![]() |
Susma..... . Susma, Sen sustun diye bozuldu büyü; Dagildi periler, yikildi Kaf, Anka öldü. Sen sustun, Derinlesen bir kuyudur Simdi içimde zaman. Yiter dibinde uyku, Yiter rüya, Yiter benim Yusuflugum. Ah, kirilir çikrigi bu kuyunun, El atmaz kimse, Çürür çöl ortasinda, çürür… Bulamaz beni hiçbir bezirgân. Çünkü sen sustun diye durdu Heybesinde umut tasiyan kervan. Susma, susarsan Kim çikarir beni bu dipsiz kuyudan? Ey saçlarinda aydinlik, Ninnilerinde yagmur saklayan! Asi saçlarimi oksa dizinde, Dokun bir yangin yeri alnima ellerinle -Gögümde gezinen buluttur ellerin. Parmaklarinin arasinda büyür Topraga can veren yagmurlar. Dokundugun yerden günah silinir, Baktigin yerden karanlik- Ve çöz masal yumagini üstüme, Çekip al beni bu karanliktan. Ben ki Kundakta susuz bir Ismail’im; Sen susunca kizgin çöldür besigim. Bir yanim Merve, bir yanim Safa, Dönünceye kadar Ibrahim, Kos Hacer, kos Yüregini koparip yerinden Yedi defa, Yetmis defa, Yetmis bin defa… Kizgin kumlar arasinda Bir damla su ara. Sen sustun, Sustu ninni, masal sustu… Ey rüyalari çalan haramiler! Alin gözlerimdeki buguyu, Ker*** bir damin bacasinda tüten Alin, ekmek kokusunun hazzini. Alin çikinimda ne varsa: Çizmelerimde sakladigim hiçkirigi, Çakima sürülen sögüt suyunu… Nasilsa, Koptu elimden annenin saçlari, Zamanin ipi koptu. Gök mavi olmayacak artik, Nasilsa yagmura küstü nisan, Çiçekler kanmayacak bahara. Geri dönmeyecek bir daha, Geri dönmeyecek; Son sefere çikti göçmen kuslar. Sustu masal, Ah, bir Sehrazat kadar bile Yer tutmuyor insan. . Veysi Atici |
Bilir misin....? Bilir misin leyli, bilir misin, Ben trenleri neden sevmem. Trenler demirdendir leyli, Trenler demirden… Kaba bir yük gibi Taşırlar yürekleri. Trenlerin kalbi yok ki; Trenler anlayamaz seni beni. Bilir misin leyli, bilir misin, Ben trenleri neden sevmem. Yolcuyuz leyli, ikimiz de; Yolcuyuz, her şey ve herkes gibi. Biletimiz ezelden alınmış, Menzilimiz bilinmez… Fakat trenler saate esir leyli, Trenler saate esir… Trenler bekleyemez kimseyi. Sen istasyona yeni gelmişken, Benim trenim çoktan gitmiştir. Bilir misin leyli, bilir misin, Ben trenleri neden sevmem. Demir raylar üzerinde yürürler, Uzak diyarlara varırlar, Fakat trenlerin direksiyonu yok leyli, Trenlerin direksiyonu yok; Trenler dönemez geri. Sen bahar istasyonu burcunda; Ben çölü yaran rayların ucunda Giderim kış üzeri. Gövdem yol yorgunu, Yüreğim senin avucunda… Bekleme Leyli, bekleme beni; Trenler dönemez geri. Veysi Atıcı |
Ağlayan Çocuklar Kafesli evlerde ağlar çocuklar, Odalarda akşam olurken henüz. O zaman gözümün önünde parlar, Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz. Ne vakit karanlık kaplasa yeri, Başlar çocukların büyük kederi; Bakınır, korkuyla dolu gözleri: Ya artık bir daha olmazsa gündüz? Gittikçe kesilir derken sedalar, Gece; bir siyah el gözümü bağlar; Duyarım, içime sığınmış, ağlar, Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz... |
Saadet Ömür tezgahında çile dokudu, Cefa ateşine düşer SAADET. Sabırla şükretti dua okudu, Sevgi ocağında pişer Saadet. Ruhsuzun yüreği taşmı,demirmi, Helalden pişmeyen yemek yenirmi, Temelden yanlışa Töre denirmi, Nusibeti bir bir aşar SAADET. Çile girdabında yüreği yandı, Hayata bağlayan dört tane can’dı Onların gülmesi en mutlu andı, Evlad sevdasıyla yaşar SAADET. Azimle değişti hayatın rengi, Evinde düzeni sarraf ahengi, Cefanın,vefayla bulunur dengi, Mutlu bir hayata koşar SAADET. Kederli günleri geçmişte kaldı, Kızları yetişti mutluluk saldı, Hediye torunun sevgisi baldı, Pınar duygusuyla taşar SAADET. Kibar endamıyla buğday tenlidir, Hayat bilgisiyle çağdaş yönlüdür, Gizli hazinesi onun gönlüdür, Güzellik sunarken coşar SAADET, Kahverengi gözün,görmesin hüzün, Sevgiyle doludur,duygulu özün, Kalpleri ısıtır,tatlıdır sözün, Mutluluğu yaşa, başar SAADET. Kadir Kaya |
................................................................._ kimin malını kimden saklıyorsun_ Bana şiirlerimi geri ver Henüz yazmadığın yahut yarım bıraktığın Yine kaybedilen zamanında bu canın Bulmuşken ruh ikizini Ne zor değil mi Bir kıvılcım yetecekken yanmaya Azıcık cesaret bile yok aşka Böyle gözlerimin içine derin derin bakıp Kavurdun kül bırakmadın bağrımda Hadi bir tut elinden talihin Bir sarıl inadına tüm evrenin Bitmeli diyorsak da bitemez artık biliyorsun Ertelenen bir yalan ömrü Öbür diyara sakladık diyorsun Bana şiirlerimi ver ey peri Okumalı ve yeniden doğmalıyım mısralarınla Kıskançlığım ustalığında değil kaleminin, sakın ha Safımıza katılmışsın ne fark eder, ha öndesin Ha arkada Ele veririm kendimi diye susma boşuna O şiirlerle nefes alırım Doğan güne umut açarım taze bir çiçek gibi Çiçeğimsin biliyorsun hem de en güzeli Dalına el değmemiş Ve hiç koklanmadan bekliyor beni Karşımdasın ve bir ümit Bir mucize diliyorsun dudaklarımdan Yoruldum diyerek kırıyorum hayallerini Utanmadan Bana sevgili Bana şiirlerimi geri ver Bari teselli bulayım yazdıklarınla Sarıp hayalleri koynuma Senin yerine öpeyim mısraları, doyasıya Nasıl ki en güzel şarkı Daha sözü yazılmamıştır diyorsun Ve kondurulmamış bestesi İşte öyle güzel sevilişin Bu kör duvarlara bakıp bakıp hayal edilişin Ver artık o şiirleri Ver de bu ızdırap bitsin Döktüğüm gözyaşı sitemine değsin hüsnü zafer kömürcü |
Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... Ümit Yaşar Oğuzcan |
KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI Sabahları aşık değilim dedim Hakikaten de öyleyimdir Her sabah rahat, neşeli olurum Hatta sesime bakmadan türkü söylerim Herkes gibi işime giderim bende Çalışmak sanki özlediğim bir şeydir Sonra yavaş yavaş o aklıma gelir Havam bulutlanır gitgide Peşinden koşmaktan yorgun düşerim Çekilmez olur artık şehir Bilirim şimdi kırlarda Bir hayvan sakince suya eğilmiştir Trenler geçip giderken küçük kuşlar Durmadan yer değiştirir telgraf tellerinde Gitsem gezinsem derim limanda Rıhtım kahvelerinden birinde otursam Bir şey içsem ve dönsem Değiştirsem elbisemi, Yahut uzanıp saatlerce uyusam Belki bu dertten kurtulurum Derim ama akşam olur Gene kapına düşer yolum. Necati CUMALI |
Unut anılarını... Unut sen de ben gibi... Dünlerimi siliyor aklım... Aklımdan sen yokkenki geçmiş silinip gidiyor! ... Unut sen de acılarını... Unut ben de erimiş karlar gibi... Sarıl bana sarıldığın gibi bu ana... Benim sana sarıldığım gibi sarıl bu yakalanmışlığa... Sana sarılıyorum sen yokken... Seni arıyorum bu küçük dünyamda... Şu an yanımda yoksan seni arıyorum... İçimin aradığı gibi sen de ara beni... Şimdi varız; tam da bu anın içindeyiz biz! An biz olmuş...Biz anın... Şimdi sen içimdesin... Şimdi içim sen! ! ! ... Seni özlediğim doğru... Sen de doğrularımdan ol; sen de özle beni... Anda yaşıyorum... Anda seviyorum... Gelecekten korkum yok senli... İçimde seni büyütüyorum çünki... İçlerine sal beni birtanem! ... İçlerine öyle sal ki beni... Benliğimi sarsın ruhun! ... Bu anda aşk var... Bu anda sen varsın! ... Gerisini unut! ! ! ... Ne varsa; ruhunun karabasanlarından kurtul! ... Seni ve beni bırak sadece bu anda kalalım! Sal köklerini toprağıma içimin! ! ! ... Sal ki büyüsün bizde aşk! ... Seni sevmelerdeyim... Sen de kal bende... Sendeyim... Büyülü bir gecenin içinde tek sensin hissettiğim! ... Sensin bunca dünyevi güzelliği ezip geçen! ... Senin gözlerinde kalmışlığımdır gecenin rengi... Sensiz yanmışlığımdır güneşin alevleri! ... Sensiz sessizdir gece... Sensiz ıssızdır içim... Sensiz bu yangın yeri... Aslında hiç sensiz kalmaz bilirsin! ... İçimin alevlerinde tek sen varsın yine... Keşke bilebilsen sevdiğim... Tek sen varsın yokluğunda bile! ... Sen içimdesin... İçim sen... Ben bu gece senin düşlerindeyim... Düşler hep sen! ... aşkın egeli |
GÜN DOĞUYOR Dili çözülüyor gecelerin.. Gölgeler kaçışıyor derine Alıp sihrini bilmecelerin: Gün doğuyor şehrin üzerine. Korkarak şeklalıyor bacalar, Gün doğuyor şehrin üzerine; Dalıyorlar günün gözlerine Gözleri uykulu atmacalar. Sallıyarak dallarını kavak Yükseliyor her günkü yerine, Gün doğuyor şehrin üzerine Mavi bir ışıkla ağararak. Gün doğuyor şehrin üzerine, Renk renk hacimle doluyor her yer. Bakıyor dağınık yüzlü evler Hala yanan sokak fenerine. Toprak kımıldıyor yavaş yavaş, Gün doğuyor şehrin üzerine, Bembeyaz gece çiçeklerine Sabahla düşüyor bir damla yaş. Ve bir deniz hücumu halinde Gün doğuyor şehrin üzerine. ORHAN VELİ KANIK |
Tarifsiz Bir Aşk Seni öylesine çok seviyorum ki anlatılmaz bir şey benimkisi Sana öylesine tapıyorum ki Kölelik misali benimkisi bu ne yüce bir sevgidir ki Leyla ve Mecnunu bile kıskandırır bizimkisi bu öylesine büyük bir tutkudur ki Ölüm bile ayıramaz bizi!!! Göksal Ertek |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık