![]() |
Adımı unuttum adımı unuttum adı olmayan yerlerde ne in ne cin ne benî adem zamanlar içinde kuşlar uçuyor kervanlar geçiyor bir iğne deliğinden çarşılar kuruluyor sarayları oyuncak insanları karınca şehirler zamanları gördün mü bir iğne deliğinden adımı unuttum adı olmayan yerlerde geçip gidenlere bakarak Asaf Halet Çelebi |
Yağmurdan Sonra yağmurdan sonra gelen hüzün gibisin tıpkı yüzüm gibi yakınlaştıkça uçurumlaşan bir gerçeği bin hayale satan tek kanatlı umudum gibisin, yağmurdan sonra gelen mis kokulu toprak gibi yağmurdan sonra gelen, hayat gibisin... şu güllere renk katan, ağaçları şenlendiren yüzyıllardır yağmasını beklediğim bir damlasın yağmurdan sonra gelen tadını unutmuş dilim, kurumuş nehirlerim rafa kaldırdığım yüreğim sanki yağan, bendim gelense sen... Akın Dursun |
"Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime kendimi suçüstü yakalıyorum ve kentsizliğimin isimsizliğini Araz'a uyak düşüyorum gözlerime senden düşler sürüyorum ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor bana en büyük tehdit yine ben oluyorum sonra bir durağa yaslanıyorum sonra bir kente ve sen gidiyorsun ben kanıyorum diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun" oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun yorgun Haliç'e biraz inat biraz ihanet bırakıyorum ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum aklıma düşüyorsun düşüyorum düşünce üşüyorum azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum yalanlarımla bir hiçlikteyim beni içinden kaç bu kentte her yağmur kendini ağlar aklıma düşsen yalnızlık oluyorum ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir nerde kimi üşüyorsun artık kendini yakan bir ateşim kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz şimdi boş duraklara yaslanıyorum boş kentlere oysa "gel" desen gelecektim gün düşlerime dönüşlerimde bakışın içiyor beni gözlerimden gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara uzaklığına uzanıyorum sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan yıkılıyorum şarkılara "kimseler biliyor" yalnızlık dostumdu şimdi korkum oluyor oysa "gel" desen gelecektim artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan kendimi yitirdikçe sana gidiyorum göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum uysal yalnızlıklar satın alıyorum gülüşümle ödeyerek ve içimde yalancı bir katil taşıyorum yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben kirli sözlerimi temize çekme oysa "gel" desen gelecektim gözlerim ihanete ihbar taşıyor kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına sözü namluna sürmelisin şimdi en yaralı yanımdan vurmalısın beni çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam susuşuna kan döküyor gözlerim sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun oysa bilmelisin Araz'ım kimsenin içi görünmez ve hiç bulamadıklarını asla yitiremezsin bak şimdi aramızda sessiz kalıyor söylenecek bütün sözler her sabah akşam oluyorsun alnından ellerine damlıyorsun yüzündeki yağmurla iniyorsun kente içine dert oluyorsun kentin dışına yağmur yüreğinde dağılıyor kristal şehirler duvarların kan öksürüyor ve sen başkalarının gözlerini yüzümde aramamayı öğreniyorsun beni bir durağa yaslıyorsun beni bir kente gidiyorsun oysa "gel" desen gelecektim susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın en susmakta neydi öyle sen en dinlerken biliyorum Araz'ım insan kendini bulmamalı, hep aramalı gittiğin yerden başlıyorum öyleyse gece cinnetlerimi de alıp yanıma denize bakmayı bilmeyenler bir gün mutlaka boğulur işte bundandır gözlerinden kaçışlarım siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı ben şimdi gurbetim içimde taşıyorum heba olsa da senlerce yılım oysa "gel" desen gelecektim ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden şairler ölüdür derler inanmıyorum en karanlık ceketimi giyiyordum ışığa kördüm çünkü şimdi ise güneşe ilerliyorum dirilmek için kimliği paslanıyor eski bir anarşistin gecenin kör gözünden utanıyorum hadi bana en militan kelimelerle saldır batır içime cümlelerini beyhude bir dehşet bırak hak ediyorum gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime can kaybından ölüyorum cenazemde namaz kılacağım zan altındayım yalanıma inanıyorum yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin kinim kendime susuşum sana küsüşüm tüm dünyaya üstü kalsın ihanetimin "gel" desen gelecektim yine bir tren geçiyor içimden sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan süsle beni ey aşk geçtiğin yerleri öpüyorum yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum dişlerindeki nikotin tadı terkimde sirenler ve ateş hatları içip sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla yasadışıyım tutukla beni gözlerimden kalemim bitti yitirdi şiirini şuur öldü kanımdaki mürekkep balığı solumdaki sise intihar etti intiharlar bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek yaşamak için geç bir zaman ölmek için ise erken çok davullu bir senfoni sürçüyor dikiş tutmaz ayrılığımda kirpiğinden yapılma bir darağacına geceyi asıyorum yoksun bu yağmurlar ıslatmıyor beni bir durağa yaslanıyorum sensiz gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum "gel" desen gelecektim oysa kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor şimdi herkes biraz sen biraz acı göğsümde bir vagon gizli sözler batıyor fırtınalar çıkıyor üstüme şakağımda intihar acemisi bir şairin delilik provaları arkandan uluyan kapılardan söküyorum kokunu yokluğunu kokluyorum yokluğunu yokluyorum çöz gözlerimi senden hadi ücranda yak bakışımı gözlerine bekçi sevdam dünden ve senden kalmayım içine her düşen kendi keşfi sanıyor seni oysa sen melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin ve kendini acıtmak istiyorsun ama güller kendine batamaz bilmiyor musun "gel" mi diyorsun herkes kendi gördüğüne bakar peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu hadi en kanadığımız yerden susalım "gel" desen gelirdim "git" dedin ve gittin Aşka... Rüzgara... Ayrılığa... Zamana... eyvallah... kahraman tazeoğlu |
Kalk Gidelim Kadınlar Balladı Sabit dudak ruju epeyce telefon Kirpikleri devirip gogus gecirmeler Burnu rendelenmis memeleri silikon Agizlikla cakmagin alevini icmeler Yari omru meyhane yarisi berber Ask faslini unuttuk Hey Allah pardon Yuvasi ask yuvasi gorkemli salon Kapisi vizir vizir spor mercedes'ler zar saydami bluz bluejean pantolon Kadin erkek farketmez asil olan cekler Lafi hic uzatmaz sevismeye gecer Az buz kazanmiyor Gecesi uc milyon Kalk gidelim kadinlari bu ne ilk ne son Atilla İlhan |
Seni bende, beni sende arıyorlar, Beni senden, seni benden tanıyorlar, Bir birim gibiyiz tümünün gözünde, Yarım'larımızı bütün sanıyorlar Özdemir Asaf |
Kocalmaya Alışıyorum Kocalmaya alışıyorum dünyanın en zor zanaatına, kapıları çalmaya son kere, duruq durmadan ayrılığa. Saatler, akarsınız, akarsınız, akarsınız... Anlamaya çalışıyorum inanmayı yitirmenin pahasına. Bir söz söyleyecektim sana söyleyemedim. Dünyamda sabahleyin aç karına içilen cıgaramın tadı. Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı. Kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller, öylesine başlarından aşkın işleri. Nazım Hikmet |
Dünyayı verelim çocuklara Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler Nazım Hikmet Ran |
Kokmayı Paylaştım Gül renginde basıyordum yere. Kaçırdım gözden Küçük serüvenini su kuşunun Bana kendini sundu sazlıkların arasından ve kendini okşadı, Biraz da abartaraktan, gördüm bir ara Köprüyü de gördüm, tarihle işledi beni ve yaklaştırdı Orada bulunmayanların tarihini bana Kokmayı paylaştım kır çiçekleriyle Ve şaşırtıcı olmayı Ve biçimlendirici bir de. Portakal ağaçları, portakal ağaçları! Unutur muyum hiç Ellerim de sizsiniz, ellerim de. Edip Cansever |
Kalabalığın içinde, Bir sisli duman gerisinde, Yılan karası gözlerinde gördüm, Hüznümü, Kaybetmenin anlamını. Kalabalığın içinde, Kalabalık bir ordunun gerisinde, Saman sarısı saçlarında anladım, Seni sevdiğimi, Uğrunda ölebileceğimi, Ve seni kaybetmeyi kabullenemeyeceğimi. Kalabalığın içinde, Bir otobüs insanla paylaşarak sezdim gözlerini. Ve inandım, Bu aşkın sonu, Olmazlık ve yoklukla sınalı. HAYDAR GÜNDÜZ |
Günler kısaldı. Kanlıca'nin ihtiyarları Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları. Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa... Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa... İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık... Bor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık! Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor; Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor. Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile, Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile Yahya Kemal Beyatlı |
Öğretilenlerden Her yüzüstü bırakıp giden Birşeyler öğretti Kimi Ayrılık acısını öğretti Kimi Yanlızlığın keskin bıçaksı yüzünü Ama; Sen sevmeyi öğrettin Tekrar tekrar Kaldırması zor sevdaları hep benim omuzlarıma Yükledin Giderken bile bana sevecek bir şeyler bıraktın Yanlızlığı Gözyaşını Bilinmeyen herşeyi Bana bıraktın Sen sür sefasını sessizliğin Ufukta fırtına var oysa Bilinmeyen herşey bilinene doğru yavaş yavaş akıp giderken bir kumsaatinin canalıcı sessizliğinde Bana bırakacağın her şeyin birer eşi Sende saklı,unutma Ömer Seydi Ekinci |
Seni bende, beni sende arıyorlar, Beni senden, seni benden tanıyorlar, Bir birim gibiyiz tümünün gözünde, Yarım'larımızı bütün sanıyorlar Özdemir Asaf |
Sen çaldın gittin ama Yüreğimi, Yaralarını hala içimde Saklarım Ve her sızımda seni Yeniden hatırlarım... SERKAN CANBOLAT |
Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler Nazım Hikmet Ran |
Saatler, umutsuzluğumu vurguluyor! Çaresizliğimin sesini dinle! Onlar da yoruldu, beklemekten Ben de... Zaman, alabildiğine özgür artık! .. Bir o kadar da anlamsız Gelmeyeceğini bilince... Zaman kavramı kalmadı, bende! .. Bak, nasıl çöküyor üstüme, hüzün! Nasıl yükleniyor karamsarlık, omuzlarıma! ... Nasıl vuruyor karanlıklar, aydınlığıma! .. Nereye gidiyor gündüzüm, zamansız! ? Gecenin apansız gelişi niye? Niye, amansız karanlığın inişi? Nedir, siyahın işi, bende? Nerede umut ışıltılarım, renklerim? Gökkuşağım nerde? Hangi göklerde? Bomboş bir karanlık kaldı, bende! .. Benimle beraber ara kendini! Odalarda,duvarlarda, şarkılarda... Resimlerde,şiirlerde, gecelerde... Nerdesin, nerde! ? Gözsüz aynalar ne bilsin, güzelliğini? Bir de gözlerimden seyret, kendini! Gör, nasıl güzelsin, gönlümde! .. Yüreğimde, bende! .. ONUR BİLGE |
Aşk başlamadan güzel, Kalplerde heyecan Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, Başkaları görmesin diye çabalayış, Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... Aşk başlamadan güzel.... Ümit Yaşar Oğuzcan |
uzaklardayım sana göre belkide hecelerinde kayboldum ayaza çekmiş bir sonbaharda çizerken resmini duvarlarıma adımı anımsarmısın gerçekten Taner'im,Tanım diye... kalemin yazarken soldan sağa her hangi bir doğa olayına benzetirmisin beni... hayallerinde gölgem kaybolur ümitlerinde solarım belkide sessizce düşen yapraklar gibi karanlıklara gömülürüm yüreğinde... ne bir şiir nede şair anar adımı ne taşlar sarar,ne de kumlar bedenimi yalın ayak gezdiğim şehirlerde.... git demek ne kadar kolay oysa, gecenin gidebildiği yer güneşin ilk ışıklarıdır... İBRAHİM TANER ATEŞ |
Mezarcı Bağrımdaki yaradan daha derin olacak Kaz mezarcı! Derin kaz, onu kimse görmesin, Bu karanlık mabede öksüz aşkım konacak Kaz mezarcı! Geniş kaz, tüylerin ürpermesin. Göründü bak karşıdan kafilenin bir ucu, Gündüzler gece artık, geceler zindan bana! Bu gelen sevgilimdir, ademe giden yolcu Kaz mezarcı" Derin kaz, ellerin yana yana. Çakılları temizle! Haydi artık mezarcı! Hazan olan aşkımı derine gömeceğim, Parçalarsa kalbimi azrailin kırbacı, Bu karanlık mabedin hüznünü emeceğim. Ört mezarcı! Artık ört, ellerin yana yana Gündüzler gece artık, geceler zindan bana. Rıza Polat Akkoyunlu |
Adamın Biri 1 Çifte koştuğun öküzler, Senin kadar yorgun değil kardaş! Sen ki kış ve yaz düşünceli Sen ki kış ve yaz yalınayak! Ne esnaf ne tüccar ne efendi Senin kadar değil düşünceli Senin kadar yorgun değil kardaş! Sen ki kış ve yaz düşünceli Sen ki kış ve yaz yalınayak! Sevmesi sana mahsustur Yüreğin hükmedince, Boynun damarları kabararak Türkü söylersin söyleyince, En iyi sen gülersin, Ölürsün öl deyince, Sana mahsus çalışmak. Sen ki kış ve yaz düşünceli Sen ki kış ve yaz yalınayak! Cahit Külebi |
Baba Yıllardır özlemle bekledim beni sevmeni sana benzemek sana ait bir şeylere dokunmak senin kokunu duymak varlığını hissetmek benim için bir ibadetti sanki kimseye benzemezdi kapı çalışın anlardım senin geldiğini koşarak atılırdım boynuna sende severdin beni ama pek belli etmezdin. Soğuk mesafelerin gelirdi sıcak sevgi dolu kollarından önce hep kursağımda kalmıştır sana söyleceğim sözlerim sevgimi bile anlatmayı bırak göstermeye korkardım ama yine de vazgeçmezdim seni sevmekten önce büyüdüm artık soğuk mesafeler kalkmıştı ortadan arkadaş oluverdik seninle derdime ortak yoluma yoldaş oldun. Bıkmadan usanmadan sevdim seni sevgin karşılıklıydı elbet ama hiç belli etmiyordun. Sen içinde bense hevesim kursağında kalmış bitap bir biçimde yinede pişman olmadım seni sevmekten sana söylemediğim çok şey var be BABA mesela seni ne kadar çok sevdiğimi sensizlikten korktuğumu yokluğuna dayanamayacağıma ben seni çok seviyorum be BABA. EMRE BUDAY |
Özledim Seni Özledim seni çok özledim arar dedim aramadın özledim seni çok özledim aşk bu dedim çok sevdim aşık oldum çok özledim isyan ettim gelir dedim gelmedin yanlız kaldım aşk dilendim görmedin inan bana çok özledim Ömer Seydi Ekinci |
ben sevince . . . . . . korkarsın gözlerimden ürpertir kalp atışım şaşırırsın akıllara zarar olur sıcaklığım tanımaz başka yüreği bu yürek raks eder benliğim bakışlarınla bütün zamanlar nihavent seslenir bulutların pembe halini görürsün kabına sığmaz olur Gökhan saçmaladığında anlarsın.. Gökhan CENGİZ |
Hiç özlemedim seni Özlemek dostluktandır dostluğundan öte bulmalıyım seni Sıcaklığını bulmalıyım dokunuşlarını, kenetlenişi Terimizle sulanmalı yeryüzü güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca Apansız fırtınalar çıkmalı sarsılmalıyım Özlemek yanında olmak isteğidir gülüşünü görmek biraz da Hiç özlemedim seni Saçlarına gül takmam bir ırmak gibi akıtırım ovaya soluğunla yanar dudaklarımın bozkırı Akkor halindeki ufuk bakır bir tel gibi eriyip gider kraterler ortasında kalırım Toprak yarılır birden su kirlenir Ürpertir bu coğrafya bu serüven ikimizi bir anda yaşadığımı duyarım Hiç özlemedim seni Özlemek dostluktandır dostluğundan öte bulmalıyım seni Ahmet Telli |
Gözlerim yaşlı kalbim buruk olsa da Aşkınla tüm bedenim tutuşup kül olsa da Bütün kırmızı güller teker teker solsa da Bırakamam seni ben, seni çok seviyorum Gözlerim yaşla dolu kalbim sevginle Bugün de baş başayım senin derdinle Bekliyorum seni ben acımla kederimle Bunca dertle kederle seni çok seviyorum Uzatsan elini tutarım, uzatmazsın biliyorum Seslensen sesini duyarım, seslenmezsin biliyorum Kollarını açsan koşarım, açmazsın biliyorum Ama bunlara rağmen seni çok seviyorum Eğer sevmeseydim acı çekmezdim Eğer sevmeseydim sevdim demezdim Seni sevdiğimi söyleyemezdim Ama bak söylüyorum; seni çok seviyorum EMRE AKTÜRK |
Kendince gitmesini bilen Ardına bakmadan hüznün Gittıyse gitsin uğrunun sonsuzluğuna Varsa nedeni nedensizliği Kendince haklılığının Ne bal renginde deprem bıraksın Ne mor ötesinde yanmalar Adına bir isim bile takmak istemediğim Ölümü araya sokmamışsa istenmeyen kaza Geliyorum demeden gelmişse ölüm Gel Bir gözünün yerine Al bir o kadarda benden ağlamayı Dindirecekse acılarını Yanayım senin yerine Azalacaksa Yanmalarımla izin ver yanayım Senden azaltabildiğim kadar Keyfince gitmelere Demem o ki Ardına bakmadığı hüznün Dert edinme hüzünsüzlüğüne Sevda yakar da Yaktıkça yarattığı yürekleri Değil Yaktıkça terk ettiklerini Özlüyorsa bir iç sessizliğinde Hiç olmazsa arada bir İnancın tamsa öyle olduğuna Bir kez daha diyorum Bırakayım gözlerimi al senin olsun Ağlasın senin yerine Akıtacağı yaşlar söndürsün Ortaklaşa yangınlarını…. TAŞTAN ÇIRALAR |
Son evi gösterin bana İstanbul' da vapur sesinin duyulduğu ki kapısını çalıp söyleyeyim içindekilere daha çok kedi yavrusu ezilsin diye eski iskeleleri sahil yoluyla ayırdıklarını denizden Karşılığında ben de size kanaryası ölüp kuaför salonuna dönüşmeyen kaç mahalle berberinin kaldığını söylerim ya da kaç fötr şapkanın tutsak olduğunu köhne bir konağın askısında Kaç faytoncunun artık taksicilik yaptığını da bilirim ama söylemem onu da siz bulun dikiz aynasına takılı boncuklardaki at kokusundan Sunay Akın |
Bağışla Kaptan Aşırdım Hayata Kırık Pusula Avuçlarımda Bir sabah güneşi uyandırdığında dünya gözkapaklarına Yitik hülyaları tokalayacağım, yıldızları biriktirmiş saçlarıma Yaşamı ağırlayan kapıları kapatacağım, kırgın bakışlarıma Kırdım dümeni uyanmamaya, kaybolacak âlemde sesim Akıp gideceğim enginlere, adına mühürlü dudaklarım, mütebessim Öğrendim! Beyaz atlı prens, cüceler yok olmuş, masallar çaresizmiş Düşlerini kaybetmiş peri, kül kedisi mahzun, umutlar acizmiş Hayat, uçları yanık mimoza kokulu mektupları çoktan bitirmiş Bu kaçıncı sillesi yüzüme çarpan feleğin, yoruldum artık Yâre doğru göç yasak, kırlangıçlarımın kanatları kırık, Yağmurları mı kirlettik, boz bulanık su yıkıyor toprağımızı Kan çiçekleri açıyor yaşam dallarımız, rengi yara kırmızı Yarın iliklerimizde don, ayazı vuruyor kışın, üşüyor güneşin kızı Kızılcık şerbeti değil içtiğim, sessizliğim kadere sitemden ar Nedendir takvimlerin bu kini, ellerimden düşüyor bahar Kalbinde acı kalmasın adım, at gitsin derinliğine mazinin; Sakın ağlama! Vasiyetimdir sevgili, yaşayamadığım her ne varsa yaşa, yarına bırakma Sana yaşatamadıklarıma say, mutlu ol, biliyorum borçlu kaldım Aşk’a Gönlünden kopup gelen bir fatiha oku ardımdan, senden son dileğim Hayallerimi fideledim uykularına, soldurma büyüsün umut çiçeklerim Yazan : hayal bahçesi |
Aglama yüregim aglama yeter artik giden gitti bilirsin geri dönmez. biliyorum zor onu unutmak ve yerine baskasini sevmek ama sen yinede aglama. haykirsan neye yarar?gideni gerimi getirir?sadece kendini yipratirsin. isyan etme sakin yoksa onu halen sevdigimi zanneder. herkesten ayri ve özel olmasini istedim ama olmadi ne özel nede birtek ama birtek bana ayit oldun sevdigim.seni üzdüysem o da sadece seni sevdigimden.aglama yüregimi elbett birgün oda sevecek,ve ask nedir oda ögrenecek.benimkisi bir heves sanmistin yüregim, ama heves degil gercek bir sevgi beslemissin ona karsi.sabahlara kadar beraber oturup güler aglardik ve günesin dogusunu izlerdik ama artik benim icin ne günes nede ay doguyor.suan bende aklimda sadece o kara gözlerin kaldi ya benden sana ne?aglama yüregim aglama. belki benim aglamam onu mutlu eder ama bilmezki beni ta derinden yaraladigini.inan sevdigim kimselere diyemeyecegim senin halen icimde oldugunu.seni unutmaya calisam bile unutamayacagim.cünkü senin adini ne yerlere nede göklere yazdim. senin adini kalbime kazidim,ve ölürsem bile inan seni halen yüregimde yasatacagim... ÇİĞDEM |
Şu gökteki ay var ya Şu b.ktan şu yarım ay Bakarsan bakarsan bakarsan Bi tek sözüme bakıyor benim dolunay olmak için O bana bakıyor Ben ona. O bana bakıyor Ben ona, Hepimiz ama Hepimiz Hepimiz Bakıyoruz hep birbirimize bakıyoruz hep bakıyoruz ADAM olmak için hep Ay! Ay! Ay! O bana bakıyor Ben ona. O bana bakıyor Ben ona Canım yanarcasına Ne zaman Ama ne zaman olacak bu iş? Bakıyorum bakıyorum da aya Bakıyorum da ayın ayaklarına Yatırmışlar yine Ahmed'i falakaya Can Yücel |
Gülmeyi seviyorum, Aşk güldürmez beni, Aşkın adı gözyaşı ve ayrılık, Gözlerimden düşüyor sevda yağmurum, Hüzne Gidiyorum..... Umud etmeyi seviyorum, Umud yaşatır beni, Umud bakışlarımda ve gün ışığında, Saksımda büyüyor sevgi çiçeklerim, Hüzne Gidiyorum... Yaşamayı seviyorum, Aşksa öldürür beni, Sevgim yüreğim ve duygularımda, Sözünde duruyor sevda yeminlerim, Hüzne Gidiyorum.... YUSUF KEMAL ÇETİN |
Her satırı Mendireğe dizili karabataklara benzeyen Bir mektup bırakarak Balıkçı koynundan Sisler içinde uzaklaşan kayık gibi Bir sabah usulca ayrıldın Koynumdan Bütün yolcularını Boğaz köprüsünün çaldığı Araba vapurunun Boş seferleri Gibi yalnızca rüzgâr Gezinir sensiz Yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz Ki çocukların acemi oltalarını denedikleri Kuytu bir iskelenin Tahtaları altına kazıdığım Ayrılık şiirini okudukça Dalgalanır... Sunay Akın |
Doğrusu İstemeyerek veda ediyorum sana, Kırıcı olmadan, Dost kalarak.. Bilmem ne kadar dost kalırız, Kimbilir! ! ! Belki unutursun hemen, Belki de ara sıra hatırımı sorarsın, Ben mi? Biraz zor… Unutamam her halde, Sesini duymasam da, Seni görmesem de, Söyledim ya... İstemeyerek veda ediyorum… Oysa umutlarım vardı, İleriye dönük, Tanısam ne değişirdi bilmiyorum, Belki çok şey, Belki hiçbir şey… Söyledim ya, Dostça veda ediyorum sana, İstemeyerek de olsa… YILMAZ BACACI |
RÜZGARIN KEMAN ÇALDIĞI YAMURDAMLALARININ PENCEREYE VURDUĞU SOĞUKBİR KIŞ GECESİ YATAĞINA UZANIP HAYLİNİ KURDUĞUN TÜM GÜZELLİKLER SENİN OLSUN. Erkan KAYIK |
Ömrümüzün baharı Acılarla geçmesin, Boş bir inat uğruna Yürek acı çekmesin.. Bir kez geldik dünyaya İkincisi yok bunun, Kör bir inat uğruna Yaşam boşa gitmesin.. Yaşamak istiyorsan Hayatı doya doya, Bırak artık inadı Sende sev doya doya.. Geçmişte yaşananlar, Geleceğe taşmasın, Yen artık şu inadı Kalbin bomboş kalmasın.. YILMAZ BACACI |
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, Sersem. Ben seni beklerken ölmem ki.. Beklersem. Özdemir Asaf |
Şuan ağlamaklı durumdayım, Fazla konuşamam, Nedenini sorma, Kendine iyi bak dostum.. Belki uzun sürer unutmam seni, Kim bilir? Belki yeniden denerim sevmeyi… Biri olacaksa eğer gönlümde, Senin gibi biri olsun isterim, Bilmeden tanımadan seven… Sanma ki çivi çiviyi söker misali, Yeni bir aşk bulurum, Yok! ! Dostum yok! Söyledim ya uzun sürer unutmam seni… Diyelim ki unuttuk unutulduk, Biri çıktı karşına, Sever misin? Sevebilir misin? Beni sevdiğin gibi… YILMAZ BACACI |
Bütün insanları dostun bil, kardeşin bil kızım Sevincin ürünüdür insan, nefretin değil Zulmün önünde dimdik tut onurunu Sevginin önünde eğil kızım Ataol Behramoğlu |
Sonbahar Rüzgarları Güzel bir sonbahar günü Yaslanmak çınara Unutulursa yalnızlık Gelirse mutluluk Bu zamanda aşık oolmalı insan Vakitli ya da vakitsizce Hiç farketmez çıkıp gelmeli Dağ sümbülleri gibi Birden bire Tutmalı ellerimi Ne günah, ne yasak dinleyerek Yıldızlarla sevişmeli Geceleri Yalnız aşk sonbahar sarhoşluğuyla Bak o zaman uyanmak istemeyeceksin Darıldığın bile rüyadan Yapraklar arasında Aşk yapmak buğulu bakan gözlerle Kaybolmuş yılları vereceğim Gecenin yıldızlarıyla geriye... Arslan Bayır |
Şu da Var Bir de var sen koynumda yatıyorsun Güzelsin güzelliğin mutlak amenna Kızlığın masanın üstünde Kocana saklıyorsun Oysa koca da ne benim kollarım ar Soy bir portakal yedir bana dilim dilim Ben uzun minareliyimdir doğma büyüme Ne yapıp yapıp denizi görmek isterim Cemal Süreya |
Kimsesizlik Yıllardır bir kıvılcım kapalı kında, Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi; Mustaribim bu duvarın dış tarafında, Şefkatına inandığım biri var gibi. Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el, Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım; Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel! Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım. Gözlerimde parıltısı bakır bir taşın, Kulaklarım komşuların ayak sesinde; Varsın yine bir yudum su veren olmasın, Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de! Kemalettin Kamu |
Bana bir dinletim verin, Biraz da zaman. Ben bir deyim çıkarayım, Bir duyuru sesi ondan. Siz bir solukta onu dinleyin. Sizin olsun artakalan zaman Özdemir Asaf |
ne yere ne göğe ismini yazdım senin ismini aşkım kalbime YAZDIM... Özdemir Asaf |
Aylar Oldu görmedim seni aylar oldu aslında seni yüreciğimin ta derininde taşımak inan herşeye bedel aylar oldu görmedim seni ve daha aylar var ki göremeyeceğim dert etme sen yine yüreğim seninle görmedim seni aylar oldu sarı yaprakları koca sonbaharın bana seni anlatıyor gözlerimdeki seni yüreğimdeki seni o zaman salıveriyorum güvercin misali denize doğru süzülüyorsun arkanda beni bıraktığını ve el salladığımı ve ağladığımı bile görmeden kaçar gibi.. görmedim seni aylar oldu görmedim, yüreğim soldu görmedim, cesaretim bile kalmadı seni görmeye bir daha.. artık bir yabancı gibisin uzaklardan gelen ve yine uzaklara giden yollara sevdalı... aylar oldu görmedim seni denizler kabarmış gökler umutsuz kuşlar çok uzaklarda, son nefesi gülün kimin umrunda? görmedim seni aylar oldu yüreğim çrpınmada uçtu uçacak sen daha gelmeden daha doğmadan güneş uçtu uçacak yüreciğim görmedim seni aylar oldu üstüme üstüme geldi rüzgar.. aylar oldu görmedim seni seni görmedim dün gibi aklımda oysa sahipsiz ağlamalar, yakınmalar günler geceler sensiz geçen seni beklemeler camlarda umutlar, ışıklar yarınsız öyküler, şiirler yarım kalmış bekleyişler, özleyişler ağlayışlar sana hepsi sana... aylar oldu görmedim seni ama yüreğim hala aynı yangında bunların hepsi yüreğimden sana aylar oldu beni unutma unutma aylar oldu... Ömer Seydi Ekinci |
Aydın mısın kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alınteri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol Rıfat Ilgaz |
Gözlerini görmediğim her günüm Her saniyesi cehennem Bakma görünen suretime icten ice yanmış külüm ben yeminli misin başım için karlı bir günde,baskentte düştü kalem rüyalardan medet umuyor kalbım kirpiklerini eğme,bilmem ki ben ben aklımı zor tutuyorum yüzünün olmadığı her gün savaşım baslıyor kendimle yorgunum savaşmaktan kafamın icinde,icimde kanlı hesaplaşmalarım bakma öyle,görmem ki ben ben ruhumu zor tutuyorum icimde israfil borusu üflendi herşey yerle yeksan,anıların dirildi yağmurların sessizliğinde nefesin yıllardır hayaline kurmusum mekan gurbetin icinde birde sen hasrettin susma,daha fazla yananmamki ben erkekler ağlamaz sözümü zor tutuyorum RIZA BALDEDE |
Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında Ey kanatılmış ciğnenmiş bahar günü Birden bir cığlıkla kapatır yüzünü Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini Kederli yağmur, usulca düşen akşama Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama… Ataol Behramoğlu |
enine boyuna bir mavi dolanmış boynuma gök desem değil deniz hiç değil hem denizi yok bu kentin olsa mavi olurdu kesin geceden çok yıldızı ay aydınlık ışığı var alırım koynuma susarım usulca dedim ya bir mavi ki enine boyuna TÜRKAN ŞAHİN |
Hüzünlü pazar, beyaz meleklerin ilahiler söylediği Aşkın güzelce yıkandığı, sımsıkı kefenlendiği Yaz geçmiş, gelip çatmış bağbozumu vakti Genç kızların mutluluğu bir mevsim daha ertelediği Hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi Çocukların hep kursaklarında kalan sevinci Ataol Behramoğlu |
Sakın dokunmayın bana dostlarım üzüntüm doruğuna çıktı bu gün. Tükendi artık derken acılarım Sevdiğim hayalimi yıktı bu gün. Hayaller başkaydı,gerçekler başka Genç yaşımda doyamadım ben aşka Düşmez olsaydım bu sevdaya keşke Çektiğim dert canımı sıktı,bu gün. Sayesinde yaşamayı bildiğim Onunla hep mutluluğu bulduğum O olmadan yaşayamaz olduğum Aşkım beni yalnız bıraktı,bu gün. MEHMET ALİ ÇIBIKLI |
Baktıkça çoğalır yıldızlar gecede Parmaklarınla sayılmaz; Kimi duyulur, kimi duyulmaz, Dinledikçe çoğalır gecede, Sesler gelir, Ya hızlıdan, ya yavaştan. Her şey kendi dilince konuşur; Karanlık örtse de üstünü Gecede devam eder renk renk Ağacın dalında, rüzgarda; Her şey kendi rengince konuşur. Gözlerini kapatır beklerdi; Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır, Beklerdi işitinceye dek Ağacın dalında, rüzgarda; Yeşili duydu mu uyurdu Rüyasında... Can Yücel |
| Saat: 09:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık