![]() |
İmtiyaz değildi Tanrım Yaşam için sunuların Bir tek Alaycı bakışlarına kızıyorum Senin yaratıklarının Bir de Kendime bakıyorum Sana Körkütük bağlanmışlığım arif doğramacı |
Kaybolacak hüznüm bir gün bu dağlarda sözüm şu ki arkamdan ağıt yakacak kadınlara ben neden cenge tutuşmuştum çürümüş zamanla öğretin kuşlara aşk derdiyle avunanlara söylediğim antika türküleri saydıkca, sayıları tükettim tükenmedim rüzgar törpüledikce taze ümitlerimi şiirim dedim can versin ağıtlarınıza. Şen kızlardan dinlediğim truvaya aşık adamın köhne hikayesine şimdi de dağlarda sadalarca rastlamak ne kötü bakışlarıyla türküleri altın yaldızlı yapan adamın sömürüşü yamalı urbalı sevgilileri ne kötü yavrusunu yüreğine saran ananın yanında kutsanmış ezgilere feda edilen anaları görmek ölüm gecesinde mutluydu dedem, ölüpte gidince yaş bilmeyen gözlerim sel oldu dedi ninem uysal kasırgalara yaktığım türkülerden beni azad edin kapanmış yaraları depreştirmemi hoş görün tabiblerin yaşamaz dediklerini kara bulutlarda saklayışımı da şanlı suları zafer fermanlarını yakışımıda olacaksa af'sız kalacak tek şeyim bir gün bu dağlarda kaybolacak hüznüm. Adem Özbay |
varlığı Yeter yalnızlık zor, ecelden beter. alem içinde gerçek bir yar yeter. göz kimseleri görmek istemezken. sevgilinin sararmış bir resmi bile yeter. ipil ipil anlamsız yağmursa eğer aşk denizinde boğulmak ne fayda eder. bir damla bile olsun yüreğine yağsın ahudan dökülen bir katre yeter zaman hoyrat ve melun geçer akrep yelkovan hızlı yarıştan beter ahh keşke,şimdi,şu anda demektense onunla geçen bir saniye bile yeter yek iken çift olsun kader yalnız yastık dikenden beter fani zamanda sıcak bir yürek içten bir seni seviyorum yeter Yalçın Koçer |
Kurur ıskalanan yapraklar Dökülür su bile Tam da yol ayrımında kırıldı pusula. Ölümü de Özgürlüğü de Dökülmesinde yaprağın. Orta mesafesi yok uzaklığın. Bir yaprak sararır Düşer Ağacından Uzaklaşır gövdesi. Yağmurdan koruyamazsın yolları. Yollar, Rüzgar, zaman savaşçısı Ağaçların şehitliği Gidecek yeri olmayanların Ufak adımlarından Semah. Yollar ki gidilmedi Bundandır güzelliği. Yapraklardan Düş ormanına Sonbahar. Selçuk Yamen |
Alo Hatırını sormak geldi içimden, Nasılsın,iyimisin sen orada. Bak seni misafir ettim dün gece, Bana gülümsedin rüyalarım da. Alo! alo! alo! alo, Cevap ver Allah kulu. Sakın sen de yüzüme, Kapatma telefonu. Beni sorma,buralar da sefilim, Gurbet ayırdı,neyleyim sevgilim. Üç-beş aya kalmaz bekle,gelirim, Beni habersiz bırakma burada. Alo! alo! alo! alo, Galiba hatlar dolu. Tekrar arayacağım, Kapatma telefonu. 2006 Sezai Efiloğlu |
Hasret kasırgasıdır bilinmez Dokunsalar patlayacakmış gibi Bir halim var Martılar süzülürken Ülkemden yana bir hoş oldum Onlar mı insan ben mi insanım İçimdeki itlerimi konuşturdum Konuşturdum bu gün Bir hayvanlık vardır aslında Her hırsta her öfkede Her amaçsız dövüşte Sevgilim iyisimi sen bu günü Afeyle unut, zından karası bu günü Yaşanmamış say Say yaşanmamış sevgilim. Mehmet Söğüt |
^Hoş Geldin Kızım^ Hoşgeldin kızım, Hoşgeldin baht^sızım^ Bugün akmaya başladı hayat pınarın. Yavaş yavaş süzülecek derelerden tepelerden. Bazen çağlayanlar boşalacak gözlerinden. Her geçitte biraz daha büyüyüp 'NEHİR' olacaksın. Uzun yollardan geçeceksin. Gah çiçek açacak kıyılarında allı yeşilli. Gah koparıp atacaksın onları deltalara. Gün olup yakamoz salacaksın sevdalı bakışlara. Gün olup bulanacaksın çağlarcasına. Ama öfken hiç büyümesin, Üzerinden köprüleri koparıp atarcasına. Bir çok engel aşacaksın. Sonuçta kendi doğru yoluna akacaksın. Ya küçük bir gölde son bulacak hayatın Ya denizleri bulacaksın. Yada yürüyeceksin ta okyanuslara. Bana sorarsan kızım; Takalıp kalma derim ben küçük bir gölde. Gün olurda gerçek aşkı bulursan gülde. Besle onu solmuş olsada bir yaban elde. Ama okyanusa akmak olsun hep gönlünde. Doğanın tüm renklerini bağrında topla Kendi mavini yarat onunla Ve onu al okyanus mavisinde sakla. Uzun ve duru aksın suların Kıyılara vursun tüm acıların. Hoşgeldin kızım, Hoşgeldin benim baht^sızım^. Murat Işık |
Daha ne bekliyor, ne istiyorsun Yıllardır sevdada aynı manzara Çiçekler açmadan yaz bekliyorsun Hele bir yetişsek önce bahara Kırıldı zemberek, kaçtı ayarım Islah günlerini üç-beş sayarım Ne sen değişirsin, ne ben cayarım Ne de iyileşir gönlümde yara Kim destek verecek bu eserine Basar melankoli, çeker derine Karanlığa karşı senin yerine Geceyi paylaşır kalem, sigara Sen bilmezsin gülüm bu adresleri Ritimi bozulmuş hırs nefesleri Kadife toynaklı dörtnal sesleri Gönlüm çayır-çimen, bedenim hara Baştan beri yanlış bu pay, bu taksim Üçü sırf kendine, bize bir mevsim Onun da yarısı geçit, merasim Diğer yarısı da çarpar duvara Kokladın ağyarın tezeklerini Suladın kurumuş çiçeklerini Halbuki bu aşkın gerçeklerini Sokak sokak gördü, şahit Ankara Vuslat doldurmadık sevda tasına Saklanıp vefanın tam arkasına Bakıp, iç çekerek bir başkasına Halel getirdik mi namusa, ara Peki neden hala bu bigânelik Çekildi damarlar, kurudu ilik Tercihen sattığın üç-beş metelik Hepsi bir daire.. bu mu çok para Davul bile çalar dengi denginde İhtirasın gemi, yüzer enginde İstediklerinin hepsi zenginde Bahtiyar edemez DAĞLI fukara! Yüzden fazla değer verdin astara Hep gözardı ettin, koydun kenara En iyisi sen hiç girme zarara Ancak Tanrı yardım etsin HÜNKAR´a Hünkar Dağlı |
Bir Ayrılış Hikayesi _ :*( Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR... _______________________-Saygılarımla & Nazım Hikmet Ran |
Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten Kalabalığın içinde kalabalıktan biri Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun Her sabah el sallıyorum metalle karışmana Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana Ataol Behramoğlu |
| Saat: 11:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık