![]() |
Ölmek İçin Yaşamak Bilinmez acılar var yüreğimin derinliklerinde, Yaşamak zor ölümü bekleyen bedende, Kimi yaşamak için ölür kimisi de ölmek için yaşar, İşte ben ölmek için yaşıyorum, Anlamını yaşamın soruyorum, Ama anlamıyorum. Sürüp giden acıların sürüklediği bir tahta parçasıyım adeta, Bir sağa çarpıyorum bir sola. Her çarpış başka acılar doğuruyor yüreğimin derinliklerinde, Yaşamaya çalışıyorum ölümün eşiğinde. Gülmek mi o da ne acaba, ne biliyim, Tek güldüğüm şey acınacak halim. Ağlamak ise bir yaşam tarzı bende, Boş zamanlarımda ağlarım ben genelde, Ne zevklidir süzülen gözyaşımın yastığıma düşüşü, Ve düşen gözyaşımla hayalimin sönüşü. Kadir kıymet bilmezlerin dünyası burası, Kimi ilgilendirir ki yanında birinin ağlaması. Sen ağlarsın o bakar, Sen vurulursun o bakar, Sen ölürsün o bakar. Acıdım bak yine kendime, Nerdeyse ağlıycam yine acınacak halime, Artık yoksaydığım hayatta yaşıyorum, Yaşamıyorum aslında ölümü bekliyorum, Ben zaten ölmek için yaşıyorum. |
Garip şaşırmış yolunu gezer divana ocağı sönmüş evi virana boş bakar gözleri halin sorana açıktır yarası,kapanmaz garip kanadı kolu bir bir kırılmış gülen yüzüne hüzün saçılmış kaybetmiş kendini vakti şaşırmış dertlidir derdini diyemez garip üstü başı yırtık beş parası yok karnı aç olsada gönlü gayet tok derdini hiç sorma seninkinden çok gün bitti yarını düşünmez garip şükreder allaha hiçte üzülmez ne olur hali meçhul bilinmez ölse mezar taşı bile dikilmez ölünce kurtulur rahatlar garip |
Gece Bahane Saat geceyi gösterir Hayalin gözlerimin önüne gelir Sesin kulaklarımda çınlamaktadır Seni aklıma getiren gecemidir, sessizlik midir Işıkların sönmesini mi beklerim seni özlemek için Saat geceyi gösterir Gece bahanedir Aslında sen her saniye özlenmektesindir Gece bahanedir Sessizlik gelir ardından sen O en parlak, en hırçın En güzel, en masum anında Tekmeler kapıyı girersin odama Bir gün yastık, bir gün yorgan Bir gün rüya, bir gün hülya olursun başucumda Saat geceyi gösterir Sen çoktan gelmişsindir O en masum gülüşün yüzünde Kalemimde ıslak bir şiirdir Sesimdir sessizliğimdir Gece bahanedir Seni aklıma getirir Ellerindir gözlerindir Sana yazılan birkaç şiirdir Yürekten göz yaşlarımla süslediğim Sigaramın dumanını eklediğim Gece bahanedir Suretin kazınmıştır gökyüzüne Tahta bir kalemle Üçüncü sayfada adın yazılıdır. |
Mutluluk Yemyeşil bir bahçe ortasındayım, Dört yanımda, öbek öbek çiçekler... Rüzgârın eliyle titrer yapraklar, Bilmezler ne zaman dökülecekler: Güneş ışığını vurmuş üstüne, Baharın yeşili sarmış her yanı. Bulutlar dökerek yağmurlarını Ki yeşil bir kucak alır insanı. Kokular karışmış birbirlerine, Yemyeşil bir halı üzerindeyim. Gözlerimde çiçek çiçek derilmiş Bir kutlu alemin eşiğindeyim. Sanki bir ziyafet ortasındayım, Ağaçlar vermişler meyvelerini. Geçirsem diyorum herkesten uzak, Bu yeşil bahçede senelerimi. |
Mutlu Musun? Uzak topraklarda Işığa hasret bir mahkûmum şimdi Önce yüreğime aktın Sonra içimi yaktın Beni yalan dünyada Tek başıma bıraktın Mutlu musun? |
YıLDıZLAR Seni karanlıkta yatırıyorlar. Korkuyorsun geceden: Bakıp bakıp pencereden, Yatağına sokuluyorsun. Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun. Hava açık olduğu zamanlar Beni seyrediyor, seviniyorsun. Ne olurdu, ben de, Sana göründüğüm şekilde Odana gelseydim. Ateşböcekleri gibi, Küçücük avucunda Yanıp yanıp sönseydim. Seneler geçip gider, büyürsün. Bir gün olur, hepsi biter: Endişeler, o çocuk üzüntün Hepsi biter. Aydınlanır seninçin geceler, güneş gibi görünürsün. Biraz sabır, küçük çocuk, biraz sabır. Ama Allah'ın koyduğu yerde, Yıldızlar daima yalnızdır. BEHÇET NECATIGIL |
Birgün giymek isteyeceği Düşündeki beyaz gelinlik gibi Ten rengi alnının akıyla Aynı tondaydı o kız da Tebessüm doğru söz gibi yakışırdı dudaklarına Gülünce şafakları getirirdi yanaklarına Geceyi küstürürdü sabahına Güneş tel tel saçlarındaydı Ay gizlenmişti gerdanına Gündüz içimi ısıtırdı Bayılırdım akşamına Gözlerine süzülmüştü iki damla mavi Gönlündeki ummandan Ne zaman baksam Korkardım boğulmaktan Öyle bir yaratmış ki onu yaratan Hani inanmasam Allah'a Derdim Şirinlik çalmış körpe kuzulardan Bazen Öptüğüm gelir de onu aklıma Bana yazılmış sandığım alın yazısından Kahverengi bir efkar çöker ufkuma En koyusundan Her aklıma düştüğünde o kız Kanım başlar fokurdamaya Ayrılık kelimeleri gelir lûgatlardan Misafir olurlar kulaklarıma Damla damla gözyaşı ikram ederim Elvedalara yolun açık olsunlara Ah her aklıma düştüğünde o kız Dilimdeki duam ardından Dilerim Bir ömür boyu Rabbim silmesin Baharın yeşilini yıllarından |
Aşk Boyutu Öyle bir sevda yaşamalıydık ki; Hızı hiç kesilmemeliydi. Dört yanımızda gül olmalı, Sesimizde bülbüller şakımalıydı. Karanlıklar aydınlanmalı, Aydınlıklar parlamalıydı, gözümüzde. Her biri, birer sevgi timsali olmalıydı insanların. Kanların akmadığı, Türkülerin özlem çekmediği, Sevdalar yaşamalıydık; Mehtabın sonsuz koynunda... Gözyaşlarının olmadığı sevdalar yaşamalıydık. Sevincimizde bile ağlamamalı, Mutluluğu doyasıya tatmalıydık. Ellerimiz buluşmalıydı birbirine; Güllerde saklı gözyaşı gecelerinde. Martıların çığlık çığlık olduğu Limanlarda gözlerimize bakmalıydık. Gözlerimizle mutluluk saçmalı Dudaklarımızla aşkı anlatmalıydık. Sevdalar yaşamalıydık; Bir evrenin aşk boyutunda... |
http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gif http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gif http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gifhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gifhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gif SEN YOKSUN! Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri Böyle çekip gitmek var mıydı ? Var mıydı böyle bitirmek ? Hani söz vermiştik birbirimize ? Kaç zaman geçti aradan Sen yoksun ! Sana sığındığım geceler Alevleri gökyüzünde Bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız . Ve kan rengi şarapla yıkanmış Bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız . Bilirim dönmeyeceksin artık ! Uzun zaman oldu Belki çoktan unuttun . Adın kaldı soğuk duvarlarında odamın Sigara paketlerinde şiirlerin Resimlerin bana gülen , Cüzdanımda saç telin . Bir veda o geceden aklımda kalan Kekremsi bir tat Bir med cezir yüreğimde Ben vurgun yemiş bir yaralı Gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını Sen yoksun ... Hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni Yasak umutlara ve acılara inat Buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız Yıllandıkça güzelleşen Ve sen şiirler okusaydın geceleri Saçlarımı okşarken . Ellerimi tutsaydın ansızın Yüreğim eriseydi gözlerinde Yansaydım ateşinden . Sen ağlasaydın mutluluktan Ben ölseydim Yalnızca beni sevdiğini bilseydim . Seviyorum deseydin Bi kere söyleseydin Yanmazdım Yanmazdım böyle çekip gitmeseydin ... Bir veda o geceden aklımda kalan Bir günah, belki yasak Yanımda olsan şimdi, hiç konuşmasak Ağlasak bin kere pişman olsak Sonra yine bozsak yeminleri Sarılsak sımsıkı Öylece kalsak ... Gittin ... Kimbilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine Işığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni Körkütük aşkların ortasına düştün Yalanların pençesine . Belki birgün, bir gece Dar bir vakitte belki Hiç beklemezken seni gelirsin diye Ben hâlâ burdayım Sen yoksun ! Lanet olsun ... http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gif http://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gifhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gifhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gifhttp://ozel.balca.net/resima/ivirzivir/siir10158-papatya.gif |
Bursa'da Zaman Bursa’da bir eski cami avlusu Küçük şadirvanda şakirdayan su, Orhan zamanindan kalma bir duvar, Onunla bir yaşta ihtiyar çinar, Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rü’yadan arta kalmanın hüznü İçinde gülüyor bana derinden Sanki bir hatıra serinliğinden: Ovanın yeşili, göğün mavisi Ve mimarilerin en ilahisi. Bir zafer müjdesi burda her isim, Yekpare bir anda gün, saat, mevsim, Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın, Hala bu taşlarda gülen rü’yanın. Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bu eski zaman vehmiyle... Gümüşlü: Bir fecrin zafer aynası, Muradiye: Sabrın acı meyvası, Ömrümün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camiler, eski bahçeler, Şanlı menkıbesi binlerce erin, Sesi arşa çıkan hengamelerin Nakleder yadını gelen geçene. Bu hayalde uyur Bursa her gece Her sabah onunla uyanır, güler, Gümüş aydınlıkta serviler, güller, Serin hulyasiyle bahçelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billur bir avize Bursa’da zaman. Yeşil Türbe’sini gezdik dün akşam Duyduk bir musiki gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur’an sesini Fetih günlerinin saf neşesini Aydinlanmiş buldum tebessümünle. Isterdim bu eski yerde seninle Baş başa uyumak son uykumuzu Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu Çepeçevre kaplasin bu ziya, bu renk, Havayi dolduran bu uhrevi ahenk. Bir ilah uykusu olur elbette Ölüm, bu tilsimli ebediyette Belki de rüyasi eski cedlerin Beyaz bahçesinde su seslerinin. |
| Saat: 03:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık