![]() |
Gurbet Akşamları Hiç istemem yine gelir, Çatar gurbet akşamları Yüreğime hançer olur, Batar gurbet akşamları. Öldürecek beni dertler, Bende geçti bini dertler, Dertlerime yeni dertler Katar gurbet akşamları. Bilmiyorum dertten gamdan, Zevk mi alır intikamdan? Kanlım gibi şu yakamdan, Tutar gurbet akşamları Şimdi akşam bak şu anda, Zindandayım ben zindanda, Zindan ne ki zindandan da Beter gurbet akşamları Acılara beler beni, Kesip doğrar diler beni, Parça parça böler beni, Yutar gurbet akşamları. Memleketim ilim obam, Kavim, gardaş, dost, akrabam, Gözlerimde anam, babam, Tüter gurbet akşamları. Kadir Mevla’m yardım etsin Ozan Arif yurda gitsin Bitsin artık bitsin bitsin... Yeter gurbet akşamları. Ozan Arif |
Kimbilir hangi nehirin sesidir bu geceler, Yakılırken dudaklarımdaki güz sevdaları, Sanki herşey seni yaşamaktı, Yarım kalan bir aşk'ı sessizliğimden devraldı, Ay unutuldu kendi yalnızlığında, Yüreğimde seni tanımanın ilk günü kaldı, Seninle olmak sanki yüzyıllık bir masaldı, Masumluğu çizdi bomboş duvarlara ayrılık, Kimbilir hangi hayal tutup ellerimden, Beni sabahlarına böyle yorgun bıraktı, Ne zaman uyandı bu dağlar,bu taşlar, Ihlamur kokusu ile yıkanan sokaklar, Ve kavuşabilmek sana gecelerce, Suretini tanımayan bir şehrin terkinden, Terkedilmeyen bir ağıttı, Asfalta düşen yağmurla birlikte, Kollarımda geçmişin ayakizleri, Göçebe kesilen yollarda anlamsız bakışlar, Vitrinlerin sahte yüzleri, Kimbilir ne zaman unutuldu bu akşamlar, Tarihime sensizlik düşüren uykusuzluklar, Virane kurgusu avare dolaşan bulutlar, Ve ben anlıyorum, Bu kent bana dokunuyormuş sevdiğim, Özledikçe figüran kalıyor aşk, Kapanıyor yokluğuna yüreğimdeki bütün kapılar, Sensizliği,senden iyi tanıyorum.... Birkan ASKAN |
Ne Sen Bana Mecbur Oldun Ne sen bana mecbur oldun Ne ben sana bu ilişkide… Emanet de değildi sevgimiz Birbirimize… Göçmen kuşu değildik Konup, göçüp gidecek… Kiracı da olmadık birbirimize… Sen ben olduğum için beni sevdin Ben sen olduğun için seni… Ne sen bana mecbur oldun Ne ben sana bu ilişkide… Güçlü kanatlarımız vardı İstersek uçup gidecek. Güçlü bacaklarımız vardı İstersek kaçıp gidecek. Kendi özgür kararımızdı Güçlü kollarımızla, güçlü ellerimizle Kenetlenmek. Diktiğimiz tohumlar Önce fide verdi, kök saldı toprakta Şimdi meyve veren koca bir ağaç var. Ne sen bana muhtaç, ne ben sana. Ne sen bana mecbur oldun Ne ben sana bu ilişkide… O.Yavuz İnal |
Bu gece gireceksen limana Acele etme Kaptan, Yarım yol ver gemiye, Sonra pruva ışıklarını söndür, Makinaları sustur tamamen, Tornistan et dümeni bana doğru, Bana doğru, Şimdi, Cihangir'in camlarındayım, Bütün gönül pencerelerim fora açık sana, Sen de aç artık yüreğinin düğmelerini, Sabırsızlanıyorum tutmak için ellerini, Ama önce izin ver, Söndürmeliyim şehrin ışıklarını bir bir, Buluşmamız alaca karanlıkta olsun istiyorum, Üsküdarda sabah olmadan az önce, Hattâ mehtabı da Adalara doğru sürüyorum Sürgüne gönderiyorum, Şarap renkli bahçelerden geçerek geleceksin, Ayların hasretinin zincirlerinden geçe geçe, Ve Cihangir'in camlarında beni göreceksin. nurdan |
Anlarsın Bir Düş Gördüğünü Bir kırlangıcın kanadındadır hayat. Bazen yükseklere alır seni, bazen umulmaz alçaklara, beklenti geç doğan güneş gibidir, gecikmekse yağan bir yağmur... Bir damla su olursun bazen, ya da bir hıçkırık boğazlarda yutkunan. Bir ırmak olur akarsın tepelerden, durgunlaşırsın hava kararırken... Sonra susarsın biraz, rüzgara karşı bir mum yakarsın, hep söner. Pişman olursun nedense, ağlarsın. O da eser kendi halince, silip götürür bütün benliğini. Belki çok seversin, belki az, zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü, her şey bir kördüğüm olur, bir ağrı geçer gider yüreğinden, çok üşürsün sen kalabalıktaki yalnızlığında... Belki çok düşünürsün, belki az. Bir ateş düşmüştür önüne, bir el tutmuşsundur belki istemeden, belki bir güneş, belki... Zamanı gelince anlarsın bir düş gördüğünü, duyguların bulutlardan sıyrılıp önüne düştüğünü... |
Mutlu Kahraman Yoktur Mutlu kahraman yoktur... Ya kahraman olursun, Ya da mutlu... Kahraman olmak, Es geçmektir mutluluğu; Başkaları için, kendinden Feragat etmek... Başkalarına Mutluluk armağan etmeyi, Meslek edinmek... Gülümsetebildiğin her yüze, Mutluluğum diyebilmek... Mutlu kahraman yoktur O yüzden... Ya kahraman olursun, Ya da mutlu... Ben senin için, senden geçtim; Ben kahraman olmayı seçtim! Şimdi git onunla; durma... Kahramanın benim nasılsa! (Bu da bir çeşidi mutluluğun!) Burak Zorlu |
Gönlümdeki Gurbet Dost ülkeler duman duman önümde Dağların alnında gurbet yazılı. Göv göcekler firez oldu gönlümde Çamların dalında gurbet yazılı. Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan Özümüz gövünür yanık havadan Sazların telinde gurbet yazılı. Gene yanar oldu bağrımın başı Nasıl söner bu sevginin ateşi? Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı Atların nalında gurbet yazılı. Bir canım olsa da yurt için versem Ufka nakış nakış kanımı sersem Kalk gardaş sılaya gidelim desem ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı. Vur Emri(sh.122) Abdurrahim Karakoç |
Arayı Arayı Bulsam İzini Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasip eylese görsem yüzünü Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni Ali ile Hasan, Hüseyin anda Sevdası gönüllerde muhabbet canda Yarın mahşer gününde hak divanında Ya Muhammet canım arzular seni Yunus meth eyledi seni dillerde Dillerde dillerde hem gönüllerde Arayı arayı gurbet ellerde Ey sevdiğim canım arzular seni |
Yokluğuna adandım, Bir anlamda, Mevsiminden tekerrür sabahlarına, Çivi pasından avuçlarına, Kırık uçlarında hayatın gözyaşı, Sırça saraylara gün yüzü, Mahkumluğumsun, Varlıkta yokluğum, Yalnızlığım, Suyun bekleyiş çarpanı sesinden, Nehirler doğuran suskunluğumsun, Ki ben acımasız zamanın, Yüreğine tutunan yelkovanı, Kendi gezegenine doğmamış bir sabahtan, Yaşanmamış bir aşkın arta kalanı, Çocukluğum, Masumluğun gibi büyür içimde, Tomurcuk mevsiminden, Yoksulluğum kalır dudaklarına, Ve yazılmamış yitik tarihinden, Rimbaud'un gözlerinde boğulan, Gözlerimdir sığınan uykularına, Deliren bir okyanus renginden, Acının kıyısız isyanlarına, Usulca, Ardarda sahipsizlik dokuyan, Mazeretsiz bir sevda gibi, Fırtınalar kaldıran ellerinden, Kendi aşkını, Kendi yüreğinde sorgulayan, Dinle, Ey tanınmamış sevgilim, Yalnız ikimiziz burada, Bu şiirde, Bu kayıp şehirde, Şimdinin vaktindeyiz, Gönlünce, Birtek sen kaldırıyorsun havanın soğukluğunu, Hergün artık fırtına, Eskiyen evlerin çatı katı, Değmez bendeki uykusuzluğuna, Ardımsıra, Ey tanınmamışlığı ile yüzüme gülen sevda, Yaşamak herşeyi, Hiçbirşeyden çoğalarak, Kalandır kanayan bir yara gibi avuçlarına, Sensiz düştüğüm büyülü uykularda, Bilesin sevdiğim, Yaşayamadığım herşeydi, Seni hatırlatan mevsimlerde, Yaşadığını sanan, Yalnız senin uğruna... Birkan ASKAN |
En Hoş Hediyesin Seher serinliği bekler yapraklar Yağmura hasret topraklar misali. Rüzgarlarla taranırken başaklar Zülüfler gerdana düşer misali. Eski bir şarkıdır dudaklarımda Avuçlarının temmuz sıcaklığı Gönlümün en hazin doruklarında Gözlerindir yırtan kör karanlığı. Verilmez bir söz yarınlardan yana Yokluğun içimde tufan ertesi Ah bir varabilsem ufuklarına Güneş terketmeden al tepeleri. İlk hayalimdin sevgi mihrabımda Şebnemler çimlere düştüğü zaman Seven sultandır benim kitabımda Kalbinde ihanetler öldüğü an. Mor bulutlar dönüşürken şimşeğe Gül yüzün titretir iliklerimi Yıldızlar ötesi bir geleceğe Yürek kanımla yazacağım seni. İsmiyin ak yeşil yokuşlarında Yürür bıkmadan tozlu ayaklarım Savaşlar çıkar sevda burçlarında Senin için dikilir bayraklarım. Maşallah yazılı senin kaşında Sulara akseder ceylan nefesin Yeşil yazma küçük güzel başında Rabbim'den bana en hoş hediyesin. Sadullah Çelik |
| Saat: 22:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık