![]() |
gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. gamzelerin büyülesin cihanı, tebessümün mutluluğun anahtarı. gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. unut bir an yaşadığın unutulmaz acı hatıraları. gülüşü yaralım.! gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. bana bakma sen biliyordum bir gün sessiz sedasız gideceğini. kırgın değilim inan ki sana, şimdi vakit ayrılık saatinin kurulduğu an. gül yine yeniden, eskisinden daha güzel. şimdi sen en güzel gülüşünle hatıralarımın baş köşesindesin. dokunamasam da,göremesem de, hep farklısın benim rüyalarımda. sen; gül yine yeniden, eskisinden daha güzel... güneyce yakılanlar |
Esti Hiç iyi değilim ki sensiz böyle İyi değilim ki sensizlikte çok özledim Hiç iyi değilim ne gündüz ne gece Kabus dolu her anım böyle Kimse bilmez halimi şimdi Esti bir çöl rüzgarı gibi geçti Kaldım savunmasızım şimdi Ben sensiz iyi değilim ki Geçti yıllar beni dinlemedi ki Bana bırak sevgini alma Korkuyorum sensiz yaşamaya Göremem baharı bir daha Kim benim kadar sevebilir seni Yetmez mi yaptığın gel şimdi sarıl bana Kim koklar geceler boyu seni Kokun tenime sinmiş gibi sarıl bana Ümran Timur |
sevgiyi yaşamak anlasana... 'seni seviyorum' iki kelime; kolayda söyleniyor,... söyleyen söylerken duraksıyor ki, bilesin... sevgiyi yaşıyor yüreğinde 'Hakketmek gerekir'! ! ! yaşamalı nefeste, yürek atışında, dilin lal olmalı... gözlerin... adını söylerken gözlerine değmeli yüreğin, uçan kelebeğin kanadı. dudakların kurumalı.... çöl yangını sevdaya susamış olmalı yüreğim aç,bedenim aç.. aç bedeni doyurmak kolaydır ama.... yüreği...? öyle her yiğidin harcı değil be gülüm aç yüreği doyurmak..! baştan aşağı sevda kokmak, sevda solumak, sevda yasamak dedim ya; yangınsa yüreğin dudakların çatlak dilin lal.... sus ne olur Sus......! ! ! ! ! gitme desem..... funda erdal şahin |
Gül Mevsimi güllerin açtığı mevsimde ağarmadan daha tanyeri çimlerin üstünde çiy taneleri çiy taneleri tomurcukların misafiri henüz derya hasır gibi, uykuda kurbağalar susmadan daha bir su kuşunun dalmasından bir dalgacık uzaklardan kıyıya uzanmakta dalgacık haleleri sımsıkı sarmakta kıyı şeridini seher yelinden üşümüş, kabarık yuvasındaki serçenin kanatları karıncalar bitmemiş rüyalarında, yarı uyanık kelebeklerin kanatları kapalı, unutmuş ötmeyi cırcırböceği güneşin yakmadığı soluk dağlardan, ovalara kayarken sallanır, açmaya üşenmeyen tomurcuk cemre düşmemiş gibi, toprak yeni güne başlarken doldurur insanın içini tutkulu yaşama sevinci kaplar tabiatı sabahın çoskusu böcekler istilacı bir ordu meyveye dönüştürmek için her tomurcuğu toprak cana dönşütürür tohumu güneş ısıtıverir evreni tomurcuk açıverir gözlerini günaydın gün, günaydın doğa gün başlıyor erdik sabaha, baharda güzel bir gün başlıyor davranın balarısı gözünaydın doldurur içimi yaşama sevinci gözüm-aydın. İbrahim Çelikli |
dipsedâ üç kişiydik sen.. ben..o senin kanaviçe bohçan vardı içinde ahenkli bozgunlar ağularla aşkı oyaladığın ben de en galiz yakarışlar yalvarışlar sevdalıydım beton bir ağrıydı ayrılık çamaşır ipine mandal gibi ne zaman aramız açılsa küslük yapıştırırdı yakamıza çavlan sanırdın kendini bazen öyleydin aslında asi yaban huysuz biraz da tarih dışı dramaydım karşında kaderini dere yatağına bırakmış tomurcuğa ebe kalem bir tas suda kıyamet koparan o fırtınaya dedin ki hadi es! en miniğinden esti.. ne aşk bıraktı ne heves şimdi katresin toprağa kendi gözlerinden dökülen acıyla akran şiirler benim uyağı sonuna denk düşen ses... Sinem Sevinç YILDIZ |
Buz kesmişti ellerin ısıtmıştım ellerini ellerimle zemheriye brakıp şimdi yüreğini intizarı düşürdünmü diline. Tutku demlerinin nihayetinde asude feryatlar yaşıyorum artık yüreğin sustu, dilin konuştu intizarı düşürdün sen diline. Nasıl bozgun bu böyle ne gelirse senden kabulümdür hiç ses çıkardım mı zulmüne taş kesmiş yüreğin, kaşların çatık intizarı düşürdün sen diline. Ferfecir gözlerinle bakarak aşkını üç kuruşa, pazarlarda satarak Allah'ını unutup, benliğine taparak intizarı düşürdün sen diline. ihsan altınışık |
gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı ne varsa uçurumlar eşiğinde hüzünlerle yalpalayan ne varsa gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine birşeyler anlatmak istiyor hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına gün batıyor gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım unutuyorum sevgilim suretini durgunluğun "niçin"di unutuyorum gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma umurumda değil ne yağmur ne ayaz ne de ker*** kokusu havada unutuyorumsabahakadar gün batıyor sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim geciken sabahlara koşuyor kuşlar gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine Yılmaz Odabaşı |
Yatağım artık bomboş; Geceler yalnız, ben nahoş; Seni bana hatırlatan, İki adet yastık ve bir yorgan, Beni saran... ilke düzyol |
Dağlarda Ateşler Yandıkça Oda karanlık Odadan dışarı çık Şehir karanlık Şehirden dışarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Gördün mü Dağlar başladı artık. Korkun dağılır rüzgarda Bekle biraz Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmaz. Dağlar karanlık Dağlara yukarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Az daha yukarı çık Birbirinden uzakta Gördün mü Ateşler parladı artık. Şimdi dağlar kaldı yine ardında Odan yendi karanlığı, ölümü Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü? Behçet Necatigil |
İçine düştüğüm şu vuslata bak, Gönül pınarlarıma boşalan hasrete bak, Aşk ırmağından doldurduğum çileye, Gamze yanaklarına kondurduğum buseye bak, Çürüyen limanlara demirledi gemimiz. Sağlam değilse aşkın temeline bak, Pırpır dönüyorsa kuşlar gibi sevgimiz, Aşkı istemeyen hasetlere bak, Dağlarda konaklayan şu kartala, Gözü çakmak çakmak yüreğime bak, Dumanı bacayı,andıran, Yana yana tüten cigarama bak Zihnin berrak değil anlamıyorsan, Uğrunda döktüğüm saçlarıma bak, Önümüz kış ısınamam,üşürüm diyorsan, Ateşsiz yaktığım mucizeme bak Döktüğün diller işimi görmez, Adına yazdığım şiirime bak, Dili pabuç gibi konuştuğun bilmez, Işıktan ışığa suratıma bak, erkan gümüşsoy |
| Saat: 12:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık