![]() |
SESSİZ ÇIĞLIK... GECE İLE GÜNDÜZÜ BİR EDİNCE, SESSİZ ÇIĞLIĞIM SON DEMLERİNİ VURUYORDU. AY YÜZÜME VURURKEN YALNIZLIĞI, İÇİMDEN ÇIKAN DUMNANLA SAFLIĞI UNUTUYOR, KOCA BİR ELİN BENİ BOĞUŞUNU İZLİYORDUM KARANLIK GECELERDE. DÜN İLE YARININ ARASINDA BULUNAN İNCE ÇİZGİDE, SESİZCE YÜRÜYOR, DÜŞÜNCELERİN BEYNİMİ YEME SESİNİ DUYUYORDUM YÜREĞİMDE. YÜREĞİM ÇARPIYORDU SONU OLMAYAN BİR SONA USUL ADIMLARLA YÜRÜRKEN, FARKINA VARIYORDUM ANLAMSIZ BOŞLUKLŞARIN VE BOŞLUĞUMUN ÇIKMAZ SOKAĞINDA... |
DENİZ YILDIZLARI Duyulur muydu okyanuslarda bir deniz kızının ağlayışı; merak ederdik beyaz köpüklü dalgalar, kırılgan hıçkırıklar ve alaca karanlıkta yuvarlanan pırıltılarda görülür müydü bir denizkızının ağlarken geceye döktüğü denizyıldızları. Ya biz, ya siz, ya denizkızı için yolardık papatya yapraklarını; ne çıkarsa bahtımıza uçuşurdu ateşböcekleri’ nin kanatlarında. Gizlemişti bizi sazlıkta küçük göletlere merakımız gömülüyken kumsala yan yana ayaklarımız sonra o sesler gelen gümbürtüler göklerden anlamıştık okyanusun kırılan kalbinde aradığımız denizkızını bulduğumuzu görüyorduk, gün gidiyor ay doğuyor o ağlıyordu. Anlıyordum ben tüm kıyılardan görülen kara bir bulutu yararak kamçı gibi çakan yıldırımlar ağlatıyordu denizkızlarını. Sen, ayıramamıştın hiç birini o zamanlar hepsi bir, hepsi okyanus, hepsi denizdi. Bir farkı yoktu kin tutan ayrılıkların içimizde gizlediğimiz okyanus sahilinden. Sanki kıyılarda bilmeden bastığımız denizkestaneleriydi acıtan adımlarımızı saklandığımız o sazlıkta hep aynı kaldı böylece karanlık sulara birer birer parıldayıp akan ve okyanuslara yanıp dökülen denizyıldızları. |
ANLAMSIZ GÜNLER Geçmişimi bilmeden geleceğimi yaşıyorum. Aslında geleceği değil, Bugünü yaşıyorum. Ne geçmişi silebiliyorum, nede geleceği yaşayabiliyorum. Sensiz ne dünün, bugünün, hatta yarının anlamı yok. Yokluk içinde kaybolmuş, bir parça bedenden ibaretim sadece. İbaretim de unutmak o kadar kolay değil. Yaşam kadar, hayat kadar, bakışlar kadar. O Beni vuran hançer bakışların kadar, senin kadar, senin... |
SEN HİÇ EYLÜL'DE SEVDİN Mİ? Bir sabah, Zamanı durdurdun sen... Ayrılığı ekledin sonbahara Mevsimin bütün bulutları, Gözlerimde birikti de Ben yağamadım bakışlarına... Söyle! Hangi güneş Baharı getirecek şimdi bana? Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç Ben nasıl içebilirim yokluğuna... Belki, Zamansızdı sevgim En az gidişin kadar! Elde değil bu. Sen hiç eylülde sevip de Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı? Bilemezsin sevdiğim... Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı... Doğduğum gündeyim şimdi. Yoksun... Bir başıma içip, Kağıda gidişini karaladım... Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili Anladım... |
yanarım bende yazmakmıdır sence gönüllere aşkını yoksa yazılanı yaşamakmı daha gerçekci geceleri ağlamktan güneşe bakamamaktan sıkılmak bence sana dakunamamak bebeğim rüyadan uyanmak kabuslardan çıkmak gibi renkli dünya kurmak yarını düşünmemek geçmişi unutmamak bebeğim yıldızları sayarda bitiririm sandım ama bir yıldız hala uzakta ulaşamadım yüreğimi koydum ortaya dakunamadım ağladım ama göz yaşımı akıtamadım aradım yıllarca senin gibi bulamadım |
ESARETİN ALTINDA BU KENT Bu kent! Bu sokaklar! Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar... Ahh... Hâlâ esaretin altında bu kent... Yarım bırakılmış bir besteydin sanki hiç kimsenin bilmediği. Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi... Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu. Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma. Gün seninle başlıyor bu kentte... Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım, müziğim, çantam, saatim... Her şey sen oluyor birden. Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen... Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen... Gözümdeki görüntü sen.. Yüreğimdeki gürültü sen... Hâlâ esaretin altında bu kent, burada yaşamak sen... Ve gün senle bitiyor elbet... Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk hayalin! Ve artık yordu yüreğimi melodin.. Yeter! Sonu gelmedi mi bu esaretin? |
Gitmek mümkün olsa gitsem uzaklara, Sevmesem seni bir daha, Paramparça etsem yüreğimi cam gibi, Sonra yaksam savursam küllerimi, Karlı dağlardan açık denizlerden, Yine severdim seni toz toz, Yine tapardım sana küllerimin ağırlığınca, Şimdi bütün gün üzerime yağmur yağıyor bütün gece kar... Yalnızlığın tam ortasındayım artık yalnızlık kadar... |
SOR KENDİNE BENİ Sor sevdiğim, Sonra kağıttan gemiler yap, Yelkenleri olmayan, Direkleri mavi bildiğim, Sor beni gördüğün her buluta, Sevdalıların hatırına, Geceleri yıldızlarda parlayan, Denizlerin suskunluğuna bırak beni, Ve çek gökyüzümü üzerine, Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna, Çocuklar çıkarsa karşına, Gülümse, uzat ellerini, Ceplerinden çıkarıp verirler sana, Tenimde gizlenen dudak izlerini, Şaşırma, Sabah olacak birazdan, Sor beni yağmurlarına, Sor sevdiğim Ve pencereden bak bakabildiğin kadar, Gördüğün son noktada, Seni seyretmekteyim... |
SON Özleyeceksin biliyorum,sesimi, yazdıklarımı,kızgınlıklarımı bile özleyeceksin,biliyorum. Ne diyebilirsin ki? Söylediklerin yaptiklarin affettirir mi seni? Yoksa duymak istediğim buydu demenin zafer olduğunu mu sanıyorsun?Hayır,ben öyle bir zaferi hiç yaşamadım. Gidenler kazananlar değildir unutma..Suçlu aramak boşuna, ne sen, ne de ben. Bu kez suçlu yok , sadece koca bir 'SON' var. |
Azurenin Lâneti Yine bir ben kaldım bana, Bir de asılı resmindeki hatıra. Sanki hiç yanımda değil; Damarlarımda, kanımda. Hissedebiliyorum derinliklerimde, ruhumda, Ama öyle bir şey ki bu; Cesaret edemiyorum... Ben gecenin gardiyanıyım, karanlıkta, Sen olur o kör karanlıkta, canımda. Elimi uzatınca dokunuyorum sanki, Ama öyle bir şey ki bu; Cesaret edemiyorum... Geç fark ettim bazı şeyleri, En azından kendimi. Esir etsem de ruhuma artık bedenimi, Öyle bir şey ki bu; Cesaret edemiyorum... Biliyorum kendimdeki nefreti, Gölgenin dünyadaki sürgünü. Lâneti ile azuredeki ışığın; Öyle bir şey ki bu; Cesaret edemiyorum... |
| Saat: 00:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık