![]() |
Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular, rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın, senin etinden, tırnağından ayrı, senin kokundan uzak. Benim güzelim, benim ceylan bakışlım, benim kafamın ateşi, yüreğimdeki. Mümkün mü u anda rüzgar olmak, kuş olmak, şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana, sana tuzlu badem, kabakçekirdeği. Şu anda hiçbir şey mümkün değil. Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben. Şu anda sadece yalnızlık ve kahır. Hayır, güzelim, hayır, ceylan bakışlım, hayır, kafamın ateşi, hayır, hayır, yüreğimdeki. Şu anda mümkün en güzel olan tek bir şey vardır: Yanarak sevmek seni. A.Kadir |
Yollar boyu içimde izlerin Taşlardan örülü hüznün urbasını giydim Uzaklaştıkça yakınlaştı yalnızlıklar Dün gece bir düş gördüm Sarmaşıklar şehrinde Üzerimde en sevdiğim elbise Hüznün rengi saçlarıma bulanmış Sarılar giydirmiş geceye Ne gariptir Sen yoksun Gözlerim yollarda Kokun burnumda Bir sızı inceliğinde Gölgen göründü şimdi bulutlar içinde Koştum koştum Tam değecekken yüzüne Yok oldu aksin gecede Mor çiçekli entarisini giymiş bir uçurumun Kıyısındayım şimdi Bak Yine göründü aksin denizin yüzeyinde Sesleniyorum Dalgaların çığlıklarında kayboluyor sesim Korkular içindeyim terler içinde Neden dokunamıyorum tenine Koşuyorum Adımlarım geriye gidiyor binlerce Bağırıyorum Çığlıklarım sessizlik Yakalayamıyorum gölgeleri Yıkılıyorum yerlere Ağlıyorum Gözyaşlarım denizden de büyük Gözyaşlarıma dayanamazdın sen Koşar gelirdin sevdiğim Nerdesin Hangi hayatın içinde uyuyor kalbin Sana hasret canım Sana hasret ömrüm Gel gel gel Gel kurtar zifiri yalnızlıklardan Gel kurtar uçurumun kıyısından Bir çocuk açlığıyla muhtacım sevgine Sensiz çölleşir yüreğim Ruhum vazgeçer gökyüzünden Gel yaralım Gel sevdalım Gel yoksa Öleceğim.... seval durun |
SEVEREK AYRILANLAR Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı Severek ayrılanlar yaşarlar pişmanlığı Çok uzak şehirlerde aynı çarpar iki yürek Çok uzak bir şehirde beklendiğini bilerek Gün gelir için yanar elin gider mektuplara Gün gelir beni ararsın gözün dalar uzaklara Yaz gelir sıcak olur akşam sahil yollarında Her adımda beni anarsın gözün dalar ufuklara Rüzgar aşkımı kucağına alsa Dağları tepeleri aşsa Saçlarına ulaşsa Severek ayrılanlar bilirler ayrılığı Sen benim eş ruhumsun Unutmuş olsan hissederdim Unutmuş olsan yanımda durmazdı her sabah hayalin Seni görmek için geri geldim Sen gideli çok olmuş Nereye gidersen git Çantanda bir resmim Aklında gülüşüm olsun Beni seni gerçekten sevdim Bitmez demiştim bitmedim. ERHAN GÜLERYÜZ |
Acılı Gecenin Bitiminde Yaşadığımı işitmek istiyorum Bir ses uzaktan yakından ya da içimden Düşen yaprak örneğin Kağıt hışırtısı olsun Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı Bir inilti derinden Damlayan su Bir elektrik düğmesi çıt diye Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ses Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı görmek istiyorum Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden Sesindeki pırıltıya Gözündeki ışıltıya benzer Bir kibrit çakımı Bir yanıp sönse yeter Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak Ya da gün batımı pembesi dudak Bir yıldırım hızında çizilsin Bir şimşekçe yazılsın karanlığım Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen Bir yıldız parlayıp sönen Dişlerinin aydınlığını İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ışık Aziz Nesin |
Ey yağmur! Bütün yalnızlık şiirlerim, Senden ilham alır. Yaz yağmuruysa yağan, Şiir yarım kalır... ferhat kızılırmak |
ÇOCUKLUK Çocukken arasıra Kurtarırdı bir tanrı beni İnsanların bağırışlarından ve sopalarından; Masum rahat, oynardım o zaman Çiçekleri ile korunun Ve göklerin meltemleri Oynardı benimle Tıpkı sana doğru Narin kollarını açan Bitkilerin kalplerine Sevinçler saçtığın gibi Friedrich Hölderlin *************************************************************************** ******* İNSANLARIN RAĞBETİ Sevdiğim gündenberi en güzel bir hayatla Dolan kalbim ilahi bir varlık olmadı mı? Neden beni daha çok dinlerdiniz vaktiyle? Ben ki o zaman daha kibirli, daha kaba, Ağız kalabalığı yapan boş bir adamdım... Ah! insanlar pazarda para edene koşar, Uşak ruh saygı duyar ancak heybete karşı; Ve ilahi olana bizzat ondan olanlar. Yalnız ondan olanlar imanla inanırlar. Friedrich Hölderlin *************************************************************************** *********** HAYATIN ÇAĞLARI Fırat kıyısındaki şehirler! Palmir'in yolları! Ve ey çölün ovalarındaki sütun ormanları, Ne oldunuz? Siz ki aşıyordunuz hudutlarını Bütün yaşıyanların, Fakat göklerin estirdiği yeller Ve yaktıkları ateş Aldı başınızdan taçlarınızı; Bense şimdi Bulutlar altında oturmaktayım, Her birinde bir huzur olan bulutların, Karacaların dolaştığı kırlarda Göğe doğru yükselen nefeslerin. Ölü ve yabancı görünüyor gözüme Ruhları o eski mesutların Friedrich Hölderlin |
Akşam Güneşi Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur Onun için yaşamak alelade bir lükstür Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım Damla damla büyür beyninde bir gül Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir Dizeleri birbirine iteleyerek geçer Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır Her hafta sonu annesini görmeye gider Kartpostal görüntüleri ile intihar eder Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır Yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır Sonuçta bir hayattır,naftalinler kullanır Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır Sevgilisi yoktur ve artık sevgisi de yoktur Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır... |
Sevmeyi bilmeyen ne anlasın Gül yüzlerde solmuş güller açmaz oldu söyle Niçin garip aşıklar düşmüş sefil yüreklerde Sevda bağlarında bülbül feryat eder güle Aşık şem a yanar sevmeyi bilmeyene Kaç aşık bir maşuk uğruna düştü çöllere Umut besledi benim gibi kuru bir gülde Aşık olanın derdi vuslat bulmaktır sevgiliye Naz eder sevmeyi bilmeyen merhametsiz zalimce Kim var benim gibi derde düş olup aşka yanan Bir hayale uğrunda koşan varmı benim gibi yorulmadan Aşk ehlinden olup ölümü bekleyen aşkı tatmadan Varmıdır benim gibi Firavun yürekliye aşk ilan eden Zaman nedir sevmeyi bilmeyene aşk hikayedir Çile dost olur şem a yanan aşığa şerbettir Zehir aşık olan için bir tebessüm ilk bahardır Sevmeyi bilmeyen ne anlasın aşk sevgi nedir Yılmaz Öztürk |
Gecede ayaklarım ağır kurşun mafsallarım Yürüyorum bir dağ yolunda ateşe dönük Biraz yaklaşır mısın kır çiçeğim öksüz papatyam Silahsızım çevrilmişim yalnız sana anlatacağım İşte ateşledim cigaramı bir soluk aldım Tütün bastım yarama tuz koydum çaresiz Oysa damarlarım vuruyor dağ başlarına Eritiyor karanlığı ilkin gözlerin sonra dudakların Yanan cigaramın dumanında görüyorum seni Hep onsekiz Ağustos hep kızgın bir bakır Sonra bir Akdeniz sabahı aydınlık yüzün Rüzgarlı bir denizle kolkola kıyıda sen Kırık bir aynanın parçalarında sen İlkin saçlarını görüyorum tanıyamıyorum Sonra yüzünü dönüyorsun biraz Temmuz güneşi Öyle bir siluetin olmalı rüzgarda biraz sarı Tek tek ufak ufak çizgiler kağıtta Eğilirim suya yaprakların arasından bakarım Yüzünün bir yanı başlar konuşmaya Omuzumu sarsıyor anılar yürüyelim biraz Kolay mı çılgınlıklara yürek tutmak Biraz zehir sert içki sonra bir yudum soda Bir soluk bir soluk daha tut beni düşeceğim Yaklaştırıyor uzaklardan gelen bir türkü Önce seni sonra bir kenar mahalleyi İki saattir karamsarım ayakta duramıyorum Dolduracağım sabaha yaklaşırken dağ başında Mavi bir demir kadar sert olacağım Ömer Faruk Toprak |
VENI, VIDI, VIXI Değil mi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım artık : yaşadın yeterince! Değil mi ki ilkbahar kuşatınca her yanı Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum Değil mi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum Duyarak o en gizli kederi herşeydeki Değil mi ki ruhumda umudum yenik düştü Değil mi ki bu güller, kokular mevsiminde Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var Madem ki öldü kalbim, yaşadım yeterince! Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim Arığım işte orda, burda başak demektim Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm! Sonra acılarıma güldüklerini gördüm Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm Anarak çalışıp çektiklerimi Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde Diğer tüm kölelerin alayları içinde Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende Ötesi darmadağın acılı gömütlerde Dönüp de baktığım yok çağıran olsa bile Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum Canımı sıkıp duran o en günücü ağza Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha! Victor Hugo |
| Saat: 08:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık