![]() |
Aşıklar Balosu Gözlerindeki uçurumdan attım kendimi, Düştüm, düştüm , derinlerden; derine, İndim yüreğine, Vardım en sonunda sevda yerine... Bir balo başlamış, her seven orda, Yürek orkestra, Kan çeker halay, Tüm bedenler oynar, Zevkten dir, vayy , vay... Kötülükler bitmiş, Duygu; ışıktan, Ayağın aşmasın, Bir kez eşikten, Görürsün ki, geçilmiyor aşıktan... Güllerden gelinlik, Sarmaşıktan taç, Sevdalı bakışlar, Binbir ışıktan... Dudaklar arzulu, Her söz bir şarkı, Her bakış öykü, Her gülüş roman, Offf, amaaaan, aman... Gönüller dopdolu, Aşk balosunda, Kimsenin kimseden, Yoktur tek farkı... Eller tivist eder, Dansta duygular, Hayatın her rengi, Bu baloda var... Ve benim yakamda, En emsalsiz gül, Ve yalnız olsam, O baloda en güzel kadın sen olsan... Ve ben desem , gülüm, Ve dese gönlüm, Bana bu dansı lütfeder misin ? Ve lütfedip te isterim, Kıskançlığı bile kıskandırasın... Söyle lütfeder misin ? Yine sen mi deyip , Balo'yu terkeder misin... 29.04.2004 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca |
Hangi Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Kaynak: Gözleri İntihar Mavi Yusuf Hayaloğlu |
ACIYI GÖRMEK Mİ İSTİYORSUN? GÖZLERİME BAK Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi. Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? Ve parmakların ince uzun mu? Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip, Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik. Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan, Sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi. Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim. Acıyı görmek mi istiyorsun. Gözlerime bak! Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku, Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde. Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık. Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece. Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü. Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde. Tek avuntum bu şimdilik. Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben, Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın? Ölüm'müş, terk edilişmiş umurumda değil, gelme istersen. Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde, Kavuşma vakti olacak benim için ölüm. Dudaklarımda ki acı tat? Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek? Ne yazık hiç bilemeyeceğim. Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Sen uzakta çok uzakta Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın, Benim gibi. Seni seviyorum, Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime, Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı, Haykırışı bu sevdiğim. Sana ulaşamasam da, Biliyorum ki zavallı kalbim Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun. Biliyorum beni sevdiğini Acıyı tattığını da benden uzaklarda Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin? Acı tek taraflı olsaydı, Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu. Ama yokluk kötü sevdiğim. Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü. Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların, Yüzüne hasret kaldığım günlerde Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim. Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını Ve eminim ağlayacaksın. Ağlamak seni ben yapar sevdiğim Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak. Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim Oysa konuşan sendin hep benimle, Ne martıların vapurlara takılışı, Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim. Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim. Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında. Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde Bir gün seninle bir bankta oturup Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik. Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda. Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki Adım adım yok oluşumu izliyorum Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle. Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara, Karanlıklara bakıyorum mütemediyen Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum? Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp Rabbime ettiğim dualarım, Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden Rabbimin bir bildiği var deyip Kabul olmadığında dualarımın Tekrar tekrar yalvarmalarım. Seni okyanusların diplerinde Bir midyenin içinde ki İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde Tek bir şey düşündüm? Dokunamadan tenine, Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı. Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler Seni seviyorum meleğim. Acımasız olan ne sensin ne de ben, Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım. İnsan yaşamın değerini Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin Gözlerinin önünden geçmesi değil. Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim. Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş Ve ben o ateşle yanmayı, Sırf seni sevmek olduğu için İnan bana çok sevdim. Oysa Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı Eğer yanımda olsaydın Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım.. Şimdi ölüm ne anlam taşıyor? Yaşamak ne anlam? Hiç anlayamayacağım Sensiz bedenim toprağa girmedikçe |
Anladım Aşkın SonunU İlk önce bakışlarınla tanıştım. Gözlerindeki parıltıya alıştiı, ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım, çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım. Senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim? İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim? Yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım? Ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim. Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor, sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor. Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor. İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor. Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar? Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var? Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr... Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var? Ahmet Arslan |
Hani bulutlarla bana haber yollayacaktın, Sen her yağmur damlasına bir kelime yazacak; bende o damlaları avuçlarıma alıp, yazdığın mektubu okuyacaktım. Kokunu çiçeklere iliştirip yollayacaktın hani? Söz vermiştin... Bülbüller sözlerini getirecekti bana. Dalgalar, vurup vurup hasretini solumayacak mıydı? Yıldızlar, sana giden yolu gösterecek, mehtap, yolumuzu aydınlatacaktı. Aşkımıza ondan başka kimse şahit olmayacaktı Öyle sevecektik ki birbirimizi, sorgusuz sualsiz girecektik cennete. Kıskanacaktı nur'umuzu melekler bile... Şimdi neden solgunsun böyle bir tanem, Niçin açıp gözlerini ellerimden tutmuyorsun? Uzat ellerini, al beni de yanına. Bunca hasret yetmez mi çıkmak için katına, Yoksa gittin ve unuttun mu beni; Unuttun mu oralarda? Göz kırp bana yıldızlardan. Bir an bile durmam buralarda inan; Davetini bekliyorum Çağır geleyim artık, Çağır meleğim artık... Y.Bilinmiyor |
Ayrılmayalım Yağmurla geldin sen, güneşim oldun Kalbimi çaldın sen, tek eşim oldun Seninle kaybolan benliğim buldum Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım Gönlümde solmuştu, hazan gülleri Aşılmaz sanırdım, sevda yolları Seni buldum aştım, karlı dağları Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım Yağmurları artık çok seviyorum Her damlada seni hatırlıyorum Sırılsıklam olsam, üşümüyorum Bitmesin bu dostluk, ayrılmayalım Engin Tunca |
O Vakit Erken Gel Daldığın düşler seni ne zaman yıpratırsa, Aklına hayal kırıklığı gelip giderse, Yalnızlık içine kor misali dert olursa, O vakit erken gel. Çok düşünüp karar verdiğin anı unutmadan. Yüreğine kararın tam yattığı dakikadan, Geç kalmadan ,beni azraile kaptırmadan, O vakit erken gel. Sesimi ne zaman özlediğini hissedersen, Beni ne vakit hatırlayıp,ağlar ,önemsersen, Gururumu yerlere attığını düşünürsen, O vakit erken gel. Yaptığın hataları net hatırlayıp, Vicdan denilen duyguları atmayıp, Bana bir özür borçlusun saklamayıp, O vakit erken gel. Senin için zehir ettim ömrümü, Soldurdun baharda açan gülümü, Yakındır mahşer görürüm yüzünü, Sen mahşeri beklemeden; O vakit erken gel. Gamze Güler |
MERHABA ! Merhaba! Doğan gün Dal uçları, tomurcuklar Dağların esen rüzgârı Sığırcık kuşlarının sevinci bahar Güneşe koşan çocuklar Merhaba! Merhaba! Sevgi düşüm Utangaç gülüşüm İlk yaşam çığlığım Gelin duvağım Türkü tadındaki yaşam Yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı Dudaktaki şarkı, Özlemi çekilen yarınlar İçerdekiler, dışardakiler Hasreti kanayan dostlar Merhaba! Merhaba! Ağaçta göveren dal Güllerin güne gülüşü Yerdeki çiy, gökteki ay Yağmurun çimlere dökülüşü Yedi iklim, dört mevsim Evrenin renk renk cümbüşü Salkım saçak umut Merhaba! Merhaba! Güneşle beslediğim Sevgiyle süslediğim Dostluk diyarı ülkem Hasretim, Asyam, Anadolum Yüreğim, sevdam, yeni gelinim Merhaba! Nuri CAN |
Bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor, sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor. Umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor. İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor. Sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar? Sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var? Sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr... Yaradana bir gün dönmemeye çare mi var? Ahmet Arslan |
GÜLE HASRET… Ey gül! Sen bahar yağmuruna karışan, Bize diriliş şarabı olan…korkma! Güneş yakmaz, ay büyüleyemez artık bizi… Kar kıyamet kopsa da bu şehirde, Ölmez adam can vermeden… Bilirsin ya! Sen gönüllerde açan bir yarasın, her dokunuşta kanayan kutlu bir emanet… Yürekte taşınan paslı bir hançer, gözyaşlarıyla arınan şehidimden ölüme son davet… Sen alnı öpülesi topraktan… Özgürlük gemisini hasrete tutsak bırakan… Sancak sancak dalgalanan bayrağımın ilahi türküsü… Sen olmazsan sanki hiç doğmayacak güneş, Yaşamayacak kırmızı hem onurlu hem de çilekeş… Düşünsene yüreklere hitap eden ilahi kuvvet! Asrın çilekeşinin toprağın altında ki hicranını… Unuttun mu; mabedim önce Allah’a sonra sana emanet. Hatice Kübra TÜZÜN |
| Saat: 22:29 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık