MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 14 Mart 2007 18:30

Aşka ve Sevgiye Dair
Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…




26 Ocak 2002
Aydın
Yüksel Kasım


Misafir 14 Mart 2007 19:01

yani...







Deniz'in yüreğinden geçer
semâ'ya giden yol

unutun beni Yusuf'un gözlerinde
dönerim aşkla darağacında

ölmek için önce insan ol





Ferhat Gülsün


Misafir 14 Mart 2007 19:16

Sana Ne Demeliyim bilmem ki
Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek
Mevsimler birbiri ardına akarak gitti
Sözler sevileşti suskun gönülde
Yürekte zamanlar zay olup gitti

Gömdük düşleri, duyguları
Kül bastırdık üzerine
Ne gönlün ocağı kabullendi
Ne iç yangını yüreğimizin
Umuda el salladık, ufuk yanarken
Diyemedik birbirimize
Dememiz gerekeni
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Soğuklar apansız bastırdı
Kar kapıda, ben yangınlardayım
Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti...
Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime
Ve ben, senli düşlerin buğusundayım

Sana ne demeliyim, bilmem ki
Dost desem olmuyor
Yaren desem uymuyor
Yar mı desem, ne dersin
Sana ne demeliyim, bilmem ki

Sana ne demeliyim bilmem ki

KÖMEN
Haydar Okur


NiliM 14 Mart 2007 19:17

MERDİVEN

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...


AHMET HAŞİM


Misafir 14 Mart 2007 19:25

Ateş Böceği



Karanlığa yak bir kıvılcım ateş böceği
Ağlarken bahtı karama bir kendim
Donmaya yüz tutmuş yürekle titredim
Ruhuma yak bir kıvılcım ateş böceği

Yanıyor içim dumanlı yollarda fikrim
Kayboldu ormanda kırıntı ekmeklerim
Dost olacağım diye ziyan oldu emeklerim
Saflığıma yak bir kıvılcım ateş böceği

Meğer gözlerin maviymiş bir ben gördüm
Hasretin saçlarını minik ellerimle ördüm
Başkası elmiş yazık demek ben kördüm
Aydınlığıma yak bir kıvılcım ateş böceği

Kim demiş ışık yoksa sen de yoksun
Yalan fenerlerde aradım gece yoksun
Bırakıp gitmezsin değil mi senden yoksun
Yalnızlığa yak bir kıvılcım ateş böceği

Dört yanı iki metre hanemde niyazım
Ah benim bal dudaklı şirin haylazım
Karaydı sen gelmeden önce alın yazım
Pişmanlığa yak bir kıvılcım ateş böceği

Sahipsiz bahçemin eflatun ışığı yansır
Kızıl çobanın içerisindeki en tatlı sır
Seninle kapansın gözlerim ağırdan ağır
Dünyalığa yak bir kıvılcım ateş böceği



Nadir Atalay


Misafir 14 Mart 2007 20:33

Ümid etmektir yaşamak
Ümid etmektir yaşamak

Ümit etmektir yaşamak
örnek ol ibret ol
yaşama ders ol geceden
sık sık bak gökyüzüne

yıldızlara bak
güneşli ilk baharın umududur yıldızlar
bir elvadalık hükmü var yaşamın
ölüm geldimi vakti sorulmaz
Serçe kuşu gibidir ümid etmek
dal yorulur serçe yorulmaz......
Ertuğrul Sönmez


blood_lovee 14 Mart 2007 20:59

Sen İzmirsin

beşbin yaşındaki sevgili
hayallere sığmayan görkeminle
daha dün girdin ergenlik çağına..

sen efsanelerde,
Amazon Kraliçesi Mir'in kurduğu,
İonyalı Tantolosun çizip karısı SİMİRNA'ya sunduğu,
büyük şair Homerosun doğduğu,
Victor Hugo'nun prensesi olan,
kent değil misin?
ihanetlerde öldürülen,
yüreğim gibi talan edilip yağmalanan kaç kez...

şarap selinde Agora,
saklamadı mı gülümseyişini,
acılarının ardına..

yitik düşlerin yurdu,
buz renkli sabahlardaki,
güneşli maviliklerde,
hep cepheden baktım sana,
güne ağaran tutkularımla..

ürkek bir akşam üstü,
denize dalar gibi,
düşmek isterken aşka,
eşkiya yalnızlık çöktü omuzlarıma..
sonbahar sarısı bu kenti sırtlayp
derinine düştüm gecenin...

körfezin gizemlerinde,
bir şeyler yok olurken,
duman karası bulutlar çöktü,
şehrin üstüne..

günler boyu yasak aşklar taşındı kente,
Hamesis'in Mabedinde damıtılan günahlar,
Meles Çayının kirine karıştı,
kaç sevdanın külünü savurdu Forbes Köşkü..

palmiyeli gecelerin gölgeleri yollardayken..

sağır caddelerinden geçtim tarihin...

Şair Eşref kulak vermedi Abdülhamit'e,
yazdı yazacaklarını...


Belkahveden gelecek nal sesleri bekleniyor,
Hasan Tahsin saate bakıyor,
ilk kurşunu attı atacak..
yürekleri ağızlarında güvercinlerin...
Cumhuriyet Meydanı'nda ki atlını ilk hedefi belli..

yangın yerini yeşile boyadın Behcet Uz,
bu kenti kimler boğazladı?
kim işledi bu cinayetleri?
biliyor musun Behcet Bey kim? ! !
Kordon Boyunun kolyesini çalanlar,
tarih hala cılız Meles Çayında akıyor...

biliyorsun,
günlerden ayrılıktı,
saçlarının rüzgara karışan isyanıyla,
tek başına,
ÇEKİP GİDEN SENDİN..
yuttu geceler Ege'nin mavisini
bir acı çöreklendi şehrin akşamlarına..

şimdi,
hangi şehrin sabahında,
hangi camdan bakıyorsun tan ağartılarına,
saçlarında onca yağmurun ıslandığı serinlikte..

uzak şehrimdesin sen,
seninle olmak,
omuz omuza yürümek vardı,
bu yorgun İzmir gecelerinde..

yeni sevgiler yaratamadım,
ihanetleri bıçaklayıp,
kendime giden bir tunel kazdım..

özlemleri demirledi Alsancak Limanı,
yalnızlığın ışıkları yandı gözlerimde,
çoğalırken karanlık köşeleri kentin,
çaresizlik çöktü kaldırım taşlarına..
kök saldı tabanlarım sokaklara..
gecelerin tuzağına düştü.....

sen kentlerce uzağımdasın,
bu şehrin bir köşesinde,
son sokak feneri oluşum,
yaralıyor beni,
düşüyorum ayrılıkların müzmin anaforuna..

şimdi İnciraltı'n da yıkanan gölgende,
anılarımı öldürüyorum,
ay buluta dalarken,
denizin gözlerinden öpüp,
üşümesin diye şehrin üstüne örtüyorum..

en son sen yıkmıştın giderken,
yıkıldığım o yerdeyim hala,
bindörtyüzsekseniki Muzaffer İzgü,
bindörtyüzelliüç Gazi Kadınlar Sokağı'nda,
yokluğunun günlüğünü tutuyorum...

acaba sen bir yalan mıydın?
gurbet düğümledi yolları,
yanlış adreslerde duran sensin,
kapıyı çarpıp gidecek olansa gençliğin,
hüzzam bir fasılda,
hicrana takılan benim,
ellerimde kalansa bir ömür toplamı..

birazdan,
körfez vapurunun küpeştesinde,
martılar uçuşacak,
inip kalkacaklar su birikintilerine..
kırık dökük masalarda mumlar yanacak,
ve şamdanlarda eriyecek umutlarım,
seni esecek rüzgar,
iç çekecek Alsancak'ın mağrur evleri,
solungaçlı yüzlerle,
çocukluk anılarının jübilesini yapacak ******ler..
az sonra
varoşlarındaki çatısız evlerin penceresinde ışıklar solacak,
gözyaşlarıyla yıkanıp karanlığa gömülecek..

dönüp arkama baktığım da,
Konak iskelesin son vapura binerken,
fakülte yıllarımdan kalma,
haki renkli parkamla,
militan günlerim gelecek aklıma..

yine anılarda,
Hüseyin Yurttaş'n *saat İzmir sularında*,
akşamcı mekanımız,
İkinci Beyler Sokağında ki Bodrum Meyhanesi'nde,
bakışlarımızı içerken,
dudaklarımızda uçuşan,
mutluluk şarkıları olacak...

şimdi anımsıyorum,
yağmurlarla sevişen ikindilerde,
Mustafa İzmirli'nin,
Pasaporttaki nargileli kahvesinde,
oynadığımız tavlayı,
büyülü doğan güneşli günlerde,
dudaklarımıza avare ıslıkları yerleştirip,
Cumhuriyet alanına sığmayan düşlerimizle..
Kordonboyundaki öpüşmelerimizi,
Tayyare Sinaması kaçamaklarımızı,
ilk buluştuğumuz Yosun Pastanesi'ni,
yine ilk şehiriçi seyahatimizde, denize köpük köpük tüküren,
Karşıyaka Vapurunun güvertesinde, yakamozlara ışığını,
değdirirken yıldızlar.. şubat yağmurlarında ıslanışımızı..

peki sen anısıyormusun,
Kadifekale'den ilk ışıklarını yaktığımız Karşıyaka'yı,
Balıkçı Sığınağı'nda ki Efes Gemisinde,
içimizde Papaz Yalısının hüznüyle,
bir kaç saati kalmışları bırakıp,
düşlere dalıp gitmelerimizi...

elbette,
yaşlanıyoruz çoğaldıkça anılar..

evet,
tenha sokaklarında bu şehrin,
sen yoksun ya,
gölgen bile yok ya,
bir fotoğraf gibi yırtıp atasım geliyor kenti..

bu kente saçların dolaşmış olabilir mi?
boyuna yollara bakışım neden?
sisler kuşatıyor her yanı,
anlımdaki bozuk el yazısına siyah çelenk bırakıp,
topuklarımda yılların birikmiş ağrıları,
arkamdan koşturan hayallerim,
ve beynimdeki darp izleriyle,
BENDE TERKEDECEĞİM BU KENTİ..
bu kent yalnızlığım kadar büyük değil..

biliyorum,
bu koca şehirde her şey var,
bir biz yokuz,
ne kalır ki geriye,
fotoğraflar ve anılarla sokaklarda asılı gülüşlerimiz dışında..

bir gün değişecek,
gözlerimizde topladığımız yağmur bulutlarıyla,
buluşacağız bu şehrin ortasında,
biliyorsun,
hiç bir acı sürmez sonsuza dek...


şimdi,
yaralı şehrimin,
kül grisi sokaklarında,
yorgun bir adamla birlikte,
yalnızlığın adımları dolaşıyor,
buza yazılan düşler üşürken,
Sahil Evleri'ndeki salaş meyhane,
bir kanunun mızrabında ağlayacak,
hiç bir dalgakıran direnemiyecek isyanıma,
yıkacak bütün bentlerini,
yüreklerimiz aynı saate kurulduğunda,
gurbetten firar edip,
İKİMİZDE DÖNECEĞİZ BU KENTE..
geç kalmışlığın acısını paylaşacağız..
düşlere sığmayan,
düş bozumlarında...

ZATEN BİZ YOKTUK
KİMSESİZDİ İZMİR
EVET
İZMİR'İ YAZDIM YANINDA SENİ
SENİ YAZDIM BÜYÜK HARFLERLE
İZMİR'İ YAZDIM ALTI ÇİZİLİ
SENİNLE İZMİRİZ
NE ZAMAN İZMİR'İ DÜŞÜNSEM
İÇİNDEN SEN ÇIKIYORSUN
İZMİR İÇİN NE YAZSAM
SENİ YAZIYORUM
SEN İZMİRSİN



Nail Yavuz


Mystic@L 14 Mart 2007 22:04

Habisin Olayım
( Gülören ' e; Ankara ‘da ciğer kanseri olan vede ölmek üzere olan eski
bir dostuma ? )

İnsan fanidir, bir gün dünyadan gider
Sen hiç gitmeyeceksin payidar olacaksın
Dünya hercümerç olsa anılar devam eder
Sen içim de hep ölsen de yaşayacaksın

Neden seni hem de beni seçti bu kader
Beni yine yalnızlıklara düşürdün
Şiirler yazardım sana azrailim gelene kadar
Dualar dikiyorum, leylasızım çöle düşürdün

Şiirlerim göklere çıksın yerde kalsın figanım
Beni mahşer de bekle sultanım
Ciğer ne ki feda olsun bende ki bu canım
Ben seni ancak unuturum ta ki durursa dolaşan kanım
Serdar San


Misafir 14 Mart 2007 22:20

GÜLLERiN AĞLADIĞI SAAT
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin

Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Yüzünü hatırlatır gökyüzüde ne varsa
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir

Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar

Özlemler ateş şimdi anılar duman duman
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Çagırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar

Böylece üstümüze çöker de karanlıklar
Camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir
Her akşam uzaklara alır götürür seni
Güllerin ağladığı bir saat vardır
hani


ümit yaşar oğuzcan


Misafir 14 Mart 2007 22:36

şerefe



En tepesini gördüm bugün hayatın
O yüzden bu kez senin hayaline içeceğim

Ayaklarımı yerden keserken
Boğazıma taktığın ilmek

Seni gömdüğüm yerden
Geri döneceğim



Esra Gök


tikkymelike 14 Mart 2007 22:45

BANA GEÇ KALIŞIN

Düşünüyorum....Yüznü görmek isteyişim her an
Ya da sesinde bitevi vuslat kovalayan bu can
Ve kavuşma özlemimin kamçılaması kafesi
Bir çıkmaza düştüğümün kaçınılmaz göstergesi
Halbuki,zatıma yasak olduğun gün gibi gerçek
Gönlümle tütüştüğüm bu savaş bir ömür sürecek
Yoluma duvarların kat kat dikildiği bu zaman
Sır kalacak;her sayfamda gözyaşım,bir kaç damla kan
Bunu bil ki;özlemlerim sensiz her ne kadar kudursada
Gün görmemiş kamçıları ardı ardına vursada
İçime gömüyorum her birini idamlar edip
Ve ne sen farkediyorsun,ne de divane bir garip
...........................................................................
Ömer Karakaş


Misafir 14 Mart 2007 22:55

ORADA BAŞLIYOR AYRILIK

Akıp gitti günler
paylaşılan simit tadını
içilen çay buharını
anılara katıp gitti

Bir şey kalmadı koyacak
merhabayla hoşça kal arasına

Eleştiri yazıları okuyorum
günlerdir
şiire, yaşama, aşka dair

Ve son kez;
yıkımı başlayan gecekondunun
duvarında, yıllardır direnen
yazımı okuyorum

Bir gezginim şimdi
gemisi beklerken
açılmak için yeni sulara
yıllar sonra
anılarıyla yüzleşen bir gezgin

Soluğuma çekiyorum anıları
yavaş yavaş
terk ederken limanı

İki kişilik çoğunluğum.
Sevince heyamola.
Göremeyince bazen
bir kederin sisinden
uzağı oluyorum kendimin.
Sevinç bana alarga

Düşünüyorum da
her gemi
ayrılmak üzere giriyor limana
ve orada başlıyor ayrılık

Bir şeyler kalmamışsa
merhabayla hoşça kal arasında

Ali Rıza KARS



Misafir 14 Mart 2007 23:00

Korkma ilerle -
Kaç
hayat yaşanır
bir ömre, kaç yaşam sığar

Aldanıp yaşama

kaç kere doğar yeniden
kaç kere
ölebilir insan

Çevir gözlerini içlerine

At bir adım daha

İlerle
korkma uçurumlarından

Alıştırıldığımız yaşam
kendi yaşamımız değil

İç savaşlarımızda yenen de
yenilen de biziz

Öldürmek için peşine düştüğümüz
kendi yaşamımız

yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız
kendimiziz.

Korkma

yürü yollarına
Salına salına
sarsıla sarsıla

Henüz ıslak ve nemliyken
şekillendir

Bittiğinde öğrenilen yaşam
neye yarar

Kaç hayat yaşanır ki
bir ömre
kaç yaşam sığar..


Dionisos...

En muhteşem eser
dolu dolu yaşamdır.
Öner Kaçıran


Misafir 14 Mart 2007 23:14

Yılanların Arasında Durma

Bin yaşasın dedik,
Bana dokunmayan yılan!
Dokundu yine de,
Biz olduk yılandan yılan.

Sokmak yılanların mizacı,
Bu da çok açık!
Yılanların arasında durma,
Oradan çık!

Bu konuda
Hiçbir merhale aşılamadı.
Yılan zehir kusar,
Hâlâ anlaşılamadı!

Canlara şifa vardır
Elbette panzehirde.
Aranan şifa
Unutma, o kutlu şehirde!



Necmi Ünsal


tikkymelike 14 Mart 2007 23:49

ANLAYAMAZSIN

Anlayamazsın
Yağmur damlalarındaki anlamı
Farklı dünyalarda farklı lisanlar konuşulur
Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur
Burada bir başka
http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif
Seni anlattığımda ona ağlamalarımla
Siler gözyaşlarımı dokunurcasına
Gecenin sessizliğinde en güzel şarkılarını söyler bana
Karşımda resmin;
Kadehimdeki seni çekerim içime
Sensiz yağan bu yağmurlarda...
http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif
Kalbimi sızlatır;
Dermansızlığım kazanır hep aklıma,
Kah isyan eder,kah yalvarırım,
Sensiz yağan bu yağmurlarda
http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif
Anlayamazsın...
Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur,
Burada bir başka...
........................................
Özlem Gökdem



Nephthys 15 Mart 2007 00:04

Kapına el atmadan yalnızlık

üşürsem
bu şehir için üşürüm sadece
gücenmem ağaçların çıplaklığına
çünkü hiçbir sonbahar
seni bana getirmeyecek

sen bu şehrin ilk akşama hazırlıksız ürpertisi
eski bir şarkıyla dallanıp budaklanıp
parçalayan kuraklığını gözlerimin
yalnızlık giyinip ayrılıkla tarayınca saçlarımı
erinmem salkım saçak ölmeye
sevişmeye tek kar tanesiyle bile

daima aklımın bi kenarında
şiiri yazılmamış yağmurlu bir ağaçsın
üşümüş serçeli dokunaklılığı alnımda gençlik özlemi
sensin ölümü farklı kılan stratüslü
kehkeşan ağlayışlı
bir kekliğin kalkışı gibi yüreğimden

sensiz tam üç mevsim yaşadım
bir eksik olmanın anlamıydın
kısa çöpü ben çektim zamanla yarışımızda
zamana sen sığmadın
yılları ben eskittim
yumuşak gri

ömrüme sığmayan anlamsızlığını
yastık yaptım düşlerimin atlasına
dumanlı sığıntısız tembel ölmeye bile
habersiz bıraktım kalbimi kendimden
unuttuğunu unutarak unutmayacağımı
şimşekli ala bir lahzada yığılacağımı yokluğuna
kapına el atmadan yalnızlık beni alamayacağını
mevsimsiz bir yağmurun şehvetli hüznünden

Kağan İşçen


Misafir 15 Mart 2007 00:12

İstanbulu Sevmek Gibi Sevdim Seni
İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben..


İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben..
İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım…

Neydin,
benim kaderimde nerdeydi adın,
hangi merhalesindeydin alın yazımın ?

geç mi buldum,
ya henüz erken miydi aşkın ?
anlamadım...

bir dolu hüzün,
bir sürü dilemma,
bir zehir bıraktın
ki panzehiri yoktu bu sevdanın…

ah can,
ah canım,
sevdalım,
imtihanım,
ben mi seni,
sen mi beni sınıfta bıraktın ?

geçeri yok muydu bu sevdanın,
kaçarı yok muydu bu alışmaların ?

niye İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben ?
niye İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım?

ben neylerim şimdi,
ne yaparım...

bırak gitsin dediğim , hırsızım,
çağır gelsin dediğim, fermanım,
katlim elinde sultanım...

öl desen ölürdüm,
yan desen yanardım,
sev dedin sevdim,
anlamadın…

kopup gitmek miydi muradın
zifiri karanlığım?
hani hüznünde yıkardın yüzünü
her şafak söktüğünde
sabah ezanlarının ?
o ezanlarda hala senin dualarım…

ah can,
ah canım,
sevdalım,
bu şehr-i istanbul gibi karışığım,
ne vazgeçebildiğim,
ne yaşadığım…

mümkünü yok ki
unutmamın…

İstanbulu sevmek gibi sevdimseni ben
İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım


Ceyda Görk....


Nephthys 15 Mart 2007 00:15

Seni Sana Terk Ediyorum

geceler telaşla koşuyordu gölgeme
bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından
yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri
arz inliyordu yıldızların aksine
en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp
seni sana terk ediyorum...

bozkırın koynunda deli dolu at süren ben
dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini
ayın dolmuş haliydi son durağım
içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın
çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp
seni sana terk ediyorum...

kanıyor ayak uçlarım dilime inat
kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden
bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken
geceye sızan birkaç damla kan
gözlerimden yüreğime sessizce akan
en şiddetli zehri acılarıma katıp
seni sana terk ediyorum...

kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri
bir atımlık barut kokan sabrımı
gün görmemiş hayâllerime vuruyorum
tütsüye mahkûm petekten oğul almak
zırdeli şafaklara ağlamak
bana mı düştü yar
sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp
seni sana terk ediyorum...

kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz
sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur
gölgem kan kaybından ölmekte
kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır
sevdam yüreğimde musallaya yatıp
seni sana terk ediyorum...

Turhan Toy


arwen 15 Mart 2007 00:20

küstüm dağların nadir kır çiçeğine
yaprağın yeşiline gülün pembesine..
gülemedim ömrün bahtiyar sevmelerine
çiğler yağdı yüreğimin ölmelerine
ağladım.. kara boncuklarım döküldü gecelere..
Elif’ce haykırdım..seni hatırlatan denizin en güzel rengine..

can sevince özünden cananı
incitir mi sevda yüklü gül baharı
nidası çağlayınca alabora olur düğümün rüzgarı
vakit dolacak..
belki de vakit dolmadan göç olacak soğuk iklimlere
küstüm..yaşadığım en güzel mevsimlere..

gönül anlar incisinde değerini
bilir yüreğin yüreğe değdiğini
hayat geçici..anılar yolcu hasrete
ölüm! ....ah ölüm ebedi aşk bahçesi..
kul bilmezse Allah bilir sevdiğini
küstüm… yarin mehtaplı hercai gözlerine..



selma izcimen


Misafir 15 Mart 2007 00:22

FARZET Kİ.....

Unut,
Unut gitsin bu hikayeyi...
Farzet ki,
Sen hiç tanımadın beni,
Farzet ki,
Ben hiç yarin olmadım,
Çılgınca yaşamadık
Sevmeleri, sevişmeleri...

Unut,
Unut gitsin her şeyi...
Farzet ki,
Hiç kırmadık birbirimizi,
Farzet ki,
Hiç yaşamadık o deli öfkeleri,
Köprüleri yıkmadık hiç,
Eskitmedik,
Tüketmedik erdemleri...

Unut,
Unut gitsin ikimizi...
Farzet ki,
Bir arada tatmadık balla zehiri,
Farzet ki,
Aynı anda görmedik,cennetle cehennemi,
Ölürcesine kıskanmadık hiç,
Hiç yakmadık o ateşleri...

Unut,
Unut gitsin takvimleri,
Ben susturdum, sen de sustur sitemlerini.
Kuruttum gözyaşımla büyüttüğüm menekşeleri.
Nasıl olsa,
Sen, vazgeçtin benden ,
Nasıl olsa,
Ben, sonsuza dek yüreğimden sildim ismini....
........

Ceyda GÖRK


arwen 15 Mart 2007 00:29

Hadi ordan
Yalancı sende
Sen kendini kandırıyorsun
Sen bir yalancısın
Dünyanın en büyük yalancısı
En güzel yalan söyleyen insan
Yüzün hiç kızarmaz
Dilin hiç titremez senin
Bu yalanlarının içinde hep
Kendini kandırdın
Beni değil
Bu vicdan nereye kadar götürür seni
Nereye kadar kaçabilirsin
Hangi karanlığa saklanırsan saklan
Kaçamazsın
Hep peşinde
Hep arkanda
Hep yanında
Yüzüne yüzüne vuracak
Her sabah baktığında aynaya
Ağlayan her çocuğun haykırışında
Yüreğini dağlayacak
İçin sızlayacak
Boğum boğum boğulacaksın
Ağlamak isteyecek
Ağlayamayacaksın...


yaşar kara


Misafir 15 Mart 2007 00:49

Ben Sadece Seni İstedim

BEN SADECE SENİ İSTEDİM…
ben sadece
ve sadece
seni istedim
seni istemeyi öğrettim kendime gider ayak
seni ezberlettim kalemlerime
dümdüz bir çizgi gibi kesiksiz
gün aydınlığı gibi duru
can aydınlığı gibi katıksız
"ne olursan ol gel" der gibi istedim

ben sadece
ve sadece
seni istedim
bir bağ bozumu gibi bereketli
buğday hasadı gibi altın sarısı
görünen bir köy gibi kılavuzsuz
alıp başını giden açıkbir yol gibi
engelsiz dolambaçcız ve
"olduğun gibi gel" istedim

ben sadece
ve sadece
seni istedim
bir beyit, bir tuyuğ
bir rübai , gibi seni yazmak istedim
can dedim,cansın dedim
sevdiğimi söyledim hiç sakınmadan
baktığım seni değil,
sende gördüğüm seni istedim

ben sadece
ve sadece
seni istedim
öncesiz sonrasız
boşlukta unutulmuş bir zaman gibi
ve o zaman içinde bulduğum
yalansız dolansız
sorgusuz sualsiz aşık gönülle
devrana giren semazen cezbesiyle
döne döne yanmak istedim

ben sadece
ve sadece
dünyadan soyunmuş
şeytandan azade
bir ilahi emir gelmişcesine
sende olan beni,
bende olan seni istedim
sevdim ,
sadece sevdim,

unuttum nefsimi, hırsımı, benim demeyi
ve cümle hiddetimi
seni istedim……………


CEYDA GÖRK……….


tikkymelike 15 Mart 2007 01:45

http://img464.imageshack.us/img464/1097/36ar4.gif
GİT

Hazırladım yokluğuna
Git hadi gideceksen
Katlanamam bir daha bu acıya
Bin kere ölüyorum zaten
Bu zamansız ayrılışa
Zannetme unutur bu yürek
Kimseyi sevmedi bu kadar
Kalbin bunu nasıl görecek
Hoş gör beni
Yıkılan bir aşkın enkazında kaldım.
Yaralarım sarılıncaya kadar
Bu böyle devam edecek..
...........................
Sema Gökçe




MaKaLeLe 15 Mart 2007 01:55

Jandarma

İki jandarma girdi koluma
Biri sağ koluma, biri sol koluma
Ben hep melekler olacak sanırdım
Fakat cellatlar da ortakmış hayata
Namlu soğuk, hücre yaş, sonum dört duvarmış bildim
Benliğimden güneşi, yeşili, maviyi bir de çok zor da olsa
Bir de çok zor da olsa, beynim silmemeye programlanmış da olsa
Seni sildim
Sen dayanamazsın hücre yaş, hücre karanlık
Hücre soğuk sen dayanamazsın
Burda ekmek taştan, giysilerim işlenmemiş suçtan örülü
Artık bekleme sana ne yazılacak yazım
Ne de söylenecek sözüm var
Burda hücrelerden gelen iniltiler sardı her yanımı
Sen de biliyorsun, ben işlenmemiş suçların mahkumuyum
Ben acıların sağ koluyum

Ahmet Eren |


arwen 15 Mart 2007 04:14

Şimdi yalnızlığınla baş başasın...
Ellerin hiç değmemişken ellerime,
Yalnızlık sol yanımda uzanmış...
Suskunluğumla yan yanasın.
Bir söz değdi sözüme,
Tutulmadı ayın parlak yüzü gibi,
Vefasızlığın aynasısın...
Soğuk bir duraktı,
Akmayan zaman...
Uzun zaman olmuştu;
Düşlerimin harcında seni yoğurmaya başlayalı...
Anlamsız tek taraflı bir oyunmuş özlemlerimiz.
Yıkıldı harcınla kurulan binlerce düş,
Hepsinin bedeli ruhumdan damlayan tek bir damla gözyaşı...
Kaderini sen çizdin bencilce.
Alınyazının kapısında beklerken tek bir sitem etmedim.
Tam sekiz mevsim geçti kaderine küçük bir çizik atmayalı;
Öncesinde de zaten hiç olmamıştı...
Şimdi hayatımdan çaldığın,
Hesapsızca harcadığın günlerim geçmişte kaldı.
Nedenini bilmiyorum,
Vurdumduymaz eylemlerinin.
Şimdi yalnızlığım koynumda...
Belliydi başlamadan bitireceğin.
Ne denir şu andan sonra?
Yine yazık ettin...
Yalnızlığı sen seçtin...




adem eray kozan


tikkymelike 15 Mart 2007 10:30

AFFEDERMİYDİN

Sensizlik çok canımı yakıyor
bilmem bu yüreğim bu acıya nasıl katlanıyor
sınır doldu
dayanacak gücüm kalmadı
bu dünyada senden sonra
sevdiğim olmadı
gidecek yerim kalmadı
senin olduğun yer bulunmadı
özlemim nefretle karıştı
mutluluğun yerini hüzün aldı
etrafımda çok insan var
ama ben yalnızım
sen yoksun yanımda
ağlarım,bilir misin çektiğim çileyi
yaşar mısın sevgiyi
affeder miydin seni bu kadar üzeni!!!

A.Soner Alıç


Misafir 15 Mart 2007 11:52

SaRıL BaNa


http://img249.imageshack.us/img249/2136/sarlbanapf1.jpg


Bir kuşu ellerimden
Kaçırır gibi bazen
Kaçarım kendi ellerimden

Uçunca bütün kuşlar
Hep benden uzaklara
İçimde bir sızı bırakırlar

Gidince kuşlar
Bilmediğim yerlere
O ben değil
Kendimi anlayamam

Beyaz kuşlar göklerde
Dans ederken öyle
Yine de beni bana çağırırlar
Ya kaybolursa sesleri
Karanlıktan yana
Bırakma ne olursun

Sarıl bana


Meral Özbek


Mystic@L 15 Mart 2007 13:32

Gece Onu Beklerken ben onu beklerken gece, gömüldü içime
şiir buğusuyla puslandı kalbim
aydınlığı getirde melekler pencereme
ben onu beklerken gece, kuş sesleriyle süslenince
sokaklar bir nehir gibi aktı kalbime
olup bitenleri farketmediler
ben onu beklerken gece, tinerci bir çocuk
sığında koynuna kalbinin
melekler şefkatle ayışığını örttüler üstlerine
ben onu beklerken gece, bir sinsi yağmur
zehir gibi karanlık
ve cinler kayarak geçti ötelere
ben onu beklerken gece, o uykunun
derinliğinde küçük bir çocuk
gülümsedi masal düşleriyle
İlhami Atmaca


tikkymelike 15 Mart 2007 13:44

Ağlamadım sana

Hiç ağlamadım sana
Dökülmedi gözümden yaşlar
Yanağımda ki ıslaklık mı
Yağmur ıslatmış olmalı
Sonbahar yağmurları
Hüzünlü ve aceleci
Senin gibi
Hiç ağlamadım sana
Yokluğunu kabul etmem demek
Sana ağlamak
Oysa,oysa biliyorum ki
Hep burdasın
Hep kalbimde
Dudaklarımın ucunda
Kelimeler
Boğazımda bir hıçkırık var ama
Yutkunuyorum
Söylemeyeceğim o son sözü
Kalbimden dudağıma yol yok
Mühürledim
Adını dilimde
Sevgini kalbimde
Mühürledim
Dökülse de yaşlar gözümden
Sana değil bil ki ağlamalarım
Sana değil
Ben sana hiç ağlamadım...
.................................
Fulya Aydın


Mystic@L 15 Mart 2007 13:55

Aç Kapıyı Ben Geldim

Korka korka değil usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak

Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim

Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artık
Aç.

Berin Taşan


NiliM 15 Mart 2007 13:57

SANA DAİR

Yaşam kadar gerçek,
Yaşamak gibi sahte,
Öyle çok şey var ki Yaralayan insanı..
Bir yürek çarpıntısı
Onu her gördüğünde
Öyle çok şey var ki bak Sana dair..
Yanlış aşklar yaşadık,
Yanlış köprülerde
Yanlış gemiler yakıp,
Aldırmadan İki damla su çaldık
Zamanın pençesinden,
Aldırmadan, aldırmadan..
Mucize gerek bize,
Gidecek bir başka düş,
Bir düş ki korkmamış
Zamanın karşısında
Ve bir çağ gerek bize
Ve bir çağ bundan özgür.
Öyle çok şey var ki bak Sana dair..
Sonra kuşlar gitti,
Anladım dünya yorgun,
Sen yorgun, tortusu kalmış
Eski bir korkunun
Görmedik, duymadık,
Demedik bunlar kötü.
Biz var mıydık?
Aşk var mıydı?
Bu ne senden ilk kaçışım,
Ne de ilk düşüşün yüreğime.
Ne bu senden son geçişim,
Ne de son küsüşüm kaderime...

Tuna Kiremitçi


Mystic@L 15 Mart 2007 14:01

Akşam

Nereye gitsem, hangi boylama sığınsam
Bir kentin kenar mahalleleri gözlerin
Ne kadar bulvarlara yerleştirsem de anılarımı
Sensin, kendinden öte bir şeysin
Bence biraz daha uzatmalısın saçlarını
Bir yaprak fırtınasında usulca rakı içeyim
Anladım, Adı niye akşamsefası bu çiçeğin...

Ahmet Erhan


tikkymelike 15 Mart 2007 14:32

ANLAMIYORUM

ey gafil ceylan
neyine çöl ortasında aramak gölün mavisini
gözlerinin yeşilini vurmayı düşlemek suya
aç gözlerini şaşkın
aşkın adı imkansızlık
ne kadar yükseğe uçarsa düşlerin
o kadar çabuk çakılırsın yere
şeytan kışkırtır tüm rüzgarları
bu yüzdendir ani çıkan fırtınalar
gökyüzüne bir güvecin sevdası
bir cana tutkusu kör bıçağın
bir yare tutkunluğudur aşığı mahveden
kızgın bir çölün ortasında
ulumaz ceylanlar
kavurur güneş tenini
vedanın perdeleri inerken gözlerine
bileğini dikene kesen
keskin bir çığlık kopar boğazından
beş vakit haykırışlar
yaşama şansı bırakmaz ardında
gözlerinde iki damla yaş vardır daima
ölmeden önce
bakir aşkının bozulmuşluğuna
verir son nefesini
anlamıyorum
dünyadaki herkes
bu tanrının cezası aşkı dilerken
bunun için yollara düşerken
ve ben
aşk için bu kadar cesurken
nasıl göze aldın gitmeyi
anlamıyorum...
oysa ben
ömrümde geçireceğim tek bir gün için
üçyüz altmış dört günü
feda edecek kadar aşığım sana...
..............................................
Figen Yarar


Mystic@L 15 Mart 2007 14:34

Hassas Terazi

Ben nerde a dediysem
orda a
önümde ibresi sağa sola
kımıldayan terazi.

Az uzağınıza gittiysem
böyle daha iyi göresiz
bir hafif yankı denizler ötede
ses eder siz.

Hep kendim için mi bazı şeyleri
gizlediysem bilmeseniz
başka dünyalarda a vardı
görülür hesabı ben/de a dediysem.

Behçet Necatigil


Mystic@L 15 Mart 2007 14:56

Cesâret kalbim, cesâret!
Sustun bütün kış, ürktün kırılmaktan;
Çok gerilerde kaldı derken kar,
Sonra bahar
Ve Temmuz geçti.
Yasımız duruldu, coşkumuz geçti...
Ne ümit var artık ne korku;
Ağustos gecesinde ağulu
Sesleri yalnız böceklerin...
Cisim sarayı yıkılmadan,
Yeni bir sevinçle yıka haydi
Geçmiş günlerin kıştan kalan,
Balçığını sanmam ki arınsın.
Bir devletin inkırazı sanırsın,
Ağustos güze terk eder mülkünü
Ve Zaman’ın Mehter Bölüğü,
İcra-yı âhenk edip sürekli,
Örtüyor gidenlerin çığlığını...
Cesâret ey kalbim, cesâret!

II.
Seni eleme emanet etmeliyim
Çünkü elem,
Sevinçten çok sağlam
Ve kalıcı.
Çocuk! Bu acımasız,
Bu can alıcı
Zaman, üstün gelir hepimize...
Ben seni elemin ellerine,
Emanet edip gidiyorum.
Kıyılar, dağlar
Ve ormanlar,
Senin de ardında kalır Çocuk!
Gün gelir, fakat onlar da
Zaman’a yenilip giderler...
Sonunda yenilenmez yenilgiler;
Zaman, bir başına kalır...
Ve bizim çoktan geçtiğimiz,
Öte âleme geçince Zaman,
Orada hepimiz istisnâsız,
O’ndan daha kıdemli oluruz...
Hiç üzülme seni elemin,
Emin ellerine terk ederek,
Gidiyorum.

Hüsrev Hatemi


Misafir 15 Mart 2007 15:10

Çocuklar Ayakta Tutuyor Kalemi...




Eski günahlarına yanan cehennem gibisin
Gülümseme
Hissettirme ölümü
Özledim deme...
Şimdi firavun secdede
Büyülerini yutkunuyor âsâm
Diyetini ödüyor hayallerim
İmkansıza yakın ruhum
Kendimle bile konuşmuyorum
Bu aralar ceset torbası dikiyor dilim
Varmıyor attığım taşlar denize
Baksam da göremiyorum bir kez daha
Yarılmıyor ikiye
Bölünmüyor ömür...
Çocuklar ayakta tutuyor kalemi...
Dimdik yazsın diye...
Saygıdan
Ve yıkılmasın diye...
Kırılmasın diye...
Güneşin gölgesini özlemiyorlar...
Her şeyi onlar hissediyor
Ama söylemiyorlar...

Sebepsiz ayrılıkların ardındaki gerçek gibisin...
Bekliyorsun
Geçen rüyanın cezası bitmedi henüz
Sevda bahçesi imtihanı da
Yalnızlık yetmedi
Gönlüme...
Yalnız ölüm yetmedi...
Taşların üzerini okusam unutur muyum
İsimleri...
Yaşanmayan hayaller mezarlığında...
Mezarlar ayakta tutuyor kalemi...
Dimdik yazsın diye...
Saygıdan
Ve yıkılmasın diye...
Kırılmasın diye...
Güneşin gölgesini özlemiyorlar...
Her şeyi onlar hissediyor
Ama söylemiyorlar...


Bülent Özdemir


Mystic@L 15 Mart 2007 15:32

sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...

"bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu!

Yılmaz Erdoğan


Misafir 15 Mart 2007 15:43


Karanlık, Kuytu ve Sessiz Bir Köşede
Oturuyorum Yapayalnız, Yine Tek Başıma Dertlerimle.
Seni Düşünüyorum ve Bugünde Uykusuz Olacak Sabahım.
Biliyorum Yine Karanlık, Güneşsiz, Sensiz Yarınım.

Özlüyorum, Ağlıyorum, Aşkından Yanıyorum.
Tüm Bunları Gülücüklerimin Ardına Saklıyorum.
Savuruyorum Başımdan Tüm Kötü Belaları
Ve Bekliyorum Tekrar Aşk Zamanını.

Olamaz Kimse Senin Gibi, Güldüremez Ki Beni.
Alamaz Kimse Yerini, Sevemem Ki Kimseyi Senin Gibi.
Sensizken Hiç Birşey Umrumda Değil Pek gülmüyor Zaten Yüzüm.
Her Kavuşmamızın ardından Yine Yalnız, Yine sensiz, Yine Çaresiz Kalıyor Gönlüm...




Resmin orjinali : http://img155.imageshack.us/img155/6...tsuzlukpb5.jpg
Şiirin Yazarı;***_CaDI_*** Fatoş (yani ben) resmi yapan : dostum VUR@L


Mystic@L 15 Mart 2007 15:46

Ayrılık hasreti vurdu bağrıma
Neden ayrı düştük, bilemiyorum!
Sen yoksun sevdiğim, gönlüm virane
Üzüntüm çoğalır, gülemiyorum! .

Gönlüm ateş sanki, kor gibi yanan
Hasret mızrak mızrak, vermiyor aman
Derdimle baş başa kaldığım zaman
Akar gözüm yaşı, silemiyorum..

Gittiğin gün dünya zındana döndü
Ümidin, hayalin ziyası söndü
İdrâk paramparça, duygu bölündü
Bir türlü kendime gelemiyorum! .

Hıçkırır yüreğim firkât yasında
Gönlüm kürek çeker, gam deryasında
Muhabbet düşünde, aşk rüyasında
Arıyorum seni, bulamıyorum..

Hünkar Dağlı


Misafir 15 Mart 2007 15:51

Gece Onu Beklerken
ben onu beklerken gece, gömüldü içime
şiir buğusuyla puslandı kalbim
aydınlığı getirde melekler pencereme
ben onu beklerken gece, kuş sesleriyle süslenince
sokaklar bir nehir gibi aktı kalbime
olup bitenleri farketmediler
ben onu beklerken gece, tinerci bir çocuk
sığında koynuna kalbinin
melekler şefkatle ayışığını örttüler üstlerine
ben onu beklerken gece, bir sinsi yağmur
zehir gibi karanlık
ve cinler kayarak geçti ötelere
ben onu beklerken gece, o uykunun
derinliğinde küçük bir çocuk
gülümsedi masal düşleriyle
İlhami Atmaca


Mystic@L 15 Mart 2007 15:54

Ayrılığın Yüreği

Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu Orta Anadolu’da
Kıtlıktan önce.
En küçük bir şeyden coşardı
Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak ‘a doğru
Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.
Bir bulut geçsin üstünden
Ayrılıktan çıkardı.
Dünyayı, derdi, dünyayı
Hiçbir şeylere değişmem.

Şimdi yaşamak istemiyor.

İlhan Berk


arwen 15 Mart 2007 19:59

GİDİYORUM BEN



Sen gideli küskünüm etrafıma
evin her tarafı dağınık
ben içinde zavalı bir sanık
ikimizde alışırız sandık
cezamız birbirimizden,
uzak kalmak...
her nefeste isimlerimizi anmak
yeniden hasretle kavuşuruz
diye...seni beklemek ne zormuş
yokluğunda yanmak
azda olsa uyusam belki...
hayalin gider diyorum gözüm,den
ama uykuda bile seninleyim
ne yaptım ben böyle...
geçmiyor günler geceler
dayanmak mümkün olmuyor artık
bu şehir dar geliyor
varlığın çok yakın ama
sen yanımda yoksun ya
gidiyorum ben buralardan...


derya avşar


NiliM 15 Mart 2007 20:42

UNUTMAYACAĞIM


Vurabilirsen ayağını sertçe yere
Haykırabilirsen beni sevmediğini herkese
Gidebilirsen yüreğinin götürdüğü yere
Sana söz seni unutacağım!

Çözebilirsen kalbimin pranga kilidini
Durdurabilirsen içimdeki gözyaşı selini
Görebilirsen içi kan ağlarken gülenleri
Sana söz kalbimi kapatacağım
!


Çizebilirsen hayalinde sevginin resmini
Anlayabilirsen kelimelerin kifayetsizliğini
Dokunup çıkarabilirsen içimdeki seni
O zaman seni UNUTMAYACAĞIM.



Abdullah Türkoğlu



blood_lovee 15 Mart 2007 21:39

Bekleyeceğim

Yokluğunda
Kuşların kanatlarındaki renkler dökülürdü
Bir tufan olurdu göz yaşlarım.
Sonra
Bütün ışıklarını söndürürdü umut.
Zifiri bir karanlığa bürünürdü dünya.
Beynime işlediğim hayalin
Yavaş,yavaş silinirdi karanlıkta.
İsyan ederdim.
İsyan ederdim kayboluşuna.
İsyan ederdim ama
Çığlıklarımı kimseye duyuramazdım.
Koskoca evrende
Bir başıma kalırdım.
Bir yıldızlar,
Bir de ben...
Uyumazdım.
Biliyorsun.
Su gibiydim kirlenmiş atmosferinde
dünyanın
Yağmurların tufan olduğu bu iklimde
Su olarak anlamsızdım.
Ama bazen,
Dudakların kuruduğu çöllerde
İki hurma ağacının arasından sızarak
Gün yüzüne çıkardım.
Bazen sel olup
Ne bulduysam yüreğime bindirip
Bilinmeyen denizlere doğru yola çıkardım.
Bazen...
Ve bir gün
Sen geldin.
Öyle bir sıcak öyle bir yakıcı geldin ki;
Buharlaştım.
Yok oldum.
Şimdi ne sen varsın,ne de sıcaklığın.
Ne de
Bana,beni geri veriyorsun.
Ne de
Geride bıraktığın bu kül yığını
Ne haldedir diye dönüp bakıyorsun.
Şimdi
Her şey anlamsız.
Ne bu kentin zifiri karanlığı ne de su olmak
Getirmiyor bana
Benden alıp götürdüğün aydınlığı.
Hatırlarsan adım Anıl demiştin.
Öldürdün ya beni.
Gönül sarayımı yıkarken,içindeki
an larıda anıla öldürdün
Şimdi sen.
Simdi sen iki kişinin katili
Artık,ne desem faydasız
Yoksun.
Faydasız artık geri dönmeyeceksin.
Hani,
Belki deyip yollarına çıkmak,
Faydasız.
Umut edip geleceğine inanmak
Faydasız.
Gecelerce için,için ağlamak
Faydasız.
Isınmak için hayaline sokulmak
Faydasız.
İnan sana küsmedim.
Anlamsız gidişine
Bir şey demeyeceğim.
Bir gün dönersin diye kapıyı kapatmayıp,
Merdiven eşiğinde
Hep seni,
Hep seni bekleyeceğim.


Alper Baran Esin


BARIŞ 15 Mart 2007 21:42

Sandal

Kırık dökük bir sandalım
Eskiden kalma yaralarım var
Sarar mısın
Tek isteğim dingin sularında
Dinlenmek
İzim verir misin
Limanım sığınağım
Haydi var mısın
Beni yaşama bağlar mısın

Fundat


NiliM 15 Mart 2007 21:51

BAHAR GÖZLÜM

Gitma bahar gözlüm
Ben senin için
Kaderime hep acılar ördüm
Gitme dedim gittin bahar gözlüm.

Gitme bahar gözlüm
Alın yazım namus sözüm
Ben bülbül sense gül
Öleyim ugruna
Gitme dedim gittin bahar gözlüm


Al eyle gözlerimi kör
Zindanlara at perişan halimi gör
At denizlere yokuluşumu gör
Öleyim ugruna bahar gözlüm
Gitme dedim gittin bahar gözlüm

Namus ettin gözlerini gözlerime
Kurşunlar sıktın
Daha dogmamış hayallerime
Gitme dedim gittin bahar gözlüm..


Kara demirler girdi aramıza
Ayrılık yazılmış yazımıza
Ya sen adam gibi sevmedin
Yada ben
Kara topraklar girdi aramıza
Gitme dedim gittin ya bahar gözlüm

Gitme dedim gittin ya
Hayallerimi yıktın ya
Git bahar gözlüm uzak ol benden
Bende sensizlikle öleyim..


İdris Davarcı


Misafir 15 Mart 2007 21:59

İzdüşüm
Kayboldu düş
Yaşamı esir aldı hüzün
Düş müydü yitirdiğimiz
Yarınlar mıydı yavaş yavaş uzaklaşan
Yakamozlarda

Eskidi umut
Sağanaklara hükmetti ihanet
Hain miydi olmayacak yarınları vadeden zamana
İzdüşümlerde
/ Tenler miydi ak döşeklerde kirletilen

Kalp ağrısı değil miyiz artık
Sararmış takvim yapraklarında…
Özgür Deniz


blood_lovee 15 Mart 2007 22:05

Sevgi Biriktirdim

Bir güneş gibi her günün erinden
Doğuyorum her sabah tan yerinden
Tutarım diye bir kul ellerinden
Gönül dolusu sevgi biriktirdim

Kalbimden öte dertli de değildim
Ne var ki, fani dünyaya eğildim
Ne ağladım ne de nedensiz güldüm
Gönül dolusu sevgi biriktirdim

Zaten bağlamış hayat her nedene
Akıl ermiyor olanla, bitene
Aşka susamış bir kalple gelene
Gönül dolusu sevgi biriktirdim

Vurdum duymazca,hislerde hazsızlık;
Beni bugüne getiren yalnızlık,
Çıksın içimden, artık bu yarsızlık...
Gönül dolusu sevgi biriktirdim.


Engin Namlı


arwen 15 Mart 2007 22:11

bir gün...
birgün gelecek anlayacaksın
sevmenin, sevilmenin
insana değer vermenin
ANLAYACAKSIN
bir ömür boyu bağlı kalmanın
ne olduğunu...........

bir gün...
el üstünde tutulup
baş üstünde gezdirilmenin
hoyratça şımartılmanın
ANLAYACAKSIN
altın tepside sunulan mutluluğun
ne olduğunu...........

bir gün...
gülerken ağlamanın
içerken susamanın
haykırırken susmanın
ANLAYACAKSIN
kalabalığın ortasında yalnız kalmanın
ne olduğunu...........

bir gün...
rahat rahat uyurken
bulutlar üstünde uçup
pembe rüyalar görürken
ANLAYACAKSIN
bir başkasının senin yerine ağlamasının
ne olduğunu............

bir gün...
benim yanımda bensizliğin
koynumda iken hasretin
çok geç olsada
seni tapasıya sevmemin
ne olduğunu............


abdullah sancar


Misafir 15 Mart 2007 22:12

Samsun'lu
Merhaba Samsunlu, selam hemşerim
Selamı alandan hep gurur duydum
Kurtuluş savaşı temeli şehrim
Samsun’da kalandan hep gurur duydum.

On dokuz Mayısta doğdum der Ata
Kurtuluşa doğru çevrilir rota
Düşünceler ciddi olmaz safsata
Vatan için ölenden hep gurur duydum

Atatürk dönemi gelişmiş şehir
Her iki yanından akıyor nehir
Sebatkâr insanlar çekiyor kahır
Değeri bilenden hep gurur duydum

Bu şehrin yıllardır sanayisi yok
Gurbetlere çıkan işsizleri çok
Şükür kalanların karınları tok
Çareler bulandan hep gurur duydum

COŞARİ diyor ki severse yürek
Şehre sahip çıkıp çalışmak gerek
Bu şehri sevenler kim imiş görek
Samsun’lu olandan hep gurur duydum
İbrahim Coşar



Saat: 11:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık