MsXLabs
Sayfa 4 / 161

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Mystic@L 8 Aralık 2006 21:01

Adımı unuttum

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
ne in
ne cin
ne benî adem

zamanlar içinde
kuşlar uçuyor
kervanlar geçiyor
bir iğne deliğinden

çarşılar kuruluyor
sarayları oyuncak
insanları karınca şehirler
zamanları gördün mü
bir iğne deliğinden

adımı unuttum
adı olmayan yerlerde
geçip gidenlere bakarak

Asaf Halet Çelebi


Misafir 8 Aralık 2006 21:19

Yağmurdan Sonra

yağmurdan sonra gelen hüzün gibisin
tıpkı yüzüm gibi
yakınlaştıkça uçurumlaşan
bir gerçeği bin hayale satan
tek kanatlı umudum gibisin, yağmurdan sonra gelen

mis kokulu toprak gibi
yağmurdan sonra gelen,
hayat gibisin...
şu güllere renk katan, ağaçları şenlendiren
yüzyıllardır yağmasını beklediğim bir damlasın
yağmurdan sonra gelen

tadını unutmuş dilim, kurumuş nehirlerim
rafa kaldırdığım yüreğim sanki yağan, bendim
gelense sen...

Akın Dursun


Misafir 8 Aralık 2006 21:32

"Yalnızım çünkü sen varsın"

"gel" desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

yorgun Haliç'e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç

bu kentte her yağmur kendini ağlar
aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim

artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa "gel" desen gelecektim

gözlerim ihanete ihbar taşıyor
kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
sözü namluna sürmelisin şimdi
en yaralı yanımdan vurmalısın beni
çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin Araz'ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler

her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum Araz'ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum


en karanlık ceketimi giyiyordum
ışığa kördüm çünkü
şimdi ise güneşe ilerliyorum
dirilmek için

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
gecenin kör gözünden utanıyorum
hadi bana en militan kelimelerle saldır
batır içime cümlelerini
beyhude bir dehşet bırak
hak ediyorum

gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
can kaybından ölüyorum
cenazemde namaz kılacağım
zan altındayım
yalanıma inanıyorum

yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
susuşum sana
küsüşüm tüm dünyaya

üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim

yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
süsle beni ey aşk
geçtiğin yerleri öpüyorum

yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
yasadışıyım
tutukla beni gözlerimden

kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz
gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"gel" desen gelecektim oysa

kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım

içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım
"gel" desen gelirdim
"git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...

eyvallah...

kahraman tazeoğlu


Mystic@L 8 Aralık 2006 22:30

Kalk Gidelim Kadınlar Balladı

Sabit dudak ruju epeyce telefon
Kirpikleri devirip gogus gecirmeler
Burnu rendelenmis memeleri silikon
Agizlikla cakmagin alevini icmeler
Yari omru meyhane yarisi berber
Ask faslini unuttuk
Hey Allah pardon
Yuvasi ask yuvasi gorkemli salon
Kapisi vizir vizir spor mercedes'ler
zar saydami bluz bluejean pantolon
Kadin erkek farketmez asil olan cekler
Lafi hic uzatmaz sevismeye gecer
Az buz kazanmiyor
Gecesi uc milyon
Kalk gidelim kadinlari bu ne ilk ne son

Atilla İlhan


Misafir 8 Aralık 2006 23:04

Seni bende, beni sende arıyorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarım'larımızı bütün sanıyorlar

Özdemir Asaf


Mystic@L 8 Aralık 2006 23:36

Kocalmaya Alışıyorum

Kocalmaya alışıyorum dünyanın en zor zanaatına,
kapıları çalmaya son kere,
duruq durmadan ayrılığa.
Saatler, akarsınız, akarsınız, akarsınız...
Anlamaya çalışıyorum inanmayı yitirmenin pahasına.
Bir söz söyleyecektim sana söyleyemedim.
Dünyamda sabahleyin aç karına içilen cıgaramın tadı.
Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.
Kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller,
öylesine başlarından aşkın işleri.

Nazım Hikmet


Misafir 8 Aralık 2006 23:47

Dünyayı verelim çocuklara

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler

Nazım Hikmet Ran


Mystic@L 9 Aralık 2006 00:13

Kokmayı Paylaştım

Gül renginde basıyordum yere. Kaçırdım gözden
Küçük serüvenini su kuşunun
Bana kendini sundu sazlıkların arasından ve kendini okşadı,
Biraz da abartaraktan, gördüm bir ara
Köprüyü de gördüm, tarihle işledi beni ve yaklaştırdı
Orada bulunmayanların tarihini bana
Kokmayı paylaştım kır çiçekleriyle
Ve şaşırtıcı olmayı
Ve biçimlendirici bir de.

Portakal ağaçları, portakal ağaçları!
Unutur muyum hiç
Ellerim de sizsiniz, ellerim de.

Edip Cansever


arwen 9 Aralık 2006 00:32

Kalabalığın içinde,
Bir sisli duman gerisinde,
Yılan karası gözlerinde gördüm,
Hüznümü,
Kaybetmenin anlamını.
Kalabalığın içinde,
Kalabalık bir ordunun gerisinde,
Saman sarısı saçlarında anladım,
Seni sevdiğimi,
Uğrunda ölebileceğimi,
Ve seni kaybetmeyi kabullenemeyeceğimi.
Kalabalığın içinde,
Bir otobüs insanla paylaşarak sezdim gözlerini.
Ve inandım,
Bu aşkın sonu,
Olmazlık ve yoklukla sınalı.


HAYDAR GÜNDÜZ


Misafir 9 Aralık 2006 00:37

Günler kısaldı. Kanlıca'nin ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa...

İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...
Bor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor.

Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile

Yahya Kemal Beyatlı


Mystic@L 9 Aralık 2006 00:54

Öğretilenlerden Her yüzüstü bırakıp giden
Birşeyler öğretti
Kimi Ayrılık acısını öğretti
Kimi Yanlızlığın keskin bıçaksı yüzünü

Ama;
Sen sevmeyi öğrettin
Tekrar tekrar
Kaldırması zor sevdaları hep benim omuzlarıma
Yükledin
Giderken bile bana sevecek
bir şeyler bıraktın
Yanlızlığı Gözyaşını
Bilinmeyen herşeyi
Bana bıraktın

Sen sür sefasını sessizliğin
Ufukta fırtına var oysa
Bilinmeyen herşey bilinene doğru yavaş yavaş
akıp giderken
bir kumsaatinin canalıcı sessizliğinde

Bana bırakacağın her şeyin birer eşi
Sende saklı,unutma
Ömer Seydi Ekinci


Misafir 9 Aralık 2006 01:18

Seni bende, beni sende arıyorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarım'larımızı bütün sanıyorlar

Özdemir Asaf


arwen 9 Aralık 2006 03:25

Sen çaldın gittin ama
Yüreğimi,
Yaralarını hala içimde
Saklarım
Ve her sızımda seni
Yeniden hatırlarım...


SERKAN CANBOLAT


Misafir 9 Aralık 2006 03:44

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler

Nazım Hikmet Ran


arwen 9 Aralık 2006 03:54

Saatler, umutsuzluğumu vurguluyor!
Çaresizliğimin sesini dinle!
Onlar da yoruldu, beklemekten
Ben de...

Zaman, alabildiğine özgür artık! ..
Bir o kadar da anlamsız
Gelmeyeceğini bilince...
Zaman kavramı kalmadı, bende! ..

Bak, nasıl çöküyor üstüme, hüzün!
Nasıl yükleniyor karamsarlık, omuzlarıma! ...
Nasıl vuruyor karanlıklar, aydınlığıma! ..
Nereye gidiyor gündüzüm, zamansız! ?
Gecenin apansız gelişi niye?
Niye, amansız karanlığın inişi?
Nedir, siyahın işi, bende?

Nerede umut ışıltılarım, renklerim?
Gökkuşağım nerde?
Hangi göklerde?
Bomboş bir karanlık kaldı, bende! ..

Benimle beraber ara kendini!
Odalarda,duvarlarda, şarkılarda...
Resimlerde,şiirlerde, gecelerde...
Nerdesin, nerde! ?

Gözsüz aynalar ne bilsin, güzelliğini?
Bir de gözlerimden seyret, kendini!
Gör, nasıl güzelsin, gönlümde! ..
Yüreğimde, bende! ..



ONUR BİLGE


Misafir 9 Aralık 2006 03:57

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan


arwen 9 Aralık 2006 04:02

uzaklardayım sana göre
belkide hecelerinde kayboldum
ayaza çekmiş bir sonbaharda
çizerken resmini duvarlarıma

adımı anımsarmısın gerçekten
Taner'im,Tanım diye...
kalemin yazarken soldan sağa
her hangi bir doğa olayına benzetirmisin beni...

hayallerinde gölgem kaybolur
ümitlerinde solarım belkide
sessizce düşen yapraklar gibi
karanlıklara gömülürüm yüreğinde...

ne bir şiir nede şair anar adımı
ne taşlar sarar,ne de kumlar bedenimi
yalın ayak gezdiğim şehirlerde....

git demek ne kadar kolay oysa,
gecenin gidebildiği yer güneşin ilk ışıklarıdır...



İBRAHİM TANER ATEŞ


Mystic@L 9 Aralık 2006 09:27

Mezarcı

Bağrımdaki yaradan daha derin olacak
Kaz mezarcı! Derin kaz, onu kimse görmesin,
Bu karanlık mabede öksüz aşkım konacak
Kaz mezarcı! Geniş kaz, tüylerin ürpermesin.

Göründü bak karşıdan kafilenin bir ucu,
Gündüzler gece artık, geceler zindan bana!
Bu gelen sevgilimdir, ademe giden yolcu
Kaz mezarcı" Derin kaz, ellerin yana yana.

Çakılları temizle! Haydi artık mezarcı!
Hazan olan aşkımı derine gömeceğim,
Parçalarsa kalbimi azrailin kırbacı,
Bu karanlık mabedin hüznünü emeceğim.

Ört mezarcı! Artık ört, ellerin yana yana
Gündüzler gece artık, geceler zindan bana.

Rıza Polat Akkoyunlu


Mystic@L 9 Aralık 2006 11:09

Adamın Biri

1

Çifte koştuğun öküzler,
Senin kadar yorgun değil kardaş!
Sen ki kış ve yaz düşünceli
Sen ki kış ve yaz yalınayak!

Ne esnaf ne tüccar ne efendi
Senin kadar değil düşünceli
Senin kadar yorgun değil kardaş!
Sen ki kış ve yaz düşünceli
Sen ki kış ve yaz yalınayak!

Sevmesi sana mahsustur
Yüreğin hükmedince,
Boynun damarları kabararak
Türkü söylersin söyleyince,
En iyi sen gülersin,
Ölürsün öl deyince,
Sana mahsus çalışmak.
Sen ki kış ve yaz düşünceli
Sen ki kış ve yaz yalınayak!

Cahit Külebi


earwen 9 Aralık 2006 11:17

Baba

Yıllardır özlemle bekledim beni sevmeni
sana benzemek
sana ait bir şeylere dokunmak
senin kokunu duymak varlığını hissetmek
benim için bir ibadetti sanki
kimseye benzemezdi kapı çalışın
anlardım senin geldiğini
koşarak atılırdım boynuna
sende severdin beni
ama pek belli etmezdin.
Soğuk mesafelerin gelirdi
sıcak sevgi dolu kollarından önce
hep kursağımda kalmıştır sana söyleceğim
sözlerim
sevgimi bile anlatmayı bırak göstermeye
korkardım
ama yine de vazgeçmezdim seni sevmekten önce
büyüdüm
artık soğuk mesafeler kalkmıştı ortadan
arkadaş oluverdik seninle
derdime ortak
yoluma yoldaş oldun.
Bıkmadan usanmadan sevdim seni
sevgin karşılıklıydı elbet
ama hiç belli etmiyordun.
Sen içinde bense hevesim kursağında kalmış
bitap bir biçimde
yinede pişman olmadım seni sevmekten
sana söylemediğim çok şey var be BABA
mesela seni ne kadar çok sevdiğimi
sensizlikten korktuğumu
yokluğuna dayanamayacağıma
ben seni çok seviyorum be BABA.
EMRE BUDAY


Mystic@L 9 Aralık 2006 23:07

Özledim Seni

Özledim seni
çok özledim
arar dedim
aramadın
özledim seni
çok özledim
aşk bu dedim
çok sevdim
aşık oldum
çok özledim
isyan ettim
gelir dedim
gelmedin
yanlız kaldım
aşk dilendim
görmedin
inan bana
çok özledim

Ömer Seydi Ekinci


Misafir 9 Aralık 2006 23:31

ben sevince

.
.
.
.
.
.
korkarsın gözlerimden
ürpertir kalp atışım
şaşırırsın
akıllara zarar olur sıcaklığım
tanımaz başka yüreği bu yürek
raks eder benliğim bakışlarınla
bütün zamanlar nihavent seslenir
bulutların pembe halini görürsün
kabına sığmaz olur Gökhan
saçmaladığında anlarsın..




Gökhan CENGİZ


Misafir 9 Aralık 2006 23:59

Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım

Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni

Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı

Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım

Toprak yarılır birden
su kirlenir

Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım

Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

Ahmet Telli


arwen 10 Aralık 2006 00:12

Gözlerim yaşlı kalbim buruk olsa da
Aşkınla tüm bedenim tutuşup kül olsa da
Bütün kırmızı güller teker teker solsa da
Bırakamam seni ben, seni çok seviyorum

Gözlerim yaşla dolu kalbim sevginle
Bugün de baş başayım senin derdinle
Bekliyorum seni ben acımla kederimle
Bunca dertle kederle seni çok seviyorum

Uzatsan elini tutarım, uzatmazsın biliyorum
Seslensen sesini duyarım, seslenmezsin biliyorum
Kollarını açsan koşarım, açmazsın biliyorum
Ama bunlara rağmen seni çok seviyorum

Eğer sevmeseydim acı çekmezdim
Eğer sevmeseydim sevdim demezdim
Seni sevdiğimi söyleyemezdim
Ama bak söylüyorum; seni çok seviyorum



EMRE AKTÜRK


arwen 10 Aralık 2006 00:29

Kendince gitmesini bilen
Ardına bakmadan hüznün
Gittıyse gitsin uğrunun sonsuzluğuna
Varsa nedeni nedensizliği
Kendince haklılığının
Ne bal renginde deprem bıraksın
Ne mor ötesinde yanmalar
Adına bir isim bile takmak istemediğim

Ölümü araya sokmamışsa istenmeyen kaza
Geliyorum demeden gelmişse ölüm
Gel
Bir gözünün yerine
Al bir o kadarda benden ağlamayı
Dindirecekse acılarını
Yanayım senin yerine
Azalacaksa
Yanmalarımla izin ver yanayım
Senden azaltabildiğim kadar

Keyfince gitmelere
Demem o ki
Ardına bakmadığı hüznün
Dert edinme hüzünsüzlüğüne
Sevda yakar da
Yaktıkça yarattığı yürekleri
Değil
Yaktıkça terk ettiklerini

Özlüyorsa bir iç sessizliğinde
Hiç olmazsa arada bir
İnancın tamsa öyle olduğuna
Bir kez daha diyorum
Bırakayım gözlerimi al senin olsun
Ağlasın senin yerine
Akıtacağı yaşlar söndürsün
Ortaklaşa yangınlarını….


TAŞTAN ÇIRALAR


Misafir 10 Aralık 2006 00:35

Son evi gösterin bana İstanbul' da
vapur sesinin duyulduğu
ki kapısını çalıp
söyleyeyim içindekilere
daha çok kedi yavrusu ezilsin diye
eski iskeleleri
sahil yoluyla ayırdıklarını
denizden

Karşılığında ben de size
kanaryası ölüp
kuaför salonuna dönüşmeyen
kaç mahalle berberinin
kaldığını söylerim
ya da kaç fötr şapkanın
tutsak olduğunu
köhne bir konağın
askısında

Kaç faytoncunun
artık taksicilik yaptığını da bilirim
ama söylemem
onu da siz bulun
dikiz aynasına takılı boncuklardaki
at kokusundan

Sunay Akın


Misafir 10 Aralık 2006 00:44

Bağışla Kaptan Aşırdım Hayata Kırık Pusula Avuçlarımda


Bir sabah güneşi uyandırdığında dünya gözkapaklarına
Yitik hülyaları tokalayacağım, yıldızları biriktirmiş saçlarıma
Yaşamı ağırlayan kapıları kapatacağım, kırgın bakışlarıma

Kırdım dümeni uyanmamaya, kaybolacak âlemde sesim
Akıp gideceğim enginlere, adına mühürlü dudaklarım, mütebessim

Öğrendim! Beyaz atlı prens, cüceler yok olmuş, masallar çaresizmiş
Düşlerini kaybetmiş peri, kül kedisi mahzun, umutlar acizmiş
Hayat, uçları yanık mimoza kokulu mektupları çoktan bitirmiş

Bu kaçıncı sillesi yüzüme çarpan feleğin, yoruldum artık
Yâre doğru göç yasak, kırlangıçlarımın kanatları kırık,

Yağmurları mı kirlettik, boz bulanık su yıkıyor toprağımızı
Kan çiçekleri açıyor yaşam dallarımız, rengi yara kırmızı
Yarın iliklerimizde don, ayazı vuruyor kışın, üşüyor güneşin kızı

Kızılcık şerbeti değil içtiğim, sessizliğim kadere sitemden ar
Nedendir takvimlerin bu kini, ellerimden düşüyor bahar

Kalbinde acı kalmasın adım, at gitsin derinliğine mazinin; Sakın ağlama!
Vasiyetimdir sevgili, yaşayamadığım her ne varsa yaşa, yarına bırakma
Sana yaşatamadıklarıma say, mutlu ol, biliyorum borçlu kaldım Aşk’a

Gönlünden kopup gelen bir fatiha oku ardımdan, senden son dileğim
Hayallerimi fideledim uykularına, soldurma büyüsün umut çiçeklerim

Yazan : hayal bahçesi


arwen 10 Aralık 2006 00:50

Aglama yüregim aglama yeter artik giden gitti bilirsin geri dönmez.
biliyorum zor onu unutmak ve yerine baskasini sevmek ama sen yinede aglama.
haykirsan neye yarar?gideni gerimi getirir?sadece kendini yipratirsin.
isyan etme sakin yoksa onu halen sevdigimi zanneder.
herkesten ayri ve özel olmasini istedim ama olmadi ne özel nede birtek ama birtek bana ayit oldun sevdigim.seni üzdüysem o da sadece seni sevdigimden.aglama yüregimi elbett birgün oda sevecek,ve ask nedir oda ögrenecek.benimkisi bir heves sanmistin yüregim,
ama heves degil gercek bir sevgi beslemissin ona karsi.sabahlara kadar beraber oturup güler aglardik ve günesin dogusunu izlerdik ama artik benim icin ne günes nede ay doguyor.suan bende aklimda sadece o kara gözlerin kaldi ya benden sana ne?aglama yüregim aglama.
belki benim aglamam onu mutlu eder ama bilmezki beni ta derinden yaraladigini.inan sevdigim kimselere diyemeyecegim senin halen icimde oldugunu.seni unutmaya calisam bile unutamayacagim.cünkü senin adini ne yerlere nede göklere yazdim.
senin adini kalbime kazidim,ve ölürsem bile inan seni halen yüregimde yasatacagim...



ÇİĞDEM


Misafir 10 Aralık 2006 00:53

Şu gökteki ay var ya
Şu b.ktan şu yarım ay
Bakarsan bakarsan bakarsan
Bi tek sözüme bakıyor benim
dolunay olmak için
O bana bakıyor
Ben ona.
O bana bakıyor
Ben ona,
Hepimiz ama
Hepimiz
Hepimiz
Bakıyoruz hep birbirimize
bakıyoruz hep bakıyoruz
ADAM olmak için hep
Ay! Ay! Ay!
O bana bakıyor
Ben ona.
O bana bakıyor
Ben ona
Canım yanarcasına
Ne zaman
Ama ne zaman olacak bu iş?
Bakıyorum bakıyorum da aya
Bakıyorum da ayın ayaklarına
Yatırmışlar yine Ahmed'i falakaya

Can Yücel


arwen 10 Aralık 2006 02:45

Gülmeyi seviyorum,
Aşk güldürmez beni,
Aşkın adı gözyaşı ve ayrılık,
Gözlerimden düşüyor sevda yağmurum,
Hüzne Gidiyorum.....

Umud etmeyi seviyorum,
Umud yaşatır beni,
Umud bakışlarımda ve gün ışığında,
Saksımda büyüyor sevgi çiçeklerim,
Hüzne Gidiyorum...

Yaşamayı seviyorum,
Aşksa öldürür beni,
Sevgim yüreğim ve duygularımda,
Sözünde duruyor sevda yeminlerim,
Hüzne Gidiyorum....



YUSUF KEMAL ÇETİN


Misafir 10 Aralık 2006 02:51

Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak
Balıkçı koynundan
Sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
Bir sabah usulca ayrıldın
Koynumdan

Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldığı
Araba vapurunun
Boş seferleri
Gibi yalnızca rüzgâr
Gezinir sensiz
Yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
Ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
Kuytu bir iskelenin
Tahtaları altına kazıdığım
Ayrılık şiirini okudukça
Dalgalanır...

Sunay Akın


arwen 10 Aralık 2006 03:01

Doğrusu
İstemeyerek veda ediyorum sana,
Kırıcı olmadan,
Dost kalarak..
Bilmem ne kadar dost kalırız,
Kimbilir! ! !
Belki unutursun hemen,
Belki de ara sıra hatırımı sorarsın,
Ben mi? Biraz zor…
Unutamam her halde,
Sesini duymasam da,
Seni görmesem de,
Söyledim ya...
İstemeyerek veda ediyorum…
Oysa umutlarım vardı,
İleriye dönük,
Tanısam ne değişirdi bilmiyorum,
Belki çok şey,
Belki hiçbir şey…
Söyledim ya,
Dostça veda ediyorum sana,
İstemeyerek de olsa…



YILMAZ BACACI


spider 10 Aralık 2006 03:06

RÜZGARIN KEMAN ÇALDIĞI
YAMURDAMLALARININ PENCEREYE VURDUĞU
SOĞUKBİR KIŞ GECESİ
YATAĞINA UZANIP
HAYLİNİ KURDUĞUN TÜM GÜZELLİKLER SENİN OLSUN.

Erkan KAYIK


arwen 10 Aralık 2006 03:09

Ömrümüzün baharı
Acılarla geçmesin,
Boş bir inat uğruna
Yürek acı çekmesin..

Bir kez geldik dünyaya
İkincisi yok bunun,
Kör bir inat uğruna
Yaşam boşa gitmesin..

Yaşamak istiyorsan
Hayatı doya doya,
Bırak artık inadı
Sende sev doya doya..

Geçmişte yaşananlar,
Geleceğe taşmasın,
Yen artık şu inadı
Kalbin bomboş kalmasın..


YILMAZ BACACI


Misafir 10 Aralık 2006 03:15

Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki..
Beklersem.

Özdemir Asaf


arwen 10 Aralık 2006 03:18

Şuan ağlamaklı durumdayım,
Fazla konuşamam,
Nedenini sorma,
Kendine iyi bak dostum..

Belki uzun sürer unutmam seni,
Kim bilir?
Belki yeniden denerim sevmeyi…


Biri olacaksa eğer gönlümde,
Senin gibi biri olsun isterim,
Bilmeden tanımadan seven…

Sanma ki çivi çiviyi söker misali,
Yeni bir aşk bulurum,
Yok! ! Dostum yok!
Söyledim ya uzun sürer unutmam seni…

Diyelim ki unuttuk unutulduk,
Biri çıktı karşına,
Sever misin? Sevebilir misin?
Beni sevdiğin gibi…


YILMAZ BACACI


Misafir 10 Aralık 2006 03:24

Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım
Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil
Zulmün önünde dimdik tut onurunu
Sevginin önünde eğil kızım

Ataol Behramoğlu


Mystic@L 10 Aralık 2006 15:31

Sonbahar Rüzgarları Güzel bir sonbahar günü
Yaslanmak çınara
Unutulursa yalnızlık
Gelirse mutluluk
Bu zamanda aşık oolmalı insan
Vakitli ya da vakitsizce
Hiç farketmez çıkıp gelmeli
Dağ sümbülleri gibi
Birden bire
Tutmalı ellerimi
Ne günah, ne yasak dinleyerek
Yıldızlarla sevişmeli
Geceleri
Yalnız aşk sonbahar sarhoşluğuyla
Bak o zaman uyanmak istemeyeceksin
Darıldığın bile rüyadan
Yapraklar arasında
Aşk yapmak buğulu bakan gözlerle
Kaybolmuş yılları vereceğim
Gecenin yıldızlarıyla geriye...
Arslan Bayır


Mystic@L 10 Aralık 2006 19:30

Şu da Var

Bir de var sen koynumda yatıyorsun
Güzelsin güzelliğin mutlak amenna
Kızlığın masanın üstünde
Kocana saklıyorsun

Oysa koca da ne benim kollarım ar
Soy bir portakal yedir bana dilim dilim
Ben uzun minareliyimdir doğma büyüme
Ne yapıp yapıp denizi görmek isterim

Cemal Süreya






recruit87 10 Aralık 2006 19:35

Kimsesizlik

Yıllardır bir kıvılcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Mustaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatına inandığım biri var gibi.
Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.
Gözlerimde parıltısı bakır bir taşın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde;
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!

Kemalettin Kamu


Misafir 10 Aralık 2006 21:57

Bana bir dinletim verin,
Biraz da zaman.

Ben bir deyim çıkarayım,
Bir duyuru sesi ondan.

Siz bir solukta onu dinleyin.
Sizin olsun artakalan zaman

Özdemir Asaf


Misafir 10 Aralık 2006 22:07

ne yere ne göğe ismini yazdım
senin ismini aşkım kalbime
YAZDIM...

Özdemir Asaf


Mystic@L 10 Aralık 2006 22:25

Aylar Oldu

görmedim seni aylar oldu
aslında
seni yüreciğimin ta derininde taşımak
inan herşeye bedel
aylar oldu görmedim seni
ve daha aylar var ki
göremeyeceğim
dert etme
sen yine
yüreğim
seninle

görmedim seni aylar oldu
sarı yaprakları koca sonbaharın
bana seni anlatıyor
gözlerimdeki seni
yüreğimdeki seni
o zaman salıveriyorum
güvercin misali
denize doğru süzülüyorsun
arkanda beni bıraktığını
ve el salladığımı
ve ağladığımı bile görmeden
kaçar gibi..

görmedim seni aylar oldu
görmedim, yüreğim soldu
görmedim, cesaretim bile kalmadı
seni görmeye
bir daha..
artık bir yabancı gibisin
uzaklardan gelen
ve yine uzaklara giden
yollara sevdalı...

aylar oldu görmedim seni
denizler kabarmış
gökler umutsuz
kuşlar
çok uzaklarda,
son nefesi gülün
kimin umrunda?

görmedim seni aylar oldu
yüreğim çrpınmada
uçtu uçacak
sen daha gelmeden
daha doğmadan güneş
uçtu uçacak
yüreciğim

görmedim seni aylar oldu
üstüme üstüme geldi rüzgar..

aylar oldu görmedim seni
seni görmedim
dün gibi aklımda oysa
sahipsiz ağlamalar, yakınmalar
günler geceler sensiz geçen
seni beklemeler camlarda
umutlar, ışıklar yarınsız
öyküler, şiirler yarım kalmış
bekleyişler, özleyişler
ağlayışlar
sana hepsi
sana...

aylar oldu görmedim seni
ama yüreğim hala
aynı yangında

bunların hepsi
yüreğimden sana
aylar oldu
beni unutma
unutma
aylar oldu...

Ömer Seydi Ekinci


Mystic@L 10 Aralık 2006 23:01

Aydın mısın

kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alınteri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol

Rıfat Ilgaz


arwen 11 Aralık 2006 00:00

Gözlerini görmediğim her günüm
Her saniyesi cehennem
Bakma görünen suretime
icten ice yanmış külüm ben

yeminli misin başım için
karlı bir günde,baskentte düştü kalem
rüyalardan medet umuyor kalbım
kirpiklerini eğme,bilmem ki ben
ben aklımı zor tutuyorum

yüzünün olmadığı her gün
savaşım baslıyor kendimle
yorgunum savaşmaktan
kafamın icinde,icimde
kanlı hesaplaşmalarım
bakma öyle,görmem ki ben
ben ruhumu zor tutuyorum

icimde israfil borusu üflendi
herşey yerle yeksan,anıların dirildi
yağmurların sessizliğinde nefesin
yıllardır hayaline kurmusum mekan
gurbetin icinde birde sen hasrettin
susma,daha fazla yananmamki ben
erkekler ağlamaz sözümü zor tutuyorum



RIZA BALDEDE


Misafir 11 Aralık 2006 00:17

Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

Ey kanatılmış ciğnenmiş bahar günü
Birden bir cığlıkla kapatır yüzünü

Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

Kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama…

Ataol Behramoğlu


arwen 11 Aralık 2006 00:25

enine boyuna
bir mavi
dolanmış boynuma
gök desem değil
deniz hiç değil
hem
denizi yok bu kentin
olsa mavi olurdu
kesin
geceden çok yıldızı
ay aydınlık ışığı var
alırım koynuma
susarım usulca

dedim ya
bir mavi ki
enine boyuna



TÜRKAN ŞAHİN


Misafir 11 Aralık 2006 00:29

Hüzünlü pazar, beyaz meleklerin ilahiler söylediği
Aşkın güzelce yıkandığı, sımsıkı kefenlendiği

Yaz geçmiş, gelip çatmış bağbozumu vakti
Genç kızların mutluluğu bir mevsim daha ertelediği

Hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi
Çocukların hep kursaklarında kalan sevinci

Ataol Behramoğlu


arwen 11 Aralık 2006 00:35

Sakın dokunmayın bana dostlarım
üzüntüm doruğuna çıktı bu gün.
Tükendi artık derken acılarım
Sevdiğim hayalimi yıktı bu gün.

Hayaller başkaydı,gerçekler başka
Genç yaşımda doyamadım ben aşka
Düşmez olsaydım bu sevdaya keşke
Çektiğim dert canımı sıktı,bu gün.

Sayesinde yaşamayı bildiğim
Onunla hep mutluluğu bulduğum
O olmadan yaşayamaz olduğum
Aşkım beni yalnız bıraktı,bu gün.



MEHMET ALİ ÇIBIKLI


Misafir 11 Aralık 2006 00:46

Baktıkça çoğalır yıldızlar gecede
Parmaklarınla sayılmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikçe çoğalır gecede,
Sesler gelir,
Ya hızlıdan, ya yavaştan.

Her şey kendi dilince konuşur;
Karanlık örtse de üstünü
Gecede devam eder renk renk
Ağacın dalında, rüzgarda;
Her şey kendi rengince konuşur.

Gözlerini kapatır beklerdi;
Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,
Beklerdi işitinceye dek
Ağacın dalında, rüzgarda;
Yeşili duydu mu uyurdu
Rüyasında...


Can Yücel



Saat: 09:13
Sayfa 4 / 161

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık