![]() |
kahve gözlerin Kanadın süzerken sevda tahtında Güzelliğin ahu gönül bahtımda Maralım bu sevda bıçak sırtında İnletiyor inan kahve gözlerin Rüzgarda saçların dalgalanması Zülüflerin tel tel yüze inmesi Kirpiğin rimeli gözün sürmesi Sineme ok oldu kahve gözlerin Düşte görsem dahi aklım şaşıyor Ayak sabit kalsa yürek koşuyor Karanlık bu dünyam sende ışıyor Gönlümün sarayı kahve gözlerin Mevsimleri dinlemez onun nazarı Hissettim sevgiyle esen rüzgarı Sevdaya tutulup aşkın baharı Yaşatır seninle kahve gözlerin Nuru bitmese de sönmese feri Tanır oldum işte böyle neferi Bakışlarındaki gücün zaferi Esir etti beni kahve gözlerin İnan ki sarhoşum senin sayende O mahsun bakışın kalbe değende Mertoğlu biçare hep himayende Deryalar sunuyor kahve gözlerin Osman MERTOĞLU |
BENİM ADIM MAVİ adım sesin yürek atışımla yürek atım yankısı adım sesin adım sesim yankısı yürek atışın iyi ve kötü şimdi daha belirgin güzelliğin kentimi maviye boyadı bir baştan bir başa... her şeyimle masmaviyim. SERPİL BALÇIK |
Özür Diliyorum Özür diliyorum sevgili senden, Seni deli gibi sevdiğim için. Özür diliyorum sevgili senden Sana deli gibi taptığım için Yenildim aşkına, tükendim artık Döndüm bir şaşkına, ey’ olmam artık Yansam da sevgimi söylemem artık Özür diliyorum sevgili senden. Engin Tunca |
İNADINA Acıların kalesinde büyüdüm ben Vuruldukça yürekler ateşler yaktım Kundakladılar sevdanın ocağını da Dimdik ayakta durdum zulmün ortasında Cesaretin kalesi düşerse eğer bir gün Bugünün umutları değil, acıları kalırsa bizden sonraya Ve ben sende saklı kalırsam eğer Durma hiç, korkaklığınla yürü aydınlığa Karanlıkların bende kalsın, acıların bende Gül yeter ki yarınlar için sevda güneşine Ulusumsun sen benim, bağımsızlığımsın Kalbimden beynime giden akyuvarlardasın Demir parmaklıklar arasında, zindanlarda olsam da ben Tel örgüler koysalar da aramıza Dikenli telleri batsa da sıktıkça yumruğumu İnadına afişlerle donatırım kanlı duvarları Sloganlar atarak uyanırım hep şafak zamanı Yeni doğan çocuk gibi yepyeni bin umutla Bin yıllık bir çınar gibi yeni bir kavgayla... vedat akdeniz |
Bir Ermeni General Usanıp sevişmekten bir ermeni general Atıvermiş kendini senmişel kulesinden Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden O çocuğu boynundan asıvermeli derhal Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem Ne güzel bükermişim boyunlarını ama Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı Yani her direnişi çağda kızla sonlanan En yeni senaryoda en eski esas oğlan Bir ermeni general -yakası madalyalı Ataol Behramoğlu |
Anlasana Çöktü yine ziftten gece Dudağımda hece hece Felek kelek attı bence İkimize anlasana Böyle uzak durma bana Sevdiğimi sorma bana İçtim seni kana kana Bir yudumda anlasana Gel de bitsin aşkım zulüm Gül de açsın dalda gülüm Sen olmadan hiçbir günüm Mutlu geçmez anlasana Sen doğmadan doğmaz güneş Sen olmadan sönmez ateş Dertler kardeş, hasret bir eş Olmuş bana anlasana. Dertli çalar gurbet sazı Yüreğime salar sızı Unuttum ben kışı yazı Gurbet elde anlasana. Satır satır yazdım seni Diyar diyar gezdim seni Yıllar yılı çizdim seni Şu yüzüme ANLASANA... |
Unuttum, nasıldı annemin yüzü Unuttum, sesi nasıldı annemin. Gece bir örtü olsun anılardan Kara yüreğime örtüneyim. Unuttum, nasıldı annemin gülüşü Unuttum, nasıldı ağlarken annem. Yaşam sallasın kollarında beni Küçücük oğluyum onun ben. Unuttum, elleri nasıldı annemin Unuttum, gözleri nasıldı bakarken. Kuru ot kokusu getirsin rüzgar Yağmur usulcacık yağarken. Ataol Behramoğlu |
Gece Geçilen Şehirler Işik Seli Gibidir Acilar büyütülerek unutulur sevdigim yüzünden kopunca bir buzul çiglik ellerin buz tutmuş iki yarim şarki olur ve ben yoksulluk kokulu bir gidiş birakirim sana beni adresime sorsun esmer bakişlarin dönsen de bulamazsin nasilsa gitsen de kentlerden sakindigim bekçi duruşlarimi ara emaresi boldur sokaklarin sol omuz başimdaki kokundan yakalanirim sokul ki geceme avuçlarin islanmasin saat başlarini beş geçer yelkovanin senle zamansizim amansizim senle büyük susarim kendime yenilirim her kavgada sonra koca agiz bir çocuk olurum bütün trabzanlardan kayarim bütün köprülerden sarkarim yüzüm kente sürülür içime sesin kaçar ben seni aglarim alişmak ölümdür sanki hiç ölmedik tanrinin gögsümüze taktigi bir nişandir ölüm teneşirlere yatiriliyor şimdi ellerim sana uzanmaktan yargiliyim hirçin bir iklimin sir girdabisin seni anlamak kendine çelmeler takmaktir ve kendini affetmesidir her seferinde (bazen beni affedebiliyorum istanbul) zehir yüklü bir mektup var dalgakiranlarimda parçali bulutlu durur sana kent şiirleri biriktirdigim bir gecede çok eşli bir yagmur başlar kentin en dövüşçü çocuklari aglar bilirim dişarida yagmur varsa sen içinde agliyorsundur aglama ki gülmesinler bize bak sen seviyorsun diye var sonbahar her mevsim gelişine söz veriyor saçlarina fisildiyor saçlarina bana bir pencere bile açmadigin saçlarina sensizlige alişmak bir bozgun agirlamaktir içinde biliyorum örtülerine unutma beni çiçekleri takiyorum şimdi yaşama hakkim sana gel de yagmurumdan iç seni seviyorum Kahraman Tazeoğlu |
DAR DÜNYA Yüreğim gövdeme sığmıyor Gövdem odama Odam evime sığmıyor Evim dünyaya Dünyam evrene sığmıyor Patlayacağım Acımın acısından susmuşum Ki suskunluğum göklere sığmıyor Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım Gönül dar geliyor sevgime Kafam beynime Ah şakaklarım Çatlayacağım Anladım artık anladım Kimselere anlatamayacağım Aziz Nesin |
HASRET SENİN İÇİN HASRET SENİN İÇİN Umudun donuk gözlerinde Zehir zıkkım bir sancı Şimdi hasret yüreğim Çiçekler soluğun! Mektupların ak mevsiminde Hasret senin için Ötem parmaklık Berim parmaklık Hücrem daracık Yastığım/Yorganım İki büklüm kıvrıldığım beton Sigaramın dumanında hayal .................................... Bütün kapılar kapalı Gün yüzüme Yalnızlığın deminde sana açık Silik hüzmeler sevincinde... Hasret senin için Sarmaşıklar büyüttüm penceremde Alişan Satılmış |
| Saat: 15:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık