![]() |
İLKYAZDA SEN BİR ŞARKIYI YORUMLARKEN AYAKLARIM YERDEN KESİLİR BENİM YEDİ KAT GÖKLERDE DOLAŞIRKEN BAŞIM BİR YILDIZA ÇARPAR AK KOR KESİLİR BEDENİM SEN BİR ŞİİRİ YORUMLARKEN BENSE GÖK KUŞAĞINA BİNERİM AMAN YÜREĞİM KIPIR KIPIR BİR KUŞTUR ARTIK DAĞIN, VADİNİN ÜZERİNDE YAĞMURLA YARIŞ EDERİM. SEN BİR RESMİ YORUMLARKEN BOYALAR CANIMA KARIŞIR BENİM FİGÜRLER EGEMEN ZAMAN VE MEKANA YER GÖK TÜRKÜ ÇİÇEĞİDİR YEŞERTEN SENSİN GÜZELİM "sen sustuğun vakit ilkyaz yok artık. Berekette biter, sevda da biter. Birden çöküverir kış ve karanlık. Şarkısız, şiirsiz, resimsiz bir dünyaya dökülür Kanatları kırılan türküler." BAHAETTİN KARAKOÇ |
Yarım Saat Hiç benim olmadın, olacağın da yok sanırım. Bir iki söz, bir yanaşma Dün bardaki gibi - o kadar. evet, acı bir şey bu. Ama biz sanata hizmet edenler kimi zaman beyindeki gerilimle Neredeyse tensel bir haz dulabiliriz Kuşkusuz kısa bir süre. İşte dün barda böylece- Güzel yardımıyla alklün- Cinsellikle dopdolu bir yarım saat geçirdim. Sanırım anladın halimi Ve biraz daha kaldın yanımda bilerek. Gerekliydi bu. Çünkü bütün düşgücüne, alkolün büyüsüne rağmen Senin dudaklarını da göreliydim Yanımda olsun istiyordum gövden. (Türkçesi: Barış Pirbasan) |
Ölü Mavi Çıt yok,korktuğumda buydu, Nasıl bir sessizlik bıraktın sen bana, Hep ben susardım,sen dinlerdin, Sessizliğimi bile severdin... Yer yok,yüreğimin dalları tıka basa dolu, Ne çok şey yaşamışız meğer biz seninle, Beni kıran ne varsa,hep tamir ederdin, sen beni hesapsız severdin... Hayır yok,bende hiçbişey değişmedi, Tüm ahmaklığım ve serseri hallerimle, Yalnızlığın bu ölü maviliğinde, Yitirdiklerimi sahiplenmekteyim... Bir sen yoksun bu şehirde, Birde o şevkatli hallerin, Her hayaline uyusamda, senizliğe uyanır düşlerim... Şiirlere boyadım tüm sokakları, Birtek sen görebilirdin, Yokluğun gelip geçti üstünden, Yitirdi rengini tüm şiirlerim... Tuğrul Kaya |
Nasıl Öderim Bugün yalan dünya yarın ahiret, Sen imdat etmezsen kime giderim. Bu borcun altında kalmak marifet, Ben senin hakkını nasıl öderim? Sayende karıldı bu aşkın harcı, Sabrında örüldü kalesi burcu, Gözümde büyüyor bir şükran borcu, Ben senin hakkını nasıl öderim? Ne hata, ne özür, ne kusur gördün, Ne günah işlesem sen mazur gördün. Yıllardır ne rahat , ne huzur gördün. Ben senin hakkını nasıl öderim? Nasıl yaramazdım nasıl haşarı, Bir gün evci idim beş gün dışarı, Ödülsüz kalır mı bunca başarı, Ben senin hakkını nasıl öderim. Bana bahar verdin kendin kışladın, Ben azar bekledim sen alkışladın, Ben ceza bekledim,sen bağışladın, Ben senin hakkını nasıl öderim? Ne yalan söylesem sen gülüp geçtin, Ne günah işlesem sen silip geçtin, Ne kadar yenilsem sen galip seçtin, Ben senin hakkını nasıl öderim? Sen nöbet beklerken viranelerde, Ben efkar dağıttım meyhanelerde, Ömrüm de tükendi bahanelerle, Ben senin hakkını nasıl öderim? Cemal Safi |
sana yazdığım şiirler, vurur acıtır yüreğimi, ah bir bilsen. içimden kopan sevda, takılır kalır dudaklarıma, işte o vakit, susan tenime, ah bir değsen. hasan öztürk |
Üzüm salkımlarına uzanamaz oldum; Ellerim kelepçeli, Gözlerim kapalı, Dilim lal, Kulaklarım sağır oldu. Ellerini ellerimde hissetmek, Dalgalı saçlarında yüzmek, İçimdeki aşkı anlatmak, Sesini duymak, Zor olur buralarda, Çünkü sen yasaklımsın. Sessiz sessiz kaydı gençliğim kaydırıklardan, Hayallerim, salıncaklarda sallandı, Ruhum uçurumlardan yuvarlandı, Bedenim sensizlik ateşinde yakıldı, O an anladım ki yasaklardan, Sen yasaklımsın... abdulgafur gündüz |
Geldigin Günün Hatirasi Sana nasil anlatilir Sensiz hayatin boşlugu, Bir zindanin agir agir Çöker üzerime loşlugu. Dünya her mihnete bedel Sen oldugun için güzel Hayat, hayal, ümit, emel Senden aliyor hoşlugu. Ariyorum seni uzak Bir şehirde sallanarak Hala geldigin günün bak Üzerimde sarhoşlugu. Orhan Seyfi Orhon | |
çiseleyen bir yağmur altında, bir çift yürek görürüm el ele tutuşan. yaşlı biri çıkar sokak başından, gözlerinde bir çift yağmur damlası. yavaşça yürür, üzerinde ölümün soğuk hırkası beli bükülmüştür, gözleri de yorgun... sanki bir savaş esiri, özgürlüğe adım adım giden. sonra bakar yüzüme, belli ki anlar halimi gülümser yüzüme, gülüşlerinde yılların hatırası. yağmur yağmaya devam eder, göçebe düşlerimin üstüne. sonra sen çıkarsın yorgun hasretlerimden. damlalar gözlerime yağar, ıslanırım. tutup da ceketimi savurur, gömleğimi yırtarım. sırılsıklam olurum. içim ansızın ısınmaya başlar, yüreğime yağan, yağmurların hatırasıyla içim ateşler içinde yanarken derimden buzdan bıçaklar. patlamak üzereyken, seni içimden atmaya çalışırım ama nafile umutlar. yüreğime gözlerin yağar, ve ben seninle ıslanırım yağan her yağmur damlasıyla halis babat |
Yanlış Anla Beni Keskin Bıçak Aşkının Kestiği Damarımdan Fışkıran Ayrılığı İntihar Ediyorum Kırık Şakaklarıma Yapıştırdığın Teselliyi Dudağımda Uçuklattım Gidiyorsun Yağmurun Kızı Çekmişsin Pimini Ayrılığa Gözlerinden Ağrılar Sızıyor Çığlığını Yüklerken Gemilere Geldiğin Her Yere Yabancısın İçinde Taşıyorsun Katilini Tokada Doydu Yüzünün Sol Yarısı Kalın Bir Kalem Altını Çiziyor Şimdi Kanat Sürçüyorsun Bir Gidişe Ardında Gurbetleşen Kavuşmalarımız Yakıştırıyor Her İntiharı Bana Benden Çok Sağanaksın Parmaklarımın Ucusun Yaktım Ve İçtim Dön Ve Gül Gül Ki Gözlerim Çiçeklensin Yalanlarla Saklıyorum Sevdamı Ne Olur Yanlış Anla Beni..... Kahraman Tazeoğlu |
İnsan olan vatanını satar mı? Suyun içip ekmeğini yediniz. Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Onu didik didik didiklediler, saçlarından tutup sürüklediler. götürüp kâfire : «Buyur...» dediler. Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş. Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Günü gelir çarh düzüne çevrilir, günü gelir hesabınız görülür. Günü gelir sualiniz sorulur : Beyler bu vatana nasıl kıydınız? Nazım Hikmet |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık