![]() |
Ne Talihsiz Kaderim Var Bu günlerde yalnız kaldım Herkesi ben kendim sandım Hayırsız birine kandım Ne talihsiz kaderim var. İlk göz ağrım sensin dedim Başkasına yüz vermedim Sense bana güvenmedin Ne talihsiz kaderim var. Yıllara yıllar eklendi Müjdeli gün hep beklendi Hasret bizi demi yendi Ne talihsiz kaderim var. |
Ne Sevdamdan Geçer Be Bana Geç Der Düzeni bozulmuş, yok sağı solu, Bana cefa eder, yar; deli dolu, Saymazmı ki beni Allah'ın kulu, Yar bana cefada, bu nasıl kader... Ne sevdamdan geçer, ne bana geç der, Ne terkdip ; hasret şarabın iç der, Vuslat en kolay da, ona da güç der, Yar bana cefada, bu nasıl kader... Atlas olup , yollarına serilsem, Mahkum gibi, diyar diyar sürülsem, Sürme olsam, gözlerine sürülsem, Yar bana cefada, bu nasıl kader... Gaz döküpte, o yar beni yaksa da, Gönlümdeki sarayını yıksa da, Bana, daha güzel biri baksa da, Yar bana cefada, bu nasıl kader... |
**Bu Sevda Bitmez... Ayakta durmakta zorlanıyordu yaşlı adam, bastonuna daha sıkı sarılarak,yanında duran yaşlı kadına sevgi dolu gözlerle baktı, kadının gözleri ışıl ışıldı, yaşlı adam elinde sıkıca kavradığı kırmızı kaplı küçük defteri kadına doğru uzattı ve sesinin çıkabildiği kadar yüksek sesle haykırdı; -Artık benimsin, karımsın, söylemiştim sana umudunu yitirme,mutlaka kavuşacağız! Takma dişleri yerinden fırlayacak gibi oluyordu, kalın camlı gözlüklerinin ardındaki göz bebekleri parlıyordu. Bu sözleri duyan yaşlı kadının yüzündeki tüm kırışıklıklar silindi sanki, bir genç kız edasıyla atıldı sevdiği adamın boynuna. -Söylemiştin Can, sana hep inanmıştım, hep bekledim bu günü umudumu hiç yitirmedim ki! Yaşlı adam bastonunu fırlattı,sevdiği kadının omzuna attı elini, kadın adamın belinden sarıldı, çevresinde bulunanlara aldırmadan uzun uzun öptü… -Kaç yıl oldu Can..? dedi. -Ne önemi var ki yılların, şimdi yanımdasın ya… Orada bulunan banka oturdular. -Hatırlıyor musun? Burada ilk oturduğumuz günü dedi,adam. -Hatırlamaz mıyım Can, unutmadım ki… -Şurada bir yaşlı amca görmüştük ve bana sormuştun böyle ihtiyar olduğumda da sevecek misin beni? Bende tereddütsüz “Evet “ demiştim…Bak şimdi sen o amca gibisin ve ben bir daha gitmemek üzere yanındayım. -Adın neydi senin Can? Dedi,adam… -Unuttun mu bunak …Can…Benim de adım Can, senin de adın Can… Yıllardır birbirlerine sadece Can demişlerdi ikisi de kendi adlarını bile unutmuşlardı… İki yaşlı sevdalı sarmaş dolaş bankta otururlarken, yanlarına genç bir çift geldi. Erkek, adama yaklaştı ve -Amca kaç yıllık evlisiniz? Diye sordu. Yaşlı adam kadınına döndü ve kaç yıl oldu Can..? -Çok uzun evladım hatırlamıyorum ama birkaç asır oldu sanırım… Genç bir şey anlamamıştı... hayran hayran bakakaldı, yaşlılara. Kız, gencin kolundan tuttu. -Sende beni bu amcanın karısını sevdiği gibi sevecek misin? Dedi… Genç, bir amcaya, bir yaşlı kadına baktı, yutkundu…Evet, demeye cesaret mi edemedi, yoksa yaşlı kadının içinden, “Asla hiçbir erkek onun beni sevdiği gibi bir kadını sevemez, hiçbir kadında hiç bir erkeği benim onu sevdiği gibi sevemez “ Dediğini duydu mu bilinmez ama “Evet” diyemedi… Gençler uzaklaştı. Kadın adamın başına omzunu koydu, adam kadının ellerini tuttu, gözleri birleşti…. Adam kadının kulağına eğildi … -Seni çok seviyorum dedi.. -En çok ben..! Dedi kadın…. (Bu bir sevda masalıdır...gerçek sevdayı tatmayanlar okumasın dokunabilir...) Hiçbir kadın sevmedi ki senin gibi Hiçbir erkek yanmadı ki benim gibi Bedenimde canım, damarımda kanım Almadıkca canımızı Allah’ım Bu sevda Bitmez… Tek dileğim kavuşmak sana Canım vermek kollarında Ben kurbanım yar yoluna Gelsek de ömrümüzün sonuna Bu sevda bitmez… |
O Günlerde Gönlümün mazuriyeti vardı ogünlerde Farkında olmadan saplanmıştı ok Ve milattı benim için bu dakikanın sonrası... Anlatmaya lisanların yetmediği Ve ifadelerin acizliğiydin benim için Korkmak ise faydasızdı artık... Sonu zalimin zulmü Hatta uçurumun eşiğide olsa Girmiştim bir kere yola Ve hedef belirlememek,imkansızlıktı nihayetinde... Vermesin bana kimse tavsiye Bende biliyorum bu yoldaki çakıl taşlarını Ama onların bilmediği birşey vardı bu sefer Suyun sürekliliğiydim ben Hatta bir asker bir nefer... Çağ atlatan fetihten farksız Yürüyen bir merdivendin doğruluğa giden Ben ise birtek basamağınla yetinmeyi göze alandım sadece Ve tek derdim,merdiveni dayamaktı sağlam bir duvara... Gözlerine gelince, Puslu vadilerin giriş kapısıydı sanki Girdikçe vadinin derinliklerini görebilmekti Yüreğinin sessizliği... Şelalelerin akışına bakmak bile vermiyordu seni düşünmek kadar tat Ve ağzından çıkan ufak bir güzellik ise Bedeli oluyordu sayamadığım Dünyalar'ın... Birde pamuk beyazı bulutların üzerinde Şiir yazmaktı senden bahsetmek Ve oralardan buluta özenerek Adeta yanaklarından süzülürcesine Akıtmaktı gözyaşlarını usul usul yeryüzüne... Hayat benle dalga geçiyordu o günlerde Gözlerim ise birtek seni görüyordu Ve de aşkına susamış şu ağzım Birtek seni haykırıyordu semaya... Birde farkı fark etmekti senin olmak Belkide bir ayrıntıydı Sonsuz duyguların ve sayısız hayatların Hesabını tutabilmekti bir defterde... Bilemezsin yüreğim kaynıyordu bir volkan gibi Ve ben toprak misali sıkıyordum dişimi patlamamak için Ve korkuyordum Korkuyordum kalbimin istifrasından... Ama istersen kalbim döker içini sana Ve yüreğim istersen fısıldar sessizce kulağına İşte korkuyorum dedim ya farkını fark ettiğim Ya kızgın ateşlerse bu taşkınlık Ya da arkasına masumiyetini sakladığın yüreğini Yakarsa gereğinden fazla... Sen bakma benim bu kadar büyüttüğüme Mütevazilik adını almış bir yolda geçirdim ben çocukluğumu Terbiyemiz müsade etmezdi fazlasını istemeye Zaten istemedim senden çok şeyde Ve ben senin için farklı olacaktım ya Hani olmak için çaba sarf edecektim İşte sıra geldi,seninde beni fark etmene Ve ben,senin benim olmanı değil Ben senin olayım istiyordum sadece... |
Yoksun Yine yoksun burda. Eş tutupta kendini göçmen kuşlara, Dev bir kartal gibi havalanarak, Bilmem kaç bin fersah kanat çırpışı, Uzaklardasın. Sen orda, dünyanın öbür ucunda Bir denizde salınan yelkenli gibi, Ben burda; Bir yanım eksik gibi, bir yanım yarım. Yokluğundan ezilen yüreğim daralarak, Boynu bükük ardında, garip kalmışım. Ve ben şimdi; Dermanımdır diyerek, sığınıp anılara; Avutmaya çalışarak korkularımı, Tenimde kollarını, ellerini saçımda, Verdiğin eşyalarda, izlerinde ararım. Hadi gel desem; Gittiğin yollar, gelinen cinsten değil bir solukta. Korksam; çaresiz, korkularım avutur beni. Dertlerim sarar derman diye gecelerimi. Umsam; doğsa diye yine karanlık günlerime gözlerini, Tükenmedi takvimin yaprakları daha. Daha; yarısındasın dönülecek zamanı uzakların. Ve sen şimdi, Taa 100. boylamındasın dünyanın. Adım gibi biliyorum oysa; Bitecek sayılı günü, tarifsiz acıların. Yine dökecek bulutların tenime, teninin yağmurlarını. Yine sürecek hükmünü, gözlerin, kanımda en doyumsuz aşkları. Geri getirecek seni, gizlice anlaştığımız o demirden kuş, ama; Ne vakit kapasam gözlerimi, Kınından çekilmiş hançerdir tarifsiz korkularım, endişelerim... Ellerim yetmez; yorgan diye örterim üstüne yıldızları, Memleket kuşlarını yarenliğe yollarım. Yetmez; bir emanet türküsü salarım dağlara, Toprağa, havaya, okyanuslara; Ve yetmez daha, dualara kalkar ellerim, Sığınırım Allah'a, Kendinden kendinedir emanetim... |
Ne Olur Gelme eğer elindeyse ne olur bu gece gelme rüyama sensizlikle uğraşmaktan yoruldum düşte dahi olsa seninle ilgilenememekten korkuyorum da bu gece gelme ne olur elindeyse eğer o elle tutulur heyecanı yaşayamamak da olsa bedeli, gelme ne olur gelme... |
Ağlatan Mutluluk Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne Dolaşsam Görsem bütün tanrısal sevgileri Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam Ve anlatsam Anlatsam o ağlatan mutluluğu Bilmem inanır mı bana mavilikler Suskun bir coşkunun doruklarında Pürköpük ve rüzgarlı Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş Ben ki yaşamı toprak bilmiştim Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl Geç anladım Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş Sessizlik açarken zulüm bahçeleri Gözlerinde bir anda dört mevsim Her mevsimin güzelliğinde sen Bunca ayrık ve diken içinden Güle çıkmak işte budur desem Bilmem inanır mı bana çiçekler İçimde sayısız denizlerin şahlandığı O günü tarihlesem şimdi Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne Adına sonsuzluk desem Ve her saniyesini o sonsuzluğun An be an şiirleştirmek istesem Bilmem inanır mı bana sözcükler Adnan Yücel |
Ne Kastın Var İdi Kırdın yaprağını, eyledin talan Ne kastın var idi gonca gülüme Yıktın ocağını, söyledin yalan Ne kastın var idi gonca gülüme Bağlara şenlikti yaprağı, dalı Dillere destandı mor ile alı Süzüldü, döküldü kalmadı balı Ne kastın var idi, gonca gülüme İstedik birlikte aşk ile ölmek Birlikte ağlayıp, birlikte gülmek Bunun hesabını sorarım felek Ne kastın var idi, gonca gülüme. |
http://www.ottomanstore.com/product_img/292/3464/_big_1113210468.jpg Biz,TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Hedefimiz koltuk değil, BİZ,TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Bir aşk ki bu, kolay değil, BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Ne razıyız prangaya, Ne hayranız avrupaya. Ayyıldızlı Albayrağa, BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. ALLAH deyip inanan, TÜRK. VATAN için vurulan, TÜRK. Ateşlerle sınanan, TÜRK. BİZ,TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Malazgirtte ALPARSLAN'a, Sakaryada BAŞBUĞ'una, BOZKURT gibi duruşuna, BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Tarih yazan hür nesline, Yücelttiği TÜRK ismine, Adriyadan Çin seddine, BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Dilimizde her an tekbir, Biliriz ki ALLAH tektir. TÜRK'ü sevmek ibadettir. BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. Bizi seven,böyle sevsin, Sevmez ise düşman bilsin. Aramızdan çıksın, gitsin. BİZ; TÜRKLÜĞE SEVDALIYIZ. TÜRKLÜĞE SEVDALILAR grubuna,ithafımdır. |
Ne Görüyorsun Gözlerimin içine bak Ne görüyorsun? Göz yaşımı , mutluluk mu? Yüzüme bak ne görüyorsun? Acımı , gülücük mü ? Kalbime bak ne görüyorsun? ! Hasret mi ,paramparça bir kalp mi ? Yoksa içi senle dolu bir yürek mi ? En iyisi ben söyleyeyim; Gözlerimde gözyaşı yüzümde acı, Kalbimde biraz hasret ve sen varsın. |
| Saat: 10:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık