![]() |
Yapmak istediğim asla son değildir Ümit denizinden asla kurtulmak değildir Kalbim dışarı taşıp her cismin üzerinden geçse Ateşle oturup onu anlatmak değildir Hangi yöne baksam gözlerimde bir hatıra doludur Acıyla imtihan edilmişim,umutlu günlere Ayrılık başlı başına bir çığlıktır Bazen başlayıpta hayallerle avunmaktır Kor gibi düşen sözler yüreği yakmıştır Kalplerde oluşan ritimler gözlerde sağanak yapmıştır Yanlızlık gariplik yolunamı girdik Yanlızlığı öğrenmiştim sevenlerim çalmıştır Aşk insan özüne yerleşti aşkın tadını gizledi Sel gibi akıp giden hayata yerleşti İnsan nilüfer gibi toprağa bağlı gelişir Yapmak istediğim asla son değildir mustafa cemil dirier |
sarı hoşluk sana paslı güneşin kızgın okları yalan bedenime notasız şarkı vakitsiz atılan toprak açık gözlerime yokluğun ağır basan terazi kefesi akıp giden hayat içimde durağan zaman üç adımlık hücre takılı tepkisiz kalmak zor sarı boşluk taze ot kokusu çamura saplanan kürek sesi... ölümün adı bile hoş geliyor... zeynep tavukçu |
Evli Kadınlar Dışardan bir sorun görülmez belki Fakat umutsuzdur evli kadınlar Yüzde yüz bir hüküm verilmez belki Genelde mutsuzdur evli kadınlar Ayşe on beşinde gelin olmuştur Sevdiği dururken elin olmuştur Her gece sararmış, her gün solmuştur Genelde mutsuzdur evli kadınlar Fatma’yı birine zorla vermişler Tomurcuk gül iken zorla dermişler Hep onu suçlamış, onu yermişler Genelde mutsuzdur evli kadınlar Gül biraz şanslıymış sevilmiş, sevmiş Kocası gözünde sanki bir devmiş Hiç farkı kalmamış hapismiş, evmiş Genelde mutsuzdur evli kadınlar Hülya’nın ne aklı ne fikri ermiş Kendini oğluna, kızına vermiş Her işin peşine yalnız gidermiş Genelde mutsuzdur evli kadınlar Zeynep’in kocası kahveden gelmez Gelse de asıktır yüzü hiç gülmez Tatlı söz söylemez, sevmeyi bilmez Genelde mutsuzdur evli kadınlar Hatice kaderle kendini aklar Hep mutlu görünür, derdini saklar Istırap gölünde ruhunu paklar Genelde mutsuzdur evli kadınlar Emine eşinden ilgi görmemiş Ömründe bir defa sefa sürmemiş Sevgiyi tatmamış, hazza ermemiş Genelde mutsuzdur evli kadınlar Keramet koksa da nikah masası Silinmez hayatın gamı, tasası Velhasıl arkadaş lafın kısası Genelde mutsuzdur evli kadınlar Muammer Baydere |
Efendim Oynayan ben değildim,izleyense ta kendim, Yazan çizendim belki,anlatandım efendim… Aslında bir mizahın,içindeydik hepimiz, Güldüren mevcut fakat,ağlatan,eksiğimiz… Sormadık hiç neden,bir mi sevenle sevmiyen? Bu taklit,bu benzeyiş,sürer mi ebediyen? Sahne bizim,perde bizim,bu meclis hep bizim, Geliş ve gidişlerde,aşındı durdu dizim… Dilimde bir şarkıdır,şu sevmenin ezgisi, Sizle başlayan şiirin,sizle biten hecesi… Manasında bir kayıp,maddesinde bol kazanç, Hangisinde efendim,şu mutluluk ve kıvanç…? Bilsem ki özgürüm,anlatmak için ne varsa, Derdim ki efendim,ya Allah beni yakarsa... Cüneyt Behlül Uz |
FİNAL Demek hiç bir şeyi unutmuyorsun peki Öyleyse elveda, haydi git Birbirimize söyleyecek hiç bir şeyimiz yok; Müsaade ediyorum, gidebilirsin Maamafih biraz daha bakle Yağmur yağıyor... Bekle ki kesilsin Dışarısı çok soğuk onun için iyi giyin Aslında kışlık bir manto giyinmen lazımdı Her şeyini iade etmedim mi? Bende sana ait hiç bir şey kalmadı Mektuplarını ve resmini almıştın... Madem ki ayrılıyoruz bana bir kere daha bak; Fakat dikkat et ağlamayalım, Zira bu aptallık olur Zavallı kafalarımızın seviştiğimiz günleri Tekrar yaşaması için, ne kadar da kuvvet sarfetmesi lazım!.. Güya hayatlarımızı birbirimize ebediyyen vermiştik İşte, şimdi tekrar geri alıyoruz Bundan sonra ikimizde kendi ismiyle Başka yere gezmeye, yaşamaya gideceğiz Şüphesiz bir müddet ıstırap çekeceğiz sonra Hataları affeden yegane şey; Unutkanlık gelecek... Ve diğer insanların arasında sen ve ben olacağız Böylece mazime karışacaksın Belki tesadüfen sokaklarda birbirimize rastlayacağız Benim görmediğim elbiselerle sen geçerken, Ben kaldırım değiştirmeden sana sadece uzaktan bakacağım... Sonra birbirimizi uzun yıllar görmeyeceğiz. Dostlarımız benden sana haberler verecekler; Ben ise, hayatım, kuvvetim ve her şeyim olan senin için Nasıldır diyeceğim... Koca aşkımız bu küçük kalpte miydi? İlk günler acaba deli miydik? Tanıştığımız an ki heyecanları hatırlıyor musun? Sevişiyorduk... İşte , aşkımız buydu... Birbirimize karşılıklı "Seni seviyoum" demek Ne kadar kıymetliymiş Allahım! Hakikaten garip.Demek herkes aynı kelimeyi mırıldanmış : Sevmek! O halde bizde diğer insanlar gibiydik... Ne çok yağmur yağıyor. Bu havada gidemessin, Öyleyse kal... Evet kal, anlaşmaya çalışacağız... Bilinmez ki, kalplerimiz değişmelerine rağmen Belki eski günlerin tatlı anılarını hatırlayacaklar... Elimizden gelen her şeyi yaparız Birbirimize karşı daima iyi olmaya çalışırız. Malum ya nihayet eski bir alışkanlığımız var. Oturuver benim yanımda, eski sıkıntıların başlasın Bende senin yanında eski sıkıntılarıma dalayım. Paul Geraldy |
ANLAMADIN Bir bahar akşamıydı ilk, Özlemlerle dolu bana geldiğinde! Hasretinin avuçlerımda eriyişi, Sevdanın ilk öpüşüydü gözlerimi! Yüreğimi çıkarıp çırpındığı yerden, Ayaklarına sermek istiyorum demiştin! Sen umuda umutr dun! Bahar kızdın! Yoksulluğumu farkedince ZEMHERİ oldun. Prmaklarını dagıttın eşyaya! sesini tüm dolaplara dizdin! Arzuyla yanan gözlerini serdin duvarlara! Odamın en derin hücrelerinne sindi kokun.......... Bakışların İLK gözlerimle buluştu! ! ! Hiç sönmeyecek yerim birden tutuştu! Hasret çiçeğiydi senin diğer adın! Bir gecede nasılda soldun be kadın? ? ? ? ? Ürküttü seni yoksulluğum fakirliğim, Kopmuş tesbih tanelerince dağıldın! Sevgim yetmedi yüzünü güldürmeye! Sabah boş bir şişe gibi oturdun masaya! Sonra kırık bir kadeh gibi devrildin! Döküldü yüzünden boyan ortaya cıktı foyan! Tükeniverdin! ne tadın kaldı ne tuzun! Oysa sana bir cihan verecektim anlamadın. ALİ BASOL |
Ayrılık Hasreti Ayrılık hasreti vurdu bağrıma Neden ayrı düştük, bilemiyorum! Sen yoksun sevdiğim, gönlüm virane Üzüntüm çoğalır, gülemiyorum! . Gönlüm ateş sanki, kor gibi yanan Hasret mızrak mızrak, vermiyor aman Derdimle baş başa kaldığım zaman Akar gözüm yaşı, silemiyorum.. Gittiğin gün dünya zındana döndü Ümidin, hayalin ziyası söndü İdrâk paramparça, duygu bölündü Bir türlü kendime gelemiyorum! . Hıçkırır yüreğim firkât yasında Gönlüm kürek çeker, gam deryasında Muhabbet düşünde, aşk rüyasında Arıyorum seni, bulamıyorum.. Hünkar Dağlı |
Unutmadık Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, bütün anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çobanyıldızına değin Hey yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satır Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar çağıydı Aynı silahlardı kullandığımız Aynı çarşılar aynı kandı Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda aynı kan Aynı paranın değiş tokuşunda Karanlık çarşılar Aynı kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Ölümün erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Çağın aşamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin avesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narın rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çobanyıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük mezopotamya İki bin yıllık gece Dön geri bak Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda Murathan Mungan | |
Aşk hayatı sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın teni yakmasıydı, bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasaydı... "bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu! Yılmaz Erdoğan |
Sevda Suçlusuyum Asın Beni İtiraf ediyorum Çok ağır bir suç işledim. Suçu sevmek miş yüreğimin... Ecrim idam, Ben sevda suçlusuyum, haydi asın beni Kefenimi giydirin, gökmavi olsun Fermanımı takın boynuma, Sevmekten hükümlü, idamlıktır deyin Daha ne duruyorsunuz, haydi asın beni Kurun darağacını, Urganı yağlamayın Ve sevgi nedir bilmezler vursun sehpaya, Ölümü haketti bu ecirli, Öldürün! Ey ahali, öldürün deyin Sallandırın yağsız urganla beni, Zevk alırken öldürmekten sizler, Ben sevgi, sevda ve aşk adına, Debelene, debelene keyfinizce öleyim.. İtirafımdır, idamlık bir suç işledim Ey sevgisizler! duyun beni, Lime lime edin, isterseniz kesin Haydi durmayın, sallandırın Ben sevda suçlusuyum, haydi, asın beni. Haydar Okur |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık