![]() |
Hüznün Tasası Kaldı Tende alemi arzdan yükselen inleyişler çepeçevre kuşatırken fezadan yar uzandı yüzündeki esrik tebessümle otağıma bir çırpınış,bir haykırış kaldı naaşını taşıdığım tende çaresizliğin naaşı kaldı dört duvar içinde kaybolan mücrime gayrı bilmezlik diyarında adım kaldı, her lahza karalarla zihnimin dar ağacında mazim kaldı viraneye namzet atim kaldı avuclarımda gayrı yokluğun girdabına sarılmış bir sedam kaldı bir geday-fakr kaldı ürkek tende hafakanlara sargın gerçeğin hüznü mazinin kafesinde tükenen geleceğin hüznü hatıraları,çürümüş kalıntıları, yüreğimde perçinleşmeye yüz tutmuş çığlıkları kaldı delice söylenişlerim çocukça hıçkırıklarım korkunun pençesindeki inleyişlerim.kabuslarım kaldı bende birde geçmişin sisli yüzünde hüznün tasası kaldı tende gün bin yıllık zamanla çekilirken inceden titreyişlerle kaybolurken kızıllık burk bir yürek kana kana yes-i ümidi yudumladı boğuk-sessiz inleyişlerle pencerenin tartısına oturan hayatı büyük umutlarla dağlayan küçük bir çehrenin,keskinliğinde sessizliğin, kaybolan parıltısında nabzın, yorgun bakışları kaldı, sisli afakın tütmeyen bacasında delice söylenişlerim.çocukça hıçkırıklarım, korkunun pencesinde inleyişlerim,kabuslarım kaldı bende birde geleceğin sisli yüzünde hüznün tasası kaldı tende. |
O mutluluk şarkısını çalıyorum Müziğin eşsiz ritmiyle rüyaya dalıyorum Avucumda bir yaprak tutuyorum; sonbahardan kalma Rüzgar onu da uçuruyor benden uzaklara.. Hatıralarımı kıyıya vuran sular alıp götürüyor Peşinden koşuyorum, bilinçsizce Sular ruhumu serinletiyor Dalıyorum suların derinliklerine... Rüzgar beni de savuruyor hatıralarım gibi Savruluyorum; bilmediğim diyarlara Koşuyorum, hatıralar her an ardımda Unutmak istiyorum; Var gücümle kaçıyorum |
Güzelliğin için değil, çünkü ben seni hiç görmedim... Ellermi tutmanı değil, çünkü ben sana hiç dokunmadım... Gözlerine bakmayı değil, çünkü ben onlara hiç dalmadım... Ben senin beni sevmeni sevdim... Yüreğinde bana yer vermeni sevdim Benimle konuşurken, sesini nefesini sevdim Ağladığımda uzaktan tesellilerini sevdim Benim seni sevmemi sevdim... Sessizlikte kalp atışlarını sevdim Damarlarımda kan yerine dolaşmanı sevdim Düşlerde benim olmanı, senin olmamı sevdim... Gönülden sana bağlandığımı sevdim Gündüz ışığım, Gece karanlığım olmanı sevdim Alınyazım, Kaderim, Herşeyim olmanı sevdim Gözyaşım, Kederim, Hüznüm olmanı sevdim Tebessümlerimin, Gülmelerimin, Mutluluğumun sebebi olmanı sevdim Söylediğin sözleri değil, Onları bana söylemeni sevdim.... Ben başlıbaşına seni SEN olduğun için sevdim... Benliğini, Duygularını, Hislerini sevdim Ve... Bu tarifsizliği, sevgime kelime bulamadığımı sevdim... SENİ SEVDİM |
Çal Be Telefon Her an,elim ahizeye uzanır, Ararsın diye beni... İki kulağım dört olur, Bekler telefon zilini. Dilimden düşer,içimden geçirdiğim; Çal be telefon !.. Ay ışığında yazdım bunları, Hani,"mehtap" derler ya. Yıldız dolu gökyüzün varsa, Ölüm dokunmaz sevdana... Uzansan tutacaksın gibi, Ayağının altında Ankara 'nın ışıkları... Uzandım yıldızlara,tutamadım, Ay ışığında yazdım bunları; Ağladım... Ankesörlü telefon yanı başımda, Seni düşünüyorum, Arar belki diyorum... Hadi, Çıldıracağım; Çal be telefon !.. Seni duymak, Ateş etti,gülisatan yüreğimi... Sesini dymak, Bana ne kazandırır ki ?!. Sen uzaksın bana, Yüreğin uzak; Telefonun başında ne bekliyorum ki... Bilmiyorum... Ya telefon çalarsa, Bir kez daha kıracaksın kalbimi belki, Olsun, Sesini duyayım, İyi olduğunu bileyim yeter ki... Herşeyi göze aldım, Yüreğim çatlayacak; Çal be telefon !.. Yıllarca, Evet yıllarca yere çaldım içimi; Ölmedi sevgim, Öldüremedim içimdeki seni ! Ümidimi çoktan gömdüm de mezara, Aşkından kırtulmadı yüreğim... Hayal bu; "gözlerinde gözlerim, ellerinde ellerim" Hep aynı düşteyim yıllardır... Bırak bu aşkı ne olur, Sevgili içim !.. Kulakların çınlasın canım; An beni... Sesini duymak istiyorum; Ara beni... Sevgi adına,sevgi adına, Çal be telefon !.. Bu şarkı çalmasa uzaktan, Vurmasa kulağıma, Belki de seni,anmayacaktım... Gecenin bu saatinde, Mehtap,yıldızlar varken, Gözyaşları içinde, Olmayacaktım... Bu şarkıyı, Birlikte Dinlemiş olmasaydık, Ağlamayacaktım... Hatlar bozuk olmasın, Dua bu... Belki beni ararsın, Yıkma umudumu; Çal be telefon !.. Zil çalıyor, Telefon başkasına... Yıllardır bekliyorum, Bir kez de benim için Çal be telefon !.. |
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal Ufku seyredeceksin saatlerce Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü Sonra hayalim gelecek karşına Bir Şiirimi mırıldanacaksın Hıçkıracaksın..! Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin Kafan gibi kaleminde işlemeyecek Unutmak isteyeceksin her şeyi Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi Kıvranacaksın.! Necip Fazıl Kısakürek |
Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber. Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak. Önce inanmadım. Sonra kudurdu, kudurdu. Başım döndü, bağırdım... "Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun. Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin. Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini. Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni. Süzülen damlaların sıcaklığında, Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni. Terasda içilen bir bardak çayda ya da bir bardak birada unuttun. Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun. Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında, O ıssız kalabalıkda unuttun kendini. Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni. Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi. Bir daha birlikde çıkamayacağımız Yeniköydeki çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi. Adını bir türlü koyamadığın gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun. Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi. Sen giderken bitanem, SENİ BENDE UNUTTUN !!!." |
bembeyaz dunyada sensiz.. bembeyaz dunyada seninle yasamak varken uzakta durmak gucume gidiyor senin sevgini seninle paylasmak varken seni sensiz yasamak zoruma gidiyor.... hani insan aglamak ister gozlerinden yas gelmez hani gulmek ister yurekten gulmez.. hani birini bekler ve o hic gelmez ozaman olmek ister ama.. eceli gelmezz....! |
Çalınan Günler Berim yerim burası değil istemiyorum artık Ne seni ne senin gibileri Aşkı tatmaktı tüm istediğim Bir yudum sonrası zehir oldu Ne sevdin dersin nede sen seversin Halbuki ilk günler deli oluyorduk birbirimize O kadar alışmıştım ki sana yaşadığım çevreyi unutuverdim Balıklarıma bile bakmaz oldum Şekeri bitmiş ağlayan çocuk gibiyim Mutsuzum Üzüntüm sana değil çaldığın günlere |
Girdaptaki İnsan Girdaba düşen çiçek gibidir insan, Doğduğu an. Girdabın çiçeği çektiği gibi, Zaman da çeker içeri. Girdaptaki çiçek gibidir insan, Alnında yazgısı. Başlar girdabın döngüsü. Zaman ölüme çeker, Akıntı girdaba. İnsan ölüme gebe. Nehirdeki girdaba bakın. Hem çiçek var, hem tomurcuk. Ölüme bakın. Herkese yakın, Ha büyük, ha çocuk. Çocuğun dileğini götürür ölüm. Tomurcuğun çiçeğini götürür ölüm. Girdaba düştüğünde, Yankılar kıyıda kalır. Azrail geldiğinde, Şarkılar yarıda kalır. Azrail, görevli yalnızca. Girdap, çeker acımasızca. Zaman kaçınılmaz gerçek, Gelip geçecek. Bize düşen sabretmek, İsyana düşmemek. Akıntı, alıp götürür girdaba. İsyan, müstahak eder azaba. |
Neden Sevdİm Senİ Çünkü kendi yaşam yolculuğun için Ne varsa gönlünce değerli olan Gökkuşağı gibi saydam ve yalın Yüreğini yüreğinle bana yansıttın. Çünkü yolu senin yoluna karşıt Nice ayrı dünyaların insanlarını Anladın yıllardır sevecenlikle Hepsine de dost elini uzattın Çünkü umutları da hüzünleri de Ne güzeldi seninle başbaşa yudumlamak Yaramaz çocuklar gibi kıvancımı da Acılarımı da sevgiyle paylaştın Çünkü seviyorsun sen öz varlığını Tüm ruhunla önemsiyorsun kendini Her uzatışında sevgiyle ellerini Kalplerimizin sıcaklığına alıştın Çünkü doğal akışında yaşamın Barış adına dirlik düzenlik içinde Özenle, sevginle, yüce gönlünce Yeni dünyalar yaratmaya çalıştın Çünkü sen insanca onurunla varsın Gözyaşımı sildin saf duygularınla Sevda türküleri gibi rengarenk Açtın bana, benliğime karıştın İşte ben bütün bunlar için sevdim seni Ölünceye kadar da seveceğim seni |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık