MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

Efulim 4 Haziran 2012 14:31

Çevreyolları depreme karşı güçlendiriliyor

Çevreyolları ile bağlantı yolları üzerindeki köprü ve viyadüklerin onarımı, güçlendirilmesi nedeniyle D-100 Karayolu'nun Uzunçayır mevkisinde trafik yoğunluğu yaşandı.


Karayolları Bölge Müdürlüğü ekipleri, ''İstanbul 1. ve 2 Çevreyolları ile Bağlantı Yolları Üzerindeki Köprü ve Viyadüklerin Onarımı ve Depreme Karşı Güçlendirilmesi'' işi kapsamında, D-100 Karayolu Kadıköy Uzunçayır mevkisindeki K509, K510 ve K511 köprü ayaklarında çalışma başlattı. Depreme karşı güçlendirme çalışmaları nedeniyle karayolunun Harem istikametinde bir şerit ile İETT otobüslerinin geçtiği yan güzergah trafiğe kapatıldı.
Bu nedenle, karayolunda sabah saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu.

Çalışmaların, 21 Temmuz'a kadar süreceği öğrenildi.


Efulim 5 Haziran 2012 11:47

Kürtajın yasak olduğu İrlanda'dan uyarı
Türkiye kürtaja yasağı tartışırken, bu yasağın yürürlükte olduğu koyu Katolik İrlanda'dan uyarı geldi: Bizde hapis cezasın rağmen kürtaj bitmedi. 30 yılda çok trajediler gördük. Türkiye de bizim durumumuza düşebilir...


Avrupa Birliği içerisinde Polonya, Malta ve Kuzey İrlanda ile birlikte kürtajın yasak olduğu İrlanda'da, 'kürtajı yasaklayan ve cezalandıran' düzenlemeye, 1983 yılındaki halk referandumuyla ömür boyu hapis cezası da eklendi. "Şu anda biz pek iyi bir örnek teşkil etmiyoruz" diyen, İrlanda Aile Planlaması Vakfı (Irish Family Planning Association)'nın CEO'su Niall Behan.
Ülkede aile planlaması ve kürtaj konusunda İrlandalılara yardım için oluşmuş kurumlardan en eskisinin CEO'su Niall Behan, Türkiye'deki kürtaj tartışmalarının merkezde olduğu açıklamaları Akşam gazetesinden Şenay Yıldız'a yaptı.

O açıklamalardan dikkat çeken noktalar şöyle:

- İrlanda'da kürtajla ilgili durum tam olarak nedir?
İrlanda'da kadının hayatı risk altında olmadıkça kürtaj yasak. Ama yasada, kadının hayatının ne zaman risk altında olduğu konusunda tam bir netlik yok. Teorik olarak bir kadının hayatı risk altındayken mümkün olsa da, uygulamada bu böyle değil. Bu nedenle diyebiliriz ki, İrlanda'da kürtaj her durumda yasak.

- İrlandalı kadınlar kürtaj için başka ülkelere ama özellikle de İngiltere'ye gidiyor, değil mi? Rakamları biliyor musunuz?
En azından yılda 4 bin kadın kürtaj yaptırmak için İngiltere'ye gidiyor. Çünkü hem yakın hem de dil sorunu yok... Yasadışı şekilde kürtaj da oluyor. Ama bazen kadınların zorla anne yapılması gibi oldukça farklı trajediler de görüyoruz. Bir de ortada çok fazla yasal sorun var. Türk Hükümeti bunu düşünüyor mu, bilmiyorum ama dünyada insan hakları ile ilgili düzenlemelerin yasal sonuçlarına iyi bakmalısınız. İrlanda sadece iki yıl önce Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nu ihlal etmekle suçlandı. Bu nedenle şu anda mevcut yasa üzerinde çalışılıyor. Birkaç hafta içinde büyük bir değişim bekliyoruz.

- Ne bekliyorsunuz? Tamamen serbestlik kazanma ihtimali var mı?
Tamamen serbest olmasını beklemiyorum. İrlanda'da yasal kürtajın yapılabileceği koşulları tanımlayacaklarını sanıyoruz ama bekleyip görmek lazım...
Size sadece tecrübelerimizi söyleyebilirim. Kadınlar bizi yardım hattından arıyor, aile planlaması ya da yasal kürtaj için yurtdışındaki klinikleri soruyor. Eğer toplumda kürtaj rakamını düşürmek istiyorsanız, yasaklamak pek de iyi bir yol değil. En iyi yol cinsellik ve cinsel ilişki eğitimi ile korunma yöntemlerine kolay ulaşımı sağlamak. İrlanda'da son 10 yılda bunu uyguladıkları için kürtaj sayısında gözle görülür bir azalma var. Ama bu yasaktan değil, diğer metotların öne çıkmasından kaynaklanıyor. Bu yasak aslında kürtajı çoğaltıyor.

- Neden yasak kürtajı çoğaltıyor?
Kürtaj 1861'den beri suç sayılıyor. Yani aslında, İrlanda Devleti kurulduğundan beri hiç yasal olarak kürtaja izin verilen bir süreç hiç olmadı. Gördüğümüz kadarıyla, kürtaj yasak olmasa, insanlar rahat ve açıkça konuşabilse, biraz düşünebilse, panikle kürtaj yaptırmak yerine kendi istekleriyle ebeveyn olma aşamasına daha rahat gelebilirler. Üzerlerindeki bu baskı onları tedirgin edip, olumsuz etkiliyor. Kürtaj rakamını düşürmek ise cinsellik, cinsel ilişki eğitimi ile doğum kontrol araçlarına erişimi kolaylaştırmakla ilgili. Son 10 yılda korunma yöntemlerine eczanelerde kolay ulaşılmasının sağlanması ve okullarda zorunlu cinsel ilişki eğitimi dersleri verilmesi rakamları düşürdü.

- İrlanda'da kürtajın hala bu denli önemli bir tartışma meselesi olmasının temel nedeni din unsuru, değil mi?
Evet. Bu şu ünlü miras konularından biri. İrlanda Devleti kurulduğundan beri son derece muhafazakar bir Katolik devlet olarak görüldü ve bu tabii ki çok etkili. 1983'te bir referandum yapıldı ve insanlar kürtaj karşıtı yasayı kabul etti. 30 yıl önce kabul edilen ve kürtajı yasaklayan yasa hala anayasamızda duruyor.

- Peki sizce toplum bugün hala aynı noktada mı? Ne gösteriyor kamuoyu yoklamaları?
Toplum çok ciddi bir şekilde değişti. Bence bu yasa bugün önümüze gelse artık geçmez. Yapılan araştırmalar insanların desteğinin giderek azaldığını ortaya koyuyor.

- Sizce tüm bu kürtaj tartışması siyasi mi?
Bence içinde çok fazla siyasi fırsatçılık var. Bizim bu konuya yaklaşımımız, bir insan hakkı sorunu. Bazen insan hakları meseleleri çok popüler olmayabilir. Eğer Türkiye'deki siyasetçiler uzun vadeli düşünmezse, İrlanda'da bizim durumumuza düşebilir. Çünkü şu anda biz pek iyi bir örnek teşkil etmiyoruz.

- Neden?
Bizim kürtaj yasamızı dünyadaki hemen her insan hakları örgütü, Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi... Hepsi tarafından sürekli eleştiriliyor ve İrlanda'ya baskı yapıyor. Bu gerçekten hiç de adil değil bu ülke için.

- Türkiye'de kürtaj sayısını mı azaltmak istiyor siyasetçiler?
Sanıyorum, evet. Hedef bu galiba...
Ama süresini kısaltmak veya yasaklamak tersine etki yapıyor diye gösteriyor bizim tecrübelerimiz. Yasaklama tersine baskı yapıyor. İnsanlara zaman veya yasakla baskı koymazsanız, ilk başta istemediklerini düşündükleri bebeği isteyebilirler. Ama paniklediklerinde sağlıklı düşünemiyor ve hemen kürtaj alternatiflerine bakıyorlar.


Efulim 8 Haziran 2012 19:09

4+4+4'e İkinci İtiraz
CHP, Anayasa Mahkemesi'ne esastan iptal başvurusunu 14:00'da yapacak.

CHP, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran ve kamuoyunda ”4+4+4” olarak bilinen kanunun esas bakımından iptali için bugün Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, başvuru dilekçesini bugün saat 14.00’de Anayasa Mahkemesi’ne iletecek.

CHP, daha önce de kanunun şekil bakımından iptalini istemiş, ancak Anayasa Mahkemesi reddetmişti.



Efulim 10 Haziran 2012 18:23

Akdeniz'de deprem

Muğla Ölüdeniz açıklarında 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlk bilgilere göre depremde can kaybı yaşanmadı.


Muğla Ölüdeniz açıklarında 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Fethiye ilçesine bağlı Kayaköy Koyu'nun 21 km güneybatısında gerçekleşti.Merkez üssü Ölüdeniz açıkları olan 6 büyüklüğünde depremin derinliği 19,4 km.
Ölüdeniz Belediye Başkanı Yılmaz, ''Gelen bilgilere göre herhangi bir can kaybı ve yıkım yok'' diye konuştu.

Ölüdeniz İlçe Jandarma Komutanlığı da can ve mal kaybının olmadığını bildirdi.

BİRÇOK ŞEHİRDE HİSSEDİLDİ
Deprem başta Muğla olmak üzere, Akdeniz ve Ege Bölgesi'ndeki birçok şehirde hissedildi. Özellikle Fethiye, Marmaris, Bodrum, Köyceğiz, Milas ve çevre ilçelerle Yunanistan'ın Simi (Symi) Adası'nda, İzmir, Aydın ve Denizli'nin de aralarında yer aldığı Ege illerinde hissedildi. Depremin KKTC'de hissedildiği de öğrenildi.Deprem nedeniyle panikleyenler sokaklara fırladı. İlk belirlemelere göre can ve mal kaybı yaşanmadığı öğrenildi. Polis, jandarma ve belediye ekiplerinin, çevre köylerle bağlantı kurup zararlarının olup olmadığını öğrenmeye çalıştığı bildirildi.

Muğla İl Sağlık Müdürü, ''Bize gelen bilgilere göre hastanelere 6-7 kişi intikal etti. Bunlar da deprem esnasında korkuyla balkondan, pencereden atlayan kişiler'' dedi.
Depremi yaşayanlar, sarsıntının çok şiddetli olduğunu ve depremin 30 saniye boyunca hissedildiğini söyledi.
Daha çok sahilde hissedilen deprem nedeniyle Fethiye'de elektrik ve internet bağlantısının kesildiği öğrenildi.

15 ARTÇI

6 büyüklüğündeki depremin ardından 15 artçı meydana geldi.

DÜN DE SALLANMIŞTI

Muğla'da dün de saat 17.33'te, merkez üssü Köyceğiz İlçesi'ne bağlı Balcılar Köyü yakınları olan 4.2 şiddetinde bir deprem meydana gelmişti. Deprem herhangi bir mal ve can kaybına yol açmamıştı.

SON 24 SAATTE 42 DEPREM

Son 24 saatte Ege'de 42 depremin meydana geldiği ve bunların 16'sının Muğla'da gerçekleştiği belirtildi.


Efulim 17 Haziran 2012 22:05

CHP'den 1 ayda 3 kurultay birden
En son 2004'te yapılan Kadın Kurultayı'nın 11.'si 8 Temmuz'da, 8 yıl aradan sonra toplanan Gençlik Kurultayı 24 Haziran'da, 34. Olağan Kurultay ise 17-18 Temmuz'da gerçekleştirilecek.


CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK), 29 Şubat'taki toplantısında, 11. Kadın Kurultayı'nın gerçekleştirilmesi için aldığı karar doğrultusunda Haziran ayı içerisinde ilçe ve il kongrelerini tamamlamayı hedefleyen kadın kolları, kurultay takvimini de belirledi. En son 2004'te toplanan Kadın Kurultayı'nın 8 Temmuz Pazar günü, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda toplanması kararlaştırıldı.

Kurultayda seçilecek kadın kolları genel başkanı, 2004 yılından bu yana göreve seçilerek gelen ilk başkan olma özelliğini de taşıyacak.
CHP 13. Olağan Gençlik Kurultayı da 24 Haziran Pazar günü, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapılacak. 8 yıl aradan sonra toplanan Gençlik Kurultayı'nda seçilecek kişi, yıllar sonra seçimle görev alan ilk başkan olma özelliğini taşıyacak.

BÜYÜK KURULTAY 17-18 TEMMUZ'DA
CHP, 7 Haziran'da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Parti Meclisi'nde (PM) alınan karar doğrultusunda, 34. Olağan Kurultayı'nı ise 17-18 Temmuz'da gerçekleştirecek.
Ankara Spor Salonu'nda yapılacak kurultay, 26 Şubat'ta gerçekleştirilen CHP'nin 16. Olağanüstü Kurultayı'nda kabul edilen yeni tüzüğe göre gerçekleşecek.
Partinin yeni tüzüğüne göre, Genel Başkanlığa aday olabilmek için üye tam sayısının en az yüzde 10'unun yazılı önerisi gerekecek. Yeni tüzüğe göre, şu anda 80 kişiden oluşan PM üye sayısı da 60'a inecek.


Efulim 18 Haziran 2012 14:34

İzmir'de toprağa gömülü 6 kilo C4 bulundu

İzmir'de toprağa gömülü düzeneği hazır yaklaşık 6 kilo ''C4'' tipi patlayıcı bulundu.


Gaziemir ilçesinde, dün bir kişinin sırt çantasında patlayıcı ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında yapılan aramalarda, toprağın altına gömülü vaziyette yaklaşık 6 kilo düzeneği hazır ''C4'' tipi patlayıcı ele geçirildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, dün Gaziemir ilçesinde bir kişinin sırt çantasında 1 kilo 900 gram ''C4'' tipi patlayıcı ele geçirilmesi üzerine soruşturma derinleştirilerek, çeşitli noktalarda arama yapıldı.
Aramalarda, toprağa gömülü vaziyette düzeneği hazır yaklaşık 6 kilo ''C4'' tipi patlayıcı bulundu.

Aramaların devam ettiği ve patlayıcı miktarının artabileceği bildirildi.
Bu arada, sırt çantasındaki bombayla birlikte yakalanan zanlının, Kuzey Irak'ta üst düzey bomba eğitimi aldığı ve terör örgütünde ''sorumlu'' düzeyde olduğu öğrenildi.


Efulim 19 Haziran 2012 15:46

8 şehidin isimleri açıklandı
Hakkari Dağlıca'dan acı haber geldi. Teröristler Yeşiltaş Karakolu'na roketatarlarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledi.
Hakkari'nin Irak sınırındaki ilçesi Şemdinli’nin Dağlıca kesimindeki birliklere bu sabah ağır silahlarla saldıran PKK’lı teröristlerle çıkan çatışmada 8 asker şehit oldu, 15 asker yaralandı. Çatışmada 10 terörist etkisiz hale getirildi.
Derecik İç Güvenlik Tabur Komutanlığı’na bağlı sınırın sıfır noktasındaki üs bölgelerine Irak topraklarından sızan teröristler saat 05.00 sıralarında üç noktadan ağır silahlarla saldırdı. Teröristlere askerler anında karşılık verdi. Teröristlerin açtığı ilk ateşle 8 asker şehit oldu, 15 asker yaralandı.

10 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

Hakkari Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, sabah erken saatlerde Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu'na, terör örgütü PKK mensuplarınca saldırı girişiminde bulunulduğu kaydedilerek, "Çıkan çatışmada 8 askerimiz şehit olmuş, 16 askerimiz de yaralanmıştır. Bölgede operasyonlar devam etmekte olup ilk belirlemelere göre 10 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Milletimizin başı sağolsun" denildi.

Bölgeye havadan ve karadan takviye birlikler sevk edilirken teröristlerle güvenlik güçleri arasında çatışmanın aralıklarla devam ettiği belirtildi. Şemdinli ve yakındaki birliklerden çatışmanın olduğu sınır bölgesine ambulans ve asker gönderildi.

2 YARALI VAN'A SEVKEDİLDİ

Bu arada Hakkari Devlet Hastanesi'ndeki tedavileri süren yaralı askerlerden 2'sinin Van'a sevk edildiği belirtildi. Durumu ağır olan 4 askerin de Hakkari Devlet Hastanesi'nde ameliyata alındığı kaydedildi.

ÇUKURCA'DA HAVA HAREKETLİLİĞİ
Yapılan saldırının ardından Çukurca İlçesi'nde de yoğun bir hava hareketliliği yaşandı. Saat 10.40'tan itibaren Hakkari yönünden gelen savaş uçaklarının Çukurca İlçesi'nin üzerinden geçerek Irak yönüne doğru gittikleri gözlendi.

2007'DEKİ SALDIRIDA 12 ASKER ŞEHİT OLMUŞTU

Dağlıca’da 21 Ekim 2007 günü yine Irak topraklarından sızan PKK’lıları 7 koldan saldırısı üzerine çıkan çatışmalarda 12 asker şehit olmuş, 16 asker yaralanmıştı. Çatışmalarda 32 terörist ölü ele geçirilmişti.


Efulim 26 Haziran 2012 13:26

Erdoğan: Suriye'den gelen artık askeri tehdit
Başbakan Erdoğan, Türk jetini uluslararası hava sularda vuran Suriye’den Türkiye sınırına yaklaşan her askeri unsurun, bundan böyle tehdit olarak görüleceğini ve askeri hedef olacağını söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin Türk savaş uçağını düşürmesinin ardından partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda tüm dünyanın beklediği konuşmasını yaptı. Erdoğan’ın konuşması, İngilizce ve Arapça simultane tercüme yapılarak canlı yayınlandı.
Türk uçağının hava ihlali yapmadığını belirten Erdoğan, saldırının uluslararası hava sularda yapıldığını söyledi.

Suriye yönetimini sert bir şekilde uyaran Başbakan Erdoğan, “Türkiye’nin dostluğu ne kadar değerli ise herkes bilsin ki gazabı da o kadar şiddetli ve kahredicidir” dedi.
Erdoğan, Suriye’den Türkiye sınırına yaklaşan her unsurun bundan böyle askeri tehdit olarak görüleceğini ve askeri hedef olacağını ifade etti.
Savaş çığırtkanlıklarının tuzağına düşmeyeceklerini vurgulayan Erdoğan “Susacak, tepkisiz kalacak, elimiz kolumuz bağlı oturacak ülke değiliz. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu hadisenin üzerine kararlılıkla gitmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Muhalefet liderlerine teşekkür eden Erdoğan, Suriye politikasını eleştiren bazı köşe yazarlarına ise şöyle seslendi: “Sizinki gibi dalkavukluk yapamayız.”

Erdoğan'ın konuşması AK Parti Milletvekilleri tarafından sık sık alkışlarla kesildi.
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
"Biz, binlerce kilometre ötede ülkemizi anlatma çabası içindeyken 19 Haziran’da askeri birliğe yapılan saldırıda 8 askerimiz şehit oldu. Askerlerimize rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Umutların yeşerdiği her dönemde terör örgütü karanlık yüzünü gösteriyor, provokatif eylemlere başvuruyor. Kayıp vereceğini bile bile gençleri ölüme gönderiyor.
Dış politikada aktif bir politika sergiledikçe ekonomi büyüdü. Kimse Türkiye’nin içine kapanmasını beklemesin. Türkiye merkezinde bulunduğu geniş coğrafyada akrabalarıyla aynı gönül dilini konuşan bir ülkedir.
Türkiye, aktif dış politika sonucu bölge halkıyla kardeşlik bağlarını güçlendirmiş, dünyada saygınlık kazanmıştır. Türkiye, dostlarıyla el sıkışmış, akrabalarıyla hasret gidermiş, kardeşleriyle kucaklaşmıştır.

'HİÇBİR ÜLKENİN İÇ İŞİNE KARIŞMAYIZ'
Türkiye hiçbir ülkenin içişlerine karışmamış ve karışmayacaktır. Komşularının her anlamda kendisinden emin olacağı ülkedir. Türkiye'nin dostluğu son derece değerlidir. Arkasına Türkiye'yi alan her ülke bilsin ki sırtı sağlam, emniyet ve güvenlik içindedir.
Türkiye'nin büyümesinden rahatsızlık duyanlar var, küresel ekonomik kriz karşısında sağlam duruşundan rahatsız olanlar, kardeşleriyle kucaklaşmasından rahatsızlık duyanlar var. Bu rahatsızlık bazı çevrelerin Türkiye'ye yönelik terörleri desteklediklerini çok iyi biliyoruz. Büyüyen, güçlenen etkinliği artan Türkiye risk değil, fırsattır.
Bizim için önemli olan komşuluk, dostluk ve kardeşlik hukukudur. Hiç kimse bizi yanlış anlamasın. Türkiye; Bosna, Kosova, Kabil, Bağdat, Basra, Kerkük, Halepçe için yüreğini ortaya koymuştur. Bugün Şam, Halep, Hama, Humus dediğimizde hesap peşinde değil, kanı akan kardeşlerimiz için haykırıyoruz.

'ULUSLARARASI SULARDA VURULDU'
22 Haziran 2012 tarihinde, Suriye'nin 13 deniz mili açığında Doğu Akdeniz'in uluslararası hava sahasında askeri uçağımıza saldırı düzenlendi. Uçağımız Lazkiye'nin 8 deniz mili açıklarında Suriye karasularına düştü. Suriye karalarında uçağımız vurulmamıştır. Uluslararası sularda vurulmuştur. Vurulduktan sonra uçağımız Suriye sularına düşmüştür. Bunu çarpıtmak isteyenler var.
Uçağımız Suriye karasularına çok kısa bir süre yanlışlıkla girmiştir. Uçağımızın saldırıya uğradığı yer ve zamanın ihlalle hiçbir ilgisi yoktur.

'PİLOTLARIMIZI ARIYORUZ'
Pilotlarımıza yönelik arama-kurtarma çalışmalarını dört bir koldan yürütüyoruz. Önceliğimiz pilotlarımızı bulabilmek, evlatlarımıza sağ salim kavuşmaktır.

'TÜRKİYE'NİN GAZABI DA ŞİDDETLİDİR'
Türkiye’nin dostluğu ne kadar değerli ise herkes bilsin ki gazabı da o kadar şiddetli ve kahredicidir. Yumuşak başlılığımız uysal koyun olduğumuz anlamına gelmez.
Bunu hamaset olarak görenler bu milletin tarihine baksınlar. Biz tarihi yaparız, onu kimin yazacağına, kimin okuyacağına, kimin ders alacağına karışmayız.
Bu coğrafyada masumların canına kasteden her senaryoyu boşa çıkarmak için Türkiye çalışmasına devam edecektir. Türkiye kadastro mühendisliğine göz yummayacaktır.
Hedef saptırmaya çalışan köşe yazarları var. Sanki bu milletin evladı değiller. Bunu insafsızca, fütursuzca yapıyorlar.

'SONUNA KADAR HAKLIYIZ'
Kimliği açık olan, silahı olmayan, tek başına uçan bir keşif uçağımızın düşürüldüğü bu olayda Türkiye sonuna kadar haklıdır.
Doğu Akdeniz genelinde haklarımız var. Yenilenmiş radarlarımızın test edilmesi için yapılan bir uçuştur.

'UTANMADAN DOST DİYORLAR'
Suriye tarafından en ufak bir ikaz, en ufak bir nota tarafımıza yapılmamıştır. Yapılmadan uygulamaya gidilmiştir. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan dost olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu hasmane bir tutumdur. Kısa süreli bir ihlali kimse haksız, hukuksuz, vicdansız bir saldırı için gösteremez.

MUHALEFETE TEŞEKKÜR
Böyle hassasiyetle hareket etmemiz sebebiyle muhalefet liderlerine teşekkür ediyorum. Saldırı sonrasında dış politikamızı sorgulayan acımasız değerlendirmeler değerlendirmeye tabidir. Türkiye’nin hedefe konulması aymazlık, sorumsuzluk olur.
Esad rejiminin alçakça saldırısını masum gösterecek yorumlar yapmak, sorumlu bir davranış biçimi olmayacaktır. Suriye konusunda kimsenin karnından konuşma, lafı geveleme, muhalefet olsun diye ülkenin menfaatlerine zarar verecek söylemlerde bulunma lüksü yoktur, olmamalıdır.
Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda AK Parti’nin değil, aziz milletimizin uçağı hedef alınmıştır. Türkiye'yi sorgulayanlar, Suriye’deki rejime destek verenler tarih önünde mahcup olacaklardır.
Suriye’nin cetvelle çizilmiş sınırları, Türkiye ve Suriye halklarının kardeşliğini engellemeye yetmez. Yüz yıl önce çil çil altınlar karşılığında Kudüs’ü satan çapulcular nasılsa Suriye’deki yönetim de Suriye halkını temsil etmiyorlar.

'UMUTLARIMIZI BOŞA ÇIKARDI'
Baba Hafız Esad, Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum sergiledi. Beşar Esad, değişeceğini söyleyerek hem Türkiye’ye hem de bölge ülkelerine umut verdi. Verilen sözlerden memnuniyet duyduk. Ama umutlarımız hep boşa çıktı. Çünkü doğru konuşmuyordu.
Esad, ‘Türkiye’nin yapısından istifade etmek isterim’ dedi, biz ‘her türlü desteği veririz’ dedik. Ama umutlarımız hep boşa çıktı. Çünkü doğru konuşmuyordu.
Oğul Esad'ın süreç içinde babasının izinde gitmekte ısrar ettiğini gördük. Tavsiyelerde bulunduk, günlerce telefon görüşmeleri yaptık. Ama bizi hep oyaladı.
Gelinen noktada hiçbir meşruiyetinin kalmadığı açıktır. Kendi halkını katleden bir zorba yönetim işbaşındadır.

KÖŞE YAZARLARINA: DALKAVUKLUK YAPMAYIZ
Bazı köşe yazarları ‘Başbakan çok sert konuşuyor’ diyor. Biz, köşenizde yaptığınız dalkavukluğu yapamayız. Kalemleriniz satılmış olabilir ama bu siyasi idare hakka ve halka teslim olmuş bir iradedir.
Biz kimsenin maşası, taşeronu değiliz. Biz kendi gücü, kendi iradesi ve tarihiyle hareket eden bağımsız bir ülkeyiz. Hz. Ali’nin dediği gibi; ‘Haksızlık karşısında dilsiz şeytandır.' Biz Türkiye’yiz, büyük devletiz. Biz kendimizden sorumluyuz.

'HAVA SAHAMIZ BU YIL 114 KEZ İHLAL EDİLDİ'
1 Ocak 2012’den bugüne kadar farklı uçaklar tarafından Türk hava sahası 114 kez ihlal edilmiştir, Suriye helikopterleri de 5 kez ihlal etmiştir.
Uçağımız bir yanlışlık sonucu, hata sonucu değil tamamen kastı mahsusa ile hasmane bir tutumla hedef alınmıştır.

'ESAD TÜRKİYE İÇİN AÇIK TEHDİT'
Bu saldırı karşısında gerekli adımları atacağımız Suriye nezdinde nota ile kayda geçirilmiştir.
Bu saldırının kasıtlı olduğuna dair bilgilendirme çalışmalarımız sürecek; bununla yetinecek değiliz, gereken adımları kararlılıkla atacağız
Bu son olay Esad yönetiminin Türkiye'nin güvenliğine açık ve yakın tehdit haline geldiğini ortaya koydu.
Suriye'nin sınırlarımızda oluşturduğu güvenlik tehdidini hiçbir şekilde tolere etmeyeceğiz. Bu saldırı karşısında gerekli adımları atacağımız Suriye nezdinde nota ile kayda geçirilmiştir.

'DİPLOMATİK TEMASLARI SÜRÜYOR'
Olayın ardından Suriye ile yapılan telsiz görüşmeleri, CASA tipi bir yardım uçağımıza karşı takınılan tavır da bunun ispatıdır. Türkiye itidal ve sağduyuyla hareket etmiştir.
Diplomatik temaslarımız devam ediyor. Rusya, Çin ve İran’la görüşülmüştür. ABD ve AB’yle görüşüldü, görüşmeler devam ediyor.

'YENİ AŞAMA GEÇİLDİ'
Türkiye, yerini, zamanını ve yöntemini kendisi tayin ederek, bu haksızlığa karşı uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanacak, gereken adımları kararlılıkla atacaktır. Altını çiziyorum. Artık yeni bir aşamaya geçildi.

'ARTIK ASKERİ HEDEF SAYILACAK'
TSK'nın angajman kuralları değişmiştir, Suriye sınırındaki tüm ihlallere karşılık verilecek. Suriye’den yaklaşan her askeri unsur tehdit olarak görülecek, askeri hedef olarak görülecektir. Türkiye dostluğu, husumeti test edilecek bir ülke değildir. Türkiye’nin test edilemeyeceğini net ve kararlı bir biçimde ispat ederiz, edeceğiz.

'SAVAŞ ÇIĞIRTKANLARININ TUZAĞINA DÜŞMEYİZ'
Türkiye olarak elbette savaş çığırtkanlarının, provokatörlerin tuzağına düşmeyiz. Merak etmeyin. Ancak uluslararası sularda da uçağımıza yapılan bir saldırı karşısında susacak, tepkisiz kalacak, elimiz kolumuz bağlı oturacak ülke değiliz. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu hadisenin üzerine kararlılıkla gitmeyi sürdüreceğiz.


Efulim 28 Haziran 2012 13:37

ABD: Türkiye’yi sonuna kadar destekliyoruz
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Suriye’nin düşürdüğü Türk jetiyle ilgili olarak, ''Türkiye'yi müttefik, dost ve ortak olarak sonuna kadar destekliyoruz” dedi.

http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120628_elci.hmedium.jpg

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, eşi Maria Ricciardone ve beraberindeki büyükelçilik yetkilileriyle Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu'nu makamında ziyaret etti. Ricciardone, basın mensuplarının Suriye-Türkiye ilişkileriyle ilgili sorusu üzerine ''Türkiye'yi müttefik, dost ve ortak olarak sonuna kadar destekliyoruz. Sadece güvenlik konusunda değil, yatırımda, ticarette ve kültür alanlarında devamlı olarak Türkiye ile ileriye gidiyoruz'' dedi.
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin sürekli olarak iyileştiğini kaydeden Büyükelçi Ricciardone, şöyle konuştu:

''Bunun için Mersin'e geldim. Bugün Mersin Limanı'na gideceğiz. Nasıl geliştiğini göreceğim. Son ziyaretimden bu yana 15 yıl geçti, mutlaka çok gelişmiştir.
Türkiye hakkında iyimseriz, güveniyoruz. Bu dünya şartlarına rağmen, Türkiye devamlı olarak ileriye gidiyor. Biz ortak olarak beraber hareket edeceğiz.”
22 Haziran’da bir Türk savaş uçağı, Suriye tarafından düşürülmüştü. Düşürülen uçağın 2 pilotu halen aranıyor.


Efulim 1 Temmuz 2012 16:35

Suriye helikopteri yaklaştı, F-16’lar havalandı
Genelkurmay Başkanlığı, sınıra yaklaşan Suriye helikopterleri için Türk F-16 uçaklarının kontrol uçuşu yaptığını açıkladı.

http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120701_kapak_ucak.hmedium.jpg

Genelkurmay Başkanlığı, Suriye’den yaklaşan helikopterler nedeniyle Türk F-16’ların kontrol uçuşu yaptığını açıkladı. Olayın 30 Haziran tarihinde gerçekleştiği bildirildi.
Açıklamada şöyle denildi:

“Suriye'ye ait 1XMI-17 tipi helikopterin, Hatay güneyinde, Suriye hava sahasında uçarken, Türkiye sınırına 4 mile kadar yaklaşması üzerine, İncirlik'te bulunan 2XF-16 "Scramble kolu" 09.12-10.39 saatleri arasında, Adana-Hatay üzerinde kontrol amaçlı devriye uçuşu icra etmiştir.
Suriye'ye ait 1XMI-8 tipi helikopterin, Hatay güneyinde ve Suriye hava sahasında uçarken Türkiye sınırına 4 mile kadar yaklaşması üzerine İncirlik'te bulunan 2XF-16 "Scramble kolu" 15.05-16.58 saatleri arasında, Adana- Kilis üzerinde kontrol amaçlı devriye uçuşu icra etmiştir.
Suriye'ye ait 1XMI-8 tipi helikopterin, Mardin güneyinde, Suriye hava sahasında sınır bölgesine yakın uçuş yapması üzerine, Batman'da bulunan 2XF-16 "Scramble kolu" 18.05-20.10 saatleri arasında, Batman-Diyarbakır üzerinde kontrol amaçlı devriye uçuşu icra etmiştir. Hava sahası ihlali olmamıştır.”



Efulim 3 Temmuz 2012 15:47

Davutoğlu: Cezasız kalmayacak suç
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye’nin Türk uçağını düşürmesinin cezasız kalmayacak bir suç olduğunu söyledi.


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye’nin Türk uçağını düşürmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bakan Davutoğlu, şu an yaşanan gerilimden Suriye’nin sorumlu olduğunu söyledi.
Davutoğlu, “Uçağın düşürülmesi cezasız kalmayacak bir suçtur” dedi.

Ahmet Davutoğlu, “Türkiye sınırına yönelik bir saldırı NATO’ya saldırıdır” diye konuştu.
Suriye’de yönetimin değişmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, “Rusya ve Çin değişim gerektiği kanaatine vardı” dedi.



Efulim 4 Temmuz 2012 16:37

Pilotların cenazeleri 12 gün sonra bulundu
Suriye’nin 22 Haziran’da düşürdüğü Türk uçağının pilotlarının cenazeleri bulundu.


22 Haziran’da Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağının pilotlarının bulunması için yürütülen çalışmaların 12. gününde kara haber geldi. Genelkurmay Başkanlığı, yapılan çalışmalarda pilotlar Yüzbaşı Gökhan Ertan ve Teğmen Hasan Hüseyin Aksoy’un naaşlarının denizin dibinde bulunduğunu açıkladı.
Pilotların cenazelerinin gemiye çıkarılması için çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Şehitlerimize Allah'tan rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve silah arkadaşlarına başsağlığı dileriz” denildi.
RF-4 tipi Türk askeri keşif uçağı, 22 Haziran tarihinde Suriye tarafından düşürülmüştü. O günden beri kayıp pilotlar ve uçağın enkazını bulmak üzere çalışmalar yürütülüyordu.


Efulim 5 Temmuz 2012 12:15

50 metrelik işgalin sonu: Felaket

Taşan Mert Nehri'nin yıllar önce 60-70 metre olan dere yatağının yer yer 20 metreye kadar daraltılması, felakete davetiye çıkardı. Bu hatayı kentsel dönüşümün öncülüğünü üstlenen TOKİ'nin yapması gözlerin bir kez daha kuruma çevrilmesine neden oldu.


Samsun-Canik'te 70 metrelik dere yatağı, zamanla 20 metreye indirilip bölge imara açılınca felateket de gecikmedi. Şiddetli yağışla taşan nehir de TOKİ'nin yaptığı evleri yuttu, 6'sı çocuk 9 kişi hayatını kaybetti. 1 kişi de kayboldu. Doğu Karadeniz'de iki gündür etkili olan sağanak yağış Samsun'da faciaya yol açtı. Önceki akşam saat 18.00'de başlayan ve 22.00 sıralarında şiddetini artıran yağmur gece boyu devam etti. İlkadım ve Canik ilçelerini gece yarısı sel bastı. Sel suları araçları sürükledi, dev ağaçları yerinden söktü, birçok evi su bastı. Vatandaşlar araçlarının içinde mahsur kaldı. Küçük Sanayi Sitesi sulara gömüldü. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sel felaketinin boyutu da ortaya çıktı.

Faciaya, taşan Mert Nehri'nin dere yatağının daraltılması neden oldu. 1970'li yıllarda Mert Nehri'nin bulunduğu bölgede dere yatağı 60-70 metre genişlikteydi ve tek katlı gecekondulardan başka yapılaşma yoktu. Ancak yıllar içinde bölgenin imara açılmasıyla birlikte çok katlı konutlar yapıldı ve Canik, kentin ikinci büyük ilçesi haline geldi. Bu esnada Mert Nehri'nin dere yatağı yer yer 20 metreye kadar daraltıldı.
'KAPAKLAR PATLADI'
2 yıl önce sahiplerine teslim edilen ve yakınından iki dere geçen TOKİ Konutları'nın da dere yatağına yapıldığı belirtildi. Vatandaşlar, TOKİ Konutları'na 3 kilometrede DSİ'nin baraj yaptığını, gece boyu süren şiddetli yağış nedeniyle barajın suyu tutamadığını ve kapaklarının patladığını, suyun önce barajın yakınındaki çöp arıtma tesisine ulaştığını, oradan da 1 kilometre uzaklıktaki konut bölgesine aktığını öne sürdü.

YAĞMACILAR BOŞ DURMADI
Bölgede inceleme yapan Samsun Valisi Hüseyin Aksoy İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerince felakete müdahale edildiğini kaydetti. Ayrıca belediye hoparlörle Mert Nehri ve Yılanlı Deresi yakınındaki evlerin tahliye edilmesi yönünde uyarı yaptı. Uyarının ardından çok sayıda ev tahliye edildi, vatandaşlar yüksek yerlerde oturan yakınlarının yanına sığındı. Ancak dereye 150 metre uzaklıktaki TOKİ Konutları'nda oturanların "Su buraya kadar ulaşmaz" diyerek evlerini terk etmediği iddia edildi. Samsun-Ordu Karayolu üzerinde bulunan ve kısa süre önce açılışı yapılan bir alışveriş merkezinde bulunan işyerleri de sel suları nedeniyle zarar gördü. İş yerlerinde bulunan malzemeler yollara saçıldı. Yaşanan felaketi fırsat bilen bazı yağmacılar, eşyaları topladı. Samsun'da gece boyunca süren sağanak yağmur dün sabah saatlerinde etkisini yitirdi. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nde Vali Aksoy başkanlığında kriz masası oluşturuldu. Aksoy ile Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz da dün sabah konutların bulunduğu Gaziosmanpaşa Mahallesi'ne giderek arama-kurtarma çalışmalarını yerinde inceledi, yetkililerden bilgi aldı. Bu sırada bazı mahalle sakinleri tepki gösterdi.

BABA VE ÇOCUKLARI ÖLDÜ
Sel felaketinde, Gaziosmanpaşa Mahallesi'ndeki 450 haneli Kuzey Yıldızı TOKİ Konutları büyük zarar gördü. Yakınındaki Mert Nehri'nin taşması sonucu saat 02.00 sıralarında TOKİ Konutları'nın bodrum katları sular altında kaldı. Alt katlarda oturan ailelerin büyük bölümü kendi imkânlarıyla sel sularından kurtulmayı başarırken, bazı vatandaşlar dışarı çıkamadı. Tıpkı bodrum katında yaşayan apartman görevlisi Recep Yılmaz ve ailesi gibi. Anne Hüsniye Yılmaz vatandaşlar tarafından kurtarılırken; baba Recep Yılmaz, 6 yaşındaki kızı Azime'yi alarak kendini dışarı attı. Ancak çiftin çocukları 1.5 yaşındaki Hüseyin ve 5 yaşındaki Abdullah'ın cesetlerine ulaşabildi. Yine TOKİ Konutları'nda oturan apartman görevlisi 40 yaşındaki Kenan Yazıcı da çocukları Mücahit Yazıcı (16) ve Bedirhan (9) ile birlikte hayatını kaybetti.



adsız 8 Ağustos 2012 18:13

Diş sigorta kapsamına giriyor

SGK, özel muayenelerde yapılan diş tedavi masraflarını da karşılayacak. Yeni uygulama 2013'te başlayabilir.
Diş de sigorta kapsamına giriyor. SGK, özel muayenelerde yapılan diş tedavi masraflarını da karşılayacak.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kılıç, CNBC-e'deki Finans Cafe programında konuyla ilgili son durum hakkında bilgi verdi.
Kılıç şunları söyledi: "Çalışma Bakanı Faruk Çelik bir talimat verdi. SGK'nın dişle ilgili yeni uygulaması EKK karasından sonra gelecek yıl uygulanabilir. Maliye Bakanlığı ve Hazine'nin görüşleri alınarak karar verilecek. Olumlu bir karar çıkacağını düşünüyorum. 14 bin muayenehane var. Bunlara diş tedavi hizmeti bağlamında vatandaşın başvurması sağlanacak. Bugüne kadar yoktu. 1 Ocak'tan itibaren herkes genel sağlık sigortası kapsamında. Sağlık hizmetine diş tedavi hizmetlerinin de konulması durumunda her şey devlet eliyle karşılanmış olacak."


adsız 12 Ağustos 2012 17:40

Damacana suda yasaklı 12 firmaya izin

Sağlık Bakanlığı, damacana su üretimi durdurulan 12 firmanın problemini giderdiği için yeniden su üretimine başlamasına izin verildiğini açıkladı.
Sağlık Bakanlığı, damacana su üretimi durdurulan 12 firmanın problemini giderdiği için yeniden su üretimine başlamasına müsaade edildiğini, problemini gideremeyen 3 tesisin faaliyetinin durdurulduğunu ve 5 firmayla ilgili karar verebilmek için de analiz sürecinin tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, dolum tesislerinden ve sulardan alınan numunelerin titizlik incelendiği ve hiçbir firmada isim ya da numune karışıklığı olmadığının altı çizildi.
Firmalara eksiklerinin tek tek izah edildiği, 1 hafta içinde gerekli önlemleri alan firmalara da tekrar üretim izni verildiği belirtildi.


Efulim 13 Ağustos 2012 12:55

'Aygün'ün kaçırılması' dünya basınında

CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün Tunceli'nin Ovacık ilçesinde PKK tarafından kaçırılması dünya basınında geniş yer buldu.

http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/D%C3%BCnya/Genel/120813aygun.hlarge.jpg

Alman Der Spiegel dergisi internet sayfasında haberi, "PKK ilk kez bir Türk vekili kaçırdı" sözleriyle verdi. El Cezire de, "PKK muhalefet milletvekilini kaçırdı" dedi.

DER SPIEGEL:
Alman Der Spiegel dergisi internet sayfasında verdiği haberde, terör örgütü PKK'nın Türkiye'de ilk kez bir milletvekilini kaçırdığına dikkat çekti. Kürt kökenli Hüseyin Aygün'ün muhalefet partisi CHP'nin milletvekili olduğunu hatırlatan Der Spiegel dergisi, Türkiye'de Kürt sorununun yeniden alevlendiğini savundu. Haberde, PKK'lıların yol keserek CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün aracını durdurduğu ve daha sonra kaçırdıkları belirtildi. Der Spiegel, Aygün'ün danışmanı ve bir gazetecinin ise, PKK'lılar tarafından serbest bırakıldığını vurguladı.

CNN:
Amerikan haber kanalı CNN, Türk milletvekili Hüseyin Aygün'ün pazar günü Kürt militanlar tarafından kaçırıldığını belirtti. CNN televizyonu internet sitesinde yayınladığı haberde, CHP Parti sözcüsü Haluk Koç'un "Hüseyin Aygün'ün kaçırıldığı doğru. Danışmanı serbest bırakıldı ancak kendisi hakkında bilgi alamıyoruz" görüşüne yer verdi. Haberde, PKK'nın ilk kez bir milletvekilini kaçırdığı da vurgulandı.

EL CEZİRE: Katar merkezli El Cezire televizyonu da internet sayfasında Hüseyin Aygün'ün PKK tarafından kaçırılmasına geniş yer verdi. Ana muhalefet partisi CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK'lılar tarafından kaçırıldığı belirtilerek, CHP Parti sözcüsü Haluk Koç'un, "İlk defa bir milletvekili terör örgütü tarafından kaçırıldı" sözlerine yer verildi. Haberde, PKK'nın geçmişte asker, sivil ve gazetecileri kaçırdığı hatırlatıldı.

PRESS TV:
İran'ın İngilizce yayın yapan devlet televizyonu Press TV de, Türkiye'deki ana muhalefet partisi CHP milletvekilinin PKK tarafından kaçırıldığını duyurdu. Haberde, CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün pazar günü Tunceli'nin Ovacık ilçesinde kaçırıldığı belirtilerek, olay hakkında PKK'nın henüz bir açıklama yapmadığı vurgulandı.

NEUE ZÜRCHER ZEITUNG:
İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung da, internet sayfasında yayınladığı haberde, Türkiye'de muhalefet partisi CHP'nin Kürt kökenli milletvekili Hüseyin Aygün'ün pazar günü PKK'lılar tarafından kaçırıldığını yazdı. Haberde, kaçırılma sonrası ordunun bölgede geniş çaplı bir operasyonla milletveki Aygün'ü aradığı belirtildi. Haberde ayrıca geçtiğimiz hafta 3 Türk askerinin PKK tarafından kaçırıldığı da hatırlatıldı.


adsız 26 Ağustos 2012 20:16

80 yaşındaki yaşlı kadın komşusunun kedisi tarafından balkonda saldırıya uğradı.



Önceki gün İngiltere'de alışılmamış bir olay yaşandı. Rnia adlı kedi, 80 yaşındaki Nora Scott'ı tam anlamıyla dövdü!

http://img37.imageshack.us/img37/8413/kedisaldiri.jpg



Komşusunun kedisi tarafından bahçede saldırıya uğrayan kadın, neye uğradığını şaşırdı. "Kan revan içinde kaldım! Eğer gözlüklerim gözümde olmasa, o kedi gözümü bile çıkarabilirdi" diyerek isyan eden Nora, bahçesindeki çiçekleri sevdiğini ama kedinin orda olup olmadığını görebilmek için hepsini kestiğini söyledi.

TAŞINMAYI BİLE DÜŞÜNDÜM

Taşınmayı bile düşünen Nora Scott, "26 yıldır aynı yerde yaşıyorum ama taşınmayı bile aklımdan geçirdim. Sonra da, bir kedi yüzünden neden ben taşınayım ki diye düşünerek vazgeçtim" dedi.

Rnia'nın sahibi ise kedisi tarafından saldırıya uğrayan Nora'dan özür diledi.


adsız 28 Ağustos 2012 16:57

Kart şifresini kaptıran yandı

Yargıtay kart şifresini kaptıranlar için 'gizliliğini koruyamıyorsan kusur sendedir' kararını verdi.

http://img528.imageshack.us/img528/1850/8ed6951d7a3e3ed710a4e95.jpg



Yargıtay, kredi kartı şifresi ve bilgilerinin kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenilmesinden doğan zararlarda, sorumluluk kriterlerini belirledi.
Akşam'ın haberine göre, kart bilgilerinin gizliliğini kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle koruyamayan tüketici, ortaya çıkan zarardan asli sorumlu olacak.
Ancak Yargıtay, kart dolandırıcılığı olaylarında bankalara düşen yükümlülüklere de dikkat çekti ve bunların yerine getirilmemesi halinde, zarardan bankaların da sorumlu olacağına karar verdi.
Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi'nin kararına konu olay 2009 yılında Samsun'da yaşandı. Arama motorundan rastgele ulaştığı bir internet sitesine kredi kart bilgilerini veren tüketicinin şifresi, kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından öğrenildi. Tüketicinin kusurundan kaynaklanan bu durumdan faydalanan dolandırıcılar, internet üzerinden kart bilgilerini kullanarak, her seferinde 150 lira olmak üzere dört ayrı işlemde toplam 600 liralık alışveriş yaptılar. İnternetten gerçekleştirilen belgesiz alışverişi fark eden banka, dolandırıcılık olasılığına karşı kredi kartını bloke etti, ancak bu gelişmeyi kart sahibine bildirmedi. Kartın bloke edildiğini anlayan dolandırıcılar ise kendilerini kart sahibi olarak tanıtıp bankanın müşteri hizmetleri servisiyle bağlantıya geçip blokenin kaldırılmasını sağladılar. Ardından da, yine internet üzerinden belgesiz işlemle bin 600 liralık alışveriş daha gerçekleştirdiler.
'NİYE HABER VERMEDİN'
Bu gelişme üzerine banka, kart sahibine telefonla ulaşarak internet üzerinden yapılan işlemlerle ilgili bilgi verdi. Toplam 2 bin 200 lira dolandırıldığını anlayan kart sahibi, internet üzerinden yapılan belgesiz alışverişlerin ve kartın bloke işleminin kendisine bildirilmemesi nedeniyle doğan zarardan bankayı sorumlu tutarak dava açtı. Davaya bakan yerel mahkeme, 'kredi kartı sahiplerinin, kimlik bilgisi, kod numarası ve şifre gibi gizlilik gerektiren bilgileri korumakla yükümlü oldukları' gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 13'üncü Hukuk Dairesi kart bilgilerinin gizliliğini koruyamayan tüketicinin asli kusurunun yanı sıra, bankanın da kusuru oranında sorumlu tutulmasına karar verdi. Yargıtay'ın gerekçeli kararında, internet veya diğer iletişim araçlarıyla yapılan belgesiz alışverişlerin ve bu işlemler nedeniyle kredi kartının bloke edilmesi durumunun, kart sahibine zamanında haber verilmemesi, dolandırıcılık olayında bankanın kusuru olarak açıklandı.


adsız 29 Ağustos 2012 18:54

Restoranda sigaraya uydudan takip

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kapalı mekanlardaki sigara yasağının GPS destekli mobil cihazlarla denetleneceğini açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Çalışanları Tütün Kullanımı Araştırması'nın sonuçları, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da katıldığı basın toplantısıyla açıklandı.
Türkiye'nin tütünle mücadelede başarılı bir çalışma yürüttüğünü, bu mücadelenin devam edeceğini anlatan Akdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu mücadeleye sahip çıktığını ifade etti.
Akdağ, 15 yaşın altında çocuk, hamile, kalp, astım ve akciğer gibi kronik hastalığı bulunanların yaşadığı evlerde sigara içilmemesi gerektiğini vurgulayarak, ''Bununla ilgili bir kanun yapsak uygulanmasının pratik zorlukları olabileceği şimdiden düşünülebilir. Özellikle hamile, çocuk ve sürekli hastalığı bulunanların yaşadığı hanelerde lütfen sigara içilmesin'' dedi.
Sağlık Bakanlığı Çalışanları Tütün Kullanımı Araştırması'nın sonuçlarıyla ilgili de bilgi veren Akdağ, sağlık çalışanları arasında sigara kullanma oranının yüzde 21'e düştüğünü bildirdi.
SİGARAYA GPS’Lİ TAKİP SİSTEMİ
Kapalı alanlardaki sigara yasağı ihlallerinin daha sıkı denetleneceğini açıklayan Akdağ, ''Kapalı alanlardaki ihlalleri önlemek için bazı yeni uygulamalara başlıyoruz. GPS destekli mobil cihazlarla izlemeye başlayacağız. Bu işimizi biraz daha kolaylaştıracak. 81 ildeki ekiplerimizle 4 yıl içinde 3 milyon 665 bin denetim yaptık. 82 bine yakın cezai işlem uyguladık ve 25 milyon liranın üstünde de idari ceza kesildi. Alo 171 Sigarayı Bırakma Hattı'na da 4 milyona yakın vatandaşımız müracaat etti.'' Dedi.
EYLÜL'DE BAŞLAYACAK
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Mustafa Aksoy, Bakanlığın 184 numaralı hattına sigara yasağı ihlali ihbarı geldiğinde, buraya GPS üzerinden yapılacak takiple en yakın ekibin yönlendirileceğini belirtti
Aksoy, yeni uygulamanın Eylül ayında başlayacağını açıkladı.


adsız 4 Eylül 2012 21:06

McDonald's ilk kez et satmayacak

Dünyanın önde gelen fast-food zinciri McDonald's, ilk kez vejetaryen restoran açacak. Hindistan'da açılacak restoranda et satışı olmayacak.










Dev fast-food zinciri McDonald's, dünyada ilk kez et satmayacağı bir restoran açacak.
Hindistan'da halkın çoğunluğunun vejetaryen olması nedeniyle şirket bu ülkede gelecek yıl 'vejeteryan restoran' açacak.
Hindistan'da nüfusun yüzde 80'i ineklerin kutsal hayvan olduğuna inanıyor. Hintlilerin dini inancı gereği et yememesi şirketi böyle bir karar almaya itti.
Amritsar kentinde açılacak restorana yenilerinin de eklenmesi planlanıyor. Hindistan'daki McDonald's'larda menünün yüzde 50'si vejetaryenlere göre hazırlanıyor.
Hindistan, McDonald's için henüz çok küçük bir pazar. ABD'li şirketin ülkede 271 restoranı bulunuyor. Dünya genelindeki toplam restoranların sayısı ise yaklaşık 33 bin.


Efulim 10 Eylül 2012 14:10

'Cep telefonuyla havaya uçurulmuş olabilir'
Afyon'daki patlamanın sabotaj olduğunu iddia eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, cephaneliğin cep telefonuyla havaya uçurulmuş olabileceğini öne sürdü.

http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/12010_cep_afyon_kilic.hlarge.jpg

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar'daki patlamayla ilgili çarpıcı bir iddia ortaya attı. Patlamanın sabotaj olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, cephaneliğin cep telefonuyla havaya uçurulmuş olabileceğini öne sürdü.
Güneş Gazetesi Yazarı Talat Atilla'ya konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

-25 askerimizin şehit olması içimizi yaktı. Nedense bir türlü içimizi soğutan bir açıklama gelmiyor. Soruşturma bitmediği için orada neler olduğunu bir türlü anlamıyoruz. Sizin bu konuya ilişkin bilgileriniz var mı?
Evet, maalesef fidan gibi gençlerimiz şehit oldu. Bu olayla bizzat ilgilendim. Komutanlara sordum.
-Ne dediler? Bir bulguya ulaştınız mı?
Ordu, 'yüzde 99 sabotaj' dedi.
-Genelkurmay net bir şey söylemedi. Bakanlar, 'Kesinlikle kaza' dedi.
Evet, bu kadar bilgi karmaşası yaşanınca üst düzey komutanlara sordum. Sabotaj olduğuna dair kuvvetli emareler olduğunu söylediler.
-Peki, kanıtları nedir acaba?
Birden fazla kanıtları var. Cep telefonuyla patlamanın gerçekleştirilmiş olma ihtimaline yoğunlaşmışlar.
-PKK' mı, Suriye kaynaklı mı? Telefonla nasıl yapılmış?
Kimin yaptığına dair şu anda bir bilgiye ulaşılamamış. Sabotajı yüzde 99 doğrulayan birkaç ihtimalden birisi telefon. Dışarıdan çaldırıldığında harekete geçen bir mekanizmadan söz etti komutanlar. Yüzde 1 ihtimali dışlamadan sonucu görmeliyiz.



Efulim 19 Eylül 2012 20:31

Tunceli'de Başsavcı'ya silahlı saldırı
Tunceli’de Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun, adliye lojmanları önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Susuturucu takılmış silahla gerçekleştirildiği belirlenen saldırının ardından başlatılan operasyonda 7 kişi gözaltına alındı.

http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120919-tunceli-savc%C4%B1640.hlarge.jpg

Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun, Kandolar Mahallesi'ndeki adliye lojmanlarına öğle saatlerinde giriş yaptığı sırada silahlı saldırıya uğradı.Lojmanda merdiven boşluğuna saklanan bir kadın PKK'lının susturucu takılmış silahıyla, Başsavcı Uzun'un başına tek el ateş ettiği bildirildi.
Başsavcı'nın kanlar içerisinde yere düşmesinin ardından saldırganın kendisini bekleyen bir otomobille olay yerinden uzaklaştığı öğrenildi.
Saldırının ardından Başsavcı Murat Uzun, Ovacık Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Ovacık Devlet Hastanesi'nde ilk müdahalesi yapılan Uzun, daha sonra çağırılan askeri helikopterle Elazığ'a gönderildi.
Elazığ Asker Hastanesi'ne getirilen Uzun, buradaki müdahalenin ardından Fırat Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.

HELİKOPTERDE HAYATA DÖNDÜRÜLDÜ

Hastaneye gelen Uzun'un eşi Cihan Uzun, "Allah’ım ne olur ölmesin" diyerek gözyaşı döktü.
Bu arada, Başsavcı Uzun'un duran kalbinin helikopterde doktorlar tarafından yeniden çalıştırıldığı öğrenildi.

BAŞHEKİM: BİZE GELDİĞİNDE ÖLÜ DEĞİLDİ

Gazetecilere açıklama yapan Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen, Başsavcı’nın saldırının ardından hayata döndürüldüğünü belirterek, “Bize kalp masajı ve ilk yardım müdahalesi yapılmış şekilde geldi. Getirildiğinde ölü değildi” dedi.
Berilgen, ''Kafatasında bir kurşun var ve kurşun hala kafatasının içinde. Gerekli tüm müdahaleler yapıldı ve yapılıyor. Yoğun bir şekilde takip ediliyor. Fakat hayati riski yüksek olarak devam ediyor'' diye konuştu.

7 KİŞİ GÖZALTINDA
Öte yandan, araçla Tunceli yönüne kaçtıkları belirtilen saldırganların yakalanması için ilçede helikopter destekli geniş çaplı operasyon başlatıldı.
2 terörist tarafından düzenlendiği tahmin edilen saldırının ardından başlatılan operasyon kapsamında 7 kişi gözaltına alındı. Zanlıların emniyetteki sorgusu sürüyor.

Polis ekipleri ayrıca, ilçe çıkışında terk edilmiş halde bulunan bir otomobili emniyet müdürlüğüne getirerek incelemeye aldı.

İLÇEYE YENİ GELMİŞTİ

Başsavcı Uzun'un Temmuz ayındaki kararnameyle Serik'ten Ovacık'a atandığı belirtildi.
35 yaşındaki Murat Uzun'un hemşire eşinin de ilçede görev yaptığı ve 2 çocuklarının olduğu öğrenildi.



Efulim 2 Ekim 2012 09:47

Turgut Özal'ın kabri açılıyor
Ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında mezarının açılmasına karar verilen 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kabrinde bu işlem başladı.

http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/121002-mezar3.v2.jpg

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kabrinin açılması işlemleri başladı. Ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında yaklaşık 2 hafta önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığını’nın aldığı karar üzerine, kabrin açılma işlemleri bu sabah başladı.
Anıt mezarın bulunduğu bölgeye sabah saat 6.30 sıralarında 2 iş makinesi getirildi. İş makinelerinden biri anıt mezarın içinde, diğeri de hemen dışında bekletiliyor. Olay yeri inceleme, bomba imha ve çevik kuvvet ekipleri de anıt mezarın bulunduğu bölgeye geldi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümüyle ilgili iddialar üzerine, 17 Eylül'de, soruşturma yürüttüğü 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın mezarının açılarak inceleme yapılmasına karar vermişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mezarın açılarak inceleme yapılmasına dair talimat yazısının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ulaşması üzerine, konuyla ilgili özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ümit Zafer Çolak görevlendirilmişti.
Anıt mezarın çevresi, kabirde yapılacak işlemlerin dışarıdan görüntülenmemesi için sac levhalarla çevrilmişti.
Öte yandan, mezarın açılma işlemine aileden birinin katılması gerekliliği üzerine, Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal orada olacağını açıklamıştı ancak bu saat itibariyle Ahmet Özal anıt mezara gitmedi.





Efulim 4 Ekim 2012 10:53

3 misliyle yanıt verildi
TÜRKİYE, Akçakale ilçesine düşen ve 5 kişinin hayatına mal olan, 10’unu da yaralayan saldırıya bu kez ağır bir yanıt verdi. Bizzat Ankara’da devletin zirvesinin talimatıyla gerçekleşen harekâtta, faciaya neden olan saldırının sorumlusu Tel Abyad’dan Türkiye’ye top mermilerinin gönderildiği 16 noktaya 50 civarında topçu atışı yapıldı. Bu sabah ise Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesi ve çevresinde, saat 06.45 itibariyle Türkiye'den Suriye tarafına yapılan top atışlarının sesleri duyuluyor.
http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif
Saldırının hesabının sorulduğu bu harekâttaki bombalanan noktalar, ANTPQ36 tipi bölgeyi okuyan radarların günlerce yaptığı kayıtların geri taramasıyla tespit edildi. Bölgedeki güvenilir kaynaklardan alınan bilgiye göre, 20 Eylül’den bu yana Akçakale ve civarına Suriye’den 3 ile 20 kilometre arası değişen mesafelerden havan ve topçu karışık olmak üzere ağır mühimmat atabilen silahlarla atışlar gerçekleştirildi. Ancak, Türkiye bu atışların yapıldığı yerleri kaydetti. Anında da Suriye makamlarına sert uyarılarda bulundu. Ancak her defasında Suriye makamları, Türkiye’nin sınıra yakın bölgelerinde sadece tankları olduğunu arazide herhangi bir askeri varlığının bulunmadığı bahanesini ileri sürdü.

Dün gece Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, “Türkiye; topraklarına yapılan ve vatandaşlarının canını alan saldırının hesabını kim olduğuna bakmadan sormuştur. Bundan sonra çok daha ağır yanıtlar verilecektir” ifadeleri kullanıldı.

Deniz ve Hava’da hareketlilik
Türkiye’yi ayağa kaldıran gelişmeler sonrasında Deniz ve Hava kuvvetlerinde de hareketlilik yaşandı. Diyarbakır, Malatya ve Batman’da olası durumlar için alarm verildi, pilotlar tam yüklü uçaklarla harekâta hazır bekletildi. Deniz Kuvvetleri’nde de Suriye karasularına yakın bölgelerde Milli Angajman Kuralları çerçevesinde tertip alındı. Genelkurmay Savaş Harekât Merkezi de dün gece alarm durumuna geçti. Karargâhta komutan emriyle ilgili tüm personel acil koduyla mesaiye çağırıldı.

Suriye’yi vurduk
AKÇAKALE’ye düşen bombanın ardından Başbakanlık’tan yapılan açıklamada, “Bu menfur saldırıya, sınır bölgesindeki silahlı kuvvetlerimiz tarafından angajman kuralları doğrultusunda anında gereken karşılık verilmiştir” denildi.
Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan zirvenin ardından yapılan açıklama şöyle:
“Bu menfur saldırıya, sınır bölgesindeki silahlı kuvvetlerimiz tarafından angajman kuralları doğrultusunda anında gereken karşılık verilmiş; radarla tespit edilen Suriye’deki noktalara top atışı yapılarak hedefler vurulmuştur. Olayla ilgili olarak Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Dışişleri Bakanlığımız tarafından gerekli diplomatik girişimler derhal başlatılarak, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve Birleşmiş Milletler Konseyi üyesi bazı ülkelerin dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri yapılmıştır.
Türkiye, angajman kuralları ve uluslararası hukuk çerçevesinde, Suriye rejiminin ulusal güvenliğimize yönelik bu tür provokasyonlarını asla karşılıksız bırakmayacaktır. Olayda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve metanet; yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.” ANKARA

Top atışları sabah yeniden başladı

Türkiye’nin misilleme olarak yaptığı top atışları, saat 06.45’te yeniden başladı. Akçakale ilçesi girişinde bulunan ve geçen hafta 3 obüs ile 1 uçaksavarın sevk edildiği askeri bir birlikten peş peşe 3 top atışı yapıldı. Akçakale’den yapılan top atışlarının Suriye’nin Telabyad ilçesinin Türkiye sınırına 14 kilometre uzaklıktaki Ayn El Arus bölgesine konuşlanan Esad’a bağlı ordu birliklerini hedef aldığı ileri sürüldü. (DHA)

Davutoğlu, MİT Müsteşarı ile görüşüyor

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şu saatlerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Dışişleri yetkilileri ile görüşüyor.



Efulim 9 Kasım 2012 11:14

İran ABD insansız uçağını vurdu
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, geçtiğimiz hafta Arap Körfezi bölgesinde uluslararası hava sahasında, keşif uçuşu yapan bir Amerikan insansız hava aracına İran savaş uçakları tarafından ateş açıldığını duyurdu.

http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/D%C3%BCnya/ABD/121109drone.hlarge.jpg

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, İran'a ait bir SU-25 askeri uçağının 1 Kasım'da Arap Körfezi üzerinde uluslararası hava sahasında ABD insansız uçağına ateş açtığını açıkladı. Pentagon, insansız uçaklarının saldırıda zarar görmediğini de belirtti. Pentagon Sözcüsü George Little, düzenlediği basın toplantısında, olayın 1 Kasım'da ABD saatiyle sabaha karşı 04.50 civarında meydana geldiğini, ABD uçağının isabet almadığını, hasarsız şekilde üssüne geri döndüğünü söyledi.
Little, insansız uçağın, ''rutin keşif'' görevi yaptığını ve İran sahillerinin 26 kilometre açığında uçtuğunu belirtti.

'İRAN'I UYARDIK'
ABD'ye ait bir insansız uçağa Körfez üzerinde uluslararası hava sahasında ilk kez ateş açıldığı bilgisini veren Little, ABD'nin, uluslararası hava sahasında bu tür keşif uçuşlarına devam edeceği yönünde İranlıları uyardığını söyledi.

'OBAMA HABERDAR EDİLDİ'
''Bölgedeki askeri varlıklarımızı ve kuvvetlerimizi korumak için diplomatik ve askeri anlamda geniş yelpazede seçeneklere sahibiz ve gerektiğinde bunu yapacağız'' diyen Little, olayla ilgili olarak ABD Başkanı Barack Obama, Savunma Bakanı Leon Panetta ve ilgili Kongre üyelerinin bilgilendirildiğini sözlerine ekledi.

ABD İNSANSIZ UÇAĞINI DÜŞÜRMÜŞTÜ
İran yaklaşık 6 ay önce ABD'ye ait RQ-170 tipi insansız uçağı düşürdüğünü açıklamıştı. İran'ın düşürdüğü ABD insansız uçağının teknolojisinden yararlanarak, yeni bir insansız uçak ürettiği iddia edilmişti.



Efulim 21 Kasım 2012 08:49

PKK'ya ağır darbe
Kandil'de eğitim gördüğü belirtilen, terör örgütünün ÖSB sorumlusu C.A. Diyarbakır'da yakalandı. Vali'den, "örgüte ağır darbe vuruldu" açıklaması geldi.

http://media3.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/T%C3%BCrkiye/121121-diyardarbe.hlarge.jpg

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, yasadışı PKK/KCK'nın şehir merkezlerinde sansasyonel eylem yapmak amacıyla oluşturulan sözde Öz Savunma Birliği'nin (ÖSB) Türkiye sorumlusu C.A.'nın Diyarbakır'da yakalandığını duyurdu. Toprak, açıklamayı, Emniyet Müdürü Recep Güven ile birlikte düzenlediği toplantıda yaptı.
Toprak, "C. A. ile birlikte toplam 5 terör örgütü mensubu tutuklandı. ÖSB'ye ağır bir darbe vuruldu" dedi.

"Örgüt kırsal alanda yaptığı başarısız saldırı girişimlerini telafi etmek ve moral-motivasyon kazanmak amacıyla metropol kentlerde eylem hazırlığındaydı" diyen Toprak, "Amaçları, kaos ortamı oluşturabilmek için işyerlerine saldırı, yağmalama, kepenk kapattırma yoluyla sansasyonel saldırı tarzında eylemler gerçekleştirmek" şeklinde konuştu.
Verdiği bu bilgilerin ardından Vali Toprak, ''Operasyonla ÖSB yapılanmasına ağır bir darbe vurulmuştur. Söz konusu grubun zikredilen eylemleri organize ettikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu operasyonun gerek ilimiz gerekse ülkemiz açısından önemi bir kez daha anlaşılmıştır'' değerlendirmesinde bulundu.
Kullanıma hazır silah ve bol miktarda örgütsel dokümanla yakalanan kişilera arasındaki C.A.'nın, wlke genelinde çok sayıda lastik yakma, yol kesme, molotofkokteyli atma, güvenlik güçlerine taşlı ve havai fişekli saldırı gibi birçok eylemi organize ettiği, terör örgütünün Kandil'de bulunan kamplarında sabotaj, suikast, silahlı ve bombalı saldırı eğitimi aldığı kaydedildi.


adsız 21 Kasım 2012 19:57

'Pişman değilim, yine aynı şeyi yapardık'


12 Eylül davasında sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın savunmasını yaptığı bugünkü duruşma sona erdi. Sanıklar savunmalarında, "Biz kurucu iktidarız, yargılama yetkiniz yok" dedi. Evren, "Pişman değilim, bugün olsa yine aynı şeyi yapardık" diye konuştu.



12 Eylül darbesine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı, Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı davaya bugün de devam edildi.

Evren ve Şahinkaya, sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle savunmalarını yaptı. Sanıklar, yansıtılan görüntülerde dün olduğu gibi yataklarında göründü.

Duruşmada, müdahil avukatlardan Fikret Babaoğlu söz alarak, sanıkların sistematik işkence ve kötü muamele suçları yönünden de savunmalarının yapılması gerektiğini söyledi.

Evren'in avukatı ise "İşkence iddiaları ayrı bir soruşturmanın konusudur. Sorgu sadece darbeden yapılabilir" diye konuştu.

Mahkeme Başkanı, Evren ve Şahinkaya'nın sadece darbe suçlamasından yargılanacağını söyledi.

'İŞKENCE İLE İLGİMİZ YOK'

Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, Evren'e, iddianamedeki suçlamaları özetledikten sonra sonra, ''Haklarınızı anladınız mı? Savunmanızı kendiniz mi yapacaksınız? Avukatınızla mı yapacaksınız?'' diye sordu.

Kenan Evren, işkence ile bir ilgisinin olmadığını savunmasını avukatının yapmasını istedi, Şahinkaya da avukatıyla birlikte savunma yapacağını söyledi.

Hem Kenan Evren hem Tahsin Şahinkaya savunmalarında "Mahkemenin bizi yargılama yetkisi yok, tarihi olayları ancak tarih yargılar" dedi.

'BUGÜN OLSA YİNE AYNI ŞEYİ YAPARDIK'

Kenan Evren savunmasında, "Biz, ihtilal yaptık, ihtilale teşebbüs etmedik. Herkesin ihtilal ile ihtilale teşebbüsün aynı şey olmadığını bilmesi gerekir. İhtilal yapmayı suç sayan bir kanun yok. TSK iktidar olmanın meraklısı değildir. İhtilallerin sebebi siyasilerin beceriksizliğidir. Demokrasinin işlediği yerde ihtilal olmaz. Ülke o günkü olaylara layık değildi. Bugün olsa yine aynı şeyi yapardık. Pişman değilim. Bundan sonra beni tarih yargılar. Görevim mahkemeye yardımcı olmak, sanık değilim. Sorulara yanıt vermeyeceğim. Biz kurucu iktidarız, yargılama yetkiniz yok. 12 Eylül komuta zinciri içinde yapıldı. Yapılış nedeni Türk milletine bildiriyle açıklandı" dedi.

Evren ifadesinin ardından sağlık kontrolünden geçirildi.

'BİR SAĞDAN, BİR SOLDAN' AÇIKLAMASI

Evren, mahkeme başkanının, bir röportajında kullandığı "Bir sağdan astık bir soldan" ifadeleri ile ilgili sorusuna şu yanıtı verdi: ''Söyledim. Sağda olanlar var, solda olanlar var. Yalnız sağdakileri verip de idam ettirip, bir sağdan, bir soldan... Bunla hiçbir tarafı tutmadığımızı, bitaraf olduğumuzu anlatmak istedik.''

EVREN'E TEPKİ

Bu sırada mahkemede bulunanlardan bazıları, ''Ondan sonra da 'İnsanım' diye yaşıyorsunuz, değil mi?'' diye tepki gösterildi.

'NECDET ÜRUĞ'A SORMAK LAZIM'

"Bayrak Harekat Planı sizin onayınızdan geçti mi?" sorusunu, "Hatırlamıyorum, kendisine (Necdet Üruğ) sormak lazım" diye yanıtlayan Evren, şöyle devam etti:

"Bayrak Harekat Direktifini Necdet Üruğ hazırlamıştır. Ona bu talimat, Genelkurmay Başkanlığı Kurmay Başkanı Ali Haydar Saltık tarafından verilmiştir. Haydar Saltık benim yerime birçok belgeyi imzalama yetkisine sahipti. Bu belge yönünden de gerekli imzayı o atmış olabilir. Kendisine bu yönde yetki verilmiştir. Saltık kendi kendine yazmaz. Saltık, Genelkurmay Başkanının Yardımcısı. Ona yetki verilmiştir."

'MAHKEMENİN BİZİ YARGILAMA YETKİSİ YOK'

Şahinkaya da savunmasında, "Anayasa ile kurulmuş Milli Güvenlik Konseyi üyesiyim. Konseyin her kararı anayasa çerçevesinde verildi. Milli Güvenlik Konseyi kurucu iktidardır. Kurucu iktidarların tasarrufları suç unsuru olamaz. Mahkemenin bizi yargılama yetkisi yoktur. TSK, Türk milletine olan görevini yerine getirdi. O gün Türk milleti için en doğru olanı yaptık. 12 Eylül müdahalesi Türk ve dünya tarihinde yerini almış büyük bir olaydır. Tarihi olayları ancak tarih yargılar. Bu çerçevede hiçbir soruya yanıt vermeyeceğim" diye konuştu.

Mahkeme, Şahinkaya'ya, ''Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız? Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda, hangi komuta kademesi ile hangi komutanlarla karar verdiniz? Sizin dışınızda kalan, yani emir komuta zinciri dışındaki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsaydı, buna o dönemdeki tepkiniz ne olurdu?'' sorularını yöneltti.

Şahinkaya, sorulara cevap vermeyeceğini söyledi.

Mahkemenin, ''12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapılmasında ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı var mıdır?'' sorusu üzerine, ''Arz etmiştim efendim, (yanıt) vermeyeceğim'' dedi.

'ULUSLARARASI ÇETENİN PARÇASI'

Müdahil avukatlar Şahinkaya yanıt vermese de sorularını soracaklarını açıkladı.

Evren'in avukatı yanıt alınmamasına rağmen soru sorulmasının yasal olmadığını söyledi.

Müdahil avukatlar, küfür, hakaret olmadan soru sorulabileceğini belirterek, sanıkların uluslararası çetenin parçası olarak darbe yaptığını iddia etti.

MAL VARLIĞI SORULARINA YANIT VERMEDİ

Müdahil avukatlarından Ömer Kavili, Şahinkaya'ya çoğunluğu mal varlığıyla ilgili bir dizi soru yöneltti.

Tahsin Şahinkaya, sorulan 235 soruyu yanıtsız bıraktı.

'SUSMAK, KABUL ETMEKTİR'

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Baskın Oran'ın, korumasında silah bulunması kriz yarattı. Mahkeme Başkanı sinirlendi, silah zabıtlara geçti.

Baskın Oran, Şahinkaya'nın sorulara yanıt vermemesine "Susmak, suçlamaları kabul etmektir" sözleri ile tepki gösterdi.

Duruşmaya yarın 09.45'te devam edilecek.

'UMARIM HAYIRLI SONUÇ ÇIKAR'

Pakistan'a hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''12 Eylül Davası ile ilgili bir ilk yaşandı. Sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya video konferans ile ifade vermeye başladılar. Siz de o dönemlere tanıklık eden biri olarak neler hissettiniz '' sorusuna karşılık, ''Telekonferans veya televizyonlar aracılığıyla kurulan bu sistemle, ekranlar aracılığıyla bu tür bir savunmanın yapılması bunlar zaten dünyada uygulanan sistemler. Gerek rahatsızlık sebebiyle, tabi bunun bazı gerekçeleri şüphesiz ki olmadan olmuyor. Bu gerekçelere dayalı olarak bu adımlar atılıyor. Burada da böyle bir adım atıldı. Bugün de bu süreç devam edecek. Temenni ederim ki burada yargı, hayırlı bir netice ile bu işi sonuçlandırır. Çünkü beklentiler çok yüksek'' değerlendirmesinde bulundu.


bekirr 26 Aralık 2012 12:53

DAĞA ÇIKMAK İSTEYEN BDP'YE BAŞVURMUŞ!

BDP'lilerin telefon görüşmeleri teknik takibe takıldı. Cezaevlerinde açlık grevi sürerken planlanan rakı sofraları ve BDP'den PKK'ya eleman sevki deşifre...

Batman’da KCK soruşturmasında dinlemeye takılan Batman İl Genel Meclis Başkanı Mehmet S.A’nın, örgüt üyelerinin cezaevinde açlık grevi yaptığı saatlerde pirzola yiyip rakı içtiği ortaya çıktı. BDP Batman İl Başkan Yardımcısı E.E’nin kırsala eleman gönderme faaliyetleri ise yapılan teknik dinleme sonucu deşifre edildi.

DİNLEMEYE TAKILDILAR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nce yürütülen KCK soruşturmasının Batman ayağında, 31 kişi gözaltına alınmış ve zanlıların 24’ü tutuklanmıştı. Gözaltına alınan zanlılar arasında BDP Batman İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet S.A. ile Batman İl Başkan Yardımcısı E.E’nin ilginç konuşmaları dinlemeye takıldı.

“ABD’YE UÇACAĞIM ŞEKERİM!”

PKK-BDP işbirliğiyle 12 Eylül’de başlayan açlık grevlerine bazı BDP yöneticilerinin rakı âlemiyle katıldığı ortaya çıktı. Batman İl Genel Meclis Başkanı’nın örgüt sanıklarının aksine açlık grevine katılmadığı, pirzola-rakı âlemine gittiği belirlendi. Diyarbakır Başsavcı Vekilliği’nin mahkeme kararıyla yaptığı telefon dinlemeleri bu durumu gün yüzüne çıkardı. 9 Ekim 2012 tarihli konuşmalar şöyle:

X Kadın: Nasılsın bakalım S..’ciğim.

Batman İl Genel Meclis Başkanı Mehmet S.A: Hayatım valla ben içiyorum bu bir.

X Kadın: Oh afiyet olsun.

Mehmet S.A: Benim iki-üç tane de arkadaşım var. Böyle benim gibi. Yarı sarhoş. Amerikan Konsolosluğu vize verirse Amerika’ya gidecem.

X Kadın: Ay evet evet hatırladım, hatırladım şekerim. Senin pasaportun kabarıktır, verir sana.

Mehmet S.A: Bir dakka abi vermezse akşam oturup adam gibi içeceğiz.

DAĞA ÇIKMAK İÇİN BDP’NİN KAPISINI ÇALDI

Yine teknik dinlemeye takılan bir başka telefon görüşmesi BDP’nin, PKK’nın askerlik şubesi işlevini gördüğünü gözler önüne serdi. Ankara Demetevler semtinde garsonluk yaparak geçimini sağlayan A.Ş. isimli şahıs, istediği kızı alamaması ve ailesi ile yaşadığı sorunlar üzerine dağa gitmeye karar veriyor. A.Ş. bunun için BDP Ankara İl Başkanlığı’na gidiyor. İsmi bilinmeyen şahıslar, A.Ş’yi BDP Batman İl Başkan Yardımcısı E.E’ye yönlendiriyor. A.Ş. ile E.E’nin telefon görüşmesi kayıtlara şöyle yansıdı:

A.Ş: Abi bizim bir işimiz sana düşmüş, halledebilir misin? Biz iki kişiyiz. Batman’a geleceğiz.

E.E: Nerdesin?

A.Ş: Ben şimdi Batıkent’teyim, (Erkek şahsın yanında bulunan üçüncü şahıs: Söyle dağa dağa, oğlum söyle dağa dağa…) Biz dağa gideceğiz ha.

E.E: Tamam, siz gittiğiniz zaman beni ararsınız.

A.Ş: Biz dağa gideceğiz ha, haberin olsun. Ona göre biz geleceğiz, bu akşam yola çıkıyoruz.

E.E: Siz yerinize gideceksiniz, gittiğiniz zaman beni ararsınız.

KAYNAK:AKTİFHABER.COM


adsız 4 Ocak 2013 18:53

Mavi kapak kampanyası bitti


Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, engellilere tekerlekli sandalye almak amacıyla başlattığı mavi kapak kampanyasını sonlandırdı.



Engellilere tekerlekli sandalye almak amacıyla Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nce başlatılan ve tüm Türkiye'ye yayılan plastik mavi kapak toplama kampanyası, 3 senelik gönüllü çalışmanın ardından bitirildi.
Projeyi internette görüp İzmir'e getirme teklifinde bulunan Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinden Kosovalı Kushtrim Ahmeti'nin girişimine destek veren başta öğretim üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar olmak üzere kampanyanın yayılmasında büyük emek veren fakültedeki birçok öğretim üyesi ile öğrenci, kararla üzüntü yaşadı.
Prof. Dr. Nurselen Toygar, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Artunç'un, fakültenin bilimsel çalışmalarla adının duyulmasını istemesi nedeniyle kampanyaya son verildiğini dile getirdi. Prof. Dr. Toygar, şunları söyledi
Dekanımız, her sene kampanyanın bitirilmesini istiyordu, ancak biz halkımızdan gelen istek üzerine kampanyayı devam ettirdik. Fakat 2012 yılında Dekanımız bitirilmesini istedi. Çünkü fakültenin bilimsel haberlerle gündeme gelmesini, adının kapakla anılmasını istemediğini söyledi. Bu kampanya benim çocuğum gibi oldu, Ataşehir Belediyesi'nden aldık, onu yetiştirdik ergenliğe getirdik. O kadar kişinin evladı gibi benimsediği kurumsal olmaktan çıkan bu projenin bitirilmesi en çok beni üzüyor ve içimi acıtıyor. Uykularımı kaçırıyor. Bu proje bizden daha çok halkımızın sahiplendiği bir proje oldu.
'ÇOCUKLAR AĞLIYOR'
Projenin 81 ille sınırlı kalmadığını aynı zamanda dünyaya yayıldığını kaydeden Prof. Dr. Nurseli Toygar, 50 dünya ülkesinden proje için kapak geldiğini belirtti. Prof. Dr. Toygar, şunları söyledi:
Bana soruyorlar; 'Hocam bu kampanya biterse biz bu kapakları ne yapacağız' Bazı kişiler çocuklarına kampanyanın bittiğini söyleyecek olmuş çocuklar ağlamaya başlamış. Çocuklara sosyal sorumluluk o kadar çok aşılanmış. Engellilerimize bir tekerlekli sandalye almayı amaç edindik. Bize sağlık raporuyla başvuran bütün engellilere ulaştık ve bunu gururla söylüyorum. Buna ulaşmamızı halkımız sağladı.
'BİRÇOK KURUM SAHİP ÇIKMAK İSTİYOR'
Prof. Dr. Toygar, kampanyanın biteceğini öğrenen birçok kurumun kendisiyle iletişim kurduğunu ve sahip çıkmak istediklerini aktardı. Prof. Dr. Toygar, Belki sistemi bildiğim için belki de koordinatörü olduğumdan dolayı birçok kurum bana teklifte bulundu. Yoksa ben bu projede bir sembolüm. Fakat, proje başka bir kuruma verilecekse, mutlaka kurum tarafsız olmalı. Çünkü biz burada herkesi kucakladık.
'GUINNESS'E BAŞVURDUK'
Projenin dünya rekoru kırdığını ve bunu tescil ettirmek için Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurduklarını belirten Prof. Dr. Toygar, Facebook'ta 350 bin takipçimiz var, her ilde gönüllü kuruluşlarımız var. Bunlar zaman içinde sağlanan destekler. Bunların tekrar kurulması çok zor. Şu ana kadar 1600 tekerlekli sandalye dağıttık. 400 ton kapak toplandı. Arjantin'de 80 ton kapak toplanmış ve Guinness Rekorlar Kitabı'na girmişler. Biz de Guinness'e başvurduk ve oradan da haber bekliyorduk dedi.


Bihemta 9 Ocak 2013 01:53

Yazar Metin Kaçan intihar etti
 
Ağır Roman'ın yazarı Metin Kaçan intihar etti!


Tiyatrocu ve karikatürist Hasan Kaçan'ın kardeşi yazar Metin Kaçan'ın (52), Boğaz Köprüsü'nden atlayarak intihar etti.

Çengelköy Polis Merkezi'ne giden taksi şoförü Yüksel Güçlü, Metin Kaçan olduğunu söyleyen bir kişinin fotoğraf çekeceğini söyleyip yavaşlamasını istediğini, yavaşlayınca da cüzdanını ve telefonunu bırakıp korkuluklardan atladığını söyledi. Ceset henüz bulunamazken, Kaçan'ın yapımcısı Yelda Kelly, "Sosyal medyada yer alan Kaçan'ın intiharı ile ilgili söylentilerin aslı astarı yoktur. Bugün kendisiyle toplantı gerçekleştirdik. Gün içinde ben de konuştum. Telefonu kapalı, ulaşamıyoruz ama kaygılanacak bir durum yok" dedi.

Sinemaya uyarlandıktan sonra dizi olarak da çekilen Ağır Roman kitabının yazarı Metin Kaçan'ın intihar ettiğini ileri süren taksici Yüksel Güçlü, Çengelköy Polis Merkezi'ne giderek ifade verdi. Nişantaşı'ndan taksisine binen müşterisi ile sohbet ederek köprüye kadar geldiklerini anlatan taksici, "Bana yazar Metin kaçan olduğunu söyledi. Üsküdar'da evi varmış, oraya gideceğini söyledi. Köprüye girdikten sonra fotoğraf çekeceğini söyleyerek yavaşlamamı istedi. Aklıma kötü bir şey gelmedi. Yavaşladım. Ne olduğunu anlayamadan cep telefonu ile cüzdanını koltukta bırakıp aşağı atladı" dedi.
Bunun üzerine polis ekipleri, köprü üzerindeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı. Görüntülerde bir kişinin taksiden inip kendini boşluğa bıraktığının tespit edildiği belirtildi. Bunun üzerine Sahil Güvenlik ve Deniz Polisi'ne haber verildi. Yapılan aramalarda hiçbir ize rastlanmadı. Polis, ellerindeki cüzdan ve telefonu, zabıtlarla birlikte Üsküdar Cumhuriyet Savcılığgına gönderdi.

"BİR UMUTTUR" DİYEREK PAYLAŞMADIK

Metin Kaçan'ın ağabeyi Hasan Kaçan, Twitter'da yaptığı açıklamada "Metin Kaçan ile ilgili bilgiler maalsef doğrudur. Aile olarak, 'Bir umuttur' diyerek paylaşmadık. Acımızı paylaşan herkese teşekkür ederiz." dedi.


Efulim 10 Ocak 2013 13:42

Redhack YÖK'ü Hackledi, Yolsuzluk Ortaya Çıktı!

YÖK'ün internet sitesini hackleyen RedHack, bazı üniversitelerle ilgili yürütülen yolsuzluk soruşturmalarına ait belgeleri yayımladı.

YÖK'ün Elektronik Paylaşım Sistemi ebys.yok.gov.tr'i hackleyen korsan RedHack grubu, aralarında gizli ibaresi bulunan üniversitelere ait 60 bin belgeyi ele geçirdi.

YÖK'e yapılan ihbarlar ve üniversitelerin yaptığı ihalelere kadar pek çok belgelerde, öğrenci harç paraları karşılığında bankaların rektörlere lüks otomobil aldığı iddiası da var.

Toplam 60 bin belgenin ellerinde bulunduğunu açıklayan Redhack, bazı soruşturma dokümanlarını Twitter'da paylaştı.

BELGELERDEN BAZILARI

Giresun Üniversitesi'ne ilişkin; bir makine alımında henüz kurulum yapılmadan 664 bin 340 TL'nin neden ödendiği, Uludağ Üniversitesi'ne ilişkin; temizlik ihalesinde fiyatın çok yüksek tutulduğu ve yaklaşık 3 milyon TL'lik kamu zararına yol açıldığı, Kastamonu Üniversitesi'ne ilişkin; sahte diplomalı bir kişinin bir öğretim görevliliğine kabulü, bölüm başkanı yapılması ve evraktaki sahteciliğin tespit edilememesi...

En dikkat çeken belge ise Fırat Üniversitesi'ne ilişkin belge. Promosyon bedeli olarak elde edilmesi gereken paranın üniversite hesabına 162 bin 164 lira eksik yatırıldığı, üniversitenin faiz geliri kaybının bir milyon 884 bin 335 TL olduğu belirlendiği, bankanın hibe ettiği Audi-A8 Long 3.0 TDİ QUAT model otomobil dışındaki promosyon bedellerinin üniversite muhasebe kayıtlarında görünmediği...


kompetankedi 17 Ocak 2013 11:48

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine Bursa-İstanbul arasında deniz ulaşımının sağlanması amacıyla kurduğu Bursa Deniz Otobüsleri İşletmesi, seferlere 24 Ocak’ta başlıyor.




Bursa’yı her açıdan ulaşılabilir bir kent haline getirmek amacıyla yeni yollar açmaktan raylı sisteme kadar her alanda önemli yatırımları hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlardan gelen yoğun talepler üzerine deniz taşımacılığını da başlatıyor. İDO’da özelleştirmenin ardından yaşanan dinamik fiyatuygulamaları, sefer saatlerindeki değişiklikler gibi birçok konudan şikayetçi olan vatandaşların talebi üzerine Burulaş bünyesinde Bursa Deniz Otobüsleri İşletmesi’ni (BUDO) kuran Büyükşehir Belediyesi, iki gemininyolcu taşımaya hazır hale getirilmesinin ardından 24 Ocak’ta ilk seferi başlatıyor. Mudanya’dan saat 07.00 ve 15.30, İstanbul Kabataş’tan da saat 10.30 ve 18.30 olmak üzere günde iki kez yapılacak seferlerin biletleri de 18 Ocak Cuma gününden itibaren satışa çıkarılıyor. Yolcu ücretleri bir kişi 18 lira ve öğrenci 14 lira olarak belirlenirken, İstanbul’a ulaşım için BUDO’yu tercih eden vatandaşlar, biletlerini www.burulaş.com.tr adresliinternet sitesi üzerinden, Mudanya ve Kabataş İskelelerinden ve Bursaray’ın Şehreküstü ve Üniversiteİstasyonlarından alabilecek.

"BURSALILARDAN KENDİ GEMİLERİNE SAHİP ÇIKMALARINI BEKLİYORUZ"

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Mudanya İskelesi’nde yolcu taşımaya hazır olarak bekleyen Hüdavendigar gemisi ile iskele binasını gezdi. Burulaş Genel Müdürü Levent Fidansoy’dan son hazırlıklar hakkında bilg alan Başkan Altepe, üç gemi satın aldıklarını, bir gemiyi de kiraladıklarını belirterek, dört gemi ile yolcu taşımacılığını başlattıklarını söyledi. İki geminin Mudanya’ya geldiğini, iki geminin bakımlarının da yurt dışında devam ettiğini dile getiren Altepe, ilk seferin 24 Ocak Perşembe günü sabah 07.00’de Mudanya’dan başlatılacağını kaydetti. İlk etapta karşılıklı iki seferle ulaşımın sağlanacağını ve talep doğrultusunda sefer sayılarının artırılabileceğini kaydeden Altepe, "Deniz seferleri konusunda halkımızdan büyük talep geldi. Halkımız istedi, biz yaptık. Halkımızın Bursa-İstanbul arasında sağlıklı, kaliteli ve hizmetin öne çıktığı bir yolculuk yapması için her türlü fedakarlığı yaptık. Yolcuların iskeleye gelmesi, iskeleden kent merkezine ulaşım, gemi içi servis hizmetleri gibi konularla ilgili tüm hazırlıklarımızı yaptık. Gemi içindeki büfeleri BESAŞ işletecek. Bizim tek hedefimiz var, o da en uygun fiyatlarla en kaliteli hizmeti vermek. Bu noktada özellikle Bursalılardan kendi gemilerine sahip çıkmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

kaynak


Baragyal 17 Ocak 2013 12:59

kıymık..
 
Size katılmamak mümkün değil.Yelpazeyi genişletirsek esasında ülkemizle ilgili bir çok konuda yasaklamalar yerine DÜZENlemelerin derhal başlaması ve kararlılıkla her alanda devam ettirilmesi gereklidir.Aynı kaynaktan beslenmemize karşılık ,uç noktalarda cahilce gezinmemizden ve her işin erbabıyız,bileniyiz kibriyle toplumca düştüğümüz durumun izahı ne yazık ki yok.Çünkü detaylarda kayboluyor asıl amacımızı ve ne olmamız gerektiğini unutuyoruz.Bu yazıma başlamamdaki en büyük neden size sormak istediğim bir sorunun cevabını merakımdır. Yazınızı ilkkez okumakla beraber vakit darlığından diğer yazılarınızı daha sonra okuyacağımı ve sonrakileride takip edeceğimi bilmenizi isterim.
Sorum,yurt içinde veya yurt dışında sizler gibi olaylara bakış açısı pozitif olan ve çözümü görebilen ve bunu paylaşma cesaretini gösterebilen o kadar çok vatandaşımızın olmasına rağmen;ülkemizin gerek sosyo-politik gerekse ekonomik durumunun hali,tabandan tavana doğudan batıya bunca ayrışık bir yapının olması ve ortak paydalarımızı görerek birarada olamayışımızın ve bunu geleceğimize geçmişimizden kopmadan ve değiştirmeden taşıyamamızın sebeplerini çok merak ediyorum.Yani sizin gibi okumuş ve güngörmüşler varken halen neden ülkemiz ve bizler bu haldeyiz.?Teşekkür ederim..


adsız 17 Ocak 2013 16:48



Sürücülere ceza yağdı


İstanbul polisi, trafik kurallarını ihlal eden sürücüleri tek tek tespit etti. Yeni yılın ilk iki haftasında, 70 bin kişiye toplam 7 milyon lira para cezası uygulandı. Cezaların büyük bölümünün nedeni ise, emniyet şeridi ihlalleri.







İstanbul polisi, sıkı denetimlerle trafik kurallarını ihlal edenlere göz açtırmıyor.

Özellikle emniyet şeritlerinde sabah ve akşam saatlerinde polisler nöbette.

İKİ HAFTADA 70 BİN SÜRÜCÜYE, 7 MİLYON LİRA CEZA

Yeni yılın ilk 2 haftasında, trafikte hata yapan 70 bin sürücüye tam 7 milyon lira para cezası kesildi.

12 bin ceza ise sadece emniyet şeridini ihlal eden ya da tepe lambası gibi malzemeler kullanan sürücülere kesildi.

Emniyet Amiri Tülay Işık, ''Emniyet şeridine girmek, kurallara uyan diğer sürücülere yapılmış en büyük saygısızlık ve haksızlık. Çünkü emniyet şeridini kullanarak, acil müdahale hizmeti götüren itfaiye, ambulans veya emniyet aracının hizmetine bir gün hepimizin ihtiyacı olabilir'' diye konuştu.

İstanbul polisi, trafik kurallarını ihlal eden sürücleri tek tek tespit etti. Tam 12 bin ceza sadece emniyet şeridini ihlal eden ya da tepe lambası gibi malzemeler kullanan sürücülere kesildi.

'GİRMEMELİYDİM AMA ACELEM VARDI'

Yeni yılla birlikte para cezaları da arttı. Emniyet şeridi ihlalinin cezası 77 lira.

Emniyet şeridine giren ve ceza kesilen sürücüler ise kendilerini, ''Araba sıkıştırınca girmek zorunda kaldım ama yapmamalıydım. Girmemeliydim ama acelem vardı'' gibi sözlerle savundu.

POLİS EKİPLERİ GÖZ AÇTIRMIYOR

Işık, yaya geçidi, tramvay ve emniyet şeritlerini denetleyen Elektronik Denetleme Sistemi kameralarına her gün ortalama 1470 kural ihlali yapan sürücü yakalanıyor.

Tüm bu tespitler titizlikle yapılıyor.

Polis ekipleri, radyolardan yapılan trafik yayınlarını takip ediyor, kaza olan ya da trafik ihlali yapılan yerler tespit edilerek ekip gönderiliyor.

Ayrıca hız limitini aşan sürücüler de sık sık seyyar radarlara yakalanıyor.




Baragyal 17 Ocak 2013 22:01

Alıntı:

Blue Blood adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 40590)
Bu ülkede herhangi bir hükümet içki yasağı getirebilir mi? Cevap çok net: Hayır. Bu kadar net cevabın arkasında ne hükümetlerin zaafı vardır ne de içki yasağına karşı gösterilen tepkilerin gücü.

Sistemin temel felsefesi, böyle bir yasağın karşısında duran en büyük engel. Demokratik sistem içinde devlet, insanların şahsî tercihlerine özgürlük tanımak zorunda. Bugün içkiye müdahale eden, yarın başka tercihlere de müdahale eder. Hükümetten hükümete dünya görüşü değişeceğine göre birinin yasakladığını diğeri kutsayabilir. Böyle bir durumda sadece yasama ve yürütmenin değil, toplumun da kafası karışır. Kaotik bir yönetim tarzının faturası sanıldığından da ağır olur ve toplumsal ayrışmalar, kamplaşmalar meydana gelir... Bu tür handikaplar düşünüldüğünde devlet eliyle içki yasağının olamayacağı söylenebilir.
O zaman başka bir kritik soru çıkar karşımıza: İçki konusunda bazı düzenlemeler getirilebilir mi? Cevap çok net: Evet. Tıpkı sigara içilmesine bazı düzenlemeler getirildiği gibi, eğlence yerlerine standartlar getirildiği gibi, işyerleri ve konutlara çevre şartları dikkate alınarak sistem getirildiği gibi; içki konusunda da bazı düzenlemeler getirilebilir. Yeter ki niyet yasaklamak değil, düzenlemek olsun.
Yasaklama değil düzenleme
Tam bu noktada küçük bir hatıramı nakletmek istiyorum. Boston’da bulunduğum yıllarda bir aile dostumuzun çocuğu geldi yanıma. Ailesi, çocuklarının dil kursuna gitmesini; mümkünse bir Amerikan üniversitesinde okumasını istiyor. Liseyi daha yeni bitirmiş bir gence aile yakınları sahip çıkar diye düşünmüş olmalılar. Ali ile beraber Boston’un en güzel mekânlarından birine gittik. Prudential binasının bilmem kaçıncı katında oturduk. Boston ayaklarımızın altında. İki kahve rica ettik garsondan. Kibar bir dille Ali’ye dönüp “Kimliğinizi görebilir miyim?” demez mi; şaşırıp kalmıştım. Biraz da sinirlenmiştim. “Kahve içmek için kimlik mi gösterilir?” dedim. Sükûnetini hiç bozmadan, “Efendim, bu tür kahvelerimizde bir miktar alkol bulunuyor. Bunu servis edebilmem için bu gencin 21 yaşında olması gerekiyor.” deyiverdi. Şoke olmuştum. Sonraları öğrendim ki sigara almak isteyen bir genç de kimlik göstermek zorunda; çünkü belli bir yaşın altında kalan insanlar için düzenleyici bir yasa var. O günden sonra fark ettim ki sokakta, parkta yaşayan Amerikalılar bile köprü altında açıktan içki içemiyor. Ve gördüm ki evsiz yurtsuz adamlar onca bağımlılıklarına rağmen bir kesekâğıdına ya da gazeteye sarmadan içki içemiyor. “İçse n’olur?” diye sordum. Yıllardır orada yaşayan bir dostum “Polis müdahale eder.” dedi.
Herkesin malumudur, tek bir Amerika yok; dolayısıyla bir konuda tek tip bir uygulama da yok. Üstelik dünyanın bir ucunda yapılan düzenlemenin bir başka ülkeye bire bir devşirilmesi de mümkün değildir. Ancak her ülkede toplum hayatını ilgilendiren konularda birtakım düzenlemeler yapılabilir. “Hayır, hiçbir düzenleme yapılamaz” demek, başıboşluğu, serkeşliği; hatta kanunsuzluğu ve keyfîliği savunmak demektir. Meseleyi güncel tartışmaya getirecek olursak; şu gerçeği görmek zorundayız: Türkiye genelinde hükümetin bir içki yasağı gündemi olamaz; olmamalı. Hükümet, çatışmalara neden olacak konulardan ziyade, halkın daha huzurlu ve daha mutlu bir hayat standardına kavuşması için gayret göstermeli. Ülkenin işsizlikle, yolsuzlukla boğuştuğu bir ortamda ve üstelik sağlıkta, eğitimde, ekonomide yapılacak onca icraat ortada dururken, hükümetin enerjisini yasaklar üzerine odaklaması yanlış olur. Halkın beklentisi de budur zaten. Sosyal refahın en üst düzeye getirilmesi uğruna atılacak her adımda rüzgâr hükümetin arkasından esmekte. Şu ana kadar hükümet, çok önemli adımlar attı. Enflasyon tarihî bir düşüşte, özelleştirmeden elde edilen gelir rekor seviyelere ulaştı... Böyle bir pozitif hava yakalamışken hırgür çıkarmak isteyenlere fırsat vermemek gerekir...
Hırgür çıkaranlara fırsat verilmemeli Medyanın belediye belediye dolaşıp, “burada da yasak var, şurada da yasak var” demesi de hoş bir görüntü değil. Hükümet, bu konuda genel bir uygulama olmadığını açıkça ifade etti. Bu saatten sonra bu konunun hükümet ve medya tarafından ısrarla kaşınması doğru olmaz; çünkü bu mesele hem gereksiz bir gerilime yol açıyor hem de Türkiye’yi dünya nezdinde küçük düşürüyor. Kapatılmış bir tek meyhane bile yok ortada; olamaz da. Yeni açılacak içkili mekânlar için bir düzenleme gerekiyorsa bunun da önünde durmak bazı yanlışlara sebep olabilir. Bu işlerin sıkıntısını, çekmeyen bilemez. Evlerin arasındaki sarhoş naralarının, cenaze yanında horon tepenlerin, çocukları özendirecek kadar içki tüketiminin bazı hukukî düzenlemelere tabi tutulması gerekmiyor mu? Meseleye keşke ideolojik açıdan; hatta inanç açısından bakılmasa, daha kolay çözümler bulunacak. Çünkü halk paylaşım kültürünün esnek ve şefkatli açılımlarıyla bu meseleyi önemli bir oranda çözmüş. Problem belki de yöneticilerin kafasında... Düşünen insanlar, kafa kafaya verip bu ülkeye çağ atlatacağına nelerle uğraşıyor bakar mısınız?

İlhan Selçuk yanlış yapıyor
Hasan Cemal’in “Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim” kitabı büyük yankı uyandırdı. Normaldir. 19 sene Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışmış, yıllarca genel yayın yönetmenliği yapmış bir insanın tarihe ışık tutacak hatıralarını nakletmesi; üstelik bu nakiller sırasında gazetenin emektar ağabeyine “cuntacı, takiyyeci” gibi suçlamalarda bulunması, bu gazetenin itibarını bir hayli sarsar; nitekim sarsmıştır.
İlhan Selçuk’un suçlu insan psikolojisiyle sağa sola saldırmasını da anlamak mümkün; ancak söylediklerinde bazen ne insaf ölçüsü kalıyor ne de akıl. Aydın Doğan’a yüklendi önce; fakat konuştukça battı. Mesela Hasan Cemal’i şikâyet etti patronuna. Sonra hızını alamadı “Niye Zaman’ı dağıtıyorsunuz?” gibi kendisine yakışmayacak bir itirazda bulundu. Ertuğrul Özkök’ün yazısı şamar gibi şaklayınca suratında, adeta “pardon” deyip ricat etti ve sözü “Zaman bedava dağıtılıyor”a kadar getirdi. Üstelik histerik bir halet-i ruhiye ile ha bire Said Nursi’ye ve Fethullah Gülen’e saldırıyor. İnsan çaresiz kalır; ama bu kadar açık etmez ki “İlhan Ağabey”, belki bilmiyorsun, Said Nursi 1960’ta vefat etti. Fethullah Gülen 7 yıldır bu ülkede değil; sebep olan vefasızların kulakları çınlasın! Hasan Cemal’e kitabı bu insanlar mı yazdırdı ki bu kadar acımasız, bu kadar insafsız bir yola girdin? Doğan-Zaman ittifakı gibi akla hayale gelmedik bir hikâye kurgulayıp sonra onu mutlak gerçekmiş gibi yazmak, yılların “İlhan Ağabey’ine yakışmıyor. Arşivlere bakan Akşam’da, Star’da, Vatan’da, Yeni Şafak’ta ve daha nice gazetede bu kitap hakkında haber yapıldığını, yorum yazıldığını görecek. Ayıp ki ne ayıp! YÖK, indirimli ve kütüphane destekli Cumhuriyet, 50 binin üstüne çıkamıyorsa başkasına iftira etmek, “bedava dağıtılıyor” gibi bir yalana başvurmak hangi mantıkla açıklanır? Sanırım psikolojik harp teknikleri dedikleri bu olsa gerek; Hasan Cemal’in hatıralarına göz gezdirince insan bu fikre kapılıyor. Keşke ısmarlama yazılar ile nefes tüketeceğine “İlhan Ağabey”, hatıralarda geçen olaylara açıklık getirse! Belki o zaman hadiseler biraz daha netleşir...

Zaman dünyaya açılıyor
Geçen hafta Hollanda’daydım. Zaman’ın yeni bürosunu açmak için Rotterdam’a gittim. Oradaki arkadaşlar aylar boyu çalışmış, emek vermiş ve Zaman’ın isim hakkını kullanmak için üç katlı şık bir büro açmış. Bu kadar güzel bir çalışma yapılır da bu gayret alkışlanmaz mı? Gazetemiz adına bu güzel çalışmada emeği geçenleri tebrik etmek istedik. Orada gördüğümüz manzarayı haberlerimizde okumuşsunuzdur; gerçekten gurur duyulacak bir yol haritası çiziyor Zaman. Açılış törenine Hollanda Başbakanı Balkenende de geldi. Bu duruma sadece gazetemiz değil Türkiye adına da sevinmek gerekiyor. Türklerin bir ülkedeki durumu, orada oynadığı yapıcı ve katılımcı rol, ülke yönetiminin de dikkatini çekiyor. Salonda bulunan Türk milletvekillerini, Hollanda siyasetinde oynadıkları rol ve bir Türk gazetesine verdikleri destekten dolayı takdir etmek şart. Zaten Balkenende de konuşmasında toplumlararası diyalogdan bahsetti ve medyanın bu tarihî vazifede üstlendiği sorumluluğun altını çizdi. Görüyorsunuz, Zaman hızla büyüyor, mesafe alıyor; bir yandan Türk toplumuna elini uzatıyor diğer yandan gittiği ülkedeki insanlar ile Türk insanı arasında köprü oluyor. Ve kazanan Türkiye’miz oluyor, dünyamız oluyor...

Size katılmamak mümkün değil.Yelpazeyi genişletirsek esasında ülkemizle ilgili bir çok konuda yasaklamalar yerine DÜZENlemelerin derhal başlaması ve kararlılıkla her alanda devam ettirilmesi gereklidir.Aynı kaynaktan beslenmemize karşılık ,uç noktalarda cahilce gezinmemizden ve her işin erbabıyız,bileniyiz kibriyle toplumca düştüğümüz durumun izahı ne yazık ki yok.Çünkü detaylarda kayboluyor asıl amacımızı ve ne olmamız gerektiğini unutuyoruz.Bu yazıma başlamamdaki en büyük neden size sormak istediğim bir sorunun cevabını merakımdır. Yazınızı ilkkez okumakla beraber vakit darlığından diğer yazılarınızı daha sonra okuyacağımı ve sonrakileride takip edeceğimi bilmenizi isterim.
Sorum,yurt içinde veya yurt dışında sizler gibi olaylara bakış açısı pozitif olan ve çözümü görebilen ve bunu paylaşma cesaretini gösterebilen o kadar çok vatandaşımızın olmasına rağmen;ülkemizin gerek sosyo-politik gerekse ekonomik durumunun hali,tabandan tavana doğudan batıya bunca ayrışık bir yapının olması ve ortak paydalarımızı görerek birarada olamayışımızın ve bunu geleceğimize geçmişimizden kopmadan ve değiştirmeden taşıyamamızın sebeplerini çok merak ediyorum.Yani sizin gibi okumuş ve güngörmüşler varken halen neden ülkemiz ve bizler bu haldeyiz.?Teşekkür ederim..


_




---------- Mesaj tarihi 22:01 ---------- Önceki mesaj tarihi 21:47 ----------

Alıntı:

Blue Blood adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 50918)
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1943 yılından beri çıkartılan yaklaşık 34 ciltlik ‘Türk Ansiklopedisi’nde son Osmanlı padişahı Vahdettin’in anlatıldığı herhangi bir madde yok.
Hayvanlar, böcekler, otlar, giysiler, takılarla ilgili detaylı maddeler içeren oldukça hacimli ansiklopedide Osmanlı’nın son padişahına ilişkin madde bulunmaması ilginç bulundu. Konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Türk Ansiklopedisi’nde bazı eksiklerin fark edilmesi üzerine 1980’li yıllarda bazı çalışmalar yapıldığını, Vahdettin’in bu arada unutulmuş olabileceğini ifade ettiler. Ciltlerde güncelliğini kaybetmiş birçok madde ve bilginin bulunduğunu belirten yetkililer, 1990’lı yıllarda, dönemin bakanlık yetkililerince ansiklopedinin yenilenmesi çalışmasının başlatılmak istendiğini; ancak bunun sonuçsuz kaldığını, şimdi ise yeniden basma ve eksiklerin tamamlanması gibi bir gündemleri olmadığını anlattılar.
Türk tarihi, kültürü, edebiyatı, siyaseti gibi bütün konuların yer bulduğu Türk Ansiklopedisi’nde Vahdettin’in bulunmayışını daha da ilginç kılıp soru işareti bırakan yönler bulunuyor. 33. ciltte Vahdettin maddesine gelince, altında sadece ‘Mehmet’e bakınız’ kaydı düşülmüş. ‘Mehmet’ maddesine gidildiğinde ise ‘Vahdettin’e bakınız’ deniliyor.
Türklükle ilgili birçok detay, konu ve varlıkları bile içeren, böylelikle önemli bir kültür, dil, tarih, demografi, siyaset vb. misyonu üstlenen Türk Ansiklopedisi, Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yayımlanmaya başlandı. 1941 yılında bakanlık bünyesinde Ansiklopedi Bürosu kuruldu. Bu büro, 1943 yılından itibaren Türk Ansiklopedisi’ni yayımladı. Ansiklopedinin 1951 yılına kadar basılan ciltleri ‘İnönü Ansiklopedisi’ adını taşıyordu. Demokrat Parti’nin iktidarı devralmasıyla birlikte o zamana kadar yayımlanan ciltler yeniden ‘Türk Ansiklopedisi’ adıyla basıldı, ilerleyen yıllarda üzerine sürekli yeni ciltler eklendi. En son 33. cilt 1980’li yıllarda yayımlandı. Ansiklopediyi yayımlayan kurulun son başkanı Prof. Dr. Hasan Eren’di.

Zeynel Kozanoğlu fark etti
Danimarka Kopenhag’da yaşayan araştırmacı-yazar Zeynel Kozanoğlu, Osmanlı padişahlarıyla ilgili bir kitap yazmakta olduğunu, hazırlık aşamasında kaynakları incelerken Türk Ansiklopedisi’nde Vahdettin’in bulunmayışının oldukça dikkatini çektiğini belirterek; “Bu ansiklopediyi cilt cilt, madde madde inceledim, Vahdettin’e rastlayamadım. Uzman kişilere saygımdan ötürü ansiklopedinin içeriği konusunda laf etmiyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun son hükümdarı ya ansiklopediye alınacak değerde bulunmamış ya da unutulmuştur.” dedi. Ansiklopediye alınacak değerde bulunmaması ya da unutulması ihtimalinin yok denecek kadar az olduğunu belirten Kozanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurtların, kuşların, sürüngenlerin, dağın, taşın bile yer bulabildiği bilimsel çalışma içinde birçok ülke devlet başkanının yer bulması mümkün. Bunca bilim adamının kırk yıl uğraşarak ortaya koyduğu böyle bir eser düzenlenirken koskoca Osmanlı padişahının unutulmuş olması bağışlanacak kusur değildir ve bu kusuru aslında hiç kimse üstüne almaz. Biz de böyle bir kusur icat edip de birilerine yüklemeye kalkışamayız. Kaldı ki, padişaha ansiklopedide yer verilmeyişinin unutkanlıkla ilgisi bulunmadığının kanıtı var. Mehmet maddesine gelindiğinde ‘Vahdettin’e bakınız’ denilmiş. ‘Vahdettin’ maddesine sıra gelince de ‘Mehmet’e bakınız’ kaydı düşülmüş. Kayırılmış da olabilir. Bu ihtimal üzerinde ayrıca durmamız gerekiyor. Çünkü Vahdettin’in özel bir durumu var. Hepimizin bildiği bir tavır bu. Ansiklopediyi hazırlayanlar, Vahdettin’e yıllar önce biçilen ‘vatan haini’ gömleğini giydirmemek için bunu yapmıştır.”



Aşağıda 1972 yılında Liseler'de tarih dersinde okutulan bir tarih kitabına Reddiye yazdım

Reddiye yazdığım kitap bu:
Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, lise III. Tarih kitabı, Yıl: 1972, sayfa;11
kitaptan aktarım

" İşgal karşısında Osmanlı Hükümeti : Osmanlı Devletinin başında bulunan, kendisini ve tahtını korumaktan başka bir şey düşünmeyen padişah ve etrafındaki devlet adamları, dar görüşleri, akılsızca hatta haince aldıkları tedbirler yüzünden düşmanın haraketlerini kolaylaştırmaktan başka bir şey yapmıyorlardı. "

Bu yazıya el cevap ( benden )

- Sadece kendini düşünen Vahdettin Han, neden kendini korumakla 700 eri, itilaf devletleri İstanbulu işgal ettiğinde, Ayasofya ya girip taşkınlık yapmasınlar ve hilali indirip haç dikmesinler diye Ayasofyayı korumakla görevlendirsin. Bu bilgiyi kuvvetlendirmek için tarihçi yazarın bir eserinden aynen alıyorum “Sultan Vahdettin, 1.Dünya savaşı akabinde İstanbul’un işgalinde, kendi güvenliği amacıyla bırakılmış 700 kişilik orduyu Ayasofya çevresine mevzilendirmiş ve şu emri vermiştir: “Benim hayatımı boş verin, eğer işgalciler İstanbul’un fetih sembolü olan Ayasofya’ya çan takmaya gelirlerse; benden emir beklemeden ateş açın ve son nefesinize kadar Ayasofya Camii için savaşın ( İsmail Çolak-”Son Osmanlı Vahdeddin”-Sayfa 42 )

-Haince tedbirler deniyor : peki soruyorum, M.Kemal’i Samsuna gönderen ve yanına keselerce altın veren, aynı zamanda Milli Mücadeleye silah ve mühimmat olarak gizli destek veren Vahdettin mi hainlik yapmıştır.

-Diğer bir soru: işgalcilerin işini kolaylaştırmış mıdır. ? Yoksa tüm tehlikeleri, üstüne çekerek ve İngilizlere gizli oyun oynayarak , Anadoluya gönderdiği komutanların işini mi kolaylaştırmıştır.
Bu bilgileri madem taraf tuttuğumuzu iddia edenler var. Ol vakt düşmanımız İngiltere’nin devlet arşivlerindeki bir raporu sizlere aktarıyorum.

“ 1921'de İstanbul'da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold'un kaleme aldığı raporda Padişah Vahdettin'in Millî Mücadele'ye açıkça destek verdiği anlatılıyor. İstanbul'daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyor. Anadolu'ya asker, savaş malzemesi vs. göndermek için İstanbul'da örgütlerin kurulduğuna da dikkat çekiliyor. Ayrıca resmî tarihi sarsıcı şu tespitlere yer veriliyor: "İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede Ankara'dan yana tavır koymuştur..."
söz konusu raporun kapsamlı ve soğukkanlı analizleri olduğunu , objektif veriler barındırdığını ve döneme ait bilgilerimizi zenginleştirdiğini söylemeliyim.

Bu yazıyı yazmamdaki amaç 1972 yılında tüm liselerde okutulan bir bilgiyi, kim bilir şu an 50 yaşını aşmış ne kadar insanımız inanarak bu bilgileri beynine yazmıştır. Tıpkı çoğu insanımızın bu bilgirle tarih konusunda cahil bırakılması gibi. Amaç gerçek tarihse kaynaklar konuşur. Tarihi tarihçlilere bırakmak elzemdir. Bizim ülkemizde herkes kendi idelojisine göre masalımsı bilgilerle tarih hakkında ahkam kesiyor. Bu yüzden tarihin tozlarını bir türlü temizleyemiyoruz.


Araştırmacı Yazar : Enes Demir


>>alıntı>>


SaKLI 17 Ocak 2013 23:25

Mehmet Ali Birand Hayatını Kaybetti
 

Kanal D Haber Grup Başkanı, Galatasaray Kulübü ve Galatasaray Sportif A.Ş. Denetim Komitesi üyesi, televizyon ve gazeteciliğin duayen ismi Mehmet Ali Birand'ın hayatını kaybetti,

Merhum Mehmet Ali Birand'a Allah'tan rahmet, ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz. msxlabs.org


croplatform 26 Ocak 2013 09:42

Çizgi roman kahramanları tatilde Airport’ta
 
İstanbul Ataköy’de bunan Airport Outlet Center, 25 Ocak - 10 Şubat günleri arasında dünyaca ünlü çizgi roman kahramanlarını Airport Outlet Center’da ağırlıyor


Airport Outlet Center sergi salonunda koleksiyoner Nurtap Emir’in koleksiyonunda özel olarak derlenen yüzlerce çizgi roman, 25 Ocak’ta sergilenmeye başlanacak. Sizi çocukluğunuza, çocuklarınızı bilmedikleri bambaşka bir dünyaya götürecek olan sergide Turhan Sekçuk’un ilk baskı Abdülcanbaz’ı, Karaoğlan, Tommiks, Zagor, Teksas, Thor, Tarzan, Kızılmaske, Mandrake, Tenten, Conan, Örümcek Adam, Gordon gibi çizgi romanlar, Doğan Kardeş, Milliyet Çocuk gibi çocuk dergileri, Gırgır, Hıbır, Dıgıl, Deli gibi mizah dergileri de sergilenecek. Airport Outlet Center’daki sergi 10 Şubat’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.
2’nci Çocuk Kitapları Fuarı başlıyor
Airport Outlet Center yarıyıl etkinlikleri kapsamında 25 Ocak - 10 Şubat günleri arasında “Airport Outlet Center Çocuk Kitapları Fuarı” düzenleniyor. Türkiye’nin önde gelen çocuk yazarlarının ve yayın evlerin kitaplarının yer alacağı fuar 25 Ocak’ta Airport Outlet Center çocuk katında açılacak. Fuarda Doğan Egmont, İş Bankası Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, Timaş Epsilon, Can Yayınları, Gün Işığı Yayınları gibi birçok yayınevinin çocuk kitapları fuara özel fiyatlar ile satışa sunulacak. Fuara Türkiye’nin en çok okunan çocuk yazarları imza günleri ile katılacak. Fuar, 10 Şubat’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.
Karneyi getir, karikatürü götür
Airport Outlet Center, 25 Ocak - 10 Şubat günleri arasında karnesi ile birlikte Airport Outlet Center’a giden tüm öğrencilerin karikatürlerini ücretsiz çizerek hediye ediyor. Belirtilen günlerde AVM danışmasına 12.00 -18.00 saatleri arasında karnelerini, teşekkür veya takdir belgelerini gösteren tüm öğrencilerin karikatürleri usta çizerler tarafından ücretsiz olarak çizilerek, kendilerine hediye edilecek.
Maket Uçak Atölyesi
Airport Outlet Center ve THK Bakırköy Şubesi işbirliği yarıyıl tatilinde ayrıca Maket Uçak Atölyesi çalışması da yapılacak. Çocukları eğlendirirken el becerilerini de geliştirmeyi amaçlayan atölye çalışması 26-27 Ocak, 2-3 19-10 Şubat günleri arasında 14.00-19.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Maket Uçak Atölyesi etkinliğinde çocukların yapmış oldukları uçaklar kendilerine hediye olarak verilecek.
Kaynak - Perakende


croplatform 15 Şubat 2013 08:13

Antalyanın Dikkatine: Mizahçılardan İmza Günü
 
Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem, Serkan Altuniğne, Özer Aydoğan dörtlüsü 16 Şubat, Cumartesi TÜYAP Kitap Fuarında imzada olacakmış, bizden söylemesi:

http://2.bp.blogspot.com/-7zC9MU6pzU8/UR3IK8HqtTI/AAAAAAAARe8/j5Zy9a3-yVg/s400/539784_10152384989995190_1469824239_n.jpg


adsız 19 Şubat 2013 22:01

At eti skandalı Nestle'yi de vurdu
 
At eti skandalı Nestle'yi de vurdu

İsviçre merkezli şirket, testlerde at DNA'sına rastlanması nedeniyle İspanya ve İtalya'da süpermarketlere dağıttığı sığır etinden yapılmış makarna yemeklerini raflardan kaldırdı. Nestle, Türkiye'deki ürünlerde bir sorun olmadığını açıkladı.
Avrupa'yı haftalardır sarsan at eti skandalı dünyanın en büyük gıda şirketi Nestle'yi de vurdu.

İsviçre merkezli şirket, testlerde at DNA'sına rastlanması nedeniyle İspanya ve İtalya'da süpermarketlere dağıttığı sığır etinden yapılmış makarna yemeklerini raflardan kaldırdı.

Şirket Almanya'daki tedarikçisinden etli ürün almayı durdurdu. Nestle ürünlerinde at etine rastlanan büyük gıda şirketlerinden sonuncusu oldu.

Şirket sözcüsü at DNA'sı oranının düşük olduğunu ancak yüzde 1'den fazla olduğunu söyledi.

Nestle geçen hafta, ürünlerinde at eti olmadığınu duyurmuştu. Sözcü at etinin kaynağının Almanya'daki bir tedarikçi olduğunu belirtti.

Bazı uzmanlar skandalın gıda konusundaki mevzuatın yetersizliğini ortaya koyduğunu vurguluyor.

12 ÜLKE ETKİLENDİ

Şimdiye kadar en az 12 ülke at eti skandalından etkilendi. Skandal, geçen ay İrlandalı gıda denetçilerinin İngiltere'deki bazı süpermarketlerde de satılan hamburger köftelerinde at eti tespit etmesiyle oataya çıkmıştı.

Daha sonra İngiltere, Fransa ve İsveç'te sığır eti diye satılan bazı etlerin at eti olduğu tespit edilmişti.

Atların tedavisi için kullanılan ve insanlara zararlı olabilecek bir ilacın gıda zincirine karışmış olmasından korkuluyor.

NESTLE: TÜRKİYE'DE SORUN YOK

Öte yandan Nestle Türkiye'den yapılan açıklamada, "Söz konusu geri toplama, sadece İtalya, İspanya ve Fransa’da geçerli olup, Türkiye’deki Nestle ürünleriyle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır" denildi.


_EKSELANS_ 1 Mart 2013 14:42

Müslüm Gürses hayatını kaybetti

Geçirdiği by-pass ameliyatının ardından yoğun bakıma alınan sanatçı Müslüm Gürses hayatını kaybetti.


01 Mart 2013

Geçirdiği by-pass ameliyatının ardından yoğun bakıma alınan sanatçı Müslüm Gürses hayatını kaybetti. Gürses, yaklaşık 4 aydır yoğun bakımdaydı.

Ünlü sanatçının menajeri Nevzat Takmaz ''Doktoru artık yapacak bi şey kalmadığını söylüyordu. Bir iki gün ancak yaşayacağını söylüyordu. Beyin fonksiyonlarının tamamen bittiği söylenmişti. Suni akciğere bağlı olarak yaşıyor. Müslüm Gürses'in bağlı olduğu suni solunum cihazının fişi çekilince her şey bitti demek olacak'' dedi.

''O halde artık size başınız sağolsun diyebilir miyiz?'' sorusuna Nevzat Takmaz, ''Evet artık diyebilirsiniz. Bitti her şey'' yanıtını verdi.

BAKANLARDAN MÜSLÜM GÜRSES TWEETLERİ

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabında Gürses'i kaybettiğimizi yazdı.

Mehmet Müezzinoğlu
Müslüm Gürses'i kaybettik. Çok üzgünüm, başımız sağolsun. Ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Twitter'daki hesabında Müslüm Gürses'in ardından şunları yazdı:
Mehmet Şimsek
"İlkokulu bitirdim. Gerisi yok.." Bunu diyen Müslüm Gürses milyonların kalbine taht kurdu. Mütevazı, derinlik sahibi, mahcup ve sakindi
Yine milyonların kalbinden uğurlanacak, elbette unutulmayacak, hayırlı yad edilecek. Mekanı cennet olsun, Allah rahmet etsin..
Müslüm Baba!.. Mekanın cennet olsun Nur içinde yat Seni unutmayacağız..





_Yağmur_ 10 Nisan 2013 08:46

2.5 Milyon Memura 3 Yıllık Şark Hizmeti Şartı

Askerlik, polislik ve doktorluk gibi bazı meslekleri kapsayan zorunlu doğu hizmeti bütün kamu çalışanlarını içine alacak.




Yeni hazırlanan yasa tasarısına göre az gelişmiş bölgelerde 3 yıllık zorunlu hizmet, bütün memurları kapsayacak. Şark görevinin kimler için uygulanacağı ise bölgenin ihtiyacı ve personel durumuna göre yönetmelikle belirlenecek. 2,5 milyon memuru ilgilendiren düzenlemenin, nitelikli personel dağılımındaki dengesizliğin önlenmesi amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

DOĞU'DA 3 YILLIK ZORUNLU HİZMET DÖNEMİ
Zaman gazetesinin haberine göre, yaklaşık 2,5 milyon memuru yakından ilgilendiren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılacak değişikliklerin ayrıntıları netleşmeye başladı. Yasa tasarısına göre askerlik, polislik ve doktorluk gibi bazı meslekleri kapsayan zorunlu doğu hizmeti artık bütün kamu çalışanlarını içine alacak şekilde genişletiliyor. Bundan sonra her meslek grubundan memur, az gelişmiş illerde ve bölgelerde 3 yıl süreli zorunlu hizmet yapacak. Ancak kurumlarda yer değiştirmeye tabi olacak personel, ikincil mevzuatla belirlenecek.

Şark görevinin hangi memurlar ve unvanlar için uygulanacağı ise yönetmelikle tespit edilecek. Bölgenin ihtiyacı ve personel durumuna göre Çalışma Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve ilgili bakanlık birlikte çalışarak yönetmeliği hazırlayacak. Yeni uygulamanın, nitelikli personelin dengesiz dağılımını önlemeye yönelik olduğu belirtiliyor. Halen birçok kamu kurumunda memurlar kendi istekleri dışında başka illere gönderilemiyor. 20-25 yıl boyunca bir ilde çalışabiliyor. Demokratik Eğitimciler Sendikası Başkanı Gürkan Avcı yeni yasanın iyi niyetli bir girişim olduğunu söyledi. Ancak zorlamaların çeşitli problemlere yol açabileceği uyarısında bulundu.

TAMAMI DEĞİL İHTİYAÇ DUYULAN PERSONEL TAYİN EDİLECEK
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 657 sayılı yasada değişiklik öngören yasa tasarısında genel hüküm olarak 3 yıl zorunlu hizmet şartı yer almasına karşın bütün memurların rotasyonu gibi bir durum söz konusu olmayacak. Bu nedenle yasaya "Kurumlarda yer değiştirmeye tabi olacak unvanlar ikincil mevzuatta düzenlenecektir" maddesi kondu. Böylece 2,5 milyon memurun tamamının yer değiştirmesinden çok ihtiyaç duyulan personelin tayininin yapılması hedefleniyor. Düzenlemeyle idarenin elinin güçleneceği, kamu çalışanlarının tayininin kolaylaşacağı belirtiliyor.

MEMUR İLK OLARAK BATIDA BİR İLE ATANACAK
Yasa ile gelen bir başka önemli değişiklik de göreve ilk başlayan memurların görev yerine ilişkin. Buna göre memur ilk olarak batıda bir ile atanacak. Burada en az 3 yıl görev yaptıktan sonra mecburi hizmet için Doğu ve Güneydoğu'ya gidecek. Mevcut durumda çoğunlukla işe yeni başlayan memur, Güneydoğu ve Doğu başta olmak üzere sosyoekonomik açıdan daha az gelişmiş illerde görevlendiriliyor. Bu durum, o bölgelerdeki kamu hizmetinin niteliksiz olmasına yol açıyor.

657 sayılı yasada yapılacak değişiklikle ilgili maddede 'İlk defa hizmete alınan personel sosyoekonomik açıdan gelişmiş bölgelerde en az 3 yıl görev yaptıktan sonra diğer bölgelere atanmaları sağlanacak." ifadelerine yer veriliyor. 657 sayılı yasaya ilişkin tasarıyı değerlendiren Demokratik Eğitimciler Sendikası Başkanı Gürkan Avcı, mevcut kanunda yer değiştirmeye ilişkin bir hüküm olmadığına dikkat çekerek bunun yönetmelikle belirlendiğini ifade ediyor. 3 yıl zorunlu hizmetin bütün memurlar için kanuna girmesinin idarenin elini güçlendirmeye dönük bir girişim olduğunu belirten Avcı, Doğu ve Güneydoğu'ya tecrübesiz, yeni göreve başlamış kişilerin gitmesinin pek çok soruna yol açtığını kaydediyor. Yeni yasanın iyi niyetli bir girişim olduğunu söyleyen Avcı, ancak zorlamaların çeşitli yeni sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.

YÖNETİCİ OLMA ŞARTI 5 YILA İNDİRİLECEK
Yasa tasarısıyla kamudaki memur, sözleşmeli memur, geçici personel ve işçi olarak çalışanlar işçi ve memur başlığı altında iki grupta toplanacak. Mevcut sözleşmeliler memur kadrolarına, geçici personel de (4-C) işçi kadrolarına atanacak. Kamuda yönetici olmak için gereken 10-12 yıl çalışma şartı 5 yıla inecek. Kamu kurumlarına özel sektörden yönetici atanabilecek. Dışarıdan atanan yönetici memur olmayacak, görev süresi bitiminde kamu ile ilişkisi kesilecek.

Yöneticilerin görev süresi bakanlıklarda 4 yıl, belediyelerde 5 yıl ile sınırlanacak. Uzman ve müfettişlikte yardımcılık süresi 3 yıldan 2 yıla inecek. Uyarma, kınama ve kademe ilerlemesi cezaları kalkacak. Disiplin cezaları; aylıktan kesme, geçici süreli uzaklaştırma ve görevden çıkarma şeklinde olacak.



Kaynak: haber365.com


kompetankedi 16 Nisan 2013 16:05

İran'da şiddetli deprem

Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi, İran'da 7.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. İran ise, depremin büyüklüğünü 7.5 olarak açıkladı.
16 Nisan 2013 14:00

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi, İran'da 7.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi, depremin büyüklüğünü önce 8.0 olarak vermişti, sonra 7,8 olarak düzeltti.

İranlı bir yetkili, 'büyük bir yıkım var, yüzlerce kişi ölmüş olabilir' diye konuştu. İran devlet televizyonu da en az 40 kişinin öldüğünü duyurdu.

Pakistan'ın İran sınırında da 1200 evin yıkıldığı, yüzlerce kadın ve çocuğun enkaz altında kaldığı belirtildi.



Pakistan sınırına yakın bölgedeki deprem Türkiye saatiyle 13.44'te meydana geldi.

İran ise, depremin büyüklüğünü 7.5 olarak duyurdu. Depremin meydana geldiği bölgenin Sistan ve Belucistan olduğu belirtildi.

İran Sismoloji Merkezi, depremin derinliğini 18 kilometre olarak verdi.

İran'daki depremin tüm Körfez bölgesinde, Pakistan ve Hindistan'da hissedildiği açıklandı. Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de yüksek binalar sallandı, yetkililer binaların tahliye edilmesi emrini verdi.

İran’ın Buşehr eyaletinde 9 Nisan’da 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Depremde 40’a yakın kişi yaşamını yitirmişti.

HAŞ'A 90 KİLOMETRE UZAKLIKTA

İran ise, depremin büyüklüğünü 7.5 olarak duyurdu. Depremin meydana geldiği bölgenin Sistan ve Belucistan olduğu belirtildi.

Depremin merkez üssü Haş kentinden 90 kilometre uzaklıkta. Haş kentinin 56 bin nüfusu bulunuyor.

İran Sismoloji Merkezi, depremin derinliğini 18 kilometre olarak verdi.

İran'daki deprem tüm Körfez bölgesinde, Pakistan ve Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de de hissedildi.

BAŞBAKANLIK AFAD HAREKETE GEÇTİ

AFAD'dan yapılan açıklamada, İran'da meydana gelen 7.8 büyüklüğündeki deprem sonrası, AFAD tarafından İran'a arama-kurtarma ve ilk yardım ekipleri gönderilmesi için hazırlık yapıldığı belirtildi.

Bu çerçevede Van ve Erzurum Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri ile Sağlık Bakanlığı UMKE ve Türk Kızılayı ekiplerinin hazırlandığı ifade edilen açıklamada, "İran'ın uluslararası yardım çağrısını müteakip, arama kurtarma, UMKE ve insani yardım ekipleri bölgeye hareket edecektir. Gelişmeler takip edilmektedir" denildi.

'200 ATOM BOMBASI GÜCÜNDE'

Deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, İran'daki şiddetli depremle ilgili olarak ''Gerginlik boşalımı 200 atom bombası gücüne yakın'' yorumunda bulundu.

35 YILIN EN BÜYÜK DEPREMİ

İran 35 yıldır bu büyüklükte bir deprem yaşamamıştı. 16 Eylül 1978'de Tabas'ta meydana gelen 7.8 büyüklüğündeki depremde 15 bin kişi hayatını kaybetmişti.

İran’ın Buşehr eyaletinde 9 Nisan’da 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Depremde 40’a yakın kişi yaşamını yitirmişti.

1978'DE 15 BİN İNSAN ÖLDÜ

İran’da geçtiğimiz yüzyılın en büyük depremi, 1978 yılında Tabas bölgesinde oldu. Bu sarsıntıda 15 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

1990 yılında olan 7.4 büyüklüğündeki depremde, yaklaşık 40 bin kişi yaşamını yitirdi. Bu depremden 7 yıl sonra Kaen’de olan 7.3’lük sarsıntıda ise bin 500’den fazla kişi öldü.

2003 yılında Bam kentinde meydana gelen 6.6’lık depremde ise 30 bin kişi can verdi.



Efulim 28 Mayıs 2013 10:53

Nazmiye Demirel hayatını kaybetti
MsXLabs.org

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in eşi Nazmiye Demirel tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Süleyman Demirel, hastane çıkışı, 65 yıllık hayat arkadaşının vefatıyla ilgili kısa bir açıklama yaptı.


9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in eşi Nazmiye Demirel 86 yaşında hayata veda etti. 1927 doğumlu olan Nazmiye Demirel, 12 Mart 1948 tarihinde Süleyman Demirel'le evlendi.
Süleyman Demirel'in 1993 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesiyle 'First Lady' olan Nazmiye Demirel, 2005 yılında bu yana alzheimer rahatsızlığıyla mücadele ediyordu.
Nazmiye Demirel’in ölümüyle ilgili açıklama, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi doktorlarından Haldun Müderrisoğlu'ndan geldi.
Müderrisoğlu, Nazmiye Demirel’in 4 Aralık 2010 tarihinde alzheimer hastalığı nedeniyle hastanelerinde kabul edildiğini ve o tarihten bu yana tedavisinin aralıksız şekilde sürdüğünü belirterek, "Bu akşam, kandaki oksijen azalması ve kalp durması sonucu tüm müdahalelere rağmen; saat 22.27 itibariyle kendisini kaybettik" dedi.

SÜLEYMAN DEMİREL KONUŞTU
Doktor Müderrisoğlu’nun, "Az önce geldiler. İçeride dinleniyorlar. Çok üzgünler ama metanetlerini muhafaza ediyorlar. Sağlık durumu çok iyi" dediği 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, hastane çıkışı kısa bir açıklama yaptı:

"Bütün sağlık personeline minnet ve şükranlarımız var. 4.5 sene onu ayakta tuttular, Allah kendilerin razı olsun, Allah rahmet eylesin."



Efulim 4 Haziran 2013 08:47

Gezi Parkı protestosunda ölüm
MsXlabs.org

Hatay'daki protestolarda 22 yaşındaki Abdullah Cömert, başına isabet eden kurşun sonucu hayatını kaybetti.

http://media.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/130604-hatay1.standard.jpg

HATAY - İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara destek vermek amacıyla Hatay'da dün de protestolar devam etti. Armutlu Mahallesi'nde düzenlenen protestolarda bir kişi hayatını kaybetti. 22 yaşındaki Abdullah Cömert, saat 23.30 sularında nereden ve kim tarafından ateşlendiği bilinmeyen bir kurşunun başına isabet etmesiyle yaralandı.
Kanlar içerisinde yere yığılan Cömert, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Antakya Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Cömert'in ölüm haberi üzerine yakınları hastane önüne akın etti. Büyük üzüntü yaratan Cöment'in ölümü ile ilgili polis araştırma başlattı.
CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl, yaptığı açıklamada yaşamını yitiren Abdullah Cömert'in CHP Hatay Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi olduğunu belirterek, "Bu arkadaşımız olayların yaşadığı mahallede ikamet ediyor. Dolayısıyla olaylar sırasında hayatını kaybetti" dedi.

VALİLİK'TEN AÇIKLAMA
Olayla ilgili Hatay Valiliği de resmi internet sitesinden bir açıklama yaptı. Valilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"03 Haziran 2013 Pazartesi günü saat 23.35 sıralarında ilimiz Merkez'e bağlı Armutlu Mahallesi'nde, İlimiz Belen nüfusuna kayıtlı ve Merkez İlçede Gazi Mahallesi'nde ikamet ettiği belirlenen Abdullah Cömert isimli vatandaşımız, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişinin açtığı ateş sonucu ağır yaralanmıştır. Yaralı vatandaşımız kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Olayla ilgili olarak Adli Makamlar tarafından geniş çaplı inceleme başlatılmıştır."
DAHA ÖNCE DE ATEŞ AÇILMIŞ
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz'den bir açıklama geldi. Lekesiz, kentte iki gündür yapılan gösterilerde ilginç gelişmelerin yaşandığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Dünkü, aynı bölgedeki gösteriler sırasında güvenlik birimlerimizin mahallelerde yaptığı inceleme ve araştırmalar sırasında, güvenlik görevlilerimizin araçlarına ateşli silahla ateş açılmıştır. Yine dünkü yapılan çalışmalar sırasında, göstericilerde bir tane kurusıkı tabancadan bozma ve içerisinde gerçek mermi olduğu tespit edilen bir silah ele geçirilmiştir.
Benzeri şekilde bugünkü gösteriler sırasında da göstericilerden bazılarında silah olduğuna ilişkin, basın mensuplarımızın da bu yönde tespitleri ve çekimleri olduğu şeklinde bilgiler gelmiştir.
Olay nedir, ne değildir her türlü provokasyonun olabileceği, başka unsurların olabileceği göz önüne alınarak tüm boyutlarıyla incelenmektedir. Takdir edersiniz ki adli makamlara konu intikal ettirilmiştir, adli merciler konuyu tüm boyutlarıyla incelemektedirler...

"SERİNKANLI OLSUNLAR"
Bu tür eylemlerde, özellikle ilimiz gibi yerlerde kaos çıkarmak, kargaşa yaratmak, toplumsal yaşama olan güvensizlik duygusunun hakim olmasını isteyen gruplar tarafından iyi niyetle sokağa dökülen vatandaşlarımız, yanlış yollara yönlendirilip, provokatif eylemlere alet edilebilirler. Vatandaşlarımız lütfen serinkanlı olsunlar, soğukkanlılıklarını muhafaza etsinler...




Heulwen 22 Eylül 2013 13:49

Oyuncu Esra Ronabar kaza geçirdi
 
Oyuncu Esra Ronabar kaza geçirdi
MsXLabs.Org

İstanbul’da oyuncu Esra Ronabar'ın bulunduğu otomobil kamyonetle kafa kafaya çarpıştı. Sıkıştığı araçtan çıkartılan Ronabar, hastaneye kaldırıldı.


İSTANBUL - Sarıyer ilçesinde Bahçeköy Yolu üzerinde sabah saatlerinde bir kamyonet, sürücüsü Hamza Öztayaoğlu’nun direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine karşı yönden gelen Ertürk Yavuz’un idaresindeki otomobile çarptı.

Kazada Ertürk Yavuz ile yanında bulunan oyuncu Esra Ronabar araç içinde sıkıştı.

Olay yerine gelen ekipler, Yavuz ve Ronabar'ı araç içinden çıkardı. Yaralılar ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralıların hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

Kamyonetin şoförü Hamza Öztayaoğlu, "Yollar ıslaktı, araç kaydı. Kafa kafaya çarpıştık" dedi.

Özel bir televizyon kanalında yayımlanan “Sana Bir Sır Vereceğim” dizisinde oynayan Ronabar’ın dizi setine gittiği belirtildi.

Kazada hafif şekilde yaralanan Ertürk Yavuz’un ayın dizede yapım asistanı olarak görev yaptığı örğenildi.




nicely 25 Eylül 2013 21:07

ÇİN'DE KÜÇÜK ÇOCUK ANNESİNİ KOMADAN ÇIKARDI
Annesini komadan çıkaran Çinli küçük çocuk, her gün annesini kuş gibi besleyerek hayata tutunmasını sağladı.
Çinli kadın Zhang Rongxiang, 2010 yılında trafik kazası geçirdiğinde doktorlar bitkisel hayata giren kadının hamile olduğunu fark etti.
Anne karnında yaşatılan Gao Qianbo, 2011 yılında sezaryenle dünyaya geldi. Gao o günden bu yana komadaki annesinin başından ayrılmadı.
Anne gözleri açtığında karşısında iki yaşındaki oğlunu gördü. Komadan çıkan ancak felçli kalan annesini kuşlar gibi ağzında çignediği lokmayı yediren Gao, doktorları duygulandırdı. Gao'nin babası, doktorların hayata dönmesi mucize olur dediği eşinin oğlunun sevgisiyle hayata döndüğünü söyleyerek, felç durumunun da iyileşeceğine inandığını açıkladı.


kompetankedi 9 Kasım 2013 16:08

Savaş Ay vefat etti.


Sabah gazetesinin usta kalemi, A Takımı'nın kaptanı duayen gazeteci Savaş Ay Samatya'daki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde vefat etti.

Savaş Ay’ın kalbi, 1,5 aydır gırtlak kanseri tedavi gördüğü Samatya'daki İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde durdu. Savaş Ay doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden 59 yaşındaki Savaş Ay’ın boğazında son dönemde yeni bir tümör oluştu. Doktorlar acil ameliyata alınmasını istedi. Ünlü gazeteci, yeni ameliyat hakkında düşünmek için doktorlardan zaman isteyip boğazının delinmesine izin vermedi. Doktorların acil ameliyat talebine izin vermeyen Savaş Ay, bugün öğlen saatlerinde fenalaştı. Kalbi duran Ay’ı hayata döndürmek için doktorlar uzun süre uğraş verdi. Çabalar sonuçsuz kalınca ünlü gazeteci, 15.00 sıralarında yaşamını yitirdi.

SAVAŞ AY KİMDİR?

Gazeteci Savaş Ay, Şükran ve Turan Ay'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Marmara Ticari Bilimler Akademisi'nde eğitimini tamamladı. Gazeteciliğe 1974 senesinde Dünya Gazetesi'nde muhabir olarak başladı. Tercüman, Vatan, Milliyet, Sabah gazetelerinde ve Akajans'ta görev aldı. ATV, TGRT, Kanal D, Kanal 6, Show TV, Flash TV, tekrar ATV, Star TV ve Kanal 1'de A Takımı adlı tartışma programını yaptı.

2000 yılında Beyazıt Öztürk ve Kerem Alışık'ında oynadığı Dansöz adlı filmin yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını yaptı. Ulaş Can Ay isimli, ses sanatçısı bir erkek çocuğu ve Sanem Ay adında, bir kız çocuğu vardı. Ayrıca son yıllarda A Haber'de muhabirlik yapan Savaş Ay, gırnak kanseri tedavisi görüyordu.

SAVAŞ AY: "DİNLEDİĞİM ŞİİRLER BANA İLAÇ OLDU"

Doktoru Murat Baş daha dün Facebook adresinden bu mesajı paylaşmıştı...

"Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde bir buçuk ay radyoterapi seansına giren Savaş Ay, her seans için kendi sesiyle şiir kasetleri hazırlamış. Kendi doldurduğu bu şiir kasetleri, seansların daha hızlı bir şekilde geçmesini sağlamış. Kendi bulduğu bu yöntemle, tedavi dönemini daha rahat geçirmiş. "Bir musibet olursa döner durur illaki beni bulur, o yüzden bu belalara sabretmeye alıştım, kanserle bir gün buluşacağımızı biliyordum diyen Ay; kanserle savaşan binlerce insan arasına böylece katılmış."

KANSER TEŞHİSİ TESADÜFEN KONULMUŞ

1998 yılında programdan hemen sonra arayan doktor izleyicisi "Gırtlağınızı bir kontrol ettirin, kanser olabilirsiniz" demiş. Bu uyarının ardından hastaneye giden Savaş AY, testlerden sonra kanser olduğu gerçeğini öğrenmiş. Teşhisten sonra hemen tedavilere başlanmış. Tedavi sırasında sigarayı zoraki bırakmış. Ayrıca bir müddet konuşması bile yasaklanmış. Parasını sesiyle kazanan birisi için bu çok zor olsa gerek. Bu yasaklara uymadığı durumda gırtlağının alına bileceğini ve bir daha belki hiç konuşamayacağı gerçeği söylendiğinde üzüntüsünü ağlayarak değil belli bir noktaya bakarak belli etmiş.

Önceleri program nasıl devam edecek diye düşünen sanatçı, her hafta birisinin sunması için ünlü dostlarına rica etmiş. Hepsi teklife sıcak bakarak kabul etmiş ancak daha sonra buna gerek kalmamış.

HASTANE DE HEP MORAL KAYNAĞI OLDUM

Tedavi safhasında zorlandığını belirten Savaş Ay, "Acı vermiyordu desem yalan olur ama hastanede insanların hep moral kaynağı oldum" diyor. Cerrahi müdahalenin yerine, radyoterapi tedavisine başlamaya karar veren usta gazeteci, İstanbul Tıp Fakültesi'nde radyoterapi başlamış.

HER TERAPİDE ÜNLÜ BİR KİŞİ YANIMDA HAZIR BULUNUYORDU

Radyoterapi tedavileri yaklaşık on dakika sürüyormuş. Bu süre bana bir ömür gibi geliyor diyen Ay, evde üç dakikalık şiir kasetleri hazırlamış. Kendi sesinden okuduğu şiirleri seansa girerken kulağına takıp tedavinin bitmesini bekliyormuş. Her terapiye bir ünlü de Savaş Ay'ın yanında refakatçi olarak hazır bulunuyormuş.

Savaş Ay


muronoloji 22 Ocak 2014 18:48

maaşlara karşı
 
asker maaşları

http://www.iskur.us/wp-content/uploads/2013/02/tsk.png

Türk Silahlı Kuvvetleri son yıllarda personel istifaları ile gündeme geliyor. Türkiye’nin en güvenilir kurumlarından olan TSK neden personeli ile ilgili istifa haberleri ile gündeme geliyor? Son 3 yılda 14 bine yakın personel TSK’dan istifa etti. Son yılların en yüksek istifaları bu yıl yaşandı. Bazı TSK mensupları istifa nedenlerinde askerliğin artık prestijli olmadığını gerekçe gösterirken, bazıları da Subaylar ve Astsubaylar arasında yaşanan ast- üst ilişkilerinden şikayet ediyor. Ergenekon, Balyoz gibi genellikle emekli ve muvazzaf askerin yargılandığı davaların da istifalarda etkisi bulunuyor.

Özel Sektörün Cazip İmkanları

İstifa eden TSK mensuplarının özel sektörde aldıkları yüksek maaşların cazibesine kapıldıkları gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Özellikle pilot olarak TSK’da pilot olarak görevli askerler 3-5 bin TL maaşla zorlu şartlada görev yapıyor. Oysa özel sektörde görevli olan pilotların maaşları 10 bin TL’yi bile geçiyor. TSK’daki istifaların nedenlerinden bir tanesi de zorunlu hizmet sürelerinin düşürülmesi olarak gösteriliyor.

İşte Tsk’da Görevli Askerler Ne Kadar Maaş Alıyor?

Orgeneral: 8 bin TL

Albay:4 bin 500 TL

Teğmen:3 bin TL

Astsubay KDM. BÇVŞ: 3 bin 200 TL

Astsubay Çavuş: 2 bin 200 TL

Uzman Çavuş: 2 bin TL


muronoloji 24 Ocak 2014 11:18

Obama'ya Alman TV'sinde Erdoğan sorusu
 
Obama, Alman ZDF kanalına, ABD Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) dünya liderlerini dinlemesiyle ilgili açıklamalar yaptı.

Alman ZDF kanalına, ABD Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) dünya liderlerini dinlemesiyle ilgili konuşan Başkan Obama, "Erdoğan'ı dinliyor musunuz" sorusuyla karşı karşıya kaldı.

Ünlü haber sunucu Claus Kleber, Obama'ya, "Türkiye'de şu an zor bir durum var. Gizli servisiniz, Başbakan Erdoğan'ın iletişim faaliyetlerini merak ediyordur. Onun iletişim faaliyetleri Başkan istemediği için bu sınırların dışında mı tutulacak?" sorusunu yöneltti. Obama, "Bunu ülke ülke tartışmak istemem" dedi.

Almanya Başbakanı Merkel'e cep telefonunu artık dinlemeyecekleri garantisi veren ABD Başkanı Barack Obama, Alman gazetecinin sorusuna karşın Başbakan Erdoğan için bu yönde net bir taahhütte bulunmadı. Obama, "İstihbaratımız dünyadaki her ülkenin, devletin niyetleriyle ilgilenmeyi sürdürecek" dedi.

http://yeniresimler.ihlassondakika.com/haber/507/Obamaya_Alman_TVsinde_Erdogan_sorusu.jpg


muronoloji 24 Ocak 2014 11:20

Beyaz Saray gizli anlaşmayı açıkladı
 
Beyaz Saray, ABD yönetiminin P5+1 ülkeleriyle İran arasında varılan anlaşmanın neleri içerdiği konusunda daha şeffaf olması gerektiği yönünde Kongre ve bazı gruplardan gelen çağrılara yanıt olarak, anlaşmadaki teknik detayların bir özetini yayımladı.

Kongre'yle metnin tamamını paylaşan Beyaz Saray, kamuoyuyla ise 4 sayfalık bir özetini paylaştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) anlaşmadaki teknik detayların belli unsurlarının gizli kalması yönünde ricada bulunduğunu belirtti.

ANLAŞMA ÖZETİNDEKİ DETAYLAR
Özete göre, İran, anlaşmanın uygulanmaya başlayacağı 20 Ocak'a kadar ya da o tarihte yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum üretmeyi durdurmayı ve yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoğunun yarısını seyreltmeye başlamayı kabul etti.

UAEK sonraki 6 ay içerisinde de İran'ın uranyum zenginleştirmesi ve santrifüj kullanımına dair diğer kısıtlama ve azaltmaları tetkik edecek. İran'a, yeni zenginleştirme tesisleri inşa etme, Arak reaktörünü işletme ya da reaktöre yakıt sağlama, Arak'ta yeni herhangi bir reaktör unsuru tesis etme, Arak reaktör tesisine yakıt ve ağır su transfer etme, yeniden işleme kapasitesine sahip bir tesis inşa etme müsaadesi verilmeyecek. Metin, İran'ın Arak reaktörü için yakıt üretme ve test etmesine de yasak getiriyor.

Özette, İran'ın 6 aylık dönemde atması gereken belli adımları içeren bir program üzerinde taahhüt ortaya koyduğu belirtilerek, bu adımlar, "yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoğunun yarısını seyreltmenin 3 ayda tamamlanması ve kalanının da 6 ay içerisinde okside dönüştürülmesi" ve "İran'ın yüzde 5'e kadar zenginleştirilmiş uranyum stoğunun izin verilen boyutuna bir üst limit koyması" şeklinde sıralandı.

ORTAK KOMİSYON KURULACAK
AB, P5+1 ve İran'ın, Ortak Eylem Planı'nın uygulamaya geçirilmesini gözlemlemek için UAEK ile birlikte çalışmak üzere bir ortak komisyon kuracağının anlatıldığı özette, bu ortak komisyonun AB, P5+1 ve İran'ın uzmanlarından oluşacağı ve Ortak Eylem Planı'nın hayata geçirilmesi ve gündeme gelebilecek diğer konuları ele almak üzere ayda en az bir kez toplanacağı kaydedildi. Komisyonun ayrıca, İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili geçmişteki ve şu andaki kaygıların giderilmesini kolaylaştırmak için UAEK ile çalışacağı belirtildi.

Özete göre, UAEK müfettişleri Natanz ve Fordo uranyum zenginleştirme tesislerini günlük bazda ziyaret edecek ve bu ziyaretlerin bir kısmı planlı bir kısmı ise önceden haber verilmeden yapılacak. Müfettişler, Arak reaktörünü de ayda en az bir kere ziyaret edecek.

Özette, İran'ın Arak reaktörüyle ilgili dizayn bilgisi ve diğer bazı tesislere erişim sunmayı kabul ettiği de belirtildi.

Bu gelişmiş izleme tedbirlerinin UAEK'e, İran'ın taahhütlerini hayata geçirmesinin durumu hakkında Ortak Komisyon'a aylık bilgilendirmeler sunma imkanı vereceği ve uluslararası topluma da yükümlülüklerden kaçışı ya da materyallerin gizli bir programa yönlendirilmesini daha hızlı biçimde tespit etme olanağı sağlayacağı kaydedildi.

YAPTIRIMLARA GETİRİLECEK HAFİFLEMELER
Bu ilk adımın bir parçası olarak, P5+1 ve AB'nin İran'a yönelik yaptırımlara sınırlı, geçici ve hedefe yönelik bazı hafiflemeler getireceğinin belirtildiği özette, bu hafiflemelerin toplam değerinin 6 ila 7 milyar dolar olduğu kaydedilirken, bu miktarın İran'ın bloke edilmeye ya da kısıtlama tabi tutulmaya devam edecek 100 milyarlık döviz stoğunun küçük bir bölümünü oluşturduğuna dikkat çekildi.

Yaptırımlara getirilecek hafiflemenin bir kısmının ilk günden hayata geçirileceği, ancak çoğunun 6 ay süresince dilimler halinde uygulanacağının kaydedildiği anlaşma özetinde, petrol, bankacılık ve finansal yaptırımlar dahil olmak üzere İran'a yönelik yaptırım rejiminin çok büyük bir kısmının yürürlükte kalmaya devam edeceği de kaydedildi.

Özette, İran'ın kısıtlama altındaki 4,2 milyar dolarlık fonlarına 6 ay boyunca dilimler halinde erişim izni verilmesi konusunda, bu dilimlere dair bir takvim de yer alıyor. Toplam 8 aşamadan oluşan dilimlerin bir kısmına erişim, İran'ın uranyum zenginleştirmesini seyreltmede sağlayacağı ilerleme ve taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olarak tanınacak. Buna göre ilk dilim 1 Şubat'ta, son dilim ise 20 Temmuz'da serbest bırakılacak.

Anlaşma özetinde, "Bu uygulama planıyla, somut ilerleme sağladı. Şimdi, İran'ın nükleer programıyla ilgili endişelerimizi gideren kapsamlı bir çözümün takibine yönelik kritik çalışma üzerinde odaklanacağız" ifadesi kullanıldı.

KONGRE ÜYELERİNİ İKNA EDEMEDİ
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Wendy Sherman, anlaşmayla ilgili olarak dün Kongre üyelerini kapalı bir toplantıda bilgilendirdi. Ancak toplantıdan çıkan bazı Kongre üyeleri, kaygılarının azalmaktan öte daha da arttığını söyledi.

Obama yönetiminin dış politikasını en çok eleştiren isimlerden biri olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, yaptığı açıklamada, "Brifingden sonra her zamankinden daha fazla rahatsızım" dedi.

Anlaşmayı eleştiren çevreler, Obama yönetiminin İran'a çok fazla taviz verdiğini savunuyor.



Saat: 00:45

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık