![]() |
Aşk Aşk, Bir sürgü yahut asma bir kilit. Bir benlikten başka bir kimliğe sürülmek belki de. Kendi varlığıma yabancılaşıp, Senin varlığında mülteci olmak. Aşk, Kendi kendime yetemeyişim. Senle bir bütünken, Sensiz bir yarım bile olamayışıma verdiğim sıfat. Tek kişilik esaretten, Seninle hürriyete giden yolum. Aşk, Tüm ezberleri ve kuralları bozan anarşist yanım. En mağrur hallerime meydan okuyuşum. Asık suratımı gevremiş bir karton gibi yırtarak, Zulamdaki çocuğu çıkarışım. Aşk, Tüm meçhulleri aşikar eden aydınlığım. Karanlık ülkelere doğru sırtımda taşıdığım güneşim. Her nesneye renk veren ışık, Her canlının soluduğu hava. Aşk, Bütün meraklarımı seninle dindirdiğim kutlu tören. Kitaptan kitaba okuma telaşında, Sensizlik cehaletinden irfana varışım. Aşk, Sabah yediğim siyah zeytinin tadı. Her nimet ertesinde, Şükrün şevkine kanamadığım anım. Karşında su kadar ak ve berrak duruşumun nedeni. Aşk, Her zoru kolay eden kudret. En sert yüreğe bile çaresizliği gösteren ibret. Aşk, Her gürültüden uzakta derin bir sükunet. Sensiz başlayan her cümlenin devrik oluşu Alper Özbilen |
BU AŞK BURADA BİTER Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider ATAOL BEHRAMOĞLU |
Bu sensin Ve sesin Bu terin ve tenin haklı ıslaklığı Kal öyle Isıt gözlerimi gülüşlerinle Birazdan kapılar kırılacak belki de Birazdan kapkara bir örtü olabilir gözlerimizde Biz diz kırarken sinesinde sancının Yolunur papatya Deşilir ten Ve yara da ! Çünkü ölmek günleri biraz da Gülmek günleri(de), inadına Gün gülümsemeleri ardında Gün gülümsemeleri ardında Dağlandıkça Dağlaşmak Ve dağları sevmeye yaraşmak Yaraşmaya Yanaşmak günleri Sen de yanaş kıyılarıma bir vapur gibi Çarpıp durayım güvertelerde gözlerine Yılmaz ODABAŞI |
KALBİM DİNAMİT KUYUSU Beni, gözlerin götürür Gözlerin Aşkla, acıyla... Kuşatmışlar Sesimi, soluğumu Kesilmiş Tuz-ekmek payım Vurgunum Ve darda, Gözaltındayım. Dal, kor keser Penceremde açarsa Kuş, vurulur Üzerimden uçarsa. Ve hal böyle böyle, Yol bu yöndeyken Gelir, Ki her gelişinde Daha da içten Gelir, Soluk soluğa Benim olursun. Amansız sarmasında Kollarımın Esrik, Çığlık çığlığa Erir, kar gibi vücudun... Nicedir, ......ağzında Bir salgın, Bir deprem gibi künyemiz. Nicedir, Başımıza zindan dünyamız. Biz ki Yarınıyız halkın, Umudu, yüzakıyız, Hıncı, namusu... Şafakları, Taa şafakları Hey canım, Kalbim Dinamit kuyusu... AHMED ARİF |
DÖNMEM Ben sana dönmem bir daha, bir kere kandim o yalanlara, bir kere daha düsmeyecegim senin avcuna, benim sana geri dönecegimi mi saniyorsun? Iste burda kendini kandiriyorsun...... Sana dönmekmi asla, senin yalanlarina kanmakmi asla, bir baskasini sevmekmi asla, ben sevdim bir defa, sevmeyecegim bundan sonra.... Gittigin günü unutmadim, beni yiktin ya insallah sende yikilirsin, gözünden yaslar hep sel misali aksin, ben mutlu olamadim sende insallah hic olamazsin, acilar senin pesini hic bir zaman birakmasin, tipki sana olan Askimin benim pesimi birakmadigi gibi, insallah sende seversin birgün deliler gibi beni, ama unutma sakin geri dönmeyecegimi! Ben dönmem sana, dönemem! Gidisinle öldüm zaten bir defa bir daha ölemem! Benimle bir kez oynadin, gururumu bir kere ayaklar altina aldin, bir defa basardin aldin beni avcuna, hic bosuna ugrasma alamayacaksin beni kollarina, bu hatayi bir kere daha yapmam, senin yalan Askina inanmam, senin gibi Serefsize bir kere daha kanmam, ben bir daha kimseye Asik olamam, cünkü ben senin gibi Alcak olamam! |
Anlarsın Bir Düş Gördüğünü Bir kırlangıcın kanadındadır hayat. Bazen yükseklere alır seni, bazen umulmaz alçaklara, beklenti geç doğan güneş gibidir, gecikmekse yağan bir yağmur... Bir damla su olursun bazen, ya da bir hıçkırık boğazlarda yutkunan. Bir ırmak olur akarsın tepelerden, durgunlaşırsın hava kararırken... Sonra susarsın biraz, rüzgara karşı bir mum yakarsın, hep söner. Pişman olursun nedense, ağlarsın. O da eser kendi halince, silip götürür bütün benliğini. Belki çok seversin, belki az, zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü, her şey bir kördüğüm olur, bir ağrı geçer gider yüreğinden, çok üşürsün sen kalabalıktaki yalnızlığında... Belki çok düşünürsün, belki az. Bir ateş düşmüştür önüne, bir el tutmuşsundur belki istemeden, belki bir güneş, belki... Zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü, duyguların bulutlardan sıyrılıp önüne düştüğünü... |
Acıya Kurşun İşlemez Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır Çığlıklarla parçalanmış uykularda Buruşturulup atılmış aşklarda Ve çalınmış mutluluklardadır Ses ile yürek Büyük rüzgarların o yanık şarkısı Hala yükselir içimizden, dağılır Coşkunun doruklarında sürer yankısı İlk kurban adanırken bir nehire Korkunun ilk nisanında başlamıştır Gözyaşının ilk damlasından kalma Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne Kanla yazılan yasalarla Açlığın otağ kurduğu sabahlarla Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir Acıya kurşun işlemez artık Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir Yok bundan böyle ter yarası Zincir tutsaklığı ve sabır Kırbaç yalvartması sessizliğin Can pazarı ve kahır yok Herşey yaşanan şu gün gibi gerçek Adımız halk olduğu günden beri Bir direnç olmuştur bizde sevinçler Şimdi acının her kuraklığında Onlar Yüreğimizin ovalarına çiselenirler Boşuna değil bu ölürcesine sevmek Ve ölürken bile yürümek Boşuna değil Hep yatağı olduk tarihin ırmağının Yenilgilerle durulmanın Zaferlerle köpürüp kabarmanın Ama hiç bir zaman Anası olamadık geçmişi doğurmanın Yıldızlar ve sular tanıktır Aç ve kavruk bir memeden Direnmeyi yudum yudum emen Bir çocuk gibi öğrendik Ve direndik Ordular kurduk türkü renklerinden Bütün ağıtları bir hücumda yendik Acıya kurşun işlemez artık Biz yaşamayı zulümsüz sevdik |
SEN İÇİMDESIN Sen içimdesin Yüreğimde, kalbimdesin. Üzülemiyorum. Sen yüreğimdesin ya... Sende üzülürsün diye üzülemiyorum. Gözlerimdesin; En derin yerinde, Gözbebeğimdesin. Ağlayamıyorum. Sen gözlerimdesin ya... Sende ağlarsın diye ağlayamıyorum. Aklımdasın; Beynimin en son noktasında, Yüreğimi yöneten yerindesin. Gittiğini düşünemiyorum. Beni bırakıp gidersin ya... Bende korkup kaçarsın diye düşünemiyorum. Ellerimdesin. Avuçlarımın içinde, hayat çizgimdesin. Yazamıyorum. Sen ellerimdesin ya... Adını yazdığım kağıdı, Yanlışlıkla atarım diye yazamıyorum |
Veda Bu kalpler güzeldir kırılmaz biran Yürekte saklansın doyulmaz şu an Size kurban olsun sevgisiz bu can Dostlar varolmasa çekilmez cihan Dostlar vardır hani düşman sanarsın Ağaran saçınla yalnız kalırsın Bir gün elbet gerçek dostu tanırsın Dostun kıymetini o gün anlarsın Bunu söylemeden çekip gidemem İki cihan sizle kalsam diyemem Veda edip ayrılsam da gülemem Ağlar yürek gözyaşını sizsiz silemem Kırılmayın dostlar bana boşuna Sevgim yetmez bu cihanın taşına Okyanusa sular akmaz boşuna Düşman olan dostun gitmez hoşuna Hayat budur çile bitmez bilirim Sevgi yüreklerden gitmez dilerim Dostluk vardır ömür yetmez ki derim Bilen insan dostu satmaz eminim Can ciğerden beni seven sizlerin Yürekteki sevgileri çok derin Yaşadığım şu ölümsüz anların Hatırası yürektedir hep derim Belki yalan gelir sözlerim size İki cihan yürek açıktır öze Gönüldeki yara gelmeden göze Veda edip gitmek düşüyor bize Osman Ata |
Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesne var mıdır ölüm yok eder göç değiştirir kendisi kalamaz kimse sarp ve suskun ninelerden başka onlar kimi zaman sırtlarında kimi zaman sımsıkı kucak hala evin bebelerini avutmada kimse kendi gibi kamamıştır o seven sevilen amca döner birgün apansız, bırakılan kente herkesin doğduğu evi haraç mezat açmıştır izinsiz eski sandığı artık başkasının olan evin avlusunda tüccarı değildir bilemez nesi kaç para sedef nalın, oyma kutu fildişi tahta kehribar tarak toka mum bebeği kızın, armağan çıngırak, ilk elbise (naylon girmemişti daha saf hayatımıza) sonra görülecektir birinin evinde mor fanussuz lamba ötekinde mor fanus (ah yağma) arar lambayı fanus fanusu lamba uzağında sahibinin kirlenir porselen kırılır sırça mor ipekten kenarıydı bir kırlentin moru solmuş ipek ezilme derdinde anılarından utanan çocuk yaşlanınca şaşar kendine sözcükler dizerek barışır diliyle söyler, anlaşılır Gülten Akın |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık