![]() |
Delikanlı Bir Yalnızlık Niçin korkardım yalnızlıktan acaba Neden eflatun rengindeki hayallerimi bölerdi yalnızlık Niye her akşam köşede dönüşümü beklerdi Elinde dibi gelmiş cigarası Kaşlar çatık, bir de yırtık paltosu Yok yok kötü kızmıştı bana yalnızlık Neden her karşıma çıktığında yitirirdim gücümü Neden karşılık veremezdim yumruklarına Çok mu kızdırmıştım onu Sövmelerine, saymalarına Niçin çenemi dağıtırdı her boğuştuğumuzda Niçin Yok yok kötü kızmıştı bana yalnızlık Haklıydı aslında Onu azdıran bendim Cemilin yerinde sofrasına rakı gönderen bendim Radyomda adı söylendiği anasına avradına söven yine bendim Yok yok kötü kızmıştı bana yalnızlık Aslında bana benzerdi hıyar ağası İki kadeh attı mı kızarırdı, bozarırdı Pek delikanlı sayılmazdı Yumurta topuk takıntısı da var sayılmazdı Bir de sümbül kokulu manitası Neden kızmıştı bana acaba Sümbülüne mi sarkmıştım acaba Fiyakasını mı bozmuştum sarhoş kafayla Yok yok kötü kızmıştı bana yalnızlık Bak yine bakıyor bana sisli gözlerle Suratında taze tıraş kesikleri Elinde dibi gelmiş cigara Kafaya takmış çatacak bu akşam yine bana Yine kıracak çenemi, dişlerimi verecek elime Kafayı çekmiş yine hıyar ağası Ağzında ekşi şarap kokusu Çekiyor iri burnuyla sümbül kokulu ıslak havayı Yom yok kötü kızmıştı yine bana yalnızlık. |
Yanıbaşımdasın,içimdesin Ama yoksun,biliyorum hiç olmayacaksın Ben bu yürekle bir başıma Yek başıma itişip kakışmalara sürgünüm Yokluğunla bir gün uslanacak ruhum Beklediğim sadece o gün Yoksa hanidir senden umutsuzum |
SEN ÜZÜLME Sen üzülme bana sevgilim, idare ediyorum işte İttire ittire götürüyorum hayatı bilinmezliği ile... Sen üzülme suskunum diye. Söküklerini dikiyorum gecenin. Ay ile yıldızları birleştiriyorum, Gök ile güneşi, martılar ile denizi, güzel ile çirkini... Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun Son finalini koşuyorum nefes nefese. Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben. Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye Merak etme; güneş bana da doğacak Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak Denizin tuzu tenimi ısıracak Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi Ruhumu sımsıkı saracak. Gelmek istersen yeniden bana Kapım açık tüm sevdalara Geleceğin zaman haber ver Ya da dokun yüreğime Gün ışığı aydınlığında |
Ey yıllardır beklediğim sevgili Mutluluğu düşlediğim yeganem, Gel artık...!! |
Dağ Rüzgarı Kaderde senden ayrı düşmek de varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim... Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış. Bilmiyordum... Yine de dayanmağa çalışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum Yaşamak seninle bir başka zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Herşeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanıbaşımda dur Sen ol yeter ki bu zaman içinde Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık Bir nefes de benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Dudaklarım öpülmek istiyor Anlamalısın. Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada İmkanı yok. |
Demedim mi? Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme! İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz.... Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım, inanma! Bir gün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen zindana döner bu şehir... Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir Demedim mi gözlerim bakma! Demedim mi bu ürperten sıcaklık... Bu taze güzellik kaybolur bir gün? Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma! Demedim mi bir gün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgar olur... istediğin kadar artık bekle dur... Demedim mi kulağım duyma! Bir gün çıkıp gideceği belliydi Ayan-beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o kadın Demedim mi kollarım sarma! Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma! |
ÖLÜM GİBİ HER SANİYE ÖMRÜMDESİN:))) KONUŞURKEN ,YÜRÜRKEN,GEZERKEN AĞLARKEN ,GÜLERKEN,UYURKEN, NEFES ALIP VERİRKEN KALBİMİN HER ATIŞINDA HER SOLUĞUMDA SEN ÖLÜM GİBİ İŞTE HEP.. HEP..HEP.. SEN HEP BENDESİN!!!! ÖLÜM GİBİ ÖMRÜMDESİN!!!!!!!! |
Vardı ya... Akşamlarla vurulurdu gönlüme; Zulmetin,kara dişli kıskaçların deli damgası. Güneş toplayıp eteklerini, Salıvermişken dünyanın ipini karanlıklara, Duvarlarda kanayan çilenın gölgeleri Ve dilsiz tavanlar şahidimdir, İnleyen namelerle yakılan ağıtlara. Ne hazanlar biteceğe benzer,sonbaharlarda; Ne tükenen umutlarla biçare yıllar. Sayısını şaştığım gecelerın nazlı sabahlarına, Elim elinde, başım omuzlarında uyanmak vardı ya... Vardı ya; Sebebini bilmediğim sevinç tohumları ekmek toprağa, Umudu katık etmek bir lokma ekmeğe Ve ölüp ölüp dirilmek Girdabında yittiğim gözlerinde... Bir kez daha, binlerce defa ve sonsuza dek... |
Meğer Ben Seni... Suda kurumuş çiçekler gibi, Kalışındı özlediğim. Ölmeye yatmış can hıraş, Nefes nefes son nefes, Uzanışına hasret ellerinin... Perde perde açılan bulutlarından, Aşklarca, umutlarca, gelişlerinin. Dirilişi yeniden küllerin arasından, Doğuşu yepyeni efsanelerin. Yırtılan kabusların kara perdesi, Açılan kapısı cennetlerimin, Neşesinde senli vakitlerimin, Ağaran tan ve sinen karası göklerin |
Gurbet Yazılı Gurbetin yolları, düşer önüme Falların içinde, gurbet yazılı Postacıyla sızı, düşer gönlüme Pulların üstünde gurbet yazılı Yollara düşerek, çıktım yuvadan Buram buram hasret, eser ovadan Sazlar bile ötmez sudan havadan Tellerin üstünde, gurbet yazılı Yılların içinde, akıp gidersin Yolların ucuna, bakıp gidersin İçinde sevgiyi, yakıp gidersin Dillerin ucunda, gurbet yazılı Yüreğim içinde, hüzün’ü saklar Kuruyor bağımda, yeşil yapraklar Batıdan çıkınca, kızıl şafaklar Yolların üstünde, gurbet yazılı Hayaller sesine, bir ses vermez Yeyip içtiklerin, tad has vermez Çiğdem çiçek açmış,bir süs vermez Dalların, ucunda, Gurbet yazılı Gurbetin içinde, bulunmaz vefa Ömür gelir geçer, görmezsin sefa Ölümün ucundan, tuttum kaç defa Salların üstünde, gurbet yazılı Çektiğin çileler, canını yakar Gözlerinden yaşlar, sel olur akar Toplumun içinde, olursun sakar Kulların yüzünde, gurbet yazılı |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık