![]() |
Anlatamıyorum Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. |
Ayyüzlüm Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin O güzel gözlerin O güzel uzun siyah saçların O güzel bebek yüzün Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin Gözlerine bakıp uzaklara dalmak isterim Güzel saçlarına dokunup kokusunu içime çekmek isterim Bebeksi yüzüne dokunup seni hissetmek isterim Uykusuz gecelerde aklıma hep sen düşersin Rüyalarımda hep seninle olmak isterim Sensizlik gerçekten çok zor Uykusuz gecelerde ay yüzlüm... Kemal Eminoğlu |
Odur o, derin ve gizli dokunuşlarıyla varlığımı uyandıran, o en içten olandır. Odur o, altın ve gümüşten, mavi ve yeşilden uçucu renkleriyle bu maya ağını ören, temasiyle beni kendimden geçiren, ayaklarımı, elbisesinin katları arasından gösteren odur. Günler gelir, asırlar geçer ve gönlümü pek çok isim ve şekil, pek çok sevinç ve kederin neş’esiyle dolduran hep odur. Rabindranath Tagore |
Çünkü Seni Çok Sevdim Beni görme diye Zamanı geceye çevirdim; Yıldız gözlerine mil çekip, Dolunayı kurtlara yedirdim.. Unutmuştum ateşböceklerini, Işıltılarında yol bulup yanıma geldin.. Çünkü seni çok sevdim... Beni duyma diye Araya dağları diktim!... Rüzgarın hızını, Kuşun kanadını kestim... Gene de Saatimin kurgusunda güç, Yüreğimin atışında sestin.. Çünkü seni çok sevdim... Beni bulma diye Adres değiştirdim!... Terk edip yaşadığım şehri, Çöllere gittim... Kum fırtınalarında özlemi savurup, Savanlarda seni bekledim.. Çünkü seni çok sevdim... Beni sevme diye Yönümü çevirdim!... Cennettin sen, gidip cehenneme girdim, Gene de Küllerimi göğsüne gül, Günahlarımı su yapıp Ateşlerime serptin.. Çünkü seni çok sevdim... Çünkü seni çok sevdim!... Çünkü sen de beni sevdin..... Tayyibe Atay |
Gurbet Ne evim var nede yurdum Bırak artık zalim felek Gurbet ele meskan kurdum Yeter artık zalim felek Zalim gurbet hain gurbet Hain gurbet zalim gurbet Birtek sevdiğim vardı Onudamı aldın gurbet Viran koydun sen yuvamı Işıtmadın hiç dünyamı Nettin anamla babamı Yeter artık zalim felek Zalim gurbet hain gurbet Hain gurbet zali gurbet Bir tek sevdiğim vardı Onudamı aldın gurbet Kaderim doğuştanmı kötü Gezdirdin diyarı gurbeti Bana çok gördün sadeti Hain felek zalim felek Çileli doğmuşum baştan Öksüz koydun sen doğuştan Kurtulmuyor başım dertten Hain felek zali felek Arif Delen Halk Ozanı |
Sanma ki sadece bir sen hasretsin. Özlemim içimi yakan bir volkan. Ayrılık mı ah ah ALLAH kahretsin. Beynimi çatlatır,kalbimdeki kan. Ölmekle eşdeğer sensizlik inan. Sen beni sensizken, yaşıyorum san. Bana gel diyorsun nasıl geleyim. Gözlerimde fer yok dizimde derman. En kolay seçenek, öl de öleyim. Boğazımda düğüm, elimde ferman. İki aradayım bir deredeyim. Düze çıktığım gün bilki sendeyim. cihat adleyba |
Sancağ-ı Şerif Huzurunda Ey rayet-i Peygamber, ey ümmid-i ahiri Milyonla kulubun; Ey nefha-i gaybiye-i nusret, ki safiri Vecd- aver olur ruhuna şarkın ve cenubun; Kudsiyyet-i feyzinle açıl, rengini göster, Varsın soluk olsun Bir hahzacık ey seyf-i cihad, oyna kınından, Aksın koyu kanlar; Vadeyliyor Allah, olacaktır sana kurban İslam’a ihanet düşünen can-ü cihanlar. Gafil medeniyyet, seni en sonra muhakkak Hüsran ile tetvic edecek akl-i tebahın Allahına şükret: Şükret ve maasine olup taib-ü nadim, Haktan talep-i ecr-i cihad et... Ne saadet, Rabbin ne saadet ki, bugün din uğrunda Emvalimi verdim; Rabbim ne saadet, ne saadet ki yolunda Emvalimi, eşgalimi, amalimi verdim. Artık yürürüm... avn-i Hüda meşal-i rahım, Biazm-ü iradet; Peygamberimin sancağı oldukça penahım. Elbet benimdir ebedi savn-ü selamet Artık yürürüm... Yıldırım insin beni yakmaz, Boğmaz beni tufan; Ben hıfz-ı melaikteyim, elbette bırakmaz Onlar beni düşmanlara, yoktur buna imkan. Gözler yumulu, sine açık, can müteselli, Vicdansa pür-ümmid. Ben Rabbime doğru Her an müteveccih, mütevekkil ve saburum, Ölsem de ne mutlu bana, kalsam da ne mutlu! 1915 (Son Şiiri) Tevfik Fikret |
İstanbul'u Dinliyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhanelerıyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geciyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. Orhan Veli Kanık |
Nasıl Geçtin Ey Ömür Bitmeyecek sanmıştım, çok uzundu seneler. Meğerki aldanmışım, hani,şimdi nerdeler.? Geçip gittin ey ömrüm, hiç birşey anlamadan. Sanki bir rüya gördüm. Uyandım tez rüyadan. Erman Ulusoy |
Bugün Mutluluk varsa Geçmiş Gururla yol açmıştır Bugüne Gölge Diz çökmüş minnettar Işığa Sen olmazsan Ben hiç olmam diye Umut Gerçekleşmese de Belki Gerçek umuttan doğar Üzüntü mırıldanır Güller saçan Neşeye Senin kıymetin Benimle belli olur Sevgi Elinin tersiyle iter Öfkeyi Beni bilenlerden Uzak dur diye haluk kalkay |
| Saat: 22:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık