![]() |
Aranan Yıllardır ben seni aramaktayım Söyle güzel hangi çağdasın söyle Dalından gönlünü düşürür yayım Yeter ki sen hangi bağdasın söyle Sen şimdi tanrıya varmış yar mısın Yoksa tanrı gibi yok ve var mısın Çok yüksek yerlere yağmış kar mısın Kafdağı mı hangi dağdasın söyle |
Süvârî Şu bakır zirvelerin ardından Bir süvârî geliyor kan rengi. Başlıyor şimdi melûl akşamda Son ışıklarla bulutlar cengi! Bir bakır tasta alev şimdi havuz, Suya saplandı kızıl mızraklar. Açılıp kıvrılarak göklerde Uçuyor parçalanan bayraklar! Ahmet Haşim |
BENİM GÖLÜME GEL TESTİNİ DOLDURACAKSAN Ben hep ayaktayım seni bekliyorum Benim gölüme gel testini dolduracaksan Göreceksin sularım ayaklarını öpecek Aşkımı anlatacak, göreceksin Bu gölgesi kumlara vuran yağmur bulutudur. Siyah zülfün üstüne kaşın, gözün üstüne Bu bir tutamlık yağmur bulutudur vuran Ben hep ayaktayım seni gözlüyorum Benim gölüme gel testini dolduracaksan Tüm bayırı yaban çiçekleri sardı Taze çime otur, yüzüne peçeni vurma Sularım seni bekliyor bakıp düşe dalacaksan Ben hep ayaktayım seni bekliyorum. Rabindranath Tagore |
Senin Gemilerin Camdan Sevgili Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan, dostluklardan... Duydum ki yine acımaya başlamışsın kendine... Yolunu kimselerin bilmediği, bilmek de istemediği sevginin o hayal ülkesinde birilerini beklerken çok üşümüşsün... İnsan ancak kendisine sevgili olabilir, diyormuşsun. Şimdi artık yollarda ve binbir hayalin peşinde sürüklediğin ve yıprattığın sevgine minnet borcunu ödeyecekmişsin... Acıyan sevgini şımartacak, onu örtülere saracakmışsın. Onu kendini güçlü ve korunaklı olduğunu hissetmediğin hiçbir yerde ortaya çıkarmayacakmışsın... Sevgini yırtıcı bir kuş gibi yetiştiriyormuşsun. En iyi savunmanın saldırı olduğunu ve yokolmamak için yoketmek gerektiğini öğretiyormuşsun ona... Ona onu,sabırlar, merhametler ve inceliklerle değil, hazlar, hayranlıklar ve kıskanç ilgilerle besleneceğini vadediyormuşsun. Her gece uyumadan önce arkasında Che Guevera’nın resmi olan aynanla konuşuyormuşsun: Bir sen varsın önemli olan, bir sen varsın gerçek olan... Hem onca acıya rağmen hala güzelim... Ve artık kendime yasaklıyorum başkalarına acımayı ve hayatın acısını... Aynadaki nefesinin buğusunu görüyorum buradan. Gözlerinle gözgöze gelemediğim için tutup aynadaki buğuyu öpüyorsun. Yaralı kendini öpüyorsun... Çekmeceden cüzdanının çıkarıp içindeki kredi kartlarını seyrediyorsun zoraki bir hayranlıkla. İçinde sevgini sakladığğın kaleyi daha da güçlendirmeyi geçiriyorsun aklından. Kredi kartlarını yalıyorsun dilinle ve onların zehirli tadını içine akıtıyorsun. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen ölüm çığlıklarına alıştırmak istiyorsun kendini böylece. Hem senden güçsüzlerin ölümü, hem bu ölümleri gizleyen ve bütün katliamları anında temize çeken teknolojinin zehirli tadı sarıyor şimdi sevginin yaralarını. Bankamatikten her para çektiğinde kulağına gelen çocukların ve kimsesizlerin ölüm çığlıklarına dayanamadığını hissettiğin anlar, senin için hayatta sadece annenin babanın ve kardeşlerinin önemli olduğunu söylüyorsun kendine ve akşam iş dönüşü onlara hediyeler alarak evine dönüyorsun... Ve eskiden, sevgini bir kalenin ardına saklamadan önce sadece kendi çocuklarını sevenleri kınadığını unutmak içinse bu defa başkaları değil kendin kanatıyorsun sevgini. Sonra küçük, tüylü bir köpek almak istiyorsun kendine. Köpegi severken, kucaklarken sana acımasızlık eden dostlarının, seni sevginin o hayal ülkesinde yıllarca bekletip düşlerini ve ömrünü çalan sevgililerin yüzleri geçsin istiyorsun karşından. Onların yüzleri geçtikçe sahibin olduğun için senden başka kimseyi sevmeyecek ve bağlanmayacak olan köpeğine daha da sıkıca sarılmak istiyorsun, öpüp koklamak. Kendini öper gibi, yaralı ve belki de artık hiç iyileşmeyecek olan kendini. Hiç iyileşmeyeceğini artık kendinden bile saklayamadığın böyle anlarda para kazanmak istiyorsun, iş kurup daha çok para kazanmak. Böyle anlarda bir kalenin ardında gizlediğin herşeye yanlışlarla dolu olsa da senden izler taşıyan tarihine bile düşman oluyorsun. Seni bu hale getirenlerle bir olup bu belki de artık hiç iyileşmeyecek yaralı kendini yoketmek istiyorsun... Sonra yorgun düşüyorsun... Artık dinlenmek istiyorsun. Yarına daha dinlenmiş ve korkularından kurtulmuş olarak uyanmak istiyorsun... Ve uykuya dalmadan önce vitrinlere bıraktığın dalğınlığın geliyor aklına...Kendine bir kez daha acıyorsun ve bu yüzden pahalı bulup da almadığın giysileri almaya karar veriyorsun. Bu pahalı giysiler sayesinde ilgilerin kölesi değil, ilgilerin merkezi olmayı istiyorsun. Bu giysiler sayesinde sızlayan sevgilerini örtmek, örtmek, örtmek istiyorsun. Görünmez olmak istiyorsun. Oysa senin gemin camdan sevgili... İşte güçlü balığın güçsüz balığı yokettiği kanlı denizin her tarafından seni görebiliyorum... Sadece ben değil dost düşman herkes uykuya daldığını görebiliyoruz buradan. Çünkü senin gemin camdan sevgili. Sıkıntından yediğin tırnaklarının kenarlarını... Korkulu bir rüya gördüğünde birden silkinişini... Yaralı sevgini korumak için aldığın onca kötücül karara rağman nasılsa hep masum kalan sayıklamalarını görüp duyuyorum buradan... Kaleni ve kalenin ardında sakladığın yaralı sevgini. Boşuna saklama sevgini. Senin gibiler hiç örtünemez sevgili... Seni bu kanlı deniz ve düşmanların da dostların da hemen tanır. Ya benzerini bulup gidersin buralardan. Ya da seni yokederler sevgili... Herkes gibi ve herşeyi bilerek yaşamaszın sen Senin gibiler örtünemez... Bu kanlı denizde senin gemin camdan sevgili. cezmi ersöz |
bu sözler benim için Rüyalarım birbirine karışıyor, İzlerini sürdürmek istesem de, Yaşadıklarımın üzerine, Dokunduğun an,anılar, Yaşanmışlıktaki cazibesini yitiriyor. O an ki parlaklığını, Gerçek dostluğu,samimiyeti. İnsanlar neden başaramıyorlar, Neden yalnızlığım çok kutsal, Kendini terk ederek yaşayan, Bir sürü insanlar çoğunlukta. Hayatım boyunca düşünüyorum, Aşkım ve sevgim hep ağır bastı, Sevgimi,aşkımı o denli, İfade ettim ki insanlara, Onları izledikçe koptum, Benden ayrılmayı düşünen, Aşkım dediğim kişinin, Şiddetle terk edişini gördüm, Bu kadar fazla görmek,duymak, İnanın içimi acıtıyor. Ona çare bulunamıyorsunuz. Hayatı kullanmayı başarabilir misiniz? Tadını çıkarabiliyor musunuz? En önemlisi kendin,kendiniz için, Ne olursa olsun, Keyifli yaşamak çok önemli, Kendin,kendiniz için yaşamak. Meyve veren ağaç taşlanır mış, Hiç umurumda da değil, Erinç görüşümde değil, Ruhumda,bilincinde olduğun, Her şeyin keyfini çıkarabilirsin, Bir su damlasını bile, Sürüklese rüzgar, Koskoca deniz küçülür, Gerçeklik asla inkar edilmez, Özgür bir su damlası, Özgürce güzel bir bakış, Hüzün deli dalgalarla gelse, Özgür hüzünlerin,mutluluğu, Taşımasıdır hep dileğim, Ve yaşam,yaşamaya deymeli... Sami ARLAN... |
HER ŞEYDE SEN VARSIN Bir karanfil, bir yâsemin, bir ıtır; Bir yaprak üstünde parlayan damla, Velhâsıl, her şiir seni anlatır. İçim burkulur da o eski gamla, Dudaklarım titrer, gözlerim dolar; Ruha kurşun gibi çöken akşamla. Sanırım ki bahçelerde sesin var, Mehtap yine senin için doğacak, Seni anlatacak bütün şarkılar... Halbuki sen bir köşede en uzak Hayâllere dalıp kalmışsın öyle, Gözlerini kaldır, gözlerime bak: Seni fazla sevmek günah mı söyle! ... Gültekin Samanoğlu |
Mahvetme Sevgileri Döneceksin arkana,geç olmuştur vakit, Bakacaksın resimlere,yok olmuştur sevgin, Dalacaksın hayallere,ağlayacaksın... Birgün sende sevdiğini anlayacaksın.. Taşacak öfken her söze,her lafa.. Başka kimse istemeyecek,yalnızlık kokacaksın. Dünü unutup hep ileriye, Pişmanlığın engel,bakamıyacaksın. Aşık olmayı basite vurduğun o an, Aşkı oyuncak sandığın o an, Gidiyorsun,farkında olmadığın bir boşluğa, Gidiyorsun,keşkelerin diyarına.. Aşk uğrar belki sana yine, Bari anla hatanı,hatanı anla Tekrar mahvetme, Kendini, Ve inanmadığın vakt-i zamanında, İnananların sevgilerini... Yusuf Önaç |
her an Gök çıldırmış Yagmur deli deli Kara bulutları aglatıyor Şimşekler çakıyor bir yandan Gece yldızlarını yitirmiş Elbistan derin uykuda Sen ve ben,uykuları unuttuk Gönlümde parçalanıyor hasretin İçimde volkan gibi yangının Sensizlik,dudagımda bir damla kan şimdi Gözlerim düşüyor hatıralarının üstüne Bakışlarım sende çakılı Çaresizlik,dalga dalga beynimde Özlemin dilimde Her an düşen iki kelime Yıgılıp kalmışım bir köşede Ne canımda can Nede yarına çıkacak bir hal Hücrelerime doluyorsun Nefes aldıgım HER AN..... bahadır özen |
Unutamadım Ağaç yaprakları, döker unutur Can canı mezara, koyar unutur Gece gündüz olmaz, küser unutur İstesemde seni, unutamadım Yapılan teselli, fayda sağlamaz Bulutlar döktüğü, yaşa ağlamaz Et Tırnaktan geçer, gönü dağlamaz Sevgin kalbi dağlar, unutamadım Çiçek dalda kalan, gülü kurutur Kuşlar yuvasında, yavru unutur Aşkın damarlarda, canı büyütür Ben bu ayrılığı, unutamadım Kuşlar unutulur, akşam dalında Mecnunlar yok oldu, aşkın yolunda Ben sana baglandım, sevgi kolunda Prangaya vurdun, unutamadım . Necati Keçeli |
GECELEYİN ÇİÇEKLER Geceleyin çiçekler daha bir güzel Ve serin elleri, sıcacık gözleri diye dur... Sana kim inanır ki, seni kim dinler, Senin bol ışıkta, senin gündüzleri Rahat göremediğini ne bilsinler, Ne bilsinler çiçekleri sevdiğini? O çiçekler ki geceleyin saksıda, Geceleyin çiçekler saksıda diri Karanfili, ortancası, yasemini. Geceleyin çiçekler daha bir cömert, Daha bir alımlı, daha bir kadınca diye dur... En utangaç çağda görülen düş gibi Geceleyin açılır sabahki gonca. Her şey el yordamıyla bilinemez ki. Yaprak yordamıyla, koku yordamıyla Uzanır geceye bir asma gül; eski Ve uzak bir dünyaya dökülmüş gibi. Gültekin Samanoğlu |
| Saat: 15:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık