![]() |
Yağmur Adam Kimliksiz bulutlara yaslanırdı akşamları Sessizce koşardı ertelenmiş ufuklara Bir gece boşanıverdi düş yorgunu uykulardan Terkedilmiş bir sokağa bıraktı çığlığını Kayboldu yağmur kokulu dalgın bakışları Önce kaldırımları okşadı soluksuz,ıslak Ve gece matemi üstünde koyulaşan Tozpembe vitrinler gördü Yüreğini serdi ıssızlığa Ve ruhunu soyundu çırılçıplak Yitik güneşler topluyordu gözleri, Parlak ve kimsesiz camekanlardan Yedi iklim çaldı yıldızlardan tadılmamış Ama karanlığın kuytusunda unuttu Mavi,soğuk ve kristal gülüşleri Bir adam isyana vurdu kendini Dağılıverdi ne varsa ceplerinde Yorulmuştu,yağmura bırakıp her şeyini Kaçamak umutların kıyısından geri dönmek Ve silmek istedi zamanın izlerini |
Ah su geceler, karanlik geceler Beni sensizlige daha cok itenler Geceleri seni daha cok özlüyorum Geceleri sensiz olmak cok koyuyor bana Yalnizlıgımda suclu olan kim diye düsünüyorum? Benmiyim yoksa sen mi? Bir cevap bekliyorum birinden, bir hesap! Ama kimse agzını acıpta senle ilgili bir laf etmiyor Sanki sen hic yasamadın, sanki hic hayatıma girmedin gibi Aglamak geliyor icimden, aglayıp acımı azaltmak Olmuyor, yapamıyorum, su demirden kabugumu kıramıyorum Gün gelir buda gecer diyorum, unutursun onu! Oysa kendimi kandırıyorum ...BİTANEM... insan kendisini unuturmu? |
Yaktığın Yerdeyim Sokak kapısında durmuş teğellerken anılarımı yakama içeri bakıyorum. Mavi gölgemle kapıyı açtım içerdeki denizi kırmışlar arşivlerde unutulan yüzümle ******rken seni tünedim kaderime. Islak gözümü kırpmadan gölgeni buğularda aramaktayım aynalara resmini çizerken yüzümde artan yorgun çiziklerle hala yaktığın yerdeyim. |
Gidiyorum... Gidiyorum… Gidiyorum... Zaten sen beni hiç sevmedin ki. Gidiyorum… Elimde bir avuç gözlerin, Cebimde bir mendil ve göz yaşlarım. Gidiyorum… Elimde değil ben seni çok sevdim. Hiç yalvarma sakın… Bilirim yalvarmayı sevmezsin, İşte bak gidiyorum… Gittiğime de inanmazsın bilirim. Elimde bir avuç bakışın, Tenimde kokunla, İşte gidiyorum. Sakın ağlama arkamdan, Bilirim sen ağlamayı bilmezsin, Ağlayanı da hiç sevmezsin. Elimde değil gidiyorum… Cebimde bir paket sigara, Yüreğimde yokluğunla, Ha… bir de senden ufak bir hatıra… Yalnızlığımla… Gidiyorum. |
Yakamozlu Hayat Dejavudur zamanın adı Ruhum kayıptır Bir köstebek yuvasında Her yer tanıdık gelir oysa Kendimden başka Yakarım bir cigara Paket aynı paket İçen başkasıdır oysa Ölsem derim Ah be ölsem derim Toprak almaz beni Ölemem ben Derken Yaşlı bir balıkçı olurum Yakamoz avlayan Heykelli havuzun başında... Yakamozlar tanıdık ama Tutan başka...tutan başka... |
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin Zaman kadındır İster ki Hep okşansın diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın Bu mavi çanaklarda kan gibi durdurulmuş zamanın işkencesi Ah bu daha beter işkence hiç mi giderilmemiş istekten Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini Daha beter seni kaçak Seni yabancı bilmekten Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan Tanrım ne ağırdır sözcükler Asıl demek istediğim bu Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim Sen ki benim saat-şakağımda vurursun Boğulurum soluk alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz Dudağımda bir dilenen zavallı Acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında İşte bunun için diyorum ikide birde seni seviyorum sözünü Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristalini Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar Sana büyük bir sır söyleyeceğim Bilmem ben Sana benzeyen zamandan söz açmayı Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm Tıpkı uzun bir süre garda El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşamüzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim Louis Aragon |
GÖLGE AŞKLAR KUARTETİ Gün döndü sevda yüklü kanatlara Döküldü tan kuşku sürgünlerine… Bir sevda yankılanır hazan düşlerimde Rüzgar yalarcasına geçer kıraçlarımı Dönemeçlerimde giz sevdalar Titremelerle girilmiş koyunlarda şüphelerim Bilirim ki Aşk ötesidir uzanışlarım… Dolunay ürküsü nazarların Gölge aşklar kuarteti misali Yoksul davul vuruşlarıyla Damla damla hazana dönüşen aşk Gecenin sabaha selamı gibi Baharda çiçek olur konfetiler Kamelyalarım sarar sevda sürgünlerini Manolya beyazlarında erer sukûta Bu sevda Açılan ellerin restidir… Anarken şiir düşlerin oylumlarını Pusulada mealsiz belli belirsiz sapmalar Kuzey güney med cezirlerinin Esaret ateşinde yalnızlıklar. Çıkarırım tüm senfonilerden Fa diyez yakarışları Bilesin… Aşk Sadece aşk olmalı Ataklarında vurgulu sazlar suskun Ortada sadece kemane dansları salınmalı Ay ağlamaklı Yürek yitik Sevda başıboş dalyanlarda Havaysa aşka dönük… Suyu ısınmış sazların Titrek bam tellerinde örtülü sevdalar Rakkas kıvrımlarında ayın dördü Ebem kuşakları yıkmakta horonu Dersin Gecenin dönümü ayrılık Sabah hasrete vuslat Dersin Bir gece uzantısı sevişmelerin Yaprak sesleri akmış bahar gözlerine Yüreği hala tutsak kuşku sürgünlerimin … |
"İnce saz gaydalarında salınır ceren Sanırsın zülufdur mehtab sargısı" Sarsak uzantılarında sevişgen hülyaların Benzemez çavlan dökülüşleriyle İhtişamın aksettiği hisar burçlarına dökülen Yalnızlığın ağır aksak öykünme semaisidir. Has ağalar korusada Harem efsunlarını Nice kanlar aklanır göbek taşlarında Cariye düşlerine sığınmış saltanat davulları Ölgün yel esintileri olur sultan boylarının Kös dinlediğinde sessizlik aşıklısı zaman Dert ürer flamengoların hüzün taradlarında Süzüldüğünde reçineler bahar uçurtmalarına Asuda şevk olur bab-ı hümayun entrikaları Çığlıklar kazınırken Kanlıca kıvrımlarına Bir aşk ateşi sarar erguvan dizinlerini Tarihin hazanlarına saklı eylulsel dokuntular Sadağından sıyrılmış delişmen gergef işlemeleri olur Nazarı ValideSultan vari tarasada arşıl cihanı Nurbahar Hatun döküntüsü gözyaşları sarar gülizarı “Tiz” vurulan başlar garabetindeki son darağaçları Ergenlik bilmez Padişah fetvalarına mühürdar olur Rastık çekilmiş sabahların kör ayazlarına sarılan Gece yadigarı öfke titremeleridir Dolunay yayıldığında katre katre benliğine Çariçeler hülyalanır Uralların sarp zirvelerinde Umultusu; süregelen karadeniz çırpınışları olsa da Nihayeti; Dramanın aşılamayacak dar köprülerinde Sevdanın çözülemeyecek kördüğümleridir "İnce saz gaydalarında salınır ceren Sanırsın zülufdur mehtab sargısı" Sarsak uzantılarında sevişgen hülyaların Benzemez çavlan dökülüşleriyle İhtişamın aksettiği hisar burçlarına dökülen Yalnızlığın ağır aksak öykünme semaisidir. Has ağalar korusada Harem efsunlarını Nice kanlar aklanır göbek taşlarında Cariye düşlerine sığınmış saltanat davulları Ölgün yel esintileri olur sultan boylarının Kös dinlediğinde sessizlik aşıklısı zaman Dert ürer flamengoların hüzün taradlarında Süzüldüğünde reçineler bahar uçurtmalarına Asuda şevk olur bab-ı hümayun entrikaları Çığlıklar kazınırken Kanlıca kıvrımlarına Bir aşk ateşi sarar erguvan dizinlerini Tarihin hazanlarına saklı eylulsel dokuntular Sadağından sıyrılmış delişmen gergef işlemeleri olur Nazarı ValideSultan vari tarasada arşıl cihanı Nurbahar Hatun döküntüsü gözyaşları sarar gülizarı “Tiz” vurulan başlar garabetindeki son darağaçları Ergenlik bilmez Padişah fetvalarına mühürdar olur Rastık çekilmiş sabahların kör ayazlarına sarılan Gece yadigarı öfke titremeleridir Dolunay yayıldığında katre katre benliğine Çariçeler hülyalanır Uralların sarp zirvelerinde Umultusu; süregelen karadeniz çırpınışları olsa da Nihayeti; Dramanın aşılamayacak dar köprülerinde Sevdanın çözülemeyecek kördüğümleridir |
Canım... Dün seni düşündüm de yine... Canım; ………………………………………… Bana tanımadığım o şehirde neler yaptığından bahset biraz. O şehri hiç tanımıyorum, fakat zaman zaman sevmediğimi düşünüyorum. Hayır, sevmemem kötü havasından değil.Çünkü sana benden daha yakın diye düşündüğümden. Evet komik belki bu kıskançlık, ama onu kıskanıyorum doğrusu. Her şeyinle, neşen ve umudunla, bakışın ve gülüşünle oradasın, onun bilmediğim kim bilir nerelerinde… Buna hiç de hakkı yok, çünkü benim ihtiyacım sana ondan daha çok... Sanki bir mektup ve bekleyişten, Başka bir şey değil hayat. Fakat biliyorum, bu kadar değil… Çünkü gördüm, Gözlerinde gördüm, Bir sevinç, bir gülüş, bir çığlık ve… Daha öte bir şeydi o… Biliyorum bir gün, Sen geldiğin zaman, Her şey bir başka olacak, Bir başka olacak bu şehir, Ve bir başka olacak gece, Başka bir türlü parlatacak, Lacivert yelelerini körfez. Sokaklar, insanlar, ağaçlar, Her şey bir başka olacak. Çünkü; Bu şehirde her şeyden başka, “Sen” olacaksın… Sevincin ve umutlarınla. Biliyorum… Sen geldiğin zaman, Her şey bir başka olacak. İşte aynı gecede yazdığım bir şiir, Sen’ den Sana bir şeyler anlatmaya çalışan, ve benden yana öğrendiklerine bir şey daha ekleniyor. Ben böyle ara sıra şiir de yazarım, bilmem beğendin mi?... |
O An O akşam gözlerimi alamadım senden Hasretle tüten yıllara inat Anlatmak zor geldi duygularımı,korktum Sensiz geçen sabahları hayra yordum Güneş kadar sıcaktın o an Kar tanesi kadar berrak Yağmur kadar saf ve temizdin o an .... Mutluluğun ve sevginin resmini çizen ressam olmak istedim o an öyle güzeldin ki fırçalara hükmedemedim Gözlerimde renk,kulağımda tatlı bir sestin o an .... Gülleri düşündüm hepsi güzel ne çare; Sen,daha güzeldin o an ve her an Gözlerine tutulmuştum,sözlerine vurulmuştum Huzurluydum gözlerine baktığım zaman Sen,okuyup da bitiremeyeceğim roman Sen,eşi benzeri olmayan güzelliktin O AN... |
| Saat: 07:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık