![]() |
Artık Anladım Ne yapalim dünya bu kadar acimasiz, Bütün sevgiler olmus vefasiz, Insanlar olmus artik vicdansiz, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Kalbime unut diyorum dinletemiyorum, Bir tek onu sevdim anlatamiyorum, Öylesine caresizim ne yapmaliyim bilmiyorum, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Kuslara sordum onu... haber getirmediler, Istedigim bir parca mutluluktu cok gördüler, Ama yinede hep sevdim de sevilen olmadim, Artik anladim asklarin yalan oldugunu. Selma Doğan |
Ölesiye Seviyorum Bana gel Kendinle beraber Kalbini de getir Sonra umutlarını Sonra dualarını Ve hiç bitmeyen Ve hiç bitmeyecek olan Aşkını da beraberinde getir bana.. Maviyi sevdimse senden Dalmışsan hayale senden Senden hep kendimden geçmişliğim.. Şimdi hasretini kokluyorum Senin yerine, Seni öylesine değil Ölesiye seviyorum. |
Aşk Şans Ve Yürek İşidir Dostum bu aşk denen İlmek ilmek sevgi örmektir Sözden geri dönmemektir Mücadeledir, yılmamaktır Dünyaya karşı durmaktır Yedi cedde karşı gelmektir Zamanı durdurmaktır Sevgi pınarı olmaktır Pınarı kurutmamaktır Gülüşü paylaşmaktır Derde ortak ağlaşmaktır Yangındır, emektir Aynaya bakıp onu görmektir Uğruna baş koymaktır Başına can vermektir Hepsinden öte, aşk için Kocaman yüreğe sahip olmaktır Aşk yoktur diyorlar Yaşamamışlar bilmiyorlar Hayatının aşkıyla karşılaşmayan Aşk yoktur der Arzu ile aşkı karıştıran Aşk biter der Var mı kocaman yüreğin Var mı direnecek inadın Var mı aşkına rastlayacak şansın Denemeye değer dostum Kaçmamalısın, aşık olmalısın Halay Sadi |
Son Kaçış... Haydar Paşa Garın'da Issızlığın ortasında bir kadın Elinde küçük bavul... Yılmadan içine doldurduğu anıları Sıtrında bir yük yalnızlığı... Gece 24.00 treni gelecek, Son kaçış,son veda,son şehir... Kalabalıklarda terk etmiş, Mutlu gülüşlerini,mahur şarkılarını, Yaşam vesikasını bırakmıştı tek göz odasında Var olmanın cazibesiyle, Yabancı bakışlarla süzdü kendini Lobinin buğulu canımda... Nedenli solgun ve yorgun görünüyordu, Üşümüştü , içi titriyordu... Pardüsesinin kemerini biraz daha sıktı Isınacak bir yüreği dahi yoktu... Başını hafifçe kaldırdı cama doğru, Saçlarını arkaya doğru savurdu, Yüzüne baktı birkez daha, Gözbebekleri buluştu buğulu camda Ürktü,saklanmak istedi... Son kaçışına... Tren'in amansız çığlığıyla irkildi... Toparlanmayı denedi çaresizce Koşuşturan , vedalaşan,kavuşanların, Arasına karışmaya çalıştı... Makinistin son çağrısını duydu, Ruhunu o şehir de yitirmiş robot gibiydi Adımları istem dışı ilerliyordu... Bir eliyle asıldı vagonun yabancılığına Bir elindeyse anılarını sığdırdığı bavulu, Bir adım,bir adım daha attı... Atmak istedi,tüm gücüyle gayret etti, Yoruldu,adımı boşluğa düştü... Eli kaydı vagonun yabancılığından, O an tren son sireniyle hareket etti... Anıları raylara saçıldı... Andı bavuluna son bakışı, Kim olduğu hiç bilinmedi... Oysa o ıssızlığın kadınıydı... Son kaçışta kaybolan... Nisan_ |
İstanbul'a Hasret Sevgiye hasrete doyamadığım, Tepelerin,yedi yarendir, Rüyaların,hayallerin hası sendedir. Peygamberimin hayalindeki İstanbul Sen Şura’yı Asrı saadetin, Hep birlik de Cem ettiği, Aşıkların senin gecelerinden,ilham aldığı, Güzel şehirsin,İstanbul… Kutbun, Kutbesinin, Yeraltının,sarnıcının,olduğu Kıtaların.kıtalara bağlandığı, Yersin İstanbul… Tepebaşın,Tarlabaşın sonra gelir Beyoğlu’n, Galata kulen,Kız kulen.. Ömre,ömür katar Üsküdar’ın, Ortaköy’ün,Feriköy’ün , Boğazın güzelidir,Sarıyer’in,Eminönü’n Fatih sana hayran,sen Fatih’e Sen dünya güzelisin İstanbul… Senin,aşkına yanıp,tutuşup, Diyarlar ötesinden, Şehirler ötesinden, Kıtalar ötesinden, Peygamberimin ümmeti olabilmek için, Gelenlerin misafir edildiği, Yersin İstanbul… Eyyüp sede, Fatih sende, Dünyanın gözü sende Be!...İSTANBUL Kemal Tunç |
Suskunum Sana Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana... Adnan Yücel |
NEDİR Kİ GECENİN ÖMRÜ I Her şey acır bir yerlerinden Kendi içinde kırılır zaman Zaman içinde sevdan Denedim dayanabiliyor insan Nedir ki gecenin ömrü Zaten yaşamıyorsan .. II Sözlerindeki giyotinler bölüyor bedenimi Yüreğimi ayırıyor kalem tutan elimden En değerli yanlarım yere düşüyor Reddediliyor güne başvurularım Gözlerinde gece hüküm sürüyor Bahar dallarımda eski sigara yanıkları .. III Sen yürüdükçe uzuyor sokak Ben sokağı olmayan köşelerde bekliyorum seni Bir umut .. “ Gelir şimdi ... “ Sussan da duyuyorum sesini Ve biliyorum zaman alıyor mumyalamak Bir aşkın güncesini Ruhsatsız hüzünleriyle kaldırım taşlarının .. IV Tecavüzü kaçınılmazdır gözlerime gün ışığının Ve tecavüzüm gürültüsü uyanan bu şehre Ki işte bu saatlerde Sokar akrebi saati / yelkovan ölür Durur zaman / uzayan gecelerde kısalır ömür .. Çek üstümden umut geçirmez bakışlarını Göz yaşlarımla kurşuna dizme beni Veda nöbetlerinde .. Gidişinle öldür ... V Toplu intiharları mı yıldızların Yoksa ışıyan gün mü bu karanlık ?!! Durmaksızın seni yaşamaktır / yalnızlık .. VI Mısralar yazıp da tenine Ne zaman bir şiir dikmek geçse içimden Yaktığım şiirler kadar sıcak bedenine Bir cehennem ateşi geçer gecemden Gözlerim kaçar gözlerinden .. Orhun Basat |
Sevda Bülbülleri İçimde biter kan kırmızı aşk gülleri Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Hiç aratmaz yâr güzelliğin sümbülleri Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Seninle ben canan en güzel düşlerdeyim Anbean mutluluk kokan gülüşlerdeyim Sevgi okyanuslarında yüzüşlerdeyim Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Her an yaşarım seni başım bulutlarda En unutulmaz nağmesin çalan utlarda Hep senin adın var bendeki maksutlarda Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri En hisli arzularımda her dem sensin yâr Sevdân bedenimi depremler gibi sarsar Gözlerindeki bakışlar aşka dâvetkâr Konar dallarıma hep sevdâ bülbülleri Timur İlikan |
Hatırlama ne olursun, o yıldızsız geceyi, Ayrılığın kıyısında, çözümsüz bilmeceyi, Cevapsız kalan soruda, söylenmeyen heceyi, Ellerimiz ayrılsa da, sevdiğimi unutma, Razıyım ben özlemeye, çiçeğimi soldurma. Hani seninle sahilde, gezerken el ele, Aşkımızı haykırırdık, gülen gözlerimizle, Can gibiydik, canan gibi, sevgi dolu yürekle, En güzel anları düşün, gönlümdeki sevdayı, Rastlarsan bir Mecnun’a, hisset o Leyla’yı. Hayallerimi süslüyor, parıldayan gözlerin, Asla dinmez kulağımdan, aşkım diyen sözlerin, Canımı hep yakıyorken, ateş gibi közlerin, Esti birden deli rüzgâr, sevdamızı savurdu, Ne oldu bize böyle yar, ayrılık bizi vurdu. emin zeybek |
Farkında mısın dikenli tellere attım seni sürgünlerdeyken sen gözlerini buluta kaparken farkında mısın bakıyorum boşu boşuna ne mi yaptım , kalakaldım şeytan aldı ağzımdan senin adını anlattıracakmış sana başkalarındayken farkında mısın yaşıyorum boşu boşuna sonbahar kondu pervazıma uğuldarken rüzgar yağmalanmışım tüm umutların benleyken farkında mısın sensizleşiyorum boşu boşuna yüzüm de meyhane dağınıklığı var anılar kaldı gözbebeklerimizde kıydı namert sana yarınlarındayken farkında mısın deliriyorum boşu boşuna duygularımın aynasındaydım dönüş yolunu kapadım mavi gülün çoğalsada yokluğun ayıkken farkında mısın sarhoşum boşu boşuna demir atmışken bana saklayamadım seni sen inat ben israr aşk yanarken farkında mısın şairleşiyorum boşu boşuna adam değilmişim şimdi anladım frenlerim patlamış besmele çekeyim ayyaklarının altındayken farkında mısın dualardayım boşu boşuna Serdar San |
| Saat: 08:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık