![]() |
ERKENCİ bahar kuzusunun tazeliği havada rüzgar kıbleden eser öncü leylek kontroldedir. toprak yumuşaktır kış yeni bitmiştir kar yeni kalkmıştır üzerilerinden hava gebedir bahara kolayca delebilir hayatı bir köstebek ve bir fare ve hatta bir karınca... ve bir dağ lalesi ve isimsiz mavi çiçek erkencidirler.... Sefer YEŞİLYURT |
Bir kovalamaca ardı sıra Konmaya yüz tutmuş kanadı kırık kol uzanışı Kim derdi bunca yürek açımı doğrultmuşken, kal diyesim gelir de susardı dil Derdi tasayı silerdi gönül Gözlerin serilirken ufkuma il il Tutarken elimi Güven, inanç, safi sevgi kanıma damlalarca zerk edilir Gülerdi yüz, süslerdi dünyamı yüzünün anlamı Manamı aşar, zirvede çağlayan bir pınar düşerdi canıma Gelmezdi aklıma kemi dünyanın Bir gülüşün salınırken poyrazında başımın Akışı coşar sen kadar sana yakınken kanım Al bir nefes tutar sanrımı Can üfler ruhundan cana Bakar bakar ağlardım Şükrümden Seni sana bırakmam der gibi Al başımdan dağları aş Kırk cemre düşür bahara Kur saatini vuslatın Gel diye diye bakmayayım yoluna Kal diyecek umudu sar İplik iplik dokurken sevdayı Sabahımdan sabahıma Kar geceleri tutsa da Yar sularını hasretin zehrinin Sök başımdan ayrılığı Ben bir denizkızı olayım koyunda, kıyında Dök yakamozları yağsın sevdadan akşamıma Gidilir Düşe durmaya Gündüzmüş olsun Sen ya dört yanım Düş benim ya.. 5.3.2007, Öznur KARAYUMAK |
DOSTLARI OLMALI İNSANIN Dostları olmalı insanın, Aynen gemilerin limanları gibi Zaman zaman uğradığın Yükünü boşalttığın Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunuda Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, Geri döneceğin günü bekleme umuduyla Bazen rüzgara o açmalı yelkenini Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla Halatlarını çözmeli Seni çok Ama çok özlemeli Dostları olmalı insanın, Ermiş,bilge hayatı ezbere okuyabilen Düşünmediklerini düşündüren Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen Gerektiğinde senin için çün ateşi yutabilen Yolunu ışıtan ustan olmalı, Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini Sana vermeli soğuk bir kış gününde Üzerindeki tek gömleğini. Oğuzkan Bölükbaşı |
Sen Yok Muydun? nerde başladık hangi koparılmış takvim yaprağında kaldı kapımı çalışın? hâlâ bilmiyorum niyedir limanların telaşı... martı sesleriyle gidiyor musun yoksa bulut öldüren yağmur kovan bir zaman kavuşuyor muyuz? ikinci bir sen bilmiyorum senin bakışında başlar temmuz‘a sarılı düşler senin ellerini bilirim hayat gülüşünde geçmiştir karanlığı ikinci bir sevmek bilmiyorum... nerde kaldık şimdi? ortada kalan bu yalanı sen mi bıraktın giderken ben mi yarattım yanarken? ölümü bilmiyordum gidişin sanmıştım... belki de ölmüştüm kaç gündür aynada göremedim kendimi gölgem yoktu ardımdan gelen ayak seslerimi de duymadım nerde benim deli, çılgın telaşım nerde senli uykusuzluğum sen yok muydun aşk değil miydin sen? Ertan Akyüz |
SENİ SEVMEK Seni sevmek Gözlerinde bin kez ölmek Bin kez ölüp yaşam sürmek Hayat denilen bu sahnede Sana tutuklu kalmak Ve sana tutukluyken Hürriyeti yaşamak demektir Süleyman Yavaş |
İncinen Gurur Pencereden baktığımda görüyorum Senin yüzün incir yaprağında Senin ürkekliğin duvar üstünde yürüyen Bir kedinin kıvraklığında Aynada dururken görüyorum Kırmızı öpüşün sol yanağımda Dişimi fırçalarken senin ağzın Serin suların berraklığında Rakı devrilmiş masalarda yokluğun Veya benden önce kalkıp gitmişliğin Gece boyu dolandığım barlarda Sarhoşlara tekrarladığım adın Balıkçı kahvesinde,çorbacıda,kenarlarda Dökülmek istemiyorum hayır!.. Çingene çiçekçiler habire yaltaklandığında Bilmediğim soruların açtığı çukuru Yalanlarla doldurmak istemiyorum Seni kaybettim galiba İki taşın arasında kaldım Bu, benim hatam değildi Seni ben çook geç tanıdım Derin acılar bahçıvanı Yüreğime ne ektin böyle... Aşk korkağını bağışlar mı? Söyle... Aramak ne kötü herkeste seni Her gözde bulup yanılmak seni Ah turuncu rüyalar güzeli Hem kendini yok ettin Hem beni Başka ne acıtabilir içimi Yaşım kırkı devirmişken Seni böyle patavatsızca sevmişken Ve, tam aynayı güneşe çevirmişken Başka ne... Seni vefasız aşklara bırakıyorum Yüzümü kırılan bardaklarda ara Düşünme ben ne olurum Sanırım bi daha onarılmaz İncinen gururum.... Yusuf Hayaloğlu |
AĞLARIM KADERİME Hangi serefsiz söylemis Davul vururmus dengi dengine Kadere siginirlar Seni yazmis tipsiz itin birine Bir onu bir de seni düsünürüm Bir de sen ile beni düsünürüm Düsünürüm ve geceler boyu aglarim Geceler boyu aglarim kaderime Hayalini tutar bedenime baglarim Kendimi koyarim senin yerine Hayalimde canlanir gençlik çaglarin Dayanamam aglarim kaderine Gözlerim dolar senin yerine aglarim Gözyaslari süzülürken yanaklarimdan Su kelimeler dökülür dudaklarimdan Yine düsünür seni takdir ederim Aferin be GÜL’üm aferin Nasil dayandin bunca yil derim Takdiren hayalinden öperim Bir ara evet bir ara Dönerim yasanmamis gençligime Ruhuma bulutlar çöker kapkara Simdi de aglarim kendi evliligime Farki yok ayi armut zart zurt Agrilar sancilar saplanir iligime Içime düser binbir kurt Acirim yillar yili çektigime Aglarim ve düsünürüm çözüm yok Beynime saldirirlar denizden karadan Tasiyamayiz bu yükü bize çok Yazmissa yazmis Yaradan Derim ve teselli bulurum Iki it çekilmezse aradan GÜL’üm gözlerim açik ölürüm Gözlerimi kapatirsin cesedimi öperek Dudaklarinin sicakligindan sevdigini bilirim FIKRET OGUZTÜRK |
Kayıp Ruhlar Kayıp ruhlar aranıyor şehrin birinde Umutlar yarına kalıyor hep Alacakaranlık çökünce Annem reçel kaynatıyor Ben ise buğulanan camlara Adımı yazıyorum belki bulunurum diye Ne yazık ki Güneş doğarken akıyorum, Ve sen geçerken bakıyorum camlardan Kayıp ruhlar aranıyor şehrin birinde Adım liste başında Kayıp ilanları tutuşturuyorlar eline Sen tanımıyorum diyorsun Ruhumu hapsediyorsun kalbinde Annem reçel kaynatıyor Tadına bakmak zorundayım Umutlar yine yarına kalıyor Alacakaranlık çökerken... mehmetbaturay |
Hasret Seni çok,çok seviyorum Ayrıldım gülemiyorum Sensizliği çekemiyorum Bitsin artık bu hasret Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret,bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,yok olasın hasret Her gün ağlar gözlerim Titrek çıkar sözlerim Uzanmıyorki ellerim Hasretlik zor sevgilim Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret.bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,kör olasın hasret Hasretlik yaktı bizi Soldurdu güllerimizi Mahvetti gençliğimizi Biti ver artık hasret Hasret,artık çekilmiyorsun Hasret,bitip tükenmiyorsun Hasret,ağlatıp güldürmüyorsun Hasret,ismin batsın hasret Sabri Aksu Sabri Aksu |
İntihar Saatimin Zili Çalınca İntihar Saatimin Zili Çalınca Artık maskelerden değil Altındaki yüzlerden korkarken Uçurtmalarımın asla Sonsuzluğa uçamayacaklarını anladım İpleri ellerdeyken. Şimdi beyazımı nasıl korurum Bütün renkler kirlenirken. Bak işte İntihar saatimin zili çaldı Dilinin ucundaki Okyanusa bedenimi bırakırken Neden sanki, Yaşamayı bu kadar çok seviyorum? Mehmet Baturay |
ÖZÜR DİLERİM Adını kalbime aşkla yazmışım, Zamanla unutur birgün silerim . Güzel bir rüyayı gerçek sanmışım , Senı sevdiğim için özür dilerim. Aşkıma karşılık beklemek suçmuş, Vefasız insan meğer çokmuş, Senin beni sevmeye niyetin yokmuş, Seni sevdiğim için özür dilerim. Sanmakı bulamam başka birini, Gönlüm sevemez hiç birini, İstemem artık yalan sevgili, Seni sevdiğim için özür dilerim. Ali KemaL Alemdar |
Usanıp sevişmekten bir ermeni general Atıvermiş kendini senmişel kulesinden Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden O çocuğu boynundan asıvermeli derhal Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem Ne güzel bükermişim boyunlarını ama Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı Yani her direnişi çağda kızla sonlanan En yeni senaryoda en eski esas oğlan Bir ermeni general -yakası madalyalı Ataol Behramoğlu |
Acı bir hayat. Bir tek senin aşkın mı aşk? Sen misin sevda yanığı kaçak Ben seni sevdim seveli yandım Yandım,yandım sende söndüm Hayat bana bir dargın bir barışık Her günüm senle karma karışık Çakmak, çakmak gözlerinde ışık Senin sevdan bende, barut fişek Ulaşılmayı beklerken ayrılık İkimizin kaderi olsa gerek Bana ayrılık yazan felek Sensizliğini bana giydirecek Yapma be sevdam ağlama artık Bu kader senin değil benimdir Sana gelen bu ayrılık, firak Bende oluyor acı bir hayat Alaaddin Uygun |
Sen Giderken Sen giderken Kurudu dudaklarım söyleyemedim bir söz Dönüp baksaydın görecektin bir çift buğulu göz Sen giderken Boğazımda düğümler, kalbim doldu hıçkırık Gönlüm mahzun oldu kolum kanadım kırık Sen giderken Hüzün doldu içim hayallere daldım Çabuk dön diye Tanrıya yalvardım Sen giderken Sarıldım hayaline arkandan el salladım Okşadım saçlarını öpücükler yolladım Sen giderken Daldım hülyalara öptüm avucumu Bir an öpüyor gibi dudak ucunu Sen giderken Hayalin kollarımda bir an zaman durdu Eğer gerçek olsaydı belki kalbim dururdu. Ramazan Mustafaoğlu |
Kadın bakıcı! aşçı! bulaşıkçı! temizlikçi! ırgat! şamar oğlanı! hey,.....KADIN... sahi! yukarıda saydıklarımdan, hangisiydi,senin adın ? Burhan Kıran |
Ayın Gölgesi Gün ışığı göz kamaştırır, Öğle saatlerinde. Ay ışığı isim değiştirir, Su üstündeki gölgesiyle. Gece karanlığında, Esen rüzgârın soğukluğu, Kurt ulumaları, keyif kaçırır, Korku sarar sesleriyle, Görünmezlikleri arasında, Varlıklarını hissetmek, Korkunun sebebi... Karanlıkta, Görmeyen gözlerin takipçisi, Karanlığın sahibi, Ay ışığının gölgesi. Doğuş Paşalar |
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10186-1.gif Eylül geldi ve hiç gitmedi... O gün, bu gündür aylardan hep eylül ve mevsim hep sonbahar... Ben hâlâ yağmur sonrası o toprak yolda yürüyorum... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10186-1.gif Ayağımın altında sarı çınar yaprakları ve yolun sonunda hayalin duruyor... Kaç yıl oldu unuttum. Ben sana varamıyorum... http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10186-1.gif Ebreşe |
Sensiz Yapamam. Dertlerle kararan birgün daha, mazime gömülürken sessiz,sakin. Gözümde yaş,içimde yas. Sensizlik zor,karanlık,çirkin. Tek güzel şey hayalin. Gözümden gitmeyen, Beni terketmeyen. O...Aşık olduğum. Tapılası halin. İnan öleceğimi bilsem, kalmasa mecalim. Silinmez o hayal. oysalarda gözlerimi. Beynime nakşetmişim, Kalbime yazmışim seni. Seninle dopdoplu günüm,gündüzüm, gecem.. Senin bir parçanım. sensiz yaşayamam. İmkansız Ecem... (1986) Zafer Gürayça |
Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Nerelerde gezmiş tozmuş Öğrenemedim. Besbelli denizden çıkıp Kıyılar boyunca gitmiştir, Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu Yüreğini allak bullak etmiştir. Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru Bulutları koyun gibi gütmüştür, Okşayıp otları yaylalarda Büyütmüştür. Köylere de uğradıysa eğer Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır, Güneş altında çalışanlara İmdat eylemiştir. Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru, Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz, Kıraçlarda mavi dikenler.. Toz toprak gözlerine gitmiştir. Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti, Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür, Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra Alıp gitmiştir. Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Soraydım söylerdi herhalde. Soramadım. http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10181-1.jpg Cahit KÜLEBI |
ANILARDA YAŞARKEN Çekingen adımlarla sesiz ve ürkek Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin O büyülü şarkılarını söyleyerek Gençliğimi geri getirdi ellerin Sundun paha biçilmez güzelleğini Öylesine diri öylesine sıcak Böylesine bir mutluluk anladım ki Ömür boyunca bir kez yaşanır ancak Bir kez nefes aldığını anlar bir gün Bir kez bir kişiyle insan bütünlenir Özlem dediğimiz o hançer bir düşün Bir kez saplanmak için kaç kez bilenir Anılarsa bitmez bizimdir daima Umulmadık yerlerde yeşerir büyür Yaşamak baştanbaşa yalan olsa da O alır bizi uzaklara götürür Emzirir gür memelerinden istekle Biz farkına varmadan uzar ömrümüz Anılarda yaşarken bir gün gelir de Biz de birer anı olur ölürüz. ümit yasar oguzcan |
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum başımda gam, gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar say ki yaşamadım bu yerlerde nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal. Nuri CAN |
.İyimserlik hayata doğurulmamın başlı başına muhteşem bir bağış olduğunu biliyorum ve ama ana rahmine tutundurulmamdan günüme bilinçlim ve gayri ihtiyarilerimi kerrat cetvelimde mizanlıyorum verdiklerimin aldıklarımı fersahladığını hep farkındalıyorum.. ....... olsun ele ele baş başayım diyeyim kırk yıldır çıkmayan huyum kurusun iyimserliğim belasına ne kadarıncaysa kalanımda çıkana kadar canım sağ olsun.. Ali Işık |
Etki ve tepki En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için, ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifCharles BUKOWSKİ |
Umut işler atom reaktörleri işler yapma aylar doğar güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları ölüleri toplar kaldırımlardan işsiz ölüleri aç ölüleri işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken köylü aile erkek kadın eşek ve karasaban saban koşulu eşekle kadın toprağı sürerler toprak bir avuç işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken ölür bir çocuk ölür bir japon çocuğu hiroşima'da on iki yaşında ve numaralı ve ne boğmacadan ne menenjitten ölür bin dokuzyüz elli sekiz de ölür bir japon çocuğu hiroşima'da dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için işler atom reaktörleri işler .......... .......... Nazım Hikmet Ran |
GÜL YARASI Dün gece yine seni gördüm rüyamda Önce toz bulutlar sardı etrafı Sonra sen belirdin gözümde Bir gül vardı elinde Bana uzatıyor ve gülümsüyordun Bense o gülü almak için uzanıyordum Uzanıyordum fakat yetişemiyordum O sırada sen arkana dönüp gidiyordun ‘Elveda’ demeyi bile esirgiyordun O sessiz gidişini görmemek için Başımı önüme eğmiştim Zor tutuyordum kendimi ağlamamak için Birden bana baktığını fark ettim Evet, iki üç adım sonrasında Geriye dönüp, bana bakıyor, gülümsüyordun Ve elindeki gülü bana doğru attın Tam ayaklarımın ucuna geldi Eğildim o gülü yerden almak için Birden fırladım yataktan Dışarıda yağmur yağıyordu, şimşek çakıyordu Gece saat 03.30’du. Su gibi tere basmıştım Hâlbuki kâbus da görmemiştim Çok geçmeden elimde bir kanama hissetmiştim Kesin o gülün dikeni batmıştı elime Artık bir gül yarası vardı elimde Unutma ki bu ismi sen vermiştin bana ‘GÜL YARASI’ demiştin adıma Yine unutma ki yiğidi gül ağlatır, gam öldürür Ve yiğit yalnızca güle yenilir… DİLEK ÇAKMAK |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
Kör Hiç bilemedi/n vefa bende ne d/emek Aşk ne demek dostluk ne d/emek Kaç kez b/aktı/n da göz bebeklerime Hiç göremedi/n gönül ne d/emek göz ne d/emek Hacer TİGUN |
Usanıp sevişmekten bir ermeni general Atıvermiş kendini senmişel kulesinden Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden O çocuğu boynundan asıvermeli derhal Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem Ne güzel bükermişim boyunlarını ama Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı Yani her direnişi çağda kızla sonlanan En yeni senaryoda en eski esas oğlan Bir ermeni general -yakası madalyalı Ataol Behramoğlu |
GECENİN DİBİNDE HÜZÜNLERİM Gecenin kapısındayım : Önü deniz… Uzanmış yalnızlığına Issızlığında pus biriktiren gölgeyim. Yıllanmış hasreti burcunda asılı Yolunu gözleyenim. Kuzguni şairlerin Ağulu adımlarıyla Geceyi dikine çıkan gözlerim Ağıdı yakılmamış Söz ölüleri saçar; Gecenin dibine çakılır hüzünlerim. Mavi diye çıktığım atlaslarda Sancağımı acıya çeviren Gündüzlere seslendim: Ey! Uzaklardan Mor ufkumun uçsuzuna Köz kırpan özlemim; İçime ateş diye dökülen Azat edilmişlik duygusuna Boz güvercinler üşüşürken Ankara bozkırlarında Kuytuda bozarır sözlerim. Hey! Misketi elinden düşmüş çocukluğum: Bak,ışıltısı solmuş düşlerin geçiyor Son fener alayının gölgesinde Beni barbar yalnızlığım biçiyor… Altay Çapan |
Çeker seni, karanlık yanların kokusu Derin ormanların vahşi güdüleri açlıkla uyanır Ürkütür avcı, titreyen ellerini hissedersin Ne kadar gölgede kalsa o kadar iyi Sakladığı kuşkuların pınarı Emer ışığı koyu gözlerindeki pusu Öper isyanı, utanmayı bilmez dudakları Çeker seni, deli bozuk dikilen bakışları İner durmaksızın sınırlarına hayali bir kamçı Kışkırtır avcı, gümleyen kalbini hissedersin Kadın! Diz çökmeye değer bir aşk olsun istersin Çek hadi çek onu Ağın ucunda varsın sen Çek hadi çek Günah mangası bu sokağa gelmeden Çeker seni, bilinmeyen yanların coşkusu Kayıp adaların ilkel türleri görkemle uyanır Gösterir avcı, canındaki gücü hissedersin Ne kadar söylenmeden kalsa o kadar iyi Gizlediği cenderenin pası Sürer atları sıcak nefesindeki koşu Öper isyanı, kuramları bilmez dudakları Çeker seni, yalın yürek süzülen yağışları Yıkar durmaksızın bentlerini doğurgan bir sancı Çıldırtır avcı, donakalmış aklını çözersin Kadın! Hissetmeye değer bir aşk olsun istersin Çek hadi çek onu Ağın içinde varsın sen Çek hadi çek Ayıp taburu bu sokağa girmeden Çeker seni, geniş yaşamakların umudu Masum duygularda gayri resmi bir beden uyanır Acıtır avcı, dar zamanların güvenliğini özlersin Kadın! Elinde kafesle asker adım kime gidersin? nesrin cansever |
Hayvan ne güzel. Kaldır başını bir bak,gökte süzülen doğan, Bize emanet canlar,biLsen hayvan ne güzel. Deryada yüzen balık,yerde zıplayan tavşan, İnsana dosttur onlar,buLsan hayvan ne güzel. Yılan zehri panzehir,hastaya şifa olur, Kimi dertler dermanı,anzer balında bulur. Kendini bilen insan,tüm hayvanları korur, Ruhuna huzur verir,aLsan hayvan ne güzel. Şairdir dilsize dil,düşene destek çıkan, Engin görüşündür bil,tüm tabuları yıkan. Gel gardaş hamisi ol,sana minnetle bakan, Kedin için bir yanlış Silsen hayvan ne güzel. Turnaların adına nice türkü yakılır, Çok sevdiklerimize isimleri takılır. Doğal oyunlarına içtenlikle bakılır, Bozlağından bir nağme, çaLsan hayvan ne guzel. Kuzu kesime gider,koyundur ağlayanı, Kuzu değil şişektir,bol verim sağlayanı. Yenmesin kuzu eti,dokunma yaylayanı, Kuzuları kırlara,Salsan hayvan ne güzel. Deli Mavi Sevdalar hayvana sahip çıktı, Hayvanları sevdirip yeni bir ışık yaktı. Ozan diller ses verdi,semeresi çok şıktı, Hayvanı can bilerek,gülsen hayvan ne güzel. İshak Özlü |
Sevda Kurşunlanıyor Hücrelerimde Hayat sömürünün acımasızlığını kusuyor üzerime Bir dalgaya kurban veriyoruz güveni, *****lik kuruluyor otağımıza Can dediğim... canım dediğim vuruyor sırtımdan İhanet değil sen yakıyorsun canımı Vuran dost olmasa yar olmasa can olmasa Canım yanar mıydı böyle Sevda kurşunlanıyor hücrelerimde Biliyorum... bu; sonun başlangıcı Vazgeçişimin, silişimin hatta nefrete düşüşümün başlangıcı Batar mıydı içime sözlerin Dost dilinden yar dilinden can dilinden dökülmeseydi Kan kusturamazdı izbelerde böyle Tırnaklarımda derimden izler Artık canım yanmıyor, hissetmiyor ki bedenim Elim uyuşmuş yüreğim uyuşmuş beynim uyuşmuş Gözbebeklerimden ateş fışkırıyor Kimseyi görmüyorum Sen dost sen yar sen can olsan da Sevdanı içimde öldürüyorum. Emine Yılmaz |
Adressiz bir mektup gibiyim Oradan oraya Yontula yontula Yılların izlerini taşıyor Göz çizgilerim Bulutlar Benden kaçıyor köşe bucak Şu halime bak Yaprağını döken ağaçlar gibiyim Kırık dökük bi haldeyim.. Mustafa kaya |
Acıyı Yoğuruyorum Yüreğimde Bugünlerde acıyı yoğuruyorum yüreğimde. Tutuyorum usulca bileklerinden, fısıldıyorum kulağına. Ben seni seviyorum. Bugünlerde ben sana susuyorum, acının sırdaşına. Ben tutuyorum acıyı, susarak dindiriyorum biraz. Sonra güneşe bakıyorum, iç çekiyorum rüzgara. Neden; Ben seni seviyorum. Yalana tutunmak var hep, unutuyorum bir an, bağlarını çözüyorum dizimin, titretiyorum ellerimi biraz. Neden; Ben seni seviyorum. Acıyı yoğuruyorum yüreğimde. Senden bana gelen, sonra gitmeyip kalan. Ben seni seviyorum. Ali Osman Seymen |
Eğer gitmeden önce dinleseydin beni Söyleyecek çok şeyim vardı sana Gitmeden önce süzseydin gözlerimi Beki o zaman duyardın içimdeki sesi Ne bileyim, seni seviyorum derdim Gitme, kal bu gece Atma beni sensizliğe Gönlümden geçen her şeyi, ama her şeyi söylerdim Yazıp da veremediğim mektupları tutuştururdum ellerine Ve verip de okumadığın şiirlerimi Kalman için lafa tutardım seni Salakça da olsa bir şeyler söylemeliydim Ve sen bu şekilde gitmemeliydin Bu gidişin geri dönüşü var mı bilmiyorum Giderken senin adınla başlayan plak çalıyordu Sen arkana bile bakmadan gittiğinde Plaktaki şarkıcı senin adını son kez söylüyordu Pili bitmiş bir saat gibiyim Ne kollarım çalışıyor Nede bedenim Söyle, ben sensiz neyleyim Elimi sıkıp hoşça kal demeliydin Terk etmenin de bir şerefi olmalıydı Ufacıkta olsa bir kelime söylemeliydin Ama sen bir elveda bile demedin Gözlerine son kez baktığımda Süzülen yaşları gördüm yanağından Ama sen görmedin gözlerimdeki seni Ve duymadın içimdeki sesi Kalan kalır, istemeyen gider Zorla güzellik olmaz gülüm Sevmek gibi, ayrılıkta kader Bilmek ki sensiz günler nasıl geçer Elimde tutuyorum fotoğrafını Ve son kez dinliyorum senin adınla başlayan plağı Haykırıyorum dağlara taşlara Bilmem ki sen duyar mısın feryadımı. selami çakır |
Bu Ülke / 1 Vurulmak bir şey değil de Hani diyorum Böyle yarım kalmasa insan Kolun yok… Bacağın yok… Yüreğin….Sağlam……… Benden başka herkes Bütün mahalleli sokakta yine Çocuk sesleri kulağımda Yine karşı balkonda komşu kızı Eski yavuklum…Emine……… Eskiden saçlarını okşardım Şimdi ise buradan Ona el sallayacak elim bile yok Bir de ayaklarım Nasıl da hızla çıkardı kapıdan Dünyanın en güzel gözlerine Rüzgar misali koşardım…. Kolsuz bacaksız yaşamak neyse de, Hani diyorum, Bir de yarınsız kalmasa insan……. Uykumda gece düşlerim yok, Bazen dalıp gidiyorum saatlerce Yüzümde gülüşlerim yok, Yüreğim…Yüreğim sağlam…. Köy çocuğuyum ben Başak tarlalarında büyüdüm ülkemin Yabancıydım mayın tarlasına, Yetmedi anamın döktüğü yaşlar Ciğerimi dağlayan bir kurşun yarasına… Sızım geçmedi Gönül bu, kolsuz da olsa Sevmekten vazgeçmedi…. ……………………………………….. Özledim kırmızı ışıkta beklemeyi, Hafta sonları maça gitmeyi, Sahil boyunda saatlerce yürümeyi, Buzdolabının kapağını açıp, Gece yarısı buz gibi soğuk su içmeyi Anamı uyandırmadan…. Özledim otobüse binmeyi Vapurla Üsküdar’ a geçmeyi İşe gitmeyi çalışmayı, Akşam vakti Çamlıca’da bir yorgunluk çayı İçmeyi… Bir de şekeri karıştırmayı Garsonu çağırmadan…. …………………………………. Bu gün Pazartesi Yarısı yok…….. Yiğidim, aslanım demek hoşta Oturmuyor üstüme, Giydiğim gömlek, Bakıyorum Sol kolu, hep boşta… Ayak izlerime küsmüş bu kaldırımlar Çoktan ölmüş içimde ki çocuk sesleri Pencerenin ötesinde yağıyor yağmur Artık saçlarımı ıslatmıyor bulutlar… Bu gün Pazartesi Yarısı yok…….. Oysa çoktan sona erdi Kulaklarımda hala çınlayan Bomba sesi, roket sesi, mermi sesi… Ulaşmış olmalı yurduna İzmirli Musa çavuşun cenazesi…. Annesi…Ah o annesi… Bugün Pazartesi Yarısı yok……. Yürüyemediğim sokağınızda Tam geçiyor oysa evimizin adresi… Vurulmak bir şey değil de Hani diyorum Unutulmak derdine düşmese insan….. ……………………………………… Ateş düştüğü yeri yakar Ellerinde çiçekler Beyaz güvercin uçuranlar… Benden daha mı iyi tanır Ağrı’lı Mustafa’yı……. Kürdoğlu Kürttür, Merdoğlu merttir yüreği… Dedesini anar, gözleri yaşarırdı Onun dilinden anlatırken Çanakkale’yi… Laz İsmail Horon teper başımızda Her oturuşta, bizimle bölüşürdü Memleketinden gelen nevaleyi….. Ben söylemek için kaldım Onlar almak için gittiler O ölümsüz mertebeyi…. Sahi Siz çok… Çok seviyordunuz değil mi Bu ülkeyi….. …………………………………….. Biraz da kendinizi sorgulayın Hani “tam” ya sizin kolunuz bacağınız, Hani siz yürüyorsunuz her gün yollarda… Hani aşklarınız var, Ballandıra ballandıra anlattığınız, Sevişmek sanattır dediğiniz kitaplarınız… Hani kurulmuş rakı sofralarınızda, Çözümcü tartışmalarınız, Akademik araştırmalarınız, Ermeni soy kırımlarınız, İşgalci Mehmetçikleriniz, Kahraman teröristleriniz…. Eğer siz… “Bu ülke” iseniz, Yarım kalmasın cümleniz Tamamlayın bizi… Anlamıyoruz söylediğinizi, Öyleyse Biz, kimiz? ........ Deniz ÜLKEGÜL |
SENSİZ TESELLİLER YAHUT DÜNKÜ SEVGİLİLERİMİZ Gözlerim etrafta seni arıyor Kâr etmiyor artık sensiz tesellilerim Bir an belirip, hep kayboluyor Selimiye’nin rengârenk çinilerinde Daha almadan son hevesimi Şu küçük dünyamı sardı yine gam Duyduk geçmişin ince sesini Ruhumuz yâd ile doldu bu akşam Her zaman görmeye alıştığım yüz Teselli(yi) aratır mey kadehlerinde Dil-i teşneye acı verir tuz Âşık bir serkeştir bu demlerinde Coşarak yükseliyor bütün özlemlerimiz Billur kubbelerle içlerimizde Dün yanımızda olan sevgililerimiz Hayâl edildikçe büyür gözlerimizde Gözlerim etrafta seni arıyor Kâr etmiyor artık sensiz tesellilerim Bir an belirip, hep kayboluyor Selimiye’nin rengârenk çinilerinde salih okumuş |
ANLAYABİLİRSEN GEL Bir kere görünce gülen cemalini Unutmak kolay mı hüsnü halini Eğer anlayabilirsen sen de beni Hiç çekinmeden uzat bana elini Hiç başlamadan sonu görünüyorsa yolun Yine hiç başlamadan bitsin bu oyun Eğer anlayabilirsen sen de beni Hiç çekinmeden git, bu senin sonun Bir kez daha görmek nasip olursa o yüzünü Gözlerimden silemem ki hicranın hüznünü Eğer anlayabilirsen sen de beni Hiç çekinmeden gel, bir bahar günü Gel bekliyorum hayatımın gülü Gülün beklediği gibi bülbülü Eğer anlayabilirsen sen de beni Gel de beraber bitirelim bu ömrü DİLEK ÇAKMAK |
Ben seni o gözlerindeki Büyük ıssızlıkta sevdim Şimdi içimde binlerce yüz Binlerce sen oldun Sevgim çekip alamıyor seni Derin ıssızlığından Büyük bir aşkla sevsem de Sana sonsuz saygım var Yaşıyorsam içimde umut varsa Seni özlediğim içindir Seni bu kadar özlemesem Bu kadar sevemezdimki gizem pares |
KÜL VE DÜŞ I Kanayan bir umudu işliyorsun yüreğime tutsak yağmurların izdüşümüyle II Yedine düştüm aşkın kendimden öte varoluşun fidesinden asi filize III Buhar olan terimiz gökkuşağıydı düşümde ve sevdanın kolları, kavrulan yeryüzüne IV Küllenen düşlerdeyim, gözesinde boğuluyor sularım Alev içer türküler suskunluğun sesinde V Önümde uçurum ardımda kanı tutuşan emek kim bilir belki de bu düş, bu külde yeşerecek Ali Rıza Kars |
Serzenişimdin sitemimdin, Tükenmez denilen kalem bitene, Sönmez denilen ateş sönene dek. Seni yazdım sevgili, Tükenen onlar değil bendim. Yazmakla bitseydi sevdalar, Ağıtlarla tükenseydi aşklar, Kim neyi kime yazacaktı. Kırgın gönülleri, Kırılan kalemlermi anlatacaktı. Kalemi yenilersin, Ateş yeniden alevlenir, Onanmaz yaralar açtığın kalbimi. Nasıl, Kandıracaksın. Dile kolay, Sığsaydı eğer sayfalar, Asırlar boyu sürermiydi aşklar, Ayrılıklar kavuşmalar, Destanlara ilham oldular. Tarihsin yolsun ışıksın, Kim alabildi önünü sevmelerin, Kim set koyabildi sevene sevilene, Sevgi var oldukça, Aşksın insansın. tarık sasaoğlu |
çığlık kendime düşüyorum bastığım her çukurda güneş perdesini örtüyor bir ıslık üşüyor kaldırımda yüreğinden yüreğime yağıyor kar ben...sokağın kuytusunda saklı durak bir nefes mola / sonrası giden yolcular -sür sesime yosunlu köpüğü düşümü gelişinle sar- ayrılığa kesiyor biletimi her istasyon yalnızlık...buğuda terli nefes kendine dönüyor bahçede volta her şarkıda yara alıyor bahar şafağın aynasında yaslı yüz ve gece... gölgesi yasak esmer duvar -tutun kirpiğimden gözüme ölüme daha bir yaşamak var- Ferhat Gülsün |
Bir şarkı tutturmuşum dilime. Geziyorum avare. Hava güzel mi güzel. Değmeyin keyfime. Yemyeşil çimenler bulsam. Sere serpe sırtüstü yatsam. Kafamda binbir düşünce, Gözlerimin önünde akan Beyaz bulutlara baksam. Bir karınca gezer kolumda. Ağzında bir ekmek kırıntısı. Bir serçe gezer daldan dala, Nedir bu kısacık hayatda, Herkesin bu bitmeyen hırsı? Gündüzden geceye döner gökyüzü. Bazen kızılımsı bazen sarımsı. Yaş elliye varınca bilmem, Genç miyim yoksa yaşlı mı? Bir rüzgar yeşillikleri okşar Ve giderek gün ufukta solar. Nereye gitti bu karıncalar? Sarmalayınca karanlıklar beni, Göz kırpar sanki yıldızlar. Hayatı ciddiye alma der gibi. haldun uras |
İzi kalır gecenin gözleri örter sensizliği iner korkular yalnız şehrin limanlarına... şimdi; zaman sendir ve seni aramaktır tenhalarda bulurum ümidiyle savruluştur savruk rüzgarlara belki de kurtuluştur, ölüm sıcaklığında güneş yanmaktır... durulmuştur hayatın kesitleri çıkmaza uğrar düş ve şiir yolunu yitirir öksüzlüğün arifesinde söner söner söner Aytekin Orhan |
DAHA ADINI BİLE KOYAMADIM Dönelim artık eski günlere Gidelim yine parklara bahçelere Kabahatimi biliyorsun Neden artık sevmiyorsun Şansım yok mu hiç Yalnızlık bana göre değil Benim yerim senin yanın Yeniden sev beni Hiç bitmesin bu sefer Sabahlar uzak olsun Yaşanan geceler hatırlansın Seni sevdiğim her gün için şiir yazdım Sonuncusu dündü Bugün ise yeniden yazdım Sanki hiç yazmamış gibi Her satıra adını yazdım Hiç duymamışım gibi Seni seviyorum bile diyemedim Sevmekten öte ama Daha adını bile koyamadım. Semih Çağdaş |
Yapraklar Susuzluktan kurumuş, buruşmuş sanmayın "Yazık oldu" deyip evhamlanmayın Bir âlemden başka bir âleme İbadet şuurunda, iner yapraklar *** Semazen gibi döne döne inince onlar Vazife bitti, yok olacak sanmayın Hüzünlenmeyin hemencecik Bir candan başka bir cana, can katar yapraklar *** Yaprak toprağa, toprak yaprağa hasrettir Tüy hafifliğinde, hazan serinliğinde iner Vuslatın ta kendisidir, tasalanmayın hemen Baba ocağından ana kucağına iner yapraklar. *** Keder elem yok! Ayrılık acısı yok onlarda Bir vazifedir yapar durur, ücret yok onlarda, Gafil insandan tek farkı; Allah’ı zikreder durur yapraklar Salih Ağrak / 3/4/2007 |
su taşı tenim ağır bastığım yerde dar zaman gam buğusu yiten gün kilide uymayan kar içinde yürümenin mora kesik acısı döşümde aksine seyir bir deli volkan umutların kaygan sırtında sık soluğum rengine aralık buse kapısı marazından serkeş söverin ehlî yetisizin rotasına istifi manasız bedlik esamesine bu isyan cebimde yalnız bir bilet düşevim ömr'e gökkuşağı mendil dört ucu derin yanık eşelendikçe sonsuz çıngılar serpilir göğe dilin kalpe köprüsünde an sesim çığlık türküler söyledim şiirler yazıp tığ teber bulut penceresinden bakın gelişime ey! kesik damarlarıma sürdüm mevsimsiz içimin cam ormanından füsun nağmeler yazdım omzumda uyurken yaprak yıldız tüy düşüren dolunayda zayi etmeden sevdalı yüzümün kucağında kum sağnağı aczinizin yanılgı küpünde farketmediniz S.Sevinç YILDIZ |
Anladım diyemem ki ! Suçluyum. Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi. Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım, gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben biterdim. En kötüsü beni koyup gitmendi O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz. Ve nice yıllar kovalardı birbirini Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler Bütün teselliler uzaklarda kalırdı Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al, diyebilseydim Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi? Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Belirsiz-İz / Karmaşa Bekledim günlerce 'yalan' sözünü Bitti mi hevesin aşkı yormadan? Özledim kavgalı, asık yüzünü Yiter mi öfkeler bana sormadan? . Yalnızlık büyüttü sana hasreti Suskunluk başlattı her müebbeti İnadın yok etti bütün serveti Atar mı yüreğin sevgi sarmadan? . Yokluğuma çare bulduysan eğer Sırlanmış anılar düşleri boğar Pişmanlık utançsız kar olur yağar Yeter mi baharlar yaza varmadan? . Bensiz de geçecek ömrün kalanı İnanmazsın ama bilmem yalanı Dönersen kalbime sevgi alanı Batar mı karanlık güne vurmadan? . 05 Mart 2007 Nesrin Göçmen |
O Her şey onun suçu Hasretinde yalnızlığında sebebi o Seni özleme nedenlerimin de Geceleri isyana yeltenen yüreğimi Sıkıştıran da o Sadece o Seni benden alıp giden de Beni beklemeye mecbur eden de O Ve sen Kurtul da gel artık Bırak birazda o sensiz kalsın Bırak her şeyi onun olsun Adına yazılmış şiirleride Her köşe başında çalınan şarkılarınıda Bırak Bir kere de sen onu terk et de gel, Beklemeyi benden devralasın Yıkıp da gel artık onu Adı uzak şehir İstanbul kalsın Sen gel de hasretinle İstanbul yansın. Aysun Çarkacı MUTLULUK OYUNU Gözler herzaman gördüğünde değil, Görmek istediğine inandı. Düşler ısrarla mutluluğu kovaladı, Ama hep en yakın olduğu anlarda kaçırdı, Belki de mutluluk aldatmacasıydı bu gönlün Var olması gerektiğine inanılan ama hiç var olmayan. İşte yarısı polyannacılıkla geçti bu sefil ömrün. Dünyada bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük; Kendi kendini kandırmak,inandırmakmış budalaca... Sonra elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi, Hiç olmayan mutluluğunu aramak. Cevabı alınamayacak sorular sormak kendine. Mutluluk oyunu bu geç de olsa sonunda anlaşılan, Ama asıl kabusu uyandıktan sonra görülebilen... Bu oyunu kazanabilenler için sonsuz bir umut Kaybedenlere ise hayatta yüzleşebilecek kadar gerçek ve somut... Özcan Öğüt |
| Saat: 21:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık