![]() |
Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim... hiç konuşmadan.. kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. bir lokma boyunu.. diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı sarılmak sana.. göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan ağladığımı sana göstermeden seni çok özledim ama çok özledim çocukluğum! ! C.Yılmaz |
|
Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle arkandan yana yakıla değil Hüzünle, kahırla değil Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle sensizliğe yanıp sabahlara kadar değil Ben seninle ağlamak istiyorum Omzunda ki değmeli yanaklarımdan Birkaç tuzlu damla omuzlarına Tadını hiç bilmediğim dudaklarını öperken Ağlamak istiyorum ki hiç bilmediğim tadı Değsin göz yaşlarımın, dudaklarına Ve bir an gözlerini aç ki ben kaybolayım Doğada olmayan mavilikteki gözlerinde Ben seninle ağlamak istiyorum Öyle bir ağla ki benle okyanusunda kaybolayım Öyle sensizliğe, hayata değil Benimle olduğun için Bir gece sabaha kadar Seninle ağlamak istiyorum Öyle yanında falan değil Gözlerinin okyanusuna bakarak İçinde son kulacımı atana kadar Ben seninle ağlamak istiyorum Ama sen ayçiçeği gibisin Gündüz güneş açınca oh.. Hep yanımdasın gündüzleri Ama boynum bükülür her gece Söz verdiğin saatte gidersin çünkü. Ceyhun Yılmaz |
Gurur Kin Nefret Bütün sevgileri öldüren üç şey; Biri gurur,biri kin,biride nefret. Gerçek sevenlerde olmaz böyle şey Biri gurur,biri kin,biride nefret. Bütün dramatik filimler onda Huzuru kaçıran fitnelik onda Ruhları karartan fesatlık onda Biri gurur,biri kin,biride nefret. Hayat ağacını solduran zehir Mutlu yuvamızı dağıtan zehir Huzuru yok edip öldüren zehir Biri gurur,biri kin,biride nefret. Boğazımı sıkan zehirli yılan Gözleri yaşartan bir acı soğan Şu insanoğlunu zorluğa koyan Biri gurur,biri kin,biride nefret. Sevgi bağlarının kaktüs dikeni Ayrı koyup boynumuzu bükeni Bilir misin yuvamızı yıkanı Biri gurur,biri kin,biride nefret. Hüseyin Çelik |
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında. CAHİT SITKI TARANCI |
bir adım attığım yerde ne vardı ki gitmemle kayboldu her adımımda sonsuz ben'leri koyuyorum boşluğa ve yine ben dolmuyorum geçip gittiğim yerlerden iç içe öne ve arkaya bakan bir sürü ben ler koymuşumdur eskileri çocuk şimdikiler ihtiyar Asaf Halet Çelebi |
İmkansızdık Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim... Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin... Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim... Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa olmazlarım; ilkelerim, yargılarım... Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek... Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum. Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum. Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda... Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum... Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum... Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak çünkü... |
RÜYA Yine bir gün daha geçti hayalinle sensiz Yine sensiz akşamlar, yıldızsız geceler Yine hayaller, yine rüyalar, sonu olmayan ümitler Dört duvar arasında geçmişiyle yaşayan sadece biz Sonu gelmeyen düşünceler karmakarışık Sonu olmayan bir yol çıkmaz sokak Bir ucunda sen, bir ucunda ben Ne zaman elimi uzatsam koparıyor melekler seni benden Bir ona bakıyorsun bir bana Kalmışsın iki sevda arasında Ayakların bana gelmek istesede Yine yalnız kalan sensin sevdalı kadın anlasana Gönül söz dinlemiyor dikenli dallara konuyor Denizler kadar büyük sevdan bir rüya uğruna yanıyor Yine yanlış kapı çaldın, geçmişe daldın O kadar acıdan sonra deli gönül hala uslanmadın Bir gün belki bir gün seni seviyorum diyeceğin bir kişi Bir gün belki bir gün bende seni seviyorum diyecek bir kişi Bütün benliğim ve bedenime sahip olacak bir kişi Ne zaman ne zaman bence sadece rüyalarda o kişi Beni öpüyor, okşuyor, bütün benliğimle hissediyorum Kurumuş dallarımı yeşertiyor, yeniden güller açıyorum Başımı omzuna koymuşum, en güzel aşk nameleri dinliyorum Aşkıyla öyle coşmuşum ki, içmeden sarhoş oluyorum Ayaklarım yerden kesilmiş, gönlüm havalarda Bir anda zannettim kendimi on yedi yaşında Delice sevdalanmış bir genç misali Haykırıyorum sana aşığım diye kollarında Birden koca bir boşluğa düştüğümü hissediyorum Bir uyandım ki yatağım boş, odam boş, kollarım boş Bir baktım ki sarıldığım sadece yastığım Anladım ki geçmişe dalıp yine kötü bir rüya gördüm Değişen ne varki hayatımda her şey boş Hayat boş, yaşamak boş, sevmek boş Zaman gelip geçiyor, gençlik gidiyor, yaşam bitiyor Geride kalan sadece anılar, seninle geçen rüyalardaki geceler Kalkıp şöyle bir yatağıma oturuyorum Etrafıma baktığımda, yavrularımın bana batığını görüyorum Gönülden seven, sevgiye susamış iki tane melek Viran kalbinde birazcık sevgi kalmışsa sen bunları sula diyorum Hayatımın en güzel çiçeği onlar Dilerim onlar sevgiyi, aşkı doyumsuzca yaşar Benim tatmadığım mutlulukları yaşasın onlar Tadımlık olan sevgimin, doyumsuz aşkları benim onlar………….. |
daha demin buradaydın kuş oldun uçtun gittin mengenelere sıktın beni kalbimi çaldın hırsız barudi kuyu içinde bıraktın şu kim bilir kiminlesin eğer öyle ise yazıklar olsun artık bana ait değilsin zahmet edip gelme sakın! Sonu gelmez acılar bıraktın seni seven yürek ne yapsın sağlam mı bıraktın beni? sen gidişinle bir can yok oldu yaktın yüreğimi insafsız gözlerim arza kapandı ayaklarım senin gibi gitti toplanmaz enkaz kaldım cenderesiz nöbete girdim ah be gülüm evvela sen mülayimdin sevincimiz feyiz verirdi gidişinle yok oldum aziz ateş |
Kutupsal bir esinti ağırlığında Bu gece yine bana öyle soğuksun ki İliklerime dek işleyip buz kestiriyorsun.. Beynimin labirent kıvrımlarından çıkıp Debisi bilmem kaçı aşmış damarların terlettiği Alnımdan kıvrım kıvrım kristalleşip dökülüyorsun. Kaç kez silindin aklımdan hiç hesaplamadım, Kaç kez aktın gözlerimden... Ama ya yelden aktın Ya da nezleden, Ben ağlamadım. Birgün usturaya vurup saymak isterdim Sormak isterdim her ak saçıma; Neler çektirdiklerini Ve seni afedip etmediklerini..... Ey özgür beynimin tutsak sevdası, Yaralı gönlümün kezzap damlası, Heybemdeki umut tomurcuğum Sonu hep boşluğuna çıkan yolculuğum...; Birazdan; Bu karası gittikçe zifirleşen geceye karışacak Son damlasında son kez seni düşüren bu gözler. Ve senlerin damla damla düştüğü yere üşümeyesin diye kendimi yorgan yapacağım. Deriin bir uykuya dalacağım ardından, Yine yeniden Seni unutmaya çalışacağıma gebe günlere Kalkabilirsem eğer Zinde kalkmaya çalışacağım.. Seni unutmaya mutlaka alışacağım. bekir uğurlu |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık