde yoğrulduk. Büyükşehirlerde böyle bir imkan yok. İnşallah çocuklarımıza arzuladığımız şehirler emanet edeceğiz. Güvenli yeşille bezenmiş şehirler emanet edeceğiz. Hiç kuşkusuz belediyelerimize büyük sorumluluk düşüyor. Öncelikle her belediye başkanımızın böyle bir vizyona sahip olması gerekir. Bu tasavvuru gerçeğe döüştürecek atılımın içinde olmalıyız.. Şehirlerin ailelere değil ailelerin şehirlere hükmettiği bir kent kültürünü hayata geçirmeliyiz.. Kaynak:Ensonhaber |
Türk Büfesi Kundaklandı! Almanya'da Türk büfesi kundaklandı Fulda'da Kahramanmaraşlı Teyfik Koç'a ait döner büfesi önceki gece kundaklandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9412.jpg Almanya'nın Fulda kentinde Teyfik Koç'a ait döner büfesi önceki gece kundaklandı. Olayda yaralanan olmadı ancak 20 bin Euro'luk maddi hasar meydana geldi. Şehir merkezindeki Karlstrasse 20 numaradaki 40 yaşındaki bir Kahramanmaraşlı Teyfik Koç'a ait döner büfesinde önceki gece çıkan yangın kısa sürede söndürülmesi büyük bir faciayı önledi. Hergün yaptığı gibi saat 04.00 sularında döner büfesini temizlemek için gelen temizlikçi kadının giriş kapısını saran yangını fark etmesi üzerine bir arka caddede ikamet eden Koç ailesini ve polisi haberdar etmesiyle olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangının çevreye yayılarak büyümesini engelledi. Cemakanı kırıp yakıp kaçtılar Polisin olay yerinde yaptığı inceleme sonucu, büfenin çift camlı cemakanının kırıldığı ve kapının etrafında ise yanıcı bir maddenin izlerinin bulunduğu belirlendi. Kundaklamanın sebebi henüz belirlenemezken, polis büfe sahibinden intikam almak isteyen birinin ya da yabancı düşmanı şahısların yangını çıkarmış olabileceği ihtimalleri üzerinde durduklarını belirtti. Olayın şokunu üzerinden atamayan 40 yaşındaki büfe sahibi Teyfik Koç "Daha önce Frankfurt yakınlarındaki Hattersheim'da kalıyordum. 1997 yılında Fulda'ya gelip dönerciliğe başladım. Daha önce şehrin başka bir caddesinde çalıştırdığım döner büfemin kirasının süresinin dolması üzerine bu döner büfesini bir yıl önce açmıştım. Çok iyi çalışıyordu. Çekemeyenlerde olabilir" dedi 2010'DA DA HASTANELİK EDİLMİŞTİ Ailecik çalıştıklarını, hiç kimseye borcunun ya da düşmanının olmadığını ifade eden Teyfik Koç "Yalnız 2010 yılında iş yerimden gece yarısı evime giderken maskeli üç kişi beni hastanelik edinceye kadar dövmüşlerdi. Savcılık ve polis bu kişeleri bulamıştı. O olayın da hiç bir tehdit almadığım için hala bu kundaklanma gibi nedenini bilmiyorum" diye konuştu. Kaynak:Ensonhaber |
Esad tarih verdi: 10 Nisan Suriye hükümetinin, Annan planı gereği orduyu 10 Nisan'a kadar geri çekme sözü verdiği belirtildi. http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/D%C3%BCnya/Ortado%C4%9Fu/120330annan.widec.jpg Suriye hükümetinin, BM-Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan'a 10 Nisan'a kadar askerlerini geri çekmeye söz verdiği bildirildi. BM-Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan, Suriye'ye ilişkin 6 maddelik barış planının uygulanmasıyla ilgili olarak BMGK'ya video konferans yoluyla bilgi verdi. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Dönem Başkanı ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Susan Rice, basına kapalı yapılan toplantının ardından basına bilgi verdi. Rice toplantıda, Annan'ın Suriye yönetimiyle olan görüşmelerinde, durumun aciliyetini vurgulayarak Suriye yönetiminin halkın yaşadığı yerlerden askerlerini geri çekmesini, ağır silah kullanmayı bırakmasını istediğini bildirdiğini belirtti. Rice, Annan'ın, Suriye dışişleri bakanının dün kendisine bir mektup gönderdiğini ve mektupta ''Suriye ordusunun 1 Nisan'dan itibaren askerlerini çekmeye başlayacağını, ağır silah kullanmayı bırakacağını ve 10 Nisan'da da halkın yaşadığı yerlerden askerlerini çekmeyi tamamlamış olacağını bildirildiğini'' söylediğini kaydetti. PLANININ KALANI Rice şöyle konuştu: ''Sayın Annan, ideal olarak bu tarihin 10 Nisan'dan önce olmasını istediğini belirtmiştir. Sayın Annan, Suriye hükümetinden artık halkın yaşadığı yerlere girmeyip buralardan derhal çekilmesini istediğini, Suriye hükümetinin de bu sözü kendisine verdiğini bildirdi. Sayın Annan bu konu dışında 6 maddelik planın diğer kısımlarının uygulanmasıyla ilgili detaylı bilgiyi çok yakında Suriye hükümetinden almayı beklemektedir.'' Rice, Annan'ın yardımcısı Nasır El Kidva'nın da Suriyeli muhalif gruplarla görüştüğünü ve onlardan da, Suriye yönetiminin ateşkesi uygulamasının ardından 48 saat içinde kendi faaliyetlerini durdurmalarının istendiğini bildirdi. |
12 Eylül 1980 - Hesap verme zamanı! Ve 12 Eylül 1980 hakim karşısında 12 Eylül davasının sanığı Kenan Evren'in yargılanmasına yarın başlanıyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1175.jpg Türkiye'nin ilk 'gerçekleşen darbe' davası yarın Ankara'da başlıyor. 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek 12 Eylül Davası'nda, 5'li cuntanın hayatta kalan üyeleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya yargılanacak. Tarihi davaya hem sağdan hem de soldan çok sayıda simge isim müdahil oldu. Bu isimler arasında Dev-Yol lideri Oğuzhan Müftüoğlu da var, Bahçelievler katliamı sanığı Ülkücü militan Haluk Kırcı da. Türkiye yarın tarihi bir güne tanıklık edecek. 50 gencin idam edildiği, yüzlerce kişinin gözaltında kaybedildiği, öldürüldüğü veya işkenceye uğradığı 12 Eylül askeri darbesinin yargılanmasına Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Tarihi davada, 5'li cuntanın hayatta kalan üyeleri dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya sanık sandalyesine oturacak. SANIKLAR GELMEYECEK Mahkemenin Evren ve Şahinkaya'nın sağlık durumlarının duruşmaya katılmaya elverişli olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu'na yazdığı yazının dün itibariyle Adli Tıp'a ulaşmadığı ortaya çıktı. Müzekkerenin geç gönderilmesi nedeniyle tarihi davanın sanıklar olmadan başlayacağı ve sanıkların sesli-görüntülü sistemle ifadelerinin alınmasının da beklenmediği kaydedildi. MÜEBBETLERİ İSTENİYOR Anayasa'nın geçici 15. maddesinin, 12 Eylül 2010'da yapılan referandum ile kaldırılmasının ardından yargı yolu açılınca soruşturma başlatılmış ve iddianame hazırlanmıştı. Suç yerinin Ankara, tarihinin de 2 Ocak 1980 ile 12 Eylül 1980-6 Aralık 1983 arası gösterildiği iddianamede, Evren ve Şahinkaya'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler"e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" çarptırılmaları istendi. İddianamede, ayrıca, sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanması talep edildi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9589.jpg YURT DIŞI YASAĞI KONDU 12 Eylül darbesiyle ilgili davayı görecek Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Evren ve Şahinkaya'ya, 18 Ocak 2012'de yurt dışına çıkış yasağı getirdi, Evren ve Şahinkaya'nın avukatı, bu karara itiraz etti. Ancak mahkeme bu itirazın reddine karar verdi. SAĞ-SOL HESAP SORACAK Davayı, müdahillik talebinde bulunanlar ve izleyicilerle yaklaşık 150 kişi izleyecek. 8 siyasi parti, barolar, sivil toplum kuruluşuları, dönemin sağ ve sol gruplarının yöneticilerinin yanı sıra yaklaşık 340 kişi müdahil olma talebinde bulundu. Müdahiller arasında Bahçelievler'de 1978'de 7 TİP'li öğrencinin öldürülmesi davasından hüküm giyen ve halen bir başka suçtan hükümlü bulunan Haluk Kırcı da var. Dev-Yol lideri Oğuzhan Müftüoğlu da. İşte tarihi davayı izlemek için yarın Ankara'da olacak bazı müdahillerin yorumları... 'SADECE 2 KİŞİYLE OLMAZ' - Oğuzhan Müftüoğlu(Dev-Yol lideri): "12 Eylül'ün yargılandığını düşünmüyorum, çünkü sistem bugün hâlâ aynen devam ediyor. Bugün göstermelik yargılama yapılacak, bu iddianameden de belli. Sadece iki kişi hakkında böyle bir şey yapmışlar, Hrant Dink'in katledilişiyle ilgili davada da bunu gördük. Bu tür davalar gerçeklerin üstünü kapatılmasına hizmet ediyor, ama buna seyirci kalmanın da doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle davaya müdahil olarak katılıp geçmişe sünger çekerek kendilerini aklamalarına izin vermeyeceğiz, sözümüzü söyleyeceğiz." 'İŞKENCECİLER DE YARGILANSIN' - Gazeteci Faruk Eren (Kayıp yakını): "Biz kayıp yakınlarının 12 Eylül cuntasıyla hesaplaşması diğer darbe mağdurlarından farklı bir anlam taşıyor. Bizler hala Cemil Kırbayır, Nurettin Yedigöl, Hüseyin Morsümbül, Hayrettin Eren gibi 12 Eylül'de gözaltına alınıp kaybedilen yakınlarımızın mezarlarını arıyoruz (Tabii ki daha sonra 'demokrasi' döneminde kaybedilen yüzlerce kişinin mezarını da)... Sadece Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya değil, o dönem işkenceli sorgulara katılan polisler, polis şefleri, işkenceyi görmezden gelen, suç duyurularını sümenaltı eden savcılar, hakimler de yargılanmalı." 'ŞİMDİ HESAP VERME ZAMANI' - Yılma Durak (Dönemin Ülkü Ocakları yöneticisi): "Türkiye'de mağdur olan herkes gibi ben de bu zalimlerden sormak istiyorum. Darbeden sonra dört senesi hücrede olmak üzere altı sene hapiste yattım, işkence raporum var. İnsanlık onurumla uğraştılar. Herkesi sağ-sol demeden aynı zülüm koridoruna koydular. Dünyada hiçbir yerde görülmedik zülmü yaptılar bizlere, ama şimdi hesap zamanı. Bunun hesabını soracağız. Tek iki kişi değil o dönemdeki tüm sorumlular hesap vermeli, Kenan Evren'in de rütbesi sökülmeli, Cumhurbaşkanlığı yetkileri de elinden alınmalıdır." 'BİR DAHA DARBE OLMASIN DİYE' - Remzi Çayır (BBP Genel Başkan Yardımcısı): "Kişisel olarak 12 yıl yattım, ama BBP yöneticilerinin çoğunluğu 12 Eylül mağdurudur, hepimiz bu zalim darbenin zulmünü çektik. Hem bireysel hem de parti adına müdahil olduk. Bir daha darbelerin yaşanmamasını istiyoruz. Bir daha bu yanlışlıkları olmasın demokrasi rafa kaldırılmasın diye müdahiliz. 12 Eylül döneminde öldürülen, idam edilen, işkence gören ülkücülerin kemikleri sızlamasın diye sonuna kadar tarafız ve müdahiliz. Hukukun geçte olsa yerine gelmesini istiyoruz. Meclis'in de müdahil olması gerekir. Demokrasi dışı güçlere karşı durmamız gerekiyor." İŞTE DARBENİN ACI BİLANÇOSU Resmi açıklamaya göre, 12 Eylül sonrasında 210 bin dava açıldı. Sadece düşünce suçuyla yargılanan insan sayısı 83 bin. 1 milyon 683 bin kişi çeşitli nedenlerle fişlendi. 348 bin kişiye pasaport tahdidi konuldu. 1402 sayılı yasayla 14.509 kamu görevlisi işten atıldı. 18 bin memur, 2 bin yargıç ve savcı, 4 bin polis, 2 bin subay ve astsubay, 5 bin öğretmen, baskı ile istifaya zorlandı. 23 bin'i aşkın dernek faaliyetten alıkonuldu. 30 bin kişi Türkiye'yi terketti, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. SEKA'da 39 tonu aşkın kitap ve dergi imha edildi, 937 film yasaklandı, 8 gazete toplam 195 gün süreyle kapatıldı. 12 Eylül 1980 ile 25 Ekim 1984 arasında 50 kişi idam edildi. 12 Eylül 1980 ile 12 Eylül 1994 arasında işkencede ölenlerin sayısı 420. Askeri yönetim döneminde 650 bin kişi de gözaltına alındı. DAVAYA 350 MÜDAHİLLİK TALEBİ MECLİS KARARINI BUGÜN VERECEK CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesine, 12 Eylül ihtilali sonucunda, TBMM'nin kapatıldığını, anayasal düzenin yok edildiğini ifade ederek, "İhtilalin öncelikli ve doğrudan muhatabının TBMM olduğu açıktır. Böyle bir süreçte, TBMM Başkanlığı'nın olaya ve gelişmelere duyarsız kalması düşünülemez. TBMM müdahil olacak mı?" sorusunu yöneltti. TBMM Başkanı Cemil Çiçek de buna NTV'den cevap verdi. Çiçek, yarın ilk duruşması yapılacak davaya Meclis'in müdahil olup olmayacağı konusunda çalışma yürütüldüğünü, en geç bugün çalışmayı bitirip karar vereceklerini söyledi. CHP DE MÜDAHİL OLACAK Davaya 8 siyasi parti ve sivil toplum kuruluşunun aralarında olduğu 350 civarında müdahillik talebi geldi. Bu kişilerin müdahil olarak davaya katılıp katılmayacaklarına mahkeme karar verecek. CHP de bugün mahkemeye müdahillik dilekçesi verecek. İPEKÇİ, ÖZ VE TÜTENGİL... 12 Eylül'den önce öldürülen Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi, Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz ile Yazar ve Sosyolog Prof. Cavit Orhan Tütengil'in aileleri de davaya müdahil olmak için dilekçe verdi. Kayıp yakınlarından başvuru 12 Eylül sonrasında idam edilen Serdar Soyergin, "gözaltında kaybedildiği" savunulan Hayrettin Eren, "gözaltındayken intihar ettiği" ileri sürülen Satılmış Şahindokuyucu'nun yakınları, 12 Eylül davasına müdahil olma talebinde bulundu. TBMM ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI KUZU: 'ASIL DEMİREL MÜDAHİL OLSUN' ANKARA - TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, 12 Eylül davasına öncelikle, darbe döneminden önceki son başbakan olan Süleyman Demirel'in müdahil olması gerektiğini, çünkü darbenin en başta kendisine karşı yapıldığını söyledi. Dönemin Genelkurmay Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in, davaya ilişkin 'kurucu iktidar olduğu' yönündeki savunmasının karşılığı bulunmadığını anlatan Kuzu, 'Kurucu iktidarım, yargılayamazsın...' ifadesinin mantığı olmadığını dile getirdi. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 12 Eylül davasına ilişkin tavrını da eleştiren Kuzu, "Davaya öncelikli müdahil olması gereken Demirel'dir. Çünkü, darbe en başta ona karşı yapılmıştır. Davaya müdahillik konusunda asıl başı çekmesi gereken Demirel'dir" dedi. CHP: EN BÜYÜK ZARARI BİZ GÖRDÜK CHP 12 Eylül davasına müdahil olmak için dilekçesini bugün mahkemeye sunacak. Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, bir soru üzerine dilekçede "Tazminat talebi de olabilir" dedi. Dün akşam da çalışması süren 9 sayfalık dilekçede tüzel kişilik adına CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzası yer alıyor. Dava için de 5 CHP avukatına vekalet verilecek. MÜDÜHİL DİLEKÇESİNDE NELER VAR? Vatan gazetesinin haberine göre CHP'nin dilekçesinde özetle şu ifadeler yer alacak: "CHP'nin darbeden zarar gördüğünün tespit edilmesi gerekir. Darbeyle tüm partiler kapatıldı ancak en derin yarayı kuşkusuz CHP aldı. CHP'nin kapatılmasıyla tarihi bir misyon da yıkıldı. CHP'nin tüm kararları, defterleri, arşivleri, fotoğrafları imha edildi. Sadece Atatürk ve İnönü'nün birer resmi kurtarılabildi." (Kıvanç EL) DÜŞEŞ ATTI HEP YEK GELDİ Fransız haber ajansı AFP tarihi davayı, Kenan Evren'in 2010'da çekilmiş fotoğraflarıyla duyurdu...+ Kaynak:Ensonhaber |
4 Nisan 2012 Çarşamba - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri 12 Eylül davası bugün başlıyor Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılanacağı tarihi 12 Davası bugün başlıyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1353.jpg Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek davayı, müdahillik talebinde bulunanlar ve izleyicilerle yaklaşık 150 kişi izleyecek. Anayasanın geçici 15. maddesinin, 12 Eylül 2010'da yapılan referandum ile kaldırılmasının ardından, darbe yapanların yargılanmasının önü açılmıştı. Türkiye'nin dört bir tarafından ulaşan şikayet dilekçelerini değerlendiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Eylül sürecine ilişkin soruşturma başlatmış, Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin tarafından hazırlanan iddianame, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. SUÇ: ANAYASAYI ORTADAN KALDIRMAYA TEŞEBBÜS İddianamede, Ahmet Kenan Evren ve Ali Tahsin Şahinkaya "sanık" olarak yer almış ve "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya ve anayasa ile teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına engel olmaya cebren teşebbüs etmek" suçlarını işledikleri ileri sürülmüştü. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLE YARGILANACAKLAR Suç yerinin Ankara, tarihinin de 2 Ocak 1980 ile 12 Eylül 1980-6 Aralık 1983 arası gösterildiği iddianamede, Evren ve Şahinkaya'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler"e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" çarptırılmaları istenmişti. İddianamede, ayrıca, sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanması talep edilmişti. 12 Eylül darbesiyle ilgili davayı görecek Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Evren ve Şahinkaya'ya, 18 Ocak 2012'de yurt dışına çıkış yasağı getirmiş, Evren ve Şahinkaya'nın avukatı, bu karara itiraz etmiş, ancak mahkeme bu itirazın reddine karar vermişti. 'BAYRAK HAKERAT' PLANI İSTENDİ Mahkeme, dava kapsamında, Genelkurmay Başkanlığı'ndan Aralık 1979'da TSK tarafından Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e teslim edilen uyarı mektubunun, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları arasında yapıldığı iddia edilen toplantılara ilişkin tutanakların, darbe öncesinde hazırlandığı iddia edilen "Bayrak Harekat Direktifi"nin ve darbenin yapıldığı günle ilgili hazırlanan planların onaylı suretlerini istemiş, MİT Müsteşarlığından, özellikle darbe öncesi döneme ait kurum içerisinde bulunan bilgi ve belgelerle bu konudaki raporların gönderilmesini talep etmişti. Mahkeme, ayrıca, işkence iddialarına ilişkin belgeleri de ilgili kurumlara yazı yazarak istemişti. Davanın yaklaşmasıyla Evren ve Şahinkaya'nın avukatı, davaya ilişkin bazı tespit ve itirazların bulunduğu dilekçeyi, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunmuş, dilekçede, Türk ceza düzeninde, "anayasal düzenin kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması suçu diye bir suçun bulunmadığı" savunularak, "Böyle olunca, Türk ceza düzeninde hiç kimse, anayasal düzenin kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması suçu diye bir suçu işlediği iddiasıyla soruşturulamaz, kovuşturulamaz ve yargılanamaz" denilmişti. 500 KİŞİDEN MÜDAHİL OLMA TALEBİ Davaya, 8 siyasi parti ve sivil toplum kuruluşuyla birlikte müdahillik başvurusu yapanların sayısı 500'e yaklaştı. Davayı, müdahillik talebinde bulunanlar ve izleyicilerle yaklaşık 150 kişi izleyecek. DEMİREL YOK, ONA ŞAŞIRDIM Hürriyet'ten Nurettin Kurt'un haberine göre; bugünkü mahkeme için rekor sayıda müdahillik başvurusuna şaşırmadığını söyleyen 12 Eylül davasının sanığı Kenan Evren, "Benim için Süleyman Demirel'in başvuru yapmaması sürpriz oldu. Şaşırdım" dedi. EVREN KOLUNU KIRDI Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın duruşmaya gelip gelmeyecekleri ise henüz net değil. Ankara GATA'da tedavi gören Kenan Evren'in kolunun kırıldığı belirtilirken; Şahinkaya ise İstanbul GATA'da tedavi altında bulunuyor. _________ Öcalan'ın Kalaşnikoflu avukatı KCK itirafçısıymış Öcalan'ın avukatlarından İrfan Dündar'ın itirafçı olduğu ortaya çıktı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh5964.jpg Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından PKK 'nın şehir yapılanması KCK'ya yönelik hazırlanan 2400 sayfalık ilk iddianame İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından oybirliği ile kabul edildi. ÖCALAN'IN AVUKATINDAN İTİRAFLAR İddianamede en ilginç ayrıntı, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın daha önce medyada Kalaşnikof silahla verdiği silahla yer alan avukatlarından İrfan Dündar'ın ifadesi. Vatan'dan Damla Güler imzalı habere göre; İddianamede, Dündar'ın KCK'ya ilişkin çok çarpıcı bilgiler verdiği ve örgütün yapılanması ile çalışma şekli hakkında detaylı açıklamalar yaptığı görüldü. Dündar, aralarında kendisinin de olduğu bazı avukatlara Öcalan ile görüşme yasağı getirildikten sonra İmralı'ya gidecek avukatları KCK'nın belirlediğini söyledi. Dündar, KCK yapılanmasına ilişkin kritik bilgiler de verdi. KANDİL'DEN YÖNETİLİYOR KCK olarak bilinen yapıya, PKK'yı da içerisine alan üst çatı yapının ismi diyebiliriz. KCK illegal bir yapılanma olup, içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensupları hiyerarşik bir yapı içerisinde gizlilik kurallarına riayet ederek faaliyetlerini sürdürürler. Türkiye'de KCK'lı olarak bilinen örgüt mensupları, Türkiye Meclisi yapılanması içerisinde yer alırlar. Türkiye Meclisi içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensupları Kandil'deki 7 kişiden oluşan Türkiye Masası'na bağlıdırlar. Türkiye masası ise Sabri Ok ve Murat Karayılan'a bağlı olarak faaliyetlerini sürdürür. KCK SÖZLEŞMESİ KCK sözleşmesi bir anayasa niteliği taşır. Öcalan'ın savunmalarından, Özgürlüğün Sosyolojisi kitabından yararlanılarak Duran Kalkan'ın başında olduğu komisyon tarafından yazılarak örgüt içinde kabul edildi. Kalkan, tüzük yönetmelikle ilgili yapılan çalışmaların başında yer alan şahıstır. Duran Kalkan, Halk Savunma Komitesi'nin başında, kırsal alanda faaliyet yürütmektedir. Ayrıca Kürdistan'da Zorun Rolü isimli ideolojik kitabın yazarıdır.. ZORLA PARA TOPLANIYOR Dündar, 2006'dan sonra KCK'nın içinde oluşturulan Maliye birimi ile PKK terör örgütüne mali kaynak sağlamak amacı ile K.Irak, Türkiye ve Avrupa'da vergilendirme adı altında Kürt kökenli vatandaşlardan zorla para toplamaya başladığını belirterek, vergilendirmenin detaylarını şu şekilde anlattı: KUZEY IRAK KCK yapılanması Kürt işadamlarından Erbil, Bahok, Süleymaniye gibi şehirlerde Türkiye'den giderek ihale alan Kürt işadamlarından vergilendirme adı altında KCK Maliye ibareli vergilendirme makbuzu ile para toplar. AVRUPA KCK yapılanması Avrupa'da işçi olarak ve işyeri işleten Kürt kökenli vatandaşlardan zorla veya bağış adı altında para toplar. Avrupa'dan sorumlu olan kişinin Nedim Seven isimli şahıs olduğunu biliyorum ancak şu an devam edip etmediğini bilmiyorum. TÜRKİYE Türkiye'deki Kürt kökenli işadamlarından, Güneydoğu'da alınan büyük ihalelerden HPG mührü ile "Kürdistan da iş yapıyorsunuz, para kazanıyorsunuz, bu nedenle verginizi Türkiye Cumhuriyeti'ne verdiğiniz gibi, bize de vermek zorundasınız" diyerek zorla para alınır. Türkiye'de vergilendirmeden sorumlu şahıslar Atilla Koca, Çetin Baltaş, Mehmet Ermiş (Murat Nil kod), Hüseyin Cengiz ve Abdullah Bozkoyun'dur. BDP'Lİ BELEDİYELER BDP'nin seçimlerde kazanmış olduğu belediyelerde açılan ihalelerden, ihaleleri kazanan şirketlerden yüzde 10 oranında KCK Yerel Yerel Yönetimler Birimi Maliye adına, vergilendirme adı altında para alınır. ___________ Şamil Tayyar 35. madde için teklif verdi AK Parti, darbelere dayanak yapılan kanun maddesini değiştirmeye hazırlanıyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh2453.jpg Parti yönetiminin, Şamil Tayyar'ın bu yönde verdiği kanun teklifi üzerinde çalışma başlattığı öğrenildi. TEKLİFİ TAYYAR VERDİ TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinde, "Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır." deniyor.Tayyar'ın teklifinde bu madde, "Silahlı Kuvvetler'in vazifesi Türk yurdunu korumaktır" şeklinde değiştiriliyor. Tayyar, Twitter'da "12 Eylül davası yarın (bugün) başlıyor. Darbenin dayanağı sayılan TSK İç Hizmet Kanunu'nun meşhur 35. maddesini de kaldırıyoruz." diye yazdı. __________ Vatandaşın oy tercihini büyüme rakamı belirliyor Büyüme oranları, vatandaşın sandık tercihlerinde de bire bir etkili oluyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh4901.jpg Büyüme hızlanırsa, AK Parti güç kazanıyor, büyüme yavaşlarsa AK Parti kan kaybediyor. Uzmanlar bu paralelliğin önemine dikkat çekip "büyümede yavaşlama hızlanırsa bu durum sandığa yansıyabilir" diyor. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh52.jpg BÜYÜMI HIZI İLE OY ORANINDAKİ BENZERLİK Türkiye, 2011 yılında yüzde 8.5 büyüyerek Çin'in ardından dünya ikincisi oldu. Aynı dönemde Avrupa Birliği'ne üye 27 ülke 2011 yılında ortalama yüzde 1.5, Euro Bölgesi'ni oluşturan 17 ülke ise ortalama yüzde 1.4 büyüdü. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın deyimiyle, Türkiye eğer AB'de olsaydı, birliğin büyüme oranı yüzde 1.9'a kadar çıkacaktı. Bu durum vatandaşın da gözünden kaçmıyor. Ekonomik büyümenin zaten hane gelirlerindaki artışı yansıttığını belirten uzmanlara göre, Türkiye'nin yakaladığı ekonomik büyüme rakamları vatandaşın sandıktaki tercihini de bire bir yansıtıyor. Büyüme rakamlarının açıklandığı gün, CNBC-e ekranlarında verileri değerlendiren Servet Yıldırım ve Mahfi Eğilmez de, 2002 seçimlerinden bu yana ekonomik büyüme rakamlarıyla, AK Parti'nin aldığı oyların seyrinin neredeyse bire bir örtüştüğünü rakamlarla ortaya koydu. Akşam'da yer alan habere göre; rakamlara göre seçimler öncesindeki son bir yılda ortalama büyüme artıyorsa, AK Parti sandıktan güçlenerek çıkıyor. 2009 örneğinde olduğu gibi ekonomik aktivitede daralmaya başladığı anda vatandaşın tercihleri bir anda değişiyor ve AK Parti güç kaybediyor. Büyüme oranlarıyla iktidar partisinin oy oranları arasındaki mutlak bir paralellik olduğunu söyleyen araştırma şirketlerine göre, bundan sonraki dönem için yorum yapmak şu anda zor. Fakat büyüme hükümetin de istediği gibi yavaşlamaya devam ederse, bu durum vatandaşın oy seçiminde de etkili olabilir... Düşüş hızlanırsa bu sandığa da yansır ADİL Gür-A&G: Büyüme oranlarıyla iktidar partisinin oyları arasında paralellik dünyanın her tarafında var. Türkiye'de seçmen davranışı genel olarak ekonomik. Büyüme oranları arttıkça bu durum vatandaşa da yansıyor. Büyümenin yüzde 8.9'dan 8.5'e gerilemesi çok düşük bir oran. Buna bakarak seçmen davranışlarında bir kırılmaya neden olur demek için çok erken. Ekonomideki büyüme düşmeye devam ederse kuvvetle muhtemel bu iktidar partisinin oylarına yansıyacaktır. Ancak bu düşme oranından hareketle, önümüzdeki ilk seçim dönemine yönelik projeksiyon yapmak söz konusu değil. Bunun için 2013 ve 2014'teki büyüme oranlarına bakmak lazım. TÜM DÜNYADA BÖYLEDİR TARHAN Erdem-KONDA: İktidar partisinin oyuyla büyüme oranı arasında ciddi bir korelasyon vardır. Bu iktidar partisiyle ilgili değildir, genel teamül böyledir. Hemen hemen her demokratik ülkede bu şekilde gerçekleşir. Zaten bu konuyla ilgili dünyada da çok araştırma yapılmış. İktidar partisinin oy oranı için o sene içindeki büyümeye bakacaksınız. Şimdiki 8.5'lik büyüme oranına bakıp, 2015 genel seçimleri için değerlendirme yapmak erken. 2014'ün ortasından itibaren büyümeye bakmak lazım. 2014, bu anlamda önemli bir yıl. Mevcut durumla ilgili olarak halkın eğiliminde iktidara yönelik bir gelişme var demektir. Avrupa krizinin Türkiye'ye nasıl yansıyacağı önemli ÇAĞDAŞ Şirin-İksara: Ekonomist olduğu kadar istatikçiyim ben, evet AKP'nin oy oranı ile büyüme oranları arasında bir paralellik var. Zaten bu ekonomik durum, sandık kararına yansıyor. Genelde Türkiye gibi ekonomide çok dalgalanmaların olduğu ülkelerde ekonomideki iniş çıkışlar, seçim sonuçlarını bire bir etkileyen değişikliklere neden olur. Büyüme oranının yüzde 8.9'dan yüzde 8.5'e düşmesi de anlamlı bir düşüş değil. Bu oy oranları üzerinde o kadar fark ettirmez. Bu kadar büyüme oranları sürdürülebilir mi, işte o tartışılır. En önemli gelişmelerden biri Avrupa'daki krizin Türkiye'ye nasıl yansıyacağı. Eğer ekonomik göstergeler bunda olumsuz etkilenirse, seçmen de duygusal olur, pek çok şeyini kaybederse, farklı davranabilir. Büyüme dediğiniz zaten hane geliridir BEKİR Ağırdır-KONDA: Bir seçmen için aslolan hanesinin geçimi. Büyüme dediğimiz şey zaten hanenin geçimine yansıyan bir şey. Ekonomik dürtü seçmen için çok önemli. Seçmen tercihinin yarısını, ekonomik duruma dair algısı etkiliyor. Mevcut büyümedeki düşüş, gelecek seçimde etkisini şimdiden gösterir mi derseniz, hayır göstermez. Biz henüz yapmadık ama medyaya yansıyan araştırmalar AK Parti'nin henüz oy kaybetmeye başlamadığını gösteriyor. Muhalefetin çalışmalarında da seçmenin tavrını değiştirecek bir belirti de yok. Çin'den sonra bu kriz ortamında ikinci ekonomi Türkiye. Dolayısıyla ekonomi iyi yönetiliyor diye düşünüyor seçmen. __________ BDP'ye kapatma davası yolda Mahkemenin KCK iddianamesini kabul etmesinin ardından BDP'ye kapatma davasının yolda olduğu iddia edildi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8915.jpg Türkiye Gazetesi'nden Melik Duvaklı'nın haberine göre, BDP, terör örgütü PKK-KCK ile amaç ve eylem birliği yapmakla suçlanıyor. BDP'li yöneticilerin KCK'da görev yaptığının vurgulandığı iddianamenin bir örneğinin kapatma davası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek. İDDİANAME KABUL EDİLDİ KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma sonucu Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da aralarında bulunduğu 147'si tutuklu 193 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, özel yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. "Örgüt yöneticisi olmakla" suçlanan Prof. Dr. Ersanlı'nın ders verdiği akademinin "PKK'nın şehirdeki ideolojik eğitim merkezi" olarak kabul edildiği belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen terör örgütü KCK'ya yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan 2 bin 400 sayfalık iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. 147'Sİ TUTUKLU 193 SANIK VAR Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından hazırlanan iddianamede, aralarında KCK'nın yönetim kadrosunda bulunan kişiler ile akademik kadrosunda bulunduğu iddia edilen Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 147'si tutuklu 193 sanık yer alıyor. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, yayıncı Ragıp Zarakolu "terör örgütüne yardım ve yataklık etmek", Büşra Ersanlı ise "örgüt yöneticisi olmakla" suçlanıyor. Terör örgütü KCK'nın İstanbul'daki üst yönetiminin anlatıldığı iddianamede, örgütün Murat Karayılan'dan sonra gelen üst düzey yöneticileri Ali Durç ve Kudbettin Yazbaşı da sanıklar arasında yer alıyor. İddianamede bir numaralı şüpheli olarak yer alan Yazbaşı tutuklu şüpheliler arasında bulunurken, örgütün üst düzey yöneticilerinden Ali Durç ise firari şüpheli olarak yer alıyor. 5 gizli tanığın ifadesine yer verilen 2 bin 400 sayfalık iddianamede, terör örgütü KCK'nın İstanbul'daki yönetim kadrosunun yer aldığı seçim sürecindeki molotoflu eylemler anlatılıyor. PKK terör örgütünün kuruluşu, yapısı, örgüt adına gerçekleştirilen eylemlerin anlatıldığı iddianamede, PKK'nın şehir yapılanması olan KCK'nın tanımı, KCK sözleşmesi, toplantılar ve "Siyaset Akademisi"ne yer verildiği öğrenildi. PKK'NIN ŞEHİRDEKİ İDEOLOJİK EĞİTİM MERKEZİ İddianamede Siyaset Akademi'de verilen dersler ve içeriklerine de yer verilirken, Prof. Dr. Ersanlı'nın da ders verdiği akademinin "PKK'nın şehirdeki ideolojik eğitim merkezi" olarak kabul edildiği belirtildi. İddianamede, akademide eğitim alanların örgütün dağ kadrosuna katılarak askeri eğitim gördükleri, dağ kadrosuna katılmayanların ise şehirdeki yapılanmada örgütsel faaliyetlerine devam ettikleri iddia edildi. Örgüt tarafından gerçekleştirilen protesto gösterilerine de yer verilen iddianamede, Diyarbakır'dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle'nin Yüksek Seçim Kurulu tarafından milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından gerçekleştirilen eylemler de anlatılıyor. İddianamede eş zamanlı araç kundaklama eylemleri gibi organize şekilde gerçekleştirilen gösterilerin de anlatıldığı öğrenildi. DURUŞMA SİLİVRİ'DEKİ BALYOZ SALONUNDA YAPILACAK İddianameyi kabul eden İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi duruşmanın ne zaman görüleceğine ilişkin tarihi belirlemezken, duruşmaların Silivri Cezaevi Kampüsü'nde yer alan ve Balyoz davasının da görüldüğü büyük salonda yapılacağı öğrenildi. Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın 38,5 yıl hapsi isteniyor İddianamede, 193 sanıktan Prof Dr Büşra Ersanlı'nın 19 ile 38,5 yıl, Ragıp Zarakolu'nun da 7,5 ile 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları istendi. İddianamede, Prof Dr Büşra Ersanlı'nın da aralarına bulunduğu 51 sanığın "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", 141 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olmak", Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da "PKK/KCK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçlarını işledikleri belirtildi. İddianamede, tutuklu olan Prof Dr Büşra Ersanlı'nın "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", "terör örgütünün propagandasını yapmak" ve "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 19 ile 38,5 yıl, tutuklu sanıklar arasında yer alan Ragıp Zarakolu'nun da "PKK/KCK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında hapis cezası verilmesi talep edildi. Zarakolu'nun oğlu tutuklu sanık Cihan Deniz Zarakolu'nun da "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak" suçundan 15 ile 22,5 yıl arasında hapisle cezalandırılması öngörülen iddianamede, tutuklu sanık Mustafa Avcı'nın da "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", 12 kez uygulanmak üzere "terör örgütünün propagandasını yapmak" ve yine 12 kez uygulanmak üzere "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 39 ile 118,5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianamede, diğer 189 sanığın da "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", "silahlı terör örgütüne üye olmak", "terör örgütünün propagandasını yapmak", "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" ve "6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 7,5 ile 111 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmaları öngörüldü. Kaynak:Ensonhaber |
5 Nisan 2012 Perşembe - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri Şamil Tayyar bu kez Demirel'i hedef aldı Ak Parti Milletvekili Şamil Tayyar, sosyal paylaşım sitesi Twitter'da bu kez Süleyman Demirel'i hedef aldı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1451.jpg Daha önce CHP'lilerle ilgili "meyhane göndermeli" tweetler atan ve Meclis'i bir anda karıştıran AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, yine Twitter hesabı üzerinden Süleyman Demirel'i hedef alan açıklamalarda bulundu. BURNUMUZ B..KTAN ÇIKMADI 12 Eylül'ün en büyük mağdurlarından biri olan Demirel'in, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı davaya "müdahil" olmamasını eleştirdi. Demirel'in "Bu yolla bir yere varmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum" açıklamasına gönderme yapan Tayyar, "Demirel davaya neden müdahil olmamış: bu yolla bir yere varılmaz! Biz senin yolunda 3 kuşak kaybettik, burnumuz b...ktan çıkmadı" dedi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh8867.jpg _______________ Süleyman Demirel Fikret Bila'ya konuştu 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 12 Eylül davasına neden müdahil olmadığını Fikret Bila'ya açıkladı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3461.jpg Ankara Adliyesi, dün tarihi bir gün yaşadı. 12 Eylül askeri müdahalesinin yargılanmasına Ankara Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. DEMİREL MÜDAHİL OLMADI 12 Eylül askeri müdahalesinde Başbakan olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, davaya müdahil olmadı. Kenan Evren, Demirel'in müdahil olmamasını ise "çok şaşırdım" sözleri ile karşıladı. Demirel tartışma yaratan bu kararı neden aldığını Milliyet Gazetesi yazarı Fikret Bila'ya açıkladı.9.Cumhurbşakanı Süleyman Demirel'le görüşen Bila, herkesi merak ettiği "Neden müdahil olmadı?" sorusuna yanıtı birinci ağızdan aldı... İşte o yazı: "Barışçı yol bulunmalı" 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 'e dünkü görüşmemizde, 12 Eylül darbesinde Başbakanlık 'tan uzaklaştırıldığı halde davaya neden müdahil olmadığını sordum. Demirel, şu yanıtı verdi: "Ben ihtilallere, karşı ihtilallerle veya bu tür davalarla karşılık verilmesini düşünen biri değilim. Barışçı bir yol bulmak lazım. Halkın bir kısmı istiyor, bir kısmı istemiyor. Bir kısmının istediği şeyi yaparsanız istemeyen kısmı; istemeyenlerin dediğini yaparsanız isteyen kısmın duygularını incitir, onları karşı karşıya getirirsiniz. Bundan da faydalı bir sonuç çıkmaz. Bu sebeple uzlaşma yaratmak, barışçı bir yol bulmak gerekir. Bu tür olaylarda yapılacak iş sadece mahkemeye gitmek değil, toplumda uzlaşmayı, barışı sağlamaktır." "Sadece Evren ve Şahinkaya desteklemiyor" Demirel, bu dava görülürken halkın 12 Eylül 'deki tavrını da hesaba katmak gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Şimdi mahkeme görülüyor. 12 Eylül benim elimden Başbakanlığı aldığında, halk alanlara alkış tuttu. 12 Eylül idaresinin yaptığı anayasaya yüzde 92 oy verdi. Anayasayı kabul etti, ondan sonra kanunlar çıkarıldı. Hükümetler kuruldu. 12 Eylül 'ü yapan Kenan Evren 'i Cumhurbaşkanı seçti. O da 7 yıl Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 12 Eylül 'ü destekleyenler şimdi mahkemeye sevk edilen Evren ve Şahinkaya 'dan ibaret değil. Yani 12 Eylül 'ü hâlâ destekleyen iki kişi değildir. Hâlâ o zamanın şartlarında gerekliydi, başka çare yoktu diyen bir halk kesimi var." "Ben hesaplaştım" Demirel 'e, anayasanın geçici 15. maddesinin referandumla kaldırıldığını ve 12 Eylül 'le hesaplaşma gerektiğinin savunulduğunu anımsattığımda ise, şu karşılığı verdi: "Ben, 12 Eylül 'le hesaplaştım. 12 Eylül 'le siyasi olarak hesaplaşmak gerekiyordu, ben de bunu yaptım. Nasıl yaptım? 12 Eylül 'de ben Başbakan 'dım. Başbakanlık elimden alındı. Siyasi yasak getirildi. 1987 'de siyasi yasakların kaldırılması için yapılan referandumda meydanlara çıktım, 12 Eylül 'le meydanlarda hesaplaştım. Sonra bu halk benim yasağımı kaldırdı. Bu halk beni önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı yaptı. Böylece 12 Eylül 'le hesaplaştım ve beni yeniden Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçen halk, 12 Eylül 'ü tekzip etmiş oldu. Hesaplaşma budur." Caydırıcı olmaz mı? 9. Cumhurbaşkanı Demirel 'e, 12 Eylül 'ün yargılanmasının bundan sonrası için caydırıcı bir etkisi olacağı düşüncesinin de hakim olduğunu anımsatarak görüşünü sordum. Şu yanıtı verdi: "Ben o kanaatte değilim. Gemi azıya almış at gem dinlemez. Geçmişte de örnekleri görüldü. Tarihe bakmak gerekir. Önemli olan toplumda huzuru, barışı, uzlaşmayı devamlı kılmaktır. Ülkeyi o noktalara sevk etmemektir." "Ölümler ve işkenceler" 9. Cumhurbaşkanı Demirel 'e, 12 Eylül sürecinde idamların, işkencede hayatını kaybedenlerin, sakat kalanların, işinden olanların hak ve hukukunun takip edilmesi konusundaki görüşünü de sordum: "Tabii o başka. Elbette bu şekillerde kişisel hukuku zayi olanların hakkını aramak gerekir. Bunların takipçisi olmak gerekir. Hayatını kaybeden, işkence, kötü muamele gören, diğer hak kayıplarına uğrayanların haklarının, hukukların takip edilmesi lazımdır. Kim cinayet işlemişse, kim suç işlemişse takip edilmelidir. Bu yaşananlarda sorumluluğu tespit edilenler -nasıl tespit edilir bilemiyorum ama- edilirse elbette takibinin yapılması gerekir. Tabii bunun da hukuk içinde yapılması gerekir, hukuk dışında intikam duygusuyla hareket edilmesi yine yanlış olur. Yeni kayıplara sebebiyet verilmemesi lazımdır." "Bölünmeye yol açılmamalı" Demirel, 12 Eylül 'le hesaplaşıyorum diyerek toplumda yeni bölünmelere yol açmamak gerektiğini savundu ve şöyle konuştu: "Şimdi ben hesaplaşıyorum diye toplumda bölünmeye yol açarsanız bundan bir fayda çıkmaz. Toplum zaten bir kutuplaşmanın içinde. Bugünlerde Türkiye 'ye en çok lazım olan şey birlik ve beraberliktir. Bunun için gayret etmek gerekir. Türkiye 'yi bölmenin, kutuplara ayırmanın manası yoktur." ___________ Affetmeyeceğim sürünecek 8 Ekim 1980'de ortadan kaybolan Cemil Kırbayır'ın 104 yaşındaki annesi Berfo Kırbayır da dün adliyenin önündeydi. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1625.jpg İstanbul'dan küçük oğlu Mikail Kırbayır eşliğinde ambulansla Ankara'ya gelen Berfo Ana, isminin daha önce kayıtlara geçirilmemesi nedeniyle duruşma salonuna alınmadı. Berfo Ana, "Kenan Evren anaların çocuklarını aldı. Ona 'Utan. Bu kadar insana nasıl kıydın' demeye geldim. Oğlumun tabutunu istiyorum. Affetmeyeceğim seni Kenan Evren, sürüneceksin" dedi. Oğlumu şahitsiz, ispatsız astılar 12 Eylül döneminde Manisa'daki bir davanın ardından idam cezasına çarptırılan Halil Esendağ'ın annesi Mürvet Esendağ, "Benim çocuğum askere silah, polise taş atmadı. İdamla yargılandı. Şahitsiz, ispatsız hücrede yatırdılar. Bizimle görüştürmediler. Benim çocuğum ispatsız, şahitsiz idam edildi. Bunu yapanları Allah'a havale ediyorum" diye konuştu. Kaynak:Ensonhaber |
Muhalefetin Bir Argümanı Daha Çürüdü! Çocuğunu liseye göndermeyene verilecek ceza 12 yıllık kesintili eğitim sistemiyle zorunlu hale gelen liseye çocuğunu göndermeyen veliye ceza uygulayacak. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh9309_1.jpg 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimde ortaokula devam etmeyen öğrencilerin ailelerini önce ikna etmeye çalışan ancak buna rağmen göndermiyorsa para cezası veren Bakanlık, aynı uygulamayı liseler için de yapacak. OTOMATİK KAYIT 4+4'lük ilk 8 yılı bitiren öğrencilerin e-okul kayıt sisteminde liseye kayıtları otomatik olarak gerçekleştirilecek. Kaydı yapıldığı halde liseye gitmeyen öğrencinin durumu araştırılacak. İlk etapta veliyi ikna yoluna başvuracak olan Bakanlık, velinin çocuğunu okula göndermeme nedenlerinin ortadan kaldırılması için çalışma yapacak. Tüm yapılanlara rağmen çocuğunu okula göndermemekte ısrarcı olan veliye tedbir olarak idari para cezası uygulanacak. VELİYE 3 GÜN İÇİNDE BİLDİRİLECEK Çocuğunu okula göndermeyen, verilen izin müddetini geçiren, geç nakil yaptıran, okul çevresi dışına çıkarak izini kaybettiren, çocuğunun devamsızlık durumunu özürsüz olarak zamanında okul idaresine bildirmeyen veliler takibe alınacak. Takibe alınan öğrencinin velisi okul idaresi tarafından köylerde muhtarlığa, diğer yerlerde mülki amirliğe bildirilecek. Muhtarlar ve mülki amirler en geç 3 gün içinde durumu veliye aktarılacak. Veliye yapılan bildirimde okulca kabul edilecek geçerli sebepler dışında çocuğun okula gönderilmemesi halinde veli idari para cezasıyla cezalandırılacak. HER GÜN 15 LİRA Mevcut mevzuata göre çocuğunu ilköğretime göndermeyen veliye, çocuğun okula devam etmediği her gün için 15 lira idari para cezası veriliyor. Bu para cezasına rağmen çocuğunu okula göndermeyen veya göndermeme sebeplerini okul idaresine bildirmeyen veliye, 500 lira idari para cezası veriliyor. MEB, bu kapsamda liselerde de uygulanacak olan idari para cezasının nasıl ve ne kadar olacağı üzerinde çalışma yapıyor. Kaynak:Ensonhaber |
Erdoğan'dan İran'a sert yanıt Başbakan Erdoğan, nükleer müzakereler için İstanbul'u değil Şam veya Bağdat'ı düşündüklerini açıklayan İran yönetimine sert bir mesaj gönderdi. http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120405-erdo%C4%9Fan640.hlarge.jpg Başbakan Tayyip Erdoğan'dan İran'ın nükleer müzakereler için İstanbul'u istemediklerine yönelik açıklamasına sert yanıt geldi. Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa, ile görüşmesinin ardından bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye ve İran meselelerine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, İran'ın 'nükleer müzakereler Şam veya Bağdat'ta yapılsın' teklifini 'İpe un sermek' olarak niteledi. Erdoğan, İran'dan gelen bu açıklamaların diplomasinin dili olmadığını dile getirdi ve şöyle konuştu: "Bu toplantıların İstanbul'da yapılması bize prestij kazandırmaz. Burada kazanan İran olur. Dürüst olmak lazım. Dürüst olunmadığı için itibar kaybediyorlar. Bu diplomasinin dili değildir, başka bir şeyin dilidir. O da bana yakışmaz. 'ŞAM ALDATIYOR' Erdoğan, Şam yönetiminin Annan planına uyacağını söylemesine rağmen operasyonlara devam etmesiyle ilgili de "Bunlar aldatma manevralarıdır" değerlendirmesini yaptı. "Bunlar Beşşar Esad'ın alıştığımız özellikleridir" diyen Erdoğan şöyle devam etti: "Çünkü bugüne kadar doğru konuşmadı, dürüst davranmadı. Bundan sonra da doğru dürüst davranacağını ancak 10 Nisan'a kadar ortaya koyacağı tavır ile göreceğiz. 10 Nisan biliyorsunuz Sayın Annan'ın da belirlemiş olduğu nihai tarih.'' 'TÜRKİYE'DEN ASKER TALEBİ YOK' Erdoğan, bir gazetecinin Annan'ın gözlemci birlik kapsamında Türkiye'den asker talebi olup olmadığıyla ilgili sorusu üzerine "Bize böyle bir talep gelmedi" dedi. ntvmsnbc |
10 Nisan 2012 Salı - Günün Öne Çıkan Başlıca Gündem Haberleri Esad'a tanınan süre bugün doluyor BM temsilcisi Kofi Annan, katliamdan kaçarak Türkiye'ye sığınanları görmek için bugün Hatay'da olacak. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh5619.jpg Annan'ın Esed'e verdiği mühlet bugün doluyor. Suriye'deki katliamın devam ettiğini vurgulayan Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru ise bugünden itibaren yeni bir dönemin başladığına dikkat çekti. SON TARİH BUGÜN Suriye'nin katliama son vermek için kabul ettiği 10 Nisan tarihi bugün doluyor. Ancak Ankara, operasyonların şiddetle devam etmesi üzerine artık bu tarihin geçerli olmadığını bildirdi. Açıklama, Suriye sınırından Türkiye'deki kamplara ateş açıldığı haberlerinin hemen ardından geldi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, "10 Nisan kadük oldu. Salı gününden itibaren yeni bir dönem başlayacak." dedi. BM ve Arap Ligi Özel Temsilcisi Kofi Annan da Türkiye'ye sığınan Suriyelileri ve sınırdaki vahim durumu bizzat görmek üzere bugün Hatay'da olacak. Annan, 4 saatlik ziyaretin ardından Suriye konusunda kilit ülkelerin başında gelen İran'a geçecek. Şiddetten Türkiye'ye kaçan Suriyelilerin sayısı ise 25 bine dayandı. Türkiye'nin Suriye'de güvenli bölgeler oluşturacağı yönündeki haberleri reddeden Koru, "Bu tür spekülasyonlara şu an çok fazla kapılmamak lazım." yorumunu yaptı. Sınırdaki gelişmeleri yakından ama sağduyuyla izleyen Ankara buradaki askerlere, "Provokasyon olabilir; heyecana kapılmayın." uyarısında bulundu. ANKARA 10 NİSAN'I BEKLEMEDİ Ankara 10 Nisan'ı beklemeden Kofi Annan'ın Esed'e sunduğu planın artık geçerli olmadığını bildirdi. Açıklama, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Koru'dan geldi. Açıklama Suriye sınırından Türkiye'deki kamplara ateş açıldığı haberlerinin birkaç saat arkasından geldi. Büyükelçi Koru bir soru üzerine Annan'ın barış planının gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığına dikkat çekerek, "10 Nisan tarihi artık kadük oldu gibi gözüküyor. Kofi Annan'ın ziyareti olacak bölgeye. O da bizzat görecek kendi gözleriyle, Suriyelilerle kendisi de görüşecek. Dolayısıyla öyle zannediyorum ki salıdan itibaren yeni bir dönem başlayacaktır." ifadelerini kullandı. Naci Koru, Suriye'den gelenlerin sayısının son iki haftada iki katına çıktığını vurgulayarak daha da artmasından endişe duyduğunu anlattı. Kofi Annan bugün Hatay'da temaslarda bulunacak. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hafta sonu kendisini arayan Annan'a "Durumu yerinde görmek için gerekirse Türkiye'ye gelerek Suriyeli sığınmacılarla görüşebilirsiniz. Kapımız açık." demişti. Annan da ilk fırsatta Türkiye'ye gelerek Suriyeli sığınmacılarla görüşmek istediğini bildirmişti. Annan doğrudan Hatay'a gelerek kampları ziyaret edecek. 4 saatlik ziyaretin ardından ise Beşşar Esed rejimine destek veren İran'a gidecek. Kaynak:Ensonhaber |
4 Üniversitenin Adı Değişiyor! 4 üniversitenin adı değişiyor "İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" resmi gazetede yayınlandı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh_53591.jpg Yasayla, Rize Üniversitesi'nin adı ''Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'', Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi'nin adı ''Abdullah Gül Üniversitesi'', Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin adı ''Bülent Ecevit Üniversitesi'', Konya Üniversitesinin adı da ''Necmettin Erbakan Üniversitesi'' olarak değiştiriliyor. Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak. Alımlara ilişkin usul ve esaslar, iki bakanlığın müşterek hazırlayacağı yönetmelikle rekabete açık şekilde düzenlenecek. Kaynak:Ensonhaber |
Medya Haber - Irkçı pankartları taşıyanlar yakalandı Irkçı pankartları taşıyanlar yakalandı Hocalı Katliamı'nı protesto gösterisi sırasında ırkçı pankartları taşıdığı öne sürülen 9 kişi gözaltına alındı.Şüpheliler, sorgularının ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh1613_1.jpg ERMENİLER ALEYHİNDE SLOGAN ATILDI 1992'de Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yapılan katliam için, geçtiğimiz 26 Şubat günü Taksim Meydanı'nda anma ve protesto gösterisi yapıldı. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in de katıldığı gösterilerde bazı gruplar ırkçılık ve hakaret içeren pankartlar taşıdı. Eylemde, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast ve Yasin Hayal'e övgü içeren sloganlar atılması kamuoyunda tartışmalara neden oldu. 9 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI İstanbul Cumhuriyet savcılığı tarafında açılan soruşturma kapsamında operasyon düzenleyen Güvenlik Şube Müdürlüğü, pankartları taşıyan ikisi kadın 9 kişiyi gözaltına aldı. ELİMİZE TUTUŞTURDULAR Şüphelilerin ifadelerinde, "Biz protestoya katıldık. Beyoğlu'na girerken elimize tutuşturulan dövizleri taşıdık. Kimlerin verdiğini bilmiyoruz" dediği belirtildi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerin savcılık talimatıyla serbest bırakıldığı öğrenildi. Kaynak:Ensonhaber |
TSK: Eşcinsel değil nevrotiksin TSK: Eşcinsel değil nevrotiksin Eşcinsel olduğunu söyleyerek çürük raporu isteyen gence teşhis konuldu: Nevrotik kişilik. Askerliğe elverişlidir. şcinsel olduğunu söyleyerek çürük raporu isteyen gence teşhis konuldu: Nevrotik kişilik. Askerliğe elverişlidir. Komando olamaz. ASKERLİĞE ELVERİŞLİ KOMANDO OLAMAZ Radikal'den Elif İnce'nin haberine göre Erkan Altay, eşcinselliği 'psikoseksüel bozukluk' olarak nitelendiren Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) eşcinsel olduğuna bir türlü ikna edemedi. Haydarpaşa GATA, Altay'a 'Nevrotik kişilik' tanısı koydu, "Askerliğe elverişli, komando olmaya elverişsiz" olduğuna karar verdi. Altay, "İnanılmaz bir psikolojik işkenceyle ve yıldırma politikası ile karşı karşıyayım" dedi. "AİLENLE GEL" Serbest gazetecilik yapan 25 yaşındaki Altay, yaklaşık 1.5ay önce eşcinsel olduğunu beyan etmek ve 'çürük raporu' almak için askerlik şubesine başvurdu. Sırasıyla Kasımpaşa, Gümüşsuyu ve Haydarpaşa GATA'ya (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) sevk edildi. GATA'da gerekli görüşmeleri ve psikolojik testleri tamamlandıktan sonra kendisinden 'aile görüşmesi' istendi. Altay, ailesine açık olmadığını ve görüşmeye gelmelerinin mümkün olmayacağını belirtmesine rağmen doktorların "Bir şey olmaz, gelişimini sormamız lazım" dediğini ve kararı verecek olan kurula çıkması için 24 Nisan'a randevu verildiğini söyledi. KURUL TOPLANTISINDA CİNSEL HAYAT SORUSU Altay, geçen salı girdiği kurul toplantısını şöyle anlattı: "Önce bir doktorla görüştüm. Ona KAOS GL muhabiri olduğumu söyledim, zaten 6 yıldır eşcinselliğe dair yazdığım onlarca haber ve söyleşimi yanımda getirmiştim.Üniversite bitirme tezimin bile eşcinselliğin haberlerde ele alınışı üzerine olduğunu anlattım. Doktor, kendisinin de eşcinsellik hakkında tez hazırlayacağını, bunun yeterli olmadığını söyledi. İlk kez ne zaman ilişkiye girdiğim, 'bayanlarla' olup olmadığım gibi sorular sordu. Kadınlarla hiç ilişkiye girmediğimi söyledim. Askere gitmek istememe nedenimi sordu, eşcinselliğimi saklama baskısı altında kalmak istemediğimi, diğerleri tarafından rahatsız edileceğimi düşündüğümü açık bir dille belirttim." "EŞCİNSELLİK HASTALIKTIR" Altay bundan sonra kurul aşamasının geldiğini söyledi: "Sonra 6-7 kişilik bir kurulun önüne çıktım. 'Eşcinselliğini anlat' diye başladılar. Yaptığım çalışmalardan bahsettim. Aliye Kavaf'ın 'Eşcinsellik hastalıktır' beyanına karşı Mehmet Sevigen'in soru önergesi verme sürecinde destek olduğumu belirtim. 'Sence hastalık değil mi?' dediler. 'Değil' dedim. 'Biz burada hastalıkları değerlendiriyoruz' dediler. Ben de, 'Prosedür gereği hastalık demeniz gerekiyor olabilir, ama ben hastalık olmadığını biliyorum' dedim. Sanırım hasta olduğumu söylememi istediler." NEVROTİK ASKERE ELVERİŞLİ Eline tutuşturulan kararda 'nevrotik, askere elverişli' ifadesini görünce şoke olduğunu anlatıyor Altay: "Benimle birlikte gelen eşcinsellerden birine daha elverişlidir kararı çıktı. Belki de yeteri kadar kadınsı değilim diye zorla yollamaya çalışıyorlar." Hastaneden ise raporla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı. "ŞEHİR ŞEHİR GEZMEM GEREKEBİLİR" Erkan Altay, askerlik şubesine itirazda bulunmuş, şimdi yeni bir hastaneye sevk edilmeyi bekliyor. LAMBDA'nın Avukatı Fırat Söyle, "İkinci hastane 'Askerliğe elverişli değil' raporu verse bile üçüncü hastaneden bu kararın onaylatılması gerekiyor. İstanbul'da sadece Haydarpaşa GATA bu değerlendirmeleri yapıyor, bu yüzden ikinci ve üçüncü raporları almak üzere Bursa, Gölcük veya Gelibolu'ya gitmesi istenebilir. Ankara GATA'ya da sevk edilebilir" dedi. "Şehir şehir gezmem gerekecek. İnanılmaz bir psikolojik işkence ve yıldırma politikası ile karşı karşıyayım" diyen Altay ise önümüzdeki hafta Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde işlemin iptali davası açmayı planlıyor. Kaynak:Ensonhaber |
PKK'lılar AK Parti’li Başkanı kaçırdı Diyarbakır'da yol kesen PKK’lı bir grup, AK Parti'nin Kulp İlçe Başkanı Veysel Çelik'i kaçırdı. http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120514-pkk-ka%C3%A7%C4%B1rd%C4%B1.hmedium.jpg DİYARBAKIR - Kulp ilçesi ile Muş karayolunun Şenyayla Mevkii'nde özel otomobiliyle bölgeden geçen AK Parti Kulp İlçe Başkanı Veysel Çelik'in otomobili PKK’lı teröristler tarafından durduruldu. Arabadaki iki kişiyi serbest bırakan PKK'lılar, Veysel Çelik'i yanlarına alarak izlerini kaybettirdi. Olayla ilgili bölgede operasyon başlatıldı. |
19 Mayıs'a Kürtçe şiir! Bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek etkinlikte Kürtçe, Çerkezce, Boşnakça, Arapça, Lazca, Süryanice gibi dillerde şiir dinletisi düzenlenecek. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinde 'ana dil' sürprizi. Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 21 Mayıs'a kadar sürecek 'Gençlik Haftası' etkinliklerinde, 'Dillerin Kardeşliği Şiir Dinletisi' adlı bir program da yer aldı. Yarın saat 16.00'da Ankara Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek etkinlik çerçevesinde, Türkçe'nin yanı sıra Kürtçe, Çerkezce, Boşnakça, Arapça, Lazca, Süryanice gibi ülkemizde konuşulan dillerde gençler şiirler okuyacak. Türkiye'nin tüm bölgelerini temsil edecek büyük bölümü öğrencilerden oluşan gençler, anadillerinde yazılmış şiirleri veya yine anadillerinde kaleme aldıkları kendi şiirlerini okuyacaklar. Akşam gazetesinden Ali Ekber Öztürk'ün haberinde, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı'nı organizasyonla görevlendirilen Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın birbirinden ilginç programları da sıralandı. 15-21 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 'Gençlik Haftası' programında boks gösterisi, bilek güreşi, 'taekwondo ve vücut geliştirme' gibi etkinlikler yer alııyor. "Asker tankının' yerine sivil gençlerin yapacağı 'mekanik tabanca atış gösterisi'nin de olacağı programdaki diğer ilginç gösteriler şunlar: Matrak, wushu, muay thai wai-kru, kata, muaythai müzik ve savaş sanatları, yağlı güreş. |
19 Mayıs'ta 'Muhteşem' sürpriz Statlardaki kutlamaların kaldırılmasının ardından eleştirilen yeni düzen beraberinde sürprizler de getirdi. Bunlardan biri de Muhteşem Yüzyıl dizisiyle tekrar canlanan matrak sporu oldu. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu yıl farklı bir yüzle kutlanacak. Bir günle sınırlı kalmayacak etkinlikler bir hafta sürecek. 81 ilde Amatör Spor Kulüplerinin tamamı bakanlığın koordinasyonunda kutlamalar yapacak. 60 spor federasyonu, bir haftalık kutlamalar boyunca Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonu sporcuları ile kutlamalara katılacak. Gençlerin en çok ilgisini çeken savunma sporlarından da örnekler sergilenecek. Wushu, Muaythai, Tekvando, Kata, Coappoeira gibi sporlardan gösteriler yapılacak. Ancak bu gösterilerin arasında en çok ilgi çekecek olan Muhtşem Yüzyıl dizisiyle birlikte tarihin tozlu sayfalarından çıkarak popüler kültürle tekrar buluşan matrak olacak. Sözcü Gazetesi'nden Saygı Öztürk'ün haberine göre, üniversite gençliğinin de aktif rol alacağı gösterilere Matrakçıların performansı damga vuracak. Matrak sporcuları halen, Geleneksel Spor Dalları Federasyonu bünyesinde faaliyet gösteriyor. 32 antrenör ve 74 hakem ile çalışmaları devam ettirilen spor dalı, ilk kez Geleneksel Oyunlar Festivali'nde yurtdışında sergilenecek. |
Tolgahan Sayışman'dan Şok Karar http://www.haberler.com/haber-resimleri/505/tolgahan-sayisman-dan-sok-karar-3622505_5285_o.jpg Büyük bir izleyici kitlesi olan Lale Devri dizisini takip edenler bu habere çok üzülecek çünkü dizinin önemli isimlerinden biri artık bu projede yer almayacak. Ünlü oyuncu Tolgahan Sayışman, bu sabah herkesi şaşırtan ve Lale Devri dizisini takip edenleri üzecek bir açıklama yaptı. Lale Devri dizisinde, eski sevgilisi Serenay Sarıkaya ile rol alan Sayışman, diziden ayrıldığını açıkladı. Bu arada aslında Serenay Sarıkaya'dan beklenen açıklama Tolgahan Sayışman'dan geldi. Çünkü aslında diziden Serenay Sarıkaya'nın ayrılacağı bekleniyordu. Son günlerde diziden Serenay Sarıkaya'nın ayrılacağı konuşuluyordu. Ancak Sayışman Twitter'dan yaptığı açıklama ile kafaları karıştırdı. Tolgahan Sayışman'ın Twitter üzerinden yaptığı açıklamalar http://www.haberler.com/haber-resimleri/505/tolgahan-sayisman-dan-sok-karar-3622505_7379_b.jpg |
Hakkari'de havan saldırısı: 1 şehit Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde havan topu saldırısında 1 asker şehit oldu, 1 askerde yaralandı. http://media2.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120517-1-sehit-semrinli.hlarge.jpg HAKKARİ - Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Derecik mevkiinde, İç Güvenlik Hudut Tabur Komutanlığı'na teröristler tarafından öğle saatlerinde havanlı saldırı yapıldı. Saldırıda 1 asker şehit oldu, 1 asker de yaralandı.Hakkari Vali Vekili Önder Bozkurt, ölü ve yaralı konusunda kendilerine henüz bilgi ulaşmadığını söyledi. Saldırı saat 14.40 sıralarında Irak sınırında bulunan Derecik Beldesi'nde meydana geldi. Irak topraklarından Derecik İç Güvenlik Hudut Tabur Komutanlığı'na PKK'lı teröristlerce havan toplu saldırı düzenlendi. Yapılan saldırıya güvenlik güçleri anında karşılık verilirken, tabur ve aynı bölgede bulunan Omurlu karakolundan da saldırının yapıldığı bölgeye obüs topu atışları yapıldı. Bu arada kobra tipi helikopterler de aynı bölgede sürekli uçuş yaptı. Aynı saatlerde ise 2 savaş uçağının Yüksekova yönünden gelerek Irak yönüne doğru gittikleri gözlendi. |
TSK'dan Orduevi Açıklaması http://rsm.haber365.com/H/1334568646_22_genelkurmay.jpg Genelkurmay Başkanı, Orduevleri, Askeri Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği'ndeki değişiklik ile ilgili açıklama yaptı. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği: ''Değişiklik orduevi, askeri gazino ve sosyal tesislerden istifade eden personele yönelik olmayıp, sadece düğün salonlarından istifade eden davetlilere yönelik düzenlemeyi içermektedir'' Orduevleri, Askeri Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği'ndeki değişikliğin, bu tesislerden yararlanan personele değil düğün salonlarından istifade eden davetlilere yönelik düzenlemeyi içerdiği bildirildi. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinden yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında orduevlerine girişlerde kıyafet koşullarının değiştirildiğine ilişkin haber ve yorumların yer aldığı belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''17 Mayıs 2012 tarihinde Orduevleri, Askeri Gazinolar ve Sosyal Tesisler Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik orduevi, askeri gazino ve sosyal tesislerden istifade eden personele yönelik olmayıp, sadece düğün salonlarından istifade eden davetlilere yönelik bir düzenlemeyi içermektedir.'' |
Memur zammı 'hakem'e kaldı Hükümet ve memurun 21 gün süren zam pazarlığından sonuç çıkmadı. Hükümet son turda teklifi iki kez yükselterek yüzde 3.5+4'e çıkardı. Ancak artış memurların beklentisinden uzak kaldı. Son sözü Hakem Kurulu söyleyecek. http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/120521-memur1.v2.jpg http://media2.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/120521-memur2.standard.jpg Yaklaşık 4.5 milyon memur ve memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinden uzlaşma çıkmadı.2012 için yüzde 3+3'lük zam teklifini yüzde 3.5 + 3.5'a yükselten hükümetin son hamlesi yüzde 3.5 + 4 oldu. 2013 yılı teklifi de yüzde 3 + 3'e yükseltilmişti. Masaya yüzde 16'lık artışla oturan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, görüşmelere saat 24.00'e kadar ara verdiklerini ve o saate kadar yeni teklif beklediklerini ifade ederken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, nihai teklifi sunduklarını söyledi. Anlaşma sağlanamadığı için süreç hakem heyetine devredilecek ve müzakereler 29 Mayıs'a kadar heyet tarafından sürdürülecek. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, ''Kamu İşveren Heyeti'nin getirdiği yeni teklif 2012 için 3,5 4, 2013 için bir yenilik yok, ek ödeme yok, eş yardımında artış yok, taban aylığa zam yok, 4-C'liye yüzdelik zam yok, emekliye zam yok, toplu sözleşme ikramiyesine zam yok, yok, yok, yok'' dedi. Toplu sözleşmenin sabah 08.30'a kadar imzalanabileceğine işaret eden Gündoğdu, istediklerinin olmaması durumunda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na müracaat edeceklerini söyledi. 'TEPKİSİZ KALMAYACAĞIZ' Bu başvurunun yasal süresinin 3 gün olduğunu belirten Gündoğdu, "Eylem yapacağımızı, tepkisiz kalmayacağımızı bunun içinde, her tür eylem çeşitliliğinin olacağının buradan altını çizerek ifade ediyorum'' dedi. "İŞ BIRAKMA OLACAK MI?" ''Eylem içinde iş bırakma olacak mı'' sorusu üzerine de Gündoğdu, ''Kamu-Sen, KESK, saygın iki konfederasyonumuz, yasa gereği onlar tekliflerini masaya taşıdılar. Birlikte hareket edebilirler. Ama bizim böyle bir birlikteliğe ihtiyacımız yok. Hem üye sayısı itibarıyla hem de bakış itibarıyla hem de olayları tanımlama ve yaklaşma boyutuyla... 1 Mayıs gibi hepimizi ilgilendiren bir konuda bile 3 ayrı miting yapmak durumunda kalmışsak burada da farklılıklar ya da birleşmeler olabilir. Ama bizim gündemimizde böyle bir tasarı söz konusu değil'' diye konuştu. HAKEM KURULU'NDA KİMLER VAR? Bu arada Bakanlar Kurulu, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu üyelerini belirledi. Buna göre, toplu sözleşme görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması durumunda toplanacak kurula, Sayıştay Başkanı Recai Akyel başkanlık edecek. Bakanlar Kurulu tarafından memur sendikaları konfederasyonuna gönderilen yazıya göre, Sayıştay Başkanı Akyel'in başkanlığını yapacağı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun diğer üyeleri şöyle: İlhan Hatipoğlu, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürü Erhan Usta, Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cavit Dağdaş, Hazine Müsteşar Yardımcısı Şaban Talaş, Devlet Personel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tombul, Memur-Sen Hüseyin Rahmi Akyüz, Memur-Sen İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen Ali Kılıç, KESK Prof. Dr. Sedat Murat, İstanbul Üniversitesi Doç. Dr. Aydın Başbuğ, Gazi Üniversitesi |
Erdoğan memurlar için son sözü söyledi Memur konfederasyonlarının Başbakan Erdoğan'dan beklediği haber geldi... Memurun son umudu da bitti. İş bırakmayı gündemine aldı. İmzaların atılmasına saatler kala masadan kalkan memur konfederasyonları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan da umduğunu bulamadı. Başbakan, masadan kalktıktan sonra kendilerini arayan Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu'ya, "Bütçe açığı, cari açık, Orta Vadeli Mali Plan ve kamu mali disiplinini" gerekçe göstererek "Bu son teklifimiz" dedi. Başbakan'ın bu cevabı üzerine Memur-Sen de iş bırakma eylemini gündemine aldı. Memur-Sen adına toplu sözleşme masasında yer alan Toplu Sözleşme Genel Sekreteri Hacı Bayram Tonbul, "Bu saatten sonra artık yeni bir teklif çıkacak görünmüyor" dedi. Tonbul, yüzdelik zammın memura faydası olmadığını; asıl taleplerinin taban aylık zammı olduğunu vurguladı. Ancak hükümetin buna hiçbir şekilde karşılık vermediğini belirterek, memur maaşının yarısının tazminatlardan oluştuğunu, bu nedenle emekli ikramiyesi ve maaşının düşük kaldığını söyledi. "Bizim bu koşullarda toplu sözleşme imzalamamız mümkün değil" dedi. Masadan kalktıktan sonra Başbakan ile görüşüp görüşmedikleri sorumuz üzerine Tonbul, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu'nun Başbakan ile görüştüğünü söyledi. Tonbul, "Başbakan da cari açıktan, bütçe açığından, Orta Vadeli Plan hedeflerinden söz ederek, kamu mali disiplinini bozamayacaklarını belirterek, bunun son teklifleri olduğunu söylemiş. Dolayısıyla bizim açımızdan şuan için yapacak birşey kalmadı" dedi. 5 BİN KİŞİYLE HAKEME Çarşamba günü Ankara'da ilk eylem olarak 5 bin kişiyle kamu hakem heyetine başvuracaklarını açıklayan Tonbul, "Bunun ardından iş bırakma dahil her türlü eylemi tartışıyoruz" dedi. Tonbul, uzlaşmazlık tutanağının imzalanmasının ardından 3 gün içinde hakem heyetine başvurulacağını; heyetin de 5 gün içinde karar vermesi gerektiğini anımsatarak, heyetin kararı için son kararın 29 Mayıs olduğunu vurguladı. Ancak memurun eylem yapması için son günün beklenmesi gerekmediğini belirten Tonbul, Memur-Sen'in bugüne kadar iş bırakmayı gündemine almadığını, ancak bugünden sonra iş bırakmanın da eylem biçimi olarak gündemlerinde olduğunu açıkladı. TWİTTER'LI EYLEM Memur-Sen, heyet başvurusunun ardından ikinci eylemini sosyal medya üzerinden yapacak. Yüz binlerce Memur-Sen üyesi kamu çalışanı, twitter üzerinden Bakanlar Kurulu'na, milletvekillerine twitter atarak taleplerinin karşılanmasını isteyecek. Tonbul, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in, "2012 için 3 artı 3 verileceğini herkes biliyordu, bütçede bunun için ayrılan ödenek belliydi" sözlerini de eleştirerek şöyle konuştu: "Toplu sözleşme yasası geç çıktı. Ağustos'ta çıksaydı, hemen toplu sözleşmeyi yapardık. Kaynak da bütçeye ona göre konulurdu. Ama böyle olmazdı. Bütçe dengelerinden vazgeçilmeyecekse, toplu sözleşmenin ne mantığı var?" |
Sendikalar Grev Başlattı Hükümet ile memurun 21 gün süren zam pazarlığından sonuç çıkmadı. Hükümet ve memurun 21 gün süren zam pazarlığından sonuç çıkmadı. Hükümet son turda teklifi iki kez yükselterek yüzde 3.5+4’e çıkardı. Ancak artış memurların beklentisinden uzak kalınca, eylem kararı alındı. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, EğitimBir-Sen olarak, bugün için iş bırakma kararı aldıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Kamu-Sen ve KESK eylem kararı aldığı için ondan kaçmak ve o güne sığınmak gibi derdimiz yok. Aynı gün, aynı amaçla iş bırakma eylemi yapacağız ama aynı mekanlarda basın açıklaması, eylem açıklamaları yapmayacağız. Sorun belli, Türkiye eğer büyüyorsa biz bu büyümeden pay istedik ya da Türkiye’de, Maliye Bakanı ve diğer yetkililerin yansıttığı gibi ekonomide işler rayında değil, birileri rol yapıyor. Bu iki soruya cevap aradık. Dünyanın krizi en iyi yöneten ülkesiysek bunu memurlar da hissetsin.” ADETA DALGA GEÇİYOR Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Hükümet’in, 2012 için kamu emekçilerinin maaşlarına yüzde 3.5+4 zam önerisine karşı, Eğitim-İş olarak, tüm kamu çalışanlarının ve emeklilerin haklarını savunmak, insanca yaşam standartlarına kavuşmalarını sağlamak için bugün diğer emek örgütleriyle birlikte üretimden gelen gücünü kullanarak, iş bırakacaklarını açıkladı. Demir, “Bu teklif kabul edilebilir bir teklif değildir. Yüzde 3.5+4’ün ortalama memur maaşında yapacağı artış 55-75 TL arasındadır. Yüzdelik artış oranında buçuklu artış yapan Hükümet, kamu çalışanlarıyla adeta dalga geçmekte, kamu çalışanlarının emeklerini yok saymaktadır. Hükümeti, bir an önce bu yaklaşımından vazgeçmeye çağırıyoruz.” Tüm Sağlık-Sen, Hükümet’in zam önerisini protesto etmek amacıyla bugün iş bırakacağını açıkladı. Tüm Sağlık-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, bir yılda benzine yüzde 23, mazota yüzde 24, kömüre yüzde 26, doğalgaza yüzde 34, elektriğe yüzde 18 zam yapıldığı belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi: “Milletvekili danışmanlarına ve meclis sekreterlerine yüzde 170 zam yaparken, emekli milletvekili maaşları yüzde 60 artırılırken, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 300 bin civarında memura yüzde 15 zam yapılırken yetersiz olmayan mali kaynakların sağlık çalışanlarına sıra geldiğinde yetersiz olmasını protesto ediyoruz. Sayfalar dolusu taleple toplu görüşme masasına gittiğini deklere eden ciddiyetten uzak yetkili sendikanın masadan eli boş olarak kalkmasını ve sağlık çalışanlarına gereken önemi vermeyen Kamu İşveren Heyeti’ni protesto ediyoruz.” |
Zana’ya 10 yıl hapis Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, "örgüt propagandası yaptığı" gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120524-leylazana640.hmedium.jpg Diyarbakır'da görülen davada, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana için hapis kararı çıktı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 4 Aralık 2008 tarihinde ''terör örgütüne üye olmak'' suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılan ancak ''sanığın eksik savunması'' nedeniyle Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce bozulan kararın ardından yeniden görülmeye başlanan davanın duruşmasına tutuksuz sanık Diyarbakır bağımsız Milletvekili Leyla Zana katılmazken, avukatı Fethi Gümüş hazır bulundu. Mütalaada, sanık Zana'nın katıldığı her miting, toplantı ve basın açıklamasında terör örgütünün istemlerine uyarak, propaganda kastını aşıp ''terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek'' suçunu işlediğinin anlaşıldığını belirterek, ''Sanık, beyanlarında PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini, örgütün elebaşı Öcalan'ı da 'Kürt halk önderi' olarak gördüğünü, PKK'nın faaliyetlerini de 'özgürlük ve demokrasi' mücadelesi olarak gördüğünü belirterek, dolaylı olarak atılı suçlamaları kabul ettiği, tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır'' denilmişti. Mütalaada, sanık Zana hakkında, 9 kez ''terör örgütünün propagandasını yapmak'' suçunu işlediği gerekçesiyle 45 yıl, ''Terör örgütü üyesi olmak'' suçundan da 10 yıl olmak üzere toplam 55 yıla kadar hapis cezası istenmişti. ‘DÜŞÜNCE KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLSİN’ Sanık avukatı Gümüş, müvekkilin milletvekili olması nedeniyle davanın durdurulması ve bunun TBMM'ye bildirilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu savunarak, ''Müvekkilim şayet bir suç işlemiş ise bu örgüt üyeliği suçu değildir. Müvekkilim eğer örgüt üyesi ise yani hakkında önceden bir belge bilgi var olmuş olsa idi milletvekili olamazdı. Müvekkilim sanığın sözlerinin düşünce kapsamında değerlendirileceğini düşünüyoruz'' dedi. Mahkeme heyeti, sanık avukatının ''sanığın milletvekili oluşu nedeniyle davanın durdurulması'' yönündeki talebiyle ilgili olarak 17 Kasım 2011 tarihinde görülen duruşmada, yargılamanın devamı yönünde karar verdiklerini ve söz konusu kararın da TBMM'ye gönderildiğini bildirdi. KARAR Mahkeme heyeti, kısa bir aranın ardından kararını açıkladı. Mahkeme, ''sanık Leyla Zana hakkında 'Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' ve 9 kez 'Terör örgütünün propagandasını yapmak' suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama neticesinde sanığın eylemlerinin ve faaliyetlerinin bir bütün halinde terör örgütü PKK üyeliği boyutuna ulaştığı'' gerekçesiyle sanığın TCK'nın 314/2. maddesinde yer alan ''Terör örgütü üyesi olmak'' suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. 10 YIL CEZAEVİNDE KALMIŞTI 1991 yılında Meclis'te Kürtçe yemin eden Zana, 1994 yılında tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 10 yıl hapis yatan Zana, 2004 yılında tahliye edilmişti. Leyla Zana, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili olarak son seçimde yeniden parlamentoya girmişti. |
cumhurbsşkanı ile ilgili gazete haberi arkadaşlar ben 5.sınıf öğrencisiyim ve benim gibi sosyal kitabındaki 98 2. etkinliği bulamayanlar için bir gazete haberi veriyim: Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD'nin San Francisco kentinde bulunan Google merkezini ziyaret etti. Gül, burada Google'da çalışan Türk mühendisler tarafından karşılandı.Cumhurbaşkanı Gül'e, Google kurucularından Sergey Birin eşlik etti. Gül, Google Earth'ten Tarabya Köşkü'nü izledi. Cumhurbaşkanı Gül, San Francisco temasları kapsamında sosyal paylaşım sitesiFacebook'u da ziyaret etti.. Cumhurbaşkanı Gül, Facebook'u ziyaret etti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD'nin San Francisco kentinde dünyaca ünlü sosyal paylaşım sitesi Facebook'un genel merkezini gezdi. ABD'nin Batı kıyısındaki gezisine devam eden Gül, Google'dan sonra Facebook'u da ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Gül, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte Facebook tahtasına kendi imzalarını attı. Basın mensuplarının Facebook binasindan görüntü almasına izin verilmedi. Bu arada Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, Google'in kurucusu Sergey Brin ile sürücüsüz arabaya bindi. Gül, Brin tarafından Google alanında gezdirildi teşekkür ederseniz bir şey değil |
'NATO'nun genel sekreteri bir Türk olabilir' Amerika Birleşik Devletleri, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in halefi için şimdiden hazırlıklara girişti. Bu konuda arayışlara girişen Washington, ittifak üyesi ülkelerin nabızını yokluyor. Pek çok NATO ülkesi, genel sekreterin bir Türk olmasına sıcak bakarken, Almanya bu fikre karşı çıkıyor. NATO'da, Genel Sekreter Anders Fogh Rasmussen'in görev süresinin dolmasına daha bir buçuk yıl var. Ancak geçen haftasonu 25'inci NATO zirvesine ev sahipliği yapan Amerika Birleşik Devletleri, şimdiden Rasmussen'in halefi için arayışlara başladı. Obama yönetimi, kendine yakın düşünce kuruluşları üzerinden nabız yokluyor. Amerika'nın eski NATO büyükelçisi ve Amerikan Atlantik Konseyi Başkan Yardımcısı Nicholas Burns da, dünyanın önde gelen gazetelerine verdiği mülakatlarda yakın bir gelecekte NATO Genel Sekreterliği görevine bir Türk'ün gelmesi gerektiğini söylüyor. ALMANYA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKTI Burns ayrıca, ittifaka üye ülkelerin Washington büyükelçileriyle de görüşerek, NATO'nun geleceği ve yeni Genel Sekreter'in Türk olması konusunda nabız yokladı. 28 üye ülkeden 27'si, bir Türk'ün NATO genel sekreteri olmasından herhangi bir sakınca olmadığını dile getirirken, Almanya bu fikre şiddetle karşı çıktı. Türkiye ile diplomatik sorunlar yasayan Fransa ve Yunanistan gibi ülkeler, bir Türk'ün NATO genel sekreterliğine getirilmesinin değerlendirilebileceğini ve adayın niteliğinin önem taşıdığını kaydetti. Almanya ise, NATO genel sekreterliği görevi için bir Türk adayı desteklemeyeceğinı ve bu fikre kapalı olduğunu belirtti. |
'Kürtaja yasak' haziranda Meclis'te Tıbbi gereklilik dışında kürtaja yasak getirmeye hazırlanan Sağlık Bakanlığı, kanun tasarısını önümüzdeki ay Meclis'e taşıyacak. Başbakan Erdoğan'ın çıkışıyla gündeme gelen kürtaja yasak için Sağlık Bakanlığı çalışmaya başladı. Bakan Akdağ, düzenlemeye ilişkin olarak, ''Önümüzdeki ay içerisinde bu çalışmaları Bakanlar Kurulu'na yetiştirmeyi planlıyoruz. Ondan sonrası Bakanlar Kurulu ve Meclis'in işi'' dedi. Akdağ, daha önceki açıklamalarına paralel olarak, ''Kişisel yaklaşımım, prensip olarak gerekmedikçe, tıbbi gereklilik olmadıkça kürtaj yapılmamasıdır'' şeklinde konuştu. Akdağ ayrıca, sezaryenle ilgili de konuştu: "Şimdiye kadar birçok yaptırım uyguladık. Bir takım başka yaptırımlar ya da tedbirler alabiliriz. Örneğin tıbbi gereklilikler dışında kadının mutlaka normal doğuma öncelikle iknasını isteyebiliriz. Tıbbi gereklilik yoksa onun normal doğuma ikna edilmesi için bir süreç tarif edebileceğiz. Bunun üzerinde çalışıyoruz'' "AKIL VE BİLİM" Bu arada konuyla ilgili Aile ve Sosyal Poltikalar Bakanı Bakan Fatma Şahin de konuştu. Şahin, Koruyucu Aile Şenliği etkinliğine katılmak için gittiği Denizli'de, "Kürtaj ve sezeryan konusunda akıl ve bilim ne diyorsa o uygulanacak" dedi. |
Alıntı:
Sonuç olarak yasal sınırı aştığınızda başınıza gelicek budur. Sizi ancak devlet hastahanesindeki kuruldaki doktorların vericeği karar kurtarabilir. Buda okadar kolay değil. |
3. Yargı Paketi komisyondan geçti Kamuoyunda 3. Yargı Paketi olarak bilinen ve yargı sisteminin hızlandırılmasına yönelik bir takım düzenlemeler içeren tasarı komisyondan geçti. http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/120531-yarg%C4%B1.hlarge.jpg Yargı sisteminin hızlandırılması amacıyla hazırlanan '3. Yargı Paketi' komisyondan geçti. TBMM Adalet Komisyonu, 'Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nı görüşmelerini tamamladı. Tasarı; 2 günü geçen hafta, 2 günü de bu hafta olmak üzere 4 günlük yoğun bir çalışmanın ardından kamuoyunda '3. Yargı Paketi' olarak bilinen tasarı kabul edildi. Tasarı, hakimlerin tutuklama yerine adli kontrol uygulayabileceğine yönelik düzenlemedeki süre sınırını kaldıran konu başta olmak üzere, bir çok konuda önemli değişiklikler içeriyor. LÜZUMLU EŞYALARIN HACZİNE SON Tasarı mevcut haliyle yasalaşırsa aile bireyleri için lüzumlu görülen eşyalar haczedilemeyecek. Borçlunun haline münasip evi de haczedilemeyecekler arasına alınırken, para, kıymetli evrak ve değerli madenler kapsam dışı tutuldu. Haczedilen mallar ise elektronik ortamda satılacak. Bu tasarıdaki düzenlemeler yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında eski hükümler uygulanacak. |
İstanbul'un Fethi ve Ayasofya'da Kılınan Namaz İstanbul'un Fethinin 559. Yılında Fatih'in Torunları Ayasofya'da Kıyama Durdu İstanbul'un Fethi'nin 559. yıldönümü kapsamında on binler, Ayasofya'nın önünde "Fetih Namazı"na durdu. Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve Ayasofya'nın önündeki alana sığmayarak çimlerin üzerinde saf tutan on binler, Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan'ın ardında saf tuttu. Binlerce Fetih Gönüllüsü, namazın ardından hep bir ağızdan "Biz biz biz, Fatihlerin nesliyiz", "Bilet ile değil, abdest ile girmek istiyoruz" sloganları attı. İstanbul'un Fethi'nin 559.yıldönümü kutlamaları Anadolu Gençlik Derneği'nin Ayasofya Camii önünde düzenlediği "Fetih Namazı" ile daha da anlamlı oldu. Öğle saatlerine doğru Sultanahmet Meydanı'nda toplanmaya başlayan ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen on binler, Fetih coşkusunu ve Ayasofya'nın esaretini açtıkları pankartlar ve afişlerle en güzel şekilde yansıttı. Kalabalık sık sık , "Biz biz biz Fatihlerin nesliyiz", "Ayasofya camiidir, cami kalacak", "Müslüman uyuma, mabedine sahip çık", "Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın" sloganları atarak, tekbir getirdi. 78 Yıllık Esaret Son Bulsun Namazdan önce kalabalığa hitaben bir konuşma yapan Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, Ayasofya'nın 1934 yılından bugüne dek, tam 78 yıldır ibadete hasret olduğunu söyledi. "Bu durum bizim vicdanımızı rahatsız ediyor" diyen Turhan, "Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethettikten sonra, ilk Cuma namazını kıldırdığı mabettir. Fatih İstanbul'u fethettikten sonra önce burayı tamir ettirmiş ve bahçesine medrese kurdurmuştur. Vakfiyesinde de buranın başka bir amaçla kullanılmamasını bizzat tembihlemiş, aksi bir durumda bunu yapanlara lanet etmiştir." diye konuştu. Ayasofya'nın sadece taş bir binadan ibaret olmadığını ifade eden Turhan, "Ayasofya, Hakk'ın Batıl'a galebe çalmasıdır. Buranın İslam beldesi olduğunun nişanıdır. Sultan Mehmed'e vefa adına Ayasofya ibadete açılmalıdır. Bu üzücü duruma artık bir son verilmelidir." ifadelerini kullandı. Ayasofya, İslam Ümmetine Emanettir; Emanete Sahip Çıkılmalı Konuşması sık sık sloganlarla kesilen AGD Genel Başkanı Turhan, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Ayasofya'nın ibadete açıldığı gün, bizim bayramımız olacaktır. Ayasofya, İslam Ümmetine emanettir. Emanete sahip çıkmak Müslüman olmanın vasfıdır. Batı'da Ayasofya'nın yeniden kilise olarak açılması için kampanya başlatılmış durumda.'' Azınlıklara gösterilen hoşgörü, bu toprakların kahir ekseriyetini oluşturan Müslümanlara gösterilmemektedir. Sümela Manastırı'nı ibadete açan, Akdamar Kilisesi'ni onaranlar 78 yıldır ezan sesine hasret kalan Ayasofya'yı da yeniden ibadete açmalıdırlar." Salih Turhan, konuşmasının ardından on binlerce Fetih Gönüllüsüne "Fetih Namazı'nı kıldırdı. Türkiye'yi İslam Birliği Yerine Haçlı Birliğine Sokmaya Çalışıyorlar Eyleme destek veren Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak da kısa bir konuşma yaptı. Kamalak, "Hükümet, Türkiye'yi Haçlı Birliğine sokmaya çalışıyor. Bugün Sultan Fatih'e sorsak, 'İslam Birliğine mi girmeliyiz, yoksa Haçlı Birliğine mi?" diye. Ne cevap verir bize? Aynı soruyu vatandaşımıza da sorduğumuz zaman Sultan Fatih gibi cevap veriyor, İslam Birliği diyor. Peki Türkiye'yi İslam Birliği yerine Haçlı Birliğine sokmak isteyen hükümeti kim iktidara getirdi?" ifadelerini kullandı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı ve herhangi olumsuz bir durumun yaşanmadığı "Fetih Namazı"nın eda edilmesinin ardından, onbinler İnönü Stadı'ndaki Fetih Kutlamalarına katılmak üzere harekete etti. Kaynak : Habernet / Milli Gazete (27 Mayıs 2012,03:55) |
| Saat: 22:04 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık