![]() |
Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır? En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar Yalnız Orta Doğu'da el altında satılan bir atlas Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların Bir cenaze töreninde daha ölümlü karşılamaya götürüleceğiz Efendiler! Eşekler susabilirler Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi? (Yort Savul) Ece Ayhan |
aşkıma Seni sevmekten vazgeçemem Vazgeçmemde Ellerini tutamasamda Gözlerine bakamasamda Yanında uyuyamasamda Sen hep benim kalbimdesin Nerde olursan ol benimlesin Özlemin bir çığ gibi büyür içimde Gece rüyamda gündüz düşümde Olduğun ve olmadığın her yerde Sen hep benimlesin Seninle güne uyanmak güzel Seninle uykuya dalmak güzel Seni rüyalarda görmek güzel Sen hep benimlesin Varlığın hayatımı aydınlatan bir ışık Sesini duymak bile güzel Yüzünü göremesemde Beni sevdiğini bilmek güzel Sen söylemesende Ben seni çok sevdim,hep seveceğim Ve vazgeçmeyeceğim bu sevgiden Sen yanımda olsanda,olmasanda Sema Gönen Yozgatlı |
Sen, Gülleri topla,sakla göğsün de. Kokun sinsin iyice üzerlerine. Bir gün,koklarım kısmetse. Ben; Umut toplayacağım en mavisinden. Hiç tükenmeyen.. Biliyorum ki; Ceket gibi taşısan da sırtında öfkeni, Bir gün kırılacak inat zinciri. Tüm saatleri sana kurdum. Ne zaman dönüp baksam, Ya sana bir var. Ya seni bir geçiyor. Ama hiç sen olmuyor sevgili.. Zaman acımasız,zaman telaşlı. Ve, zaman sensiz geçiyor. Bekle diyorum bekle. Söyle, acelen ne? Bir gün gelecek nasıl sa.. Şimdi; Yanında olmak vardı ya... Bir mum yaktım senin için. Yumdum gözlerimi,tuttum Dileklerin en güzelini.. Nice mutlu yıllara, İyi ki doğdun sevgili.. insaf caner |
Ayrılık Bakıyorlar Gittikçe yanlızlaşıyorum Büyüyor yüreğimdeki delik Katman katman Hortum dibe vuruyor Kalıntılar gibiyim Boşluk dolmuyor Gelenler hemen gidiyor Giderken götürüyorlar ne var ne yoksa Büyüyor Gittikçe büyüyor.... Adamlar görüyorum yollarda Aynı gün Günbegün Sevdiğim Terkettiğim Olmamış olamamış Mavi bakıyorlar bazen Bazen siyah Koyu siyah Ayrılık bakıyorlar Ayrılık bakıyorlardı zaten.... Hülya Koculu |
SESSİZ SEVDAMSIN Sen benim yüreğimde sessiz sevdamsın Gözlerin gözlerimde bakıp yakarsın Sevginle damarımda akan kanımsın Dağları delip gelsem tutsam elini Hayalinle geçiyor gecem gündüzüm Özlemin gözyaşımda ıslaktır gözüm Sesini duymadıkça gülemez yüzüm Dağları delip gelsem sarsam belini Doyası bakamadım kara kaşına Seninle kalamadım yalnız başına Derdimi yanamadım bir türlü sana Dağları delip gelsem dinlesen beni Nereye gidiyorsam yanı başımda Her yerde benimlesin aynı ortamda Otururuz birlikte hayal olsa da Dağları delip gelsem duysam sesini Geçti ömür hasretle oldum divane Olmayınca soluğun her şey virane Götürseler cennete sensiz banane Dağları delip gelsem koklasam seni SABİHA SERİN |
Yağmur Yağmur Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır bozbulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar Mutluluk nağmeleri işitirler Hira'dan Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri Paramparça, ateşler şahinin hayalleri Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin Ebedi aşka giden esrarlı yollarında Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü On asırlık ocağın savururdum külünü Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü Badiye yaylasında koklasaydım izini Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar Seninle yıkasaydım acılar dehlizini Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Haritanın en beyaz noktasına kan düştü Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi Hakların temeline sanki bir volkan düştü Firakınla kavrulur çölde kum taneleri Ahuların içinde sevdan akkor gibidir Erdemin, bereketin doldurur haneleri Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir Şemsiyesi altında yürürsün bulutların Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların Devlerin esrarını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir Yağmur, birgün kurtulup çağın kundaklarından Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından Madeni arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali Hazindir ki, dertleri aşmaya umman düştü Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur Sensiz doğrular eğri, beyaz bile karadır Sesini duymayanlar girdabında boğulur Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin Saatlerin ardında hep kendimi aradım Bir melal zincirine takıldı parmaklarım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin Mekanın firçasında solmayan resim senin Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü İniltiler geliyor doğudan ve batıdan Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü Islaklığı sanadır ahımın, efganımın İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın Nazarın ok misali karanlıkları deler Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü Nefesinle yeniden çizilecek desenler Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler Anneler çocuklara hep seni içirecek Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Nurullah Genç |
Yalan Yalan Yine hasretin morguna, Kaldırdılar bedenimi. Yüreğimdeki yangının, Sen bilirsin nedenini. Şimdi senin gözlerinde, Başka iklimler doğuyor, Zemherinin ortasında, Benim ciğerim yanıyor.. Yalan, gözlerin yalan.... Yalan, sözlerin yalan... Yalancısın sen... Yine ***** bir kurşunun, Yarasını taşıyorum. Döküldü güneşim ay´ım, Karanlığı yaşıyorum. Beni sevdiğini söyle, Sana yalan yakışıyor. İhanetin son atlısı, Sana doğru koşuyor.. Yalan, sevdiğin yalan... Yalan,aşkımın yalan..... Yalancısın sen..... Seni sevmek bir hataydı, Bedelini ödüyotum. Uzaklarda mutluymuşsun, Bense burda ölüyorum. Çıkmaz bir yolun sonunda, Sana veda ediyorum.. Bu aşk burda bitti artık, Ben yoluma gidiyorum. Yalan,gülüşün yalan... Yalan,bu dünya yalan... Yalancısın sen..... Bir yalansın sen....... Erkan Başok |
Labirent İçimden Seni seviyorum demek gelince Gurur dilime kördüğüm atıyor. Söyleyemiyorum, Konuşamıyorum, Boşaltamıyorum içimi... Artık ölmek istiyorum. Azrail, halâ sıran gelmedi diyor. Gel etme eyleme Bırak beni, artık öleyim diyorum; Bela mısın be adam, bekle diyor. Peki öyle olsun deyip Erişmek istiyorum yeni ufuklara. Günlerce yürüyorum, koşuyorum. Arkama bakınca bir de ne göreyim Bütün mesafe bir darı boyu... Ne yapmalı, ne etmeli Diye düşünürken, Sisli bir çıkmazın soluksuz uğultuları Yollar senin, gel geç diyor. Gelde çık işin içinden... Sinan Güngör |
Saat Kulesi izmir faytoncuların şimdi hayalet bizim "imbat" dediğimiz geçiyorlar fısıldar gibi ellerimin arasından alsancak postanesine doğru bu gidişin bir tesellisi yok nesrin hanım bakınız yirmi birinci yüzyılı vuruyor saat kulesi "izmir" diyor inatla hasan tahsin "smyrna değil yanlış geldiniz" ve yunan bandıralı şehir hattı vapurları pasaport iskelesinden karşıyakaya doğru bu gidişin bir tesellisi yok... Barış Gülcür |
Asla Sen zoru seçtin, Dönüp bakmak yerine arkana Uzaklaştın gittin umarsızca... Oysa bir çift göz vardı arkanda Bir çift göz ki ağlamaklı Bir çift göz ki mahmur... Oysa bir büyük aşk vardı yanıbaşında Sen zoru seçtin, Dönüp bakmak yerine arkana Uzaklarda aradın gerçek aşkı Bulamayasıya Ve şimdi sana diyorum ki: Gün gelirde dönersen bana Gelirde ağlarsan omzumda, Unutma... Ben açığım yeni onursuzluklara Zamanında terkettiğin ben, Son tercihin bile olsam ben, Her zaman seveceğim seni... Dedim ya unutma: Geçemez gurur dedikleri, Aşkımın önüne asla... Çağatay Arslan |
| Saat: 08:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık