MsXLabs
Sayfa 4 / 71

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Kahve Molası (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/)
-   -   Asla Bitmeyen Konu (https://www.msxlabs.org/forum/kahve-molasi/11-asla-bitmeyen-konu.html)

Misafir 9 Mayıs 2006 13:06

Bil ki artık seni sevmiyorum,
Sana dair ne varsa
silip attım kalbimden
önce eskiyen yüzünü,
sonra dokundukça
titreyen ellerini,
sonra tek tek senle
oldugum günleri
çıkarıp attım,
arınmış bir sensizlikleyim artık.
ve rahatım,
huzur doluyum.
Artık ne kaprislerin,
ne anlamsız nazların
ne de yaramazlıkların var.
sade bir ben'im hayatımda,
sana dair ne varsa
kırpmadan gözümü
ve fikrimden caymadan
sildim.
sildim..


Misafir 10 Mayıs 2006 17:40

Erkekleri anlamak için...Hamamböcegini takip edeceksin ! Hamamböcegi hizla bir istikamete dogru yol alirken, hiçbir engelle karsilasmamasina ragmen aniden durup bambaska bir yöne dogru kosmaya baslar.Bunun nedenini çözdün mü erkekleri de anladin demektir...


Misafir 11 Mayıs 2006 14:27

Ellerim dokunmak istese de ellerine.. Gözlerim görmek istese de gözlerini.. Kulaklarım duymak istese sesini.. Artık yoksun yanımda..

Hayallerimde kaldın sadece.. Bir anı, küçük bir parça.. Mutluluklarım bol olduğu hüzünlerin olmadığı, küçük ve anlamlı.. Yaşamımın en güzel hediyesi.. Artık yoksun yanımda..

Kim bilir olsaydın ne olurdu? Düşünmek istemiyorum artık bunları.. Yorgunum bitkinim. Çünkü artık yoksun yanımda..
Gözlerime mil çekiyorum.. Düşüncelerime de.. Tıpkı senin ismimin üzerine çektiğin gibi.. Artık seni düşünmeyeceğim.. Yemin ettim.. Artık yoksun hayatımda...


GusinapsE 13 Mayıs 2006 03:16

Hayat
 
Hayat, kimi zaman aşılması zor, sarp bir kayalık,
Kimi zamansa insanları yutmaya hazır derin bir bataklık,

Mutluluklar gecenin rengini çalmış, karanlık
Çoğul düşünmek çıkarılmış kalplerden,
yok olup gitmiş insanlık,

Savaşmak çözüm olarak gösterilmiş bütün anlaşmazlıklara,
Sevgi, yenik düşmüş paranın vaat ettiği sahte mutluluklara,

Her seferinde kandırıldığımızı bilsekte, yine de umut diye sarılmışız yalanlara,
Doğruları hapsetmişiz bitmek tükenmek bilmeyen sonsuz yalnızlıklara...


srwhite 22 Mayıs 2006 17:24

asla bitmeyenlerden..

Ey Türk Kadını ! Birinci Vazifen Bulaşık, Çamaşır Yıkamak Ve Kocana Sahip Çıkmaktır. Mevcudiyetinin Ve İstikbalinin Yegane Temeli Budur. Kocan En Kıymetli Hazinendir. Seni Bu Hazineden Mahrum Etmek İsteyecek Kaynanan, Kaynatan Ve Görümcelerin Olabilir. Bir gün Evliliğini Kurtarmak Mecburiyetine Düşersen Vazifeye Atılmak İçin Bulaşık Ve Çamaşırı Düşünmeyeceksin. Bu Durum Elektriğin Ve Suyun Kesildiği Anda Ortaya Çıkabilir. Evliliğe Tecavüz Etmek İsteyen Kaynanan, Kaynatan Ve Görümcelerin Hayatta Emsali Görülmemiş Bir Galibiyetin Mümessili Olabilirler. Kılıbık Kocan Zor Bir İhtimal De Olsa Başka Kadınlara Göz Dikmiş Olabilir. Aileniz Fakru Zaruret İçinde Harap Ve Bitap Düşmüş Olabilir. Ey Asil Türk Kadını! İste Bu Ahval Ve Şerait İçinde Dahi Vazifen Yuvanı Kurtarmaktır.Anne Kuzusu Olan Kocanı Adam Etmek Senin Elindedir. İhtiyaç Duyduğun Merdane Dolabın Sol Üst Kösesinde Saklıdır
:D :P


Misafir 22 Mayıs 2006 20:57

Maviyi tanıdım renklerin içinde.Masallarımın rengini Mavi yaptım. Ve seni tanıdığımda Mavi'ye boyandı dünyam, aşk Mavi'ye boyandı. Sana Mavi'm dedim, çocukken dinlediğim masallara inanıp, Mavi'den bir masal yazdım bize...


Misafir 22 Mayıs 2006 21:00

Kimin dost, kimin yahudi olduğunu anlamak istersen arada başını belaya sok.. Anlarsın..


Misafir 25 Mayıs 2006 10:43

Sefada değil............C E F A D A...
90 dakika değil......Ö M Ü R B O Y U..
Şampiyonken değil.....H A S R E T K E N...
Görüntüde değil......... Ö L Ü M Ü N E...

FENERBAHCELİYİZZZZZZ ;)


Misafir 25 Mayıs 2006 18:53

ihanetinin açtığı yaram kapanmıyor...
kaç hecede tükenirsin sen?
kaç gece de tüketilirsin!?
her hücreme bulaşıyor şimdi kanın.....
sırtımdaki sıcaklık geçmek bilmiyor...
"İHANET"inin açtığı yaram kapanmak bilmiyor....!
susuyorum...
şimdi başımı alıp gitme waktidir.....
sakın dokunma!


Misafir 26 Mayıs 2006 06:43

Alıntı:

ThinkerBeLL adlı kullanıcıdan alıntı
Kimin dost, kimin yahudi olduğunu anlamak istersen arada başını belaya sok.. Anlarsın..


BANA ARKADAŞINI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM
( ATA SÖZÜ )


Pollyanna 26 Mayıs 2006 08:40



Misafir 26 Mayıs 2006 12:03

Yaşam İçin 13 Satır
 
1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni
ağlatmaz.

3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.

4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.

6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.

7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.

8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.

10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.

12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.

13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.

"YAŞANAN HERŞEYİN BİR SEBEBİ VARDIR"


Misafir 27 Mayıs 2006 04:49

Yokluğuna sarılıyorum,boşluklarla avunuyorum sanki...Kalmak çok mu zordu?
Nedennnn!!!!!Nedennnnnnnnn!!!!!!!!!
Dönme deyiveresim geliyor ama korkuyorum.Ya dönmezsen?
Gitmelerine rağmen gel...
Yaşam kırıntılarımız kalsın bende her kaçışında,her çekip gidişinde...Sensizliğim benim...Sensizlik
Sensiz...Bomboş gibiyim...


Pollyanna 28 Mayıs 2006 01:34



srwhite 28 Mayıs 2006 14:11

Gülümseyinn Lütfenn....:)

1-Parasal değeri yoktur,fakat çok şey yaratır.

2-Vereni fakirleştirmez,alanı zenginleştirir.

3-Bir an sürer,fakat bazan anısı sonsuza kadar canlı kalır.

4-Hiç kimse onsuz yaşayabilecek kadar zengin değildir.yararları ise en yoksulu bile zenginleştirir ,
Evde mutluluk yaratır,işte iyi niyete teşvik eder ve dostluğun en iyi simgesidir.

5-Yorgunluğu giderir,umutsuzluğa ışık tutar,üzgünü aydınlatır ve sorunlar için doğanın yarattığı en iyi panzehirdir.

6-Fakat aynı zamanda ne alınır,ne dilenilir,ne ödünç istenir ne de çalınır.Çünkü öyle birşeydir ki gönülden verilmediği sürece kimseye yararı yoktur.

7-İnsanlar gülümseyemeyecek kadar yorgun ve bezgin olduklarında ,siz onlara gülümseyebilirmisiniz lütfen? Çünkü hiç kimsenin gülümseyemeyecek durumda olanlar kadar gülümsemeye ihtiyacı olamaz.

Herkese gülümseten günlerrrr dilerimm...


Misafir 28 Mayıs 2006 14:59

Akreple kurbağanın öyküsünü bilir misiniz ?
Karşı kıyıya geçmesine yardım eden kurbağaya akrep, bu iyiliğini onu sokarak öder.. Ölmeden önce kurbağa akrebe bunu neden yaptığını sorar. Akrep cevaplar :
- Bu, benim doğamda var..


Misafir 1 Haziran 2006 12:26

*~*Unuturum Diyorsun, Unutaßilecekmisin..?
*~*ßen Senden ßir Parcayim, Ataßilecekmisin...?
*~*Hadi Kopar Parmagini, Kiyaßilecekmisin...?
*~*ßen Senin Parmagindan Akan Kan Degil,
geriye Kalan Aciyim, Dayanaßilecekmisin...?


srwhite 2 Haziran 2006 19:24

YOK
Kaç,kaç benden kaç
açılmaz sandığın kapıyı yavaşça açtın,
bilmiyorsun ki
sen taa içimdeki
keskin birşeyleri yerinden oynattın
sesimi duyma
bu rüzgarlara karışmam
diyeceksen
eğer
hiç adımı duyma
hayatı acı tatlı içmeyeceksen

koş git burdan
kaç git burdan

şimdi, asla hiç adımı sormam
yoksam ben yoksam sende
yalnızlığa yerini sormam
hiç yoksam hiç olmadıysam
ağlamam, ağlamıycam!
kurtaramamış kimse kimseyi
yüzümü tutup kaldıran elin
o kadar güzel, o kadar arsız
sen senin, adın ellerin, gözlerin
ne oldu tatlım
içimdeki karanlığı yeniden kararttın

sesimi duyma
bu rüzgarla karışmam diyeceksen
eğer
hiç tadını duyma, hayatın
acı tatlı içmeyeceksen eğer

koş git burdan
kaç git burdan

şimdi, asla hiç adımı sormam
yoksam ben yoksam sende
yalnızlığa yerini sormam
hiç yoksam hiç olmadıysam
ağlamam, ağlamıycam!
VEGA


GusinapsE 4 Haziran 2006 15:27



Düşünüpte baktım maziye, Acılar yüklemişim hep sineye,

Kimi düşünüp kime ağladım anlayamadım.



YazYağmurları insanın içindeki acıları yıkarmı..

(ci) Yak Bir sigara sende düşlerin içinde pembe
yak bir sigara sende dumanı ruhun olsun (ci)




Misafir 4 Haziran 2006 19:50

Köpekler için üzüLmeye değmez.. Köpekler burunlarının ucunda bile olsa renk körü oldukları için gökkusağının o güzel renklerini göremezler..Bizde zamanında bir köpeğe gökkuşağının renklerini gördüğümüzü anlatmaya calıstık ama hiç bir köpeği inandıramadık..


GusinapsE 4 Haziran 2006 20:02

Alıntı:

Noranynn adlı kullanıcıdan alıntı
Köpekler için üzüLmeye değmez.. Köpekler burunlarının ucunda bile olsa renk körü oldukları için gökkusağının o güzel renklerini göremezler..Bizde zamanında bir köpeğe gökkuşağının renklerini gördüğümüzü anlatmaya calıstık ama hiç bir köpeği inandıramadık..




Ben bunu devamını biliyorum Dumansız sigaranın köpüksüz biranın sensiz ben bu hayatın .. Diye Gidiyo falan filann GÜzel şarkı behhh :msn_party :msn_party


Misafir 9 Haziran 2006 17:22

Git..
Hayır! bu defa vedalaşmak yok
Zaten bu vedaların sonu yok.
Al hatıraları yanına paşa paşa git...
Ayrılıklar kavuşmalara gebeymiş
İstemem Kalsın...
Ayrılıkları da kavuşmaları da tak peşine
Çek Git..

Okyanus ;)


Misafir 10 Haziran 2006 18:32



Misafir 10 Haziran 2006 19:24

Ahlak insani 1 kaygıdır.. Ardında yatan hiç 1 otorite yoktur..

Einstein


Misafir 11 Haziran 2006 17:08



Misafir 12 Haziran 2006 23:00



Reaper 12 Haziran 2006 23:42

İnsan hep daha fazlasını ister...daha fazlasını...
Fazlasını veririsin...Bu sefer onun da fazlasını ister...Sonra bir gün bi bakar ki...meğer bunların hiçbiri bir işe yaramıyomuş...Tüm biriktirdikleri bu dünyada kalıyomuş...Ötelerde insan maldan mülkten hesaba çekilmiyormuş...


Misafir 15 Haziran 2006 17:10

Yaşadığım en büyük mutluluk,çektiğim en büyük acısın....


Misafir 15 Haziran 2006 17:37

Bildiri :

Şoven dünyadan Cins-i Latif camiaya;

" 2006 Dünya Kupası nedeniyle 1 ay kapalıyız.."


kompetankedi 15 Haziran 2006 17:54

"Bildiğim bir şey varsa oda hiç bişi bilmediğimdir" bu laf bana ait değildir.


Misafir 16 Haziran 2006 23:34

Uçak..
 
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık;
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...


Pollyanna 20 Haziran 2006 11:02

AŞK İLE İLGİLİ MÜKEMMEL TAVSİYELER


Bu Yalnız olanlara;

Aşk bir kelebek gibidir. peşinden koştukça hep senden kaçar.
En iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir...
Aşk mutlu eder, bazen de üzer...
Ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer.



Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere;

Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir.
Sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir.
Ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir.




Bu sevgilisi olanlara;

Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir.
Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır
.



Bu çapkın olanlara;

Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.
İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme.
Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.
Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme.
Çünkü birine verebileceğin en büyük acı,
Aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir
.


Bu evli olanlara;

Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir.
"neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.
"nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.
Ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...



Bu evlenmek için gün sayanlara;

Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu,
birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.


Bu kalbi kırık olanlara;

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.
Ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.



Bu aşık olmaktan korkanlara;

Aşka düş ama tökezleme. anla ama bekleme. paylaş ama isteme.
Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...




Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere;

Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..


Ve bu da dönmeyecek birini hala bekleyenlere;

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.
Ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.
Senin aşkını şu gün hak etmeyen,
Bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir...
Bırak, Gitsin...


Misafir 25 Haziran 2006 18:43



Misafir 26 Haziran 2006 19:54

Dostlugu klavyelerinde, yaşami monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş daha etkilidir ki sicacik bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir agaç gölgesinde uyumanin keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz
dalgalarin sahille buluşmasini?... Içinizi isitan gün işigini gönderebilir misiniz maille arkadaşlariniza? Sevgiyi tuşlarla mi yazarsiniz? Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?... Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman? Dogayi bilgisayarlarina döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanin tomurcuklandigini. Ve islak toprak kokusu var midir dosyalariniz arasinda ?...


Misafir 28 Haziran 2006 20:16

MaL beyanım..

1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2-Gökyüzünde bi bulut
3-Bitlis'te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp
sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu'da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapağı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri İngilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane boş naylon poşet
20-Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22-Uç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-İki büyük taş kütlesi
25-Bir adet ağaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi Marmara denizi
29-Cama yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32-Nakit 15 lira
33-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür


nobody34 1 Temmuz 2006 19:12

internetten tanışarak evlenecek erkeklere ders gibi hürriyet gazetesinde güzen abladan bir haber (allah bizi bu bayanlardan korusun)

Hiç böyle bir tecavüz davası duydunuz mu?


Mektubu ilk okuduğumda aklıma hemen bizim Pazar ekimizin Delil Avcısı; Sevgili Sevil Atasoy geldi.

Tam onluk bir öykü bu diye düşündüm. Belki burada bir cinayet yok ama, bir adamın komplolarla usul usul yok edilişi var. Giderek, bana gelen bu tür mektupları aklım hiç almıyor. İki kadın arasındaki danışıklı dövüşün kurbanı olmuş bu genç adam. Belki de, ikisi birlikte planlarını, adamı internette tanıdıklarıanda yapmışlar... Onu soymak için; kim bilir?

Öncelikle sorunumun burada çözümlenemeyeceğini bile bile ilk kez köşenize yazıyorum. Ben üniversite mezunu, mastırını yapmış, orta halli bir ailenin bir ferdiyim. Benim anlatacaklarım hem toplumun kanayan bir yarası, hem de adaletin nasıl işlediği ya da işlemediği yönünde bir örnek...

Bundan 6 yıl önce bir hanımla internette tanışarak arkadaşlık kurdum ve kısa bir sürede de evlendim.

Bu hanımın bana anlattığı hayatıyla gerçekler arasında müthiş bir çelişki gördüğümden, kendisinden boşandım. Sadece 5 ay evli kalmıştık! Boşanmış olmama rağmen yaklaşık 5 yıldır da kurtulamıyorum kendisinden.

Ayrıldıktan sonra Tekirdağ’a yerleştim. Çalışmaya ve yeni bir hayat kurmaya başlamıştım ki, burada da beni rahat bırakmadı. Çevredekiherkese karım olarak tanıttıkendisini.

Onu reddetmeye başladıktan sonra da benim hakkımda asılsız suç duyurularında bulundu. Bu nasıl bir şeyse, benim için savcılığa verdiği dilekçe sayısı 20’yi buluyor.

ALEYHİME 15 DAVA

Ve her nasılsa ilgili savcılıklar hiçbir fiziksel delil olmamasına karşılık bu kadın lehine tarafıma 15’e yakın dava açtılar. İkisi tecavüz davası.

Sözde ben bir gün saat 10 sularında bu hanımın oturduğu apartmanın merdivenlerinden inerken, 2 kat aşağıdaki, kendisinin mal sahibi olduğu, kuaförün kalfası tarafından görülüyorum. Daha sonra apartmandan çıkarken de, bir hemşire arkadaşı tarafından görülüyorum. Kalfa mahkemede: "Ben apartmanda hanımın karşı komşusuyum. 2. katta oturuyoruz" diyor. Oysa bu adam ne o apartmanda oturuyor, ne de hanım 2. katta. Belli ki ezberletmişler ama unutmuş.

Yukarıdan gürültüler geliyormuş, apartmanın boşluğundan bakınca beni gördüğünü anlatıyor (ki bu arada apartmanın boşluğu yok. Eski tip bir bina, tarihi bir asansör geçiyor apartman boşluğundan). Kadın koşarak kuaföre gelip, benim ona tecavüz ettiğimi yanında çalıştırdığı kuaför kalfasına anlatıyor. Ama kimse polisi aramıyor. Ya da hanımı hastaneye götürmüyor.

Bu arada diğer yalancı tanık hemşire de beni apartmandan çıkarken gördüğünü, tecavüze uğradığını anlatan arkadaşına "sen duşa gir, rahatlarsın" dediğini söylüyor. O da polise ya da hastaneye haber vermiyor.

Bu arada, Alman hastanesi ve Taksim İlkyardım, çok yakın.

Ama her nasılsa, bu Hastane ve çevredeki yüzlerce polis ve karakolu es geçip, uzakta bir adliyedeki kendi özel! savcısına gidiyor. Özel adli tabip sperm için bir rapor tanzim edemese de bir darp raporu tanzim ediyor. Aynen şöyle ’’Serçe parmakta hassasiyet ve bacakta ağrı.’’

Ve sanki adam öldürmüşüm gibi, 15 gün işten güçten kalır şekilde, ağır bir rapor veriliyor. İşin en ilginci ise ben o tarihte İstanbul’da değilim.

Hayatım boyunca hiç kimseyi ne dövdüm, ne de dövmeye teşebbüs ettim. Özellikle de kadın döven insandan nefret ederim. Çünkü annem ve kız kardeşlerim var benim. Bitmedi: Bu kadın arabasını saklayıp, benim çaldığımı ihbar ediyor. Tabii; jandarma, karakol, parmak izi, ifade, derken beni devamlı işimden gücümden ediyor. Yaklaşık 5 yıldır neredeyse tüm kazancımı avukat ve yasal prosedürlere harcıyorum. Bu arada ilk avukatım, eşimin etkileyici bakışlarından nasibini almış olacak ki; onları çok samimi bir şekilde gördüm. Bu benim yasal sürecime büyük bir darbe oldu. Tam 2 yıl bu avukat beni karımla işbirliği yaparak oyalamış.

Bu kadından kurtulamadığım için hayatım zindana dönmüş, bir aile kurma isteğim yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuşken, adliyeden bir tanıdık beni bir hanım avukatla tanıştırdı. Bu hanım, benimle çok kısa sürede arkadaşlık kurdu. Hatta şehir değiştirmiş olmama rağmen; her hafta sonu yanıma geldi, davalarımla ilgilendi, "Bunlardan bir şey çıkmaz hepsinin uydurma olduğu çok açık" diyerek bana cesaret verdi.

Beni sevdiğini ve bu davalardan çok çabuk sıyrılacağımı söyleyince arkadaşlığımıza yasal boyut kazandırarak onunla evlendim.

İLK EŞİM İKİNCİSİNİ ARADI

Ancak kader mi, bilemiyorum, balayı dönüşü avukat hanım da evde sürekli huzursuzluk çıkarmaya başladı. İstediği her şeyi yapmama rağmen, hemen boşanmamız gerektiğini söylüyordu. Bir gün tesadüf eseri, onun bürosunda otururken ofis telefonu çaldı ve arayanın sesi dışarıdan duyuldu. Sesi hemen tanıdım. İlk eşimdi bu. Ancak söylediğini çok iyi anlayamadım. Telefonu kapatınca eşime, kim olduğunu sordum; bir arkadaş, deyip geçiştirdi. İkinci eşim olan bu avukat hanım da, evlenmeden önce bana, kendi evini son moda döşettirdi; en az 2 senelik hepsi marka giyim eşyaları aldırttı, evini ve ofisini dekore ettirdi. Eşim olacağı için gözümü kırpmadan her şeyimi önüne serdim. Sonunda bir de sorunlu bir boşanma yaşadım.

Boşanma sebebi neydi biliyor musunuz? Dayak, tehdit, şantaj ve kötü muamele. Şoke oldum tebliği alınca. Hemen bunu düzeltmesini yoksa kendisinin bana yaptıklarını mahkemede anlatacağımı, zaten küçük çevrede herkes tarafından tanındığından, kendisi için kötü olacağını söyleyince, başka bir dilekçe verdi. Evlendikten 3 ay sonra boşandık. Bu iki kadın birbirleriyle işbirliği yaparak benden para sızdırmaya, hakkımda suç duyurusu yaparak hayatımı zehir etmeye yemin etmişler belli ki.

Ben ne cani, ne de suç makinesiyim. Ancak gelin görün ki, tarafıma ilk eşimden 7 dava, ikincisinden de 3 dava açılmış durumda. İlk eşim halen savcılıklara hakkımda yalan başvurularla dilekçeler vermeye devam ediyor. Bu hikaye yaşadıklarımın sadece bir bölümü. Geride kalanlar çok daha acı ve hüzünlü. Halen kötü bir rüya olabileceği ve her an uyanacağım ümidiyle yaşıyorum ve artık adalete hiç güvenmiyorum. Rumuz: A.Ü.




kemal_18_ 4 Temmuz 2006 11:46

valla ne diim ben iş çalışmak bitermi hayat ve sonrası bitermiki bu uğraş ne zamn biter


Misafir 6 Temmuz 2006 16:22

Hayat en yakın dostumdur hep yanımda yürür....Bir gün beni terketse, kemiklerim üzüntüden çürür... :^) (ci)


melish 6 Temmuz 2006 20:00

Birşeylermi rahatsız etti?
Bir problemin mi var…?
http://www.myehost.de/resim/images/35u04792.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/Hhg04820.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/uQy04897.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/9mg04928.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/9aU04955.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/hfQ04979.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/u6C05005.jpg
Hala çok fazla derdin
olduğunu mu
düşünüyorsun……?


Etrafına bak ve sahip
oldukların için şükret.


Biz şanslıyız, mutlu olmak
için ihtiyacımız olanından
çok fazlasına sahibiz.


nobody34 6 Temmuz 2006 20:59

Errrrkekkkleeerrrrrrr!Ne onlarla ne de onlarsız, yahu nolcak bunlarla sonumuz! Ahan da işte kullanım kılavuzları....

Erkekler, kadın gözüyle pek çok şeye benzetiliyor... İşte, biraz da mizahi dille, erkekler ve benzetildikleri...

- Erkeklerle naylon çorap arasındaki benzerlik nedir? İkisi de kadınlara yapışır, sert hareketle karşılaşınca da kaçarlar...

- Erkeğin özel anlardan anladığı nedir? Maç ve reklam aralarında eşiyle, çocuklarıyla konuşmak...

- Erkeğin size ev işlerinde yardım etmekten anladığı nedir? Kirli çamaşırlarını, toplamanızın daha kolay olduğu yerlere atmak...

- Eğer erkek, 'Eşimle hiç uyuşamazdık' diyorsa, gerçek nedir? Eşi onu terk etmiştir...

- Erkekler neden iyi ve kötü günlerinde yanında olacak bir kadın isterler? Hem yanında yatsın hem de temizlik işlerini yapsın diye...

- Koca ile papağanın ortak noktası nedir? İkisinin de söyleyecek yeni bir şeyleri yoktur...

- Erkeklerin yatak toplamasına yardım etmekten anladığı nedir? Yataktan çıkmak.


nobody34 9 Temmuz 2006 13:27

Aşk bittiği zaman 2 yoldan hangisini seçersiniz??

Aşk denilen şeyin aslında bir idealizasyondan ibaret olduğunu düşünmüşümdür
hep... Aslında hepimizin kafasında hayatımızın erkeği veya hayatımızın
kadını ile ilgili bir kriterler dizini var.

Aşk denilen şeyin aslında bir idealizasyondan ibaret olduğunu düşünmüşümdür
hep...

Aslında hepimizin kafasında hayatımızın erkeği veya hayatımızın kadını ile
ilgili bir kriterler dizini var. Bir gün bir yerlerde birileriyle karşı
karşıya gelir ve karşımızdakinde, o kafamızdaki dizindeki diyelim ki yüz
maddeden otuz tanesini buluruz.

Geriye kalan yetmiş taneyi de sanki o kişi bunlara da sahipmiş gibi ona
yansıtırız..

Birdenbire o kişi hayatımızın odağı oluverir. Aradıklarımızın tümünün onda
olduğunu düşünürüz. Onu sıradışı ve özel görürüz.

Onunla bir ilişkiye ve paylaşıma adım atarız. Ayaklarımız yerden kesilmiş
gibidir. Onunla aramızdaki tüm engelleri kaldırarak ona daha yaklaştığımız
ve bütünleştiğimiz duygusuna kapılırız. Aşığızdır.

İşte bu andan itibaren idealizasyon yerini realizasyona bırakmaya başlar.
Onda varolmayan, ama bizim kendi beklentimizin onun üzerine yansımasıyla
varolduğunu sandığımız şeylerin, aslında varolmadığını keşfederiz.

Onu bildiğimiz ve keşfettiğimiz duygusu, artık üstesinden gelinecek başkaca
bir engel kalmadığı duygusu ile birlikte yaşanmaya başlar.

Kendi zihnimizde yarattığımız hayal, birliktelik uzadıkça, mutlaka
oluşturduğumuz gerçekle buluşuyor.

Yani idealizasyon bitiyor.
Yani her şey realize oluyor.
Yani aşk bitiyor.

YENİ BİR AŞK YOLU
Aşkın bittiği andan itibaren insanlar iki yoldan birini seçerler.

Birincisi "Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna" durumudur. Bu birinci
yolu seçenler genelde, daha çok ergenler veya yaşı ne olursa olsun hâlâ
ergenliğini aşamamış kişilerdir. Aşk bitmiş ise yenisini bulmak ve aramak
üzere yola çıkılır. Sonucun her defasında uzun vadede hayal kırıklığı ve
tatminsizlik olması kaçınılmazdır.

Aşk hep tüketilir ve her tüketiş, yeni arayışların başlangıcı olur.
Bazılarımız bu başlangıçlar adına içlerinde bulundukları ilişkileri
terkedip, ne yazık ki muhtemelen aynı sonu yaşayacakları yeni ilişkilere
yelken açarlar. Bazılarımız ise ilişkiyi terkedebilmek için gerekli alt
yapıya sahip olmadığı için mutsuzluğu ile yaşamaya, katlanmaya ve kendisine
kimi zaman çok da ahlaki olmayabilecek küçük kaçış yolları yaratmaya
çalışır.

HERŞEYE RAĞMEN YOLU
İkinci yol ise, "Her şeye rağmen..." yoludur, idealizasyon realize olmuştur,
aşk bitmiştir. Fakat buna rağmen karşımızdaki ile ilişkiyi devam
ettirebilmek için bir emek vermeye başlarız.

Verdiğimiz emeğin büyüklüğü, aslında karşımızdakine yaptığımız yatırımın
büyüklüğünü oluşturur. Bu yatırımın adı sevgidir. Kalıcıdır. Ona
güvenebilirsiniz.

Aşkın kalıcılık sihiri işte tamda buradadır. Karşımızdaki insanın
kişiliğinin sonsuzluğunu algılama becerimiz varsa o insanı tüketmeyiz,
tüketemeyiz. Tam tersine onda her gün yeni bir şeyler keşfetmenin zevkine
varırız. Aynı insanla tekrar tekrar aşk yaşayabiliriz.

Hepimizin sevgiye ihtiyacı var. Hepimiz hayatımızda sevgi olsun istiyoruz.
Fakat sevgiye sahip olunamaz , sevgi ancak yaşanır.

Bazı erkekler bunu hiçbir zaman bilemezler. Aşka sahip olabilmek için
karşılarındaki kadına sahip olmak isterler. Kadın da sahip olmayı bedenine
sahip olmak olarak algılarlar.

Bazı kadınlar da bunu hiçbir zaman bilemezler. Aşka sahip olabilmek için
karşılarındaki adama sahip olmak isterler. Erkeğe sahip olmayı ise, onun
beğenisine ve maddi gücüne sahip olmak olarak algılarlar.

Büyük aşkı yakalamış olmak, sizin kendinizi mutlu ve güvende hissetmenize
yetmeyecektir. Büyük aşkları, emek vererek büyük sevgi yatırımlarına
çevirebilmek, kalıcı ve sürekli bir ilişkinin anahtarıdır.
Hepinize, aşkınıza emek verdiğiniz mutlu bir hafta diliyorum..
vatan gazetesinden


Misafir 12 Temmuz 2006 12:11

Değiştirebildiğini değiştir, değiştiremediğini kabullen..
Ve farkları görmekte akıllı davran..


evo 13 Temmuz 2006 19:55

asla bitmez....

Saçımı kestireyim mi?

Karı-koca diyaloğu
Kadın - Saçımı kestireyim mi?
Erkek - Olur.
K - Ama kıyamıyorum.
E - Öyleyse kestirme.
K - Canim değişiklik istiyor...
E - O halde kestir.
K - Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi.
E - Eğer nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.
K - Beni tanıdığında kısaydı.
E - Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'.
K - Ama herkes kesmemi söylüyor.
E - Bu durumda kuaföre git ve bırak uyuyayım lütfen. Bunu senden Allah rızası için istiyorum.
K - Peki nasıl kestireyim? Kat kat mi yoksa perçemli mi?
E - Kat kat.
K - Bana yakışacağını sanmıyorum, çünkü saçım çok düz.
E - Bırak perçemli olsun.
K - Çok yorucu.
E - Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.
K - O zaman asla uzatamam.
E - Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
K - Bana güzelim deme!!!!!!!
E - ?!?!?!?!!


:S :D :S


Misafir 13 Temmuz 2006 23:40

Suyun yedi rengi1) Su hayatımızdır.
Su cansızdır olabilir ama can susuz olamaz. Canlı olan herşeyin kaderi su üzerine yazılmıştır. Nerede can varsa orada bir su arayışı vardır. Madde sanki suyun dudağından emer gibidir hayatı. Hayat ateşi, önce suyun duru ayinesine düşer, öylece görünür olur. Onun içindir ki, bir canlıya baktığımızda yarıdan fazla suyu görürüz aslında. Her canlı bedeni su üzerine yazılmış yazı gibidir. Öyle ki yüreğimizin yüreğinde her an bir su şelalesinin ritmik akışını duyarız, beynimizin çeperlerinde suya yazan bir kalemin vuruşlarını ağırlarız. Şah damarımızdadır su. Şah damarımızdır su. Su kanımızdır. Su, yüreğimizde can suyumuzdur. Su hayatımızdır. Ab-ı hayatımızdır. Su, Muhyiden ihya dokunuşu, Hayyden diriliş nefhasıdır.
2)Su yakınımızdır.
Tohumlar bir damla suyun dokunuşu ile uyanır. İnsan günışığına suyun dokunuşu ile uzanır. Su bizi bize yakınlaştırır, eşyayı birbirine yakın eyler. Su varoluşumuzun ele avuca gelmez ilmeği gibidir. Suyun aktığı yerde, suyun coştuğu yerde, suyun uğradığı yere yakın durur hayat; suya tutunur ve yeşeriverir, canlanır ve neşelenir. Suyun yokluğu eşyayı birbirine uzak eyler, canlıları tarif edilmez bir ayrılığa düşürür, bitimsiz bir boşluğa iter. Su yakınlıktır. Tüm dağılmışlıklar suyun billur dokunuşunda kristalleşir, tüm uzaklıklar suyun serin yüzünde son bulur. Su varlığın tanıdık sahili, buluşmaların şeffaf gülü, birleşmelerin tanıdık köprüsüdür. Su sahilimiz, gülümüz, köprümüzdür. Yakınlığı aramızdan su sızmıyor diye tarife kalkanlar, aramızda su olmasaydı bütün yakınlıkların, birleşmelerin ve buluşmaların eriyeceğini hatırlamalı.. Su, Mahbubdan yakınlık müjdesi, Veduddan dostluk habercidir.
3)Su rengimizdir
Renksizdir su ancak tüm renklerin boyalarını ödünç aldığı da sudur. Suyun olmadığı bir dünyada rengin elbette sözü edilemez. Gülün alı, yaprağın yeşili, göğün mavisi.. hepsi suyun yüzünde gerçekleşir. Suların çekildiği yerde renkler ölür. Su varoluşun rengi ve ahengidir. Tüm renkler su üzerine yazılmış gibidir. Rengahengimizdir su... Su, Mülevvinden gözümüze gökkuşağı, Musavvirden gönlümüze ahenk boyasıdır.
4)Su suretimizdir
Su biçimsizdir ancak biçimlerin biçimlendiği kalıptır. Suyun olmadığı yerde bozulma, çürüme, pörsüme, erime başlar. Su hiç biçime girmese de, eşyanın biçimlenmesinde ve suretlerin güzelleşmesinde vazgeçilmezdir. Su, girdiği her kabın biçimini alırken, kalıbımızı giyinmeye hazırlanır, kalbimizi okşamaya koşar. Yüzümüzün güzelliği suyun gezinişiyledir, gözümüzün nuru suyun yoklayışıyladır, kalbimizin kalbi suyun akışıyladır, kalıbımızın kalıbı suyun suretiyledir. Su, Cemil den güzellik dokunuşu, Latiften estetik okşayışıdır.
5)Su lezzetimizdir.
Tadı tuzu yoktur, ancak hayatın tadı tuzu suyla gelir. Tuz suda kıvama erişir, şeker suda tadını bulur. Hayatın tüm lezzetleri suyla gerçekleşir, suyla hissedilir hale gelir. Hiç bir lezzet suya uğramadan gelmez damağımıza.. Dudağımıza kurulmuş sofra, dilimize sunulmuş çeşni gibidir su. Her nimet bu sofraya uğrar, her lezzet bu çeşniye katılır. Eşsiz baharatımız, vazgeçilmez katığımızdır su. Su, Rezzaktan dilimize çeşni lütfu, Rahmandan cismimize tat sunağıdır.
6)Su şiirimizdir.
Su sadedir, ancak karmaşanın buluştuğu yerdir. Su çoktur, ancak eşsizdir. Kolay elde edilebilir gibidir ancak tek bir damlası bile taklit edilmez bir cevherdir. Bir şiir gibi, sade ama bi tanedir, sehl-i mümteni söyleyişi gibi basitlik içinde kainatın en karmaşık ilişkilerini anlatır gibidir. Sadelik ve güzellik suda buluşmuşlar ve orada öylece beraber kalmış gibidirler. Şiir söze su verip onu çelikleştirmek ise, su da sözün kılıç gibi keskin ve elle tutulur halidir. Su şiiri anlatmaya yeter belki, ama henüz hiçbir şiir suyu anlatabilmiş değildir. Oysa, su kâinattaki her olayın kafiyesi, varlığın gözümüz önünde akıp duran şiirinin doyumsuz nakaratıdır. Su kainatın konuşmasının ahengi, varoluşumuzun şiirli üslubudur. Su Mütekellim-i Ezelî den dudağımıza dökülmüş cismanî bir şiir, Rahman-ı Rahim den yüreğimize indirilmiş müşfik bir sözdür.
7)Su her şeyimizdir.
Su hiçbirşeye benzemez ama herşeye de benzer. Herkese yakındır, herkesledir. Herşeyin yanındadır ve herşeyin özüne girer, herşeyin yüreğine sokulur, herşeyin cisminde bekler.. Bununla birlikte herşeyden ayrı kalır, ayrık durur. Hiçbir şey suyu bulandırmaz; hiçbirşeyin kiri onun duruluğuna dokunmaz. Yine su olarak kalır, bozunmaz, dağılmaz, özünü bulandırmaz. Herşeyin yanında durur, ancak herşeyden duru kalır su. İnsan yüreğini her an yokladığı gibi, gökleri dolaşıp el değmedik coğrafyalara uğrar. İşte böylesine herşeydir su. Herkesle ortaklık kurmaya hazırdır ancak bi tanedir. Herbirimizin yanında ancak herbirimiz için özeldir. Su, Ehadden boynumuza dolanmış eşsiz incidir, Samed den gözümüze takılmış paha biçilmez pırlantadır.
DR. SENAİ DEMİRCİ


Misafir 15 Temmuz 2006 23:15

Kadınları Mahveden Erkekler Değil,Ayrıntılardır
 
Kursun sesi kadar hizli geçer yasamak;

Öyle zordur ki, kursunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak!

Bazen duygularimiz bizden erken yaslanir ve bizden hayatin geri
kalanini alir.

Hayatin, kendini anlayanlari cezalandirmasidir bu.

Durup, durup ardina bakan kadinlar vardir.

Geçmisi düsünmekten simdiyi yasayamazlar.

Her seyi didikleyip duran, mazisinin gölgesinden, anilarinin
yükünden bir türlü kurtulamayan, gözleri ufuk yorgunu kadinlar.

Güçlü, köklü bir biçimde yeni arkadas edinecek yaslari geride
biraktiysan eger, hasar görmüs eski arkadasliklari onaracak çagi da
geride birakmis oluyorsun.

Zaman ilerledikçe birçok sey, daha zor olmaya baslar.

Beklentisi yüksek olan kadinlarin yalnizligi daha koyu oluyor.

Büyük laflarin gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor,
geçip gittigiyle kaliyor.

Zaman, ask......her sey!

Ayriliklari ayrintilar acitir.

Kadinlari mahveden erkekler degil, ayrintilardir.

Erkekler, erkekliklerinin tadini alabildigine çikartirken,
kadinlar bu konuda da umutsuzdurlar.

Çünkü kadinlik bekler.

Ummak ve beklemek kadinliga verilmis iki cezadir.

Murathan MUNGAN


NeutralizeR 16 Temmuz 2006 03:52

Bu konunun hiç bitmeyeceğini unutmuşum...

Yavaş ilerleyen ama güzel ve etkili projelerin yolda olduğunu buraya not geçeyim...


GusinapsE 16 Temmuz 2006 04:15

Türkçe En uzun kelime
 
TÜrkçe En uzun kelime

"MUVAFFAKİYETSİZLEŞTİRİCİLEŞTİRİVEREMEYEBİLECEKLER İMİZDENMİŞCESİNE"


BİRde Güsel Bİr SÖz
Söyleyen kişi Vehbi KOÇ olunca biraz daha anlam kazanıyor bu cümle... http://www.yapagli.com/modules/Forums/images/smiles/as.gif http://www.yapagli.com/modules/Forums/images/smiles/as.gif http://www.yapagli.com/modules/Forums/images/smiles/scratch[1].gif http://www.yapagli.com/modules/Forums/images/smiles/scratch[1].gif


Dostum,

Evin varsa bir sıfır koymalısın varlıklar hanene, İşin varsa bir sıfır daha koymalısın, İş seninse üç sıfır daha koymalısın, İşin iyi gidiyorsa üç sıfır daha, Araban varsa bir sıfır, Yazlığın varsa bir sıfır daha, Daha sıralanabilir sıfırlar hanesi...
Ancak, Sağlığın varsa bir koyarsın başına, bütün sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır. Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere..."



GusinapsE 17 Temmuz 2006 22:46

Matematİkte Yalan Yok!
 
A = 1
B = 2
C = 3
Ç = 4
D = 5
E = 6
F = 7
G = 8
Ğ = 9
H = 10
I = 11
İ = 12
J = 13
K = 14
L = 15
M = 16
N = 17
O = 18
Ö = 19
P = 20
R = 21
S = 22
Ş = 23
T = 24
U = 25
Ü = 26
V = 27
Y = 28
Z= 29



Z =29
E = 6
K =14
A = 1
BAŞARI = % 50

Ç =4
A = 1
L =15
I =11
Ş =23
M =26
A = 1
K =14
BAŞARI = % 95


D = 5
E =6
N =17
E =6
Y =28
İ =12
M =16
BAŞARI = % 90




Y =28
A = 1
L =15
A = 1
K =14
A = 1
L =15
I =11
K =14
BAŞARI = % 100


T =24
o =18
R =21
P =20
İ =12
L =15
BAŞARI = % 110


:msn_party :msn_party


Misafir 17 Temmuz 2006 23:11

Kader, cesur olanların yüzüne güler..


Misafir 21 Temmuz 2006 22:56

Hayaller tehlikelidir; kusursuzdurlar çünkü..
Benim de bir hayalim var; kusursuz.. Asla gerçekleşmeyecek olması da tehlikeli yanı..



Saat: 21:51
Sayfa 4 / 71

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık