![]() |
ve...bir daha söyle Sevgi mi istiyorsun Kolay Anlat gönlüne Ben sevgi istiyorum Emir ver gözlerine Ben sevgi istiyorum Kazı belleğine Ben sevgi istiyorum İlle de sevgi diyorsan Benliğine dön iste Sana itaat edecektir Ve… bir daha söyle hepsine Ben sevgi istiyorum… haluk kalkay |
Armağan.Ben ve Kuşlar... Tanıdık bir deniz aramızdaki tuz, öfke, yağmur ve ateş Fırtına yüklü gemilerin gidip gidip geldiği Mor kanatlı kuş o, aramızdaki Omuz başımızda durmadan öten Bir kanadı aykırı mavilerde uçurum Bir kanadı uçuk düşler ülkesi Git işine Armağan şiir yazdırma bana Girme bir bıçak gibi en kalabalık yerlerimde kanayan yalnızlığıma ... -II- Gündür, ağır çeker yaşamak bile Kirpiğinden ateş damlar tutamam İçin tuzlarda yıkar birikenleri Hayatın kıyısı bu, bilirim bırakamam Bak yine o ıslak kuş Çığlıklara vurmuş yokuşlarını Hangi yanı sustuğunun kapımı çalan bu kış Konuştuğun, ölümün hangi serseri yanı Yapma be Armağan En aptal yalnızlık ölüm olmalı Öyle durduğu yerde eskimemeli keder Çiçek gibi çiçekler açmalı içimizde ipek gibi yağmurlar Aşk gibi aşklar, yaşayan ve yaşanacak olan İşimiz kolay değil Armağan -III- Direnmek bu, unutmamak azalmamak kendine ve insana Paslı sürgü, demir kapı ve ısırgan otları arasında Sığınmadan tenhalığa çoğalmaktır ağlamak bile belki Ama senden olana -IV- Yeniyetme ürkülerdi cop yemek, sakat kalmak Çocuk doğuramamak Korkmazdık konudan komşudan dul kadın olmaktan Şaşırma ve acı çekme ne olur Anneni düşün, ya da benim annemi Toprağın ve karın sessizliğini ve hâlâ ekin demetlerini Doksan dokuzluk tespih sabrıyla çeken Kırk olmadan yetmişini gösteren kadın çizgilerini -V- Kırgınsın biliyorum öfkelisin, En çok da karanlığa karışan çoban yıldızlarına Kopan kıyamet değil ki canım, bilirsin o şarkıyı “Denizler durulmaz dalgalanmadan” Yaralarım inançlarımdan değil Gemisi kolayca yara alandan Bana düşlerden söz etme Armağan Bu gece uyuyamam -VI- Ne çok yıl be Armağan Ne çok kırımsa Her yenilgi bedenimize vurulan zincir Beynimizde kırılan halka acılar İki uçurum arası büyüyen çiçek ve sevinç Gece yarısı birlikte pişirilen kurufasulye tadı Zaman zaman kıyılar düşse de intihara Borçlar ve alacaklar hâlâ eşit hayata Bir tek şuna şaşıyorum Hayatımız neden bu kadar kısa? -VII- Belki de kesişen sonsuz erimli iki aykırı çizgi Belki çok daha derin bir düşün izi o aşina deniz aramızdaki Tuz, fırtına, yangın ve kavga ve o bitmeyen sevda Üstelik bunca gece varken daha sabaha Bin direkli gemilerin gidip gidip geldiği -VIII- Keşke sana al kanatlı kuşlarla Kehribar ve ipek yüklü atlastan uçuşlarla gelebilseydim Keşke sana bilmediğin sevinçler Gül iklimi erinçler verebilseydim Getirdiğim sadece bu kır çiçeği ıslak kanatlarımla iyi sakla -IX- Canım Bu gece unut yalnızlığını Beynimizin en eski yalanını Haklısın bu saatlerde gece bizden kocaman Ama söz sabahın ilk ışıklarından Çiçekli bir şal dokuyacağım sana Hadi Sokulup yüreğimin kuytularına Uyu şimdi usulca... Ayten Mutlu... |
ELLERİNİZE VE YALANA DAİR Bütün taşlar gibi vekarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz. Bu dünya öküzün boynuzunda değil, bu dünya ellerinizin üstünde duruyor. Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan. İnsanlar, ah, benim insanlarım, hele Asya'dakiler, Afrika'dakiler, Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik adaları ve benim memleketlilerim, yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu, elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız, elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz. İnsanlarım, ah, benim insanlarım, Avrupalım, Amerikalım benim, uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi, ellerin gibi tez kandırılır, kolay atlatılırsın... İnsanlarım, ah, benim insanlarım, antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler, kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, söz yalan söylüyorsa, renk yalan söylüyorsa, ses yalan söylüyorsa, ellerinizden geçinen ve ellerinizden başka her şey herkes yalan söylüyorsa, elleriniz balçık gibi itaatli, elleriniz karanlık gibi kör, elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir. Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız bu ölümlü, bu yaşanası dünyada bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir NAZIM HİKMET'TEN:) |
Arar Oldum Genç yaşımda girmiştim bu karanlık yollara Bir kaç yılın içinde dünümü arattılar! Karanlıklar içinde gözüm dalarken yola Dört duvarın dibinde önümü arattılar! Dönüp baktım maziye halime gülüyordum Düşünüp o günleri deli miydim diyordum Yollar kapanmış artık çıkmazda gidiyordum Şaşırınca yolumu yönümü arattılar! Nefsine yenilince dost görünen zalimler Gözyaşıma ağladı yarınımdaki dünler Gönlümdeki feryadım mısralarımda inler Aklıma düştüğü an günümü arattılar! Günümü arattılar. |
Kağşamış, yıkılırdı ahşap duyarlık Kollar japon, etek jüpon kabarık Esas çocuk, ince bıyık, haller Halivut Cumbalar, rumbalar, işler karışık Demir abim, beton ablam, cephe mozaik Kim ne bilsin, cicozu yutulmuş mu hiç? Sarayburnu, Büyük Sünnet (şehzade miyiz?) Cümle yoksul İstanbul, Parkta taşınmış Yaz günleri, mehtaplar, kürek şıpırtıları Sahi, fotoğraflarda diri miyiz biz? Vapurlar, tramvaylar, yitirdiğimiz giz aslında kimlik: hem kadim, her arkaik. Coşkun Yerli |
Gitme Burada Kal bir başka gülüş var dudağında. söyledikleri belli. söyledikleri,söylemese de belli. "gitme,burada kal"diyor.. gözleriyle konuşuyor, anlamamak mümkün değil.. gözlerinin anlattıkları anlatılır gibi değil! "ne güzel gözlerin var"desem diyorum.. söylemeye meydan kalmıyor; "gitme,burada kal"diyor.. söylemeye de,dinlemeye de alışkın bir hali var. alışık değilim ya bunlara, bu hali beni deli ediyor.. gülmenin doruğunu yaşıyorum onunla! bir şeyler oluşuyor, bakışlarımız buluşuyor.. her bakış bir dokunuş oluyor, dokunuşun izi yanaklarımda;rengi kırmızı.. anlaşılmak ne güzel! verdiğim herşeyi alıyor.. aldığı her şey gözlerinde;adı mutluluk.. sevgi dolu ,sevda dolu bir sesi var.. kulaklarım sesinin peşinde, sesi içimde,yüreğimde.. ve o tekrar ,tekrar; "gitme,burada kal" diyor.. ese®tunay |
seni bana ekledim Kendimden çaldım... Sana ekledim herşeyimi! ! ! Kendimden çıkardım... Sana getirdim herşeyimi! ! ! ... Bir zamanlama hatası..., Bir kaza sırası... Bir hız hatası... Kaza sonrası yine 1 ölü-2 yaralı... Kendimden çaldım... Sana ekledim... Yetmedi... Yetmezdim! ! ! ... Zamanlama hatası... Yine bir kaza! .. Yine camdan çıkan ben! ! ! ... Yine ölü...ben! ... Kendimden çalma sınırımı aştım! Hız hatası! ! ! ... Alkollüydüm... Çarptım! ! ! ... Suç benim! ! ! KAza benim! ! ! ! ! ! Aşk da benim! ! ! ! ! ! ! Sen sadece yoldan geçen bir yaralı! ! ! ... Ölüyüm ben... Akıllanmış bir ölü! ... Ya sen canım! ? ? ? Sen bu yaranla nereye kadar gidebileceksin! ? ? ? ... Hoşkal... Güzel kal... Suç benim.... İtiraf ediyorum ben! ! ! ... Suç benim! ! ! ... Mutlu kal sen... Sen sadece mutlu kal... Sar yaralarını... Ben anlamasam da seni dinlerken... Bir zamanlama hatası... Ben çarptım... Çarptım işte! ! ! ... Haydi güzel kal küçük sewgilim! ! ! ... HAydi güzel rüyalara dal! ... Ben seni sewdim... Senden kalanları da kendime ekleyip gideceğim... Senimi bana ekledim... Hep seweceğim... aşkın egeli |
aşk uzakta hey sana sesleniyorum deliler gibi sevdiğim, kır gönlünün zincirini yaklaş bana. söz oldu dudağında, nâmeler oldu kulağımda. ama bak yine yoksun yanımda. ıslak kumlara yazdım adını, deniz de ise yakamozlar yazdı aşkımızı. dağlar ses verdi yankılandı duymadın mı sevgimi. oysa saatlerce bağırdım seni seviyorum diye. rüzgarlar bile iç çekti ağaçların arasında, fırtınalarla. gök kubbe delindi yağmurlar gözlerimde, yaşlarla. söyle sevdiğim, yine mi duymadın tabiat ayaklandı sen uyumakta. bir uğultu geldi kulağıma, aşk sana çok uzakta. ne yapabilirim peşinden koşmam mı gerek bu hayatta. aşk uzakta sen uzaksın bana. ben de kalırım yalnızlığımla. menekşe gülay |
Ararım Seni Akşam erken çöker yalnızlığıma Sokak sokak gezer ararım seni Hasretin gönlümün yangınlarında Alev alev yanar ararım seni Gözyaşlarım kurur yanaklarımda Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda Sigaram sabahlar parmaklarımda Nefes nefes çeker ararım seni Gölgen düşer sanki hep yollarıma Adım adım yürür izlerim seni Bir çılgın özleyiş girer kanıma Yudum yudum içer ararım seni... |
DEPRESYONDAYIM Elde ne var kuş çoktan uçup gitti uzaklara Bilmem bir daha geri dönüp gelirmi buralara Çoktan mevsim hazan olmuş kar düşmüş dallara İhanetin alası var bir şeyler oldu zamanı sevdalara İster istemez hal harap olmuş gelmiyor ki dolmuş Vay benim memleketim meyerse çok şeyler olmuş Atı alan çoktan sınırı geçmiş yaya ise çoktan yorulmuş Kulağı duymayan gözü şaşı beş bakan şahıs ise buyurmuş! Beni sormayın Allah aşkına inan inanma depresyondayım Adım interpolde aranmakta vesikalık resimle elli milyondayım Tabipler tablet veriyor bilin ki ben çok derin uykulardayım Yanıyor içim dumansız ateş küllerim soğumaz alevlerdeyim Batıdan doğuya güneşi kim doğurur memleket için Bu zulüm çalıp çırpma bitsin artık söyleyin niçin Boş konuşma hep peynir gemisi yürümez bunlardan geçin Kapıları sonuna kadar özgürlük için bırakın inadı açın SENER KAYA |
| Saat: 15:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık