![]() |
Sitemdir..! Sözlere inanmadığı için Aşk' a inanmadığı için Kendine inanmadığı için Yüreğine sitem Seni dünyası yapıpta Dünyayı yıkamadığını görünce Utanmadan hala yaşayan Yüreğime sitem... Her günümü zehir ettiği için Yaşamayı haram ettiği için.. Sitemdir bu sitem.. Seni benden ayırdığı için annene sitem.. *** sahipsizlik için.. karşı gelememezlik için asalak gibi yaşamak için dünyaya.. insanlara sitem.. *** Sitemse al işte sitem.. Yüreğimi sana emanet ettiğim için KENDİME SİTEM...! Alişan Yılmaz |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… 26 Ocak 2002 Aydın Yüksel Kasım |
KEŞKE ... Seni tanımak, seni solumak Gözlerinde kaybolup zihninde var'olmak. Harika... Seni tanımak, seni kaybetmek, Sen isterken, reddetmek Şimdi yanında olamamak Berbat... "Keşke"siz bir dünyada "Keşke"siz düşüncelerde Mutlu ve doymuş olabilseydik. Sonsuzluğa birlikte yürüyebilseydik. Gülen genç yüzlerimiz Birlikte kırışsaydı, Pırıl pırıl saçlarımız, birlikte ağarsaydı Tasalarımız, gözyaşlarımız Birbirinde eriyip Umutlarımız, kahkahalarımız Birbirinde coşsaydı.... Koca bir ömrü mutlulukla paylaşıp O son, bilinen yolu elele yürüseydik. KEŞKE !!! demir" <"nursen> |
Cam Kırıkları silah icat oldu mertlik bozuldu iletişim icat oldu acılar bir tuş ötesi ''alo, orda mısın annem'' beynimde depremler yüreğimde rüzgara kapılmış yağmursuz yangınlar gözlerimde çiy tomurcukları ''Alo, orda mısın annem'' cam kırıkları 27.09.2001 Nurten Altınok |
Ölüm bu gün bana ise, Yarın da sana, Bu Dünya imtihan, İnsan olana. Ne can bedene, Ne mal bir cana değildir mülk, Hepsi yalan bu Dünya’da, Bir Mevla’dır gerçek olan, Elbet odur en büyük. Korkmam hiçbir şeyden, İmansızın şerrinden korktuğum kadar, Yıkılmam hiçbir şeyden, İmansızın yalanından, iftirasından yıkıldığım kadar. Ölüm bu gün bana ise, Yarın da sana, Yazıklar olsun bir Mevla’yı, Bir ölümü unutana. 22.9.2006 Tayyip Sağ |
keşke uğurlaması kim durdurabilir çocuk salınıp gitmelere aşina yüreği yabancılaşmaya görsün göğsüne sır yemin rengi uçar esasından mavinin masal kalır hatır cezvesinde kaynayan kahve mırıldanılan söz kırıntıları her bir nar tanesine yazılan çiçek sepkeni düşler sol yaka cebinde yetim hurma çekirdeği gök dökülür gözlerinden yıkılırsın kendi içinde ay patikalarında zamanın kesik kesik ilerlemesi hayat ekinden koparır insanı perdeler geceyi topladıkça oysa sevince dağ gibi sevmesidir öz kalbin bildiği yıkılmadan dimdik kalması ayakta sırra kadem olsa da çekip giden çizgileri çizemesen de boydan boya kim bilir rüzgârın kendine çimdiğini dile gelmesini çalıların ketum dilber hüznün hışırtısını kayıp ses tonunda sonsuz yarının, aşk yanının boynuna düşen ip gölgesini çiyle ıslak kadın çıplaklığını yalnızlığında durduramaz kimse bir ayağı eşikte olanı takvim kolleksiyoncusu bilmez göznuruyla ışıyabilmeyi sen yaşarsın son kertesinde dünyanın kirini yıkama meylini imge alevinden ağır ateşli dudağındır kalemi öpen parmaklarındır terli kal diyemezsin hiç senin olmamışa jokeri imtiyazsızlık olan sahteye öğretemezsin sadakati nasıl anlatırsın ah! çocuk asıl sırça köşkün gönül olduğunu ara sıraların gök gürlemesinde yitmiş acize sarı sayfalarda şiir tutan külkedisinin soluduğunu S.Sevinç YILDIZ |
gel--git Ağır ağır aydınlanacak sabah, çünkü sen güneştin benim en sevdiğim.. Kırbacı da gülü de hoş aşkın, gel sarıl hep benim ol, o dudak o kadar mı? Yahut yeter git kiminse kimin ol.. Ben sana da aşka da kötü sözler ederim de bu gece, elim de dilim de varmaz, gel hayat anlamsız solumam sensiz... Gece sinsi düşlerim istemediğim olacak.. Gel.. Git.. Biliyor musun elmaya bayılırdım, martıya denize aşka.. Şimdi ne kaldı? Gel vefalı bir bayram ziyareti gibi hala ya da amcaya.. Nasıl istersen öyle gel, ne de olsa gideceksin özgürsün.. Gel yahut git farkı yok, sen ateşim gün aydınımsın.. Ayrılığımsın.. Nasıl istersen öyle git, anılı anısız... Sarıl kendine.. Git bir de sigara yak.. Aşk emek istemedi, kendisi geldi.. Ayrılık zaman istiyor sabır istiyor, demek aşk da çaba istiyor.. Çok sinsi gerçekleşecek ayrılık, yanık bir yeşil gibi of deyip yanarken yürek.. Çokça yavaş doğacak galiba güneş, çünkü sen benim gün aydınımsın.. Ve insansın, belki en çok sevdiğim... Gel.. Git... yasemin temel |
ISSIZ HAYALLER ..susmayı tercih eder yüreğiniz kelimelerin kaynağı harfler bile kayıptır kayıplığınız nisbetinde, tek kelime dahi çıkamaz , çığlıklar altında ezilen yüreğinizden, eskitilmiştir yaşam bağıran bir notanın inlemesidir içinizi yakan notalar neden bağırsın ki diyerek size yakıştırılan , size yapıştırılan ve sizin kaçtıklarınız kaçtığınız ölçüde içine düştüğünüz tadına alıştığınız güzellikten mahrum edişiliniz hayatın kısır döngüsünün omzunuza insafsızca bıraktıkları sizi anladığını söyleyenlerin sizi anlamadığı bir dünya… evet buydu , aradığım noktadayım dediğiniz anla kaybettiğiniz anın cenkinde yaşadığınız yaşamsızlık nefessizliğinize eklediğiniz ıssız hayalleriniz ve ürktüğünüz sonlar muaamma yaşamın can damarımıydı yoksa ya da yaşam bunu hakediyorsun diyordu hep güçlü insan çizme çabanız da bir kamburdu aslında; yüreğinize, aklınıza dayatılmış bir kambur ve ezildiğiniz kimliğiniz dağların laf dinlemez yalnızlığıda yoktu duvarlar , dağlar, balkon aralıkları belki de hepsi sonsuz bir boşluğa açılıyordu acıydı ellerinizden akan acının çocuklarıydı gebe kaldığınız acıdığı kadar acıtanlardı yareniniz susmayı tercih eder yüreğiniz susadıkça susmalar … Kaynak : dolunay |
Ay dolunay ay seni yaşatıyor bana sevgili yakamozlarla deniz beni uzakları okşuyor ay ışıkları kolların bomboş bilmekteyim hissetmek medcezirlerini bütün denizlerin aşk cığlıklarını evrenin yakomazların çakıltaşlarının tüm şarkıların sesinde baktığım noktadan aydınlıkların yansımasını anılarımın sen ben ve nevbaharın artakalan zamane aşklarından dolunay zamanlarının yarımdan iki karanlık iki ay gelişinden belli mehtap ay dolunay 30.06.2004 Nevin Kalafatoğlu |
Gittin sevgilim.... Sen gittin geride acılar kaldı Acılar dağlar kadar... Yaşanası zor imkansız acılar Bu gece yine camlardayım Yine seni özlerken.... Yine hıckıra hıckıra aglarken Ve sesimi senden başkası duymazken Seninleyim.... Hani seni uğurladığımdan beri Kendimi atıp durduğum bu cam Hayalimde sen.. Ve sana kavuştuğum bir an. Bu camda olmasa.. Yaşamak bana yalan Ah..Sevgilim bu dünya değil artık Senin bıraktığın o alemi harika.. O tertemiz insanlar yok.. Keyfişarap zehir bana Çıldırası bir gecedeyim Aklım gidip geliyor bebeğim Sen yoksun ya.. Beni görmüyor duymuyorsun Ulaşamıyor ya..sana acılarım İşte bu benim tek kazancım Gittin Sevgilim..... GERİDE ACILARIM. atiye danış |
Ulu -orta I düşen bir yaprağa bağladım hayatımı olsun artık diyorum ne olacaksa paralı bir asker miyim neyim ekleyip duruyorum sabahları akşamlara ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim hem de mayhoş elma tadında. sorma, elim kırılsın bir daha dokunursam güneşe. II kendimi de koysam ayağımın altına yine de yetişemiyorum ey aşk, omzunun hizasına. çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle. budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin nereye konsam geri sayım başlıyor kurcalıyor beni bir çırağın elleri ah, unufak olsam ve desem ki ağzın tat görmesin hayat kandırdın beni. sorma, üstü açık araba dünya dediğin. III kılpayı kaçırılmış bir şeyin bıraktığı ardında neyse oyum ben. yaralı serçe, benim için dua et: gök bir kayalık gibi şimdi üstümde dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete. sorma, yangın sönseydi suyla denizler her akşam böyle yanmazdı. IV acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda, ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması bir yastık arıyorum kuş seslerinden mühim değil sonrası. sorma, siliniyor her şey, hatta uçurtma takılıp kalıyor göğe. V yakar top oynayan melekler gördüm güneşle ve büyük çiftçiler, dağları biçen yolundaydı her şey ben bile yolundaydım ama kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım karşı kıyıda. sorma, kaldım altında devirince kitabı. VI şiirler söyledim belki duyarsın diye çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin sana seslendim durdum bu küçük odadan acımı duy, sensin pusulam benim ki dünya silinmiş bir harita gibi yabancı bana. sorma usulca uzandığında bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran. İbrahim Tenekeci |
Nefret Nefret ediyorum senden O siyah sac sürmeli kara gözden Vücudun kollarin dudaklarindan Bastigin yerden gördügün yüzlerden Nefret ediyorum Nefret Edecegim Ismini söylüyenlerden Senden bahsedenlerden Seni güzel bulanlardan Nefret edecegim seni sevenlerden Selma Çınar |
Gönül Yüreğinde sevgi bittiği yerde Sevgiyi terk etse sen etme gönül Tek derman sevgidir her türlü derde O nefret gütse de sen gütme gönül Sevgiyle yeşerir gönül bağları Gülşene dönüşür sevda çağları Çevreni hep sarsa nefret ağları O nefret etse de sen etme gönül Sevgi bir nimettir özün ver ona Yüreğini doldur gelmeden sona Sevgiyi terk etmek kıymaktır cana O cana kastetse sen etme gönül Kin nefret insanı yiyip bitirir Düz yolda insanlar yolun yitirir Asık surat nefret cana yetirir O yanlış etse de sen etme gönül Sevgi damarında kanın gibidir Sevda bir ummansa sevgi dibidir Yürekler sevgiyle aşka tabidir O aşktan vazgeçse sen geçme gönül Şu hayat dediğin yaşanan andır Özünü sevgiyle aşkla inandır Çok kusur işledin bunca zamandır Kendini kusura terk etme gönül Erol Duran |
MAVİ GÖZYAŞI bir nida içimde, bir çığlık' rengarenk çiçekler yetişiyor bahçelerde bu bahçede yaşamla buluşuyor tüm renkler bu bahçede tebessümü borç biliyor çiçekler onlara uzanan her ele. kirli toprağında yeryüzünün hesabını kim verir bir damla gözyaşının kim tutar, kim sorar hesabını seniney uğrunda ölünen, kapama gözlerini sahipsiz ve himayesiz kaldın diye mi bu yaşlar uzasın kısalan umutlar bitmesin sevda nöbetlerimiz yere düşmesin, dağılmasın çekilen tesbih taneleri takılsın yıldızlara güneşli sabahı yarınların sönmez deme bu volkanlar söyle, kutsal değil miydi beklemelerimiz elindeyse hadi çal kapısını gönül sahibinin dua dua çağlasın mavi gözyaşı dindirir belki bu isyankar lavları bu umut büyütür bizi, bu umut yaşatır hepimizi mevsimler de değişir, çizilir yeniden resm-i aşk damarlarımıza sızan aşktan da öte bir şeydi kan gibi, can gibi aydınlığa çıkaran insanlığı Hira´daki Nûr gibi. başladı/başlayacak kırılmaya kılıcı zulmün başlarsa zengin fakiri doyurmaya yağmurlarla temizlenir kirli coğrafya özgürlüğün tutsaklığında sök karanlıkları, doyur kalpleri ve yıka ruhları mavi gözyaşı. Zafer ŞIK |
Hani bir rüya görürsün ya Gecelerin yalnızlığında Sevdaların doruğuna varmışsın Mutluluk yüreğinde dolaşmakta Sevgilin karşında Bir tutabilsen senin olacak Heyhat ne çare Rüyadasın azizim rüyada Ellerin boşta kalacak Sevgimi aradığın Dolu, dolu yüreğim Aşk mı sorduğun Yangınlardayım Hasret mi benden istediğin Al istemediğin kadar Ve ben rüyalardayım Saat gecenin yarısı Zaman gelmiş Prenses kaçtı kaçacak Yakalasan da faydasız Elinde bir ayakkabı bile olmayacak Rüya bitti artık Gördüğün tüm güzellikler Gözlerinden kayacak Ve sevgisi yüreğinde Güzelliği hayalinde kalacak ibrahim çoşar |
Yaranmak * artık kılavuzum karga görse de alem gölgemin ırgatıyım kalmadı merhalem şiir yazmam bitecek dallar olsa kalem geçen yıl aldı yaratan yok ki bir tanem * dost arayan delinin biriyim kuşkusuz boş gözle bakmayın ümitlerim ufuksuz yıllarca yurt dışındaydım yalnız ve yurtsuz şimdi perdeleri çektim kaldım bulutsuz * tırnakla çukur kazmaktayım düşlerimde divan tarzında ayık değilim meylerde öfkeyi zikrediyorum meyhanelerde Ömer Hayyam gibi tüm isyanım kendimde * ön yargılar kötü kimsede yok sağ duyu dostluklar yalan bitirdim sizle oyunu ürkek telaşımda atıyorum son turu ortalık yorgun beklentilerim dipsiz kuyu * yaklaşıyor sizlere elveda zamanım bahçemde saçınız kalmış elle taradım kapımı çalıp kaçtınız şimdi anladım özür dilerim ne yapsam yaranamadım * Serdar San İzmir , 12.08.2006 |
Uykularımı Yılan Soktu Uykularımı Yılan soktu. Emdim kanımı Tükürdüm. Yanımda o yoktu Sadece. Ben yaşanmamış Bir ömürdüm. Hece hece Mesken tuttum Şiir kokan Kuytularımı. Ben ayrılıklara konan Mühürdüm. Koparmaya çalıştı hasretler Elini tuttum. Kim bilir kaç geceyi Sevda şiirleriyle Uyuttum. Necmi Ünsal |
Kim Bilir ( ölen sevgilim gülörene..) * cüce düşlerimizde ak renkli taylara binerdik titrek deliye poz veren zır delilerden biriydik gelmediğin günleri sayıp kurutmadan asardım ah bir gelsen İzmiri her gün ellerimle yıkardım kurtların bir aş bulamayıp köylerde uluduğu uyurken uç uç böceklerinin uçmadan sustuğu alnımızda kurban kanının akan kırmızılığı bizim kaderimizde ümitsiz yürek yırtıklığı gelmedin şekeri düşmüş bir çocuk gibi bıraktın kapı üstüne nal koydum gelsen sevgimden bıkardın sabahları bülbül olurdum taranmamış saçlarda gemiler geçirirdim teninin terli buğusunda yoksun balta girmemiş ormanlardayım kendim sıra gel de sevilmek nasılmış göstereyim beni sına günlerim dokuma tezgahında zamanı dokuyor radyo dışında sessizlik her yerimi kundaklıyor su kaybı diyorlar nem depreminde kavruluyorum körfeze konan flamingolarla avunuyorum seni sen olmayan bahçemde ukdeyle süslüyorum yola çıkmışsın gibi ürkek gezeni gözlüyorum gelsen şansızlığımı Karşıyaka ya fırlatırım avurdu çökmüş kendi ıslığımı kendim yırtarım lehçesi bozuk yalnızlıkta bir tek sana alıştım sensizlikten halt ettim bulutlara bile sataştım sana yakınlaşırken uzaklaşan yalnızlıktayım yalnızım her gün ölecekmiş gibi hazırlıktayım mayına bastı hiçbir şeyden tat almıyor şu dilim şeker bayramını bekliyorum gözyaşlarım sicim sana özlemim yeşil kaldı ben haddimi bilirim öldü dediler beklide yaşamaktasın kim bilir * Serdar San İzmir, 24.06.2006 |
GÜLÜM seninle yaşamadık mı en zor günleri hala yaşamaktayız gülüm biz en zor yolları aşmadık mı beraber gülüp beraber ağlamadık mı bize savaş açanlarla çarpışmadık mı seninle kuru ekmeği paylaşmadık mı daha neler gördük ve yaşadık be gülüm artık hiç bir şeyden korkmuyorum kimselere kulak asmıyorum yalnız seni beni ve hayatı düşünüyorum sende üzülme artık gülüm gözyaşlarını göm maziye beraber ağladık, bunca zaman artık gülme sırası bizde.. GÜLCE ŞEREN |
Gülüşü Örüyor Sözleri I. alnından ırmaklar dökülür hıçkırık düşerken yüzüne, gülüşü örüyor sözleri sıkışan dualar yerine. sırtında taşıyor günleri kilit takılırken diline, durgunluğunda tükenir güven ipekten sesinin düğümlerinde. kaderin hükmünü siler her an gözünün yaşı - nefretsiz ilham. II. sabahın köründen akşama dek depreşir yüreği en ince tellerinde bedelsiz sevgi, var olan güç uslubuyken sorguda bilir, vesaire içgüdüsünden… dünya bir başka zaten gerçek göründüğünden ! III. boş ve anlamsız imgelerim yüreğimdeki dalgalar gibi dolaşır en ıssız sahillerinde mısralarımın, geçmişinden “onun” gelirken gökte deniz yok, yaşam dediğimiz mühteşem… uykusu bölünenlere kraliçe mi desem ! IV. yüreğimizin kandıramadığı bir de eksik hesap var, kırılıyor hatlarında zamanın ve gitmeli insan ayrılırken koynundan nal sesleriyle atların… inanıyorum becerisine yine tek “ona”, suskunluğunu da hatırlıyorum, yine o biliyor… kurşun dökmeyi de aciz yüreğime. V. belki benim uğraşım olmamalı, anlatmak güçtür bilirim … velhasıl ne sır ki iletemediğim, ne de gözlerindeki gülüşünü çizebildiğim… sığmıyor şu kaleme ithafım, üç satır yazım “ona” olsun ve geçikmiş şiirimde itirafım… akarken, gözünün yaşı her an kaderin hükmü nefretsiz ilham ! … VI. alnından ırmaklar dökülür hıçkırık düşerken yüzüne gülüşü örüyor sözleri s ı k ı ş a n kalemim yerine ! yahya akbulut |
Güzel bir günde yedi renk Mevsimindeyiz aşkın Girdaba çekilse de gönül yollarım Aşkın varken sol yanımda Suya doymuş toprak rehavetindeyim Yıllar geçse de acımasız Bitmeyecek bitmez aşkım Sana adak sana sunak kalbim Sönmemiş aşk kırıntım Bahar yüzlüm güneş gözlüm Toz duman etti aşk bizi Her kırıntım dönse de küle Küllerim döner yangına Bedenimiz olsa da toprak Kalacak mevsimin tek rengi Anılarla kalacağız yaşamda Kuşların temposunda esecek Esecek ılık bir meltem Karışacağız şarkımızla rüzgara Dalınca bakışlar Kış mevsimi vurunca aşka Süzülüp düşeceğiz bakışlara Umuda göz kırpar gibi Olacağız kardelen Sıradağları aşıp açacağız gönüllerde nurten tarım |
Adsız Bir Çiçek Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğuklar başlayınca havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle Kaynak: Sevda İle SevgiEdip Cansever |
Çaba Bir tek sen değilsin, sevmeyi bilen, Yıllarca severek, sevgisiz kalan. Sevda sana göre, en büyük yalan, Bendeki sevgiyi anlayamazsın Yüreğim ne kadar, vurgunum dese, Gönlün gömülmüştür, kuşkudan sise. Sana her yaklaşan, sahtekâr ise, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Yapyalnız gidersin, kendi yolunda. Aç kurt gözleri var, sağ ve solunda. Kâbuslar gördüğün, aşk masalında, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Sevda yarasıyla, kaldıktan sonra, Suçlayacak seven, bulduktan sonra, Sen hakim, ben suçlu, olduktan sonra, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Gönül denizinden, bu kadar çaba, Zemzem doldurmakmış, bir dipsiz kaba. Aşkım bende kalsın, katma hesaba, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Mehmet Nacar | |
E Mİ Kırık bir eylül güneşi gibi etkisiz Gözlerinden bana yayılan. Gözlerime değdiğinde bütün günahlarının bedelini ödüyormuşcasına Cehennemin narında yanan kalbim, Üşüyor şimdi gözlerinden. Üşüyor bedenim Birazdan yattığım yerin kapısı açılacak, Alıp yıkayacaklar beni Sonra,gözlerim ıslak ıslak gideceğim Asla olmayacağın bir yere Orada da olma E mi.... Necdet Bayraktar |
Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. Gül bahçesinden yoksa gelen o mu? Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu? Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel koku. O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor, yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne? Bu nasıl yüz böyle, bu nasıl ışık? Bu nasıl ay böyle, bu nasıl güneş? Mağaradan mı çıktı, dağdan mı iniyor, o yalnızlığın adamı, o dost? Boş yere arama şarap testisini sen. Koklama onun ağzını sen boş yere. Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu; dostum, onu sen kendin gibi belleme. Yolda o yapayalnızsa ne olur? Başında sarık yoksa ne çıkar? Ne bundan güneşe bir leke olur, ne ayın gösterişine zarar. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Bir kolayına getir onu bul. Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o. Bu gece uyuma dostum, uyuma. Biz duvara asılı duran resimleriz. Bizi yapan ressamın varlık şavkı duvarın üzerine bir vurdu mu, bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız Onun servi boyu bir göründü mü, bakarsın dünya güllük gülistanlık. Kalktı bir salındı, kendini bir gösterdi mi. bakarsın kıyamet koptu gitti. Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o. Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi. Sustum artık ben, sustum artık Bu şiir utanıyor ondan. Mevlana Celaleddin Rumi |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10149.jpg http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10149-isim.jpg Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile... Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim. Nasıl olsa gelecektin birgün. Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana. Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık. Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma. Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. Ergeç gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden... Geldin ya! Şimdi herşey güzel seninle. Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Sensizlik Ölüm Geliyor Biliyormusun canım seni öylesine ölesiye sevdim Her gece her gündüz bekledim Bekledikçe sevdim dedim Şimdi figanları yazıyorum İnan sevdan yüreğime adını kazıyor Ne yapsan sevgim bitmiyor Yalan riya değil yüreğimden adın silinmiyor Sensiz gündüzüm gecem geçmiyor Yoksun hayatım çekilmiyor Artık uzaksın çok uzak sesin gelmiyor Hergeçen gün yüreğim yanıyor Gittin gözlerim umutsuz arıyor Sensizlik bana ölüm geliyor Sevdam yalandı demek zormu geliyor Bunca vefasızlık vicdansızlık çekilmiyor Suna Ay |
ZAMAN YOK Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin,Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! Fügen Ünal Şen |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10138-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10138.jpg SOR KENDİNE BENİ Sor sevdiğim, Sonra kağıttan gemiler yap, Yelkenleri olmayan, Direkleri mavi bildiğim, Sor beni gördüğün her buluta, Sevdalıların hatırına, Geceleri yıldızlarda parlayan, Denizlerin suskunluğuna bırak beni, Ve çek gökyüzümü üzerine, Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna, Çocuklar çıkarsa karşına, Gülümse, uzat ellerini, Ceplerinden çıkarıp verirler sana, Tenimde gizlenen dudak izlerini, Şaşırma, Sabah olacak birazdan, Sor beni yağmurlarına, Sor sevdiğim Ve pencereden bak bakabildiğin kadar, Gördüğün son noktada, Seni seyretmekteyim... |
Yıllar Sonra seni aradım yıllarca ansızın gönlüme girdin işte ben der gibi aldın beni gerilerden bahar mısın sen yoksa bir liman mı ne olduğunu bilmiyorum ama bu ateşi tanıyorum keşke dedin mi hiç ben şimdi söylüyorum hele o bakışlarını görünce ah keşke diyorum bu bulutlar benim seninle paylaşmak istiyorum şu batan güneş te ellerini tutmak istiyorum yarını boşver düşünme benimle bu günü yaşayalım birlikte yarın belki olmayacak ömrümde ama öleceksem öldür beni o güzel gözlerinde saçların uçuşuyor tıpkı düşlerimdeki gibi bakışlarındaki sevgi alıp götürüyor beni nesin sen bahar mı, liman mı yoksa alnıma yazılan kaderim mi Murat Yılmaz |
GİTTİN Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım... Mehmet Coşkundeniz |
Aney Bu akşam aklıma yine sen geldin Dersi bıraktım çalışamadım. Saat 1'e geliyordu Aney, yatamadım Uyku gözüme girmedi Sen bu saatlerde benim beşiğimi sallardın Uykunu harab ederdin benim için Ağladığım zaman, sancılandığım zaman Kalkardın, süt verirdin, nane kaynatırdın Aney, canım aney, kurban aney Hayalin önümde şimdi anıt gibi durur Sen şimdi leğenin başına oturmuş, hamur yoğuruyorsun Yarın ekmek yapacaksın, akşama kadar Gözlerin tezek dumanından yaşaracak Alnında ter bulgur bulgur kabaracak Sıcak bazlamalar yapacaksın. Ben orda yokum ağlayacaksın Ağlama Aney ağlama, gündür bu, nasıl olsa geçer İnsan insana tez kavuşur. Ben sizi hiç unutmadım, hiç unutmayacağım Ben okuyorum Aney okuyorum mühendis olacağım Sana yeni yeni ayzeler alacağım Dedim ya okuyorum mühendis olacağım Mektubunda diyorsun ki; bu gece çiğ köfte yaptık Lokmalar boğazımdan geçmedi Her sofraya oturuşumuzda senin yokluğun belli oluyor Biliyorum Aney biliyorum, Senin kalbin ipek gibidir İncedir, yufkadır, benim yokluğuma dayanamazsın Özledim diyorsun benim için. Ben de özledim seni Babamı da, bacımı da, gardaşlarımı da Karayazılı memleketimi de Hepinizi özledim, özledim ama gel gör ki Kader bu elvermiyor, ne yapacaksın Rıdvaniye'de sela şimdi Sisleri perde perde dağıtan bir ses Sonsuzda Allah'a ulaşan bir yankı Bir ezan sesiyle uyanır insanlar, yorgun gecede Uyanır herkes Köyden şehire saman taşıyan Deve kervanları gelir bu saatte Çıngırak sesleri geceyle gündüzü birleştirir Sabah olur, babam erkenden işe gider Aney evimiz yine o yokuşta mı? Dar sokaklar, taş duvarlar arkasında mı? Eskisi gibi yıkık dökük mü gene? Ah! Aney Ah! unuttum inan evimizin şeklini O ev denen köstebek yuvalarını Ker*** damları, kuyu suyunu, sıra gecelerini, Bağ yapılarını... Yağmur dualarının anılarını yitirdim Hele sen buraya bir gel de gör Sonsuza uzayan gökdelenleri, sıra sıra taksileri Geceleri renk renk ışıkları, denizde vapurları Balıkçıları, kızları, erkekleri, insan selini Ama benim hiç birinde gözüm yok Ne kızlarında, ne taksilerinde, ne de gökdelenlerinde Benim aklım sizde ve memleketimde... Ben okuyorum Aney, okuyacağım, Göreceksin bak mühendis olacağım. Bizim orda, Ezo gelin, türkü türkü uzanır Düğünlerde davullar vurulur Zılgıtlar çalınır, lorke, delilo oynanır Böylesine gitar denen çalgıyla Sabahlara kadar ye ye ye diye bağırmazlar Değil mi Aney Hani yaz geldi mi, evimizin o küçücük penceresine Bir çift yusuf tutan kuşu konar ya, Hani asmamız üzüm tutar, sumaklar sakızlanır İnsanlar çalışır, harıl harıl kış için Güneş yandırır o kavruk yüzlerini Hani sen elinde sıtıl, suya gidersin İşte o zaman geleceğim, bekle beni... Ah Aney daha neler var neler sana yazamadığım Mektubumu burada bitirirken, Beni büyüten ellerinden, binlerce kere öperim Canım Aney, Kurban Aney, Can Aney....... Mehmet Atilla Maraş |
G i d e r e k O pırıl pırıl, sedef kakmalı Kanatlarını, koparıp attığında, Nasıl bir tırtıl’a Dönerse kelebek... Ve tırtıl o muhteşem İpekli bomboşluğun İçerisinde nasıl erirse Usul usul intihar ederek... İşte öyle, anlaşılmaz Ve öyle bir döngüde Toparlanıp gitmedeyiz Herşeyimizi terk ederek!. Hüseyin Gündüz Öklem |
BANA GELME Herşeyi bırakıp günün birinde Gitmek istedikçe gidemiyorum Unutup kafamda ihanetleri Sevmek istedikçe sevemiyorum Çıngıraklı yılan içimde şüphe Silmek istedikçe silemiyorum Korkulara yaren böyle her gece Ölmek istedikçe ölemiyorum Sevgi emek ister,yürek ister,uğruna savaş ister sevdiğim. Bir kuru rüzgarla savrulacaksak ayrılıklara,bir yalanla yıkacaksak herşeyi... Bana gelme! Varlığın canımı yakacak,sabrımı zorlayacaksan heran, Her saniye gidecekmişcesine,yüzün hasrete dönük,yüreğimin eşiğinde duracaksan.... Bana gelme! Geride bıraktıklarına ağlayıp,bugünden pişmanlık duyacaksan, Bana;senleyken sensizliği yaşatacaksan, Gelme!Girme hayatıma! Hasretini taşıyamam...Yıkılırım! Zaten harebeye dönmüşüm Bırak hep böyle kalayım Ansızın,sebebsiz terkedilmektense Ben sensizliğide razıyım Beni bende bırak ki bir gün düşman olarak karşına çıkmayayım! Mahkum |
Kendime yediremem Düşman saçmasapan lâflar eder, duyar can kulağım. Benim için kötü şeyler düşünür, görür can gözüm. Üzerime köpeğini salar, ısırır köpek ayağımı, çok acılar çekerim, çok acılar. Köpek değilim, onu ısıramam, ısırırım dudağımı. Büyük kişilerin sırlarına ortağım, gene de na şu kadar övünemem. Bütün ayıplar bende ama, ne yapıp yapmalı, ulaşmalı dostlara, geride kalmayı kendime yediremem. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gif Mevlana Celaleddin Rumi |
Sen Ulaşmak isteyipte ulaşamadığım , Yarı yollardan dönmek isteyipte dönemediğim... Neden hayatın tam ortasında bırakıp gittin beni. Neden böyle çaresiz ümitsiz bıraktın. Aslında sana değil bu isyanım kendime... Çok yalnızım be güzel gözlüm, hasretim sana... Senin buğulu bakan gözlerinde gördüğüm O sevdayı başka kimsede göremedim Anlatırdın bakışlarınla içinin yangınını Senin ahın dır beni bu hale koyan Bana o son bakışındır yüreğime bitmek Tükenmez bu acıyı bırakan Ah sevdiğim ah gerçekten bilinmiyormuş değeri Dönüşü olmayan bu yollardan geçmeden Her sabah bağrım yanıyor kalktığımda Bir o kadarda direniyorum geceleri uyumak için Biliyorum imkânsızsın, bana ama ben seni Sevmekten asla vazgeçmedim... Fatih Akçe |
Cevabım Yok Sorma bana vicdansız nicedir halin Bundan sonra artık asabım yok Canlanmıyor gözümde senin hayalin Bundan sonra artık serabım yok Hayra yorarım artık ben her şeyi Bundan sonra sanma ki sevabım yok Senden sonra attım kadehi şişeyi Bundan sonra artık şarabım yok Bu aşkın sonuna geldik velhasıl Geçti gitti üç beş günlük fasıl Sen değil ben mağlup oldum asıl Bundan sonra seninle hesabım yok Sen de benim gibi kahreder misin Bu ayrılığa hala sabreder misin Desen ki bana beni affeder misin Bundan sonra sana cevabım yok Bana söz etme ne olursun aşktan Bıktım aynı oyunu oynamaktan Başlayamam her şeye yeni baştan Bundan sonra dayanacak dermanım yok Sadık Yılmaz | |
ŞİMDİ SANA AĞLIYORUM Sana diyorum işte! Sana ağlıyorum, Sana kenetlendim,sende yıkılıyorum Yormuyor başka hiç bir şey Vurmuyor senin gibi, Aldanmıyorum, Yanmıyorum, Bazen konuşuyor,bazen de dolup taşıyorum, Ama susmuyorum, En azından "ağlıyorum" Sana susuyorum işte, Sana yürüyorum, Sana yar olmuşum,sende var oluyorum... Şimdi sana ağlıyorum, Geceler bir sarhoş gibi koynumda sabahlıyor Ve sana dönüyorum, Yürümüyorum, Koşmuyorum, Ağlarken hıçkırmıyorum, Sessizce "kan" kusuyorum... Duraksamadan kaçıyorum bu ellerden, Ve usul usul kanıyorum içimden, Şimdi sana ağlıyorum ey sevgili, Şimdi sana yanıyorum, Bak işte "ağladım" bitti Ben bittim ve ben tükendim, Biten yalnız ben değildim, Şu ömre sığdıramadığım sevgin, O da bitti, O da tükendi... Sevmişti... Erkan Umut Taştan |
Sevmenin en zor zamanı _şimdi_ Aşk uzakta Babannemin ilk mektep zamanlarında Belki biraz masallarda kaldı .... Şimdi _bu_ evde _şu_ saatte Tüm sözler yer değişti lügatlerde Tüm sözler aşkın özlemiyle Harlandı Yandı Korlandı ... Sözler yenilmeden ölmelere Dizildi parmaklar bağlamanın teline Dilimde Yitik aşkı arayan o şarkı selma öz |
SEN GELDİN Sen geldin Hayatın dip yerinden Tarihin yüzümde açan uyanışıydın Soluğun durduğu vakit Hayatın sunduğu armağandın Suyumun bekleyişi Titreyen gül kopardım sana Hala söylenmeyen söz buldum Unuttum sonra Sen geldin Göçebe ruhum izini ararken Onbir senemi Elimin değdiği fırtınaya yazarken Göğün eteğinde kuşlar bürünmüşken Sen geldin Hiç söylemediğim türkü Öyle çok Öyle bahar Öyle yorgun Öyle ıslak Saçlarını savurdun Kokusu yalan Sen geldin Ahmet Gedik |
Ne garip şey şu yalnızlık Hani insan bir tuhaf hissediyor kendini Milyarlarca insan yaşıyor Ayak bastığın,aynı yeryüzünü,aynı havayı kullandığın dünyada, Ama hepsi yalnızlığından bihaber yaşıyor. Farklı,farklı insanlar tanıyorum her geçen gün Yani benden farklı. Hüzünlerini,sevinçlerini paylaştıkları dostları olan yanında Sonra bir gün daha geçiyor Her geçen gün insanlar biraz daha farklılaşıyor. Aşıkları görüyorum kavga ediyorlar O sebepten bu sebepten. Ama çoğu zaman anlamıyor,düşünüyorum Çünkü hiç birbirini kırmaya değmeyecek sebepten çıkıyor çoğu kavgalar Hani fındık kabuğunu doldurmayan sebepten derler ya Fındık bile üzülürdü görünce gözleri olsa. Aşıklar görüyorum onlara verilmiş hediyenin farkında olmayan Üzülüyorum ve içerleniyorum çoğu zaman Çünkü onlar masmavi okyanusun ortasındalar Yalnızlığı tatmamışlar besbelli Kıymetini bilmiyorlar. Üzülüyorum çok üzülüyorum Onlar koskoca okyanusda birbirlerini boğarlarken Ben ellerimde kalan bir avuç DENİZ suyu Beni sevecek birini bekliyorum.. uğur mutlu |
Çalkantı ay ışığı kurt ulumaları / gümüşi ... kulaklarım inim inim sızılı kaskatı çenem ele vermeyeceğim gizil nefesini cennet artığı serinliğimin -hayat ağacı- dallarında salınsın akça gelinliği düşlerimin izin ver çaput / saç teli sancılı çınar asırlık dilek tutucu yaprakça kangren yeşil olmalıydı murat / kansız yuğun yağmur peri kızı ıslaklığında köşe bucak / balçık -rüzgar- dur biraz kıpırtısız unutulur acılar karanlık / umacılar yatak döşek korku bekler uğunma sesim boğulacaksın naçar tümülüsler / mezar taşları / sunaklar ölümün heybetini hisset ferfecir gün yüzüm ateş yalımlansa kaya çatlaklarında bin yıl sönmese eriyik buzul vadiler kardelen / ışık tepenin ardından yükselir cadı kazanı koyaklarda bir telaş kaynaşır kurak yataklara doğru -bengisu- şah damarımdan bir şenliktir akar gider bu bahar olmalı ... kurt sürüleri kallavi sesleri/uğul uğul ay ışığında durulanmalı İlknur YILDIRIM |
gölge düştü gözlerime o kadar çok anımız vardı ki yukarı çıkıp tepesinden baksak, inan aşağıyı göremeyiz beni oradan atmanı istemezdim ama, bir kere ittin beni; gölgelerdeyim... edalı yüzüm ardında kalan gerçekler, hiçbir zaman bilinmeyecekler bu mevzu bahis olan konu, sadece görünenler... hayatı kuracağın kişiyi yine hayat seçiyor. hayata inat ben seni seçmiştim. ama yanıldığını düşünüyor şu garip yüreğim. masumiyetten kaçarcasına güvenmekte acele ettim. senin doğru insan olacağını, kendimce bildim. şimdi tüm bildiklerimi unuttum. hafızamdan siliyorum acılarımı. artık kaybetmekten yoruldum. yeni çizdiğim yolda, adımlarımı sağlam atmaya çalışarak ilerliyorum. karanlık çöktü yüreğime. umutsuzluk sardı her yanımı. acımı sindire sindire çekiyorum; her ihtimale alışmaya çalışıyorum. günler ne çabuk geçiyor ama bir adım ilerleyemiyorum. sabret diyor içimden bi ses. o gün gelecek diyor; ve hiç bitmeyecek... gülhan fistaçyo |
BEN SENDEYDİM GÖRMEDİN Görmedin seni sensiz yaşadığımı Ellerimi uzattım sana En çaresiz anımda Bilmedin sana muhtaç olduğumu Sevgi dilendim senden Hakkım olduğu halde Yalnız bıraktın beni Seni bekledim her yerde Sormadın ne halde olduğumu Ağladım,yalvardım İnanmadın sevgisiz,umutsuz olduğuma Verdiğini sandın hep Sana duyduğum eksikliği Görmedin Sabrettim beni yaşamanı Bir gün beni göreceksin Arayacaksın İşte o zaman da ben Kanatlanıp semalarda Başka kanatlarda yaşıyor olacağım. Çiğdem Çİmen |
Bahara Doğuş Yağmurların dansıyla uyanırken topraklar Süt kokulu bebektir dallardaki yapraklar Leylakların renginde aşılırken yasaklar Göçten dönen kırlangıç yuvasının mimarı . Anaların bağrında açan kır çiçekleri Konuk etmiş şefkatle sessiz kelebekleri Yaban otlar, yosunlar severken böcekleri Gözyaşıyla kıvranır zirvenin yalnız karı . Sevişirken korkular rüzgârlara karışır Nazlı hanımelleri sarmaşıkla yarışır Eskitilmiş sözcükler sevdalarla barışır Kovanında peteği kurarken işçi arı . Gökyüzünü süslerken yedi renkli kuşaklar Güler yüzlü tarlada dalgalanır başaklar Bulutları süpüren iplik iplik ışıklar Yeşilin cümbüşüyle sarıyorlar baharı . Nesrin Göçmen |
Keskin gozlerin, Titretse yine iyi. Mahvetti beni..! Mahvolmayı özlemisim. Sığındığım limanım olmayı beklemissin.. Dinlenirken, Huzurluyken, Güvenliyken, Farkına varamadım. Tehlike yakın..! Keskin gözlerin gibi, Aşk gelebilir kapıma.. İyi geceler öpücüğü kondurdum şimdi sana.. Masum haline aldanma, Demir atmadım daha limanına...! suzan batmankaya |
bir delinin ilaç saati I akıl ipi kopuk balon dokunup bir dikene patladı patlayacak yürek güz sürmeli çınar dalında ne bir serçe ne de pıtrak yetişin bir resim çizdim bahar çıplak keder fayı kırık bozkır boşluk boşluk üstüne tüm gece enkaz umut eski bir şarkı yandı uykuda düş alevi külünden az yetişin bir resim sildim ertelendi yaz ecel dip sayfada son söz ya da cinnet kırılgan bir intihar anlam kör kuyu kovası delik huysuz ihtiyar yetişin sus vakti boyalarımı çaldılar Ferhat Gülsün |
yalnızlık,zincirine hergün bi halka daha eklerken ben ikimize içiyorum. sen bensizliğe kabullenmiş olsanda ben hep seninle yaşıyorum. karşımda durgun deniz, üzerime ışığını gönderen güneş, elimde her nefesini derin bir hüzünle çektiğim sigaram; sensizliğe içiyorum. sende diğerleri gibiymişsin. şu koca dünyada, milyarlarca insanın arasında ben kendimi çok yalnız hissediyorum. susuyorum gerçeğe. seni savunamıyorum. o kadar çok yoruldum ki, sana gelemiyorum. aşıklar önümde birbirlerine nameler fısıldıyor. sensizliğime inat, sahtede olsa gülüp geçiyorum. hayat yine bana karşı inatçı. ağlamamı istiyor yaşananlara. gözümden akan birkaç damlayla belki ağlamıyorum ama, yinede sensizliğe içiyor,hüzünleniyorum. daha güçlüyüm belki eskiye kıyasla. ama yinede hızımı kesiyor içimdeki yara. hayat beni ne kadar yıpratsada, sensizliğe alışmaya çalışsamda, yaram hep kanayacak olsada, silik hatıralarla yaşayacak olsamda, sen beni silmişken yüreğinden, senli yaralarla yinede sana içiyorum. mutluluğumuzu dileyerek sensizliğe içiyorum... gülhan fistaçyo |
Yılkı Yasak bir çayırda Kızıl yeleli bir yılkıydım Bembeyaz tenime dokunan yoktu Gem vurulmaz çılgın Vahşi, uysal bir yılkı… Yasaktı biliyordum Toprak sıvalı damlarda Sıradan olmalıydım Bana verilenle yetinmeliydim. Oysa ben, Özgür aşkların yasak otlağında Doludizgin koşmak için vardım. Ben kızıl yeleli bir Yılkı Bulutlarla yarıştım. Kim bilir kaç kere düştüm toprağa Kim bilir kaç kere kalktım yeniden Benim için doğaldı yasak dedikleri Kim bilir kaç kere yedim yasak meyveleri Eliyle silerdi terimi Çöl kokulu yarim Gözyaşlarım düşerdi iri iri Dayanamaz hıçkırırdı Sevdamı paylaşırdım Ben kızıl yeleli bir Yılkı Rüzgara aşıktım Karanlık gecelerde ürkerdim Uğuldardı dört yanımda hırçın otlar Mahzunlaşır çocuk gibi Korkardım üstelik erkekçe Şarkılar söylerdim aşka dair Sonra utanırdım gökteki Ay’ dan Duyulmasın isterdim, bilinmesin Sarsılırdı yer-gök yüreğimle bir… Toprak çekerdi ellerimden Çaresiz, huysuzlanırdım Ben kızıl yeleli bir Yılkı Yalnızlığımı kıskanırdım. Bıkmadım beklemekten Biliyordum gelecekti… Bekle demişti ipek yelelim Kara gözlerini bana adamıştı Yasak çayırların prensesi, İlk kar düşmeden gelecekti… Kaç kar gördü kaç yağmur Yaktı kavurdu üstelik hasret sıcağı Sabır diye fısıldıyor hala Mevsimler yalan söyledi haydi! Ya sen! Ya sen nasıl kandırdın? Ben kızıl yeleli bir Yılkı Zamana inanmıştım… Nadir Atalay |
Sarıyor yine benliğimi, Her sabah güneş gibi, İçimi ısıtıyor sıcaklığın. Uzaklarda olsanda içimdesin, Yanımdaymış gibi varlığın, Bilmem neden her sabah, İklimine girer bu yürek, Seni düşünür özler sevgini hissederek. Düşümdesin masmavi bir deniz, Ya da bir bahçeki rengarenk, Sen varsın birde ben ve aşk Başka söze ne gerek.... murat yadaş |
| Saat: 15:01 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık