![]() |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… 26 Ocak 2002 Aydın Yüksel Kasım |
yani... Deniz'in yüreğinden geçer semâ'ya giden yol unutun beni Yusuf'un gözlerinde dönerim aşkla darağacında ölmek için önce insan ol Ferhat Gülsün |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
MERDİVEN Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... AHMET HAŞİM |
Ateş Böceği Karanlığa yak bir kıvılcım ateş böceği Ağlarken bahtı karama bir kendim Donmaya yüz tutmuş yürekle titredim Ruhuma yak bir kıvılcım ateş böceği Yanıyor içim dumanlı yollarda fikrim Kayboldu ormanda kırıntı ekmeklerim Dost olacağım diye ziyan oldu emeklerim Saflığıma yak bir kıvılcım ateş böceği Meğer gözlerin maviymiş bir ben gördüm Hasretin saçlarını minik ellerimle ördüm Başkası elmiş yazık demek ben kördüm Aydınlığıma yak bir kıvılcım ateş böceği Kim demiş ışık yoksa sen de yoksun Yalan fenerlerde aradım gece yoksun Bırakıp gitmezsin değil mi senden yoksun Yalnızlığa yak bir kıvılcım ateş böceği Dört yanı iki metre hanemde niyazım Ah benim bal dudaklı şirin haylazım Karaydı sen gelmeden önce alın yazım Pişmanlığa yak bir kıvılcım ateş böceği Sahipsiz bahçemin eflatun ışığı yansır Kızıl çobanın içerisindeki en tatlı sır Seninle kapansın gözlerim ağırdan ağır Dünyalığa yak bir kıvılcım ateş böceği Nadir Atalay |
Ümid etmektir yaşamak Ümid etmektir yaşamak Ümit etmektir yaşamak örnek ol ibret ol yaşama ders ol geceden sık sık bak gökyüzüne yıldızlara bak güneşli ilk baharın umududur yıldızlar bir elvadalık hükmü var yaşamın ölüm geldimi vakti sorulmaz Serçe kuşu gibidir ümid etmek dal yorulur serçe yorulmaz...... Ertuğrul Sönmez |
Sen İzmirsin beşbin yaşındaki sevgili hayallere sığmayan görkeminle daha dün girdin ergenlik çağına.. sen efsanelerde, Amazon Kraliçesi Mir'in kurduğu, İonyalı Tantolosun çizip karısı SİMİRNA'ya sunduğu, büyük şair Homerosun doğduğu, Victor Hugo'nun prensesi olan, kent değil misin? ihanetlerde öldürülen, yüreğim gibi talan edilip yağmalanan kaç kez... şarap selinde Agora, saklamadı mı gülümseyişini, acılarının ardına.. yitik düşlerin yurdu, buz renkli sabahlardaki, güneşli maviliklerde, hep cepheden baktım sana, güne ağaran tutkularımla.. ürkek bir akşam üstü, denize dalar gibi, düşmek isterken aşka, eşkiya yalnızlık çöktü omuzlarıma.. sonbahar sarısı bu kenti sırtlayp derinine düştüm gecenin... körfezin gizemlerinde, bir şeyler yok olurken, duman karası bulutlar çöktü, şehrin üstüne.. günler boyu yasak aşklar taşındı kente, Hamesis'in Mabedinde damıtılan günahlar, Meles Çayının kirine karıştı, kaç sevdanın külünü savurdu Forbes Köşkü.. palmiyeli gecelerin gölgeleri yollardayken.. sağır caddelerinden geçtim tarihin... Şair Eşref kulak vermedi Abdülhamit'e, yazdı yazacaklarını... Belkahveden gelecek nal sesleri bekleniyor, Hasan Tahsin saate bakıyor, ilk kurşunu attı atacak.. yürekleri ağızlarında güvercinlerin... Cumhuriyet Meydanı'nda ki atlını ilk hedefi belli.. yangın yerini yeşile boyadın Behcet Uz, bu kenti kimler boğazladı? kim işledi bu cinayetleri? biliyor musun Behcet Bey kim? ! ! Kordon Boyunun kolyesini çalanlar, tarih hala cılız Meles Çayında akıyor... biliyorsun, günlerden ayrılıktı, saçlarının rüzgara karışan isyanıyla, tek başına, ÇEKİP GİDEN SENDİN.. yuttu geceler Ege'nin mavisini bir acı çöreklendi şehrin akşamlarına.. şimdi, hangi şehrin sabahında, hangi camdan bakıyorsun tan ağartılarına, saçlarında onca yağmurun ıslandığı serinlikte.. uzak şehrimdesin sen, seninle olmak, omuz omuza yürümek vardı, bu yorgun İzmir gecelerinde.. yeni sevgiler yaratamadım, ihanetleri bıçaklayıp, kendime giden bir tunel kazdım.. özlemleri demirledi Alsancak Limanı, yalnızlığın ışıkları yandı gözlerimde, çoğalırken karanlık köşeleri kentin, çaresizlik çöktü kaldırım taşlarına.. kök saldı tabanlarım sokaklara.. gecelerin tuzağına düştü..... sen kentlerce uzağımdasın, bu şehrin bir köşesinde, son sokak feneri oluşum, yaralıyor beni, düşüyorum ayrılıkların müzmin anaforuna.. şimdi İnciraltı'n da yıkanan gölgende, anılarımı öldürüyorum, ay buluta dalarken, denizin gözlerinden öpüp, üşümesin diye şehrin üstüne örtüyorum.. en son sen yıkmıştın giderken, yıkıldığım o yerdeyim hala, bindörtyüzsekseniki Muzaffer İzgü, bindörtyüzelliüç Gazi Kadınlar Sokağı'nda, yokluğunun günlüğünü tutuyorum... acaba sen bir yalan mıydın? gurbet düğümledi yolları, yanlış adreslerde duran sensin, kapıyı çarpıp gidecek olansa gençliğin, hüzzam bir fasılda, hicrana takılan benim, ellerimde kalansa bir ömür toplamı.. birazdan, körfez vapurunun küpeştesinde, martılar uçuşacak, inip kalkacaklar su birikintilerine.. kırık dökük masalarda mumlar yanacak, ve şamdanlarda eriyecek umutlarım, seni esecek rüzgar, iç çekecek Alsancak'ın mağrur evleri, solungaçlı yüzlerle, çocukluk anılarının jübilesini yapacak ******ler.. az sonra varoşlarındaki çatısız evlerin penceresinde ışıklar solacak, gözyaşlarıyla yıkanıp karanlığa gömülecek.. dönüp arkama baktığım da, Konak iskelesin son vapura binerken, fakülte yıllarımdan kalma, haki renkli parkamla, militan günlerim gelecek aklıma.. yine anılarda, Hüseyin Yurttaş'n *saat İzmir sularında*, akşamcı mekanımız, İkinci Beyler Sokağında ki Bodrum Meyhanesi'nde, bakışlarımızı içerken, dudaklarımızda uçuşan, mutluluk şarkıları olacak... şimdi anımsıyorum, yağmurlarla sevişen ikindilerde, Mustafa İzmirli'nin, Pasaporttaki nargileli kahvesinde, oynadığımız tavlayı, büyülü doğan güneşli günlerde, dudaklarımıza avare ıslıkları yerleştirip, Cumhuriyet alanına sığmayan düşlerimizle.. Kordonboyundaki öpüşmelerimizi, Tayyare Sinaması kaçamaklarımızı, ilk buluştuğumuz Yosun Pastanesi'ni, yine ilk şehiriçi seyahatimizde, denize köpük köpük tüküren, Karşıyaka Vapurunun güvertesinde, yakamozlara ışığını, değdirirken yıldızlar.. şubat yağmurlarında ıslanışımızı.. peki sen anısıyormusun, Kadifekale'den ilk ışıklarını yaktığımız Karşıyaka'yı, Balıkçı Sığınağı'nda ki Efes Gemisinde, içimizde Papaz Yalısının hüznüyle, bir kaç saati kalmışları bırakıp, düşlere dalıp gitmelerimizi... elbette, yaşlanıyoruz çoğaldıkça anılar.. evet, tenha sokaklarında bu şehrin, sen yoksun ya, gölgen bile yok ya, bir fotoğraf gibi yırtıp atasım geliyor kenti.. bu kente saçların dolaşmış olabilir mi? boyuna yollara bakışım neden? sisler kuşatıyor her yanı, anlımdaki bozuk el yazısına siyah çelenk bırakıp, topuklarımda yılların birikmiş ağrıları, arkamdan koşturan hayallerim, ve beynimdeki darp izleriyle, BENDE TERKEDECEĞİM BU KENTİ.. bu kent yalnızlığım kadar büyük değil.. biliyorum, bu koca şehirde her şey var, bir biz yokuz, ne kalır ki geriye, fotoğraflar ve anılarla sokaklarda asılı gülüşlerimiz dışında.. bir gün değişecek, gözlerimizde topladığımız yağmur bulutlarıyla, buluşacağız bu şehrin ortasında, biliyorsun, hiç bir acı sürmez sonsuza dek... şimdi, yaralı şehrimin, kül grisi sokaklarında, yorgun bir adamla birlikte, yalnızlığın adımları dolaşıyor, buza yazılan düşler üşürken, Sahil Evleri'ndeki salaş meyhane, bir kanunun mızrabında ağlayacak, hiç bir dalgakıran direnemiyecek isyanıma, yıkacak bütün bentlerini, yüreklerimiz aynı saate kurulduğunda, gurbetten firar edip, İKİMİZDE DÖNECEĞİZ BU KENTE.. geç kalmışlığın acısını paylaşacağız.. düşlere sığmayan, düş bozumlarında... ZATEN BİZ YOKTUK KİMSESİZDİ İZMİR EVET İZMİR'İ YAZDIM YANINDA SENİ SENİ YAZDIM BÜYÜK HARFLERLE İZMİR'İ YAZDIM ALTI ÇİZİLİ SENİNLE İZMİRİZ NE ZAMAN İZMİR'İ DÜŞÜNSEM İÇİNDEN SEN ÇIKIYORSUN İZMİR İÇİN NE YAZSAM SENİ YAZIYORUM SEN İZMİRSİN Nail Yavuz |
Habisin Olayım ( Gülören ' e; Ankara ‘da ciğer kanseri olan vede ölmek üzere olan eski bir dostuma ? ) İnsan fanidir, bir gün dünyadan gider Sen hiç gitmeyeceksin payidar olacaksın Dünya hercümerç olsa anılar devam eder Sen içim de hep ölsen de yaşayacaksın Neden seni hem de beni seçti bu kader Beni yine yalnızlıklara düşürdün Şiirler yazardım sana azrailim gelene kadar Dualar dikiyorum, leylasızım çöle düşürdün Şiirlerim göklere çıksın yerde kalsın figanım Beni mahşer de bekle sultanım Ciğer ne ki feda olsun bende ki bu canım Ben seni ancak unuturum ta ki durursa dolaşan kanım Serdar San |
GÜLLERiN AĞLADIĞI SAAT Güllerin ağladığı bir saat vardır hani Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini Güllerin ağladığı bir saat vardır hani Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk Yüzünü hatırlatır gökyüzüde ne varsa Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar Kapanır yüzümüze o mermer kapılar Özlemler ateş şimdi anılar duman duman Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan Ak köpükler kararır deniz görünmez olur Çagırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar Böylece üstümüze çöker de karanlıklar Camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur Ak köpükler kararır deniz görünmez olur Güllerin ağladığı bir saat vardır hani Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir Her akşam uzaklara alır götürür seni Güllerin ağladığı bir saat vardır hani ümit yaşar oğuzcan |
şerefe En tepesini gördüm bugün hayatın O yüzden bu kez senin hayaline içeceğim Ayaklarımı yerden keserken Boğazıma taktığın ilmek Seni gömdüğüm yerden Geri döneceğim Esra Gök |
BANA GEÇ KALIŞIN Düşünüyorum....Yüznü görmek isteyişim her an Ya da sesinde bitevi vuslat kovalayan bu can Ve kavuşma özlemimin kamçılaması kafesi Bir çıkmaza düştüğümün kaçınılmaz göstergesi Halbuki,zatıma yasak olduğun gün gibi gerçek Gönlümle tütüştüğüm bu savaş bir ömür sürecek Yoluma duvarların kat kat dikildiği bu zaman Sır kalacak;her sayfamda gözyaşım,bir kaç damla kan Bunu bil ki;özlemlerim sensiz her ne kadar kudursada Gün görmemiş kamçıları ardı ardına vursada İçime gömüyorum her birini idamlar edip Ve ne sen farkediyorsun,ne de divane bir garip ........................................................................... Ömer Karakaş |
ORADA BAŞLIYOR AYRILIK Akıp gitti günler paylaşılan simit tadını içilen çay buharını anılara katıp gitti Bir şey kalmadı koyacak merhabayla hoşça kal arasına Eleştiri yazıları okuyorum günlerdir şiire, yaşama, aşka dair Ve son kez; yıkımı başlayan gecekondunun duvarında, yıllardır direnen yazımı okuyorum Bir gezginim şimdi gemisi beklerken açılmak için yeni sulara yıllar sonra anılarıyla yüzleşen bir gezgin Soluğuma çekiyorum anıları yavaş yavaş terk ederken limanı İki kişilik çoğunluğum. Sevince heyamola. Göremeyince bazen bir kederin sisinden uzağı oluyorum kendimin. Sevinç bana alarga Düşünüyorum da her gemi ayrılmak üzere giriyor limana ve orada başlıyor ayrılık Bir şeyler kalmamışsa merhabayla hoşça kal arasında Ali Rıza KARS |
Korkma ilerle - Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar Aldanıp yaşama kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan Çevir gözlerini içlerine At bir adım daha İlerle korkma uçurumlarından Alıştırıldığımız yaşam kendi yaşamımız değil İç savaşlarımızda yenen de yenilen de biziz Öldürmek için peşine düştüğümüz kendi yaşamımız yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız kendimiziz. Korkma yürü yollarına Salına salına sarsıla sarsıla Henüz ıslak ve nemliyken şekillendir Bittiğinde öğrenilen yaşam neye yarar Kaç hayat yaşanır ki bir ömre kaç yaşam sığar.. Dionisos... En muhteşem eser dolu dolu yaşamdır. Öner Kaçıran |
Yılanların Arasında Durma Bin yaşasın dedik, Bana dokunmayan yılan! Dokundu yine de, Biz olduk yılandan yılan. Sokmak yılanların mizacı, Bu da çok açık! Yılanların arasında durma, Oradan çık! Bu konuda Hiçbir merhale aşılamadı. Yılan zehir kusar, Hâlâ anlaşılamadı! Canlara şifa vardır Elbette panzehirde. Aranan şifa Unutma, o kutlu şehirde! Necmi Ünsal |
ANLAYAMAZSIN Anlayamazsın Yağmur damlalarındaki anlamı Farklı dünyalarda farklı lisanlar konuşulur Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur Burada bir başka http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Seni anlattığımda ona ağlamalarımla Siler gözyaşlarımı dokunurcasına Gecenin sessizliğinde en güzel şarkılarını söyler bana Karşımda resmin; Kadehimdeki seni çekerim içime Sensiz yağan bu yağmurlarda... http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Kalbimi sızlatır; Dermansızlığım kazanır hep aklıma, Kah isyan eder,kah yalvarırım, Sensiz yağan bu yağmurlarda http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Anlayamazsın... Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur, Burada bir başka... ........................................ Özlem Gökdem |
Kapına el atmadan yalnızlık üşürsem bu şehir için üşürüm sadece gücenmem ağaçların çıplaklığına çünkü hiçbir sonbahar seni bana getirmeyecek sen bu şehrin ilk akşama hazırlıksız ürpertisi eski bir şarkıyla dallanıp budaklanıp parçalayan kuraklığını gözlerimin yalnızlık giyinip ayrılıkla tarayınca saçlarımı erinmem salkım saçak ölmeye sevişmeye tek kar tanesiyle bile daima aklımın bi kenarında şiiri yazılmamış yağmurlu bir ağaçsın üşümüş serçeli dokunaklılığı alnımda gençlik özlemi sensin ölümü farklı kılan stratüslü kehkeşan ağlayışlı bir kekliğin kalkışı gibi yüreğimden sensiz tam üç mevsim yaşadım bir eksik olmanın anlamıydın kısa çöpü ben çektim zamanla yarışımızda zamana sen sığmadın yılları ben eskittim yumuşak gri ömrüme sığmayan anlamsızlığını yastık yaptım düşlerimin atlasına dumanlı sığıntısız tembel ölmeye bile habersiz bıraktım kalbimi kendimden unuttuğunu unutarak unutmayacağımı şimşekli ala bir lahzada yığılacağımı yokluğuna kapına el atmadan yalnızlık beni alamayacağını mevsimsiz bir yağmurun şehvetli hüznünden Kağan İşçen |
İstanbulu Sevmek Gibi Sevdim Seni İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben.. İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben.. İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım… Neydin, benim kaderimde nerdeydi adın, hangi merhalesindeydin alın yazımın ? geç mi buldum, ya henüz erken miydi aşkın ? anlamadım... bir dolu hüzün, bir sürü dilemma, bir zehir bıraktın ki panzehiri yoktu bu sevdanın… ah can, ah canım, sevdalım, imtihanım, ben mi seni, sen mi beni sınıfta bıraktın ? geçeri yok muydu bu sevdanın, kaçarı yok muydu bu alışmaların ? niye İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben ? niye İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım? ben neylerim şimdi, ne yaparım... bırak gitsin dediğim , hırsızım, çağır gelsin dediğim, fermanım, katlim elinde sultanım... öl desen ölürdüm, yan desen yanardım, sev dedin sevdim, anlamadın… kopup gitmek miydi muradın zifiri karanlığım? hani hüznünde yıkardın yüzünü her şafak söktüğünde sabah ezanlarının ? o ezanlarda hala senin dualarım… ah can, ah canım, sevdalım, bu şehr-i istanbul gibi karışığım, ne vazgeçebildiğim, ne yaşadığım… mümkünü yok ki unutmamın… İstanbulu sevmek gibi sevdimseni ben İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım Ceyda Görk.... |
Seni Sana Terk Ediyorum geceler telaşla koşuyordu gölgeme bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri arz inliyordu yıldızların aksine en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp seni sana terk ediyorum... bozkırın koynunda deli dolu at süren ben dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini ayın dolmuş haliydi son durağım içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp seni sana terk ediyorum... kanıyor ayak uçlarım dilime inat kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken geceye sızan birkaç damla kan gözlerimden yüreğime sessizce akan en şiddetli zehri acılarıma katıp seni sana terk ediyorum... kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri bir atımlık barut kokan sabrımı gün görmemiş hayâllerime vuruyorum tütsüye mahkûm petekten oğul almak zırdeli şafaklara ağlamak bana mı düştü yar sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp seni sana terk ediyorum... kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur gölgem kan kaybından ölmekte kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır sevdam yüreğimde musallaya yatıp seni sana terk ediyorum... Turhan Toy |
küstüm dağların nadir kır çiçeğine yaprağın yeşiline gülün pembesine.. gülemedim ömrün bahtiyar sevmelerine çiğler yağdı yüreğimin ölmelerine ağladım.. kara boncuklarım döküldü gecelere.. Elif’ce haykırdım..seni hatırlatan denizin en güzel rengine.. can sevince özünden cananı incitir mi sevda yüklü gül baharı nidası çağlayınca alabora olur düğümün rüzgarı vakit dolacak.. belki de vakit dolmadan göç olacak soğuk iklimlere küstüm..yaşadığım en güzel mevsimlere.. gönül anlar incisinde değerini bilir yüreğin yüreğe değdiğini hayat geçici..anılar yolcu hasrete ölüm! ....ah ölüm ebedi aşk bahçesi.. kul bilmezse Allah bilir sevdiğini küstüm… yarin mehtaplı hercai gözlerine.. selma izcimen |
FARZET Kİ..... Unut, Unut gitsin bu hikayeyi... Farzet ki, Sen hiç tanımadın beni, Farzet ki, Ben hiç yarin olmadım, Çılgınca yaşamadık Sevmeleri, sevişmeleri... Unut, Unut gitsin her şeyi... Farzet ki, Hiç kırmadık birbirimizi, Farzet ki, Hiç yaşamadık o deli öfkeleri, Köprüleri yıkmadık hiç, Eskitmedik, Tüketmedik erdemleri... Unut, Unut gitsin ikimizi... Farzet ki, Bir arada tatmadık balla zehiri, Farzet ki, Aynı anda görmedik,cennetle cehennemi, Ölürcesine kıskanmadık hiç, Hiç yakmadık o ateşleri... Unut, Unut gitsin takvimleri, Ben susturdum, sen de sustur sitemlerini. Kuruttum gözyaşımla büyüttüğüm menekşeleri. Nasıl olsa, Sen, vazgeçtin benden , Nasıl olsa, Ben, sonsuza dek yüreğimden sildim ismini.... ........ Ceyda GÖRK |
Hadi ordan Yalancı sende Sen kendini kandırıyorsun Sen bir yalancısın Dünyanın en büyük yalancısı En güzel yalan söyleyen insan Yüzün hiç kızarmaz Dilin hiç titremez senin Bu yalanlarının içinde hep Kendini kandırdın Beni değil Bu vicdan nereye kadar götürür seni Nereye kadar kaçabilirsin Hangi karanlığa saklanırsan saklan Kaçamazsın Hep peşinde Hep arkanda Hep yanında Yüzüne yüzüne vuracak Her sabah baktığında aynaya Ağlayan her çocuğun haykırışında Yüreğini dağlayacak İçin sızlayacak Boğum boğum boğulacaksın Ağlamak isteyecek Ağlayamayacaksın... yaşar kara |
Ben Sadece Seni İstedim BEN SADECE SENİ İSTEDİM… ben sadece ve sadece seni istedim seni istemeyi öğrettim kendime gider ayak seni ezberlettim kalemlerime dümdüz bir çizgi gibi kesiksiz gün aydınlığı gibi duru can aydınlığı gibi katıksız "ne olursan ol gel" der gibi istedim ben sadece ve sadece seni istedim bir bağ bozumu gibi bereketli buğday hasadı gibi altın sarısı görünen bir köy gibi kılavuzsuz alıp başını giden açıkbir yol gibi engelsiz dolambaçcız ve "olduğun gibi gel" istedim ben sadece ve sadece seni istedim bir beyit, bir tuyuğ bir rübai , gibi seni yazmak istedim can dedim,cansın dedim sevdiğimi söyledim hiç sakınmadan baktığım seni değil, sende gördüğüm seni istedim ben sadece ve sadece seni istedim öncesiz sonrasız boşlukta unutulmuş bir zaman gibi ve o zaman içinde bulduğum yalansız dolansız sorgusuz sualsiz aşık gönülle devrana giren semazen cezbesiyle döne döne yanmak istedim ben sadece ve sadece dünyadan soyunmuş şeytandan azade bir ilahi emir gelmişcesine sende olan beni, bende olan seni istedim sevdim , sadece sevdim, unuttum nefsimi, hırsımı, benim demeyi ve cümle hiddetimi seni istedim…………… CEYDA GÖRK………. |
http://img464.imageshack.us/img464/1097/36ar4.gif GİT Hazırladım yokluğuna Git hadi gideceksen Katlanamam bir daha bu acıya Bin kere ölüyorum zaten Bu zamansız ayrılışa Zannetme unutur bu yürek Kimseyi sevmedi bu kadar Kalbin bunu nasıl görecek Hoş gör beni Yıkılan bir aşkın enkazında kaldım. Yaralarım sarılıncaya kadar Bu böyle devam edecek.. ........................... Sema Gökçe |
Jandarma İki jandarma girdi koluma Biri sağ koluma, biri sol koluma Ben hep melekler olacak sanırdım Fakat cellatlar da ortakmış hayata Namlu soğuk, hücre yaş, sonum dört duvarmış bildim Benliğimden güneşi, yeşili, maviyi bir de çok zor da olsa Bir de çok zor da olsa, beynim silmemeye programlanmış da olsa Seni sildim Sen dayanamazsın hücre yaş, hücre karanlık Hücre soğuk sen dayanamazsın Burda ekmek taştan, giysilerim işlenmemiş suçtan örülü Artık bekleme sana ne yazılacak yazım Ne de söylenecek sözüm var Burda hücrelerden gelen iniltiler sardı her yanımı Sen de biliyorsun, ben işlenmemiş suçların mahkumuyum Ben acıların sağ koluyum Ahmet Eren | |
Şimdi yalnızlığınla baş başasın... Ellerin hiç değmemişken ellerime, Yalnızlık sol yanımda uzanmış... Suskunluğumla yan yanasın. Bir söz değdi sözüme, Tutulmadı ayın parlak yüzü gibi, Vefasızlığın aynasısın... Soğuk bir duraktı, Akmayan zaman... Uzun zaman olmuştu; Düşlerimin harcında seni yoğurmaya başlayalı... Anlamsız tek taraflı bir oyunmuş özlemlerimiz. Yıkıldı harcınla kurulan binlerce düş, Hepsinin bedeli ruhumdan damlayan tek bir damla gözyaşı... Kaderini sen çizdin bencilce. Alınyazının kapısında beklerken tek bir sitem etmedim. Tam sekiz mevsim geçti kaderine küçük bir çizik atmayalı; Öncesinde de zaten hiç olmamıştı... Şimdi hayatımdan çaldığın, Hesapsızca harcadığın günlerim geçmişte kaldı. Nedenini bilmiyorum, Vurdumduymaz eylemlerinin. Şimdi yalnızlığım koynumda... Belliydi başlamadan bitireceğin. Ne denir şu andan sonra? Yine yazık ettin... Yalnızlığı sen seçtin... adem eray kozan |
AFFEDERMİYDİN Sensizlik çok canımı yakıyor bilmem bu yüreğim bu acıya nasıl katlanıyor sınır doldu dayanacak gücüm kalmadı bu dünyada senden sonra sevdiğim olmadı gidecek yerim kalmadı senin olduğun yer bulunmadı özlemim nefretle karıştı mutluluğun yerini hüzün aldı etrafımda çok insan var ama ben yalnızım sen yoksun yanımda ağlarım,bilir misin çektiğim çileyi yaşar mısın sevgiyi affeder miydin seni bu kadar üzeni!!! A.Soner Alıç |
SaRıL BaNa http://img249.imageshack.us/img249/2136/sarlbanapf1.jpg Bir kuşu ellerimden Kaçırır gibi bazen Kaçarım kendi ellerimden Uçunca bütün kuşlar Hep benden uzaklara İçimde bir sızı bırakırlar Gidince kuşlar Bilmediğim yerlere O ben değil Kendimi anlayamam Beyaz kuşlar göklerde Dans ederken öyle Yine de beni bana çağırırlar Ya kaybolursa sesleri Karanlıktan yana Bırakma ne olursun Sarıl bana Meral Özbek |
Gece Onu Beklerken ben onu beklerken gece, gömüldü içime şiir buğusuyla puslandı kalbim aydınlığı getirde melekler pencereme ben onu beklerken gece, kuş sesleriyle süslenince sokaklar bir nehir gibi aktı kalbime olup bitenleri farketmediler ben onu beklerken gece, tinerci bir çocuk sığında koynuna kalbinin melekler şefkatle ayışığını örttüler üstlerine ben onu beklerken gece, bir sinsi yağmur zehir gibi karanlık ve cinler kayarak geçti ötelere ben onu beklerken gece, o uykunun derinliğinde küçük bir çocuk gülümsedi masal düşleriyle İlhami Atmaca |
Ağlamadım sana Hiç ağlamadım sana Dökülmedi gözümden yaşlar Yanağımda ki ıslaklık mı Yağmur ıslatmış olmalı Sonbahar yağmurları Hüzünlü ve aceleci Senin gibi Hiç ağlamadım sana Yokluğunu kabul etmem demek Sana ağlamak Oysa,oysa biliyorum ki Hep burdasın Hep kalbimde Dudaklarımın ucunda Kelimeler Boğazımda bir hıçkırık var ama Yutkunuyorum Söylemeyeceğim o son sözü Kalbimden dudağıma yol yok Mühürledim Adını dilimde Sevgini kalbimde Mühürledim Dökülse de yaşlar gözümden Sana değil bil ki ağlamalarım Sana değil Ben sana hiç ağlamadım... ................................. Fulya Aydın |
Aç Kapıyı Ben Geldim Korka korka değil usul usul değil Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtı Kendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğim Kan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
SANA DAİR Yaşam kadar gerçek, Yaşamak gibi sahte, Öyle çok şey var ki Yaralayan insanı.. Bir yürek çarpıntısı Onu her gördüğünde Öyle çok şey var ki bak Sana dair.. Yanlış aşklar yaşadık, Yanlış köprülerde Yanlış gemiler yakıp, Aldırmadan İki damla su çaldık Zamanın pençesinden, Aldırmadan, aldırmadan.. Mucize gerek bize, Gidecek bir başka düş, Bir düş ki korkmamış Zamanın karşısında Ve bir çağ gerek bize Ve bir çağ bundan özgür. Öyle çok şey var ki bak Sana dair.. Sonra kuşlar gitti, Anladım dünya yorgun, Sen yorgun, tortusu kalmış Eski bir korkunun Görmedik, duymadık, Demedik bunlar kötü. Biz var mıydık? Aşk var mıydı? Bu ne senden ilk kaçışım, Ne de ilk düşüşün yüreğime. Ne bu senden son geçişim, Ne de son küsüşüm kaderime... Tuna Kiremitçi |
Akşam Nereye gitsem, hangi boylama sığınsam Bir kentin kenar mahalleleri gözlerin Ne kadar bulvarlara yerleştirsem de anılarımı Sensin, kendinden öte bir şeysin Bence biraz daha uzatmalısın saçlarını Bir yaprak fırtınasında usulca rakı içeyim Anladım, Adı niye akşamsefası bu çiçeğin... Ahmet Erhan |
ANLAMIYORUM ey gafil ceylan neyine çöl ortasında aramak gölün mavisini gözlerinin yeşilini vurmayı düşlemek suya aç gözlerini şaşkın aşkın adı imkansızlık ne kadar yükseğe uçarsa düşlerin o kadar çabuk çakılırsın yere şeytan kışkırtır tüm rüzgarları bu yüzdendir ani çıkan fırtınalar gökyüzüne bir güvecin sevdası bir cana tutkusu kör bıçağın bir yare tutkunluğudur aşığı mahveden kızgın bir çölün ortasında ulumaz ceylanlar kavurur güneş tenini vedanın perdeleri inerken gözlerine bileğini dikene kesen keskin bir çığlık kopar boğazından beş vakit haykırışlar yaşama şansı bırakmaz ardında gözlerinde iki damla yaş vardır daima ölmeden önce bakir aşkının bozulmuşluğuna verir son nefesini anlamıyorum dünyadaki herkes bu tanrının cezası aşkı dilerken bunun için yollara düşerken ve ben aşk için bu kadar cesurken nasıl göze aldın gitmeyi anlamıyorum... oysa ben ömrümde geçireceğim tek bir gün için üçyüz altmış dört günü feda edecek kadar aşığım sana... .............................................. Figen Yarar |
Hassas Terazi Ben nerde a dediysem orda a önümde ibresi sağa sola kımıldayan terazi. Az uzağınıza gittiysem böyle daha iyi göresiz bir hafif yankı denizler ötede ses eder siz. Hep kendim için mi bazı şeyleri gizlediysem bilmeseniz başka dünyalarda a vardı görülür hesabı ben/de a dediysem. Behçet Necatigil |
Cesâret kalbim, cesâret! Sustun bütün kış, ürktün kırılmaktan; Çok gerilerde kaldı derken kar, Sonra bahar Ve Temmuz geçti. Yasımız duruldu, coşkumuz geçti... Ne ümit var artık ne korku; Ağustos gecesinde ağulu Sesleri yalnız böceklerin... Cisim sarayı yıkılmadan, Yeni bir sevinçle yıka haydi Geçmiş günlerin kıştan kalan, Balçığını sanmam ki arınsın. Bir devletin inkırazı sanırsın, Ağustos güze terk eder mülkünü Ve Zaman’ın Mehter Bölüğü, İcra-yı âhenk edip sürekli, Örtüyor gidenlerin çığlığını... Cesâret ey kalbim, cesâret! II. Seni eleme emanet etmeliyim Çünkü elem, Sevinçten çok sağlam Ve kalıcı. Çocuk! Bu acımasız, Bu can alıcı Zaman, üstün gelir hepimize... Ben seni elemin ellerine, Emanet edip gidiyorum. Kıyılar, dağlar Ve ormanlar, Senin de ardında kalır Çocuk! Gün gelir, fakat onlar da Zaman’a yenilip giderler... Sonunda yenilenmez yenilgiler; Zaman, bir başına kalır... Ve bizim çoktan geçtiğimiz, Öte âleme geçince Zaman, Orada hepimiz istisnâsız, O’ndan daha kıdemli oluruz... Hiç üzülme seni elemin, Emin ellerine terk ederek, Gidiyorum. Hüsrev Hatemi |
Çocuklar Ayakta Tutuyor Kalemi... Eski günahlarına yanan cehennem gibisin Gülümseme Hissettirme ölümü Özledim deme... Şimdi firavun secdede Büyülerini yutkunuyor âsâm Diyetini ödüyor hayallerim İmkansıza yakın ruhum Kendimle bile konuşmuyorum Bu aralar ceset torbası dikiyor dilim Varmıyor attığım taşlar denize Baksam da göremiyorum bir kez daha Yarılmıyor ikiye Bölünmüyor ömür... Çocuklar ayakta tutuyor kalemi... Dimdik yazsın diye... Saygıdan Ve yıkılmasın diye... Kırılmasın diye... Güneşin gölgesini özlemiyorlar... Her şeyi onlar hissediyor Ama söylemiyorlar... Sebepsiz ayrılıkların ardındaki gerçek gibisin... Bekliyorsun Geçen rüyanın cezası bitmedi henüz Sevda bahçesi imtihanı da Yalnızlık yetmedi Gönlüme... Yalnız ölüm yetmedi... Taşların üzerini okusam unutur muyum İsimleri... Yaşanmayan hayaller mezarlığında... Mezarlar ayakta tutuyor kalemi... Dimdik yazsın diye... Saygıdan Ve yıkılmasın diye... Kırılmasın diye... Güneşin gölgesini özlemiyorlar... Her şeyi onlar hissediyor Ama söylemiyorlar... Bülent Özdemir |
sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın teni yakmasıydı, bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasaydı... "bir insanı sevmekle başlıyordu her şey" ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu! Yılmaz Erdoğan |
Karanlık, Kuytu ve Sessiz Bir Köşede Oturuyorum Yapayalnız, Yine Tek Başıma Dertlerimle. Seni Düşünüyorum ve Bugünde Uykusuz Olacak Sabahım. Biliyorum Yine Karanlık, Güneşsiz, Sensiz Yarınım. Özlüyorum, Ağlıyorum, Aşkından Yanıyorum. Tüm Bunları Gülücüklerimin Ardına Saklıyorum. Savuruyorum Başımdan Tüm Kötü Belaları Ve Bekliyorum Tekrar Aşk Zamanını. Olamaz Kimse Senin Gibi, Güldüremez Ki Beni. Alamaz Kimse Yerini, Sevemem Ki Kimseyi Senin Gibi. Sensizken Hiç Birşey Umrumda Değil Pek gülmüyor Zaten Yüzüm. Her Kavuşmamızın ardından Yine Yalnız, Yine sensiz, Yine Çaresiz Kalıyor Gönlüm... Resmin orjinali : http://img155.imageshack.us/img155/6...tsuzlukpb5.jpg Şiirin Yazarı;***_CaDI_*** Fatoş (yani ben) resmi yapan : dostum VUR@L |
Ayrılık hasreti vurdu bağrıma Neden ayrı düştük, bilemiyorum! Sen yoksun sevdiğim, gönlüm virane Üzüntüm çoğalır, gülemiyorum! . Gönlüm ateş sanki, kor gibi yanan Hasret mızrak mızrak, vermiyor aman Derdimle baş başa kaldığım zaman Akar gözüm yaşı, silemiyorum.. Gittiğin gün dünya zındana döndü Ümidin, hayalin ziyası söndü İdrâk paramparça, duygu bölündü Bir türlü kendime gelemiyorum! . Hıçkırır yüreğim firkât yasında Gönlüm kürek çeker, gam deryasında Muhabbet düşünde, aşk rüyasında Arıyorum seni, bulamıyorum.. Hünkar Dağlı |
Gece Onu Beklerken ben onu beklerken gece, gömüldü içime şiir buğusuyla puslandı kalbim aydınlığı getirde melekler pencereme ben onu beklerken gece, kuş sesleriyle süslenince sokaklar bir nehir gibi aktı kalbime olup bitenleri farketmediler ben onu beklerken gece, tinerci bir çocuk sığında koynuna kalbinin melekler şefkatle ayışığını örttüler üstlerine ben onu beklerken gece, bir sinsi yağmur zehir gibi karanlık ve cinler kayarak geçti ötelere ben onu beklerken gece, o uykunun derinliğinde küçük bir çocuk gülümsedi masal düşleriyle İlhami Atmaca |
Ayrılığın Yüreği Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu Orta Anadolu’da Kıtlıktan önce. En küçük bir şeyden coşardı Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak ‘a doğru Köklerine su yürümüş gibi sevinirdi. Bir bulut geçsin üstünden Ayrılıktan çıkardı. Dünyayı, derdi, dünyayı Hiçbir şeylere değişmem. Şimdi yaşamak istemiyor. İlhan Berk |
GİDİYORUM BEN Sen gideli küskünüm etrafıma evin her tarafı dağınık ben içinde zavalı bir sanık ikimizde alışırız sandık cezamız birbirimizden, uzak kalmak... her nefeste isimlerimizi anmak yeniden hasretle kavuşuruz diye...seni beklemek ne zormuş yokluğunda yanmak azda olsa uyusam belki... hayalin gider diyorum gözüm,den ama uykuda bile seninleyim ne yaptım ben böyle... geçmiyor günler geceler dayanmak mümkün olmuyor artık bu şehir dar geliyor varlığın çok yakın ama sen yanımda yoksun ya gidiyorum ben buralardan... derya avşar |
UNUTMAYACAĞIM Vurabilirsen ayağını sertçe yere Haykırabilirsen beni sevmediğini herkese Gidebilirsen yüreğinin götürdüğü yere Sana söz seni unutacağım! Çözebilirsen kalbimin pranga kilidini Durdurabilirsen içimdeki gözyaşı selini Görebilirsen içi kan ağlarken gülenleri Sana söz kalbimi kapatacağım! Çizebilirsen hayalinde sevginin resmini Anlayabilirsen kelimelerin kifayetsizliğini Dokunup çıkarabilirsen içimdeki seni O zaman seni UNUTMAYACAĞIM. Abdullah Türkoğlu |
Bekleyeceğim Yokluğunda Kuşların kanatlarındaki renkler dökülürdü Bir tufan olurdu göz yaşlarım. Sonra Bütün ışıklarını söndürürdü umut. Zifiri bir karanlığa bürünürdü dünya. Beynime işlediğim hayalin Yavaş,yavaş silinirdi karanlıkta. İsyan ederdim. İsyan ederdim kayboluşuna. İsyan ederdim ama Çığlıklarımı kimseye duyuramazdım. Koskoca evrende Bir başıma kalırdım. Bir yıldızlar, Bir de ben... Uyumazdım. Biliyorsun. Su gibiydim kirlenmiş atmosferinde dünyanın Yağmurların tufan olduğu bu iklimde Su olarak anlamsızdım. Ama bazen, Dudakların kuruduğu çöllerde İki hurma ağacının arasından sızarak Gün yüzüne çıkardım. Bazen sel olup Ne bulduysam yüreğime bindirip Bilinmeyen denizlere doğru yola çıkardım. Bazen... Ve bir gün Sen geldin. Öyle bir sıcak öyle bir yakıcı geldin ki; Buharlaştım. Yok oldum. Şimdi ne sen varsın,ne de sıcaklığın. Ne de Bana,beni geri veriyorsun. Ne de Geride bıraktığın bu kül yığını Ne haldedir diye dönüp bakıyorsun. Şimdi Her şey anlamsız. Ne bu kentin zifiri karanlığı ne de su olmak Getirmiyor bana Benden alıp götürdüğün aydınlığı. Hatırlarsan adım Anıl demiştin. Öldürdün ya beni. Gönül sarayımı yıkarken,içindeki an larıda anıla öldürdün Şimdi sen. Simdi sen iki kişinin katili Artık,ne desem faydasız Yoksun. Faydasız artık geri dönmeyeceksin. Hani, Belki deyip yollarına çıkmak, Faydasız. Umut edip geleceğine inanmak Faydasız. Gecelerce için,için ağlamak Faydasız. Isınmak için hayaline sokulmak Faydasız. İnan sana küsmedim. Anlamsız gidişine Bir şey demeyeceğim. Bir gün dönersin diye kapıyı kapatmayıp, Merdiven eşiğinde Hep seni, Hep seni bekleyeceğim. Alper Baran Esin |
Sandal Kırık dökük bir sandalım Eskiden kalma yaralarım var Sarar mısın Tek isteğim dingin sularında Dinlenmek İzim verir misin Limanım sığınağım Haydi var mısın Beni yaşama bağlar mısın Fundat |
BAHAR GÖZLÜM Gitma bahar gözlüm Ben senin için Kaderime hep acılar ördüm Gitme dedim gittin bahar gözlüm. Gitme bahar gözlüm Alın yazım namus sözüm Ben bülbül sense gül Öleyim ugruna Gitme dedim gittin bahar gözlüm Al eyle gözlerimi kör Zindanlara at perişan halimi gör At denizlere yokuluşumu gör Öleyim ugruna bahar gözlüm Gitme dedim gittin bahar gözlüm Namus ettin gözlerini gözlerime Kurşunlar sıktın Daha dogmamış hayallerime Gitme dedim gittin bahar gözlüm.. Kara demirler girdi aramıza Ayrılık yazılmış yazımıza Ya sen adam gibi sevmedin Yada ben Kara topraklar girdi aramıza Gitme dedim gittin ya bahar gözlüm Gitme dedim gittin ya Hayallerimi yıktın ya Git bahar gözlüm uzak ol benden Bende sensizlikle öleyim.. İdris Davarcı |
İzdüşüm Kayboldu düş Yaşamı esir aldı hüzün Düş müydü yitirdiğimiz Yarınlar mıydı yavaş yavaş uzaklaşan Yakamozlarda Eskidi umut Sağanaklara hükmetti ihanet Hain miydi olmayacak yarınları vadeden zamana İzdüşümlerde / Tenler miydi ak döşeklerde kirletilen Kalp ağrısı değil miyiz artık Sararmış takvim yapraklarında… Özgür Deniz |
Sevgi Biriktirdim Bir güneş gibi her günün erinden Doğuyorum her sabah tan yerinden Tutarım diye bir kul ellerinden Gönül dolusu sevgi biriktirdim Kalbimden öte dertli de değildim Ne var ki, fani dünyaya eğildim Ne ağladım ne de nedensiz güldüm Gönül dolusu sevgi biriktirdim Zaten bağlamış hayat her nedene Akıl ermiyor olanla, bitene Aşka susamış bir kalple gelene Gönül dolusu sevgi biriktirdim Vurdum duymazca,hislerde hazsızlık; Beni bugüne getiren yalnızlık, Çıksın içimden, artık bu yarsızlık... Gönül dolusu sevgi biriktirdim. Engin Namlı |
bir gün... birgün gelecek anlayacaksın sevmenin, sevilmenin insana değer vermenin ANLAYACAKSIN bir ömür boyu bağlı kalmanın ne olduğunu........... bir gün... el üstünde tutulup baş üstünde gezdirilmenin hoyratça şımartılmanın ANLAYACAKSIN altın tepside sunulan mutluluğun ne olduğunu........... bir gün... gülerken ağlamanın içerken susamanın haykırırken susmanın ANLAYACAKSIN kalabalığın ortasında yalnız kalmanın ne olduğunu........... bir gün... rahat rahat uyurken bulutlar üstünde uçup pembe rüyalar görürken ANLAYACAKSIN bir başkasının senin yerine ağlamasının ne olduğunu............ bir gün... benim yanımda bensizliğin koynumda iken hasretin çok geç olsada seni tapasıya sevmemin ne olduğunu............ abdullah sancar |
Samsun'lu Merhaba Samsunlu, selam hemşerim Selamı alandan hep gurur duydum Kurtuluş savaşı temeli şehrim Samsun’da kalandan hep gurur duydum. On dokuz Mayısta doğdum der Ata Kurtuluşa doğru çevrilir rota Düşünceler ciddi olmaz safsata Vatan için ölenden hep gurur duydum Atatürk dönemi gelişmiş şehir Her iki yanından akıyor nehir Sebatkâr insanlar çekiyor kahır Değeri bilenden hep gurur duydum Bu şehrin yıllardır sanayisi yok Gurbetlere çıkan işsizleri çok Şükür kalanların karınları tok Çareler bulandan hep gurur duydum COŞARİ diyor ki severse yürek Şehre sahip çıkıp çalışmak gerek Bu şehri sevenler kim imiş görek Samsun’lu olandan hep gurur duydum İbrahim Coşar |
| Saat: 11:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık