![]() |
Cehennemden yeni çıkmış gibi alev alevdi saçları.Boğucu bir Ankara akşamında kaybettim gözlerini...Şimdi yüzümde eski zamanlardan kalma bıçak izleri,dolaşıp duruyorum İstanbul sokaklarında. Ben serseri bir sokak köpeği,sen savrulmuş bir gelincik çiçeği.Nasıl olsa bulamayız birbirimizi... murat kalaç |
sen geldin eskidi biryerleri zamanın, eskidi gözleri kadınların - sen geldin evler eskidi birden - eskidi evimsilerde kölemsi yalnızlıklar bayramlar eskidi gülüm, derinlikler eskidi - ve pişmanlıklar eskidi yatakbiçimlerde iğreti ikililer - ve çok çok saksılarda çölbitkileri, salonlarda kartpostal mutluluklar eskidi maskelerin sırıtan düşmanlıkları - ve nice yazlar oh ne güzel yeniden - bu senin güzelliğin ne demek sel ne demez azime'm, savaşlarda durma ne demek, güzel ne demek sen geldin ey benim kadınülkem - yepyeni ufuklar geldin dürülü bayraklarım güldü gülüm - sen geldin kutuplarım değişti bir horoz öter biryerlerde bir horoz bir horoz bir horoz daha bir ateş yanar biryerlerde bir ateş bir ateş bir ateş daha bir yumruk sıkılır biryerlerde bir yumruk bir yumruk bir yumruk daha düşer barış cemreleri sabah çaylarımıza biter *****lik biter bu gökyüzünün çok uzaklığı sen geldin ey anamın en güzel kızı - yaşamak geldin badem çiçek açar gibi geldin, yürek sızlar gibi geldin - sen geldin al beni kankırmızılardan vur beni kankırmızılara dürülü bayraklarım gülsün gülüm, kutuplarım değişsin ey benim ülkem bitsin bu zulüm bitsin bu zulüm bitsin bu zulüm sanki dünyada ilk şafaktı kollarımda uyanmaların o büyük barışa bir adım kala (temmuz bildirisi) Hasan Hüseyin Korkmazgil |
DÜZGÜN Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin. ÖMER HAYYAM |
SONE Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni? Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan. Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini. Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan! Bazen, kızgın olarak,parlar gözü semanın... Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı; Her güzel, güzelliğini kaybeder: Tabiatın- Sebep olur da bazen bu kararsız akışı! Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek, Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana. Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek: Sen eşitken ebedi mısralarla zamana Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler, Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler William Shakespeare |
Toplan Kalbim Gidiyoruz Haydi toplan akşam oldu vakit doldu toplan gidiyoruz ey kalbim kırkikindi yağmurlarına kalamam kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta yer yok bana bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı alıp götür beni buralardan içimdeki cesetleri çiğneyerek kalbimdeki mahşere http://img254.imageshack.us/img254/1885/kalpwq8.gif vakit tamam dürüp ömrümün defterini Toplan gidiyoruz ey kalbim bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim kimsesiz bir kış sokağında ne de munzur bakışlı cerenler al götür beni buralardan ey kalbim geçtiğim tüm kıyılara kırık göz yaşlarımı ince duygularımı bırakarak ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum http://img254.imageshack.us/img254/1885/kalpwq8.gif bütün dinlerden kovsunlar beni bütün ülkelerden bütün yüreklerden kovsunlar hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarına alıp götürsün beni buralardan içimdeki ölüleri çiğneyerek kalbimdeki mahşere vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim ağlatma beni sevda kapılarında ***** kapılarında eğme boynumu kurşunlar sıkılsa da canevime çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında bırak başım dik, içim ezik kalsın onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma bu sevda sığmaz bakmayın gözlerime nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri kınalı bir kelebek konunca saçlarıma ah! benimde hayallerim vardı baharlarım vardı yazlarım vardı kuşlar uçup gitti yüreğimden gökyüzü yaralı kaldı bir isyan giydirip gözlerime dipsiz bir uçuruma yuvarladım umutlarımı tınısı kırık bir keman sızısıyım artık yok gideceğim bir başka kapı haydi toplan vakit tamam toplan gidiyoruz ey kalbim boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük... |
HER ŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... Can Yücel |
haziranda ölmek zor.... gece leylak ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüregim uy anam anam, haziranda ölmek zor calışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım anama sövmüş patron sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı sıcak bir ev özlemişim sıcak bir yemek sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler çıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sarı sarı yapraklarla dallarda insan iskeletleri gece leylak ve tomurcuk kokuyor 'uyarına gelirse tepemde bir de çınar' demiştin yıllar önce demek ki on yıl sonra demek ki sabah sabah demek ki manda gözü demek ki sile bezi bir de memedin yüzü bir de saman sarısı bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 Haziran 63'ü bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta okşar yanan alnını Nazım Ustanın bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta yatıyor oralarda bir eski gömütlükte yatıyor usta gece leylak ve tomurcuk kokuyor geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir kuş ötüyor. haziranda ölmek zor.... HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL |
ÖZLEDİM SENİ Özledim seni... Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile Benimle olduğunu bilmenin Bunca zamandır içimi ısıttığını Yeni yeni anlıyorum Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp Mütemediyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları Akşamları her işi bir kenara koyup Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum; Oynaşmalarımızı, Yürüyüşlerimizi, Sevimli haşarılığını, Çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı Beni savunurken; Ve ne kadar yumuşak Bir çift kısık gözle kendini Ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde Buna mecbur olduğunu görmek Ve sana bunları söylemeden ''Git artık'' demek ''Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa'' Demek sana ne de zor Seni görmemek ve belki yıllar sonra Karşılaştığımızda Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek.... Can Yücel |
2 AŞK OKUDUM - AŞK DOKUDUM Ben bu gönül tezgahinda Ask dokudum, ask okudum Erenlerin dergahinda Ask okudum, ask dokudum Her güçlügü bile bile Göznuruyla, sabir ile Yumak, yumak, çile çile Ask dokudum, ask okudum Bir ömür yana yakila Yazdigim sigmaz akla Acimadim kirkdört yila Ask okudum, ask dokudum Sevgi insanligin özü Odur aydinlatan bizi Hak yolunda oldum terzi Ask dokudum, ask okudum. Günahindan, sevabindan İçtim ask sarabindan Ulularin kitabindan Ask okudum. ask dokudum Ümit Yaşar Oğuzcan |
Heybetli Dagçiçegi . Babama selam söyledin mi anne? Yandigimi ateste geceleri Ne çok yakisiyordu zayif kollarina tirpan Ve alnina baba, damar damar ter Kör atin sirtina senin için minder Benim için kanli kizilcik heybeye Bir koca aci Dogdugum günden bir gün önceye Gece parliyor, kar yagan lambasiz evlerde Bir daha dogrulmamak üzere Süt kovalariyla bükülüyor anne belleri Yüzünde peçe, belinde pestemal Telis çuvalla tasinan killerle yikanir testide çocuklar Ve ehrama bürünür defalarca genç kizlar Haramsiz ehramla anne, gülü tütsüle Anne Ben hastayim diyorum Sen agzima biber sürüyorsun Yigilip yerde kaldigim günde Babam bana kiraz getirdiginde -Kiraz,küpedir köylü çocuklarinin kulagina Koynumun atesine kar Derdime derman anla anne - Senin ellerin gümüs tepside serbet Sessiz ölümlere gebe kizlarin kinasindasin Ben çok hastayim anne Sen ölmüs kizin için dizini dövme Düs (Yeleli köpekler vardi Ve asilacak karli daglar Ben Yeris’in sirtindaydim aslan gibiydi Yeris kasabanin en saygin köpegi Ziya ve Ali baska sirtlarda Aslan gibiydiler Yeris’in yoldaslari da Astik daglari ikindiydi, eylüldü Daglar sariydi, zaman sariydi, ar sari -Raskolnikof! Kosma aklima durup dururken Prensesler, prensler Miskin mesela Hanginizde epilepsi, Dosto’da yara- Ziya diyor ki yoktu Ali Ali diyor ki yoktu Ziya Cezbe girer nöbetlerime Diyemem size ne benimdir rüya Yenilgi baslar birinci ölüm virajinda) Anne ben hastayim duydun mu beni? Senden ilk ayrilisimda da eylüldü Atese girdigimde de eylül Sen açiyordun ateste kirmizi Babam atiyordu kizilcik dallarini aklima Yanacaktim Mansur, sönecektim Ibrahim Mum denizinde sinek ölüleri Bak aglamayi ögrendim; biçimli biçimsiz Aglamak için gelecegim sana, dizini yaralama Dere kenarinda alnima isaret verdi Milan Kundera 1980’di sana geldim, dizini yaralama Basimi koyacak koyak yok baska Nasil oldu dizin yirmi bes yil sonra? Ben naçarim ve sen agliyorsun Ben agliyorum sen hasta Bunca yolcudan artan gözyasi var mi musallada Elbette nefestir sefkat anneden çocuklara Ve sefkat anne, çocuklarindan sana Sen Asiye'yle anla Musa’yi isyan isyan Ben sende gördüm Meryem’i en masum doguran Düs (Yedi uyuyanin sekizincisine hayran Hep uyanan, her saniyede bir daha uyanan Atese giremeyen bahtsiz, uçamayan kelebegim kanatsiz Kokuna üsüsmek istiyorum sekizinci uyuyan Ögret bana da soluksuz girmeyi rüyaya Sis kalksin, büyü kalksin, perde açilsin Kanatsin atesi mum, kirmizi parçalansin) Ömür törpüsü bir ogul olmak istiyorum sana Yaslanarak korkusuzca kokuna Sen her sabah gül koksan da Ben kül koklarim sokakta Kokusuzum, küllügü eselerim Bir kirmizi horoza öykünür sol bilegim —Hasir seccadede kizlik soyadin anne Dijital zamanlar için büyük deneme Kadinin adi var seccadede elli yil önce - Beni aynalarla deniyorlar anne Sakin babama onbasi gene hasta deme Kalkip gelmesin Serinçukur'dan Bir elinde tirpan Öbür elinde çerçilerden alinmis kiraz, kizilcik sepeti Ben korkan, çok korkan, hep korkan yalniz hastalanmaktan Ama yine de hastayim anne, elimde degil ki zaman Girdim disina anlamin, siyrildim çocukluktan Savurdum cezbeyi rüyalara, uykuya Savundum Erasmus’u; Pilaton’a, Ogüst Komt’a Sütten kestim aklimi, azad ettim çagimi Düs (Iç Anadolu'da bir kasaba Bitmemis bir bina, son katta Yüzlerce izmarit ve bir yesil parka Orada günes yalniz gülüyor hala Dudaklarimizda tütün Gözlerimizde tütün Sari ellerimizde ve sagir düslerimizde tütün -Tifo, menenjit, veba Sizofreni, epilepsi, kasaba - Yüzlerce kelebek dolusuyor balkona Sikismisti kanatlari iki parmak arasina Atese giriyor, yanmiyorlardi Ama öldüler birer birer pencerede -Her kelebek Ölür saniyede- Anladim anne) Anladim anne, anladim anne, anladim Son kez dizinde basima bir konak aç Ben sonrasiz asklarda lal kaldim Balik, kelebek, ceza, romatizma Rüya, zaman, izmarit, kasaba Gel diyorlar bu toprakalti odaya Ates Illa ki ates Hallac’i gösteriyor bana Ve iste vakit geldi Yenilenmek için baslanan satrançta Vezir kanatli atlarla ask atiyorum anne sana . Recep Mervan Toksoy |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık