MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 6 Mart 2007 13:16

Suyun Rengi Ne?

O küçücük aklımla
Takılırdım olur olmaza.
Boğulurdu yakınlarım
Saçma, yaban sorularla.
.
-Su ne renk?
-Şeytan çarpar,oturma eşiğe!
-Su ne renk dedim.
-Önce kalk ordan.
-Şeytan ne?
-İblis.
-İblis ne?
-Kötülük yapan melek.
-Melek kötü olmaz ki!
-Sus! Günah, kapa çeneni.
-Günah ne?
-Allah’a karşı gelmek.
-Ne olur günah olursa?
-Yanarsın Cehennem’de.
-Ben şimdi yanacak mıyım?
-Belki.
.
Başlardım ağlamaya.
Yanma korkusu bu, kolay mı?
Beyni tırmalayan sesten
Büyüklerim usanınca,
Sorarlar birbirlerine
Ben yokmuşca orada.
“'Neden çığırır bu deli?
Kestiler mi etini,
Yine ne ister,
Yine ne oldu ki? ”'
.
-Sus, tamam sus…
Bu kez yakmaz yaradan.“
-Yaradan kim?
-Allah. Yeri göğü yaratan Allah.
-Beni?
-Seni de yaratan o.
-Şeytan`ı?
-Onu da.
-Kötüyü neden yaratır?
-...
-Hem, hem
Neden aldattınız beni?
-Aldatmadık yavrum.
Bir kereyle olmaz bir şey,
Bir daha yapma sen yeter.
.
Hiç inanır mıyım ben!
Bulmam gerek doğruyu,
Eşiğe oturmak,
Bunun da tek yolu…
Gelsin şeytan göreyim,
Kötülüğü bileyim.
.
Herkes yattı, uyudu
Oturdum eşiğe saklı.
Olmayınca gelen giden
Dedim kendim kendime
“Şeytan bu gece yasaklı”
.
Yattık, kalktık, yarın oldu.
Yine kalktık, yine yattık.
Kalktım gece yarısı
Bekledim Şeytan`ı meraklı.
“Yok, yok, yok”
“Yok işte yok! ”
.
O da ne?
Yataktan annem kalkmış,
Şaşkınca bakakalmış.
'"Yakalandım!" '
.
-Seni cin çarpmış.
-Hani şeytan gelecekti?
Şimdi cin de nerden çıktı?
-Çabuk kalk oradan
Git başımdan kör şeytan!
-Cin ne?
-...
-Valla bak anne, inan bak anne,
Hiç gelen, hiç giden olmadı.
-Sus, kapa çeneni!
.
Çağırdı gecenin deli vakti
Komşumuz Sülahi teyzeyi...
Okundum, üfürüldüm önce,
Ardından üç kere kurşun döküldüm
Başımdan üzerime..
''Bir daha oturma sakın eşiğe,
Kurtaramam yoksa seni,
İnan bak ben bile.''
Dedi, gitti Sülahi teyze.
.
Of ya bu ne böyle!
Yalancı herkes!
Çabuk büyüt beni tanrım!
Kurtar beni yanmaktan
Kurtar beni cinden,
Kör denilen Şeytan’dan…
.
Yattık kalktık, kalktık yattık...
Yarın oldu, bir daha oldu,
Çok çok yarın oldu.
Büyüdüm büyüdüm,
Çokun içinde çok büyüdüm.
Şimdi yarım asırlık
Kocaman bir çocuğum.
Ancak eksilmedi, hep artı
Yanıtsız sorularım.
Sahi ya,
“'Suyun rengi ne? '”
.

Nesrin Göçmen


tikkymelike 6 Mart 2007 13:35

RESİMDEKİ GÖZYAŞIM

Bir resim var elimde;
Dokunduğum ama hissedemediğim
Bir resmin var elimde;
Kokladığım ama kokunu alamadığım.
Bir de sen varsın kalbimde;
Hayal ettiğim ama yaşayamadığım.
Sana dokunmak istiyorum,
Ama dokunamıyorum.
Kim bilir belki de bir nefes kadar yakınsın,
Veya;
Ulaşamayacağım kadar uzak.
Seni sen olduğun için yaşamak istiyorum,
Bana kimsenin veremediği güveni vermeni istiyorum.
Beni ben olduğun için sevmeni istiyorum.
Beni karanlıktan aydınlığa çıkarmanı istiyorum.
Çünki seni çok seviyorum....

Burcu Özen


Misafir 6 Mart 2007 14:19

Papatya Sevenlere Yaprağını Saydırır
Papatya sevenlere yaprağını saydırır,
Nilüfer bu duyguyu hep göllerde kaydırır,
Gül dedinmi gidecek olanıda caydırır,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Lale dersen endamı anlatmaya ne gerek,
Karanfil acılar çiçeği oldumu desek,
Kardelen asil yalnızlığı seçen çiçek,
Çiçeklerle muhabbet etmeyi denedinmi.

Kırçiçeği sevginin bir başka ifadesi,
Menekşe çiçeklerin renkleriyle gözdesi,
Manolya şarkıların türkülerin özdesi,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Kasımpatı begonya sümbülüde unutma,
Seversen çiçeği yaprağını kurutma,
Bir demet çiçek ile hiç kendini avutma,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Gelincik dokunmaya bile gelmez narindir,
Çiğdem sarı beyaz bahar çiçeği yarindir,
Leylak ağaçtaki gizli güzellik al indir,
Çiçeklerle muhabbet etmeyi denedinmi.
Ümüt Güngör


tikkymelike 6 Mart 2007 17:15

SENİ SEVMEK

Kargaşasın sen,
Bir çıkmaz sokak seni sevmek
Karanlık şehirlerin dehşet sokaklarındaki bilinmezlik
Ve tehlike
Seni sevmek yaşarken ölümü kucaklamak
Seni sevmek veda etmek benliğime
Etten tırnağa
Vücuttan ruha kadar seni yaşamak
Herşeyimle sen olmak ama;
Seni anlayamamak ve kavuşamamak sana...


Raziye Kaya


Misafir 6 Mart 2007 17:38

Papatya Sevenlere Yaprağını Saydırır
Papatya sevenlere yaprağını saydırır,
Nilüfer bu duyguyu hep göllerde kaydırır,
Gül dedinmi gidecek olanıda caydırır,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Lale dersen endamı anlatmaya ne gerek,
Karanfil acılar çiçeği oldumu desek,
Kardelen asil yalnızlığı seçen çiçek,
Çiçeklerle muhabbet etmeyi denedinmi.

Kırçiçeği sevginin bir başka ifadesi,
Menekşe çiçeklerin renkleriyle gözdesi,
Manolya şarkıların türkülerin özdesi,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Kasımpatı begonya sümbülüde unutma,
Seversen çiçeği yaprağını kurutma,
Bir demet çiçek ile hiç kendini avutma,
Çiçeklerle hasbihal etmeyi denedinmi.

Gelincik dokunmaya bile gelmez narindir,
Çiğdem sarı beyaz bahar çiçeği yarindir,
Leylak ağaçtaki gizli güzellik al indir,
Çiçeklerle muhabbet etmeyi denedinmi.
Ümüt Güngör


Misafir 6 Mart 2007 17:49

Rüya



Hayırdır inşallah gecenin bu saatinde
Üstelik bu kadar pervasız bir biçimde
Ne bu şimdi? Aniden ellerin ellerimde
Sarılma öyle sımsıkı hayasızca belime

Birisi görür laf olur, adın çıkar dokuza
Öyle apansız öpmek yakışıyor mu kıza
Plan yapmıştım kandıracaktım bir sakıza
Yalvarırım giyin mahçup olurum yıldıza

Perdeleri çek bari Ay görüp kıskanmasın
Bir de çimdik at şöyle koluma, rüya olmasın
Eflatun satenleri tut at, aramızda kalmasın
Gözümü açacağım bak,ne olur odam boş olmasın

Nadir ATALAY...



tikkymelike 7 Mart 2007 09:12

MADEMKİ

Mademki gideceksin
Umursamam gidişini
Sensizliğin üzmez beni
Taşımam yokluğunu yanımda
Adını anmam en çaresiz zamanımda
Farketmez gidişin kalışın
Aliştım zaten varken yokluğuna...
Elim titremez artık
Mutlu rüyalara dalarım
Rahat bile uyurum
Eğer gideceksen anlarım.
Eğer illede gideceksen;
Resimlerinide götür.
Dualarım seninle merak etme.
Olur elbet sevdiğin gerçekten
Gideceksen,kararın sonsa,
Arkana bile bakma
Nasıl olsa alıştım varken yokluğuna.

Onur İnce


Misafir 7 Mart 2007 09:37

kapatma gözlerini üşüyorum...


sana gökyüzünden bir gül yaptım
n'olur kapatma gözlerini üşüyorum
sevdamı pencere edip yüreğine baktım
n'olur karsımda susma,küsüyorum

senin için yıldızlardan şiir yazdım
kine,nefrete,geceye mezar kazdım
ay'a tırnaklarımla resmini çizdim
n'olur ellerimi bırakma düşüyorum

güneşi perdeyle kapadım loş olsun diye
denizleri umman yaptım hoş olsun diye
önüne sınır koymadım boş olsun diye
n'olur ''bitti'' deme, sürünüyorum

baktığın her yere kin kustum
bastığın her yere kıyamadım sustum
her kötü sözünü cezalandırıp astım
n'olur gitme azar azar ölüyorum...


EmrakÖztürk


NiliM 7 Mart 2007 09:49

Yiterse Aşkım Hayatım Izdırabım

Bir nağme tutturduğum beyaz güvercin,
Yarime ulaştıramadan meramımı,
Kanadından vurdular.
Aşk içimde kıvılcım çakmıştı daha,
Alev alev yanıp, hare hare olmadan,
Hazana sürgün oldu.
Kalmadı umut yüreğimde,
Yeşerirken umut filizlerim,
Sevda bağlarım gül açamadan talan oldu.
Şimdi neyleyim?...
Şimdi ne söyleyeyim?...
Bir isyan düşer oldu dilime,
Ama korkarım, ama yitip giderim,
İsyan güllerim açmadan solsun gayri,
Ben böylesi yaşamı neyleyim?...




Kayra Zoran


tikkymelike 7 Mart 2007 10:08

KIRIK SEVGİ

İlk değil ki bu kavgamız seninle
Ayrıldık dün akşam mutlu evimizden
Acaba doğrusu bu mu sence
Sen de bil doğruyu kendince
Anlamak lazım,anlatmak lazım
Ölümü değil kalbini getir bana
Sevenin olurum,sevgilin olurum
Ölüm gibi değil devamın olurum
Kaldır bulut rengi başını
Göğe ersin
Aç deniz mavisi gözlerini
Beni yalnış görmesin
Düşlerinde sakladığın prensin değilim belki
Rüyalarında gördüğün beyaz atlı da olamam ama
Yanında ben varım,hep ben olacağım unutma..

Ülkü Ural


Misafir 7 Mart 2007 11:17


^^Gidişinden^^

Dilimde,

Dilinden tutkulu lal.

Gözlerimde,

Gözlerinden kırık hayal

Dudaklarımda,

Dudaklarından saklı gölge.

Yüreğimde,

Yüreğinden yasaklı bölge.

Ellerimde,

Ellerinden terli izler.

Cilven,

Cilvemi kirpiklerinde gizler.

Gidişimde al çizik,

Gidişinden içim ezik.

Onamam...

Ali KUMAK


tikkymelike 7 Mart 2007 11:32

ACEMİ AŞIK

İkimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde
Yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum
Seni tanıyana dek
Ama farkındayım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah
Şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Namımın olsun
Ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları
İkimiz de birer aşıktık o zamanlar
Ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!...

Serkan Salkım


Misafir 7 Mart 2007 12:54

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10139.jpg

ZAMAN YOK


Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın.
Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda.
Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın.
Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ...
Yok... Boşuna arama.
Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır...
Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz...
Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar.
Canını acıtırlar. Benim de...
Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir
melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın...
Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş...
Haydi söyle!
Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur...
Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle.
Affedeceksen şimdi affet beni...
Zaman yok.

Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman...
Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman...
Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın...
Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım.
Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi...
Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu.
İçin böyle istemiyor, farket, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun bana...
Zaman yok.

Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin,
ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin,
küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de...
Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana,
sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim.
Doğru kelimelerin peşinde,
ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de...
Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip,
ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için...
Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre,
bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum görüyorsun.
Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum.
Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam.
Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum...
Hadi sen de yap bunu.
Seveceksen şimdi sev beni...
Zaman yok!


Fügen Ünal Şen


tikkymelike 7 Mart 2007 13:26

DEĞER Mİ

Hala seni seviyorum,
Tüm inatlara inat.
Gönlüm,
Çile hamalıyla aynı yükü taşıyor
Öyle ağırlaştı ki bu sevdan yüreğimde,
Öyle bencilleşti ki senin için bu yürek,
Ne o başkasını,ne de başkası onu,
Bir yar gibi seviyor.
Öyle zıtlıklar içindeyim ki,
Gözlerim bile kalbime isyan ediyor
Biri senin aşkından harıl harıl yanıyor,
Biri o kadar acıyor ki kalbime,
Damla damla söndürecek sanıyor.
Diyor ki;"be kardeşim,değer mi bir sevda için,her gün yanıp her gün sönmek,böyle içi kırık,dökük delikli kalbura dönmek,,bir aşk için acı çekip,bir gün doğup,her gün ölmek,değer mi be kardeşim,sevmeyene gönül vermek"
Kalbim de diyor ki ona;
"Nerden biliyorsun sevmediğini?hiç sevmeyen insan utanır mı,hiç sevmeyenin gözleri,kutupta kalmışlar gibi,titrer mi gün ortasında,bir insanın dili neden tutulur,konuşacak bir şey bulamaz,bence o da beni seviyor.
Zaten onun kalbindeki kıvılcımla,benim yüreğimdeki volkan yanıyor.
Ne zaman sen söndürmeye çalışsan,o sana inat yine yakıyor,
Yine yakıyor...
Ama bil ki,
Ne senin gözyaşların söndürecek bu ateşi,
Ne de hergün cesedimin konulduğu kara torak...

Özgür Altun


Mystic@L 7 Mart 2007 14:10

Aç Kuşlar

1.

kana boyandi kirmenimde yün
kuşmarlara, tuzaklara düştüm
menevişlendi durgun sularim
sedef
bir biçak aldim dostlar

güneşi yiyorlar
aç kuşlar.

aç kuşlar, yorgun işçi
yeni çikan vardiyadan
elliyorlar yildizlarin
kinasini.

aç kuşlar, topraktan
güneşi bakir bir kap gibi
kalayliyorlar.

2.

bense, toy bir çirak
kirik keman
paslanmiş tabanca
küflü bir an
kurutulmuş papatyalarla
kitabin ortasinda

3.

hayat, aşip geçiyor
bütün kitaplari
yeni acilar gerek
yeni aşklar
yaşamaklar ve anlatimlar
beklemiyor bizi
hiçbir şey
hiçbir yerde
solgun hercaimenekşe
ve buna, bugulanip çarpiyor
benimle birlikte

buzlu bir camin arkasinda çarpiyor
bugulanip.
sesim
dişlilerin şarkisina karişiyor.

Kaynak: Karşi GeceBehçet Aysan


Mystic@L 7 Mart 2007 14:50

Haber

Akşamla bak yine gül rengi buhurdan
Bin bir hülyaya açık penceremin camında.
Sükut örüp bu sıcak sonbahar akşamında
Bir alem doğdu yine giden günün ardından.

Sardı o her akşamki sessizlik yokuşları,
Bir alem doğdu yine giden günle beraber;
Geldi medar ellerinden beklediğim haber
"Başcıvıltıya canevimin kuşları."

Gördüm giden günün ardından sulara dalan
Gözlerin yeni bir dünyaya açıldığını,
Bir ustuva? alemine yaklaşıldığını,
Bu akşam kuşlarının ufuktan koptuğu an.

Kuruldu bir alem her günkü dünyamdan uzak,
Kaybolduğum düşünceye ve kendime yakın.
Kuşlar.. dizi dizi kuşlar.. kuşlar akın akın..
Rüyam benden bu akşam ve ben rüyamdan uzak...

Orhan Veli Kanık


blood_lovee 7 Mart 2007 19:49

Ruhum Sen Yoksun

Kurban bu can “Dost” diyen dillerine,
Kurbandır can “Post” olan tenlerine,
Aşksa, ta ciğerden,
Yakınlıksa sarıp sarmalayarak!

Bir kitap gibi okuyarak,
Tüm dudak kıpırtılarını,
Yazarak en usta harflerden,
Anıtsal sözler yaratarak!

Gece yolculukları başlıyor,
En ızdırablı yanları testereye sürtüyor,
Ruhum sen odada yoksun,
Nerede bekleyenin, yok sa
Orada mısın?

Taş yerinde, ruh gönülde,
Seven sevdiği yerde,
Sevdiklerinin yanında,
Ruhum sen bugün burda değilsin!

Bazen böyledir işte!
Kent kalabalığına karışan bir çoban,
Nasıl hasret duyar,
Kuzularının boynunda çan seslerine?

Durur bir bakar çoban!
İnsan kalabalığının ta orta yerinde,
Trafiğin kilitlendiği yerde, yapayalnızdır!
Kayıp bir an, dağlar çok uzakta!

Kurban bu can “Dost” diyen dillerine,
Kurbandır can “Post” olan tenlerine,
Aşksa, ta ciğerden,
Yakınlıksa sarıp sarmalayarak!

Oysa ne yamçısı sırtında sıcacık!
Ne bastığı yerde otlar!
Sevenler, sevilenler ve dehşetli sevişkenler!
Ruhum sen burada yoksun!

Yalınayak sokaklardasın!
Acılı başın, eğelerle öğütülüyor!
Üretmek ne güzel ammaaaa!
Sürekli üretmek ve tüketmek!
Sonunda farkında mısın?
Bunlara programlısın!

Ne kimseyi okuyabiliyorsun burada,
Ne kimse anlayabiliyor, yüreğinin kımıltısını!
Ruhum sen kendini tanırsın!
Sen burayı terkedeli çok oldu!
Cesedini gezdiriyorsun epeydir sokaklarda!

Semih Seyyid


Misafir 7 Mart 2007 22:58

yıkık zaman

neler yapmadık,
neler söylemedik,
neleri parçalamadık
yaldızlı hançerlerle.
egolarımızı tatmin etmek için,
kimleri silmedik hayatımızdan.
can dediğimiz,
tenden ayırmadıklarımızı,
tek sözle
tek hareketle
bir bakışla belki de,
yolladık dönüşü olmayan
bir bilinmeyene
yeri geldi
mantık adı altında
ihanet ettik kendimize,
saflığına gözlerimizin,
temizliğine düşlerimizin.
yine de doyuramadık
içimizdeki canavarı
tatmin edemedik egolarımızı
düzeltmesi imkansız
yıkık zamanlarda....

esra gök


Mystic@L 7 Mart 2007 23:16

Ben yürürüm yane yane(ilahi ve şiir)
Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yunusu bi'çareyim
Dost elinden avareyim
Baştan ayağa yareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör beni beni aşk neyledi
Derde giriftar eyledi
Gel gör beni beni aşk neyledi
Gel gör beni aşk neyledi
Yunus Emre


arwen 7 Mart 2007 23:25

Beyaz hüzün lekeleri taşır
Kalmışsa kafada tortular
Soğuk odalara nazire yapar
Sıcak renkler
Sanma yüzdeki mahzunluğu gizler
Herkes seçtiğince yaşar
Ve ardında hep acabalar
Arka bahçende teneke sesler
Hiç durmadan yankılanır


/venüs ne kadar güzel olsa da
neticede çoban yıldızdır “sahte”
mahkumdur bir başkasının ışığına/


oğuz altun


Misafir 8 Mart 2007 00:01

YALANCISIN SEN-I

şimdi
kim savurdu bu közü
her yer duman
görmüyor göz gözü


hey sen
karanlığıma ışık saçan
yalan ışıkların uşağı
kaç zaman saklanabilirsin
kaf dağından yüce yalanlarına


kaç zamanda eritebilirsin
dar zamanlarda
büyüttüğüm
akla hayale sığmayan düşlerimi
yüreğime attığın
kaçıncı mengenede saklısın.


kaç okkadır yüreğin
bir seferde
kaç adamı oynayabilirsin.
gözlerime bakarak
“doğru benim” yalanını
kaç kez söyleyebilirsin?


içim rahattı benim
kadifelerden diktiğim hülyalarda
her gün bir başka renkti
aşk elbisem
bir sana taşımıştım
bahar kokulu tenimi


ne iç organlarım büyüdü
ne bedenim dar
göğüs kafesime
nedir bu içimdeki ağrı
yoksa
iki yüzlülüğün mü
batıyor ciğerime.


kaça satılır
aşklar pazarda
KDV dahil midir
yalanlara.
fatura almasam
daha az yalana mal olur mu?
aşkın bana


kaç yatsı yanar sandın
yaktığın mum
daha kaç salınımınla
dönecekti kırılası başım
kaç kez borçlanabilirdin
kuş tüyü alacaklı ümitlerime
git
şimdi gitmelisin
gelişinden hızlı olmalı gidişin.



hey gidi
çıkmaz sokakların
bilinmez numaralı adamı
pembe boyası
sıyrılmış panjurlarının
altından sırıtıyor siyahı
al eline boyayı fırçayı
baştan başa boya yalanlarını






**müdahale etme hayata…..su yolunu buluyor nasılsa…için yarılsa,kemiklerin ayrılsa….bir kez daha avazın karışır mı sanıyorsun avazıma….**


Mehtap


arwen 8 Mart 2007 00:07

Hep sabredip seni sevdim
Belki sende seversin diye
Bıkmadan sana elimi verdim
Belki tutar'da okşarsın diye

Her adımı benden bekledin
Bende attım anlarsın diye
Sen kaçsanda ben geldim
Belki döner sarılırsın diye

Her yaklaşmama sonuncu dedim
Her sonuncuda anlarsın diye
Sabredip yanaşacağını sandım
Yinede buz gibiydin sevgilim niye

Artık sonuncuya kararım verdim
Bıraktım kendimi yorgunum diye
İyimserliğimi söküp denize attım
Artık bir daha geri dönmesin diye


sabri aksu


Misafir 8 Mart 2007 00:13

Su Gibi...



Suyun derdi varmış
dilemiş ki
su gibi
sevdaları olsun insanların
lakin ağlamış su

suya hasret gönüller susmuş
akıtmışlar yaşlarını
aşk için

cehennemin dibine kadar
çok mutlu.....




Zeki Arlan



arwen 8 Mart 2007 00:39

Sisli duman içinde ben, kendimle baş başayım.
Uzak ufuklar içinde, sade siyah yalpadayım.
Bir rüzgar esince hafiften, dağıtmak için dumanı,
Tufandaymış gibi savrulanlardanım.

Bir mağbedin içinde tek başıma,
Korkuyla ve soğukla, mum ışıklarında,
Uzaktan duyamadığım ama hissettiğim şarkıyla,
Ürperen biriyim, sallanmaktayım.

Bir ‘merhaba’ nelere kadir düşünen,
Cevabı arayıp da bulamayanlar arasında gezen,
Hiç cevap istemeyip yoluna devam eden,
Cevabı bilip de söyleyemeyenlerdenim.

Kanımı dondurup da dur denirse,
Akmasını durdurabilenleri bilip de,
Enerjini alıp bitirse de,
Kanı hiç durmayıp, akanlardanım.

Yorulduğunda düşünmeksizin duran,
Durup da diz üstü çöken,
Diz üstü çöküp de sırt üstü yatan,
Sırt üstü yatıp da göğe bakan ve
Göğe bakıp da kalkıp, devam edenlerdenim.

Nice soru soranlar arasında
Bir sürü bilinmezler diyarında
Aklına takılanlarla yaşayanlarla
Dilinin ucuna gelip, konuşamayanlardanım.

Sebepsiz sevmeyenler içinde,
Sana, senin kalbini sormayanlarla
Kalbi akla karıştıranlarla
Yan yana, baş başa yaşayanlardanım.

Ayağı, parmağı kırıklar içinde,
Ama niceleri sağlam yürekle,
Çoğu, tamam sarı kafeste
Daha iyi yaşayanlardanım.

Belli ateşler içinde,
Ya da kimbilir soğuk kaleler içinde,
Hep, ama hep yaşatmak isteyenlerle
Küçücük çarpan yüreklerde, ebedi yaşayanlardanım!


tarık döğüşçü


Mystic@L 8 Mart 2007 00:43

Aşıkmı Diyem


Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı
Nice bizim gibiler anda konuban geçti

Cümle erenler uçtu dağlar yazılar geçti
Aşk kazanına düştü kaynayıbanı pişti

Bu dünyanın meseli benzer murdar gövdeye
İtler gövdeye düştü Hak dostu kodu geçti

Aşıkmı diyem ona can terkini urmadı
Aşık ona diyeler kim melamete düştü

Yine esridi Yunus Taptuk yüzün görelden
Meğer onun gölünden bir cur'a şerbet içti
Yunus Emre


arwen 8 Mart 2007 00:56

SESSİZDİ AŞK


Nasıl tanımlayabilirim aşkı
Tarifi var mı, diye başlayan cümlelerin
Kelimelerin sustuğu anlardan birinde
Sevdirmişti bana seni

Öyle anların birinde gözlerime bakmıştın
Ellerim titriyordu bilinmezlikte
Zaman ötesi konuşmalar vardı
Suskunluğumuzda

Çağla gözlerin yere bakmıştı
Hatırlar mısın, bir çiçek açıyordu o anda
Biraz ötesinde veya berisinde
Bir kuş kanat çırpmıştı sessizliğe inat

O dakikada yüreğim çağlamıştı
Duymuş muydun sesini
Hani bir de sen susmuşken
İnci taneleri dökülüyordu dudaklarından

Gözlerine bakınca gökkuşağını görüyorum
Demiştim fısıltıyla
Ve sen dönüp gözlerime bakarak demiştin ki
Gördüğün yüreğimdeki sevdandır gülüm

Şimdi özlemlerimin içinde sessizlikte
Düşlerimmiş gibi
Seni görüyor, sevdanı gözlüyorum
Yüreğimin en derinlerinde…


ZEHRA ÖCAL


Misafir 8 Mart 2007 01:41

O GÖZLER

uzuunca baktılar
hani öylesine değil canım
vallahi
alıcı gözle
ve ruhani
dalsız
budaksız
kabuksuz
soyulmuş söğüt direği gibi
ıslak
çıplak

bilirsiniz
bir kadının en can alıcı yeri
gözleri
kaç zamandır şövalesinde
bendim resmedilen
bendim muhasebesinde
bendim mizanında ressamın

ne olursunuz
öyle bakmayın efendim
inanın
yarı beline batmış
aslan huzursuzluğundayım
gök ıslak yer çamur
tuzum da kuru değil
alın beni benden
alın size bir sevgi
en ucuzundan
yetecek kadar
ikimize de var

siz
şiirlerimin esaslı kraliçesi
alev kadın
buzulumda
küçücük bir akar
aah
yok mu o gözler
bir tek beni yaktılar
bir baktılar
bir daha bakmadılar
orta yerde bıraktılar


Necip ÖZMEN



arwen 8 Mart 2007 01:50

SEN, BEN VE UZAK

Bugün hüzün dökülüyor her tarafımdan,
Sen yoksun değişilmez aşk yuvamızda,
Yalnız ve çaresiz oturuyorum boş oda da,
Umut denilen şey bizden uzakmış aslında.
Aşkı yaşamak ayrılıkla berabermiş,
Aşkımızın adı ayrılık olsun o zaman,
Sen benden, Ben senden uzak koklayalım hayatı…


ismail özdemir


Misafir 8 Mart 2007 02:03

Mavi Ortanca
I
sustu mavi ortanca, boş havuz
havuzun kenarındaki
içindeki sonsuza bakan tavus
avaz avaz, uzun uzun sustu

sustuk…
tennureler kuşandım döndüm kızıl
tennureler uçuş uçuş usul usul
ak tennureler

son uçuşunu yaptı hüthüt!

belki çocuktum taze açmış filbahri
belki gayrı/ihtiyardım yüz yaşında
avcumda bilyeler ve bir prelüd
-herkesin kederinin rengi ayrı
akşamının da-

II

bir düğüm daha attık takvime
-yalnızca bir iç çekiş-
tirşe benekli bir kelebek usulca
özür diler gibi
kondu uzayan gölgesine ortancanın
-günün kısır çağnağında
kelebeğin kanat sesi-

III
herkesin bir sessizliği olsun
beyaz ışıklardan ve keskin kamalardan
ince mavi damarlardan
sessiz sessiz ağlaması olsun

herkesin bir dileği
acemaşiran

ÜNLEM SANAT DERGİSİ, Sayı:22


arwen 8 Mart 2007 02:14

Gülümserdi gözlerinin yeşili
Kavuşmalarımızda
O endam o eda hasretin esareti
Sevdiğim ne zaman geleceksin

Özledim asalet timsali ellerini
Buluşmalarımızda
Yanağıma konan bir buselik esinti
Sevdiğim ne zaman geleceksin

Aşk badesini içtim anılara serili
Sarılmalarımızda
Gözlerimde canlanır gözlerinin yeşili
Sevdiğim ne zaman geleceksin

Eziyor, yıkıyor sevdiğimin hasreti
Şarkılarımızda
Yokluğunda karanlığın kasveti
Sevdiğim ne zaman geleceksin…


zehra öcal


Misafir 8 Mart 2007 02:16

SERENCAM

adak tarlaları, kuzgun siyahı serencam
ya nadasındayız ömrün
ya da soykasıyız bir demin
sır(r)ını çaldık gölün, kırdık aynaları
son görüşümüz oldu yüzlerimizi

bu yüz, bu eller bizim değil
düşlerimiz ayrı düştüğünden beri
falcı kadın yalan söylüyor
kirli sesi, tırnakları, çürük dişleriyle
ürkütüp Lorca’nın sonelerine konan
gözümün bebeği serçeleri

bir mağara açtın içimde
sarkıt dikit tastamam
soğuk soğuk terleyen taş
duvarlarında kavı açılmadık
kuzguni bir aşk / kanıyor
boynundaki doğum lekesi

kırılırken gölde nergis’in sureti
uluyorken ormanda yedi başlı dev
kat sesini sesime, gel
dudağında sahte gülüşleri silen
ıslak bir ıslık / elbisemde
yıllanmış şarap lekesi

öp beni korkularımdan
kuruyorum yeniden saatleri

ONALTIKIRKBEŞ, Aralık Sayısı, 9


arwen 8 Mart 2007 02:19

Soruyorlar
Cevaplar tatmin etmiyor

Arıyorlar
Bulduklarının ne olduğunu bilmiyor

İstiyorlar
Verilen acı çektiriyor

Artık susuyorum dünya
Kalmadı bende cevap
Anlat derdini
Biliyorsan eğer
Susalım yoksa
Bu kez de sen gölge düşürme
Sessizliğime


özlem yatız


Misafir 8 Mart 2007 02:22

Son Hatıram sana



Fazla değer biçmisim sana canım
Fazla değer biçmiş bu yürek
Şimdi sadece
Sadece kızgınlığım öfkem
kendime, yüreğime saf sevgime

Bakmayın şimdi
Senden değil candan geçtim
Ölüm hak ayrılık olmasaydı
Diye haykıran yürek yakan
Yalan sözlere


Şimdi sadece yıkılmışlığıma
Bomboş kalan yarınlara, hayata
Ağlıyorum bu gerçek gör ne olur canım
Bu yazdıklarım mı sana son hatıra

Suna Ay


arwen 8 Mart 2007 02:35

Dilimin ucunda o tatlı sevdân
Gözlerimde beliren buğulu resmin
Kollarımda sen diye sardığım senli anılarım var
Issız gecelerin sınırsız yalnızlığında
Sensizliğin buz kesen ayazlarında
Keder sisi çökmüş günün sabahında
Bir mum alevi gibi titreyen öksüz kalbim var
Bu renkleri solmuş, hüzünlere batmış manzarada
senin sam yeli sıcaklığını arayan bir ben var yâr


timur ilikan


Misafir 8 Mart 2007 02:43

Bir Masal



Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
seni yalnız güneşin aklığı
güllerin sıcaklığı ile beslerdim
ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
her sabah kızıllığında koklamak için

sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
seni yazardım şiirlere, romanlara,
dağlara, bulutlara, rüzgarlara
elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
dillere destan, yüreklere mühür kazardım
seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için

sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
yaralarını rüzgarın diliyle okşar
güllerin eliyle sarardım
ve seni dağların moruyla gizler
pınarların diliyle seslerdim
kem gözlerden, katı yüreklerden saklamak için

ben bir çoban olsaydım sürüler peşinde
kalbimde taşırdım seni yorulmayasın diye
ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
çağlayanların sesiyle dinlerdim
her gece ayışığında duygularını okşamak için

sen bir kardelen olsaydın dağların eteklerinde
ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
bir rüzgar olurdum dağlara esen
dört bir yana kokularını saçar dururdum

sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
kalbine akardım gece gündüz
senden uzak kaldığımda ağlar dururdum

sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
dönerdim ekseninde durmadan
her sabah, her akşam yeniden buluşmak için

ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım
her dem güzelliğinden sarhoş olmak için


Nuri CAN


arwen 8 Mart 2007 02:57

Al götür yüreğim götür beni
Ala dağların doruğuna yatır beni,
Bedenim alevlerin yeri

Al götür yüreğim götür beni,
Kartal kanadına yatır beni,
Yer yüzü mahşer yeri.

Al götür yüreğin karlı ormana,
İnler içimde özümün sesi.
Gözlerime iner ağının perdesi.

Götür ki beni dalgaların kucağına
Ak köpüklere sarayım kederi
Dindireyim artık bu inlemeleri.





Fatma Güven


Misafir 8 Mart 2007 02:59

GAMZELİ ŞİİR





1

Zıbınına bir nazarlık gibi takılı düşlerini ,
Günahlarını ve ay çukuru gamzesini ,
- para üstü bırakır gibi -
masada bıraktı kadın .
Peşinden sürükleyip bulutları , yürüyüp gitti .
Yağmurlara gebe gökyüzünde , bıraktığı tadın ,
farkına varmaksızın ..

2

Bir martının beyazı eridi rakının buzunda ,
ve geri kaldı zaman ..
Gamzelerinden kanayan
bir gece daha örtüldü , gecenin üstüne ,
yüreksiz bakınca anlaşılmayan ..

3

Gamzene ve sana yazılacak , iki borç şiirdi istediğin ..
İki şiir demeseydin ,
Kaç şiir yazılırdı , kim bilir .?
Kabahat senin ..



Orhun BASAT


arwen 8 Mart 2007 03:10

Hasret,



Her akşam yollarını beklerken,
Meğer seni içimde ölüm almış.
Bir dirhem soluk kaldı yüreğim.
Sensiz sokaklarda her gün batımı,
Ölümle sen arasında kaldım.
Gözlerini özledim, seni özledim.
Beni ölesiye sevmeni istedim.
Zaman yüreğime gömülürken,
Sen apansız infilak edersin.
Sensiz kaç geceyi uykusuz geçirdim.
Kaç kez hıçkırıklara boğuldum.
Acımadı gözlerime bitkinliğim.
Gülümsemeler bencilce bakıyordu,
Sevgin içimde ufalmış,küçülmüş,
Elimde kum gibi kalmıştı.
Hatırlarsın arşınladığımız yolları,
Düşündükçe o anlarımızı,
Kalbim yerinden çıkacak gibi.
Herkes bana omuz silkiyordu.
Özlemine itiyorlardı hasret.
Bi çare hep hayalini kurdum.
Belki de sevmenin başka türlüsü yok.
Belki de böyle bir sevgi yok.
Tadını çıkaramadım kaybolan özlemin.
Sen kıskançlıklarımın uzantısıydın.
Sen hesaplaşmalarımda süren,
Sancılı bir aşkın ilk mucizesiydin.
İnan vazgeçmek kolay değil.
Seni benden çalan akşamları,
Bir düşünsene çıldırdığım geceleri,
Er geç,
Anlayacaksın seni sevdiğimi,
Ben artık sevginin sonuncusuyum.
Hasret,
Doyasıya vur öldür beni.


ismail eroğlu


Misafir 8 Mart 2007 03:19

GÜNYENİĞİ

recmi gül, örtüsü tül akşamda
bir çift petunya
susuyor gözlerimin ormanında
-bir intizar gibi-

birbirine yakın, birbirinden uzak
incecik bir koku salarak
gamzelerinden

nerdeyse eğer
güzyeniği boynunu kuğu

sıyırır alevden eteğini gün
vurur cana yangını
-telli pullu bir gelin gibi
gerdek yatağında, sereserpe-

nerdeyse çıkar yıldızlar
cömert ve dingin ay
döküp yakamozlarını suya

sana alnı akıtma bir tay yolladım
yelesinde turkuaz bir türkü
damıtıp imbiğinden
kapıdaki hanımelinin

bu gece melekler erkenci
bu gece erganun ve erguvan
demlen sevdiğim

küskünlük boynuma yazgı
işte son dizeyi yazıyor gül/gün
-armadası tunçtan-

ben deva bulmam
dönmeden son sürgün


Anafilya, Sayı: 61


arwen 8 Mart 2007 03:40

Uçurumun kenarında değilken bile
Ölümü umardın tanrıdan
Hayat kötü hayat sonlu hayat acı
Teselli değil miydi senin için yaşamak
Kayıp gidenleri tutmak isterken de
Hem hırslıydın hem vazgeçmiş
Söylenecek bir cümlen vardı dinlenmemiş
Düşlerde yaşamayı arzulardın hep
Kanın çekilsin yavaş yavaş
Girsin başka bir bedene
Kaybolurken bir şarabın eşliğinde
Belki bir mum ışığıydın karanlıkta
Ya da güneş tutulurdu aydınlıkta
Kelepçelediler rüyalarını dün gece
Ne bütünleştin bir bedenle
Ne de kavuştun arzuladığın o tene
Bu koku uyandırır seni belki de
Gelir mi ki bir düşle
Ya da rüzgârın ellerinde



selin ekdur


tikkymelike 8 Mart 2007 09:56

NE GÖRÜYORSUN

Gözlerimin içine bak
Ne görüyorsun?
Göz yaşımı,mutluluk mu?
Yüzüme bak ne görüyorsun?
Acı mı,gülücük mü?
Kalbime bak ne görüyorsun?!
Hasret mi,paramparça bir kalp mi?
Yoksa içi senle dolu bir yürek mi?
En iyisi ben söyleyeyim;
Gözlerimde gözyaşı,yüzümde acı,
Kalbimde biraz hasret ve sen varsın.

Aynur Çiçek


Misafir 8 Mart 2007 11:32

Emine

Sen bir tarihin iğfalinden doğdun Emine
Emin’in iğnesi teyelledi kader çizgini
Yansır suyun akışında kırık bir ayna gibi
Doğduğun coğrafyayı kanatmaktı ilk işi

Zamanın avlusuna bırakılan
soy ad eksiklisiydin Emine,
kimlik etiketsizi

Ağladın, ağlamayı çoğalttı yanın
Güldün, küldökenler bürüdü sesini
Kalbin, beyaz – mavi bir bulutun önünde
saçların, Emin’in arkasında yürüdü

Sen bir dilin zinasında büyüdün Emine
Utanır anlatmaya sözcükler sana giydirilen sözleri
Saklar yaşamın aynasından, provasız biçilen elbiseni

Eğildin, başına kahır gülü takıldı
Doğruldun alnına töre çakıldı
Susma öyle Emine, susma öyle
Kıvranan belin üstünde, taç yaprak gibi omzun
çağın uzun ve karanlık mahzeninden
o şarap testisini kimin için taşıdı

Sen hangi acını işliyorsun Emine
Hangi sevmeni
Söyle artık
Söyle bir tokat gibi zamanın yüzüne
Kendini hangi iğneden geçirdiğini

Sen kendini kaç yıl büyüttün Emine
Sahi sen... hangi kahrı kaç yıl...
Sordun mu hiç annene
Bir şeyler karışır mı annelerin gözyaşından
Kader gibi, gen gibi, Emine’lerin geleceğine

Yürüdün, önünde gölgeler süründü
Durdun, varlığının uçurumu büyüdü
Sana uygun görülen Emine
Sana uygun görülen: Önde Emin silueti

Sen tarihi yeniden doğurabilir misin Emine
Biçebilir misin zamanın gömleğini yeniden
Yapabilir misin sahi, Emin’in ipliğini çekmeden

Ali Rıza Kars


tikkymelike 8 Mart 2007 11:51

HAYAL KIRIKLIĞI

Yüzüne dönemiyorum son zamanlar
Hasret kaldığım bakışlardı
Unutamıyorum
Seni bana bağlayan,
Kızgınsın;başını çeviriyorsun,
"Artık"gözlerinde,eski ışık yok.
Yıllarca kurduğun
Hatırlar mısın hani pembemsi,
Hayaller;yaşlandı bizimle.
Gerçekleşmeyince yalan demeye
O tatlı dilin varmadığı,
Tükenen ümidin soytarıya döndüğü
Bir zamandayız şimdi.
"Yaş"larımızla büyüttüğümüz
Yorgun ve düşkün hayalleri,
Gözlerin taşımıyor gibi.
Biliyorum saftır onlar narin,
Çok da kırılgan,
Her zerresinde bir ben.
Hayalindeki adam!
Layık olamayıp sana
Üzmesini becerebilen.
Af dileyemiyorum,
Sana diyebileceğim tek söz
Ayrılmalıyız!
Yine ağlatacağım seni.
Anlamsızca savrulacak kırıklar,
Boşluğa süzülen ben gibi
Düşünce kestane gözlerinden.
Yeter ki sana batmasın...

Ahmet Çayakar


HAYALDİ BİTTİ

Uzaklarda yağmur yağıyordu
Yağmur damlalarını izliyordum
Birden seni gördüm
Bana yaklaşarak
"Ne kadar uzakta demi"dedin
İşte bende sana
O kadar uzaktayım
Aradan yıllar geçti
O yağmur
Hala daha uzaktaydı
Bir gün yine izliyordum ki
Bir rüzgar esti
O rüzgarın soğukluğunda
Senin yüzünü kaybettim
Ve bir daha seni hiç görmedim
Beni terk edip gittin
Aslında benim olmamıştın bile
Ama onu seçip
GİTTİN...

İrem Deniz


Misafir 8 Mart 2007 12:12

SAKSIDAKİ KADINLAR

üç oda bir salondu evler önceleri
önlerinde bahçeleri,
bahçelerinde rengarenk çiçekleri
bir köşede olurdu odunluk
diğerinde küçücük bir köpek evi

daha sonra kondu, üç oda bir salonlar
üst üste /yan yana,
Daha sonra oldu
Tek katlar , apartman
Sokaklar cadde, caddeler bulvar

ya bahçeler…


hep aynı insanlar yaşardı
üç oda bir salon evlerde
en çokta kadınlar...
ıslak çamaşırlarını balkona asan,
asmadan önce kuvvetli seslerle çırptıran
balkonun bir köşesinde ki
saksıdaki çiçekleri sulayan ve seven kadınlar.

pembe diziler seyredilirdi
kim bilir neler düşlenerek
yarınlarına dair..
neler konuşulurdu kendileri ile

birbirlerine gittikleri günlerde


Onlar
Kadın.



nasıl da eriyik hayatlar yaşanır…
hangi günler sayılır
hangi günler özlenir

karar verilir girilmeye
çocuklara hapishane olsun diye
üç oda bir salon kooperatiflere


çocukların aşkları bilinmez bu evlerde
ve istenilmezde yaşansın sere serpe
bilinir sadece komşu kızlarının ki
sinsi bir böbürlenme ile
karışılır arkadaşlıklara
karışılır nefes alışlara
kalp atışlarına...

belki bir gün
saksıdaki kadınlar
lazım olursa diye
sakladıkları kapaklı kutuları
çöpe atmaya başladıklarında
yada
kocaları
bir akşam eve
bir saksı çiçekle döndüğünde
işte o gün
başlarını okşadıkları çocukların saçlarından
fesleğen kokusu bulaşacaktır ellerine…

Sefer YEŞİLYURT


tikkymelike 8 Mart 2007 12:30

HAYALİN ÖTESİ

İki adım sonrası imkansız
Çünki iki adım kaldı
Hayallerimin sabahına
Sana dokunacak kadar yakındım
Ve sevecek kadar uzak
Ağlayacak kadar yalnızdım
Belki de ben imkansızdım
Sahte bakışlarındaki aşktım
Ben sana ve
Senin imkansızlığına aşıktım.

Taha Solak




Nephthys 8 Mart 2007 12:48

Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar
Meşeler göğermiş diyorsun, varsın göğersin
Anlamını yitiren bir şeyler mi var şimdilerde
Yazdığım şiirlere yabancıyım, sokaklara yabancıyım
Taşı delemiyor bir çığlık ve apansız
Su oluyorum ipince, kendime sızıyorum
Dünya yetmiyor bazan, bırakıp gidebilir miyim?
Kuşları ürkütülmüş bir dal gibiydin, öylesine mahzun!
Efkar da yakışırdı sana, ilk kadeh kekik kokardı
Unutalım mı şimdi kente indiğimiz o ilk günü
Sabahlara kadar okuduğumuz o kitapları
Sabahlara kadar düşüncelerimizde yaşattığımız hayallerimizi
Kar aydınlığında yürüdüğümüz o yolları
Sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
Bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
Her akşam mektup yazarım dağlar kadar
Kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
Unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!

Ahmet Telli


MaKaLeLe 8 Mart 2007 13:38

Ya Râb Belâyı Aşk İle Kıl Aşina Beni

Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni

Az eyleme inâyetini ehli derdden
Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ beni

Oldukça ben götürme belâdan iradetim
Ben isterim belâyı çü ister belâ beni

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola getürmek saba beni

Nahvet kılıp nasib fûzûlî gibi bana
Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni

Fuzuli |


Mystic@L 8 Mart 2007 15:02

Bil ki durmam gelirim
Çagrin olsun yeter ki
Seni yine severim
Yerim olsun yeter ki

Birakirim herşeyi
Kalsin oldugu gibi
Gelirim koşar gibi
Çagrin olsun yeter ki

Etmem bir şey bahane
Hayat senle şahane
Dönerim tez gün ile
Çagrin olsun yeter ki

Her zamanki o yerde
Beklerim seni yine
Bir iki cümle ile
Çagrin olsun yeter ki

Bir an tereddüt etmem
Istegini reddetmem
Namerdim gelmez isem
Çagrin olsun yeter ki

Hala sicak bak sinem
Eksilmedin hiç benden
Çok severim eskiden
Çagrin olsun yeter ki

Sedat Hünkar Kravzer


Nephthys 8 Mart 2007 17:57

NASIL BİR DÜNYA İSTEDİĞİM

Gönlümden geçen dünya ya da ütopya ulaşılmak istenen…
Yalnızlığın kahredişinin ve unutulmuşluğun,
Güzelliğin ve sevginin yok edilmişliğinin,
Aşksızlığın, kavuşamamışlığın, ayrılmışlığın,
Gönül kırmışlığın ve birbirine kırdırmışlığın,
Gülümsemeyi unutmuşluğun, ruhunu silikleştirmişliğin,
Umudun bitmişliğinin ve ot olarak yaşamışlığın,
İnsanlığın, çevrenin ve yeşilin katledilişinin,
Karanlık gelecek endişesinin, sahtekarlığın,
Olmadığı bir dünya…

Haram varsıllığın, kahreden yoksulluğun,
Sefilliğin, üryanlığın ve iliklere işleyen ayazın,
Hırs ve doymazlığın, bir lokma ekmeğe muhtaçlığın,
Sefalette ve sınırında açlığın; gözü yaşlı çocukların,
Anaların gözyaşlarının,
Dolandırıcılığın ve ahlaksızlığın, sapkınlığın,
Hırsızlığın, hainliğin, yedi düvel arsızlığın, hayasızlığın,
Çatlatılıp ar damarı kabak çiçeği açılmışlığın,
Şirretliğin, kalleşliğin ve düzenbazlığın,
Olmadığı bir dünya…

Hacıyatmazlık, dalkavukluk ve kuklalığın,
Kirli yüzlerdeki hissiz maskelemenin ve kibirin,
Soysuzların önünde el pençe divan duruculuğun,
Satışa getirmenin, pohpohçuluğun ve alkışçılığın,
Zırvalayıcılığın, havanda su dövücülüğün,
Çanak tutuculuğun ve şakşakçılığın, kayırıcılığın,
Ezerek diğerlerini; omuzlarında zirveye çıkmışlığın,
Duyarsızlığın, cehaletin, beyni sulanmışlığın,
Bir top beze kendini satmışlığın, oy vermişliğin,
Olmadığı bir dünya…

Kan emiciliğin, kemirgenliğin ve leş yiyiciliğin,
El parasıyla har vurup harman savuruculuğun,
Cefa çekenlerin sırtında sefa sürmüşlüğün,
Mirasyediliğin, ekmek banıp yetim malı yiyiciliğin,
Tatlı vaatlerle, bin bir yalanla;
Aldatılmışlığın, ezilmişliğin, üstüne basılmışlığın,
Bilmeyip te bir şey böbürlenmişliğin, kaykılmışlığın,
Çirkefliğin, et kafalılığın, kurdeşenliğin ve embesilliğin,
Yalanlarla dolu geçmişle kandırılmışlığın,
Olmadığı bir dünya…

Bolluk içinde beyin yoksulluğu yaşamanın,
Örümcek kafalılığın, kuş beyinliliğin, magandalığın,
Pişkinliğin, rant peşinde koşmuşluğun, pisboğazlığın,
Görmemişliğin, duymamışlığın, bilmemişliğin,
Konuşamamışlığın, gölgesinde kalınan ürkmüşlüğün,
Kaybolmuşluğun ve faili meçhullüğün, kayıtsızlığın,
Hakaretin, sömürünün, yargısız infazların, sürünmüşlüğün,
Her türlü ruhsal ve bedensel tecavüze uğramışlığın,
Bir türlü filizlenip yeşeremeyen barışın,
Olmadığı……………………..

Daha ne sayayım dostlar…
En önemlisi acı ve ızdırabın, eziyetin, yalvarışın,
Kan ve gözyaşının, evlat acılarının, kahırın,
Buğunun, belirsizliğin ve zifiri karanlığın,
Olmadığı bir dünya dileğiyle…
Islah etmesi umuduyla cümlemizi Yüce Allah.
Ölümlerin sadece yatakta ve huzur içinde,
Yalnızca umudun, barışın, sevginin olduğu dünya,
Sonsuzluğa dek uzanan…
Kötüden geriye bir şey kaldıysa eğer…

İbrahim SOYALAR


blood_lovee 8 Mart 2007 19:11

Çekilmiş Kanda

Bu kentin şu damarlarında,
Saat çekilmiş kanda,
Yelkovanla akrep birbirini kovalama da.

Gecenin koyulduğu şu anda,
Aradıkları mı tam bulamasam da,
Şarapsız kalmaz ya kursağım,
Evde huzur, sükun içinde uyuyor şişeler.

Ağızlarında tıpa, açılmayı bekleyen,
İçilmeyi, koca hazlarla,
Dışarıda güz yaprakları.

Yel enseme enseme,
Aşk ediyor serinliğini,
Ürperen tenim, dikeliyor,
Hızla geçiyorum, kentin damarlarından.

Bu kentin şuh damarlarında,
Arsız, duyarsız ve hoyrat,
Yorulmayasıya, heyecanla koşuyorum,
Saat çekilmiş kanda.

En azami sınırlarındayım aşkın,
Beni bu denli yollara düşüren,
Rüzgarıyla güz sarhoşluğu,
Küt küt atıyor kalbim.

Semih Seyyid



Saat: 10:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık