![]() |
Gitmem gerek bu şehirden bir rüya oldun sevdamın gergefinde neden çocuklar beni gösteriyor yağmur yağsa güneşin yerine ha gayret güzelim gayret biter elbet bu yağmur sabret sensizlikten olsa gerek çekilmez oldu buralar hep benle beraber bulamadıklarım bak cesaretim yok artık geç oldu yorgunum yine deli oldum sayende saçında rüzgar ha gayret güzelim gayret biter elbet bu yağmur sabret ayrılıktan olsa gerek gecikiyor sabahlar hep benle beraber unuttuklarım dönmüyor epeydir başım denizler yalan sevmek ateş olurmuş derler yanmak yalan şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz bir çoçuktum sevmiştim avuçlarımda aynalar gayret et güzelim elini uzat ha gayret güzelim gayret biter elbet bu yağmur sabret... SELVİ UZUNCA |
Masuni Aşk Bir masuni aşk var içimde Tarifi imkânsız acılar içinde İsmi aklımda, tadı dilimde Gülümsemesi çınlar beynimde Hoş bir edası var içimi ürperten Birde bakışı var ki beni delirten Kelimeler yetmez böylesine Anlatmakla bitmez şöyledir diye Yaşamak gerek damla damla içinde Bağırmaya başlar yüreğindeyim diye Tatlı gelir her şeyi batmaz gözüne Yüzün kızarır işte ben buradayım diyince Gözlerin görmez başka gözü Düşerse gözleri gözlerine Çiğdem Arslan |
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can yüceL |
Her mektup cevabını bekleyen bir sevgiliyle başlar Sevgili Dost, Sevgili Arkadaş, Sevgili Anne, baba, kardeş diye... Bu mektup ise cevap beklemeyen, sadece "sevgili" diye başlayan sahipsiz satırlardan oluşmakta. Ah! İçimin okyanusu.. Mavilerim kalmadı. Yüreğim yelkensiz. Bir fırtına çıkacak olsa, İlk alabora olacak gemi benim. Sevgili... Sen bilmedin beni,senin bilmeyişin benim acılanmam oldu ve acılanmam yorgunluğumla kanadı. Sen bilmedin; ben çekindim, sen bilemedin; ben çekildim, istedim çektim ve gittim. Sevgili.. Sana en çocuksu tavrımla sesleniyorum. Olgunluğum başımın belası oldu. Ben senden önce değil, sen benden önce gelmeliydin. Belki o zaman daha az kanardım ve suskun kelimelerde bu denli boğulmazdım. Sevgili.. Ben her gece uykularımı kovalayıp uykusuzluğa yakalanırken, sen hangi şehrin ışıklarına dalıyorsun ve gecenin hangi saatinde uykuya yenik düşüyorsun? Ah! Sabahları kavuran güneş... hep aynı tepeden atar kızıllığın ve hep aynı pencere, hep aynı ağacı ezberleyerek ve düşlerimde ona yer vererek sana ulaşır bakışlarım. Sevgili... Ben her nefeste varlığının farkındayım. Bölüyorum seni, zamanı küçültmek için yapraksız bir takvime... Yıllar sen oluyor, aylar sen, haftalar sen, günler sen. Çarpıyorum seni zamana, unutmak için her şeyini... Saniyeler sen oluyor, dakikalar sen, saatler sen... Sevgili.. Bu kaçıncı gemi limana ulaşamadan kaybolan? Yoruldum; uçsuz bucaksız okyanuslara benzeyen düşüncelerimden. Usandım, hep susuzluğa mahkum bir sahrayı andıran benliğimden. İsmin ruhuma bir diken gibi batar. Varlığın bir acı, varlığının gölgesinde yokluğun bin sancı!.. Sevgili desem, duyacak kadar yakınsın. Ruhumun konuğu ol desem, erişilemeyecek kadar uzaksın. Sevgili.. Sen durgun suya olan korkaklığım; bir, iki ve üçüncü kulaçtan sonra umutsuzluğum ve batışım. Sevgili... Eylül bitti; şimdi güz gecelerinin hangi yıldızı gülümsetebiliyor seni? Bulunduğun şehrin hangi caddesi, kaç no'lu evi huzurun olabiliyor senin? Ben seninle bu denli doluyken, sen şimdi kimleri biriktiriyorsun içinde?... |
Düştü yıldırım,yağıyor kor yağmur Dilinde titriyor yosun kaplı harfler Sallama kar mendilini mavi sevdama Çatırdıyarak kopuyor kolum kanadım Sıradanlık alışkanlığıyla kayıyor kelimeler Düştü yüreğine gözlerim Sende keşfettim gerçeği Güneş uzandı mavi karaya Sende keşfettim kendimi Sinemde uyuttum geceleri Aşkta olmaz veda vakti Gözyaşımda açtı yıldız çiçekleri Güneş gibi saklanmak istesen de karanlıklara Yalanlıyor,tenin tene karışması gibidir bakışın Pırıltında ay gibi parladı aşk Uzandı bedenim yorumsuz hayal ülkesine Adresini bulamadı bende aşındı sözlerin Anka kuşu gibi tekrar tekrar doğdun küllerinden Gidişinde siteme sordu sızı Sordum dudağından esen rüzgara Dedi her aşk yaşar Eylül'ü Vursada kumsalı denizlere karışır dalga Sordum bulutlara Güneş görmemiş kelimeler var bende Yağmur buselenir dudaklarımda Dile geldi aşkın alfabesi Sevginin gücü,kalbi saracak bakışta saklı nurten tarım |
Sevda Bir Çiçek Sevda bir çiçek, Gönül ise bir böcek, Aşk çiçekteki tohum Düştüğü gönülde filizlenecek, İnsansa çiçeğe hayat veren kök. Sevgi bir okyanus, İçine dalmak, doyasıya yunmak gerek Kaynağı yalnız insandır sevginin, Ve insanca üretilecek. Var olmak için, varım diyebilmek Yaşamı, ilmek ilmek, sevgi koncasıyla örmek, Yarin yanağındaki gamzede Karanfiller, Güller, kır çiçekleriyle dolu El ele, gönül gönüle Çiçek çiçek gezinmek. Bak yüreğine, bu hikayede varmısın? Çiçek bahçesinde toprakmısın? Aşk dolu, sevda dolu bir dünyanın Sevgi hamurunu yoğuran Ustasımısın? Kan kırmızı kadife bir gül, Can kırmızı yanakta gamze, Aşk kırmızısı dudakta davetkar şehvet, Aç gönlünü geliyorum güzel, Sen yalnızca emret. Ali Osman Yılmaz |
Bilsen Kırdığın kadehte kalan ömrümden, Ağlarsın içtiğin yılları bilsen. Sayende sararıp solan ömrümden, Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen. Bağban eyle dedin beni bağrına, Yanılıp yakılıp uydum çağrına, Bir demet hercai çiçek uğruna, Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen. Ateşe su dedim göz göre göre, Aklım zavallıydı duyguma göre, Bahtına şükretti mecnun bin kere, Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen. Ar ettim sakladım uğraşlarımı, Haberdar etmedim sırdaşlarımı, Gizlemek isterken gözyaşlarımı, Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen. Sefiller gücünü bende sınadı, Kimi kaçık dedi, kimi bunadı. Berduş eleştirdi ,sarhoş kınadı, Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen. Felsefe böyledir divanelerde, Teselli aranır bahanelerde, Bir kadeh mey için meyhanelerde, Ağlarsın düştüğüm halleri bilsen. Cemal Safi |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu Acı Bir Sevda Delikanlı bir sevdaydı benimki, Ak düşmeden önce saçlarına. Harbidendi benim sevdam, Haybeye vurulan tokatları yemeden önce. Niyetim ikramdı kırk yıllık kahveyi. Acı, acı ama kana kana içmekti, Hayatı meze yapmaktı, Aşkı satın almak değil, çalmaktı. Suçum buysa varın vurun kelepçeyi gönlüme, Hasta düşlerimi darağacına gönderin, Kırın kanatlarımı koyun kafese M. Bahadır Pamir Acıyı Görmek Mi İstiyorsun? Gözlerime Bak Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi. Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? Ve parmakların ince uzun mu? Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip, Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik. Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan, Sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi. Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim. Acıyı görmek mi istiyorsun. Gözlerime bak! Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku, Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde. Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık. Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece. Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü. Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde. Tek avuntum bu şimdilik. Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben, Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın? Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen. Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde, Kavuşma vakti olacak benim için ölüm. Dudaklarımda ki acı tat? Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek? Ne yazık hiç bilemeyeceğim. Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Sen uzakta çok uzakta Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın, Benim gibi. Seni seviyorum, Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime, Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı, Haykırışı bu sevdiğim. Sana ulaşamasam da, Biliyorum ki zavallı kalbim Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun. Biliyorum beni sevdiğini Acıyı tattığını da benden uzaklarda Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin? Acı tek taraflı olsaydı, Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu. Ama yokluk kötü sevdiğim. Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü. Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların, Yüzüne hasret kaldığım günlerde Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim. Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını Ve eminim ağlayacaksın. Ağlamak seni ben yapar sevdiğim Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak. Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim Oysa konuşan sendin hep benimle, Ne martıların vapurlara takılışı, Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim. Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim. Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında. Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde Bir gün seninle bir bankta oturup Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik. Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda. Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki Adım adım yok oluşumu izliyorum Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle. Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara, Karanlıklara bakıyorum mütemediyen Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum? Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp Rabbime ettiğim dualarım, Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden Rabbimin bir bildiği var deyip Kabul olmadığında dualarımın Tekrar tekrar yalvarmalarım. Seni okyanusların diplerinde Bir midyenin içinde ki İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde Tek bir şey düşündüm? Dokunamadan tenine, Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı. Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler Seni seviyorum meleğim. Acımasız olan ne sensin ne de ben, Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım. İnsan yaşamın değerini Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin Gözlerinin önünden geçmesi değil. Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim. Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş Ve ben o ateşle yanmayı, Sırf seni sevmek olduğu için İnan bana çok sevdim. Oysa Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı Eğer yanımda olsaydın Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım.. Şimdi ölüm ne anlam taşıyor? Yaşamak ne anlam? Hiç anlayamayacağım Sensiz bedenim toprağa girmedikçe ERTUĞRUL BAYRAM |
Ağlamak İstiyorum Gözlerim yeminli ağlamamaya Karanlığın içinden bir ses ismimi fısıldıyor Derken bir müzik ağır ağır, usul usul Ve sen ellerin omuzlarımda Tutup çekiyorsun beni karanlıktan Sonra bir kayanın üzerinde devam ediyoruz Denizin üzerinde batan bir güneş var sadece etrafta Bir yağmur başlıyor, sonra Uçuyoruz dans ederek Bulutların üzerinde Mehtapla devam ediyoruz Kıskanıyor bütün yıldızlar Birden çekiyorsun ellerini omuzlarımdan Göremiyorum gözlerini O an düşüyorum Bin yağmur damlası benimle Bir ses bana uyan uyan diyor Bunlar rüya Kalkıp bakıyorum etrafıma Omuzumda yanık izleri Saçlarımda o yağmur Ve o müzik hala kulaklarımda İlk defa gözlerim o gün bozuyor yeminini Keşke gerçek olsaydı diye diye Ben sana ölümümü verdim Sen gözlerini göster yeter Ahmet Öner |
Sende beni özledinmi Benim seni özlediğim kadar Ellerim ellerini Gözlerim gözlerini Kalbim diğer yarısını Gülüşüm gülüşünü Bakışım bakışlarını Dudaklarım seni seviyorum demeyi Günaydın aşkım demeyi Ve en önemlisi benim olduğun her anı herdakikayı Özledi bu beden Ama bir tek şeyi hiç özlemedim Hatta lanetle andım o günü İşte o gün den sonra 875. gün buğün Beni terkedip bi başına koyuşunun 875. günü buğün Beni yarım bırakıp gittiğin günün 875. günü buğün Ve beni terkettin gün buğün işte o günü bir tek özlemiyorum Ve nefretle anıyorum... Evet besbelli sen özlememişsin beni Özleseydin ben şu an bu şiiri değil Seni sevdiğimi arar söylerdim sana defalarca Bu fırsatı bana vermediğin için çok teşekkürler, nefretle teşekkürler. Gerçekten dediğin gibi sen beni haketmiyosun... Sen bu mükemmel yüreği haketmiyosun... İşte hep senin bu söyleminle avutuyorum kendimi... Ve kan ağlayan yüreğimi.. Onu susturmak zor çok zor Gözlerim ağlamıyor artık ama Kalbim inan 875 gündür ağlıyor... Hiç susmaksızın... Ve hiç bıkmaksızın.. Susmuyor o da özlemiş aşkını arkadaşını diğer yarısını can yoldaşını dostunu... Nolur ben benden geçtim Bari onlara yapma bu ihaneti... MEHTAP SADENUR |
| Saat: 12:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık