![]() |
Umutlar sustu... doğmayan güneşin ışıklarını al şimdi avuçlarına kaybettiğin her adımda kaybolup da yitirilen sevdanın son sesi ve seni sana bırakmanın saati sözlerin vurgunu sonbaharda tüm çiçekler sararır bir anda hayata dair yaşanmış/yaşanacak ne varsa kaybolur gider an’lar, anılar sevmek olmasın bunun adı Aşk olmasın sus/mak sonsuzluğun adı sev/mek ömrün tadı ayrılık yıldızların rüzgarı aşk maviliklere açılan sensizlik olsun sözlerim bende duygularım yüreğimde sevgim ömrümde can’ın can özümde sen’li içselliğim gözlerimle renklerim armağan olsun düşlerine bil ki..sevmeyecek açılmayan ömründe gecenin busesi ışıldamaz ben gibi mavinin rengiyle örtüşen hayalinde sevgi mührünü kazıyıp ta ellerime bu kadar kolay mı sanılır atmak bir köşeye kaybettin bendeki ben’i başın sağ olsun sevda çiçeğim sen’li anlara veda sensizliğe merhaba.. Selma İzcimen |
Uzak, Sehir ve Hayal . Yedi sükût sakladim cennet oldu rüyama, Adini kim koydu ey sonsuzlugun yarisi! Hayal satiyor zaman sis konuyor hülyama, Çigliklar bestelendi sana olsun darisi! Nedir yalnizlik suda, ya da sende adalar? Düsleri fayton tasir sükûnetin kâtibi! Kimin kalbinde yesil derin uykuya dalar? Kimdir bu manzaranin kus yürekli sahibi! Köprü kurdum tarihle buz kesti ayaklarim; Meger sükût tutarmis gölgelerde avcilar! Kaç güvercin sitemi isittin kulaklarim! Sadakatin ecrini kimden alir acilar? Sirtinda yük mü dersin sur kokan bulutlara? Kim asti kirpigine bu destansi yazgiyi! Müjde dedin duydum ben göz kirptin umutlara, Çöz at artik kanasin gül yaran su sargiyi! Ey çok sesli hayatin çok renkli solgun yüzü: Al senindir zaten öpülmemis bir bahar... Sende kaybettim en son ey topraktan gökyüzü! Kalbim yine bahari senin avcunda arar... Kaç sigin sularina günesin Kiz Kulesi; Öpsün seni alnindan sesin renkli Üsküdar! Adin kokuyor tarih bu bahçenin lalesi, Dalgalar kulagina söyle neyi fisildar! Iki yakasi açik uslanmaz bir çocuksun! Var git yollar senindir istedigin hayale... Seni bulan gönlünde sonsuzlugu okusun, Merhem olsun yüregin gül kokulu melâle... Çok isikli yasama nazar eder galata: Kalbindeki gözün mü, ya da nedir niyeti? Yalnizlik senfonisi besteliyor hayata; Kim kirdi yüregini ya bu neyin diyeti! Haliçin sol yaninda kimin kalbidir atan? Herkes bilir utanma fatih senin sevgilin! Sana güzel yâr seçmis seni böyle yaratan, Adini vustlat koymus kurdelesi gül gelin! Meshur bir düs mü dersin uzagindan kurulan? Yaradan yüregine hangi ruhu üfledi! Seni görüp kaderce gözlerine vurulan, Mecnun olup zamandan hayalini eledi! Ey hayale ruh olan, ey zamanda can sehir! Kelimeler müptela mana üfleyen ney’e! Güllerin damarinda kan diye akan sehir: Hangi dilde okusam ask çikiyor sen diye! Sir tutan ellerine yagmur kurusu düstü; Alnin kime sadakat kime verdin sözünü! Yedi sükût demistim ne de güzel bir düstü: Mihrimah avucunda rüzgâr öpsün yüzünü! Kaç minare yemindir günes sirtinda batan? Saçlarina kizili sarmak da nerden çikti! Yine seher olunca sessizligi unutan, Hangi dervisin ki o, sesi hala ilikti! Sesi hala ilikti bogazin ve zamanin, Kim koydu söyle bana cebine bu öyküyü! Bilirim egik boynun önünde bu fermanin, Sen kadar agir olsun, isterse de kus tüyü! Gözü yasli yasamak ve gülistan ve gülzâr. Sen eski bir saatin eskimeyen vaktisin! Aksam sana gelirken elde hep aydinlik var; Çift yürekli gülzârin ebediyet aktisin! Için dolu Ibrahim, ates yükün yanmakta... Kaç ogul kurban ettin adin oldu Istanbul! Issizinda bir sair söyle neyi anmakta? Al üstüne de aski, nefes al öyle durul! Durul sen ve sen kalbin masiva yumaginda; Hatirla da de bana gemiler nerde yürür! Kelime sana mebni siir ören aginda, Güvercin mi hicret mi hangisi seni bürür! Yakin sana sen ve o, fetih estiren rüzgâr! Kus kanadi tadinda muhâcir esen hasret! Diner bir gün demisti, dua kabule mazhar... Simdi gamzen mi Fatih sen mi Fatih’te sûret! Zihni soru gülzârin: Kaç bülbüllü bir gül bu? Toprak desen kül tutmaz, içi rüzgâr yemini! Aksam dedigin serin, serin sende ask ve su! Sözü eskimez ahdin, eskise de zemini... Zaman sende seyyahken, mülteci zaman sana; Ey peygamber müjdesi, kaç dualik aminsin! Sana dogar günes, bil; ay, yildiz her an sana... Tut elimi tarihim tut da feryadim dinsin! Günes gitmez korkma sen, gitmeden kalbin senin! Güzelim saçlarinda gül tutarken sadakat! Binbir renkli sirri bu sonsuzlugu çizenin... Sana uzak düs kurmak inan kalbe mesakkat! . Yahya Kurtkaya |
Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir Sinsi yağmurlar yağıyordu Soğuktu Yaktığımız ateşi aklına getir Nelerden geçiyorsun aklına getir Gitme dünyamızın her yerinde Yorgun eller gülleri derleyince Ellerin sevincini aklına getir Güllerin sevincini aklına getir Ne’çok severdik seni aklına getir Arif Damar |
Aşık Kendi Kanını Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını Gökteki Harut Marut aşk için indi yere Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka Abdürrezzak terk etti aşk için imanını Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını Yunus Emre |
Hak Etmedik mi? Bırak artık nazı, döndüm şaşkına, Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ? Sen de bir şey söyle Allah aşkına, Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ? Kavuşalım artık, bitsin bilmece, Gönlümüz bir bayram etsin bu gece ! Açmadım ömrümde kimseye avuç, Sana tutulduğum, sevdiğim mi suç, Üç ayları buldu tuttuğum oruç, Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ? Kavuşalım artık, bitsin bilmece, Gönlümüz bir bayram etsin bu gece ! Bir hatırlasana ; önce ne derdik, Saadet sırrına, sevince erdik, Bu aşkın uğruna az şey mi verdik, Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ? Kavuşalım artık, bitsin bilmece, Gönlümüz bir bayram etsin bu gece ! Hasret ise hasret, çileyse çile, Arzular geliyor bak artık dile, Ruhum da emrinde bedenim ile, Biz bu mutluluğu hak etmedik mi ? Kavuşalım artık, bitsin bilmece, Gönlümüz bir bayram etsin bu gece ! Mümtaz Beğen |
Gidişini Anlatıyorum Sen gidiyorsun ya işşine yetişmek için Saçlarını, gözlerini, ellerini Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak Termometrede yükselen çizgi çizgi Kim bilir nerelerde soğuyorsun Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen İnsan insan bakan gözbebeklerin Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder Ne gelirse onlardan gelir bana Çalışma gücü yaşama direnci Mutluluk gibi kazanılması zor Mutluluk gibi yitirilmesi kolay Bir açarsın ki mutluyum Bir kaparsın her şey elimden gitmiş. Rıfat Ilgaz |
Dört Yapraklı Çiçek Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse Bundandır inanmamamız Kocaman bombalara. Fazıl Hüsnü Dağlarca |
Sensizlikte yürek susar Ok vurulur bilir misin Şiir biter sazlar küser Tel kırılır bilir misin Hoş sohbetsin nükten ince Dünya benimdir sevince Fırtınalar sen gelince Tez durulur bilir misin Yürek yanar için için Yanıp gider bilmem niçin Türlü hayâl senin için Hep kurulur bilir misin Gülemem asık yüzüne Dayanamam kem sözüne Yaralayan dil izine Kalp yarılır bilir misin Sana olan meylim niye Sevgin aziz bir hediye Kimdir bu Hiddetî diye Çok sorulur bilir misin Görmeyince ince sızın Faydası yok karın buzun Kalpten kalbe uzun uzun Yol görülür bilir misin Gelen kışla giden yazla Günüm geçer kırık sazla Hızın yüksek tempon fazla Kul yorulur bilir misin MAVİŞ yalnız senle gülmüş Sözlerini düstur bilmiş Sen bakınca dünden ölmüş Can dirilir bilir misin gülay oğuztürk |
Aç Kuşlar 1. kana boyandi kirmenimde yün kuşmarlara, tuzaklara düştüm menevişlendi durgun sularim sedef bir biçak aldim dostlar güneşi yiyorlar aç kuşlar. aç kuşlar, yorgun işçi yeni çikan vardiyadan elliyorlar yildizlarin kinasini. aç kuşlar, topraktan güneşi bakir bir kap gibi kalayliyorlar. 2. bense, toy bir çirak kirik keman paslanmiş tabanca küflü bir an kurutulmuş papatyalarla kitabin ortasinda 3. hayat, aşip geçiyor bütün kitaplari yeni acilar gerek yeni aşklar yaşamaklar ve anlatimlar beklemiyor bizi hiçbir şey hiçbir yerde solgun hercaimenekşe ve buna, bugulanip çarpiyor benimle birlikte buzlu bir camin arkasinda çarpiyor bugulanip. sesim dişlilerin şarkisina karişiyor. Kaynak: Karşi Gece Behçet Aysan |
Odur o, derin ve gizli dokunuşlarıyla varlığımı uyandıran, o en içten olandır. Odur o, altın ve gümüşten, mavi ve yeşilden uçucu renkleriyle bu maya ağını ören, temasiyle beni kendimden geçiren, ayaklarımı, elbisesinin katları arasından gösteren odur. Günler gelir, asırlar geçer ve gönlümü pek çok isim ve şekil, pek çok sevinç ve kederin neş’esiyle dolduran hep odur. Rabindranath Tagore |
| Saat: 21:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık