![]() |
aglayan gözlerim Ağlayan gözlerim. Yollarını gözler, Ne özler,ne söyler. Dilim tutulmuş, Suskunluğum üzerimde, Üzğünüm yaralıyım. Sensiz karanlıklardayım, Güneşim kaybolmuş..! Aydınlığım kararmış..! İçimi karartan yokluğun, Tek başıma ağlar. AGLAYAN GÖZLERİM.. |
Sarı Odalarda Hüzün Sevdiğinden uzağa düşer sarı odalar Kapatmaz yaşanan acıların izlerini Hasretlerin rengi sinen perdeler Seçemezsin sır taşımayan aynalarda Eskimiş yüzlere karışırken yüzün Kırık umutların ağırlığı çöker bakışlarına Hangi cama baksan hüzünlü gözler görürsün Yatağa birikmiş korkuları saklayamaz örtüler Az önce koyduğun yerde bulamazsın ellerini Silinir sol koynunda sakladığın kokular Sevdiğini düşündüğün sandalye taşıyamaz artık Düşünmekten yorgun bir adamın yükünü Telefonun günlerdir boş bir mesaj bekler İçinde sevmeye dair ne varsa canlansın istersin Tek tek ölümlerini seyreder sonra, Cama yapışmış yaşlı gözlerin… Ölen sana mı yakın, sevdiklerine mi, Bilemezsin… Yunus Güzel |
Yaprak Gözlüm hüzün molalarında , yaprak gözlüm ; unutulmuş bir aşk aralığından , bakınca gözlerine , bir kahve içimi ikiz doğuruyor acılar ... bu benim diyorum .. seninle ölmek , sende ölmek , sana gömülmek istiyorum .. Orhun Basat |
Neylesin Gökyüzüne ağız verip gecesini gün eylemiş Ya neylesin gün görmeyen ya neylesin Daraldıkça yüreğini zor eylemiş Zaman olmuş hırçınlığı huy eylemiş Ya neylesin durgun suda çağıltısız ya neylesin Yorulanlar dili bülbül kini sümbül eylemiş Yaş eylemiş şaş eylemiş düzenbazı baş eylemiş Direnenler yılı yıla derdi derde taş eylemiş Uykuları kuş eylemiş özgürlüğü düş eylemiş Zaman olmuş sızıları usul usul boş eylemiş Acıları aş eylemiş bir dilimi beş eylemiş Nihat Behram |
Aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim sırt çantalı bir duman gibi bir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken çökerken altımızdaki merdivenler sevgilim yalnızca kanatlarına güven sevdalılar bilir bir kuş yağmurudur ilkbahar sevmeyi beceremeyenlerin koyduğu yasaklar çözülüp gider çocuk gölgelerinde yazın ve ağzımızın içinde dağılır aşk sapsarı bir şeker gibi erirken sonbahar bitmeyen bir kıştan söz açılırsa sevgilim sevgilim yalnızca kanatlarına güven elimi uzattığımda sana gemileri göstermek için dümende kan kokusuyla bayılmış bir kaptan ateşin yüreğine sürüklenen bir ülke ufukta ve çekirge sürüleri yolcu bavullarından çıkan sevgilim dökülürken tüyleri savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını ve yalnızca kanatlarına güven götürürlerse bir gün beni ellerim iplerle bağlı şiirlerimin bilmediği yerlere ve hiç kimsenin alnımdan fırlayacak göçmen bir kuş gibi dur dünyanın paslanmış sırtında ve bensizliğe havalanırken korkma sevgilim sevgilim yalnızca kanatlarına güven Akgün AKOVA |
Bilmiyorsun... Kaç gecedir seni uyuyorum, Seni uyaniyorum kaç sabahtir, Bilmiyorsun ! Ismin hala dudaklarimda gizli, Seni içiyorum sabah aksam kaç dumandir, Gözlerimde tütüyorsun. Seni agliyorum kaç damladir, Seni gülüyorum, Bilmiyorsun ! Hiç düsündün mü Saçlarim neden bu kadar daginik Neden gözlerim bu kadar parlak Ve seni neden seviyor bu kadar delicesine Kaç dalgadir seni vuruyor denizler yüzüme Kaç martidir basimda dolasiyorsun Kaç rüzgardir saçlarimda ellerin Bilmiyorsun ! Kaç mizraptir seni vuruyorum tamburun tellerine Kaç sestir sen agliyorsun gögsümde name name Kaç nefestir üflüyorum gözlerini neyime Bilmiyorsun, bilmiyorsun... Kaç siirdir seni yaziyorum kalbime Seni çiziyorum kaç resimdir Seni çagiriyorum türkü, türkü, Bilmiyorsun ! Kaç gündür seni üsüyorum, Sana yaniyorum kaç haftadir Bilmiyorsun ! Kaç buluttur islaniyorum askindan Yüzüm sen, gözüm sen, saçim sen oldun Kaç aynadir sen duruyorsun karsimda Kaç ormandir yaniyorsun yüregimde Bilmiyorsun ! Güller gördüm kirlarda, kelebekler gördüm Kaç bahardir seni açti çiçekler Sende uçtu bütün ugur böcekleri Seni tuttu balikçilar Arilar seni koydu kovanlarina Kaç ülkedir seni gezdi göçmen kuslar Bilmiyorsun ! Kaç sarkida seni dinler aglarim Kaç kadehtir sen dokunuyorsun dudaklarima Seni içiyorum kaç saraptir Kaç özlemdir özlüyorum kokunu Kaç vapurdur sen geçiyorsun içimden Kaç saattir bekliyorum, aramiyorsun Bilmiyorsun Kaç ölümdür ölüyorum ardindan Kaç mezardir gömüyorum askini, olmuyor Seni neden sevdigimi, nasil sevdigimi Bilmiyorsun Kaç gecedir seni uyuyorum, Seni uyaniyorum kaç sabahtir Bilmiyorsun Kaç zamandir sana ihtiyacim var; bilmiyorsun.... Necati Özer... |
Madem Sonunda Ayrılık Vardı Madem sonunda ayrılık vardı Söyle gülüm sevda neden yaşandı Madem ayrılık sonumuz gözyaşı mahsulümüz olacaktı Söyle gülüm sevda neden yaşandı. Madem gitmek için gelmiştin bana Söyle gülüm sevda neden yaşandı Madem ardında bir dalı kırık bırakmaktı niyetin Söyle gülüm sevda neden yaşandı. Madem kanlı hançerini kalbime batıracaktın acımadan Söyle gülüm sevda neden yaşandı Madem sevgiye inanmıyordun Söyle gülüm sevda neden yaşandı. Emre Buğday |
Benim Şiirlerim Sen kalpsizsin, hani senin gençliğinin hayatı? Aşklarım mı? Bir nefesle solabilen bu şeyler Bir yanardağ ateşiyle kömür gibi karardı; Şimdi ise yerlerinde bir sıtmalı yel eser. Evet, benim her şi'rimde yılan dişli diken var; Sizler gidin, bal verecek yeni açmış gül bulun. Belki benim acı sesim kulakları tırmalar; Sizler gidin, genç kızların türküsüyle şen olun. Varın sizler, onlar ile korularda el ele Gezin, gülün, bir çift bülbül aşkı ile yaşayın; Yalnız kendi, yalnız kendi ruhunuzu okşayın. Zavallı ben, elimdeki şu üç telli saz ile Milletimin felaketli hayatını söyleyim; Dertlilerin göz yaşını çevrem ile sileyim!... Mehmet Emin Yurdakul |
hangi yolu yürüsem karşıma çıkacaksın hangi kapıyı çalsam biliyorum sen açacaksın... yalnızlığımsın benim üşüyen içimde çırılçıplak yüreğim kadar yakınsın gözlerin bana tam bir ömür uzak ne farkeder sonsuza dek sussak... yiten mevsimlerimsin tükenişim, dirilişimsin hep yeniden merak etme iyiyim ben... sen benim yalnızlığımsın vazgeçemediğim ve beni hiç terketmeyen... bekir mutlu gökçesu |
Çarşılarda bir şey Biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı. Kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra yavaş bir sesle Çocuk için hasta kaç gündür yemiyor Biraz et biraz meyva isterler. Sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona Kaşıklarla beraber büyür bir üzüntü Yağların şekerlerin çayların Uykularda bile bitiyorsa Annelere düşündürdüğü. İnsanlara tezgahlara kağıtlara kolaydı Biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı. Behçet Necatigil |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık