![]() |
Elde var hüzün söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylerdi mercan köz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam âşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün |
Efendiyiz Umudumuz sarı öküzün boynunda bir yara. Ekmeğimiz kıraç toprakların koynunda. Bir sarı başak. Aşımız bir kuru soğan. Bir pişim patates Bir sahan bulgur. Sevdamız bir kara somundur Tüter sımsıcak. Öksüzüz,kimsesiziz,yetimiz ve biz bu milletin efendisiyiz. Hasretimiz,küçücük camlarında evlerin Bir çift kara göz. Dostumuz sokaklarda bir köpek, bir kedi...bir kaç tavuk. Ve hayvan pislikleri Orta yerlerinde köyümüzün Bir sıfat gibi adımıza. Gurbete yolumuz çok, Yolcumuz da. Kasabamıza bile hep hasretiz oysa. Hasretiz okula,öğretmene Hasretiz yola,suya,elektriğe ve tümden yaşamaya hasretiz. İşte biz milletin efendisiyiz. Ekmeğimizdeki diş izleri, Çorbamızdaki kaşık izleri, Toprağımızdaki tırnak izleri, Onlar bey-efendilerin. Biz milletin efendisiyiz. Ama nasıl oluyorsa yıllardır.. Geçtik efendilikten. Karın tokluğuna Köleliğe bile fitiz. |
Eğlenceli Eziyet ey! sesime kulağını tıkayan sana çok kolay gelmedi ki bu yürek sen istersen uçuruma it beni umrumda mı... yıkılıyorum her aklıma gelişinde gittiğinde harabeyim. ben sen yokken de çekiyorum derdi sen varken de umurumda mı... umut diye ektim seni sineye sen ise başak basak dert oldun bende çivisi çıkmış dünyanın rüzgar tersinden esiyor seven kul boynunu bükmüş ********se kol geziyor |
Elimde Kalan kaçan bir balıktı hep sana yazmak istediğim şiir elimde kalan bir avuç puldu deniz kokulu yanan bir ormanın kalan yanıydı yüreğim yangın çıkaran kasırganın ıslık sesiydi dilimdeki türküler ve ne zaman sussam hep seni konuşurum |
Eğer Eğer bir gün telefonun çalmazsa Eğer bir gün mektupların gelmezse Eğer bir gün kapını çalan olmazsa Üzülme .....yanında ben olacağım Eğer bir gün ağlayacak olursan Eğer bir gün sarılacak olursan Eğer bir gün haykıracak olursan Üzülme ....yanında ben olacağım Eğer bir gün güneşler açmazsa Üzülme..seni ben ısıtacağım Eğer bir gün yağmur yağmazsa Üzülme ..seni ben ıslatacağım Eğer bir gün seni seven olmazsa ÜZÜLME SENİ SONSUZA KADAR SEVECEĞİM |
Elimden Gelen Bu Elimden gelen bu ben iki kişiyim Çoğalmak neyse ne azalmak zor Birisi seni her an bırakıp gittiğim Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim Gözlerine kirli bir bulut getirdim Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor. Elimden gelen bu ben iki kişiyim Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o Bir yerin üşüse onun sıcaklığı. Öbürü en içten çağrını işitmiyor Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o Bakışları kıyısız deniz uzaklığı. Elimden gelen bu ben iki kişiyim İkisi birden çıkmaya uğraşıyor Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim Birisi yeni baştan serüvene başlamış Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor Çoğalmak neyse ne azalmak zor. |
Paydos Vakti Yine bir akşam daha oldu Birazdan Ay çıkacak gökyüzünde Onun peşi sıra da yıldızlar Yıldızlar doğacak göğün her yanında Yüzlercesi hattâ binlercesi binbir parlaklıkta Hepside sinema salonunda yerlerine oturan seyirciler gibi yerleşecekler gökyüzündeki boş koltuklara Pırıl pırıl parıldayacaklar gökte pırlanta kolyeler misâli Aralarında koyu bir sohbete başlayacaklar bir bir Bir uğultudur kaplayacak her yeri bir anda Daldıkça dalacaklar sohbete geveze yıldızlar Kahkaha sesleri öbek öbek yükselecek uzayın derinliklerine doğru Konuşmaktan sıkıldıkları vakit şarkılar söyleyecekler hep berâber neşeyle, mutlulukla Kardeşlik ve barış temalı şarkılar çınlatacak göğü Kolkola girip sağ sola salınacaklar hacı yatmazlar gibi ellerinde ışıklarıyla yıldızlar hep birlikte Konserlerdeki insanların çakmak ateşiyle yaptıkları şekilde âdetâ onları taklit edercesine Mehtâbı da yanlarına çağıracaklar ama o gelmek istemeyecek bir oyun bozan çocuk edâsıyla omuz silkerek Sabaha karşı yorgunluktan bitkin düşecek yıldızlar hep birden Güneş usulca alev alev yanan kor yüzünü doğudan gösterdiğinde sabahın mahmurluğunda yıldızlar çoktan terk etmiş olacak yerlerini gündüzün ışıyan aydınlığına Artık paydos vaktidir bir sonraki eğlenceye kadar Artık paydos vaktidir yeni bir buluşmaya kadar.. |
Elini Yüreğine Koy Kaldır kafanı bak, beni göreceksin Sağında ya da solunda. Sakın göremedim diye üzülme. Elini yüreğine koy, Bir daha bak etrafına, Yanında olduğumu hissedecek, Göreceksin, duyacaksın beni, Çünkü;Bende elimi yüreğime koyduğumda, Seni görüyorum nereye baksam, Sesini duyuyorum her an. Beni özlersen, dayanamıyorsan, Koy elini yüreğine, bak etrafına... |
Kaç cemre düşmeli yüreğime Kaç cemre düşmeli yüreğime, ısınmak için yeniden. Unutmak için, yeşil nazarlarını, kaç bahar geçmeli, hasretinin üstünden... Kaç ceylan su içmeli, sevda sebillerinden. Kaç güvercin uçmalı, vuslat semalarında. Kaç yağmur ıslatmalı tenimi, arınmak için özleminden... Kaç menekşe açmalı saksılarımda, boyun bükmeden. Kaç ilkyaz yaşamalı gönlüm, üşümeden Ve kaç sene, kaç ay, kaç gün, kaç saat, geçmeli, akan kanı dindirmek için, yaralarımın üstünden? |
Pardon şarkınız düşmüş "Sabaha süzülen gecenin nazendeleri Bir bir döküldü Şehzadebaşı tuluatlarına.." Kolkolaydık meyhane çıkışında Ud sesindeki tutsaklığımıza son verip Uzanmak istedik yıldızlara Pardon dedi bir çocuk öyle ya Onlarda yalnız dolaşmıyorlar mıydı Çektik içimize nihaventleri Ellerimiz marpuçda Sonrasında fokurdadı aceme kürdi bir şarkı Hüzzam gönlümün gece kokan meyanlarında Bir sipsi değiştirmek kolaylığında Şu uzun gecenin gecesi olsam ki Bir şarkı uçursak geceye Sarsa bizi be sevdam. Bir nara patlar Tophane keşhanelerinde Zarlar bile ıradı düşeşten hepyeklere. Şerefe vurulan öküzgözleriyle Paylaştık gururumuzu çilingir sofralarında Haliçte gün doğacakmış dediler de Kıbleyi şaşırıp yüzüm döndü sevdaya. Aşkıma sarmışken o muhabbetleri Tenim ürpertilerde, yürekse çırılçıplak; Yenicami önünde üç Çigan raksında Ay, venüse göz kırpıyor arsız hovarda. Avucumda bir baykuş sesi hapsolmuşken Şarkım ağlamakta ney düellolarında. Yorgun sürünmede ayaklarımız Dilimizde pelesenk gece kirpikli kadın Ne etsek silinmiyor o gece bakışlar Ne etsek bitmiyor Endülüs yokuşları. Kalkıp ocakbaşındaki kömür sohbetimizden Vuruyoruz sandal sefalarıyla Göksuyu. Öyle uzanalım nağmelerinde Kalsa da mazinin hatıra şarkılarında Hala içimde mesiredir o veda busen Sabah karşıladı gün doğumunu da Aldı renklerini verdi erguvanlara. Gün doğdu biz tükendik şarkılarla Sarıldık çamlıcada sevda yorganlarına. Dalarken notagahın nizamiyesine Pardon dedi bir çocuk Şarkınız Düşmüş... |
| Saat: 07:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık