![]() |
ASKIMIZ Senin kollarinda ölmek ne güzel Gülen gözlerine baktiktan sonra Senden ayrilmaya kiyamaz ecel Ben seni böyle sevdikten sonra Yas olan dökmem yanaklarimdan Gül olsan koparmam ince dalimdan Vazgeçmem senin askindan Aglama istemem sil gözlerini Vazgeçmem senin askindan Aglama istemem sil gözlerini Unutma verdigin son sözlerini Ruhumda açilan ask izlerini Melekler de anlar gördükten sonra Öp ki dudagimdan tadi kalsin Gel ki mezarimda güller açsin Sula topragimi kuru kalmasin Askimiz yesersin öldükten sonra..! |
Arka Mahalle Ağladım gözyaşlarım döndü denize Ben derdimi kimseye söyleyemedim Kurşunlara gelirken arka mahlede Düştüm de yerlere bir of demedim Başıma neler geldi sana diyemedim Beni kaç kere dövdüler adını söylemedim Off off yıkılsın evin Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe Yine de bu yangını söndüremedim Bağıra bağıra yazdım seni içime Bir kez olsun yüzünü güldüremedim Başıma neler geldi sana diyemedim Beni kaç kere vurdular adını söylemedim Off off yıkılsın evin |
Bu ne şimdi????.... Ay daha asılı dururken gecenin içinde ben güneşin meyve veren bahçeleri nasıl aydınlatacağını düşünüyorum. Elimde okumaya çalıştığım saçma sapan bir kitap tüm o saçmalıkların ortasında sen çıkıveriyorsun aklımın orta yerinde. Bilmem kaçıncı sayfaya geldiğimde fark ediyorum ben senin o bana gülümserkenki son halini düşünüyorum. Bu sayfaya ne zaman geldiğimi de şimdi fark ediyorum. Kitabı diğerlerinin yanına bırakıyorum, oda yarım kalıyor tamamlanmayı bekleyen diğerleri gibi. Bugün bu kaçıncı karşılaşmamız bilmiyorum. Fikrimin fikri uğramamalısın buralara. Ben gidiyordum sen çıkageldin. ben gidecektim ama.... Tamda toparlamıştım iç dağınıklığımı yoksa daha da mı çok dağıtmıştım da sen gelmiştin. Ya şimdi daha da dağıtıyorum yada topluyorum hangisi bilmiyorum. . Fikrimin fikri rahat edemedin aklımda oradan oraya gidiyorsun. Bir sigara yaktım karanlığa da bana da aklımdaki sana da iyi gelecek. Ordasın işte aklımın ortasındasın bir tarafım yok ol diğer tarafım yok olma diyor. Bu iyiye mi yoksa kötüye mi işaret bilmiyorum. Hani bir dağa tırmanırsın ya dağın orta yerinde nereye düşeceğini bilmeden bırakırsın kendini. Bıraksam aklımı sana nereye düşersem düşeyim. Ama ya çok canım acırsa, kırılırsa kalbim aklımın sana düştüğü yerde. Bu ilk olmayacak olsa da korkuyorum. Tam bırakıyorum aklımı, sana düşmesine az kala bir yerlere tutunup asılı kalıyorum. Asılıp kalıyorum ortalarda bir yerde. Aklım bende değil senin dağının yamaçlarında, düşeceğim yerde. Belki de düşmek için iyi bir gün değil, aydınlık bir saati seçmeliydim belki de kim bilir.. Gecenin içinde asılı duran Ay'a değil, meyve bahçelerine düşecek olan parlak güneşe de değil, senin o bana gülümserkenki son haline aldandım. Umarım aklımın kaçtığı dağ yamaçların yanıp kül olmaz. Bunu da senden niye umuyorum bilmiyorum. Sen biliyor musun? Vazgeçesim geliyor ama biliyorum aklım vazgeçmeyecek. Ben vazgeçmek istedikçe aklım daha çok kaçacak sana. Seni umuyorum düştüğüm o yerde. Gitmeliyim belki de. Seni hiç misafir etmemeliyim aklımın yetmediği yerde. Korkuyorum çünkü. Korkuyorum elim kolum olacaksın. Sol anahtarım olacaksın ve tüm bunlar olduğunda sende diğerleri gibi gideceksin. Ve yine yeniden düştüğüm o yerde senin dağının yamaçlarında kırıklıklarımı topluyor ve açık yaralarımı sarıyor olacağım. Ve beni yine kan tutacak. Kan beni tutmadan, belki de ben aklımda seni hiç tutmamalıyım... AHMET ARİF |
Belli Belirsiz Gidişler Sonbaharda dolunaylarla belli belirsiz gidişler. Derin uzaklarında ayın krater gözleri görülür. Her yolcu belli belirsiz gider, bakışlara gider. Gözler gözlere gider yolculara yoldaş gözler. Tenler tenlere uzanırken yolcular ellerle gider. Omuzlara özlem konar, ağırlaşır, biner de biner. Ağır trenler gibi yaşlar raylarında akar dudaklara. Belli belirsiz gözlerin peronlarında yollar başlar. . Her yolcusu yolunda gibi belli belirsiz yolların. Belli belirsiz sevdalara gider yürekleri yolcuların. Ömer Serdar |
Yedi zılgıt tadında duydum acının ağıt yakışını. Gözyaşlarına gözümü yumdum Ölüm denilen şey ayrılık olsaydı susardım Ve bir gün Tekrar dönüşüne, gülüşüne susardım. Yedi zılgıt tadında duydum ölümü. Alnında hala lirası Ve boynunda yüz görümü Yedi zılgıt tadında sevdim ölümü. Ekmeği bölmeyi Azrail'e gülmeyi Ölmeyi Ve bir gün tekrar dirilmeyi Ölüme bile giderken Göğsüm dik, başım ilerde Ardımdan yedi zılgıt duymayı sevdim. Toprak damlarına yıldızlar yağar memleketimin. Dilek tutasın diye yıldızlar kayar Elazığ'ın camları Harput'a bakar Sadece kayısı değil, Malatya'dan delikanlı da çıkar Munzur'la dertleşir gençleri Tunceli'nin Kızlarıda ağıt yakar. Uzun hava Urfa'dan Türkücü Adıyaman'dan çıkar. Yedi zılgıt tadında sevdim memleketi. Yollara düşmeyi Karlı dağlardan geçmeyi Çeşmeden su içmeyi Kaybolmuş bir izin peşine düşmeyi Odun taşıyan analarla selamlaşmayı Çocuklarla gülüşmeyi sevdim. Beni memlekete gömün Doğarken memlekete gömülmeyi sevdim. Uğur Arslan |
Gölgeli Adam Şehrin yakamozları Fakir bir yansımayla Denizin dalgaları arasında Saklambaç oynamaya başladı Kıyıda gölgeli bir adam Dalgaları tutmaya, Yakamozları bulmaya çalışıyor Ve ağlıyor Balıkçı motorları geçiyor açıktan O,gözyaşlarını saklıyor Ve belli etmiyor Yenilmişliğini son lodosa Ve hırpalanmışlığını gece yağmurlarında Martılar da uçmuyor yağmurda Banklar da ıslak, onun gibi Kimsesiz ve yalnız duruyor Sahilden geçen her gemi sanki Yalnızlığını yüzünüe vuruyor Kıyıda gölgede bir adam Öylece duruyor Dalgalar vuruyor kıyıya Dalgalar kıyıya mı vuruyor Yoksa onun yaralı gönlüne mi belli olmuyor O sadece duruyor Dalgalar vuruyor Rüzgar vuruyor Ama O aldırmıyor Bize komaz bunlar sana gönül koduğum kadar der gibi Sahilde gölgeli bir adama öylece duruyor Yaralı gönlüne yaren oluyor Bazen bir olta atıyor denize Kısmetine küçük bir balık geliyor Balığı avcuna alıyor Bakıyor bakıyor, sonra onu denize geri atıyor Bilmemki niye Belki bir bekleyeni vardır diye Sahilde gölgeli bir adam Güya oltayla balık avlıyor Belki avlıyor belki avlamıyor Ama ağlıyor ve gözyaşını balıklardan bile saklıyor Bir sigara yakıyor gölgesinden gizli Nemden tutuşmayan kibriti alev alıyor Yüzünü aydınlatıyor Kimsenin göremediği Dönüp de bakılmayan Ve balıkçı ağlarına takılmayan Kıyıda gölgeli bir adam Öylece duruyor Ve gözleri seni soruyor . Uğur Arslan |
Ben 19 yaşındaydım öldüğümde. Daha ayaklarım yere basmamıştı Konmamıştı aşkın adı Gözlerim, bir dilberin gözlerine bir karış mesafeden dahi bakmamıştı. Ve genzime inmemişti hiç yar kokusu Bir dağ ceylanı, yayla kekiği aklımı başımdan almamıştı. Ben 19 yaşındaydım öldüğümde 19 umdaydım şimdiye kadar söylenmiş tüm yalanlar gözlerimin önüne serildiğinde Gerçek gibi görülen yalanların ve yalan gibi görülen gerçeklerin sahiciliği serildi önüme. 19 undaydım tüm doğruları gönül gözümle gördüğümde Ben 19 undaydım öldüğümde Daha saçlarıma ak düşmemişti Babamın başı düştüğünde öne Kırışıklık değmemişti yüzüme Ne ayaklarım asker botuna girmiş Ne de başım yaslanmıştı yar göğsüne Ben 19 undaydım öldüğümde Belki de herkes öldü Ben dirildiğimde Ölüm bile anamın feryadı kadar canımı acıtmadı Ben 19 yaşındaydım öldüğümde Köyün genç ve bekar kızları taşıdı tabutumu Ola ki birinde gönlüm kalmıştır diye Hiç olmasa gittiğim yerde ruhum huzur bulsun diye Köyün genç bekar kızları taşıdı beni musalladan öteye Ve en çok içlerinden biri ağladı Adı Safiye.......... Ağlama cananım, ağlama anam Dünya fanidir, hayat yalan Ne kaybettiğine üzül ne yan yıkıl Nede kazandığına gül hiçbir zaman Köyün genç ve bekar kızları taşıdı beni musalladan öteye Ola ki birinde gönlüm kalmıştır Hiç olmasa gittiğim yerde ruhum huzur bulsun diye Meğer ne çok mezar varmış bu köyde Kim bilir kaç meçhul sevgili ve kaç yarım hikaye Hiç dokunma sakın bizimkine Hasrete ve sevdaya doymamış bir hayat işte Her mezar yaralı güllerin ıssız aşk tepecikleri Her tepecikte bir ulu dağın dumanlı gölgesi Yazık ki bir avuç topraktı işte yaşadığının nihayeti Her ölüm aşktan inan Enfarktüs kalp şeker külliyen yalan Son nefeste unutamadığınsa zira canan canan canan Ağlama cananım, ağlama anam Dünya fanidir, hayat yalan Ne kaybettiğine üzül ne yan yıkıl Nede kazandığına gül hiçbir zaman Uğur Arslan |
Telefon numaranı bana yönlendir bundan sonra Arayan benden duysun sesini Ben anlatayım her günün, bütün ömrünün efsanesini Bütün hilelerini benden bilsinler senin Bütün yalanlarını ben söyledim sevdaların Her ayrılığın fâiliyim bundan sonra Ben yalancı, ben zalim, ben kaçak Ben sözünde durmaz, ben kazandığı gün çekip giden... Benden bilsinler; Ben her hikayenin katili. Gamzelerine astığın suçluluğu, Gençliğimin firâri fikrine yönlendir Arayan benden sorsun tarihinin ağır günahlarını Bırak benden bilsinler bu ayaklanmayı Bütün ipuçlarını bende arasınlar bu eylemin Bende kurulsun adaletin mahkemesi Yakınların çeksinler ipimi Sen yine yalancı şahit, meçhul tanık Sen hep olduğun gibi kal yani. Sen yine bana ödet, Harcadığın bütün kıymetli değerlerin bedelini Benden bilsin herkes hayata taktığın borçları Ben bağladım masumiyeti haraca Ben kestim bütün sevmelerin yüklü hesabını Aşkın sesini duyduğumda kaçacağım ben Ben bütün uyruksuz oyunların öz vatanı Ben yalnızlığın acı sitemi Ben eylemci, ben firâri, ben yok! Silah kullanmam hiç. Aldatırım ben Sen dünyanın bütün denizlerini, kuraklığının terkisine yönlendir bundan sonra Özleyen bende baksın gözlerinin mavi demine Bırak benden bilsinler sulak yerleşim bölgelerine giden toplu göçleri Çağların bütün savaşlarında beni yensinler Bende arasınlar dünyanın aşka açlığının ekolojik nedenlerini Sen ölü kuşların kanatsız ruhlarına takılıp cennete git. Sen yine yalan söyle. Sen ihanet et her sevgiye yine Sen kavgalarımın ilk tokadını atıp kaçıver kalleşçe Sen sancı ol, deliliğimin koğuşu ol. Yokluk ol sen yine Benden bilsinler bu evin viraneliğini Ben yıktım duvarlarını bütün binaların Ben korktum yüreğimi açık etmekten Kaçtım iste bir aşkın esaretine düşmekten Kaçtım iste Bütün gidişlerin sebebiyim aslında Ben korkak, ben deli, ben tokatçı. Ne kadar asil bir eylem de olsa Boyun eğilmez aşka! İçimde esaretin kütlesini duyumsadığım an geçerim verdiğin her güzellikten. Ben asırlık sevdaların kelepçesine tüneyen hain kusun ta kendisiyim. Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana Sen en iyisi beni sırtımdan vurmakla kal Yalnızca benden götürdüklerinden ibaret dur orada Yalnızlığımın bas ağrıları gibi kal aklımda Sen bana hiçbir şeyini yönlendirme sakın Sen aslında kendini benden sakın Hiçliğine alışmak mümkün gibi Sigarayı bırakmak gibi yani alışkanlığını üzerimden silkelemek Yani ilk gün çıkmıyorsun aklımdan İkinci gün daha çok özlediğim de doğru Diğer günlerin halini hatırlamıyorum bile Bildiğim bir şey var lakin; hala ara sıra sigara gibi sabrımı yokladığım. Dumanımda bir görünüp kaybolduğum Sen en iyisi hiçbir şeyini yönlendirme bana Batak sularımda devir dur Ara sıra ufkumda görünüp, kır dümenini sonra İnsanlığımın tarihine çektiğin bıçağı taşıyamıyor gururum Yokluğuna alışmayı sanki daha hassasiyetli buluyorum Sen en iyisi benden uzak dur Ben yalnızlığın acı sitemi Ben eylemci, ben firâri, ben yok! Silah kullanmam hiç aldatırım ben! . Uğur Arslan |
Kavuşursak biteriz biz Biz mutlu sonlar katiliyiz Kavuşursak biteriz biz Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz Herkesin bildiği bir aşk Herkesin attığı bir imza Herkes gibi değiliz biz Belki biraz serseri Belki biraz deliyiz Ama kavuşursak biteriz biz Pervane böceğinin mum alevine sevdası Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz Yanar ama su içmeyiz Etrafında döner, alevle dansederiz Bize kimseden zarar gelmez Biz zararı ancak kendi kendimize veririz Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz Biz artık biz değiliz Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde Ama bedenen kavuşursak biteriz biz Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz Onu bilir, onu söyleriz Kavuşursak biteriz biz İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz Dokunursak kanar ellerimiz Kimselere söylemez gizli gizli severiz Ama kavuşursak biteriz biz Bir kor var içimizde yanan Onu küllendiremeyiz Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz Bir aşk var bizi biz yapan Kavuşursak biteriz biz Biz herkes gibi değiliz İstadeğimiz zaman gelip İstediğimizde gidemeyiz Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz Ne bir filmdeki mutlu son Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz Sadece özlemle severiz Ve kavuşursak biteriz biz Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık Artık her aşk her ağızda sakız Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız Belki ayrı şehirlerdeyiz Ama her gece aynı mehtapta buluşur Yağmur yağarsa, çıkar Aynı yağmurun altında ıslanırız Bu aşkı ancak biz biliriz Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar Mektupları suya yazarız Biz belki ayrıyız Ama her gün aynı geceyi sabahlarız Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz Onu bilir onu söyleriz Kavuşursak biteriz biz SEHER ÇEMBERLİAY |
Hoşçakal seninle şehrin her sesinde sözlerimizi bıraktık her yerde yürüdük gözlerimizle baktık son bir defa ben baktım şehrin her tarafına hayata anlamlar bulmaya çalıştık tuhaf ilginç ve gıcık sen başımı dizlerinin arasına koyup uyurdun sana bakardım saatlerce bakmak isterdim anlamak isterdim seni o gülücükler saçan tatlı çocuk ben hep platonik olmam derdim hayaller gerçeklerle boy ölçüşemez hayaller çocuklar içindir oysa gerçekler sen hep büyü artık bense bilmiyorum dedim benim hep kafam karışık canım sıkkın miğdem kötüydü sana hep sessizce sarılmak isterdim ne bileyim sen hep... ne düşünebilir ki insan sevdiği biri hakkında önce konuştuklarını bile anlamadan sonra tanımlayamadığım bakışları sen gidince hiçbir hüzün bırakmayacağım içimde tadında bırakacağım hüznü hiç de ağlamayacağım sen gidince istediğime bakma hiç huyum değildir ağlayınca insan kötü olurum bilirim sen gidince sensizlik de koymayacak bana çünkü umursamamayı öğreneceğim dertleri senin de dediğin gibi kadere inanmak bu olsa gerek nerden sonrası kader ve neden sonrası kader işte bundan sonrası kader "hoşçakal" |
| Saat: 15:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık