MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 8 Mart 2007 19:47

Sitemdir..!
Sözlere inanmadığı için
Aşk' a inanmadığı için
Kendine inanmadığı için
Yüreğine sitem

Seni dünyası yapıpta
Dünyayı yıkamadığını görünce
Utanmadan hala yaşayan
Yüreğime sitem...

Her günümü zehir ettiği için
Yaşamayı haram ettiği için..
Sitemdir bu sitem..
Seni benden ayırdığı için
annene sitem..

***

sahipsizlik için..
karşı gelememezlik için
asalak gibi yaşamak için
dünyaya.. insanlara sitem..

***

Sitemse al işte sitem..
Yüreğimi sana emanet ettiğim için
KENDİME SİTEM...!
Alişan Yılmaz


Misafir 8 Mart 2007 20:53

Aşka ve Sevgiye Dair
Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…




26 Ocak 2002
Aydın
Yüksel Kasım


kambis 8 Mart 2007 20:55

KEŞKE ...
Seni tanımak, seni solumak
Gözlerinde kaybolup zihninde var'olmak.
Harika...
Seni tanımak, seni kaybetmek,
Sen isterken, reddetmek
Şimdi yanında olamamak
Berbat...
"Keşke"siz bir dünyada
"Keşke"siz düşüncelerde
Mutlu ve doymuş olabilseydik.
Sonsuzluğa birlikte yürüyebilseydik.
Gülen genç yüzlerimiz
Birlikte kırışsaydı,
Pırıl pırıl saçlarımız, birlikte ağarsaydı
Tasalarımız, gözyaşlarımız
Birbirinde eriyip
Umutlarımız, kahkahalarımız
Birbirinde coşsaydı....
Koca bir ömrü mutlulukla paylaşıp
O son, bilinen yolu elele yürüseydik.
KEŞKE !!!


demir" <"nursen>


Mystic@L 8 Mart 2007 22:51

Cam Kırıkları


silah icat oldu
mertlik bozuldu
iletişim icat oldu
acılar bir tuş ötesi
''alo, orda mısın annem''
beynimde depremler
yüreğimde rüzgara kapılmış
yağmursuz yangınlar
gözlerimde çiy tomurcukları
''Alo, orda mısın annem''
cam kırıkları

27.09.2001
Nurten Altınok


Misafir 8 Mart 2007 23:21

Ölüm bu gün bana ise,
Yarın da sana,
Bu Dünya imtihan,
İnsan olana.
Ne can bedene,
Ne mal bir cana değildir mülk,
Hepsi yalan bu Dünya’da,
Bir Mevla’dır gerçek olan,
Elbet odur en büyük.
Korkmam hiçbir şeyden,
İmansızın şerrinden korktuğum kadar,
Yıkılmam hiçbir şeyden,
İmansızın yalanından, iftirasından yıkıldığım kadar.
Ölüm bu gün bana ise,
Yarın da sana,
Yazıklar olsun bir Mevla’yı,
Bir ölümü unutana.
22.9.2006
Tayyip Sağ


Misafir 8 Mart 2007 23:55

keşke uğurlaması





kim durdurabilir çocuk
salınıp gitmelere aşina yüreği
yabancılaşmaya görsün göğsüne sır yemin
rengi uçar esasından mavinin

masal kalır hatır cezvesinde kaynayan kahve
mırıldanılan söz kırıntıları
her bir nar tanesine yazılan çiçek sepkeni düşler
sol yaka cebinde yetim hurma çekirdeği

gök dökülür gözlerinden
yıkılırsın kendi içinde ay patikalarında
zamanın kesik kesik ilerlemesi
hayat ekinden koparır insanı
perdeler geceyi topladıkça

oysa sevince dağ gibi sevmesidir öz kalbin bildiği
yıkılmadan dimdik kalması ayakta
sırra kadem olsa da çekip giden
çizgileri çizemesen de boydan boya

kim bilir rüzgârın kendine çimdiğini
dile gelmesini çalıların
ketum dilber hüznün hışırtısını kayıp ses tonunda
sonsuz yarının, aşk yanının boynuna düşen ip gölgesini
çiyle ıslak kadın çıplaklığını yalnızlığında

durduramaz kimse bir ayağı eşikte olanı
takvim kolleksiyoncusu bilmez göznuruyla ışıyabilmeyi
sen yaşarsın son kertesinde
dünyanın kirini yıkama meylini

imge alevinden ağır ateşli dudağındır
kalemi öpen parmaklarındır terli
kal diyemezsin hiç senin olmamışa
jokeri imtiyazsızlık olan sahteye
öğretemezsin sadakati

nasıl anlatırsın ah! çocuk
asıl sırça köşkün gönül olduğunu
ara sıraların gök gürlemesinde yitmiş acize
sarı sayfalarda şiir tutan külkedisinin soluduğunu


S.Sevinç YILDIZ


arwen 9 Mart 2007 00:11

gel--git

Ağır ağır aydınlanacak sabah,
çünkü sen güneştin benim en sevdiğim..

Kırbacı da gülü de hoş aşkın,
gel sarıl hep benim ol,
o dudak o kadar mı?

Yahut yeter git
kiminse kimin ol..

Ben sana da
aşka da
kötü sözler ederim de bu gece,
elim de dilim de varmaz,
gel
hayat anlamsız
solumam sensiz...

Gece sinsi
düşlerim istemediğim olacak..

Gel..

Git..

Biliyor musun elmaya bayılırdım,
martıya
denize
aşka..
Şimdi ne kaldı?

Gel vefalı bir bayram ziyareti gibi
hala ya da amcaya..
Nasıl istersen öyle gel,
ne de olsa gideceksin
özgürsün..

Gel yahut git
farkı yok,
sen
ateşim
gün aydınımsın..
Ayrılığımsın..

Nasıl istersen öyle git,
anılı anısız...

Sarıl kendine..
Git bir de sigara yak..
Aşk emek istemedi,
kendisi geldi..
Ayrılık zaman istiyor
sabır istiyor,
demek aşk da çaba istiyor..

Çok sinsi gerçekleşecek ayrılık,
yanık bir yeşil gibi
of deyip yanarken yürek..

Çokça yavaş doğacak galiba güneş,
çünkü sen benim gün aydınımsın..

Ve insansın,
belki en çok sevdiğim...

Gel..




Git...



yasemin temel


Nephthys 9 Mart 2007 00:15

ISSIZ HAYALLER


..susmayı tercih eder yüreğiniz

kelimelerin kaynağı harfler bile kayıptır

kayıplığınız nisbetinde,

tek kelime dahi çıkamaz , çığlıklar altında ezilen yüreğinizden,

eskitilmiştir yaşam

bağıran bir notanın inlemesidir içinizi yakan

notalar neden bağırsın ki diyerek

size yakıştırılan , size yapıştırılan ve sizin kaçtıklarınız

kaçtığınız ölçüde içine düştüğünüz

tadına alıştığınız güzellikten mahrum edişiliniz

hayatın kısır döngüsünün omzunuza insafsızca bıraktıkları

sizi anladığını söyleyenlerin sizi anlamadığı bir dünya…

evet buydu ,

aradığım noktadayım dediğiniz anla kaybettiğiniz anın cenkinde

yaşadığınız yaşamsızlık

nefessizliğinize eklediğiniz ıssız hayalleriniz

ve ürktüğünüz sonlar

muaamma yaşamın can damarımıydı yoksa

ya da yaşam bunu hakediyorsun diyordu

hep güçlü insan çizme çabanız da bir kamburdu aslında;

yüreğinize, aklınıza dayatılmış bir kambur

ve ezildiğiniz kimliğiniz

dağların laf dinlemez yalnızlığıda yoktu

duvarlar , dağlar, balkon aralıkları belki de hepsi sonsuz bir boşluğa

açılıyordu

acıydı ellerinizden akan

acının çocuklarıydı gebe kaldığınız

acıdığı kadar acıtanlardı yareniniz

susmayı tercih eder yüreğiniz

susadıkça susmalar


Kaynak : dolunay


Misafir 9 Mart 2007 00:19


Ay dolunay

ay
seni yaşatıyor bana sevgili
yakamozlarla deniz beni
uzakları okşuyor ay ışıkları
kolların bomboş bilmekteyim
hissetmek
medcezirlerini bütün denizlerin
aşk cığlıklarını evrenin
yakomazların
çakıltaşlarının
tüm şarkıların sesinde
baktığım noktadan aydınlıkların
yansımasını anılarımın
sen ben ve nevbaharın
artakalan
zamane aşklarından
dolunay zamanlarının
yarımdan
iki karanlık
iki ay
gelişinden belli
mehtap
ay
dolunay

30.06.2004
Nevin Kalafatoğlu


arwen 9 Mart 2007 00:24

Gittin sevgilim....
Sen gittin geride acılar kaldı
Acılar dağlar kadar...
Yaşanası zor imkansız acılar
Bu gece yine camlardayım
Yine seni özlerken....
Yine hıckıra hıckıra aglarken
Ve sesimi senden başkası duymazken
Seninleyim....
Hani seni uğurladığımdan beri
Kendimi atıp durduğum bu cam
Hayalimde sen..
Ve sana kavuştuğum bir an.
Bu camda olmasa..
Yaşamak bana yalan
Ah..Sevgilim bu dünya değil artık
Senin bıraktığın o alemi harika..
O tertemiz insanlar yok..
Keyfişarap zehir bana
Çıldırası bir gecedeyim
Aklım gidip geliyor bebeğim
Sen yoksun ya..
Beni görmüyor duymuyorsun
Ulaşamıyor ya..sana acılarım
İşte bu benim tek kazancım
Gittin Sevgilim.....
GERİDE ACILARIM.


atiye danış


Nephthys 9 Mart 2007 00:36

Ulu -orta


I
düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı bir asker miyim neyim
ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.
sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

II
kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.
sorma,
üstü açık araba
dünya dediğin.

III
kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.
sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

IV
acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.
sorma,
siliniyor her şey, hatta uçurtma
takılıp kalıyor göğe.

V
yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler, dağları biçen
yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.
sorma,
kaldım altında
devirince kitabı.

VI
şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.
sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.




İbrahim Tenekeci


Misafir 9 Mart 2007 00:39


Nefret

Nefret ediyorum senden
O siyah sac sürmeli kara gözden
Vücudun kollarin dudaklarindan
Bastigin yerden gördügün yüzlerden
Nefret ediyorum
Nefret Edecegim
Ismini söylüyenlerden
Senden bahsedenlerden
Seni güzel bulanlardan
Nefret edecegim seni sevenlerden
Selma Çınar


Misafir 9 Mart 2007 00:53

Gönül
Yüreğinde sevgi bittiği yerde
Sevgiyi terk etse sen etme gönül
Tek derman sevgidir her türlü derde
O nefret gütse de sen gütme gönül

Sevgiyle yeşerir gönül bağları
Gülşene dönüşür sevda çağları
Çevreni hep sarsa nefret ağları
O nefret etse de sen etme gönül

Sevgi bir nimettir özün ver ona
Yüreğini doldur gelmeden sona
Sevgiyi terk etmek kıymaktır cana
O cana kastetse sen etme gönül

Kin nefret insanı yiyip bitirir
Düz yolda insanlar yolun yitirir
Asık surat nefret cana yetirir
O yanlış etse de sen etme gönül

Sevgi damarında kanın gibidir
Sevda bir ummansa sevgi dibidir
Yürekler sevgiyle aşka tabidir
O aşktan vazgeçse sen geçme gönül

Şu hayat dediğin yaşanan andır
Özünü sevgiyle aşkla inandır
Çok kusur işledin bunca zamandır
Kendini kusura terk etme gönül
Erol Duran


Nephthys 9 Mart 2007 01:07

MAVİ GÖZYAŞI


bir nida içimde, bir çığlık'
rengarenk çiçekler yetişiyor bahçelerde
bu bahçede yaşamla buluşuyor tüm renkler
bu bahçede tebessümü borç biliyor çiçekler
onlara uzanan her ele.
kirli toprağında yeryüzünün
hesabını kim verir bir damla gözyaşının
kim tutar, kim sorar hesabını seniney uğrunda ölünen, kapama gözlerini
sahipsiz ve himayesiz kaldın diye mi bu yaşlar
uzasın kısalan umutlar
bitmesin sevda nöbetlerimiz
yere düşmesin, dağılmasın çekilen tesbih taneleri
takılsın yıldızlara güneşli sabahı yarınların
sönmez deme bu volkanlar
söyle, kutsal değil miydi beklemelerimiz
elindeyse hadi çal kapısını gönül sahibinin
dua dua çağlasın mavi gözyaşı
dindirir belki bu isyankar lavları
bu umut büyütür bizi, bu umut yaşatır hepimizi
mevsimler de değişir, çizilir yeniden resm-i aşk
damarlarımıza sızan aşktan da öte bir şeydi
kan gibi, can gibi
aydınlığa çıkaran insanlığı
Hira´daki Nûr gibi.
başladı/başlayacak kırılmaya kılıcı zulmün
başlarsa zengin fakiri doyurmaya
yağmurlarla temizlenir kirli coğrafya
özgürlüğün tutsaklığında
sök karanlıkları, doyur kalpleri
ve yıka ruhları mavi gözyaşı.


Zafer ŞIK


arwen 9 Mart 2007 01:09

Hani bir rüya görürsün ya
Gecelerin yalnızlığında
Sevdaların doruğuna varmışsın
Mutluluk yüreğinde dolaşmakta
Sevgilin karşında
Bir tutabilsen senin olacak
Heyhat ne çare
Rüyadasın azizim rüyada
Ellerin boşta kalacak

Sevgimi aradığın
Dolu, dolu yüreğim
Aşk mı sorduğun
Yangınlardayım
Hasret mi benden istediğin
Al istemediğin kadar

Ve ben rüyalardayım
Saat gecenin yarısı
Zaman gelmiş
Prenses kaçtı kaçacak
Yakalasan da faydasız
Elinde bir ayakkabı bile olmayacak
Rüya bitti artık
Gördüğün tüm güzellikler
Gözlerinden kayacak
Ve sevgisi yüreğinde
Güzelliği hayalinde kalacak


ibrahim çoşar


kambis 9 Mart 2007 01:21

Yaranmak
*
artık kılavuzum karga görse de alem
gölgemin ırgatıyım kalmadı merhalem
şiir yazmam bitecek dallar olsa kalem
geçen yıl aldı yaratan yok ki bir tanem
*
dost arayan delinin biriyim kuşkusuz
boş gözle bakmayın ümitlerim ufuksuz
yıllarca yurt dışındaydım yalnız ve yurtsuz
şimdi perdeleri çektim kaldım bulutsuz
*
tırnakla çukur kazmaktayım düşlerimde
divan tarzında ayık değilim meylerde
öfkeyi zikrediyorum meyhanelerde
Ömer Hayyam gibi tüm isyanım kendimde
*
ön yargılar kötü kimsede yok sağ duyu
dostluklar yalan bitirdim sizle oyunu
ürkek telaşımda atıyorum son turu
ortalık yorgun beklentilerim dipsiz kuyu
*
yaklaşıyor sizlere elveda zamanım
bahçemde saçınız kalmış elle taradım
kapımı çalıp kaçtınız şimdi anladım
özür dilerim ne yapsam yaranamadım
*
Serdar San İzmir , 12.08.2006


Misafir 9 Mart 2007 01:31

Uykularımı Yılan Soktu

Uykularımı
Yılan soktu.
Emdim kanımı
Tükürdüm.
Yanımda o yoktu
Sadece.
Ben yaşanmamış
Bir ömürdüm.
Hece hece
Mesken tuttum
Şiir kokan
Kuytularımı.
Ben ayrılıklara konan
Mühürdüm.
Koparmaya çalıştı hasretler
Elini tuttum.
Kim bilir kaç geceyi
Sevda şiirleriyle
Uyuttum.




Necmi Ünsal



kambis 9 Mart 2007 01:37

Kim Bilir ( ölen sevgilim gülörene..)
*
cüce düşlerimizde ak renkli taylara binerdik
titrek deliye poz veren zır delilerden biriydik
gelmediğin günleri sayıp kurutmadan asardım
ah bir gelsen İzmiri her gün ellerimle yıkardım
kurtların bir aş bulamayıp köylerde uluduğu
uyurken uç uç böceklerinin uçmadan sustuğu
alnımızda kurban kanının akan kırmızılığı
bizim kaderimizde ümitsiz yürek yırtıklığı
gelmedin şekeri düşmüş bir çocuk gibi bıraktın
kapı üstüne nal koydum gelsen sevgimden bıkardın
sabahları bülbül olurdum taranmamış saçlarda
gemiler geçirirdim teninin terli buğusunda
yoksun balta girmemiş ormanlardayım kendim sıra
gel de sevilmek nasılmış göstereyim beni sına
günlerim dokuma tezgahında zamanı dokuyor
radyo dışında sessizlik her yerimi kundaklıyor
su kaybı diyorlar nem depreminde kavruluyorum
körfeze konan flamingolarla avunuyorum
seni sen olmayan bahçemde ukdeyle süslüyorum
yola çıkmışsın gibi ürkek gezeni gözlüyorum
gelsen şansızlığımı Karşıyaka ya fırlatırım
avurdu çökmüş kendi ıslığımı kendim yırtarım
lehçesi bozuk yalnızlıkta bir tek sana alıştım
sensizlikten halt ettim bulutlara bile sataştım
sana yakınlaşırken uzaklaşan yalnızlıktayım
yalnızım her gün ölecekmiş gibi hazırlıktayım
mayına bastı hiçbir şeyden tat almıyor şu dilim
şeker bayramını bekliyorum gözyaşlarım sicim
sana özlemim yeşil kaldı ben haddimi bilirim
öldü dediler beklide yaşamaktasın kim bilir
*
Serdar San İzmir, 24.06.2006


arwen 9 Mart 2007 01:49

GÜLÜM



seninle yaşamadık mı en zor günleri
hala yaşamaktayız gülüm
biz en zor yolları aşmadık mı
beraber gülüp beraber ağlamadık mı
bize savaş açanlarla
çarpışmadık mı
seninle kuru ekmeği paylaşmadık mı
daha neler gördük
ve yaşadık be gülüm
artık hiç bir şeyden korkmuyorum
kimselere kulak asmıyorum
yalnız seni beni ve hayatı
düşünüyorum
sende üzülme artık gülüm
gözyaşlarını göm maziye
beraber ağladık, bunca zaman
artık gülme sırası bizde..


GÜLCE ŞEREN


Misafir 9 Mart 2007 02:02


Gülüşü Örüyor Sözleri

I.
alnından ırmaklar dökülür
hıçkırık düşerken yüzüne,
gülüşü örüyor sözleri
sıkışan dualar yerine.

sırtında taşıyor günleri
kilit takılırken diline,
durgunluğunda tükenir güven
ipekten sesinin düğümlerinde.

kaderin hükmünü siler her an
gözünün yaşı - nefretsiz ilham.

II.
sabahın köründen akşama dek
depreşir yüreği
en ince tellerinde bedelsiz sevgi,
var olan güç uslubuyken sorguda
bilir, vesaire içgüdüsünden…

dünya bir başka zaten
gerçek göründüğünden !

III.
boş ve anlamsız imgelerim
yüreğimdeki dalgalar gibi
dolaşır en ıssız sahillerinde
mısralarımın,
geçmişinden “onun” gelirken
gökte deniz yok,
yaşam dediğimiz mühteşem…

uykusu bölünenlere
kraliçe mi desem !

IV.
yüreğimizin kandıramadığı
bir de eksik hesap var,
kırılıyor hatlarında zamanın
ve gitmeli insan ayrılırken koynundan
nal sesleriyle atların…

inanıyorum becerisine
yine tek “ona”,
suskunluğunu da hatırlıyorum,
yine o biliyor…
kurşun dökmeyi de
aciz yüreğime.

V.
belki benim uğraşım olmamalı,
anlatmak güçtür bilirim …
velhasıl ne sır ki iletemediğim,
ne de gözlerindeki
gülüşünü çizebildiğim…

sığmıyor şu kaleme ithafım,
üç satır yazım “ona” olsun
ve geçikmiş şiirimde itirafım…

akarken, gözünün yaşı her an
kaderin hükmü nefretsiz ilham !

VI.
alnından ırmaklar dökülür
hıçkırık düşerken yüzüne
gülüşü örüyor sözleri
s ı k ı ş a n kalemim yerine !


yahya akbulut


arwen 9 Mart 2007 02:15

Güzel bir günde yedi renk
Mevsimindeyiz aşkın
Girdaba çekilse de gönül yollarım
Aşkın varken sol yanımda
Suya doymuş toprak rehavetindeyim

Yıllar geçse de acımasız
Bitmeyecek bitmez aşkım
Sana adak sana sunak kalbim

Sönmemiş aşk kırıntım
Bahar yüzlüm güneş gözlüm
Toz duman etti aşk bizi
Her kırıntım dönse de küle
Küllerim döner yangına

Bedenimiz olsa da toprak
Kalacak mevsimin tek rengi
Anılarla kalacağız yaşamda

Kuşların temposunda esecek
Esecek ılık bir meltem
Karışacağız şarkımızla rüzgara

Dalınca bakışlar
Kış mevsimi vurunca aşka
Süzülüp düşeceğiz bakışlara
Umuda göz kırpar gibi
Olacağız kardelen
Sıradağları aşıp açacağız gönüllerde


nurten tarım


Mystic@L 9 Mart 2007 06:33

Adsız Bir Çiçek

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle

Kaynak: Sevda İle SevgiEdip Cansever


MaKaLeLe 9 Mart 2007 09:08

Çaba

Bir tek sen değilsin, sevmeyi bilen,
Yıllarca severek, sevgisiz kalan.
Sevda sana göre, en büyük yalan,
Bendeki sevgiyi anlayamazsın

Yüreğim ne kadar, vurgunum dese,
Gönlün gömülmüştür, kuşkudan sise.
Sana her yaklaşan, sahtekâr ise,
Bendeki sevgiyi anlayamazsın.

Yapyalnız gidersin, kendi yolunda.
Aç kurt gözleri var, sağ ve solunda.
Kâbuslar gördüğün, aşk masalında,
Bendeki sevgiyi anlayamazsın.

Sevda yarasıyla, kaldıktan sonra,
Suçlayacak seven, bulduktan sonra,
Sen hakim, ben suçlu, olduktan sonra,
Bendeki sevgiyi anlayamazsın.

Gönül denizinden, bu kadar çaba,
Zemzem doldurmakmış, bir dipsiz kaba.
Aşkım bende kalsın, katma hesaba,
Bendeki sevgiyi anlayamazsın.


Mehmet Nacar |


tikkymelike 9 Mart 2007 09:27

E Mİ

Kırık bir eylül güneşi gibi etkisiz
Gözlerinden bana yayılan.
Gözlerime değdiğinde bütün günahlarının bedelini ödüyormuşcasına
Cehennemin narında yanan kalbim,
Üşüyor şimdi gözlerinden.
Üşüyor bedenim
Birazdan yattığım yerin kapısı açılacak,
Alıp yıkayacaklar beni
Sonra,gözlerim ıslak ıslak gideceğim
Asla olmayacağın bir yere
Orada da olma
E mi....

Necdet Bayraktar


Misafir 9 Mart 2007 09:51

Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?
Bu nasıl yüz böyle,
bu nasıl ışık?
Bu nasıl ay böyle,
bu nasıl güneş?
Mağaradan mı çıktı,
dağdan mı iniyor,
o yalnızlığın adamı,
o dost?
Boş yere arama şarap testisini sen.
Koklama onun ağzını sen boş yere.
Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu;
dostum, onu sen kendin gibi belleme.
Yolda o yapayalnızsa ne olur?
Başında sarık yoksa ne çıkar?
Ne bundan güneşe bir leke olur,
ne ayın gösterişine zarar.
Bu gece uyuma dostum, uyuma.
Bir kolayına getir onu bul.
Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o.
Bu gece uyuma dostum, uyuma.
Biz duvara asılı duran resimleriz.
Bizi yapan ressamın varlık şavkı
duvarın üzerine bir vurdu mu,
bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız
Onun servi boyu bir göründü mü,
bakarsın dünya güllük gülistanlık.
Kalktı bir salındı, kendini bir gösterdi mi.
bakarsın kıyamet koptu gitti.
Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o.
Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi.
Sustum artık ben,
sustum artık
Bu şiir utanıyor ondan.
Mevlana Celaleddin Rumi


Misafir 9 Mart 2007 11:17

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10149.jpg

http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10149-isim.jpg

Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...

Ümit Yaşar OĞUZCAN


Misafir 9 Mart 2007 11:29

Sensizlik Ölüm Geliyor

Biliyormusun canım
seni öylesine ölesiye sevdim
Her gece her gündüz bekledim
Bekledikçe sevdim dedim
Şimdi figanları yazıyorum
İnan sevdan yüreğime adını kazıyor
Ne yapsan sevgim bitmiyor
Yalan riya değil yüreğimden adın silinmiyor
Sensiz gündüzüm gecem geçmiyor
Yoksun hayatım çekilmiyor
Artık uzaksın çok uzak sesin gelmiyor
Hergeçen gün yüreğim yanıyor
Gittin gözlerim umutsuz arıyor
Sensizlik bana ölüm geliyor
Sevdam yalandı demek zormu geliyor
Bunca vefasızlık vicdansızlık çekilmiyor


Suna Ay


Misafir 9 Mart 2007 11:37

ZAMAN YOK

Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın.
Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda.
Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın.
Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ...
Yok... Boşuna arama.
Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır...
Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz...
Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar.
Canını acıtırlar. Benim de...
Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir
melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın...
Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş...
Haydi söyle!
Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur...
Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle.
Affedeceksen şimdi affet beni...
Zaman yok.

Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman...
Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman...
Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın...
Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım.
Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi...
Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu.
İçin böyle istemiyor, farket, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun bana...
Zaman yok.
Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin,
ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin,
küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de...
Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana,
sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim.
Doğru kelimelerin peşinde,
ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de...
Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip,
ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için...
Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre,
bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum görüyorsun.
Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum.
Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam.
Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum...
Hadi sen de yap bunu.
Seveceksen şimdi sev beni...
Zaman yok!

Fügen Ünal Şen


Misafir 9 Mart 2007 11:57


Sor sevdiğim,
Sonra kağıttan gemiler yap,
Yelkenleri olmayan,
Direkleri mavi bildiğim,
Sor beni gördüğün her buluta,
Sevdalıların hatırına,
Geceleri yıldızlarda parlayan,
Denizlerin suskunluğuna bırak beni,
Ve çek gökyüzümü üzerine,
Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna,
Çocuklar çıkarsa karşına,
Gülümse, uzat ellerini,
Ceplerinden çıkarıp verirler sana,
Tenimde gizlenen dudak izlerini,
Şaşırma,
Sabah olacak birazdan,
Sor beni yağmurlarına,
Sor sevdiğim
Ve pencereden bak bakabildiğin kadar,
Gördüğün son noktada,
Seni seyretmekteyim...



Misafir 9 Mart 2007 12:03

Yıllar Sonra
seni aradım yıllarca
ansızın gönlüme girdin
işte ben der gibi
aldın beni gerilerden
bahar mısın sen
yoksa bir liman mı
ne olduğunu bilmiyorum
ama bu ateşi tanıyorum
keşke dedin mi hiç
ben şimdi söylüyorum
hele o bakışlarını görünce
ah keşke diyorum

bu bulutlar benim
seninle paylaşmak istiyorum
şu batan güneş te
ellerini tutmak istiyorum
yarını boşver
düşünme benimle
bu günü yaşayalım birlikte
yarın belki olmayacak ömrümde
ama öleceksem
öldür beni o güzel gözlerinde

saçların uçuşuyor
tıpkı düşlerimdeki gibi
bakışlarındaki sevgi
alıp götürüyor beni
nesin sen bahar mı, liman mı
yoksa alnıma yazılan kaderim mi
Murat Yılmaz


Misafir 9 Mart 2007 12:07


GİTTİN


Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...

Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.

Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...


Mehmet Coşkundeniz


Misafir 9 Mart 2007 12:48


Aney

Bu akşam aklıma yine sen geldin
Dersi bıraktım çalışamadım.
Saat 1'e geliyordu Aney, yatamadım
Uyku gözüme girmedi
Sen bu saatlerde benim beşiğimi sallardın
Uykunu harab ederdin benim için
Ağladığım zaman, sancılandığım zaman
Kalkardın, süt verirdin, nane kaynatırdın
Aney, canım aney, kurban aney
Hayalin önümde şimdi anıt gibi durur
Sen şimdi leğenin başına oturmuş, hamur yoğuruyorsun
Yarın ekmek yapacaksın, akşama kadar
Gözlerin tezek dumanından yaşaracak
Alnında ter bulgur bulgur kabaracak
Sıcak bazlamalar yapacaksın.
Ben orda yokum ağlayacaksın
Ağlama Aney ağlama, gündür bu, nasıl olsa geçer
İnsan insana tez kavuşur.
Ben sizi hiç unutmadım, hiç unutmayacağım
Ben okuyorum Aney okuyorum mühendis olacağım
Sana yeni yeni ayzeler alacağım
Dedim ya okuyorum mühendis olacağım
Mektubunda diyorsun ki; bu gece çiğ köfte yaptık
Lokmalar boğazımdan geçmedi
Her sofraya oturuşumuzda senin yokluğun belli oluyor
Biliyorum Aney biliyorum, Senin kalbin ipek gibidir
İncedir, yufkadır, benim yokluğuma dayanamazsın
Özledim diyorsun benim için.
Ben de özledim seni
Babamı da, bacımı da, gardaşlarımı da
Karayazılı memleketimi de
Hepinizi özledim, özledim ama gel gör ki
Kader bu elvermiyor, ne yapacaksın
Rıdvaniye'de sela şimdi
Sisleri perde perde dağıtan bir ses
Sonsuzda Allah'a ulaşan bir yankı
Bir ezan sesiyle uyanır insanlar, yorgun gecede
Uyanır herkes
Köyden şehire saman taşıyan
Deve kervanları gelir bu saatte
Çıngırak sesleri geceyle gündüzü birleştirir
Sabah olur, babam erkenden işe gider
Aney evimiz yine o yokuşta mı?
Dar sokaklar, taş duvarlar arkasında mı?
Eskisi gibi yıkık dökük mü gene?
Ah! Aney Ah! unuttum inan evimizin şeklini
O ev denen köstebek yuvalarını
Ker*** damları, kuyu suyunu, sıra gecelerini,
Bağ yapılarını...
Yağmur dualarının anılarını yitirdim
Hele sen buraya bir gel de gör
Sonsuza uzayan gökdelenleri, sıra sıra taksileri
Geceleri renk renk ışıkları, denizde vapurları
Balıkçıları, kızları, erkekleri, insan selini
Ama benim hiç birinde gözüm yok
Ne kızlarında, ne taksilerinde, ne de gökdelenlerinde
Benim aklım sizde ve memleketimde...
Ben okuyorum Aney, okuyacağım,
Göreceksin bak mühendis olacağım.
Bizim orda, Ezo gelin, türkü türkü uzanır
Düğünlerde davullar vurulur
Zılgıtlar çalınır, lorke, delilo oynanır
Böylesine gitar denen çalgıyla
Sabahlara kadar ye ye ye diye bağırmazlar
Değil mi Aney
Hani yaz geldi mi, evimizin o küçücük penceresine
Bir çift yusuf tutan kuşu konar ya,
Hani asmamız üzüm tutar, sumaklar sakızlanır
İnsanlar çalışır, harıl harıl kış için
Güneş yandırır o kavruk yüzlerini
Hani sen elinde sıtıl, suya gidersin
İşte o zaman geleceğim, bekle beni...
Ah Aney daha neler var neler sana yazamadığım
Mektubumu burada bitirirken,
Beni büyüten ellerinden, binlerce kere öperim
Canım Aney, Kurban Aney, Can Aney.......
Mehmet Atilla Maraş


Mystic@L 9 Mart 2007 14:07

G i d e r e k

O pırıl pırıl, sedef kakmalı
Kanatlarını, koparıp attığında,
Nasıl bir tırtıl’a
Dönerse kelebek...

Ve tırtıl o muhteşem
İpekli bomboşluğun
İçerisinde nasıl erirse
Usul usul intihar ederek...

İşte öyle, anlaşılmaz
Ve öyle bir döngüde
Toparlanıp gitmedeyiz
Herşeyimizi terk ederek!.

Hüseyin Gündüz Öklem


tikkymelike 9 Mart 2007 15:34

BANA GELME

Herşeyi bırakıp günün birinde
Gitmek istedikçe gidemiyorum
Unutup kafamda ihanetleri
Sevmek istedikçe sevemiyorum
Çıngıraklı yılan içimde şüphe
Silmek istedikçe silemiyorum
Korkulara yaren böyle her gece
Ölmek istedikçe ölemiyorum
Sevgi emek ister,yürek ister,uğruna savaş ister sevdiğim.
Bir kuru rüzgarla savrulacaksak ayrılıklara,bir yalanla yıkacaksak herşeyi...
Bana gelme!
Varlığın canımı yakacak,sabrımı zorlayacaksan heran,
Her saniye gidecekmişcesine,yüzün hasrete dönük,yüreğimin eşiğinde duracaksan....
Bana gelme!
Geride bıraktıklarına ağlayıp,bugünden pişmanlık duyacaksan,
Bana;senleyken sensizliği yaşatacaksan,
Gelme!Girme hayatıma!

Hasretini taşıyamam...Yıkılırım!
Zaten harebeye dönmüşüm
Bırak hep böyle kalayım
Ansızın,sebebsiz terkedilmektense
Ben sensizliğide razıyım

Beni bende bırak ki bir gün düşman olarak karşına çıkmayayım!

Mahkum


Misafir 9 Mart 2007 19:08

Kendime yediremem
 
Düşman saçmasapan lâflar eder,
duyar can kulağım.
Benim için kötü şeyler düşünür,
görür can gözüm.
Üzerime köpeğini salar,
ısırır köpek ayağımı,
çok acılar çekerim, çok acılar.
Köpek değilim, onu ısıramam,
ısırırım dudağımı.
Büyük kişilerin sırlarına ortağım,
gene de na şu kadar övünemem.
Bütün ayıplar bende ama,
ne yapıp yapmalı,
ulaşmalı dostlara,
geride kalmayı kendime yediremem.
http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gif
Mevlana Celaleddin Rumi


blood_lovee 9 Mart 2007 21:04

Sen

Ulaşmak isteyipte ulaşamadığım ,
Yarı yollardan dönmek isteyipte dönemediğim...
Neden hayatın tam ortasında bırakıp gittin beni.
Neden böyle çaresiz ümitsiz bıraktın.
Aslında sana değil bu isyanım kendime...
Çok yalnızım be güzel gözlüm, hasretim sana...
Senin buğulu bakan gözlerinde gördüğüm
O sevdayı başka kimsede göremedim
Anlatırdın bakışlarınla içinin yangınını
Senin ahın dır beni bu hale koyan
Bana o son bakışındır yüreğime bitmek
Tükenmez bu acıyı bırakan
Ah sevdiğim ah gerçekten bilinmiyormuş değeri
Dönüşü olmayan bu yollardan geçmeden
Her sabah bağrım yanıyor kalktığımda
Bir o kadarda direniyorum geceleri uyumak için
Biliyorum imkânsızsın, bana ama ben seni
Sevmekten asla vazgeçmedim...

Fatih Akçe


Mystic@L 9 Mart 2007 22:21

Cevabım Yok

Sorma bana vicdansız nicedir halin
Bundan sonra artık asabım yok
Canlanmıyor gözümde senin hayalin
Bundan sonra artık serabım yok

Hayra yorarım artık ben her şeyi
Bundan sonra sanma ki sevabım yok
Senden sonra attım kadehi şişeyi
Bundan sonra artık şarabım yok

Bu aşkın sonuna geldik velhasıl
Geçti gitti üç beş günlük fasıl
Sen değil ben mağlup oldum asıl
Bundan sonra seninle hesabım yok

Sen de benim gibi kahreder misin
Bu ayrılığa hala sabreder misin
Desen ki bana beni affeder misin
Bundan sonra sana cevabım yok

Bana söz etme ne olursun aşktan
Bıktım aynı oyunu oynamaktan
Başlayamam her şeye yeni baştan
Bundan sonra dayanacak dermanım yok

Sadık Yılmaz |


tikkymelike 9 Mart 2007 23:24

ŞİMDİ SANA AĞLIYORUM

Sana diyorum işte!
Sana ağlıyorum,
Sana kenetlendim,sende yıkılıyorum
Yormuyor başka hiç bir şey
Vurmuyor senin gibi,
Aldanmıyorum,
Yanmıyorum,
Bazen konuşuyor,bazen de dolup taşıyorum,
Ama susmuyorum,
En azından "ağlıyorum"
Sana susuyorum işte,
Sana yürüyorum,
Sana yar olmuşum,sende var oluyorum...
Şimdi sana ağlıyorum,
Geceler bir sarhoş gibi koynumda sabahlıyor
Ve sana dönüyorum,
Yürümüyorum,
Koşmuyorum,
Ağlarken hıçkırmıyorum,
Sessizce "kan" kusuyorum...
Duraksamadan kaçıyorum bu ellerden,
Ve usul usul kanıyorum içimden,
Şimdi sana ağlıyorum ey sevgili,
Şimdi sana yanıyorum,
Bak işte "ağladım" bitti
Ben bittim ve ben tükendim,
Biten yalnız ben değildim,
Şu ömre sığdıramadığım sevgin,
O da bitti,
O da tükendi...
Sevmişti...

Erkan Umut Taştan


arwen 10 Mart 2007 01:39

Sevmenin en zor zamanı _şimdi_
Aşk uzakta
Babannemin ilk mektep zamanlarında
Belki biraz masallarda kaldı
....
Şimdi _bu_ evde _şu_ saatte
Tüm sözler yer değişti lügatlerde
Tüm sözler aşkın özlemiyle
Harlandı
Yandı
Korlandı
...
Sözler yenilmeden ölmelere
Dizildi parmaklar bağlamanın teline
Dilimde Yitik aşkı arayan o şarkı



selma öz


tikkymelike 10 Mart 2007 02:37

SEN GELDİN

Sen geldin
Hayatın dip yerinden
Tarihin yüzümde açan uyanışıydın
Soluğun durduğu vakit
Hayatın sunduğu armağandın
Suyumun bekleyişi
Titreyen gül kopardım sana
Hala söylenmeyen söz buldum
Unuttum sonra
Sen geldin
Göçebe ruhum izini ararken
Onbir senemi
Elimin değdiği fırtınaya yazarken
Göğün eteğinde kuşlar bürünmüşken
Sen geldin
Hiç söylemediğim türkü
Öyle çok
Öyle bahar
Öyle yorgun
Öyle ıslak
Saçlarını savurdun
Kokusu yalan
Sen geldin

Ahmet Gedik


arwen 10 Mart 2007 02:40

Ne garip şey şu yalnızlık
Hani insan bir tuhaf hissediyor kendini
Milyarlarca insan yaşıyor
Ayak bastığın,aynı yeryüzünü,aynı havayı
kullandığın dünyada,
Ama hepsi yalnızlığından bihaber yaşıyor.

Farklı,farklı insanlar tanıyorum her geçen gün
Yani benden farklı.
Hüzünlerini,sevinçlerini paylaştıkları dostları olan yanında
Sonra bir gün daha geçiyor
Her geçen gün insanlar biraz daha farklılaşıyor.

Aşıkları görüyorum kavga ediyorlar
O sebepten bu sebepten.
Ama çoğu zaman anlamıyor,düşünüyorum
Çünkü hiç birbirini kırmaya değmeyecek sebepten
çıkıyor çoğu kavgalar
Hani fındık kabuğunu doldurmayan sebepten derler ya
Fındık bile üzülürdü görünce gözleri olsa.

Aşıklar görüyorum onlara verilmiş hediyenin
farkında olmayan
Üzülüyorum ve içerleniyorum çoğu zaman
Çünkü onlar masmavi okyanusun ortasındalar
Yalnızlığı tatmamışlar besbelli
Kıymetini bilmiyorlar.

Üzülüyorum çok üzülüyorum
Onlar koskoca okyanusda birbirlerini boğarlarken
Ben ellerimde kalan bir avuç DENİZ suyu
Beni sevecek birini bekliyorum..


uğur mutlu


Misafir 10 Mart 2007 02:47


Çalkantı

ay ışığı
kurt ulumaları / gümüşi
...
kulaklarım inim inim sızılı
kaskatı çenem
ele vermeyeceğim gizil nefesini
cennet artığı serinliğimin

-hayat ağacı-
dallarında salınsın akça gelinliği düşlerimin izin ver

çaput / saç teli
sancılı çınar asırlık dilek tutucu
yaprakça kangren
yeşil olmalıydı murat / kansız
yuğun yağmur peri kızı ıslaklığında
köşe bucak / balçık

-rüzgar-
dur biraz kıpırtısız unutulur acılar

karanlık / umacılar
yatak döşek korku bekler
uğunma sesim boğulacaksın
naçar
tümülüsler / mezar taşları / sunaklar
ölümün heybetini hisset

ferfecir gün yüzüm
ateş yalımlansa kaya çatlaklarında
bin yıl sönmese

eriyik buzul vadiler
kardelen / ışık tepenin ardından yükselir
cadı kazanı koyaklarda
bir telaş kaynaşır
kurak yataklara doğru

-bengisu-
şah damarımdan bir şenliktir akar gider
bu bahar olmalı
...
kurt sürüleri
kallavi sesleri/uğul uğul
ay ışığında durulanmalı


İlknur YILDIRIM


arwen 10 Mart 2007 02:57

gölge düştü gözlerime
o kadar çok anımız vardı ki
yukarı çıkıp tepesinden baksak,
inan aşağıyı göremeyiz
beni oradan atmanı istemezdim ama,
bir kere ittin beni;
gölgelerdeyim...
edalı yüzüm ardında kalan gerçekler,
hiçbir zaman bilinmeyecekler
bu mevzu bahis olan konu,
sadece görünenler...
hayatı kuracağın kişiyi yine hayat seçiyor.
hayata inat ben seni seçmiştim.
ama yanıldığını düşünüyor şu garip yüreğim.
masumiyetten kaçarcasına
güvenmekte acele ettim.
senin doğru insan olacağını,
kendimce bildim.
şimdi tüm bildiklerimi unuttum.
hafızamdan siliyorum acılarımı.
artık kaybetmekten yoruldum.
yeni çizdiğim yolda,
adımlarımı sağlam atmaya çalışarak ilerliyorum.
karanlık çöktü yüreğime.
umutsuzluk sardı her yanımı.
acımı sindire sindire çekiyorum;
her ihtimale alışmaya çalışıyorum.
günler ne çabuk geçiyor
ama bir adım ilerleyemiyorum.
sabret diyor içimden bi ses.
o gün gelecek diyor;
ve hiç bitmeyecek...



gülhan fistaçyo


tikkymelike 10 Mart 2007 03:09

BEN SENDEYDİM GÖRMEDİN

Görmedin seni sensiz yaşadığımı
Ellerimi uzattım sana
En çaresiz anımda
Bilmedin sana muhtaç olduğumu
Sevgi dilendim senden
Hakkım olduğu halde
Yalnız bıraktın beni
Seni bekledim her yerde
Sormadın ne halde olduğumu
Ağladım,yalvardım
İnanmadın sevgisiz,umutsuz olduğuma
Verdiğini sandın hep
Sana duyduğum eksikliği
Görmedin
Sabrettim beni yaşamanı
Bir gün beni göreceksin
Arayacaksın
İşte o zaman da ben
Kanatlanıp semalarda
Başka kanatlarda yaşıyor olacağım.

Çiğdem Çİmen


Misafir 10 Mart 2007 03:15

Bahara Doğuş

Yağmurların dansıyla uyanırken topraklar
Süt kokulu bebektir dallardaki yapraklar
Leylakların renginde aşılırken yasaklar
Göçten dönen kırlangıç yuvasının mimarı
.
Anaların bağrında açan kır çiçekleri
Konuk etmiş şefkatle sessiz kelebekleri
Yaban otlar, yosunlar severken böcekleri
Gözyaşıyla kıvranır zirvenin yalnız karı
.
Sevişirken korkular rüzgârlara karışır
Nazlı hanımelleri sarmaşıkla yarışır
Eskitilmiş sözcükler sevdalarla barışır
Kovanında peteği kurarken işçi arı
.
Gökyüzünü süslerken yedi renkli kuşaklar
Güler yüzlü tarlada dalgalanır başaklar
Bulutları süpüren iplik iplik ışıklar
Yeşilin cümbüşüyle sarıyorlar baharı
.

Nesrin Göçmen


arwen 10 Mart 2007 03:24

Keskin gozlerin,
Titretse yine iyi.

Mahvetti beni..!

Mahvolmayı özlemisim.

Sığındığım limanım olmayı beklemissin..

Dinlenirken,
Huzurluyken,
Güvenliyken,

Farkına varamadım.

Tehlike yakın..!

Keskin gözlerin gibi,
Aşk gelebilir kapıma..

İyi geceler öpücüğü kondurdum şimdi sana..

Masum haline aldanma,
Demir atmadım daha limanına...!


suzan batmankaya


Misafir 10 Mart 2007 03:52

bir delinin ilaç saati I



akıl
ipi kopuk balon
dokunup bir dikene
patladı patlayacak

yürek
güz sürmeli çınar
dalında ne bir serçe ne de pıtrak


yetişin
bir resim çizdim
bahar çıplak


keder
fayı kırık bozkır
boşluk boşluk üstüne
tüm gece enkaz

umut
eski bir şarkı
yandı uykuda düş
alevi külünden az


yetişin
bir resim sildim
ertelendi yaz


ecel
dip sayfada son söz
ya da cinnet
kırılgan bir intihar

anlam
kör kuyu
kovası delik huysuz ihtiyar


yetişin
sus vakti
boyalarımı çaldılar



Ferhat Gülsün


arwen 10 Mart 2007 03:56

yalnızlık,zincirine hergün bi halka daha eklerken
ben ikimize içiyorum.
sen bensizliğe kabullenmiş olsanda
ben hep seninle yaşıyorum.
karşımda durgun deniz,
üzerime ışığını gönderen güneş,
elimde her nefesini derin bir hüzünle çektiğim sigaram;
sensizliğe içiyorum.
sende diğerleri gibiymişsin.
şu koca dünyada,
milyarlarca insanın arasında
ben kendimi çok yalnız hissediyorum.
susuyorum gerçeğe.
seni savunamıyorum.
o kadar çok yoruldum ki,
sana gelemiyorum.
aşıklar önümde birbirlerine nameler fısıldıyor.
sensizliğime inat,
sahtede olsa gülüp geçiyorum.
hayat yine bana karşı inatçı.
ağlamamı istiyor yaşananlara.
gözümden akan birkaç damlayla
belki ağlamıyorum ama,
yinede sensizliğe içiyor,hüzünleniyorum.
daha güçlüyüm belki eskiye kıyasla.
ama yinede hızımı kesiyor içimdeki yara.
hayat beni ne kadar yıpratsada,
sensizliğe alışmaya çalışsamda,
yaram hep kanayacak olsada,
silik hatıralarla yaşayacak olsamda,
sen beni silmişken yüreğinden,
senli yaralarla yinede sana içiyorum.
mutluluğumuzu dileyerek sensizliğe içiyorum...


gülhan fistaçyo


Misafir 10 Mart 2007 03:59

Yılkı



Yasak bir çayırda
Kızıl yeleli bir yılkıydım
Bembeyaz tenime dokunan yoktu
Gem vurulmaz çılgın
Vahşi, uysal bir yılkı…

Yasaktı biliyordum
Toprak sıvalı damlarda
Sıradan olmalıydım
Bana verilenle yetinmeliydim.
Oysa ben,
Özgür aşkların yasak otlağında
Doludizgin koşmak için vardım.
Ben kızıl yeleli bir Yılkı
Bulutlarla yarıştım.


Kim bilir kaç kere düştüm toprağa
Kim bilir kaç kere kalktım yeniden
Benim için doğaldı yasak dedikleri
Kim bilir kaç kere yedim yasak meyveleri
Eliyle silerdi terimi
Çöl kokulu yarim
Gözyaşlarım düşerdi iri iri
Dayanamaz hıçkırırdı
Sevdamı paylaşırdım
Ben kızıl yeleli bir Yılkı
Rüzgara aşıktım



Karanlık gecelerde ürkerdim
Uğuldardı dört yanımda hırçın otlar
Mahzunlaşır çocuk gibi
Korkardım üstelik erkekçe
Şarkılar söylerdim aşka dair
Sonra utanırdım gökteki Ay’ dan
Duyulmasın isterdim, bilinmesin
Sarsılırdı yer-gök yüreğimle bir…
Toprak çekerdi ellerimden
Çaresiz, huysuzlanırdım
Ben kızıl yeleli bir Yılkı
Yalnızlığımı kıskanırdım.


Bıkmadım beklemekten
Biliyordum gelecekti…
Bekle demişti ipek yelelim
Kara gözlerini bana adamıştı
Yasak çayırların prensesi,
İlk kar düşmeden gelecekti…
Kaç kar gördü kaç yağmur
Yaktı kavurdu üstelik hasret sıcağı
Sabır diye fısıldıyor hala
Mevsimler yalan söyledi haydi!
Ya sen! Ya sen nasıl kandırdın?
Ben kızıl yeleli bir Yılkı
Zamana inanmıştım…



Nadir Atalay


arwen 10 Mart 2007 04:11

Sarıyor yine benliğimi,
Her sabah güneş gibi,
İçimi ısıtıyor sıcaklığın.
Uzaklarda olsanda içimdesin,
Yanımdaymış gibi varlığın,

Bilmem neden her sabah,
İklimine girer bu yürek,
Seni düşünür özler sevgini hissederek.
Düşümdesin masmavi bir deniz,
Ya da bir bahçeki rengarenk,
Sen varsın birde ben ve aşk
Başka söze ne gerek....


murat yadaş



Saat: 15:01

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık