![]() |
ZAMAN YOK Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! |
Kanatları Yırtıldığında Meleklerin senelere seslenebilir miydi, değiştirebilir miydi kaderini? her yaprağında bir hazin destan, neye yarar sevgin? tebrik edecek var mıdır bu oyunda yeneni, yoksa düşler de ölür mü beraberinde düşleyenin? alkol koması kokan akşamlara sızıyor şimdi laneti kıpkırmızı bir eldiven ellerinde kanı o masum güvenin ormanları yandı ruhumun, tabut örtülerinde bıraktım yeşili sabaha karşı vurulan bir tokat hatıramda ismin yalanlarla harcanan zamanlar, işte sana delice hislerin bedeli! özkütlesini hesaplayabilsen ne eder yazılmayan geçmişimin? kime anlatırsın, o gece toprağa verdim en güzel günlerimi hâlesinde yapayalnız bir karanlık parıldıyor artık meleğimin kime benzetirsin beni, "senden nefret ediyorum" dersem eğer tuhaf, adını sevda koymuşuz en derin bencilliklerimizin ne aptalmışım; kendime yabancı sularda dolaşırmışım meğer! dert etme, elbet diner bir gün acısı her yitirdiğimizin... |
sevgili yazmak seni satırlara yazmak gökyüzünün o mavi satırlarına belki anlatamayacağım seni belki gözlerim dolacak bir meyhane köşesinde ve sensizliğin hasretini çekeceğim kim bilir belki sensiz öleceğim... sevenler neden kavuşamaz bunu hiç düşündün mü? sordun mu hiç kendine seven neden erken ölür diye ah sevdiğim ölümler erken gelir sevenlere her gece bir parça götürür bir yanım parça parça bir yanım sensiz |
seni seviyorum S eni bekledim günlerce penceremde E min ol ben birtek seni sevdim N efret edemiyorum senden ne yaparsan yap olmuyor I nancimi yetirmedim hep seni bekledim S ensiz kalbimde bir sessizlik E llerim uzanir oldugun yere V arligin bos degil yüregimde I nat oldu ismin bende Y ar özledim seni günlerce O lmuyor varligin bana yetmiyor R üya gibisin uyanmaya korkuyorum U nut deme unutamam M ecbur ol aglamaya her gözyasinda beni hatirla! |
serbest hayır yasak Bize sevmek yasak, Gülmek hatta ölmekte. Bize okumak yasak, Yazmak hatta bakmakta. Bize ağlamak yasak, Gam hatta tasada. Bize kaçmak yasak, Zindan hatta sürgünde… Bize unutmak yasak, Dostu da hatta yari de. Bize vurulmak yasak, Yüzü dönük hatta kalptende. Bizi sevmek serbest, Ağlatmak hatta yaşatmakta. Bizi okumak serbest, Anlamamak hatta gitmekte. Bizi ağlatmak serbest, Tasaya hatta gama düşürmekte. Bizi hapsetmek serbest, Ölesiye hatta yalnızlıkta bırakmakta. Bizi unutmak serbest, Dostunda hatta yarinde. Bizi vurmak serbest, Sırtımızdan hatta kalleşçe. |
Çocuksun Sen-II Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç) Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı (Soluğunun elma kokması bundandı belki) Bir elma kokusuna tutundum düşerken Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Çocuksun sen, çocuğumsun |
isyan Bizi çöle fidan diye ektiler, Ne su verdiler nede yağmura yağ dediler. Yinede meyve verdik, Meyve yerine kolumuzu kopardılar. Meyve verecek dalımız, Sevecek sevdamız olmasa da hep dik durduk. Üzerimize kuşlar kondu Hep güldük güldürdük, İçimiz kan ağlasa da. |
Şafak Senfonisi 1 (Gitarın Anlattıkları) Bengi... Bilmiyorum, bu akşam ağlıyor musun? Senin de kumsalda ayak izlerin Yanaklarında tuzu kalıyor mu Gözyaşlarının Tıpkı benim gibi? Bir daha asla görüşemeyeceğimizi düşünüp Kendini denize bırakmak istiyor musun? Sabaha kadar gözlerinin önünde hayalim Baktığın her renk elâya dönüşüyor mu? Hiç zannetmem. Hatta adım gibi biliyorum başka bir şehirde, Başka bir kumsalda olduğunu. Elinde bir başkasının eli, aklında ise hayali Kim bilir neredeki bir başka erkeğin... "Neden?" diye sorma, nedenini anlayamazsın Acıtır kalbimi o zalim gülüşün karşımda. Seni nasıl olup da halâ böyle sevebildiğimi, Nasıl takılıp kaldığımı o anda, Yüzümdeki ifadeyi, ruhumdaki boşluğu anlayamazsın sevgilim. Bana yaptığın onca şeye rağmen, Son darbeyi yüzüme değil de, arkamdan Bir zamanlar beni sevmiş biri gibi bile olamadan, Çakal gibi indirmene karşın; Tüm "mış gibi gülüş"lerine, "mış gibi seviş"lerine katlanıp, Sana halâ nasıl "sevgilim" diyebildiğimi... Anlayamaz senin gibiler canım. Anlayamazsın... |
Çok Geç birgün gelsen de çocukca koşarak avucunda yıldızlarla ve baksan yüzüme o anki gibi avucunu gözlerine taşıyarak karşında ben olmayacağım çünkü o zaman sen yukarıdaki çocuk değildin şimdi de ben şu anki adam değilim. |
zaman Zaman edebi zaman, Her kez yazar, Her kez şair. Zaman ezici zaman, Her kez yorgun, Her kez paramparça. Zaman sadece biraz zaman, Evliliğe doğru, Nişanlıyken azraille. |
| Saat: 03:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık