![]() |
Kucağımda Kıvrılan Gece tenimize sığınan yağmurun ürpertisiydi kaldırımlarla buluşan bir dilek türevi zührevi hastalıklardan muzdarip bir ****** geceye ilendi, gece kırıldı ve kıvrıldı kucağıma artık ne im, ne çetele gerekir ırayan kanımda tutuklu bir kızıl gül şiiri cılız bir bağlama sesi takılır kulağıma ve sevgilimin ürpertisi. kaygılanma katıl kalbine direnen aşka sen biriken bir yaşamak tövbesiz ve aşırı aşkın öğütleyen sözleriyle büyüyen sokak kedisi mırıltısı. huzurun doğdugu ve kutsandığı ölümün olduğu yerde nisyan yüzün acılı bir kuş hafifliği derdime derman ey dile dolanan şarkı belirgin ol kallavi bir acı ol ak kalbime çiçeğin rengine karış, arının vızıltısına şairin ruhu ol. kucağımda kıvrılan gece, fahişeyi izledi ve gölge dolanıp karnına oturdu gerçeğin ve şiarı şairin ah oldu ah uzandı sevgilinin kalbine dokundu İlhami Atmaca |
ANLAR Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... ÖLÜYORUM... Jorge Luis Borges |
Liseli Kız Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı Beyaz dantel yakalı liseli bir kız. Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren Al karanfiller gibiydi aşkımız... Gülünce içimde rengârenk güzel, Güller açılırdı iri. Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah Geceler gibiydi gözleri. Bir mermer çeşmeden akan su gibi, Geçip gidiyordu günlerimiz. Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi Bütün yaratıklardan habersiz. Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük Serçeler gibiydik ikimiz. Gözleri konuşurdu susunca, mahzun: 'Seni seviyorum' derdi. Sevdadan, gurbetten, hasretten yana Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz Ürkek halleri vardı. Ayrılık deyince oturup sessiz Çocuklar gibi ağlardı. Bilmiyorum şimdi kaç yıl, kaç mevsim İçli mektuplar yazdık. Bazen yan yana yürür, beraber otururduk Ama konuşamazdık. Ben görmedim şimdi öyle diyorlar Büyümüş artık liseli kız, gelin olmuş... Unuttum her şeyi diyormuş Ve her gece rüyâsını nur topu kadar güzel Sarışın çocukları süslüyormuş. Görsem çocuklarını şimdi diyorum Bakamam yüzlerine çaresiz Bana bakar çocuklar sessiz. Çocukları gözlerinden tanırım Biliyorum, hiç birşey bilmezler ama Bakamam, utanırım |
Yazık Seni sevmek en çok bana yakıştı İtiraf ettim sana biliyordun Senin gönlünde buna alıştı Sevgi bende bir ürkek bakıştı Sende utangaç bir kaçış Seni sevmek en çok bana yakıştı Yanaklarının al aldı elma değil Dudakların kıpkırmızıydı kiraz değil Kaşların hilaldi keman değil Sana benzeyen hiçbir şey olamaz Neye baksam sensiz sen değil İtiraf ettim sana biliyordun Senin gönlünde buna alıştı Sevgi bende çaresiz bir yalvarıştı Sende umursamaz bir bakış Sen istemedin ama pişmansın Bensiz geçen günlere düşmansın Yoksun artık yanımda olamazsın Sen istesen de eski yerini dolduramazsın Sana sevmek yakışmadı yakışmazda artık Seni sevmek en çok bana yakışmıştı Senle geçen günlerime yazık etmişim yazık Levent Kapısız |
Deniz Mavi saçların Deniz yosunu gözlerinle Hiç kimseye bakmadın Denizden başka. Ki o deniz bendim Seni ılık dalgalarımla sarmalayan Kucaklayan engin sevimle. Ve tuzlu dudaklarında Noktalayan yaşamı Ahmet Erol |
Ansızın Ben sensiz olanlara seni aratıyorum, Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum, Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum. Unutturmayacağım, seni yaşatacağım, Kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım, Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça Senin evreninde sana seni aratacağım. |
Gözbebeğim Sen hiç aşık oldun mu gözbebeğim? Geceler boyu düşündün mü her gün? Ben hep seni sevdim, hep seveceğim O benim işte, karşında gördüğün. Bir çift ela göz taktı mı peşine? Gece gündüz yer etti mi aklında? Tutuldun mu hiç sevda ateşine? Eridin mi için için sonunda? Sen aşk nedir, bilir misin güzel kız? Aşk ateşi yaktı mı yüreğini? Bendeki acılar şimdi sayısız, Aşkın, acıya bıraktı yerini. Sevenler için ızdırap derlermiş, Doğru söze ne demeli, bilmem ki! Izdırap da, acılar da bendeymiş, Aşk, böyle de yaşanırmış, değil mi? Aşk, sevilenler için gurur demektir, Acılar benim oldu, gurur senin. Mutluluğu bulur muyum? Kimbilir? Son sevdiğim sensin, bir de gözlerin! .. Mehmet Ali Çıbıklı |
Gece Gece ayaz Gece tutsak Gecenin boynu bükük Düşünce Kaybetmek aniden yakaladığın yaşamı Dalıp gitmek ıraklara Farkına varmak insanların bir adım daha uzaklaştıklarına Hatta belkide annen diye bahsettiğin Canım dostum diye sevdiğin Sevgilim diye aşık olduğun insan bile Gece düşüncede Gece umutsuzlukta Gecenin dudakları çatlak Düşünme Umutsuzluğun geçtiği yolları Darbenin en vurgununu Unut her geçen gün daha kırılan kalbini Gece sevgiyle Gece umutla Gece gün ışığıyla doğmakta Aç kara gözlerini güzelim Sil gözyaşlarını,sayma yıldızları artık Gece ısınmakta güne verdiği aydınlık ile Jale Bektaş |
ARA, BUL, ŞEM'ANI YAK DA Ara, bul, şem'anı yak da Su gibi engine ak da Ne tırnak idim ayakta Ne taç gibi serde idim Ne martıyım bahre daldım Ne dili ummana daldım Ne er gibi avret aldım Ne zen gibi erde idim Mahremiyim hak razının Makesiyim âvazının Âlem-i ervâh sazının Kolunda bir perde idim Seyrânî kader göçünde Ne bir iki ne üçünde Âlem-i ervâh içinde Himmetli bir pîrde idim |
Belki rüyalarındır bu taze açmıs güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları ucusuyor rüzgarda. Ahmet Hamdi Tanpınar |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık