![]() |
Mağrur Gece Güneş daha doğmadan Damarlarıma Dinamitler yükleyip Yiğit şarkılar söylemeliyim Aydınlık üzerine Kafamda Bin nice fırtınalar koparmalıyım Karanlık uyanmadan Dimdik ayakta Ateşten gömlekler giymeliyim Mağrur bir gecenin sabahında Güneşi yüklenmeliyim Arif Altunbaş | |
http://img244.imageshack.us/img244/7307/image010ty8.gif Yağmur Kışla yaz gibiydik Sen kar tanesi ben güneş Çözmek zor bu buzları Yalvarsam ne fark eder Çocukça kavgalar bunlar mazeretler Sebebimiz olmuş yabancı gözler Kışla yaz gibiydik Hep aramızda bir yarış Belki sen birinci ya da ben ne fark eder Çocukça kavgalar bunlar mazeretler Sebebimiz olmuş yabancı gözler Bir küçük yağmur damlası kadar değerim yok mu sende Güz ayrıldığımız gündür Kimbilir kaçı bitmiş Yalın |
Haber Vermeyecektin Güneş fecre dalıp kaybolduğunda Ben de kaybolurum her akşamüstü Açarım göğsümü karanlıklara Çekerim içime cıgaramın zehri Seni düşündükçe her akşamüstü Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Çekerdim özlemini vuslat anının Haram katmasaydın hayallerime Dalgalar sahile her vurduğunda Peşinden sürükler dönen her damla Bir ağırlık çöker omuzlarıma İçimi dökerim uçuşan martılara O uğursuz sahile gittiğim zaman Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Beni avuturdu o an martılar Haram katmasaydın ak tüylerine Ali Ekinci | |
HER SU BİR SU Bir zımparaya sarıyorum düşlerimi ince dişli sürüp duruyorum yaşamın alnına sırtımdan sızan damlada parlıyor çelik menevişleniyor dünya Bu torna diyorum, gün boyu bu torna kim döndürür kime döner zımparalı düşler, tornalı dünya Düşlere düşen her teri katmalı diyorum zımparaya ve sormalı çarkına devir veren ve de hızına kollar Düşleri emzirmezsen devrin kimedir torna Çöküyor yorgunluğuna akşam kararıyor sokaklar gözlerin gibi Nesnelere çarpan düşün dönen dalgalarında ışık dönmeyen emeğinde... iki ekmek diyorum hafifim akıttığım ter kadar izlerin dansı başlıyor mor bir rengin ritminde yüzünü yeniliyor bakkal Terlerin yolu diyor ve uzun yolculuğu sular gibi birleşmek ne kadar su birleşse birleşen her su bir su Ali Rıza KARS... |
AŞK SONRASI ÖZLEM Aşk sonrası özlem Ah o içselliğinin dehlizleri, Korkusuz ve ışıksız yürümeleri Akrep yuvaları üstünde Yaprak dökümlerinin kanayan bakışı Susuz ve kuru dalları yüreğinin Gel gitlerin kıyıyı öptüğü yerdesin Cehennem ateşlerini söndüren Bir damlasın haykırmalarında Bir solukta çek dünyayı içine Mavilşeşsin vadin, Özlemin aşk olsun atiye Dur,affetmelerdir harlatan O sönmez denene Bak,mavinin çağrısı gülümsemekte Yeşilin kokusu sarmada yolunu Yürü,gül bahçene bahar gelmekte Mehmet Bardakçı |
Sensin Sevgi Dağıtan Kadın çok şairin şiirlerinde varsın çok şiirin imgelerinde an an heceler sana açılır kelimeler dile gelir gizeminde sesin içtenliğinin derinliklerinde büyüdür uyuyan yüreklere ipek böceği dokur dudağında kelimeler kozasını yırtar gecenin şafak gözlerim parlar yıldız yıldız kapılarım sonuna kadar açılır soğuk pınarların duru suyudur senle uyanan sabah saklanbaç oynar yüreğim onbeş yaşındadır sevgilerim hap taze hep yenilenen bahar kırkikindi yağmurlarıyla yağan sarmaş dolaş ve her gün çoğalarak şehri cennettir vatanın izini süren yüreklerin yoksul gönüllerinde yaşarsın can üşüme durumunda bile sen kendinden öte varsın kimbilir kaç yürekte yaşar kaç yürekte konaklarsın kimi zaman ana, sevgili, yar kimi zaman kurtarıcı melek ve dost gönüllere ilah sevgilerin evrensel vazgeçilmez sihiri yaşamın sensin sevgi dağıtan kadın Cemal KARSAVRAN... |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10105-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10105.jpg ISLAK GÜL Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahları Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra. Alır, götürür beni kokun uzaklara, en uzaklara Ağzın; dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları Tenin çekiyor beni, tenin tutmuş saçlarımdan Afrikalı kölenim senin, esirinim, mecburunum Gözlerin değmese gözlerime kahrolurum Ölürüm, çekersen ellerini avuçlarımdan Dönsün başım, tutuşsun damarlarımda kanım Gel, otur yanı başıma, erişilmez kadınım Yum iri gözlerini, devir kirpiklerini Ser önüme, bir hazine gibi güzelliklerini Sana en muhtaç olduğum şu anda gel. Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Her Sözcük Bir Depremdir Görüyorum seninde gözbebeklerinde Bana düşen gurbetin özlem ve acılarını Yağmursuz bir günde ıslak ve nemli Adını koyamadım dalgın bakışların Ve içimdeki sana akan duyguların Lüzumsuz anlamı olan her kelime Senin çıkmazlarında kayboluyor Yeni dünyam sarı şekerim Önce açelyalar açtırdın gönül bağımda Sonra hep yeniden doğuşa gebe sabahlar Kaybolan zamanlarımda şiirime anlam Bir bahar daha doğdu nur beyazı kıştan Onurum baş eğdi yürek kıskacında Ateş çemberi yanar artık bedenimde Gurbet ve sıla hasreti gözlerimde Manalı mutluluklar yazar Artık dudaklarımda türküler söyleniyor Romantik enstantaneler sözcüklerde Düş gezegeninde yıldızların gizemi Başımı yaslıyorum dolunaya sen diye Hafif esen yelle dans ediyor nesneler Aydınlık gecenin masalsı görüntülerinde Yüreğim anne sevgisi gibi coşkun Kollarımda bir melek izdüşümde Hayatın ağırlığını hissediyorum üzerimde Renkli tebessümler sunuyorum gökyüzüne Sevince boğulmuş bir çocuk edası Yaz aşkları doğuyor sabahlarıma Çıplak içtenlikli ve canı gönülden Göremezsiniz biliyorum mutluluğu Resmedemezsiniz duygu yoğunluğumu Su gibi akar cümlelerimde Bitmeyecek hikayenin ilk sayfası bu Kim bilir daha kaç paragraf yazılır Kaç şiire konu olur dizelerde Doyumsuz saatler biter sanılır Oysa ki Yıllar sonra bulunan hazinedir Akdeniz gibi sıcak karadeniz gibi serin Yılan gibi süzülür yürek ovasına Her sözcük bir depremdir Cemal KARSAVRAN... |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10087-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10087.jpg BİR AŞK MASALI Bir kuş uçmuş bu daldan Çiçekte sesi kalmış Üç yıl geçmiş aradan Çiçek birden sararmış Bir kız almış çiçeği Koklayıp yaralanmış Kız koşup dala gelmiş Dal onu ağırlamış Beklerken kuşu dalı Yüreği rüzgârlanmış Uçup dönmüş o dala Çiçekler şarkılanmış O günden beri dallar Rüzgârla arkadaşmış. Nihat Behram (Ayışığı yana yana) |
sorguçlar takılana dek..... insanlar köşe başında ölüyorlardı yaşlı, yatalak yarım kalıyordu her hikaye her şey. tut dedim kendime ağacın altından yarım yamalak bir gölge olsun sarıl. olmadı. yıllardır kıvrımlaştım içimde ulanlaştığım varoşlar mıydı yoksa deliveren ırmağına uzanmış at üstünde oynaşan köy mü beni gece boyu efkarıyla şişleyen bu çolak sessizlik. bir kıvılcımla debeleniyordum içimde hayatsız bir an ölmek yatalak insanlar gibi sessiz uzanmak ırmağın yanındaki kahverengi toprağa beyaz süslemeli bir entarin de oldu mu düşmanını bile görürsün yanıbaşında. ölmek aykırı bir sanatıydı toprağın dönüşümlü suratlar kemikler unufak ırmağın boynundaki köy değirmeni çalışıyordu boyna gümbürtüsü günahların ve farkında olmadan öldüğünün şaşkın sorular geliyordu ve son ayak sesi .... .... ....... karanlık sadece güneşin gidişiydi bu sefer ilahiydi hikayeler bir sonuç bağlamak gerekli değildi o kadar bir sebep yeterdi azrailin perdesine olsundu ne çıkar hikayeler yarım kalsındı gitmek gitmek uzun uzun gitmek vardı şerit şerit sorgu sorgu sorguçlar takılana dek cennetin kapılarına deccal zincirini koparana dek ölmek bir firar kalbimden düşüncelerimde arta kalan ekmeğin buğusu kadar sıcak ensemde ölmek kapıların ardında boylu boyunca yatalak ve yaşlı. Ahmet Serdar... |
SABIR Yangın yerine döndü üçbuçuk zaman Beklentiler yerini hüzüne bıraktı Kırıldı çatladı orta yerinden sabır taşı. Gittin sen benden Ben gittim senden Gittik birbirimizden Muammalarla dolarken zaman ve mekan Kırıldı çatladı orta yerinden sabır taşı Gelsen bana Gelsem sana Gelsek birbirimize yeniden O ait olduğumuz zaman ve mekana Zaman yok ağlamaya Zaman yok ağıt yakmaya Dayan can dayan yürek Az kaldı Az kaldı Sevdaya umuda ve yarına Dayan be can. Öner Polat |
ISLAK GÖLGE... Sağ selamet git yorulmasın düşlerin Ben burada seni aşka boğan el duygularının bedduasını okumaya niyetliyim. Sevsem seni içimde körelesi bir isyan. İfadesizliğimi bağışla. Seni zamansız sarasım var Gece şelalesi gibi akışın şimdi gözlerimden Ansızın notalarında susmuşluğum bu ilk değil Adı aşk gibi Kendime bu kiralık ifadesizlik Beni bekleme Sobe de tam kaçarken Seni deli gibi sevip, ağlayasım var. Gün gibi başla yeniden içimde Kimse kanıtlayamamış ki yokluğunu Bir aşılmazlık var yurdundan yurduma Anlasana Yürekliliğim yalnızlıktan Baş edilmez bir deniz üstüme üstüme bu gelen Adı nedir Nasıl sünger çekilir Sarmalandım mahpus gibi kırık raylarını aşıp sana Kuş olup uçasım var İki pencere arası baksam Seni ararım içimden her an gelen tüm manzaralarda Sen denince Sokak arası kayıp hep bizde Ölesiye asansörlü düşler Bir aşağı Bir yukarı Sallantıda şimdi aşkta tüm basamaklar Şairliği reklam Kendisi haram İdam seyirlik yüzüm var sonrasına İçimde bir sen suskunluğu Yasak edip kendimi aşka Seni öldüresiye kıyılarıma hapsedesim var Korkma Büyülü bir gizdir Deli gibi bayram Kökünden sökülen tüm aşk yollarından adı çıkan “sen” Toprağa ölüm kokusu mu sindi.. Ölülermi toprağa girdi..Kıyamet mi geldi desem Değirmene dönmüş yüzüm Elinin hamuruyla şekillendiren beni sen İçimde on kavga on aşk üstüne Dönmedolap gibi Dönüp dönüp sana koşasım var... Shera... / Yağmurun Kızı |
KOPARDIN Bir hicran çölüne bıraktın beni Kalbine girdiğim yolu kopardın Yaydın üzerime yalan gölgeni Adını andığı dili kopardın İçimden boşluğa savruldu külün Hüznün ateşiyle yandı kakülün Yıllardır ruhumda öten bülbülün Her seher konduğu dalı kopardın Uzattıkça sana boş ellerimi Birer birer yıktın hayallerimi Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi Saçımdan son siyah teli kopardın Gönlümde aşkınla hergün yeşeren Göğü yıldız yıldız önüme seren O güzel, bembeyaz gülü kopardın NURULLAH GENÇ |
EĞER Neler yazar kalemler, Sen yazmak istersen eğer, Nelere şahit olur kağıtlar Anlatmak istersen eğer Hüzünler bile güzeldir, Sevinçlerini görebilirsen eğer, Çözümsüz değildir bilmeceler Çözmek istersen eğer, Yaşamak güzeldir,seversen Ellerini uzat bana sende Seversen eğer.... Nesli Tezcan |
Saklı Geçmiş Uzun süreli istirahatgahından bir adam, Sessizliğini bozup yüzyılların ardından Kalktı artık tanımadığı bir dünyada ayağa! İlk gördüğüne yapıştı ve söylenmeye başladı, Dinleyen yaşlı bir adamdı, anlamadı, sıyrıldı kaçtı. İkinci adamı yakaladı ve genç adama kendi dilinden elverdiğince, Dokunaklı bir türküyle yakardı. Çaresiz o da “kim bu deli” diyerek kaçtı! Bir güzel gördü, gönlünün bahçelerinde ki Tüm çiçekleri terennüm etti, anlaşılmadı! Çocukları gördü en sonunda, yaklaştı, Ne söylediyse alay edip kaçıverdiler. Biri kaçmamıştı ve yeni yürümeyi öğrenmiş gibiydi. Adamın aklına ninni söylemek geldi Ve derinden söylemeye başladı ninniyi! Çocuk o güzel bebek ifadesiyle gülümsedi, Anlamlı anlamlı büyülenmiş gibi bakakalmıştı! Uzunca bir süre söyledi adam Bir hortlaktan beklenmeyecek kadar duygulu, Kendi diliyle söylediğinden midir nedir? Ninniyle sanki can suyunu yürüttü tersinden! Çocuksa masmavi gözlerle, Gök gözlerle ninninin çekilmişti bir kez içine! Artık bilmediği o dili anlar gibi Başlamıştı mırıl mırıl mırıldanmaya! “Ay day dalalay! ” *** Birgün öldüğünde kimse, Kendisiyle beraber mezara Bir dili de taşıdığını nereden bilebilir ki? Bilse ölmek o kadar kolay Gelebilir mi ki? *** Birgün rüyasında bir taş kaldırır genç, O taşın altında geçmişi saklıdır onun, Geçmişin üstünde bir yazıt: “İşte burada sen yatıyorsun! ” Semih Seyyid |
IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırır beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadîm Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bilirsin ki burda değilim artık Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Gelir benim yüreğimde toplanır, Dağların üstünden sıyrılan duman. Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz, Bir yanım karakış, bir yanım ilk yaz. Can evime bakışların saplanır; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! …Ihlamurlar çiçek açtığı zaman; Ne sen gurbetçisin, ne ben sılacı. Senden gayrısına bakmam mümkün mü; Gözlerimi esir alan dağlardan. Kapımı üç defa çalan postacı Adresinde yok! Diye notlar düşer, Eski adresimde bir hüzün eser; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! …Eski adresimse kurumuş bir gül, Gizemli bir ıtır, domur domur kan, Yaba yaba yelde savrulur gönül, Firkatli turnalar geçer uzaktan. Dalgınlığım debimetre tanımaz, Başım çarpar bir gemi bordasına Düşerim bir girdabın ortasına -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Birden bezeklenir sevda haritam, Ihlamurlar çiçek açtığı zaman… Lâleler toplarım ben tutam tutam, Bizim için çalar kıvrak bir keman. Gök papatya, yer ise lâle bahçesi, Aşka ışık dokur kuşların sesi. Seninle hep aynı yerde oluruz; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Kumaşı eprimiş üç mevsim geçer, İlkyazla uyanır derin uyuyan. Tan sesine cıvıldaşır serçeler, Sevdadır anlıma namlu dayayan. Havuzuma ay ışığı dökülür. Bilirsin ki burda değilim artık, Ruhum yağmur yağmur göğe çekilir; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Gülde çiy damlası… Buzum sırçayım; Güneşe çarpınca param parçayım. Bir gün Emirgândayım, bir Kanlıcada, Üsküdarda, Beykozda, Çamlıcada. Şehir bir hançerken kan burgacında. Mekâna sığar mı bu deli yürek? Bir sevda çeşmesi, bu deli yürek. Baylanır, beklerken baygın düşerim; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Saçlarına pütür pütür yapışmış, Gözlerinin rengi ile sıvanmış Bir avuç kuru çiçek topladım. Kırılıp dökülmesinler diye Sevgiyle, özenle tek tek topladım. Yürek fideledim zamana ve mekâna, Hasat vakti geldi yürek topladım. Belli ki bu yıl da vuslat gecikecek Aşıdır, serumdur, besindir her umut, Ey sevgili umudunu diri tut! … Bedenim hür değil, mühlet ver bana, Er veya geç çıkıp geleceğim sana; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! …Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın, Hep böyle dönüyor zaman tekeri. Biri gider, biri gelir mevsimlerin, Sonsuzluğu, diri aşklarla kucaklarsın. Acılardan damıtırsın şekeri, Sabrı da güzel olur çeyizi hazır kızların. En ışıltılı çağında yıldızların Kaç bıldır öteden göz kırpar bana, Her umut bir yoldaş, her dert âşina. Sorma ıhlamurlar ne zaman çiçek açar? … Beni güneşin ortasına atsalar da Yanarım, pişerim, gelirim sana; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … BAHAETTİN KARAKOÇ |
Efsane Yıldızlar uzaktan bakarlar, Hayatın akış tarzına, Güneş ise dinlemekle yetinir, Yüreklere fısıldanan şarkılara.. Efsanelere inanır mısın bilmem! İnanmak önemli değil aslında, Mühim olan efsaneyi yaşamak, Az da olsa birşeyler yakalamak. Efsaneye göre, Yıldızlar sevenleri anlarmış, Her zaman yanlarındaymış. Güneş ise sevgilileri yanına alırmış, Onların arası soğumasın diye.. Peki sen ne dersin? Güneşin yanına varmaya Yıldızların yanında olmaya!! 2001 Fuat Polat |
BİR KARINCANIN AYAK SESİ bana ‘ben’ değil bana ‘Sen’, bana ‘biz’ bana ölümsüz ‘giz’ gerekçok aldandım kendime bir hardal tanesi gibi savrulurken yeryüzüne hiç düşünmeden yasak meyvayı yerken kaybettim mukaddes emaneti ve kaybetmeden bir karıncanın kalbindeki merhameti bana ‘ben’ lazım değil kudret helvasını istemiyorum bıldırcın etini istemiyorum istemiyorum cennetin üzümünü, narını hurmasını, hûrisini düşmeden nâr-ı cehenneme; yani karanlığın diline el ele yürürken, geçerken köprülerden tut kırık elimizden her daim ‘sen’ lazımsın bize dayanma gücü ver bize bize sabır, bize metanet ver Allah’ım! bir yağmur tanesi gibi düşmeden susak ve çorak çöllerine dünyanın bize vahayı, bize vahyini göster her şey senden, senden bu Nûr, bu ölümsüz huzur… toprağa düşen yağmur yerine denizde bir kaya olmayı öğretirken bize ‘biz’deki ‘ben’e bir daha düşürme sır aradık, sır verdik, sırra düştük sırra kadem bastı yediler içimde hasretler can verir yediler şehrine üç arkadaş, üç civanmert yoldaş yüklenirken ağırlığını yeryüzünün bir anda yok’u var, var’ı yok eder Allah nerde içimdeki ‘ben’ sus, dinle! bir uğultudur gelen kimine yakın, kimine uzak kimine kendi hazırladığı tuzak… şimdi sana doğru gelen bir karıncanın ayak sesini işitiyor musun! Zafer ŞIK |
Sen vardın bir zamanlar ikimizi bağlayan sen Bir Eylül akşamında başlamıştı aşkımız Yaprakların dökülüp uçuştuğu yolda el ele yürümüştük Ben seni seviyorum demiştim sende bende demiştin Bir eylül akşamıydı hiç unutmuyorum hava hafif soğuktu Seni seviyordum ve artık biliyordun sen vardın yalnız sen Aşkımız vardı güller vardı ve papatya sen papatyayı çok severdin ben seni Beni sevdiğini bilmek de güzeldi dedim ya aşkımız vardı artık Sahilde gezerken elini tutmak da güzeldi üşüdüğümüzde sarılmak Eylül çok soğuk değildi ama sarılmak için bahanemizdi üşümek Sen olan her şey güzeldi aşkımızda tıpkı sen gibi güzel Nargile içmeyi de çok severdik birlikte sen elmalı içerdin ben sade Yanında Türk kahvesi ve yarım bardak su ile Tavla oynardık sen beni yener hep kızdırırdın bilemezdin ki bilerek yenildiğimi Seni öyle mutlu görmek bir yana beni kızdırman hoşuma giderdi Seni çok seviyorum ve senle olmayı çok istiyorum Yıllar sonra yine bir eylül akşamında aynı sokaklarda gezmek istiyorum Hep beraber olmak istiyorum senle ömrümüz birlikte olsun istiyorum Dedim ya sen ben ve aşkımız birde bizi birleştiren EYLÜL yusuf balcı |
http://img105.imageshack.us/img105/6713/9232485bgxnicjgjdph3pu.jpg --- Nezaman sevdimse --- Kaç kere yaşadım ben bu romanı Ne zaman sevdimse ayrılık vardı Hep kendim kuruttum gözyaşlarımı Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı Sen de git bırak git beni düşünme Kader de, hayat de boşver üzülme Alıştım hasretin her türlüsüne Ne zaman sevdimse ayrılık vardı Alıştım kaderin her cilvesine Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı Yaşamadım gitti gönül tadında Nelerden vazgeçtim senin uğrunda Seni de kaybettim yol ortasında Ne zaman sevdimse karanlık vardı Ne zaman sevdimse pişmanlık vardı Ahmet Selçuk İlkan |
..*Aşk Cesaret İster..* Belki bir rüyaydım senin için, Bir gece ansızın misafir ettiğin. Aldın gözlerimin açılmayan mührünü Papatyalarla süsledin düşlerimi ansızın sözde bahar,sözde nisanmış Ve El ele yürüdük saatlerce … Küçük bir yağmura karıştık sonra Uyanman çok geç olmadı Her şey bir rüyaymış meğerse…. Ovuşturdun gözlerini birkaç kez uyandığında Ve yıkayıp yüzünü sildin tüm izlerimi Belki de herhangi bir kahramandım, Tozlu raflarında duran, kitapların birinde Bende bütünlendin……. Bende tamamladın eksik yanını, Heves edip çabucak okudun tüm satırları ve hiç anlamadan raflarıma bıraktın yeniden…… Belki bir şarkıydım,diline takılan Aklına estikçe diline doladığın, Bir solukta dinlediğin……. Popülerliğimi kaybettim zamanla, Silindim tüm listelerden….. Ya da sen çabuk tükettin beni, Şimdi kim bilir,hangi şarkı dilinde…. Belki de bir şiirdim, Küçük bir dipnotu olarak yazdığın Öznesiz,nesnesiz,kafiyesiz Böyle bir şiir……. Kitaplarında yer vermediğin, Yazarken heyecan aldığın, Ama bir daha bakmaya bile üşendiğin, Küçük kısa bir şiir… Belki rengini beğendiğin bir çiçektim Kopardın beni dalımdan… Koydun beni camdan bir bardağa Soldurdun renklerimi Sevgisiz yaşayamadım. Öldüm sessizce…………… Belki de bir yabacıydım Sokaktan geçerken selamlaştığın Hatırımı sormak için duraksadın İlgini çektim bir an,merak ettin beni Kapıyı çalıp içeri girdin İlk kez bir yabancıyla böyle uzun konuştun……. Belki de ben gerçektim Yaşayabileceğin en büyük gerçek Ve beni sevmeye cesaret edemedin Faik Danışman |
HÜZÜN RENGİ Ne zamanki bu iskeleye geleceksin yaprakları dökülmüş bir papatya bulacaksın aynı masada rengi hüzün beyazı Oysa martı seslerine karışırdı vapur düdükleri, denizin iyot kokusunu çekerken içine sisleri aralanırdı gözlerinin Saçlarına gökkuşağı konardı, ılık bir bahar esintisiyle sevda yağmurlarından sonra Karanlık odanda yokluk sararken dört bir yanını kör bir yalnızlığın kemendi takılacak boynuna Tek başına içilen kahvenin her yudumunda, telve telve tortulanacak cinnet geçirilen geceler ve hüzünlü zamanlar gözlerinde Oysa bir çocuk tebessümü yüzünde hiç eksilmeyen, acı ve kederden uzak saatler hep güneşli öğleden sonlarında olurdu Şimdi güneşli günler o kadar gerilerde ve kaynağı belirsiz sancılara gebe saatler içinde bir rüzgar değecek saçlarına, üşüyeceksin Sevda sözlerini dalgalar süpürmüş olacak ve yalancı bir rüyadan hiç yaşamamış gibi uyanacaksın sabahın rengi hüzün karası Oysa sabahın ilk ışıkları vururdu her daim pencerenden bir yusufçuk öter saçlarında ellerim gezerdi atila ışık :( |
Demini Almış Sözümsün Dirhem dirhem almışım, Sevdanın lokmasını. Canlar canına sunmuşum, Gözyaşı damlasını. Derya deniz olmuşum, Dalgalanmışım gönülde. Boran olmuş esmişim, Sevdanın serinde. İlmek ilmek örmüşüm, Kederleri ellerimde. Arama sen kendini, Dua olmuşsun dilimde. Özümdeki ateşin közünde, Demini almış sözümsün. Fatma Güven |
SUSTUM.... ! SUSTUM... ÇÜNKÜ KALBİM ACIYOR d.r.e.a.m.c.o.d.e.r http://img67.imageshack.us/img67/1235/1vs9ju0.jpg Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor... http://img166.imageshack.us/img166/2700/2wu4cx2.jpg sustum! sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar sokaklarında kahrolduğum şehir gözlerim konuşuyor yalnız... http://img166.imageshack.us/img166/7827/3wc6zu1.jpg sustum! bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne http://img166.imageshack.us/img166/5492/4qi2hs8.jpg Sustum! tuz basıp yaralarıma! sustum içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına gül döküp kalabalıklara kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece kimse bilmiyor.. kimse görmüyor... http://img357.imageshack.us/img357/7427/5zn9mg5.jpg sustum! sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse hissetmiyor... http://img110.imageshack.us/img110/9763/6si5it6.jpg sustum! saçlarını kokluyorum rüzgarların dudaklarından öpüyorum hayatı içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara mendil silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor... http://img69.imageshack.us/img69/9282/7os4zi6.jpg sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman sustum yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse anlamıyor... http://img69.imageshack.us/img69/9900/8pn0uo3.jpg sustum! ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnız... http://img69.imageshack.us/img69/2938/9ns2ut2.jpg ben sustum! susmuyor yüreğimi kavuran kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar gelmiyor bahar kuşlar sevinmiyor yıldızlar küs ay üzgün güneş doğmuyor acılar dinmiyor içimde binlerce şiir kanıyor her gece kimse bilmiyor... http://img69.imageshack.us/img69/5999/10jy4dq6.jpg sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat sustu zaman acılar konuşuyor yalnız acılarım konuşuyor kimse duymuyor... duymuyor... duymuyor... duymu... duy... http://img90.imageshack.us/img90/435/wwwantolojicom401938788ma5.jpg Nuri CAN |
Rüyalarım Olmasa Yıldızlara baktırdım, fallara çıkmıyorsun, Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa. Pencereden bakmıyor, yollara çıkmıyorsun; Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa... Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak? Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak? Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak, Seni sarmam imkânsız rüyalarım olmasa... Sevmesem özler miyim seni can pahasına? Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına. Adını söyleyemem, senden bir başkasına; Seni sormam imkânsız rüyalarım olmasa... Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam, Sana değil, saçının bir teline kıyamam. Yıllar sonra dönsen de nerde kaldın diyemem; Seni kırmam imkânsız rüyalarım olmasa... Yalvarırım mektup yaz, beş dakkanı ayır da, Su serp yanan sineme sağlığını duyur da, Yaban gülü gibisin, dağda, kırda, bayırda; Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa... Cemal Safi |
Sevginin Önemi Sevgi yıllarımıza aydınlık olacak Sevgi geleceğimize renk katacak Sevgisiz bir hayat olmayacak Sevgi ile büyüyüp gelişecek yüreklerimiz. Acılarla, savaşlarla,öflerle uğraşmayalım Sevgi varken dostluk varken Yüreklerimizdeki sevgileri Arkadaşlığa kullanalım. Önümüzde daha gelecek car Kötülüklerle karşılaşacağımız günler var İşte bunları sevgi ile çözeceğiz Yine her zaman ki gibi sevgi kazanacak sevgi! Sevgi ile doğacak günlerimiz Yine sevgi ile batacak o güzel güneşimiz Yıldızların yüzünden gülücükler ayrılmayacak Hep gözlerimizi kamaştıracak! Neslihan Özyavuz |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10039-cbk.gif Mouse ile resmin üzerinde gezinin! VAZGEÇTİM Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki, çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki, yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki, ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem, dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, Değil mi ki, korkudan dili bağlı sanatın, Değil mi ki, çılgınlık sahip çıkmış düzene, Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın, Değil mi ki, kötüler kadı olmuş Yemen' e Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama, Seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama. William SHAKESPEARE (Çeviri : Can Yücel ) |
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi Çölde su, mah****a gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni Sense araya korkular koydun. Yasaklar koydun... Bitmez tükenmez engeller koydun Şimdi nerdesin diye sakın sorma Sen çağırdın da ben gelmedim mi? Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara Sen varken Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından Gidenlere küsmezdim Kalanlara acımazdım... Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim Masumdum, çocuklar gibi Böyle delirmezdim-küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı? Biliyorsun Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı Dağlara merdiven dayadım olmadı Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı Benden artık pes Bu aşkın biletini istediğin gibi kes Nasılsa gidiyorsun Biliyorum git... Ama ardında Ağlayan bir çift göz Paramparça bir yürek Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan Çek silahını-daya sırtıma Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? . Ahmet Selçuk İlkan |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10190.jpg Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yine yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda. Uzanıp alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokununca. Behçet NECATİGİL http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10190-1.jpg |
Bir gün kapına gelsem Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki Be ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum Beni çağırdığını bir defa duyabilsem Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem Asarak denizleri bir gün kapına gelsem Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÜmit Yaşar OĞUZCAN |
Ecelim Olur Musun? Hayret! Nasıl da ışıldıyor yüreğin Sen gerçekten kul musun Sevdanı gördüm gözlerinde Yoksa ulaşamayacağım nur musun? Çırpınır güzelliğinin yakamozunda şiirler Nakarat nakarat yakar bedenimi şarkılar Mısra mısra, mızrak mızrak Saplanır gözlerime güzelliğin. Gülüşün bir çocuğun sevinciyle Bayram öncesi arifeleri hatırlatır Öyle özlem, öyle elbise, öyle pabuç Her açılan kapıda şefkatinle karşılaşmak Öyle şeker, öyle fıstık; öyle lokum Hasretinin hararetiyle buğulanmış bir cama, İsminin baş harfini yazınca büyürüm yeniden Öyle mecnun, öyle Ferhat, öyle kerem Sen yüreğimdeki iklimin baharı Sen lisanı olmayan dillerin alfabesi Sen, yavan bir hasretin sevda katığı Sen bir ilâha niyetlendiğim sahurum. Gitme sakın yüreğimden âşık sana bu şehir Asılmış suratların boynundaki ilmik Çatılmış kaşların şakağındaki kurşun Bükülmüş dudakların isyandaki dilleri Yokluğunla savaşmanın, çırılçıplak kışı Hep mahcubiyet doğurur güneş yerine. Oysa güneşimsin sen Uslanmaz ki sensiz bu beden Bir tebessüm et yeter Bakışındaki nakışa gölge olmam ben. Fesat bir yalnızlık var içimde Yoksun ya yanımda olmasın kimse mutlu Şimdi sensiz açan çiçekler solsun Ağustos ayında, el ele tutuşmuş âşıklar donsun NEYSE! Hepsi bir yana dursun, Sadece sana öleceğim ecelim olur musun? Korkmaz Bıçkın |
UNUTULUŞ Ne zaman aklıma düşsen siliyorum adını unutmak uğruna, Kaybettiğim her yüzde aynı acemilik var. Oynamaktan eğri büğrü çıkan sakalllarım derin düşüncelerin kurbanı. Düşman saldırılarından değil seni içimde hapsedişimdendir fikir tahtamı çatlatan. Sarı çizgiler döşendi önüme, Yeni rotam ölümü öldürenlerin kervanı bundan sonra Bundan sonra benim içimdedir bütün yollar Yollarda perdeler, Yollarda sonunda ne iyi ne de kötünün kazandığı filimlerdeki araf ´ a itilmiş oyuncuların rolleri var Birde yollara şiir okutan adam… Işıkları sönüyor evlerin, Kalkıyor sınırları ülkelerin Ayaklarımı gitmemek için yere çiviledim Bu sefer gitmemek için yürüyeceğim, İnsanlar çımıyor evlerinden, Dünya mesafesiz kalıyor Benim aklımdaysa hala bir unutuluş var. Nerdesin yollara şiir okutan adam… Yazar : medsus |
DÜŞLERİME YOKLUK DÜŞTÜ Geçmişin zarfıydı yüzüme kapanan, Ben her nefeste gün be gün eksilirdim. Sokaklar kadar çoğalırdın bende, Bense seni sevdikçe daha çok yenilirdim. Hayata pes edişim asılırdı her gece Düşsel bir darağacı olurdu gözlerin' Satır arası yalnızlıklar biriktirdim kışlara, İçimde uzayan yol artık sana çıkmıyor. Mahşeri bir ayrılık çöküyor,ruhumun dizginsiz sularına Yaşamdan soyundu gözlerim, Parmak uçlarımda ölüyor şimdi tüm kuşlar. Ayazı kesiyor yüzümü ,hüznü üşütüyor, Tüm düşler bende siyah beyaz oluyor. Kan gözlü bir asi ayak diriyor içimde, Beni bende kanatıyor sen diye Aklıma firar düşüyor, boş kalıyor ten kafesi, Bir yığın hüzün , bir yığın kül ! Sonbahar yaprağı alevliyor beni Kendinden eksik biri oluyor ben Benim aklım, benim ruhum, Benim…. benim çıldırıyor.! Köz düşüyor göz çukurlarıma, Kendime yolcu oluyorum bu gece. Bende isimsiz, bende adressiz yollar, Sen içimde yol , yollar gittikçe sen oluyor Sığınağım boş bir koridordaki ayak sesleri, Tek ürküntüm yağmur taneleri senden sonra. Islandıkça yeşeriyor bende hüzün, Titrek bir kalp düşüyor hücreme Kelimeler azat etmiyor beni oysa; Şimdi en çok sustuğum yerden başlıyor, Hiç kanamalı tüm yaralar akmaya ! Aşka kavgalı haramiler sarıyor dört yanımı, İçimi, yüreğimi satıyorum üç kuruşa. Demir parmaklıklara dönüyor yüzüm, İçimin boşluğu görünmüyor uzaktan bakınca Uyanıyorum ; her şey bir düş saçması, Ama, ama ağzına kadar sen dolu içimin tüm kuytuları. Gözlerimde kan, içimde sonu olmayan , Seni olmayan uzun bir yol. ! Dünya ölüyor bende, bende dünyam ölüyor, Kendime yolcuyum bu gece ; Düşlerime yokluk düşüyor ! Yazar : mavieylül |
sesini duymak şehirler ötesinden bir anının canlanması oluyor, ve her anı ağrılarla eş anlamlıoluyor yazık ki,eskilere benzeşmesi,dönüşmesi olanaksız olan seni seviyorum...sesin kocaman bir yitirilmişliğin yakan ezgisi şimdi... bu temmuz bu çarşamba gecesinde ve düşmüşken dolunay denize - ben denize düşüyorum,seni sevmişken kirlenmez deniz,ben düşünce biliyorum-... eşleşip sırnaşıp duruyor yıldızlar,sesini duymak güzelde; konuşan sen değilsinki,ben değilim ki onbir saat ötende seni dinleyen,benim duyduğum gizlenen yürek çarpıntıları,bir de karşımda kumsalla oynaşan denizin dalgacıkları. bir ilmekle tutuyorum dilimde asıl sana söylenecek kelimelerimi,çözülsem...ya düşersem sonuçsuzluğuna kelimelerin? ismin kumsala yazılı sesin sesin dağılmasın istiyorum dalgalarda bir ben görüyorum ismini, tırnaklarıma sıkışmış kum taneleri,bakıyorsa ay,aldırış ederlerse bu halime birde yıldızlar tabiki denize dalıyorum,üşümüyorum öyle bir his yok, beni titreten başka birşey...düşünüyorumda ne getirebilirimki sana bunlardan başka...sen nasıl haksızlık sayacaksan,söylemediklerimi yapma- dıklarımı,dizginlerimi sıkı tutarak bende haksızlık diyorum onlara, seviyorum seni... yalnış bir ezginin mısraları olmak ezici sesin bu türküyü söylüyor, bu sesler bizim değil, başka bir tonda asıl seslerimiz bizim aslında... kötüyüm çok kötüyüm bu temmuz bu çarşamba gecesinde ve dolunay düşmüşken denize hakan şehirli |
hani gözlerinde sabahladığım o gece verdiğin resmin vardı ya işte ben onu hala saklıyorum hani gençliğimde sana söylediğim o kokulu sözleri duyardın ya duyup ta duymazdan geldiğin hep tekrar söylemem için anlamazdan geldiğin işte ben o sözleri hala kokluyorum tek bir ten olduğumuz bedenimde seni sakladığım o sol yanım var ya ben seni hala orda tutuyorum ve şimdi yanımda dolmuş kültablam dilimde ilk seni seviyorum derken dinlediğimiz o şarkı şöminemin yanında elimde kadehimle dizlerimin üzerinde o gece sabahladığımız bahtaniye tekerlekli sandalyemde sana gülümsüyorum... ben seni hala çok özlüyorum.. necmeddin özcan |
Bu sabah güzel uyandım Önce içimde ki güvercinimi Özgürlüğe uçurdum Çünkü Rüyam da seni gördüm Balık ekmek yedik seninle Kalabalığa karıştık sonra Bir demet çiçek verdin Yakama taktın birini ellerinle Biliyormusun Hep rüyalara inandım Hep oldu O hayallerden topladıklarım Bu sabah Yine senin şarkını mırıldandım Bir kokunun sihriyle yandım Meleklerin kondurduğu buseyle Bu sabah güzel uyandım nurcan göksel |
gene seni severdim Sana olan özlemim,bir çığ gibi büyüyor Sensen başka kimseyi,inan gözüm görmüyor Bu gözler uzaklarda,bak hep seni arıyor Deniz gözlüm gel artık,yürek huzur bulmuyor. Bana geldiğin gün,yeniden dogacağım Mazideki dertleri,ardımda bırakacağım Ve birdaha senden,asla kopmayacağım Deniz gözlüm nerdesin,yoksa ağlayacağım. Kaşların neden çatık Sen hep bana gül derdin Sana kızmak mümkünmü, Gene sana gülerdim. Birtek seni özledim, Birde gözlerini ben Birdaha dünyaya,gelseydim yeniden Gene seni severdim,yeminler olsunki ben. nihal çiğdem nalçacı |
Ben...Sen...İstanbul... İstanbul’da bir akşam vakti… Usulü adabınca kurulmuş sofralar Yemeklerin kralı, sıcak kuru fasulye Kırılmış bir baş soğan, Yanına buz gibi soğuk ayran… Çoluk çocuk cümbür cemaat Besmeleyle başlanan… Genç kızlar evine çekilmiş Sokakta mahallenin gençleri Afili delikanlılar… Elde tesbih, saçlar jöleli Sıkı bir maç muhabbeti Gülüşmeler, takılmalar… Usta dükkanı süpürüyor Bu gün de işler kesat gitti… Şükür mevlâ’ ya derken, Zulada sabır Dilde duanın bereketi… Yoksun güzel… Kuytuya saldım düşlerimi… Şöyle bir seyre daldım koca şehri Bakma asık olduğuna yüzümün Sana sakladım gülüşlerimi… ............................ Uykusuz gecelerimiz meşhurdur bizim Çay deminde hatırlamak yarin gözlerini Üç satır yazmak, sabaha kadar susmak Sigaraya yaslanmak… Memlekette Bir sarhoşluk havasıdır gidiyor Millet aşmış dertlerini Para yok gülüyor… Laf aramızda sıyırmış hafiften Belli etmiyor… Terk etmiş saltanat sahiplerini Soytarılarla avunuyor… Berduşu yine berduş, hırsızı yine hırsız… Onu anladık da Şu bizim namuslulara ne oluyor? Onlar niye sus… Onlarıda mı uyandıramıyor bu kabus? Canım sıkkın…Aklımda sen… Yıldız topluyorum gecede, İstanbul üşüyor, içimde özlem… Beladan uzak duruyorum şimdi Nicedir ismimi anmıyor polis telsizleri Bütün tutanaklardan kayıp düşmüşüm Firari kaçışlar molasında kalmışım yorgun, Soluk alışlarımda isyan…Zaman, yine sensiz…. Yıldız topluyorum gecede, Üşüyor sen yanım.. Ateş yakıyorum düşlerime, Sırtımda loş bakışların… İstanbul üşüyor Avuçlarıma, Gözlerinden bir damla, Yağmur düşüyor… Ekmeğin var mı, Sıcak demli bir çayın… Yorgunum kadın Şimdi gözlerine uzanmak vardı Genzimde gül tenin kokusu, Baş ucumda sıcağın…. Sevdim seni… Gözümün nuru, Can yoldaşım, sırdaşım… Sevdim kaş çatışını, Dik bakışını, Doğrunu, yanlışını…. İstanbul üşüyor Ört üstüme aşk’ın en yalın, En saf, en temiz okunuşunu… Yıldız topluyorum gecede, Ellerim cebimde… Sol yanım alabildiğine deniz Sen yanım yalnız, sen yanım sessiz… Ardımda bıraktım öncesini Dilimde kelam susku, Belam kimliksiz…. Özledim desem, yanar bu şehir… Dehşete kapılır yol haramileri, Gece bekçileri, Ölümün kiralık tetikçileri… Özledim desem, Soyunur ağaç yaprağını, kudurur yel, Düşer damdaki kedi, Çıldırır sokak köpekleri… Özledim desem…söylesem… Ah kadın! Kırılır yüreğinin bütün kilitleri… Bütün yollar gözlerine çıkar, Rüzgar, savurur eteklerini… Çöp kamyonları, Şehir metrosu, Kulağıma fısıldar, Bana söylemediklerini… Ansızın çıkagelsem, Çalsam kapını, Özledim desem… Söylesem… Yanar bu şehir…….. Deniz ÜLKEGÜL |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… 26 Ocak 2002 Aydın Yüksel Kasım |
GEL BERABER AĞLIYALIM Gel beraber ağlıyalım sabah olmadan Damla damla bir zehir karışsın kanımıza İnsanları affedelim,yaşamayı sevelim Sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza Gel beraber ağlıyalım Hatırla tekrarı,bir ömre bedel dakikaları Gerçek olmayan hayallerimizi düşün Bizde bir yerde insanız neyleyelim Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün Gel beraber ağlıyalım O ayrılığın kederin hüküm sürdüğü O zamanın ilerlemediği gecelere Söyle kime yalvaralım,kimi bekleyelim Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün Gel beraber ağlıyalım Ne aradık,ne bulduk yeryüzünde İnan sevdiğim bizi aldattılar Sonunda yapayalnız kaldık neyleyim Gel,dünya duruncaya kadar,ölünceye kadar Gel beraber ağlıyalım Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ağzımın Tadı Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum. Oktay Rıfat |
Bir Yoncaya Sinorlarını Daraltan Toprak ................ kırbaça düşer bir oğlak içimde küsürlü vakitin lanetli dolunayı tepemde oynalaşıp şıp! düşer aksine akan suya beklenen bir yoncaya sinorlarını daraltır toprak çukurlaşır girdabında hasretim memleketim düşer memletim üşür ............... ağlaz tavırlara bürünür kaçık bir meltemin içimdeki sergüzeşti : hasretleşirim sana toprak saçlarında gezinen ayaklarımı silmeden çamurunda şekillenen resimlere inat baskının en koyu hararetini kuşanıp kınımdan bereket fışkıracağım memleketim!! sana ağlamak kadar namuslu bir gelin çeyizi bir duvak kadar mahrem duygularım ağlıyorum kınımdan fışkırdı kanım memleketim hasret içinde topraksız bir diyardan haykırışım unutuluşumu bekliyorum toprağında. Ahmet Serdar.. |
AŞK HEYKELİ Bir gün bu şehrin en yüksek tepesine Senin heykelini dikeceğim Limana yanaşan gemilerden önce sen görüneceksin Sen yol göstereceksin karanlıklarda Pullarda senin resmin olacak Vitrinlerde senin fotoğrafların Bu şehre gelenlere Önce seni gösterecekler Bense dilediğim gibi günün her saatinde yalnız seni göreceğim Ve karlı,soğuk bir kış günü Senin o duygusuz ayaklarının dibinde Can vereceğim. Ümit Yaşar Oğuzcan |
meclis-i irfan -neden? -çünkü… ay sökülmez güneşten sönmedikçe sînemizde aşkın ışığı yetmez ölüme bir nefesin mecâli yetiş diyor mürşid ömrümüz hilâl koş ! yolumuz cihad-ı ekber medettir a’mak-ı hayâl varmaz sesimiz ummana akmadıkça çeşm-i sel konuş diyor mürşid niye suyumuz lâl koş ! sonumuz hüsn-i kabul Şems’in gönlünde celâl -ay ve gül- Ferhat Gülsün... |
Güneş kıskanç Güneş kıskanç bulutlar küskün umutsuz ağaç, bitkiler mahzun karanlık kör, güneş ve dünya yağ - ma - la - ma yıkılan bozulan doğa küresel ısınma uluslararası çevre kirlenmesi bildirgesi insanlık ve doğa ilişkisi bana değmeyen yılan bin yaşasın felsefesi atom, hidrojen nükleer de - ne -me - si zehirli atıklarla savaşlarla kimyasal ve yasal ? ? ? O zon taba kası de lin me si. Hüseyin Seyfi |
DURAMAZ OLDUM umut bakan gözler vurdu bedeni bıraktım kendimi yelin önüne güneşe sevdalı çiğdemler gibi dönerim güneşe bakamaz oldum. kuşlar getirirse yarin sesini bir çiğdem kokusu yalar tenimi ben göremesem de güzel yüzünü rüzgar savrur beni uçamaz oldum seferiyim aşık oldum bir güle atmaz artık yürek kendi halinde hasretler bitsin diye gözüm takvimde yanarım öylece duramaz oldum… Sefer Yeşilyurt... |
İsimsiz Şiir Bugün güneş batıyor yarın elbet yeniden doğacak. Üşüyorum belki karanlıkta ama korkmuyorum ne olacak geziyorum başıboş ,avare sokaklarda ayaklarımda derman kalmayacak sonunda anlayamayacağım bir şekilde ömrüm kaybolacak Galibi belli değil bu hayat kavgasının yenende var yenilende hiç birşey bilinmez değişir biranda herşey gülvarken dikeni sevilmez anlamı kalmaz cümlelerin sensiz hayat çekilmez. Duvarlar konuşsaydı keşke hiçbirşeyim gizli kalmazdı ozaman ben söylemesemde o söylerdi ne çektiğimi heran düşünürdün hep ağlardın olsaydı benim gibi bir yaran yalnız değilim şimdi benimde yaramı var bir saran karanlık duvarlar oldu seni görmesemde bana seni anlatan. Ah bir anlayabilseydin keşke boşa gitmeseydi bu feryadım boş yere değildi oysa sana olan aşkım gözlerimi boyadın sünüyor artık bir zaman koşan bu ayaklar düştüm yerlere ağladım neden başkaydın sen duymadın beni sevmedin sonunda anladım. Ahmet Kaçmazer |
Göç Erzeli ömre varmadan Torun torbaya rezil olmadan İyi adamın gitme vaktidir Dedik, Göçüp geldik dostlar Merhaba Celal Vardar |
KADRANSIZ ZAMAN KALIR Dudağın aralanır ırmak olur soluğun buluşamaz damlalar, ışıksız gider zaman umudun sokağında gölgesiz rüzgâr kalır Dudağın aralanır mermi olur bir rüya yönelir sevdamıza; acıyla ılışan aşk sıktıkça dişlerini tüketir birbirini Dudağın aralanır tende mızrak döngüsü balyoz sallar fırtına yıllara uyku salan paslı sarkaç sallanır Dudağın aralanır zamansızdır kırağı sellerden yol öğrenen sapsız buğday başağı dibine erken düşen ağaçsız çağla kalır Dudağın aralanır kendini emer sancı damlamayı unutan gökyüzüne yabancı tersine akan dere, bulutsuz yağmur kalır Dudağın aralanır bir yaşamın ufkuna acıyla yıkanır gün, he denilemez aşka isyan eder yelkovan kadransız zaman kalır Ali Rıza Kars |
ASLINDA ÇEKİP GİTTİN ALLAHTAN BULURSUN İNAN hala sana sevgim sonsuz yüreğim kanıyor biliyorsun ağlarsam gözyaşım güldürürsen sevincim olursun Benim gibi yürekten seven İnan bir daha zor bulursun olur da karar zamanı deyip gidersen vedasız sessiz, lal omuş dillerle İnan allahtan bulursun bu intizar degil inan sadece yüreğin isyanı seven kalbin son ferydı kimbilir.....belki duyarsın Suna Ay |
| Saat: 03:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık