![]() |
Yarım kalan şiirim, hasretin, dallarımı kıran bir rüzgâr, savurur yapraklarını yalnızlığımın. Gül dalında, serçe kanadında, dağ başında esmeye hasret rüzgâr misâli yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın.... Yarım kalan şiirim, hasret imbiklerinde damıttım yokluğunu. Ak hüzünler düştü saçımın tellerine hiçbir hükmü kalmadı hayatın. Kelebeğe hasret bahar, yağmura hasret nisan, vuslata hasret sevda misâli yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın... Yarım kalan şiirim, ömrüme ilmek ilmek dokuduğum sessiz çığlığım. Duyulmayan çağrım. Anasız yavru ceylan, dalgasız deniz, gölgesiz dağ misâli yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın... |
zamana yenik düştüm Zamana Yenik düştüm Ağlamak istemiyorum artık! Zamanın herşeyin ilacı olduğunu bilmek cok acı Ama artık ayaklarım üstünde durmayı becerebilmeliyim. Korkusuzca dönebilmeliyim köşeleri, merdivenleri koşarak çıkabilmeliyim. Ürkütmemeli çalan kapılar ve arkama bakmadan yürüyebilmeliyim. duyduklarım yıldırmamalı ''aylara'' dayanabilmeliyim! demeliyim Ama artık çok geç zamana yenik düştük Ve birbirimizi sevemeyecek kadar uzağız artık Sen yad ellerde ben ise başıboş caddelerde Seni düşünmemek için elimden geleni yapacağım artık Zamana yenik düşmenin o acı duygusunu tadacağım Zamana yenik düştün; Başın ağrısın,titresin ellerin! Kapılar uzak,koridorlar uzun; ve tüm suratlar aynısı olsun birbirinin, umrunda olmasın hiçbirşey! Ama yalnız kalabilmelisin artık! Pazartesinden sonra perşembe gelmemeli! Kısıtladığın ''ben'' değilsin dememeliler! Gözaltında olmayan bir ''ben''olmalı, ben, ''ben'' olmalı artık! Ve birbirimizi sevemeyecek kadar uzağız artık Ben yad ellerde sen ise başıboş caddelerde Beni düşünmemek için elinden geleni yap artık Zamana yenik düşmenin o acı duygusunu sonuna kadar tad! VE Zamana yenik düştük Gecelerimiz gündüzleri beklemekle geçmemeli ve huzurla aydınlığa bakabilmeliyiz. Titrememeli ve yerlerini değiştirmemeli eşyalar. Sinirlenmeden arayabilmeli; aradığımız şeyi bulabilmeliyimiz. Hayata devam etmeliyiz! Eskisi gibi ve o kadar uzun,dinleyebilmeliyiz insanları. Sesleri,gürültüleri bastırmak yerine çığlıklarla, içimizden gelen sese hükmedebilmeliyiz. Zamana alışamadım ayrılığada Gitmeliyim buralardan... Hernerdeyse bulup kendimi de almalıyım yanıma. Üşüyorum! İçim acıyor! Ne kadar da üzülüyorum şimdi,yaşayamayışlarımda; acı olduğunu düşünüp yaşadıklarımı sandıklarıma! O kadar yokum, o kadar yoksunum ki, sevinemiyorum henüz,cehennemde de olsa doğduğuma! İki damla gözyaşına da yaşadığım sandıklarımada |
Naz Çiçeğim Gül yüzün mutluluk rüzgârı saçsın, Gözlerinden hüzün rüzgarı kaçsın, Dudağında yediveren güller açsın, Bir demet devşireyim, naz çiçeğim. Eğer bir gün sen olursan üzülen, Sen ağlama gözlerinden süzülen, İncidir o ağlayınca dökülen, Gözyaşımla dereyim, naz çiçeğim. Sen salında ben boyuna bakayım, Aşk kuşunu yüreğine salayım, Altın kalplim Azrail’e sorayım, Yerine ben öleyim, naz çiçeğim. |
sen ki, hüzünlü güz akşamlarında ellerime düşen kıyamet.. kaç bahar saklı avuçlarında ve, kaç yalancı cenneti gizler gözlerin.. şimdi, bir kış vakti yokluğun.. içime çekerim sensizliği verdiğim her solukta yanasın diye.. sensizlik sana saklı gecelerde zehir tadında.. ağır ağır içerim kanasın diye.. |
Ne Sanıyorsun Hangi gönül sana dayanabilir? Yalnızlığı kolay mı sanıyorsun? Böyle derdi ancak düşenler bilir Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? Bir tek dostun yüzü dünyaya bedel Hele gülücüğü, bir ömre bedel Ölüm kaçınılmaz, ayrılık kader Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? Engin der, özledim ana-babayı Gözlerim görmüyor aşkı, sevdayı Hasretlerim hep burada sılayı Gurbeti, hasreti ne sanıyorsun? |
http://www.izedebiyat.com/ikon/167.gif Ansızın Çıkıp geliver bir gün, Öyle ansızın, Usulca çalıver kapıyı, Kimse duymasın, Söz sana, Ne palto isteyeceğim, Ne mintan, ne pabuç, Ne de başka hiçbir şey. Üşümedin mi oradalarda, Öyle yalnız başına, Tenini acıtmadı mı soğuk, Hadi beni neyse de... Özlemedin mi hiç, Çocukları, dostları, Yastığını, kitaplarını, Hele de siyah hırkanı. Çıkıp geliver bir gün, Öyle ansızın, Söz sana, İstemeyeceğim, Ne gezmek ne ekmek, Ne sinema ne de başka şey. Bak düğmesini de diktim paltonun, Çık gel artık ne olur, Öylesine ansızın. |
Ne İstedi ki.. Hüzün karası sevda türküleri dinliyorum Geceleri gündüzleri sana ait bir yıl Hercai efektler gibisin ömrümde Yuvarlanarak sensiz geçtiğim onca yolu düşünüyorum Sen benim her şeyimdin.. Sevda neymiş sende öğrendim Çocukluğumun kızgın anne terslemeleriydin sen.. Sevda yaman bir çile diyor şarkılar Sevda yaman bir çile çekenler düşer dile.. |
Ne İleri, Ne Geri Ne ileri, ne geri; Kimlerin var haberi Benim sonsuz dünyamdan? Belki sabahtan beri Ve belki de akşamdan, Bakıyorum bir camdan, Renk renk billur ehramdan, Haberim yok, rüyamdan, Ne geri, ne ileri! İskemle düşmüş, bırak, Açma, çalsın çıngırak! Geçen trenlere bak; Rüyada bir kabartma. Onlar gidiyor ama, Kalıyor dumanları. Tirenler götürüyor, Kendi gölgelerinden Kaçışan insanları. Tirenler götürüyor, Dağdan dağa sürüyor, Kendi gölgelerinden, Başsız gövdelerinden Kaçışan insanları... Ve rüzgâr üfürüyor, Geride dumanları. Ve rüzgâr üfürüyor, Kaynaşan ummanları. Vaz geç onlardan vaz geç! İstediğim bu değil; Ve o değil, şu değil. Eğil, ruhuma eğil! Bin hayal içinden geç Ve benim hülyamı seç! Bak, şu ağaçlı yola, Bize doğru geliyor. Orda üç kız kol kola, Bize doğru geliyor. Kömür tozundan ince, Su gibi şeffaf gece, Doldurmuş yüzlerini, Silmiş pürüzlerini. Kalmamış, Meryem gibi Yüzlerinde kırışık; Ve o Bâkirem gibi, Yüzleri birer ışık, Vücutları bir âhenk. Öyle hafif ki, onlar, Elimizi uzatsak, Havayı kımıldatsak, Üçü de titreyecek, Bir âhenk gibi ürkek, Havada eriyecek. Başka ses, ayrı biçim, Ne de istiyor içim, Kapının kenarına, Parmaklık duvarına, Bir genç aşık otursun. Tel tel sazını kursun, Karanlıkta başbaşa, Gömsün başını taşa. Ve derin, sıcak, uzun Şarkısını okusun. Tirenler gitmeseydi. Yolda gezen kızları, Rüzgâr eritmeseydi. Döşekler yalnızları, Dürtmese, itmeseydi. Şarkılar bitmeseydi. Bu çözülmez bilmece; Hep sayı, harf ve hece... Peçe üstünde peçe... Böyle aynı noktanın Üstünde saatlerce, Benliğime eğilsem, Sabah, akşam ve gece, Ortasında odanın, Karanlıkla çevrilsem, Bir çözülmez bilmece; Hep sayı, harf ve hece... İçinden bu kafanın, Fâni dünyayı silsem. Dünyalar nice nice; Yavaşça ölebilsem, Yeni baştan dirilsem, Duysam, görsem ve bilsem! Ne ileri, ne geri, Ne geri, ne ileri!.. |
Ne Kaldı Ne kaldı senden geriye; Birkaç hüzün şarkısından Ve göğsü yıpranmış bir sazdan başka? Ah, o hazin kalıntısı ömrün.. Depremlerden arta kalmış bir yağmanın, Kararmış, ezik hatırası.. Sana kul olmuş gözüken, Seni yere-göğe koyamayan O patlayan avuçlardan ne kaldı; Örselenmiş teninden başka? Ne kaldı o leş kargalarından, Senden geriye ne kaldı? Benimse, sana kırılmış yüreğim; Ah yüreğim, deli dalgalar denizi, Göğsümün kayasını hırpalar durur... Ne kaldı senden geriye; Horlanmış bir duyarlılıktan Ve boşa harcanmış sözlerden başka? Ah o yara, gurur yarası... İçimiz yangın yıkıntısı, viran; İçimiz bir kül tablası.. Sakin bir çaydım ovada; Hiçbir dalı incitmeden akan. Dudağımın ucunda kanayan, O kekremsi tadından başka, Ne kaldı selden ve kasırgadan; Senden aldığım ne kaldı? Benimse, sana çıldırmış hasretim; Ah hasretim, sonsuz ovalar kısrağı, Ömrümün çayırını soldurur gibi... |
N'olur Tanrım , yoksa bana mı öyle geliyor nedir, Sanki o gülünce, Güller daha bir kokulu olmakta gibi, Ve dalında meyveler daha bir olgun durmakta sanki... Ve o, öyle yürekten bakarken, İnsanlar sıkıntılarından kurtulup, Yüzlerde tebessümler değişiyor gibi... Ve onun bir bakışı yetiyor mu nedir, Çığırından çıkan her işin yolunda gitmesine... Onun yumuşak elleriniyle,saçlarını bir okşaması yetiyor, Ağlayan en afacan çocuğun , En derin uykusuna yatmaya... Onun her bakışı, En çözülmez düğümleri çözmekte sanki içimde, Ve sanki susamışa su, Üç gün aç kalmışa tokluk gibi o... Onun sesi, gönül yarama merhem olur, Her duydukça sağalırken, Onun her sözü, gönül ateşime akan sel gibidir... Noolur, o hep böyle olsun, her şey olsun bana, Çok şey olsun, noolur... |
| Saat: 00:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık