![]() |
Farenin Ölümü Umutsuzdu, yalnızdı, hali yoktu, Canı çok yanıyordu günlerden beri. Ne alnında dolaşan bir dost eli Ne yardım isteyecek kimsesi vardı, Ne Tanrısı, ne de peygamberi. Günlerdir karanlık deliklerde Yanıp sönüyordu gözleri. Sevinç değil ki paylaşılsın Kendi kendinindi kaderi. Sürüne sürüne dışarı çıktı. Kıvrıldı ateşte pençeleri. Kurtuldu rahat etti farecik, Rahat etti dişleri. Kibardı, incecikti kuyruğu, Vücudu, küçücük pençeleri. Bir makara gibi çözüldü, Unuttu kedileri. Farecik! Nazlıcık! Garipçik! Canı çok yanıyordu günlerden beri. Kibardı, incecikti kuyuğu; Boş koydu delikleri. Bir varken bir yok oldu, İşte dünyamızın işleri. |
GÖZLERİN KAL DİYOR Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözlerin kal diyor dudakların git Bakışın anahtar, gözlerin kilit Ellerin aç diyor, dudakların git. Ayrılık; dönüşü olmayan nehir Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor, dudakların git. Gidersem, bir daha dönmeyeceğim Kalırsam, kalbime yenileceğim Çözemedim seni delireceğim Gözlerin kal diyor, dudakların git. Duvardan insin mi resimlerimiz, Yabancı olsun mu isimlerimiz? Ya o, deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor, dudakların git. Bu roman da biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan Ağlıyor besteler yine hicâzdan Şarkılar kal diyor, dudaklar git... |
Fal Olacaksa olmaz da, olmayacaksa olur, Kiminin yazısı o, kimininki de budur. Kimi ardından koşar, yetişir zamanında, Kiminin önündedir birdenbire yok olur. Kimi bir yerdedir der, o gelir oralardan, Kimi bildiği yerde bildiğini unutur. Biri oraya gider,o orada bilerek, Biri hiç anlamadan yoluna çıkar durur. Kimi aradığını yitirir aradıkça. Kimi de arayandır, aranan onu bulur. |
Farkındayız Doğumla ölüm arasına çizilmiş ince bir çizgidir hayat, Bu çizginin üstünde yürüyen değişik suretlerde milyarlarca insan. Çehreleri farklı olsada hepsinin amacı aynı, huzurlu bir hayat geçirmek için çaba sarf etmek, Ya bir gün işle yolunda gitmezse diye, yüzlerde hep aynı endişeli ifade. Aslında hepimiz biliyoruz, hayatın bizim için hazırlanmış bir sınav olduğunu, Ne kadar çalışırsak o kadar başaracağımızı, Ne kadar verirsek o kadarını alacağımızı, Ne kadar sabırlı olursak o kadar olgunlaşacağımızı, Ve bize bahşedilen bu hayata biz ne kadar saygı duyarsak, hayatın da bize o kadar saygı duyacağını. Farkındayız,bu asırlardır süre gelen olgunun Ve bir gün sonunun geleceğinin de, Ama nedendir bilinmez, yinede kaptırırız kendimizi, bu olgunun pembeleştirilmiş yüzüne... |
Fosillerin Gözyaşı Fosillerin gözyaşı turbaları emziren Bir gözün öfkesidir sonsuzluktaki şimşek! Öyküsü yalnızlığın izbeleri ezdiren Canlardaki yaradan, rahat olmayan döşek! Mutluluğu çökerten bir rüya görüntüsü Elemlerin koyağı gözyaşlarının göğsü Metânet, sabır, rızâ yaşamanın ölçüsü İmkânsız son dâveti reddetmek ve gitmemek Başkaldıran neyine güveniyor, nesi var? Issızlık kurur muydu, dönse geri yolcular? Dökülmese damlalar kahrolurdu acılar Ağlamak, gerekince, olur mu hiç gülmemek? Yer neyi varsa verir, nispet ederek göğe Dalların canı çıkar, başını eğe eğe Arıya bal yaptıran, balı koyan çiçeğe Bilgiyi yok edemez, anlamamak, bilmemek!.. Düğümler, kördüğümler: canı rehine alan Doğruları öldüren ihânet, isyan, yalan Hiçbir şeyi olmazsa edemez kimse talan Ölümsüzlük düşünen, elinde mi ölmemek? Almak ise muradın; ver hep, karşılıksız ver! Karşılık istiyor mu, bak! Verirken yerler, gökler Emredileni işle, inan ki sana yeter Sakla ve saklan haydi, mümkünse görünmemek.. |
Seni sana nasıl anlatsam Seni nasıl sevdiğimi bilemem Hayatmda bazı şeyler bitti dediğimde Karşıma çıkan seni sana deil Kendime bile anlatamıyorum ki Sen beni aydınlatan ışık Sen benim can damarım sen benim parçamsın Biri dokunmaya çalışssa ya da kaybolsan bir gece HABERSİZ DAYANAMAM Kırılır ruhum beynim uzaklığını kaldıramam Seni o kdr ÇOK SEVIYORUM Kİ Bir an bile ayrı Bir an bile yoksun kalamam senden kaybolurum ...BİTANEM... |
Fırtına Öyle sakin durduğuma aldanma! Üzme beni daha fazla! Her şeyin bir sebebi vardır elbette Susuyorsam kızmadığımı zannetme Doğru zamanı belediğimi belle Haksızlığa uğradığımda durma önümde Aklın varsa kaç kurtul sen de Bunu cesaret işine benzetme Tepem atarsa tanımam kimse Durma önümde öyle Fırtınamı engelleme Eseceğim kasırga gibi Yine kızdırdın beni Değil bunlar sebepsiz fırtına Görmüyor musun sabrediyorum sana Yeter artık beni boğma! Zannetme seni sevmiyorum Kendimi de düşünüyorum Kusura bakma Hadi eyvallah!... |
Fıstık'ıma sana sarılmayı özledim dostum içimi sana açmayı, omuzlarını gözyaşlarımla sulamayı özledim. bu kadar ayrı kalmamıştık ya birbirimizden kalplerimizi bağlayan melekler de yoruldu gel artık... bak behçemizdeki çiçeklere, büktüler boyunlarını. seni onlar da özledi. benim için olmasa da onlar için gel... sana yolluyorum dostum güvercinle papatyalar yoluyorum seversin sen... ben de seni severim sen beni seversin... ama artık nilay kendini özletmesin... |
Hani sokaklarda dolaşan kediler görürüsün ya... İşte öyle hissediyorum kendimi. Sahipsiz ve yalniz... Ama, kimseye muhtaç olmadan yaşayan, Akşamlari, sokaklarin kaldirimlarinda bir ben, bir de soluk ışıklı sokak lambaları... Ve bir de köpekler! Neden düşmanlar neye düşmanlar? Anlamiş değilim... Ben sokak kedisi.... Yalnız ve sahipsiz.... Evsiz barksiz ve belki de biraz talihsiz... Hani düşünüyorum da.... Zengin, ve müşterisi bol bir yosmanin kedisi de olabilirdim. Ama kör talih! Ben sokak kedisi... Yalniz ve sahipsiz... Hayatımın tek ışığı sokak lambalari, Sokaği bile aydınlatamayan sokak lambaları.... Yalnızlık ve sahipsizlik... Sabahları, taze süt dolu bir kase... Öğlenleri, taze koyun ciğeri... Akşamlari, kızarmış tavuktan arda kalanlar... Rüyalarımın en güzeli! Ben sokak kedisi... yorgun ve bitkin, kaçmaktan köpeklerin elinden Ve yalniz ve sahipsiz... karanlik sokaklarda, Sönmeye yüz tutmuş, Sokak lambalarinin loş ışığı altinda bulmuşum aradığım sicaklığı, Sırtımı dayadığım, mutfak duvarında, bir restoranin....... ...BİTANEM... |
Hayal Bir hayalin peşinden koşmak nedir bilir misin? Savrulmak bilmediklerinin ardından Yaşlı gözlerini gökyüzüne çevirdiğinde canının acıması nasıldır bilir misin? Hayallerimin en titrek zamanında cemre düştü yüreğime. Tüm bilinmezliklerden sıyırıp bedenimi takıldım hayallerimin peşine. Yeşilliklerin arasında bir fincan kahve dumanında paylaşmalıydım hayallerimi. Sessizliğinin anahtarı soramadıklarımdı. Suskunluğumun kilidi açılmazdı. Düşlediklerimle düşleyemediklerimin toplamıydım ben, Yarım kalmışlığım geçmişimden hatıraydı. Bir sokak çocuğunun gözlerine saklamıştım hayallerimi, Kimsesiz her çocuğun göz yaşına saklamıştım. Gecenin lacivertliğinde kayan bir yıldızın parlayışıydı hayallerim ama sen yıldızın kaydığını görmemiştin. Bilmezdin yakıcı güneşin alnında hayal toplamayı, Sağnak yağmurda şemsiyeni evde bırakıp, hayallerinle ıslanmayı bilmezdin. Bir savruluştu her şey senin için; Rüzgarın yönü, güzel bir kadının kokusuydu savruluşun. Sen öylesine yaşardın, ben hayallerim için. Param yoktu ama hayallerim vardı. Paran yoktu ama paranın kokusunu seviyordun. Çok uzaklarda yanan bir ışığa adardım hayallerimi. sokaktan geçen yalnız bir adamın ıslığıydı zenginliğim. Yaşlı gözlerle gökyüzüne her baktığımda canım acırdı yine de hayal ederdim. Çünkü; Yaşamın en güleç yüzüydü hayallerim. Ya senin gibi hayallerimi de yitirseydim... Bir hayalin peşinden koşmak nedir bilir misin? Bir çocuğun gözyaşlarına saklamak hayalleri Hayal etmek ne demektir bilir misin? |
| Saat: 13:03 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık