![]() |
AŞK ÜZERİNE Telaş yok! Vakit çok sevişmeye. Ön sevişmeden önce Ön yargilarini soymalı insan Çıkarıp kırk kat pelerinini Asmalı ölmez ağacına... Kolay sökülüyor teyel ilişkiler Temel adimları atmalı önce Dürüstlügün sirat köprüsünde Düşülebilir leş kuyularina aman! Aradığını bulursun İş; ne aradığınıi bilmekte Hissettiğinde bulduğunu Her yol mübah. Koş!...Sürün...! Emekle...! Kimse ölmez korkma Bir parçacık emekle... Aşk, cansuyunu Damardan istiyor işte... Yanlış yollarda dolanma! Bak aşk can çekişiyor Fazla vakit yok kadınım, Oyalanma! |
KALPTEN TUĞLALAR Versiyonu yükselmeyen bir saplantı gibidir yalnızlık, Geçmişe noktalanıyorum, Gölgem izdüşürüyor sessizliğe, Duvarlara tuğlalar çiziyorum, Senin sevdan bana hayattır, Gözlerin ummanlara yetmeyen özlemlerim, Herkes konuşurken değil sevdiğim, Herkes susarken,seni seviyorum derim, Gidilmeyenin senaryoları, Hipnoz geçirten akşamlarda yağmur bekliyorum, Aşk yakıyor meşalesini kentin, Ve dokunurken dudaklarıma ellerin, Yanıyorum, Kendimi söndüremiyorum, Sonra, Sabah geliyor zafere alışkın bir ordu gibi, Bense hala yokluğunu kovalıyorum, Bana sensizliği ezberleten dört duvara, Durmadan kalpten tuğlalar çiziyorum.... (L) BENİM GİBİ (L) |
Yürek Çıkmazı Sensiz ve mutsuz buradayım ben hala Dönülmeyen bir yola sapmışım sanki Sokaklar çıkmazda yaşam sende bitiyor Yüreğim ise sensizliğin çıkmazında Son nefesini verecek sanki bedenim Üstüme geliyor her şey birer birer Kurtulamıyorum çıkmazlardan bir türlü Son demindeyim yalnızlığın dayanamıyorum Hani olur ya.. dokunsalar ağlayacağım... Utanmam biliyorsun ağlamaktan Duygularım isyanda sabrım iflasta ağlayacağım.. Sensizliğin çıkmazında yaşadığım günlere yanacağım.. Hıçkırıklara boğulup kokunu duymadan ağlayacağım Yeter çektiklerim yanında olmak istiyorum Seni doyasıya sevmeliyim ölesiye kucaklamalıyım Yağmurun kesilişini sonra güneşin doğuşunu Tüm güzellikleri birlikte karşılamalıyız artık Tüm arzularıma rağmen gelemiyorum sana Çıkmazlar getirmiyor beni sana seni bana Sen yine her zamanki gibi sabret Sevgilim Buluştuğumuz o kır kahvesine git beni bekle... Eski günlerimizi düşün sevgimiz için Akşam olunca erkenden uzan yatağına Beni düşün, sevgimi düşün, bizi düşün uzun uzun Sonra düşünürken uyuyakal hayalimle... Kim bilir bakarsın uyandığında baş ucunda olurum Her şeye rağmen çıkıp gelebilirim belki Hiç ummadığın bir anda hiç ummadığın bir yerde |
Hiç özlemedim seni Özlemek dostluktandır dostluğundan öte bulmalıyım seni Sıcaklığını bulmalıyım dokunuşlarını, kenetlenişi Terimizle sulanmalı yeryüzü güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca Apansız fırtınalar çıkmalı sarsılmalıyım Özlemek yanında olmak isteğidir gülüşünü görmek biraz da Hiç özlemedim seni Saçlarına gül takmam bir ırmak gibi akıtırım ovaya soluğunla yanar dudaklarımın bozkırı Akkor halindeki ufuk bakır bir tel gibi eriyip gider kraterler ortasında kalırım Toprak yarılır birden su kirlenir Ürpertir bu coğrafya bu serüven ikimizi bir anda yaşadığımı duyarım Hiç özlemedim seni Özlemek dostluktandır dostluğundan öte bulmalıyım seni... AHMET TELLİ |
NERDESİN Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağıran bu sesin Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgarlara karışıp gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana: -Gel desin. Ahmet Kutsi TECER |
SENI YASAMAK Seni her özlediğimde sevgilim, Gökyüzüne bakıyorum; Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Denizlere bakıyorum. Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Kuşlara bakıyorum. O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü. Ve aşkım, seni her özlediğimde, Adında isyan ediyorum. Seni özlemek istemiyorum ben, Ben seni yaşamak istiyorum, Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum Ve seni sende görmek sadece Behçet Necatigil |
BİR KADINI AĞLATMAK Bir kadını ağlatmak çok zor degildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eger bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. Ince ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çogu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. Içlerindeki zehirdir onlari öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüsür yaraları. Dönüşmemesi lazimdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok seyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan.. Insanlar soruyorlar çogu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. Ee o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü YILMAZ ERDOĞAN |
Sevgilim, Bir Günün... Sevgilim, bir günün ortası şimdi Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık, Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde Uzat bana uzat ellerini İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu, Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor Ben seni düşünüyorum seni Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi Kalbim diyorum kalbim Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi Aşkı anılar besliyor düşler kadar Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır Sevgi eskidikçe sevgi. Günümüz ekmeğimiz, türkümüz Çoluğumuz çocuğumuz Binalar yan yana yükselip gidiyor Vapurların ağzı köpük içinde Uzaklarda ne kapılar açılıyor Tirenin biri bir istasyona varıyor Ordan çıkıyor biri. Her şey biliyor her şey Sen biliyor musun bakalım Seni nice sevdiğimi? Üstüne titrrediğimi? Geldiğimi? Gittiğimi Hadi! |
SANA KIYAMAZDIM Hayatı kolaylaştırmak zor biliyorum, Ama bir şeyi daha biliyorum ki Senin hayatını zorlaştırmaya hakkım yok Ben kayalıklara çarpan bir dalgaya özlem duyarken Seni nasıl olurdu da uçurumlara götürürdüm. Ben kendim gittim. Yapamam sana kıyamam, acır yüreğim, dayanamam. Sen sevmeyi hak ediyorsun, mutsuz olmayı değil. Farz et ki ben hiç olmamıştım. O zaman ne güzeldi hayatın. Ben sandığın kadar büyük bir insan değilim. Ben küçüğüm daha çok küçüğüm Şimdi bir günlük sözümü bozuyorum, Hayata alışamadım, dünyada bana alışamadı zaten, Sadece mutluluk ararken,mutsuzluğuda peşimde sürükledim. Ne zaman güneşe bakmaya kalkışsam yapamadım, Seni düşündüm korktum kıyamadım sana,kıyamazdımda. Ben yağmurda dans etmeyi severdim ama sen çabuk hasta olursun diye seni çağırmazdım. Ben deliler gibi koşmayı severdim ama sen yorulursun diye sana diyemezdim. Sense hep bana kızardın ama bilmiyorsun bitanem Sana Kıyamazdım... |
Şiir Nehri Hüzün Yıldızım Bir buz tutmuş kış gecesi Her taraf kırağı çalsa da İçimi ısıtan bir şey vardı senin sevgindi Tipki rüzgar gibi esiyorsun Iliklerime islercesine Ve sonra kayboluyorsun Bu gece yine seni düsünüyorum Yine oturup agliyorum Su yarali kalbim unutmuyor seni Ve bir hüzün yildizi parliyordu gökyüzünde Gökyüzü yildiz doluydu Gökyüzü sen doluydun... Seni düsünürken Hüzün yildizi koydum adini Gözlerimin icinde binlerde yildiz Delip gecti ilk kez bu kadar Sizliyordu yüregim Derin okyanuslarda Yüzmeyi bilmeyipte bogulmamak Icin direniyordum Ilk kez senin icin Bu kadar agliyor gözlerim Unutulmaz hatiran Bana biraktigin bu gözlerim Sensiz neyi görecekse!!!. |
| Saat: 21:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık